Elektrik Mühendisliği · Sayı 355 · Mayıs 1988

BİLGİSAYAR VE İŞSİZLİK

Semih Bilgen

Toplum, demokrasi ve emek Görüş ve değerlendirme

Yıl
1988
Sayfa
3
Okuma süresi
7 dk
Görüntülenme
0

Konu

Toplum, demokrasi ve emek

İlgili: Mühendislik mesleği, meslek hakları ve istihdam, Bilgisayar, yazılım ve internet

Anahtar kelimeler

  • teknolojik işsizlik
  • otomasyon
  • robot teknolojisi
  • işgücü fazlası
  • ILO
  • sermaye-emek paylaşımı

Özet

Yazar, bilgisayar ve robot teknolojilerinin işsizlik üzerindeki etkilerini tarihsel ve iktisadi bir perspektifle ele alarak, teknolojik işsizliğin kaçınılmaz bir sonuç olmadığını, ekonomik paylaşım ve pazarlık gücüne bağlı olduğunu savunuyor. İşsizliğin tanımı, tarihçesi ve dönemsel örneklerle desteklenen görüş, sendika ve toplumun sorumluluğuna dikkat çekiyor.

Tam metin

Metin PDF'ten otomatik çıkarılmıştır; tablo, şekil ve formüller eksik ya da hatalı olabilir. Özgün dizgi için PDF'e bakın.

Doç. Dr. Semih BİLGEN

1. GİRİŞ

Bir derginin [1] "2000 Yılında Bilgisayar" konulu araştır masında, istihdam ile ilgili sorulara, şu çok farklı yanıtlar alınmış: Bir profesör: "İş saatleri azalacak; çalışma biçimi değişecek; yeni iş kolları ortaya çıkacak." Bir yardımcı doçent: "Japonya'da işsizlik artmaktadır. Gele cekte işsizlik sigortası yaygınlaşabilecektir."

Bir doçent: "Yakın zamanda teknolojik işsizlik olmaz, daha ilerisi belli değil."

Aynı derginin bir başka sayısı da, Devlet Bakanı Adnan Kahveci'nin "otomasyon işsizliği artırmaz, azaltır. Ja ponya'da nüfus yaşlandığı için işçi bulunamıyor... Bunun için otomasyon ve robot kullanımına yöneliyorlar" [2] biçimindeki sözlerine yer veriyor. Öte yandan 1988 Ni san ayı içinde kendisiyle görüştüğümüz bir sendikacı, bir banka şubesinin mekanizasyonu ile % 50"ye varan oran larda kadronun açığa çıkabildiğini, başka bir deyişle aynı işin yarı yarıya daha az memurla yapılabildiğini belirtti. Yine işçi kesiminden bir yetkili, bilgisayar teknobjisinin "işçilerin çalışma yerlerini kaybetme tehlikesini" [3] doğurduğundan söz etmiştir.

İngiliz tezgahtarlar sendikasının tutuculuğuyla tanınan genel sekreteri Bili Whetley ise 1983 yılında patronların "yeni teknolojinin işsizlik yaratmadığını söyleyebilmek için çok önceden, ekonomik güçlük bahanesiyle işçi çıkardığı"nı [4] savunmuştur.

Görülüyor ki bilgisayar teknolojisinin işsizlik üzerindeki etkisi konusunda, ciddiye alınması gereken çeşitli kay naklar, farklı görüşler öne sürmektedirler.

Bu yazının amacı, genelde teknolojik ilerlemenin, özelde

de bilgisayar teknolojisinin işsizlik üzerindeki etkilerini kısaca irdelemektir.

2. İŞSİZLİK

Uluslararası Çalışma Örgütü (ILO), "işsiz" nitelemesinin, şu üç koşulun geçerliliğine bağlı olduğunu kabul etmek tedir:

i) Kişinin ücretli bir işte çalışmıyor olması;

ii) Kişinin ücretli bir iş arıyor olması;

iii) Kişinin ücretli bir iş bulduğu anda çalışmaya başlaya bilecek olması.

Bu koşullar, doğal olarak, örneğin yılın 8 ayını köy kah vesinde oturarak geçiren tarım işçisini ya da 9 5 mesai sini spor toto kuponu başında değerlendiren devlet memurunu kapsam dışı bırakmakta, dilenci, değnekçi, çığırtkan, vb. meslek erbabını işsiz saymamaktadır.

Türkiye'de bu tanıma giren kişilerin İş ve İşçi Bulma Ku rumu'na başvurmuş olanlar arasından seçilmesi ülkemiz koşullarında gerçekçi sayılmayacağından Devlet Planla ma Teşkilatı'nın görece karmaşık biçimde hesapladığı "işgücü fazlası" rakamları, yurtiçi ve dışında Türkiye'nin işsizlik göstergeleri olarak kabul edilmektedir. Tarım dışı işgücü fazlası, 1977'de % 12,2, 1982'de % 18,2, 1987*de % 12 olarak verilmekte [5], 1988 için ise % 13 düzeyinde olacağı öngörülmektedir [6].

Yakın geçmişe ilişkin Türkiye dışı rakamlara birkaç örnek olarak 1982 yılında ABD'de Michigan eyaletinde işsizliğin % 17Vi bulmasıyla eyalet düzeyinde "açlık" ilan edilmesi; aynı yıl Minnesota'da tüm maden ocaklarının kapatıl

* Bu yazı ODTÜ Elektrik ve Elektronik Mühendisliği Bölümünde, 2 Haziran 1988 günü OOTÛ Elektronik ve Bilim Topluluğu tarafından düzenlenmiş bir seminerin notlarından derlenmiştir.

masıyla işsizliğin % 9û'a fırlaması; ILO verilerine göre 1975'te azgelişmiş ülkelerdeki çalışabilir nüfusun % 25'inin işsiz olduğu; 1980'de AET ortalaması % 6 olan işsizliğin, 1982'de % 11 düzeyine sıçradığı verilebilir [5]. Bu noktada, işsizliğin tarihçesine kısaca göz atmak ya rarlı olacaktır.

İşsizliğin geçmişi, ücretli çalışmanın geçmişine özdeştir. XVI. yüzyıl dolaylarında, kırsal alanda zanaatkarın ürününü düzenli olarak satın alan tüccarların ortaya çıktığı görülüyor. Dokuma, dericilik, tahta işçiliği, yağ üretimi, besin işleme, vb. alanlarda daha önceleri yerel gereksinimi karşılamak için üretim yapan zanaatkar, ser maye birikiminin başlamasıyla karşısında zengin tüccarı bulmuş tekelci alıcı, zaman içinde eve iş veren müteah hit rolünü de üstlenerek "işveren" kimliğine bürünmüştür (İşsizliğin tarihçesi konusunda kaynak olarak S. Sön mez'in kapsamlı çalışmasından yararlanılmıştır) [7].

XVIII. yüzyılda merkezi imalathanelerin oluşması ve kır dan kente göç olgusuyla "işsiz" nitelemesi, müteahhitin işini kapamamış kırsal üreticiden çok, bugün kullandığı mız anlamda iş arayanları anlatır olmuştur. Daha öncele rine ilişkin olarak kıtlık, kölelik, toprağını yitirme olgu larıyla birarada anılan "sefalet" bu dönemden sonra işsizliğin eşi olmuştur.

XIX. yüzyıl endüstrisinde işsizliğin yeri edebiyatta, re simde, iktisat tarihinde ve iktisat biliminde geniş olarak incelenmiştir. Bu dönemde işsizliğin yanı sıra, ücretli çalışanların, kadın ve çocuk işçilerin içinde bulunduğu koşullar da çeşitli kaynaklarda geniş olarak tartışılmıştır. Avrupa'da 20. yüzyıl başının ilk büyük ekonomik bu nalımı 1890'lardaki mali krizle başlamış ve hızla artan işsizlik, 19141e başlayan I. Dünya Savaşıyla ortadan kalkmıştır. Savaşın işsizliğin en etkin çözümü(l) olduğu, 1920'lerde başlayıp 1929 1930 yıllarında doruğa çıkan bunalımla ABD'de 15 milyona, İngiltere'de 3 milyona ve Almanya'da 4.5 milyona varan işsiz sayılarının 1939 son rasında her anlamda erimesiyle bir kez daha görül müştür.

1945 sonrasında hızlı üretim artışı ve yerleşen enflasyo nist ortamlarda, istihdam hacminin de sürekli arttığı görülmektedir. Bu dönemde uzun süre işsizlik toplumsal sorun olacak düzeyin çok altındadır, öte yandan bu dönemde tarımsal nüfus hızla azalmış, kadınlar yoğun biçimde çalışabilir nüfusa katılmış, özellikle 1960 son rasında az gelişmiş ülkelerden işgücü getirtilmesi başla mıştır. Bu olgular işsizliğin çarpıcı düzeylerde görülme mesiyle birlikte çok düşük ücretlerin, ücret ortalamasını aşağıya çekmesine yol açmıştır.

1980'lerin istihdam niteliği ise, ileri endüstri ülkelerinin, ucuz işgücünün bulunduğu ülkelere sermaye ve iş ih racıyla belirlenmektedir. Hong Kong, Taivvan, Güney Kore gibi ülkelerde örneğin elektronik montaj alanın da hızla yükselen çalışma hacimleri, ABD ve Batı Avrupa'da bazı fabrikaların kapanmasıyla eş zamanlı olarak ger çekleşmektedir.

Batı ekonomileri için son yılların sağlık reçetesi % 2.5 sabit işsizlik ve yılda % 2 ücret artışı olarak verilmektedir [8]. Başka bir deyişle, çalışan kesimin refah düzeyini

sürdürmesi, milyonlarca kişinin işsiz kalmasıyla olanak kazanmaktadır.

3. TEKNOLOJİK İŞSİZLİK

Endüstri devriminden önceki yüzyıllarda örneğin çorap örme makinalarınm kullanımı önce İngiltere'de sonra Fransa'da engellenmiş, İngiltere'de 1623 yılında iğne üreten bir tezgah, 1635 dolaylarında da tahta kesmeye yarayan bir yeldeğirmeni işsizliğe neden oldukları ge rekçesiyle yasaklanmıştı \9]. İngiltere'de 1824 25 yılla rında mekanik dokuma makinalarınm kullanıma girme siyle önemli ölçüde işsizlik oluştuğu ve ücretlerin % 50 oranında düştüğü kaydedilmektedir [10].

Bilgisayar ve robot teknolojilerinin günümüzde işsizliği artırıcı etkilerinin de örnekleri vardır [11]:

Bir Japon kaset üreticisi, işçi sayısını değiştirmeden, ro botlarla üretimini iki katına çıkartmış; bir Fransız mutfak dolapları üreticisi, boya ve cila işinde robot kullanarak ciladan % 50 tasarruf sağlamış, günde 12.000 kapıyı 100 işçi yerine 6 işçi ve 2 robotla üretmeyi başarmış; bir Japon dizel motor üreticisi, fabrikanın bir atölyesindeki işçi sayısını 31'den 4'e indirirken vardiya sayısını ikiye çıkartmış; bir İtalyan pres döküm fabrikasında robotlar sayesinde işçi sayısı % 33 azalmış ve üretim saatte 400'den 1000 parçaya çıkmış...

Bu örneklerin kaçınılmaz bir iktisat kuralını ortaya koyup koymadığını görebilmek için birkaç iktisat kavramını amatör düzeyde incelemekte yarar vardır. Bir dönemdeki toplam ürün değerine P dersek, şu ifadeyi kabul edebili riz:

P c+h+v+s

Burada c, arazi, bina, taşıt, makina, bilgisayar vb. birden fazla kez ürün alınmasında kullanılan yatırımın yıpranma payı (Sabit Sermaye); h, bir seferlik üründe tümüyle kul lanılan hammadde ve malzeme; v, bu üretimi sağlayan işçilik; s, p ürününün getirdiği toplam kârı göstermek tedir. Buradaki h'yi v'nin ya da c'nin içine katmak da ola naklıdır.

Bizim konumuz açısından, teknolojik ilerleme, doğrudan doğruya, p içinde c'nin payının artması anlamına gelmek tedir. Başka bir deyişle, teknoloji ilerledikçe toplam üründe makinaların, bilgisayarların payı artmaktadır. Bu

sürecin sonucunda işçinin ustalığının, yeteneğinin ve bil gisinin soyutlaşarak makinalarla birlikte işverenin malı haline gelmesi olgusu bu yazının kapsamı dışındadır. Teknolojiyi ilerletecek araştırma geliştirme yatırımları ve ayrıca ileri teknolojilerin kendilerine yapılan yatırımlar ise, ancak kâr oranının yani s'nin p'ye ya da v'ye oranının artışı amacıyla gerçekleşebilmektedir. Başka bir deyişle ekonomik sistemin ve karar mekanizmalarının değişmediğini varsayarak, işverenin yatırımlarını yönlen dirmesindeki itici güç s/p oranını artırma eğilimidir. Öyleyse zaman içinte t, ve t2 gibi iki döneme ilişkin ola rak ve

İL ti ifadeleri geçerlidir. Bu da birim ürün içinde, işçilik ve hammadde/malzeme payının azalması demektir. Yani

Pı

Pz

ilişkisi kaçınılmazdır.

Ancak ortalama gerçek ücretler ve toplam ürün hacmin deki değişmeler, üründe işçilik payının kaçınılmaz düşüşünün işsizlik rakamlarına nasıl yansıyacağını belir leyecektir. Ekonomik büyüme ortamında v/p oranı azal sa bile, büyüyen "pastanın" paylaşımı, v, < v2 ilişkisine elverebilir. Bu da işsizlik olasılığını azaltacaktır. Doğal

olarak bu noktada, "pasta'daki işçilik payının "kaçınıl maz" düşüşü ile salt işçilik rakamının ya da işsizliğin ayrı ayrı değerlendirilmesi gerektiğini vurgulamakta yarar vardır.

4. BİRKAÇ GÖZLEM

Yukarıdaki basit irdeleme ışığında söylenebilecek şey, işsizliğin gereğini bir iktisat kuralı olarak kanıtlayama dığımızda. İşsizlik, kaçınılmaz bir sonuç değil ekonomik karar mekanizmalarını yönlendiren öncelikler değişmese bile paylaşım ağırlıklarına bağlı olarak oluşan ya da en gellenebilecek bir olgudur. Söz konusu paylaşım ağır lıkları, ya da çalışan kesimin pazarlık gücü ekonomik büyüme ortamlarında bir yöne, bunalım daralma dönem lerinde ise diğer yöne doğru değişmektedir.

Yukarıda, yazının girişinde görüştüğümüz sendikacı, mekanizasyon sonucunda % 50'ye varan oranlarda kad ronun açığa çıktığını belirttikten sonra, buna bağlı işten çıkarmalar olup olmadığı yönündeki sorumuzu, işçilerin % 33 oranında sermaye payına sahip olması nedeniyle böyle bir uygulama olmadığı biçiminde yanıtladı. Bu gözlem, işsizliğin kaçınılmaz değil, pazarlık konumuna bağlı bir olgu olduğunun altına çizmektedir.

İngiliz Sendikalar Konfederasyonu TUC, Eylül 1979 ta rihli "çalışma ve teknoloji" raporunda gelişmelerden çalışan kesimler için olumlu doğrultuda yararlanılmasını sağlamakta sendika ve hükümetlere önemli sorumluluk lar düştüğünü vurgulamaktadır [12].

Kanımızca bu sorumluluk politika oluşturmak toplumsal yürütme gücüne katkısı ölçüsünde her bireye düşmek tedir. Gelişmeler ve yeni teknolojiler, bireyin yaşam ve politik katılım sorumluluğunun her gün yeniden gündeme gelmesini engellememektedir.

KAY NAKLAR

[1] Bilgisayar, "2000 Yılında Bilgisayar", Ekim 1987. [2] 2. Türkiye Ulusal İşçi Sağlığı Kongresi Bildirisi,

" "Banks Sendikası, 1987.

[3] Bilgisayar, "Adnan Kahveci ile Röportaj",' Nisan 1987.

[4] Financial Times, 11 Nisan 1983.

[5] Törüner, M., "işsizliğin Boyutları ve Yapısı", Bilim ve Sanat, Mart 1983.

[6] Cumhuriyet, 13 Nisan 1988.

[7] Sönmez, S. "Yüzyılın Süregelen Hastalığı: işsizlik". Bilim ve Sanat, Mart 1983.

[8] Mandel, E., The Second Slump, 1978, s. 86 87.

[9] Mandel, E., Marxist Economic Theory, 1968, s. 141.

[10] Gaycr, v.d. The Growth and Fluctuation of the Brit ish Economy, 1949, s. 239.

[11] OECD Observer, Temmuz 1983.

[12] Bilgen, S., "Bilgisayar ve insan", Bilim ve Sanat, Ağustos 1984.

ELEKTRİK MÜHENDİSLİĞİ • 355