Elektrik Mühendisliği · Sayı 355 · Mayıs 1988

MÜHENDİSLİK AHLAKI

Ahmet İnam

Mühendislik mesleği, meslek hakları ve istihdam Görüş ve değerlendirme

Yıl
1988
Sayfa
4
Okuma süresi
13 dk
Görüntülenme
0

Konu

Mühendislik mesleği, meslek hakları ve istihdam

İlgili: Bilim, teknoloji ve meslek tarihi

Anahtar kelimeler

  • mühendislik ahlakı
  • meslek etiği
  • ODTÜ
  • yaşama biçimi
  • bilgi ahlakı
  • mühendislik tarihi

Özet

ODTÜ Felsefe Bölümü'nden Ahmet İnam, mühendisin bir mesleğin üyesi olarak yaşama biçimini ahlak felsefesi açısından sorguluyor; eylem ahlakı, bilgi ahlakı kavramlarını tartışıp mühendislik mesleğinin tarihsel gelişimini ve toplumdaki dört temel işlevini ele alıyor.

Tam metin

Metin PDF'ten otomatik çıkarılmıştır; tablo, şekil ve formüller eksik ya da hatalı olabilir. Özgün dizgi için PDF'e bakın.

Mühendisin Y aşama Biçimini Bir Sorgulama Denemesi

Ahmet İNAM ODTÜ Felsefe Bölümü

GİRİŞ

Yaşamanın sorgulanması gerekiyor. Daha incelmiş, da ha niteliği yüksek, daha kuşatıcı, onurlu, yetesiye du yumsanarak hakedilebilmesi için. Kuramsal bir "vıdı vıdı" için değil, dangalakça bir avunma için hele, hiç değil. Kendimizi daha anlaşılır kılacak, içinde bulunduğumuz topluluğu, toplumları, yaşadığımız dünyayı, bu dünyada ki yerimizi bulmaya yol açacak, bu anlayışımızı ve yeri mizi sarsıp, bizi daha iyiye götürecek, yaşamanın bitmez tükenmez devinimiyle birlikte yürüyen bir sorgulama. Mesleğimiz de yaşamamızın bir bölümü. Mühendissek (iş başında olan, etkin, alanında araştırma yapma yetene ğini henüz yitirmemiş, ele aldığı güçlüklerin üstüne üstü ne gidebilen, onlara çözüm getirebilen mühendis, yaşa ması mühendis olan bir mühendis), bir mühendis olarak yaşamamızın sorgulanması bir anlamıyla mühendislik ahlakı içine giriyor. Mesleğimizin ahlakına(1) ilişkin temel sorulardan bazıları şunlar: "Bir mühendis ya da mühen disler olarak, nasıl yaşamalıyım? Nasıl yaşamalıyız? Na sıl bir kişi olarak, nasıl bir dünyayı gözeterek yaşamalı yım? Yaşamalıyız?"

Dikkat edilirse, "meslek ahlakı" anlayışım, o mesleği top lumdaki işlevinden, içinde bulunduğu kültürün, zaman diliminin, tarihin etkilerinden yalıtıp, gökten inen kurallar ya da ilkeler olarak, bir deus ex machina gibi değil de, o mesleğin üyesi olan kişilerin dünyalarını hiçe saymayan, mesleğin kendi özel çalışma alanı ya da pratiği gereği ortaya çıkmış iç sorunlarla, mesleğin diğer mesleklerle, toplumdaki diğer kurumlarla olan bağlarını gözardı etme yen, dış sorunlarla haşır neşir, sorgulamalarla devingen, can alıcı noktaların saptanıp, kuramsal temellerin araş tırılmasıyla belli bir kurumsal derinliğe sahip, diğer anla yışlarla hesaplaşmasını yapabilen bir anlayış olmaya çalışıyor.

Bu yazıda, mühendislik ahlakının yalnızca "yaşama biçi mi sorgulanması" konusu üstünde duracağım. Bu amaç la, önce, genel olarak 'ahlak'dan ne anladığımı, bu yazı nın bağlamı içinde, fazlaca ayrıntıya gitmeden, kimi nok taları vurgulayarak açıklayacağım. Sonra, mühendisin

• Bu ytzı. 15 Man 1988de, ODTÜ Elektronik ve Bilim Topluluğu Seminerlerinden birinde yaptığım konuşmadan sonra yazıldı. Seminere katılıp, görüşlerimi eleştiren tüm arkadaşlara teşekkür ederim.

çalışma alanının genel yapısından yola çıkarak, bu mes leğin ahlaka ilişkin özelliklerinden, sorgulama biçimlerin den söz edeceğim. Yazım, bu sorgulamanın bizi götüre bileceği çeşitli anlayışlardan bazılarının tartışmasıyla sona erecek.

AHLAK

Ahlakın alanı, insan eylemlerinin oluşturduğu bir alan. Herhangi psiko fizyo nörolojik davranışın eylem kılığına bürünmesi, onun toplum içinde, bir iletişim ve etkileşim süreci içinde anlam kazanmasıyla gerçekleşiyor. Ahlak alanı, bireylerin eylemlerini etkileyen toplumsal (ekono mik) etkenlerin, düşüncelerin tavırların alanıdır. Bu an lamda, eyleyen bireyin ahlakça yargılanabilmesi, onun kişi olarak, bir bütünlüğünün olduğunun varsayımıyla ilgilidir. Eylemlerimiz, toplum içindeki kişiliğimizin, bu kişiliği oluşturan (iç) dünyalarımızın (bu kavramın tartışıl masını başka yazılarıma bırakıyorum.) dışlaşması olarak görülebilir. Kişiler arası eylemler, belli dış kurallar ve de ğerler çerçevesinde gerçekleşir. Bu kurallar ve değerler, değişmez, bozulmaz değillerdir. Bir ölçüye dek, kişisel yorumlara da izin verirler. Kişisel ve toplumsal çabayla, toplumun kurumlarının, yapısının, siyasal ve ekonomik işleyişinin değiştirilmesiyle değişebilirler.

Kişiler eylemlerini belli durumlarda gerçekleştirirler. Du rumlar, belli düşünsel etkiler (tarihsel, kültürel) altında dır. Durumun bu boyutuna ortam diyorum. Bunun yanın da, eylemin içinde yer aldığı durumlar, fiziksel, biyolojik, ekonomik, coğrafik, toplumsal özelliklere de sahiptir. Buna da çevre diyorum. Eylemde bulunan kişi, bulundu ğu durumda, değişen ölçülerde, mikro, mezo, makro top luluklar içindedir. Örnek: Bir mühendis, eylemleriyle, mü hendislik ahlakı açısından, mikro düzeyde, meslekdaşla rının oluşturduğu bir topluluktadır. Mezo düzeyde, mes leğini yürüttüğü toplum, toplumlar içindedir. (Örneğin, Türk Toplumu). Yine, mühendis, makro planda, en geniş anlamıyla, insan toplumu içindedir, dünya vatandaşıdır. Bu, boyutları değişen farklı topluluklarda o, topluluk için deki üyelik özelliğine göre, eylemlerini gerçekleştirdiği topluluğun kurallarına tavır alır. Onları içselleştirir. Ken dinin kılar. Içselleştirme, benimseme ya da karşı çıkma, ilgisiz, kayıtsız kalma ya da sahiplenme biçiminde ola bilir. Mühendis, bu değişik tutumlarına göre, içinde yer aldığı topluluğun yaşayışında bulunur, yaşayışına katılır ya da bağlanır. Bütün bu tavırlar, onda, bir sorumluluk (ya da sorumsuzluk) bilinci, toplumsal bilinç (vicdan) oluşturur. Farkına vardığı ya da varamadığı belli ahlak görüşleri geliştirir. Eyleyen kişinin, değişik seçenekler karşısında, seçmelerini yaparken dayandığı ahlaksal kimlik ortaya çıkar.

Ahlaksal kural ve değerlerin kurumlaşıp, yasalaşması hukukun alanına girer. Yine, eylemlerin yer aldığı toplu lukların yönetilmesi, denetlenmesi, biçimlendirilmesi, de ğiştirilmesi, belli güçlerin, güç odaklarının işidir. Burada, kişi, siyasal alanının içindedir. Eylemleri, değişik boyut lar içeren ahlak alanından, hukuksal ve siyasal alana uzanır. Aslında, salt soyutlama amacıyla yaptığımız bu ayırım içinde bu alanlar birbirlerinden kolay kolay ayrı lamaz, içice işleyişlerini sürdürürler.

Eylemin oluştuğu en küçük birim durumdur, demiştik. Durumlar, eyleyen kişiler için, bulunulan toplulukları da işin içine kattığımızda, zaman içinde bir bütünlük taşırlar: Kişinin yaşama biçimlerini oluştururlar. Aynı kişi, eylem leriyle, bir mühendis, bir eş, bir dost, bir vatandaş, bir anne, bir şair... olarak farklı yaşama biçimlerinde eyle yebilir. Değişik yaşama biçimlari, o kişinin ahlaksal kimli ğinin bütünlüğünü, tarihini belirler.

Buraya dek, yalnızca eylem ahlakı üstünde durduk. Oy sa, edindiği deneyimleri, sorunlarının çözümlerinde kulla nılanabilmesi açısından, mühendis için bilgi de önemlidir. Bilgi ahlakından da söz edebiliriz. Bilgi ahlakı, oldukça çetin bir konu olarak görünüyor. Bu yazı çerçevesinde, bu konuda şunları söyleyebilirim: Bilgi ahlakı, bilginin yaşama biçimleri içinde kullanımıyla ilgilidir; bir açıdan. Bilgiyle, bilginin yaşamamızdaki ilişkisi üstüne ilişkiler ağını kapsamına alır. Bilgiyi, nasıl bir toplum, hangi insa nî amaçlar için, ne adına, kimin hizmetinde,nasıl kullana cağım? Bilgi ile ahlaksal kişiliğim arasındaki bağ nedir? Örneğin, bilgi beceri eksikliği, salt bilgisizlik midir yoksa 'ahlaksızlık' olarak da görülebilir mi? Bilgi ve becerisini geliştirebilecek olanaklara sahip olduğu halde, bu konu da hiçbir sorumluluk duymayan biri, ahlak açısından da sorumlu değil midir? Unutmayalım: Bilgi, salt kuramsal, düşünsel boyutları olan bir insan ürünü değildir. Mikro, mezo, makro düzeyde, dünyaya, topluma, içinde bulun duğumuz mesle topluluğunda, insan yaşayışı, yaşama biçimleri üstünde doğrudan ya da dolaylı etkisi vardır. Bu açıdan, mühendislik ahlakı, salt eylem ahlakıyla sınırlı olmayacaktır.

Bir de, eylem ve bilgilerimizin kullanılma tarzları üstünde birkaç noktayı belirlemek istiyorum. Eylemlerimizin ya da bilgiyi kullanışımızın kendi içinde, bizim onları anlamlan dırmamızla ilgili bir özelliği var. Buna iç özellik diyelim. Bir konunun bilgisinin edinilme çabası, kendi iç özelliği (iç özellik, bir soyutlamadır, ama eylemi anlamamıza yar dımcı olan bir soyutlama) vardır. Bilgiyi, o bilgiden zevk alarak, salt o bilginin peşinde olarak, bilgiyi diğer alan larla bütünlemeye çalışarak edinebilsin. Bu tavrında, başkaları için, bilginin çok dışında, örneğin salt bir ün sahibi olmak, salt rakip saydığım insanları geçmek için, dış özelliği açısından kullanmıyorum. Bilgi benim ahlak sal kimliğimde bir parçalanma yaratmıyor; bir yama gibi durmuyor. Kimliğimi bütünlüyor. İşte ahlak açısından eylem ve bilgi kullanımıyla, kişiliğimize ve ahlaksal kimli ğimize katkısı, sorgulanacak yaşama biçimi için görmez likten gelinemeyecek önemli noktalar olarak görünüyor. Anlattıklarıma karşı çıkışlardan biri de şu olabilir: Biz bunca noktayı sorgulamaya kalktığımızda, yaşamaya, eylemeye nasıl vakit bulacağız? Boyuna kendini irdele yen insan, nasıl olanca doğallığı içinde yaşayışını sürdü rebilecek?

İlk elde verilebilecek yanıt: Sözü edilen noktaları göz önüne alan bir ahlaksal sorgulama yaşamadan kopuk değil ki, ayrıca bunun için zaman harcamış olalım. Eyler ken sorguluyoruz zaten. Sorgulamasını içinde taşıyan bir yaşama içindeyiz. Önce yaşa, sonra sorgula, ya da, sorgula sonra yaşa demiyoruz. Öyle yaşa ki, sorgula

ması içinde olsun, diyoruz. Bunun nasıl başarılabileceği, büyük ölçüde, kişinin kendi yaşama gücüne kalıyor.

Oldukça genel, bir bakıma, üstünkörü çizgileriyle çizdi ğim "ahlak" alanı, mühendisin yaşayışının sorgulanması için yeterlidir sanıyorum. Şimdili'<, belirsiz gibi görülen noktalar.mühendislik mesleğinin kimi özelliklerinin vur gulanmasından sonra, umarım daha aydınlık olacaktır.

MÜHENDİSLİK

Mühendislik mesleğinin tarihi, Mısır hiyerogliflerine dek götürülebilir. M.Ö. 2800'lerde "çalışanların başfndan söz ediliyor. Belki, bir anlamıyla bu, o zamanın mühendisi, mimarı ya da mütahitiydi. M.S. 200'de, Latin tarihçisi Tertullian, bir savaş aracı olan mancınığı bulan yaratıcı dahiyi, ingenium\i ilgi konusu yapıyor. M.S. 1000 1200 tarihlerinde, ingeniator (in gignere'den geliyor, yaratan bulan, üreten anlamında) sözü, savaş araçları oluşturan, siperler yapan insan anlamında kullanılıyor. Mesleğin ortaya çıkışı, örgütlenmesi 17. yüzyılın sonlarından baş layarak etkinlik kazanıyor. 1672'de Fransa'da 14. Luis' nin Corps du Gânie'si, mühendislik mesleğinin çekirde ğini oluşturuyor, Batıda, yine aynı ülkede, 1716'da Fransız Ulusal Karayolları Bölümü kuruluyor. Gelişmeler, Royal Societyh'm 1660'da kurulmasından sonra, İngil tere'de de aşağı yukarı aynı tarihlerde benzeri gelişmeler gösteriyor. Bilebiidiğimce ilk mühendislik kuruluşu, 1818' de inşaat mühendislerinin(3). Mesleğin gelişmesi, 19. yüzyıldan bu yana olanca hızıyla sürüp gidiyor(4).

Ülkemizde ilk mühendislik çalışmaları, 1773'de Mühen dishane i Bahr i Hümayun ve 1795 96'da Mühendishane i Beır i Hümayun ile kurumlaşıyor. Amaç askerî yenil gilerin önlenmesi, ordunun teknik açıdan güçlenmesidir. Türk tarihi açısından, tıbbın ve mühendisliğin askerî kökenli oluşu, oldukça düşündürücüdür, yine, "hendese" (geometri) sözünden türetilmiş mühendis, hendese bilen anlamındadır. Batıdaki 'dahi', 'mucit' ile karşılaştırıldığın da, bizim "mühendisliği", yerleşik geometri bilgisiyle baş

Felsefe Temel İnançlar

İdeoloji Metafizik Dünya Görüşü

Kuramsal Doğa Bilimi

Kuramsal Mühendislik

Bilgisi

Mühendislik

Pratiği Bilgisi 44

Mühendislik Uygulamalarının

Yaşamdaki Yansımaları

Şekil I. Mühendislik Pratiği Zinciri.

tatmamız, Osmanlı'nın mühendisliği nasıl algıladığı konu sunda bir ipucu olabilir mi? Belki de bu "mühendis" söz cüğünü düzeltmek gerekiyor: Mühendis salt geometri bilen bir uygulayıcı olmamalı.

Mühendisin toplum ve kültür içindeki yerini belli başlı dört noktada özetleyebilirim:

1. Mühendis, doğal çevrenin oluşturduğu sorunlarla başetmeye çalışır. Bu çevreyi düzenler, insan yaşamına kolaylaştırmaya, niteliğini yükseltici bir biçime sokmaya çalışır. (Örneğin, yaptığı barajlar, yollar ve yapılarla) Do ğal çevrenin değiştirilmiş, insana mal edilmiş biçimini de düzeltme, geliştirme işini yüklenir.

2. Toplumsal çevreyi, örneğin kent yaşamını, insan için yaşanır bir hale getirmeye çabalar. (Sağlık, iletişim, çev re mühendisliği gibi).

3. İnsan bireyinin biyolojik, psikolojik, genetik özellikle rini araştırma, düzenleme, değiştirme, kolaylaştırma işini üstlenir. (Gen mühendisliği, bilgisayar mühendisliği, ya pay zeka (artilicial intelligence) gibi.)

4. Evreni ve insanı anlamaya çalışan kuramsal bilimin çalışmalarına katkıda bulunur. (Bilimsel deney araç ve gereçlerinin oluşturulması gibi.)

Zaman zaman en kuramsal, en duygusal, en şiirsel görü nen bir sorun bile mühendisliğin çalışmalarından yararla nabilir. Örneğin, insanın bilgisel yapısının, bilinçaltının, algılama mekanizmasının çözümüne katkıda bulunabilir. Abartma değil şimdi söyleyeceğim: Dünyayı insan için daha yaşanır kılacak bütün çabalara, ilkece, katkıda bulunabilir mühendis. (Kuramsal ekonomi araştırmalarına da!) Geleceğin dünyasının oluşumunda mühendisin çok önemli bir yeri olacağı bana çok açık görünüyor. İşte, bundan dolayı, mühendisin sorumluluğu çok büyük. İşte bundan dolayı, mühendis nasıl bir dünyada, ne adına, nasıl bir insan olarak yaşadığını sorgulamak zorunda. "Gözlerini kapayıp, vazifesini yapamaz" yalnızca. Göre vini yapar ama gözlerini dört açarak. İnsanlığın ulaştığı şu kültür aşamasında, mühendisin omuzundaki yük oldukça ağırdır. İşte, ahlaksal sorgulama en azından bu yükün ne olduğunun anlaşılmasına yarayacaktır.

V'de, mühendis, sezgileri, becerisi, olanca etkinliği ile, mesleğinin uygulama alanı içindedir. İşinin başındadır. Halis mühendislik çalışması buradadır, denebilir. Yalnız, bu alan, özellikle, proje çalışmaları için, IV'e, IM'e, hatta ll'ye dek uzanabilir. I ise, bütün bu mühendislik çalış malarında farkında olarak ya da olmayarak kullandığımız inançlarımızı, dünya görüşlerimizi, bunların sorgulama sını içerir. (Buradaki "felsefe", dünya görüşü, metafizik, ideoloji ve temel inançları sorgulayan bir çaba olarak geçiyor.) VI, mühendislik çalışmasının insan ve toplumla ilgili boyutudur. Kutular ve daireler arasındaki çizgiler, bu alanlar arasındaki (çift yönlü) bağlantıyı gösteriyor. I, II ve lll'ü... etkileyebildiği gibi, tersi de olabilir. Şekil I bize, mühendislik etkinliğinin sorgulanmasında dikkat etme miz gereken noktaları da gösteriyor.

Öyleyse, şekil 2'deki tablo yardımıyla sorgulanmayı şematik kılabiliriz.

Micro A

Mezo B

Makro C

I

V

SORGULAMA

Sorgulanacak olan nedir? Mühendisin herhangi bir insan olarak eylemleri, bilgisi, bilgisinin dayandığı ilkeler, dün ya görüşü, kararlan, oluşturduğu ürünler, mühendislik pratiğinin kendisi... Mühendislik pratiği, bu pratiğin kültür ve yaşama içindeki yeri aşağıdaki gibi bir çizelgeyle özetlenebilir.

VI

Şekil 2. Mühendislik Ahlakının Sorgulanma Aşamasını Gösterir Bir Tablo Taslağı. (Her mühendis, baş kutuları kendi dolduracaktır!)

Örneğin, I A'daki kutuyu alalım. Bu aşamada neyi sorgu layacağız? I, mühendislik çalışmasının dayandığı temel görüşleri, bunların en geniş ve en derin kuramsal temel lerini oluşturuyordu. A (mikro boyut) ise, mühendisler topluluğu demekti. Mühendislerin kendi iç topluluğunda, herhangi bir sorun karşısında aldıkları kararlar, oluştur dukları ürünler, gerçekleştirdikleri eylemler ve bilgi uygu lamalarında, ahlak açısından bağlı oldukları değerlerin, kuralların (normların), bu değerlerin değerlendirilmelerinin sorgulanması. Diyelim ki, belli bir fabrikada, on kişilik mühendis grubunun mühendislik pratiği, kararları ve ürünleri açısından, kendi aralarındaki ilişkiler nelerdir? Neden aldıkları kararları, ürettikleri ürünleri, bilgi uygula malarını böyle gerçekleştiriyorlar? Temelde, nelere inanı yorlar? İnançlarına uygun davranıyorlar mı? Kime, ne adına, nasıl hizmet ediyorlar?

Bütün bu sorgulamalarda, belli ölçütlerle çalışırız, ölçüt leri sorgulayan insanın da belli ölçütleri, görüşleri vardır. Ne demekse o, tarafsız bir sorgulama olanaklı değildir. Çünkü, ölçütsüz sorgulama yapılamaz. Kendi kendimizi sorgulayabileceğimiz gibi, başkalarını da sorgulayabi liriz. Sağlıklı sorgulama, düşünsel ve bilgisel özürün en aza indirgenmeye çalışıldığı sorgulamadır. Sorguladığı mız alanın bilgisine, bu bilginin kuramsal temellerine eriş meye çalışmalı, bunları açık açık söylemeliyiz. Sorgu . lama ahlakı açısından acıklı ve içtenlik, niyetin ve dünya görüşünün, dayanılan ölçütlerin önceden ya da soruşturma sırasında saklanılmadan, kılık değiştirmeden söylenmesini gerekli kılar. (Bu da kendini tanımaya ça lışan bir insan için son derece zordur. Bilgi, iyi niyet, içtenlik, cesaret ve kendine güven ister.)

Şekil 2'de 18 ayrı sorgulama alanı olduğu görülüyor. Her bir alanın kendi içinde daha ayrıntılı bölümlemeler de yapılabilir. Bütün bu sorgulamalarda hedef, tekrar tekrar söylüyorum mesleğin ıslahı, meslektekilerin, kültür için de, kültürün diğer alanlarıyla, yaşamalarıyla en yoğun biçimde etkileşime geçebilmelerinin, geleceğin dünyası nın oluşturulmasında anlamlı katkıyı yapabilmelerinin sağlanmasıdır.

Bunun için kuramsal bağlamda, yapılacak işlerin başın da, mühendisliğin, kültür içinde, tarih içinde ve toplum daki yerinjn sürekli tartışılmasıdır. Mühendis odalarına, üniversitelere, mühendislikle ilgili toplumbilimcilere bura da epey iş düşüyor. Bu arada, mühendislik eğitiminde, gerek üniversite içinde, gerekse üniversite sonrası iş başındaki çalışmaları sırasında, mühendislerin böylesi konuların tartışılmasına katılmalarını sağlamak, tez elden gerçekleştirilmesi gereken bir görev olarak görünüyor.

NOTLAR

1 Meslek ahlakı, tarihsel olarak lonca örgütlerinde, ör neğin Ahilikte olduğu gibi, dinsel kökenli izler taşıyor. (Bu konuda, özellikle "ekonomi ahlakı" açısından, Sabri

F. Ülgener'in iki kitabına bakılabilir: Zihniyet ve Din: islam, Tasavvuf ve Çözülme Devri iktisat Ahlakı, Der Yayınları, 1981; iktisadi Çözülmenin Ahlak ve Zihniyet

Dünyası, Der Yayınları, 1981. Benim buradaki 'ahlak' anlayışım değişik açılardan Ülgener'den farklı.) Meslek ahlakı, özellikle son on yılda, ahlak alanında çalışan fel sefecilerin üzerinde durdukları bir konu. Ahlak sorunları artık, toplum içinde, somut etkileri, çevremizi, kültür ortamımızı belirlemede önemli yeri olan mesleklerin, tek nolojik uygulamaların, tıbbın ahlak sorunları üzerinde yoğunlaşıyor. Somut sorunlarla ilk bakışta ilgisi yokmuş gibi görünen, formalist, kuralcı, haddini aşan genelleme lere dayalı ahlak anlayışından uzaklaşmaya çalışan araş tırmalar yapılabiliyor. Bu yazımda, özellikle, Türk kültürü ve toplumu içinde bir insan olarak mühendisin, meslek ahlakını kendi felsefe ve ahlak anlayışım içinde, çok ge nel çizgilerle sorgulama örneğini vereceğim.

2. Yalnızca meslek ahlakım Türk kültürünün bütünlüğü içinde ele aldığımızda, sorgulamanın değil, çözüm yollan önerilerinin daha önemli olduğu ileri sürülebilir. Türkiye' de de yapılanın daha çok, sadece aksaklıkların gösteril mesi, işleyişin eleştirilmesi, daha iyi işleyişin kuramının yapılmaması, bundan özellikle kaçınılması olduğu söyle nebilir. Bir açıdan katıldığım bir saptama bu. Yalnız, çözüm yolları ortaya atacak kuramların oluşturulması, ol dukça çok boyutlu, yeterince aydınlatıcı olmadıkları anla şılmış, alışılagelmiş görüşlerin sarsılabilmesi için, bizi yaratıcılığa götürecek sorgulama çabasınm küçümsenme mesi gerekiyor.

3. Bkz. A Social History of Engineering, W. H. G. Armytage, The MİT Press, Cambridge, Massachusetts, 1961.

4. Mühendisler, kendi mesleklerinin tarihi ve toplumsal kaynağıyla; yanılmıyorsam, mimarlar kadar ilgilenmiyor lar. Mimarlar, kendi çalışma alanlarının, mesleklerinin psikolojik, sosyolojik, tarihsel, felsefî boyutlarını, belki de gereğinden çok abartılı bir biçimde kurcalamaya yatkın görünüyorlar. Mühendislerin yaşama bakışlarının kültürel zenginlik içinde olması gerektiğini savunan S. C. Flor man'ın iki kitabını anayım burada: Engineering and the Liberal Arts, Mc Graw Hill, New York, 1968 ve The Existential Pleasures of Engineering, St. Martin's Press, New York, 1976. Özellikle. 1976'daki kitabında, Flor man, dünyayı değiştirmeye çalışan bir "peygamber mü hendis"den söz ediyor. S. 127'de şöyle diyor: "Bak maki naya, göze ne denli hoş görünüyor". Bana kalırsa, Flor man, andını andığım ijk kitabıyla mühendislere kültür dersi vermeye kalkan bir "muallim" havasında, sanki mühendisleri "evcilleştirmeye" çalışıyor. Beylik ansiklo pedik bilgiler sunuyor, mühendislere: "Biraz yontulun" der gibi. ikinci kitabı biraz daha incelmiş, bir felsefî tutumla, varoluşçu açıdan bir mühendislik yorumu getir meye çalışıyor. Bu konularda pek düşünmemiş mühendis için, kitap aydınlatıcı olabilirse de yeterli genişlik ve derinliği ulaşmamış görünüyor.

Elime geçen mühendislik ahlakı üstüne meslekten bir mühendisin yazdığı kitaba gelince: Mantell, Ethics and Professionalism in Engineering, Collier Mac Millan, London, 1964, bu kitap da alışılmış, yürürlükte bir ahlak felsefesini pek kurcalamadan yola çıktığı için, pek doyurucu görünmüyor.

Benim ulaşamadığım kaynaklar arasında, mühendislik ahlakını ve felsefesini olanca zenginliği ve derinliği ile işleyen yazıların bulunabileceğini umuyorum.