Elektrik Mühendisliği · Sayı 355 · Mayıs 1988

II. DÜNYA SAVAŞINDAN BU YANA ELEKTRİK MÜHENDİSLİĞİ EĞİTİM PROĞRAMI ÜZERİNDEKİ ASKERİ ETKİLER

Carl Barus

Mühendislik eğitimi Görüş ve değerlendirme

Yıl
1988
Sayfa
7
Okuma süresi
22 dk
Görüntülenme
0

Konu

Mühendislik eğitimi

İlgili: Toplum, demokrasi ve emek, Bilim, teknoloji ve meslek tarihi

Anahtar kelimeler

  • askeri araştırma finansmanı
  • OSRD
  • ONR
  • radar teknolojisi
  • elektrik mühendisliği müfredatı
  • Vannevar Bush

Özet

II. Dünya Savaşı sonrasında ABD'de askeri kaynakların üniversite araştırmalarını ve elektrik mühendisliği eğitim programlarını nasıl şekillendirdiği; radar, bilgisayar ve uzay teknolojilerindeki askeri etkiler tartışılmaktadır.

Tam metin

Metin PDF'ten otomatik çıkarılmıştır; tablo, şekil ve formüller eksik ya da hatalı olabilir. Özgün dizgi için PDF'e bakın.

II..DÜNY A SAVAŞINDAN BU Y ANA ELEKTRİK MÜHENDİSLİĞİ EĞİTİM PROGRAMI ÜZERİNDEKİ ASKERİ ETKİLER*

Cari BARUS Çeviren: Tolga ÇİLOĞLÛ

Sevil ÇİLOĞLU

ÖZET

İkinci Dünya Savaşı'nda askerler bilimi, özellikle, atom bombası ve radarla tanıdılar. Y enilikleri uygulamaya yönelik mühendislerin yetişememiş olması nedeniyle bu alandaki teknolojiler fizikçiler tarafından geliştirilmişti.

O zamandan beri üniversitede çalışan araştırmacılar için, askeri nitelikli projelere parasal kaynak sağlamak, sivil olanlara göre giderek kolaylaştı. Askeri kaynakların aşırı derecede bol olması, aslında ticari amaçlı olan pro jelerin askeri amaçlarla ilişkilendirilemediği sürece önem senmemesine yol açıyordu.

İkinci Dünya Savaşı'ndan bu yana elektrik mühendisliği eğitim programları da araştırma kaynaklarının amacına uygun bir gelişme gösterdi. Elektronik, iletişim ve elek tromanyetik konularındaki dersler, İkinci Dünya Sava şı'ndaki radar deneyimi ve bunu izleyen savaş elektro niğindeki gelişmelerden ortaya çıktı. Bilgisayarlardaki gelişme İkinci Dünya Savaşı sırasında başladı ve o za mandan beri öncelikle askeri amaçlı olarak teşvik edildi. Benzer biçimde uzay çalışmaları da başlangıçtan beri askeri amaçlarca yönlendirildi. Eğitim programlarındaki yeni eğilimler de askeri amaçları yansıtmaktadır.

Bu teknolojilerden, başta bilgisayar alanında olmak üze re sivil amaçlı çalışmalarda da yararlanılmış ve birikim oluşturulmuştur. Bu noktada sorulması gereken, askeri uygulamaların mı varolan teknoljiden yararlandığı yoksa askeri gereksinimlerin mi teknolojiyi ve eğitim program larını yönlendirdiğidir. Eğer ikincisi doğruysa barış içinde bir dünyayı düşleyemeyecek bir kuşak yetiştiriyoruz de mektir.

Özgün Metin: "Miiitary Influence on the Electrical Engineering Cu.viculum Since VVorld War ir, IEEE Technology and Society Magazine, June8 1987

GİRİŞ

M.I.Tde (Massacchusets Institute of Technology) tek noloji tarihi profesörü ve "Miiitary enterprise and Techno logical Change" in editörü Maritt Roe Smith Tekbiçimlili ğe (uniformity) önem veren askeri girişimlerle, bilim, mühendislik, iş çevreleri, hükümet, din ve eğitim gibi ku rumlar arasında sinsi bir ilişki vardır" diyor [1]. Smith bu ilişkinin uzun bir hikaye olduğu konusuna açıklık getir mektedir. Dolayısıyla İkinci Dünya Savaşı'ndan sonrası için mühendislik eğitimi üzerindeki askeri etkiler hakkın da yeni bir şey bulamayabiliriz.

Bunların yanı sıra Smith'in kitabında üzerinde durulan bir başka tema ise askeriyenin yeni teknolojilere uyum sağlamasındaki isteksizliktir. Örneğin deniz kuvvetleri İkinci Dünya Savaşı'ndan çok kısa bir süre öncesine ka dar, çok daha önceleri ortaya çıkmış olmasına rağmen radyo kullanmamakta direnmiş [2]. Y ine benzer biçimde İkinci Dünya Savaşı'nın ilk yıllarında radar kullanmaya karşı çıkılmıştı. Ancak savaşın sonuna doğru radarın askeri önemi anlaşılmış, (aynı şey atom bombası için de söylenebilir) ve askeriyenin bilime duyduğu güvensizlik, saygıya dönüşmüştür. Savaş sonrası, üniversitelerde bilimin askeri kaynaklarca desteklenmesi için düzen ku rulmuştu. Savaş, askeri etkilerin gelişiminde ani bir sıçramaya neden oldu.

Radarın ve atom bombasının, aslında mühendis gibi çalı şan fizikçiler tarafından geliştirildiğinin farkına varıldı. Bunun belirtisi de üniversitelerde mühendislik alanının özellikle de elektrik mühendisliğinin gereksinim duyduğu gelişmeydi. Bu ve benzeri nedenlerle askeri düşünce biçimi ve gereksinimler, elektrik mühendisliği eğitim pro gramlarında belirleyici oldu. Bu yöndeki gelişme

kuşkusuz Sovyet Sputnik'in 1957'de fırlatılmasıyla ivme kazandı [4].

Elektrik mühendisliği eğitimi 1940'larda gerçekten büyü meye, gelişmeye gereksinim duyuyordu. Savaştan önce, radyoyla ilgili konulara ("elektronik" sözcüğü nadi ren kullanılıyordu) lisans öğreniminde pek rastlanmı yordu. Fakülteler, askeri denizcilik okulları gibi kurumlar değişime karşı duramıyorlardı. Savaş sonrasında, asker lik hizmetini yeni tamamlamış olan ve savaş sırasında araştırma ve geliştirme çalışmalarına katılmış olup yeni yetişmekte olan öğretim görevlileri silahlara ilişkin özel bilgilerini aktarma konusunda oldukça istekliydiler. Savaştaki araştırma ve geliştirme çalışmalarında yöneti ci ya da danışman olarak önemli görevlerde bulunmuş olan daha üst düzeydeki üniversite öğretim üyeleri de aynı istekliliği gösteriyorlardı.

Bu yazıda İkinci Dünya Savaşı'ndan sonra askeri pers pektiflerin elektrik mühendisliği eğitiminde kazandığı önemi tartışacağız.

Ama, esas olarak Amerikan askeri ve dış politikalarına sıkı sıkı bağlı olan bu önermelerin sorgulanması, üniver sitelerin işi değil midir? Yol gösterici durumundakilerin politik askeri kaynaklı paraya boyun eğmelerinin, eğitim görmekte olan genç beyinler üzerindeki etkisi nedir? Kendisini kandıran kehanetleri yaratan düzende, üniver sitedeki askeri etkinlik, ne ölçüde silahlanma yarışını hızlandıran bir döngüye neden olmaktadır?

MÜHENDİSLİK EĞİTİMİ

Mühendislik eğitiminin ya da herhangi bir "yüksek" öğrenimin amacı, görevi ne olmalıdır? Sıkça öne sürülen üç amaç şöyle sıralanabilir:

a) Ülkenin ve endüstrinin, teknik ve yönetsel gereksi nimlerini karşıamak için gerekli eğitimi vermek.

b) Bilgili, düşünsel yeteneği gelişmiş ve olaylara eleşti rel yaklaşabilen demokrasinin yaşaması ve gelişmesi için vatandaşlar yetiştirmek.

c) Her öğrenciye kişisel yeteneklerini geliştirmesi ve ortaya koyabilmesi için yardımcı olmak ve yüreklendir mek.

(b) ve (c)'de sözü edilen amaçlara öncelik tanıyan yöne ticiler, kendi kurumlarını ulusun insan gücü gereksinimi nin karşılayıcısı olarak tasarlayanlarla yarışta geride kal ma tehlikesiyle karşı karşıyadırlar.

Öte yandan, resmi söylem üniversitelerin temel amacının gerçeğin araştırılması olduğunu belirtir. Açıkça görülüyor ki (a)'daki amaç, gerçekten çok, politikalarla ilgilidir. Bu amacı benimsemek bu politikaların üzerinde kurulduğu temel düşünceyi de ki gerçeği arayanlar bu düşünceyi fazlasıyla sorgulanmaya değer bulabilir zımnen benim semiş olmak anlamındadır. Üniversitelerin Amerikan askeri politikalarına, desteklenmekte olan araştırmalarla ya da (a)'daki amaca uygun olarak var olan bağlılığı üniversite sözcülerinin güzel konuşmalarında ifade ettik leri asil eğitim ideallerini incitir.

Askeri destekli araştırmaların diğerlerine göre çoğun lukta olması, "dünyanın işleyişi böyledir", "üniversite bu dur" gibi bir düşüncenin normal olarak kabul edilmesini yaygınlaştırmaktadır. "Bu düşmanlık dolu (hasımlar dün yasında) dünyada güçlü bir savunmaya sahip olmalıyız ve ülkedeki en güçlü beyinler kendilerini herşeyden önce bu amaca atlamalıdırlar." Bu düşünce (önermeler) öğre nimlerini sürdürmekte olan mühendislik öğrencilerine gerçek gibi gelebilir. Daha da kötüsü bunlar en iyi beyin ler tarafından verili durum olarak algılanabilir.

II. DÜNY A SAVAŞI'NDAN SONRA AKADEMİK ARAŞTIRMALAR

Elektrik mühendisliği eğitim programlarının evrimini anla mak için bu evrime yön veren yönetici ve fakültelerin etkinliklerine bakılmalıdır. Savaş sırasında akademik araştırmaların çoğu savaş gereksinimlerini karşılamaya yönelikti. Bu çalışmaların koordinasyonu, büyük ölçüde, başında, M.I.T. çıkışlı bir elektrik mühendisi olan Vanne var Bush'un bulunduğu, Bilimsel Araştırma ve Geliştirme Bürosu (Office of Scient'rfic Research and Development, O.S.R.D.) tarafından sağlanıyordu.

Bu organizasyon, hem akademik hem de askeri kesimde oldukça başarılı bir izlenim bırakmıştı. Bununla birlikte, bu başarılı ve üretken organizasyonun bir şeyler yapıl maması durumunda savaş sonunda zayıflayabileceği, bu işin içinde yer alanların gözünden kaçmamıştı. M.I.T'den Kari T. Compton ve Harvard'dan James B. Co nant'ın da içinde bulunduğu, Bush ve bazı kimseler akademik araştırmalar için federal desteği, en az savaş

sırasındaki düzeyde tutabilmek arayışına girdiler. Ama araştırmaların ana hedefinin, izleyeceği yolu belirleyenin bilim adamı mühendislerin mi, askerlerin mi, kongreyi et kileyen halkın mı yoksa yeni bir federal büronun mu ola cağı konusunda bilim adamları ile endüstri kesimi (pat ronlar), senatörler ve bürokratlar arasında bazı anlaş mazlıklar vardı [5].

Endüstri kesimi, araştırmalarla hürümet arasındaki iliş kilerin savaş sırasındaki biçimini, hem kârlı hem de yurt severce buldular. 1944'de General Elektric'in başkanı Charles VVilson askeriye ile patronlar arasında kalıcı ilişkiler olan savaş ekonomisini önerdi [6]. VVilson'un umutları tam anlamıyla gerçekleşmiş bulunuyor [7].

Akademik araştırma kaynakları için olduğu gibi, OSRD 1945 yılında dağıldı ve Deniz Kuvvetleri Araştırma Ofisi (Office of Naval Research, ONR) fonların en önemli kay nağı haline geldi. İlk birkaç yıl için ONR, hemen sonuç vermeyecek basit araştırmaları desteklemek için hevesli idi. Ancak 1950'lerde araştırmalar doğrudan deniz kuv vetleri konularına döndürülmek üzere askeri politik amaçlarla zorlanmıştır [4]. Bu arada Ulusal Bilim Akade misi (National Academy of Science NAS) ve Ulusal Bilim Kurumu (National Science Foundation, NSF) kurul muştur. NSF'in ilk yöneticisi ONR'de çalışan bir bilim adamı idi ve ONR'nin bilimsel araştırma önerilerinin kong re aracılığı ile halk tarafından değil de bilim adamlarınca değerlendirilmesi ilkesi NSF'de de sürdürüldü [8]. Kısa bir zamanda Savunma Dairesi'nin (Department of De fence, DoD) diğer kolları ve daha sonra NASA akademik araştırmaların ana fonlarını oluşturdu. DoD'nin fonlarına göre NSFinkiler önemsiz kakfc [9 ].

1950'lerden bu yana, gerçekte, öneriler askeri ihtiyaçlar doğrultusunda dikkatlice değerlendirilirken, DoD kay naklı birçok araştırma silahlarla ilişkisiz ve temel araştır ma gibi göründü. DoD'nin desteklenebilir proje tanımı, birçok araştırmacıyı şaşkınlığa düşürecek şekilde askeri uygulamaları öne çıkarmaktaydı. DoD sözcüleri, bir proje anlaşması yapılırken üniversitenin işlevlerine ne ölçüde yararlı olacağının hiçbir önemi olmadığını belirtiyorlar [4], [10].

II. Dünya Savaşı'ndan bu yana üniversitelerin elektrik mühendisliği araştırmalarında, hangi konular daha belir leyici oldu? Bazı durumlarda, araştırma kurumları, ensti tüler, laboratuvarlar, II. Dünya Savaşı'nda olduğu gibi doğrudan silahlara yöneldiler. Bu tür çalışmaların ötesin de askeriyenin temel ilgi alanlarından söz edeceği. Birin cisi, radar sistemlerinin gerçekleşmesini sağlayan, mik ro dalga teknikleri, devre kuramı, elektronik, geribes lemeli denetim, iletişim kuramı gibi savaş zamanı gelişmelerinin, daha ileri götürülmesi ve yararlanılması için yapılacak çok şey vardı. Bu yöndeki çalışmalar diğerlerinin yanı sıra, karmaşık elektronik savaş sistem leri, güdümlü deniz araçları, füzeler gibi gelişmelere yol açtı. Askeri sistemlerin boyutlarını küçültebilme gerek

sinimini katı hal elektroniğini ortaya çıkardı, bu alandaki gelişme asker endüstri üniversite işbirliğinin iyi bir örne ğidir [12]. Elektronik, bilgisayar alanındaki gelişmeler, II. Dünya Savaşı'nda Pennsylvania üniversitesinde gelişti rilen ENİ AC ile aynı tarihlerde askeriye tarafından teşvik edilmiştir [13]. Elbette bu alan ticari sömürü olduğu ka dar üniversite araştırmalarında da en önemli konu duru muna gelmiştir. ABD hükümeti, özellikle askeriye, bilgi sayar araştırmalarının en büyük destekçisi ve kullanıcısı olmuştur. Silah kontrolleri, savaş taktikleri, kriptolama ve yıldız savaşlarının kontrolü, şu andaki ve ileride bek lenen uygulamalardan bazılarıdır. Son olarak, başlangıç tan beri askeri güdümlü uzay programları akademik araştırmanın sürekli kaynağı olmuştur. 25 yıldan bu yana uzay, süper devletlerin silahlanma yarışının ayrılmaz bir parçasını oluşturmaktadır [14]. Y ıldız savaşları programı uzay araştırmalarının hükümet destekli askeri yapısını açığa çıkarmıştır. Y önetimler akademik çaışmaları, prog ram içinde devam eden uzay ve savunma araştırma geliştirme projelerini desteklemeye kaydırmayı düşün mektedirler.

Öte yandan silah geliştirme programları, üniversitelerle uyumlu bir bütünleşme sağlayamadı. Özellikle Vietnam Savaşı sırasında üniversite içindeki veya dışındaki eleştirmenler zaman zaman bu tür etkinliklerin özellikle rini sorguladılar. Daha sonraları Y abancı İlişkiler Komite si Başkanı olan senatör J.W . Fullbright, 1967'deki bir se nato konuşmasında hükümetin ve üniversitelerin ve eko nominin büyük bölümünün kendilerini topyekün, sınırlı ya da soğuk savaşın gereklerine göre ayarladıklarını kay gıyla izledikleri gerçeği üzerinde duruyordu. "Üniversite ler demokrasimizin geleneksel değerlerinden vazgeçme yebilirlerdi, ama onlar askeri kurumlarla yapılan anlaş maları baştacı ederek güçlerini ve etkilerini tek bir amaca yönelttiler" diyordu. Dahası "varlıklarının temel nedenini: gerçeği ve güzeli arayışını geliştirme işlevini" ihmal ettiler [15].

4 Mart 1969'da üniversitelerdeki bilim adamları arasında, M İ P d e n kaynaklanan ulusal bir hareket askeri araştır maların dışlanmasını tartışıyordu. Bu beraberliğin önemli bir sonucu, halen gelişen bir grup olan Union of Con cerned Scientists (UCS)'nin kurulması oldu.

Vietnam Savaşı sırasında öğrencilerin ve üniversitelerin protestoları silah araştırma ve geliştirme çalışmalarını birçok kampüsten uzaklaştırmada ya da en azından üniversite dışındaki laboratuvarlara kaydırmada etkili oldu [17]. Ancak, 1980'de New Y ork Times gazetesinde şöyle bir başlık göze çarpıyordu: "Pentagon üniversite lerle olan bağlarını yeniliyor: Kampus içi araştırma fon larında ani artış" [18], ve 19851e Science dergisi ilan ediyordu: "Pentagon üniversitelerle arasında köprü kur manın yollarını arıyor" ve "Y ıldız Savaşları için ayrılan paralar üniversitelerin ilgisini çekiyor."

Ama yıldız savaşlarının akıl almazlığı başka bir tepki ya ratabiliyor ve 1986 Mayısının ortalarında sayıları halen artmakta olan bilim adamı ve mühedis Y ıldız Savaşları projelerinde yer almamak üzere imza topluyorlardı [20]. M.I.T'de savunma fonlarından gelen kaynakların artış gösterdiği sırada, fakülte "M.I.T'de askeri varlık" komite

si kurmuştu. Bu olay Science dergisinde şu başlık altında veriliyordu: "M.I.T'in Faust'ça Pazarlığı: Huzur suzluk Belirtileri" [21].

MÜHENDİSLİK ÖĞRENİMİ LİSANS PROGRAMLARI

Öğretim üyeleri bildiklerini öğretirler. Öğrettikleri hakkın da ders kitapları yazarlar, yeni bilgilerin ana kaynağı kendi araştırmalarıdır. Dolayısı ile üniversitedeki askeri araştırmaların aynı yönde lisans programlarına yol açma sı hiç şaşırtıcı değildir.

Doğruyu söylemek gerekirse, II. Dünya Savaşı'ndaki de neyimlerinden gelen gayretlil|kleriyle, genç araştırmacı ların elektronik, mikrodalga vevnükleer enerji alanların daki sivil uygulamalar için çaba gösterdiklerini ifade et meliyiz. Gerçekte, bu tür uygulamaların modern topluma büyük yararların yanı sıra bazı ciddi sorunlar da getirerek gerçekeştiğini biliyoruz. Biraz sonra değineceğimiz bu konu "yan ürün" olarak adlandırılmaktadır.

Şu soru akla gelebilir: "Savaş zamanındaki gelişmelerin doğal uzantılarının dışında başka ne öğretilebilir? Yanıt laması güç gibi görünen ama yanlış bir soru [22]. Neden yanlış olduğunu görmek için doğal, uzantı ve gelişme sözcüklerini inceleyelim. İlk önce teknolojik toplumumu zun bugünkü biçiminin daha 1945ten başlayarak kaçınılmaz bir gelişmenin sonucu olmadığını belirtmek doğru olur.

Yukarıdaki "doğal" sözcüğü, kasıtlı bir karşı hareket ol maması halinde kaçınılmazlığı ifade etmektedir. Aslında müfredat programlarına II. Dünya Savaşı'ndan beri sürekli olarak askeri etkiler söz konusudur; "doğal uzan tı" ise eğer bu etkiler savaştan sonra ortadan kalkmış olsa idi kullanılabilirdi. Bu etkilerin doğal olduğunu ya da müfredat programlarının gelişimiyle ilgisi olmadığını or taya atmak ise oldukça güçtür.

"Uzantı" sözcüğü ise "doğal'a benzer bir anlam taşımak taysa da daha fazlasını yapıyor. Sanki taşların üstünden atlayarak bir nehri geçiyormuşsunuz ya da bir ormanda ağaçlar üzerine kazılmış bir iz sürüyormuşca, bulundu ğunuz yerden gidebileceğiniz bir tek yolun varlığını öne sürmektedir.

Ama taşları yereştiren ya da ağaçları işaretleyen kimdir? Bilim ve mühedislikte durum böyle değildir. Atabileceği niz birçok farklı adım olabilir, gerçekte atılan adımlar ise gücü elinde bulunduranlar tarafından belirlenenlerdir [23].

Gelişim sözcüğüne fazlasıyla değer yüklenmiştir. "Ne için gelişim?" diye sormaktadır Noble [24]. örneğin, mer kezi olmayan, yenilenebilir enerji sistemleri konusunda elektroteknolojinin oldukça farklı bir yol izlendiğini kabul edelim. Bu bizi bugünkü durumumuzdan daha iyi bir du ruma mı getirecekti? Hangisi gelişmeyi göstermektedir? Açıkçası, gelişimin birbirine göre tercih edilebilir birçok yönü vardır. Bunlardan birini seçmek bir değer tartışma sıdır.

Teknolojinin "tarafsız" olduğu, yani herhangi bir teknolo jik gelişmenin toplum için, yararlı olduğu kadar zararlı bir

birikimde oluşturduğu ortak bir kanıdır. Bu anlamda "toplum" onu iyi ya da kötü olarak kullanmaya karar verir (nükleer eneri örneği) [25]. Bu görüş benim eleştirmekte olduğum gelişmenin "doğal adımı" görüşüyle de uyumlu dur. Hatta mümkün olan birkaç adım arasında bir seçim varsa "gelişme'ye neden olduktan sonra seçim hiç far ketmez. Böylece seçimin askeri, ticari ya da barışçıl ol ması da önemli değildir, geliştirilen teknoloji "toplumun" isteği olarak bu amaçlardan herhangi birine uygulanabi lir.

Uygulamada, bu görüş A+G politikalarının fark etmediğini ileri sürmektedir. Yalnızca "toplumun" sonuçların nasıl kullanılacağına ilişkin kararı önemlidir. Ve böylece askeri A+G'lerin teşviki için zemin hazırlanmış olur. Eğitimcile rin hiçbir sorgulamaya gerek duymazlar: onların araştır maları askeri amaçlı olarak yönlendirildiği zaman "taraf sız" teknolojinin gelişimine katkıda bulunmaktadırlar. Askeri teknoloji diye bir şey yoktur. Biyolojik evrim gibi "doğal" olarak gelişmekte olan teknoloji vardır yalnızca.

Tersine, araştırmaların altında yatan teşviklerin teknolo jinin evrim biçimi ve gelişme yönü üzerinde kesinlikle farklılıklara neden olmaktadır. Evrimi içerisinde teknoloji, askeri destekler altında askeri amaçlar için olacaktır, başkaları için değil. Askeri olmayan tüketiciler yan ürün lerle yetinmek zorundadır. Teknoloji tarafsız değildir, çünkü "toplum" onun nasıl kullanılacağının kararını ver miştir. Bundan etkilenen eğitim programları da tarafsız değildir, "serpinti", "saçıntı" ve "yan ürün" gibi farklı adlar verilen şey askeri teknolojideki gelişmelerin sivil tüketim mallarına uygulanması ya da endüstrideki kullanımıdır. Yan ürünün klasik bir örneği teflon kızartma tavasıdır. Teflon II. Dünya Savaşı sırasında, bir mikrodalga dielek triği olarak geliştirimişti; daha sonra pişirme kapları için uygun özelliklere sahip olduğu ortaya çıktı. Eğer istenen yapışmayan bir tava ise neden doğrudan onun peşine düşmeyelim ki?

NASA, 1961'den beri geniş çaplı üniversite araştırmaları nın destekleyicisi durumunda amaçlı olarak yan ürünleri desteklemiştir. "Teknolojiden yararlanmanın bu alanı... 1958 Uzay Bildirisi'nde belirtildiği gibi NASA'nın işlevinin birincil bir boyutuydu ve 1960'larda NASA'nın ilgi alanı ve istekleriyle çakışıyordu [9].

Yan ürün olayı üniversitedeki askeri araştırmaların doğ rulanması olarak sık sik belirtilir ve bu düşünce de kong re ile halk ilişkileri için kuşkusuz iyidir. Hepsinin en kötü sü, mühendislik öğrencilerinin kafasında askeri güdümlü bir eğitimin doğrulanmasına yardım eder.

ELEKTRİK MÜHENDİSLİĞİ PROGRAMININ GELİŞMESİ

Savaş sırasında ortaya çıkan gelişmelerin içinde yer alan eğitimciler, geleneksel elektrik mühendisliği eğitimi nin yetersiz kaldığının farkına vardılar. Elektrik mühen disleri yerine, fizikçiler rada.r ve bununla ilişkili araçları ve sistemleri geliştirmek için elektrik mühendisliği yaptı lar. Böylece daha sonraları, mühendislik bilimi diye ad landırılan, DoD araştırmalarını yakından takip eden okul larda elektromanyetik kuramı, elektronik, servomekanik

ve ileri devre kuramı konularında yeni dersler, başlangıç ta yüksek lisans düzeyinde verilmeye başlandı. Bununla birlikte bu bilimsel yaklaşımın mezuniyet öncesi prog ramda da kabul edilebilmesi için uzun zaman geçmesi gerekti.

Savaş öncesinde, sırasında ve hemen savaş sonrasın da, savaş sonrası üniversite programlarının kurulmasına yardımcı olacak belli sayıda elektrik mühendisliği ders kitabı ve belli konularda yazılar oluşturulmuştur. Bunlar arasında Terman'ın "Radyo Mühendisliği" Ramo ve Whin nery'nin "Modern Radyolarda Dalga ve Alanlar", Gun lemın'in "İletişim Sistemleri", Brovvn ve CamphelPin "Servo mekaniğin Temelleri", Gardner ve Barnes'in "Doğrusal Sistemlerin Geçici Durumları" ve MİT Radyas yon Laboratuvarı serisi bunların arasındaydı. Birçoğu savaş döneminin ürünü olan bu kitaplar yeni elektrik elektronik mühendisliği programlarında temel oluştura caklardı. O dönemden beri ve şu günlerde de bu klasikle ri malzeme olarak kullanan birçok kitap yayınlanmıştır.

Savaş sonrasında program değişikliği önerisiyle birçok eğitimci komitesi oluşturuldu. 1944'lerde Mühendislik Eğitimini İlerletme, Geliştirme Topluluğu (Society for Pro motion of Engineering Education SPEE) daha sonra Mühendislik Eğitimi İçin Amerikan Topluluğu ASEE adını almıştır mezuniyet öncesi programına daha fazla bilimsel konular katmak amacı ile bir rapor hazırlamıştır [27]. 1955 ASEE Grinter raporu olarak bilinen rapor mühendislik bilimi terimini anlatmış ve tüm Üniversite öğrencileri için mühendislik biliminin çekirdeğini tanımla maya çalışmıştır [28]. Grinter raporu o zaman çok fazla tartışmaya yol açmasına rağmen eğitim programlarının bir parçası olarak M. Dünya Savaşı'nda ortaya çıktığı biçimiyle, mühendislik biliminin yerleşmesinde başarılı olmuştur.

Bu başarı MlPde 1957 yılında düzenlenen elektrik elek tronik programı semineri ile pekiştirilmiştir. Katılımı yüksek olan bu seminer ülkenin birçok yerindeki elek trik elektronik fakültelerinden konuşmacı ve dinleyicileri biraraya getirirken, seminerin başlıca amacı MITnin yeni mezuniyet öncesi programlarını belirlemekti. Elektrik elektronik fakültesinden Gordon Brovvn başkanlığında, elektrik güç sistemlerine verilen önemin azaltılması ve mezuniyet sonrası derslerinin bazı konu ve malzemeleri ni mezuniyet öncesine alınması kararına vardılar. Za manlarının çoğunu araştırmalara ve mezuniyet sonrası eğitimlere ayıran kıdemli profesörler, ders kitaplarının yeni serilerini yazmak, laboratuvarları da kapsamak üzere mezuniyet öncesi derslerini geliştirme işine atıldılar [29]. Gordon Brovvn'un belirtmekte güçlük çektiği gibi yeni dersler birçoğu askeri destekli olan fakülte araştırmalarından oldukça fazla etkileniyordu. Hiç şüphesiz ki bu durum elektrik elektronik bölümlerini, ders kitabı yazarlarını ve Profesyonel Gelişme İçin Mühendisler Birliği ECFD'ni çok fazla etkilemiştir.

1968 yılında ASEE'nin diğer bir komitesi Mühendislik Eğitiminin Amaçları üzerine raporlarını yayınladı ('Goals') [30]. "Goals", "ne yapmaya çalışıyoruz" anlamındaki amaçlara, "nasıl, ne öğreteceğiz'in karşılığı olanlara göre daha az ilgi göstermiştir. Bununla birlikte C Bölümünde

de temel mühendislik eğitiminin 3 sorumluluğu dile getiril miştir: (1) Kişiye, (2) Topluma ve (3) Mühendislik mesle ğine. Bunlar başlangıçta belirtilen 3 amaç ile karşılaştırı labilir. (a) Endüstri ve hükümetin iihtiyaçlarını karşılamak için, (b) Eleştirel vatandaşlar yetiştirebilmek, (c) Kişiye kendi birikimini ortaya çıkarabilmek için yardım etmek. "Goals" ilk olarak kişiyi ortaya koyar (c) amacı) fakat kişiyi kendisi olarak değil kariyeri ile değerlendirir. "Goals'un 2. ve 3. maddeleri (a) amacı içinde yer almak tadır: "Endüstri ve hükümetin ihtiyaçlarını karşılamak" ki ben eğitimciler için 3 şık içindeki en az değerli madde ol arak görüyorum. Eğitimle ilgili amaç olarak, bu madde sorumlu profesyonellerden çok boyun eğen mühendisle re nefes verme uğraşısı anlamındadır, (b) amacının karşı lığı ise yoktur.

"Goals'ın başka bir yerinde, mühendislik eğitiminin esas amacının endüstri ve askeriyenin genellikle aynı olan gereksinimleri karşıamak olduğu belirtilmiştir. "Gelecek toplumlarda mühendis" adlı bölüm 1964 Rand kooperatifi nin 1984 ve 2000 yıllarının dünya tahmininin özetiyle başlamıştır. Her iki tahmin de askeri teknolojiye büyük önem vermiştir. "Goals" tahminleri aşağıdaki gibi yorum lamıştır:

Bu tahminler (1) Doğal kaynaklarımızın gelişmesi, kont rolü ve kullanımı için geniş ölçekli sistemler yaratılacaktır ve (2) a Otomatik üretim, b Sentetik yiyecekler, c Hızlı taşıma sistemleri, d Uzay progları ve askeri savunma sistemleri, e Biososyal sistemler gelişmeye devam ede cektir (sayfa 379). *

Rapor, bu anlamda "Goals'un ilerideki yıllarda mühen dislik eğitiminin gelişimi doğrultusunda yol göstermeye çalıştığını öne sürmektedir. Oldukça askeri kökenli ve askeri bir organizasyon olan RAND'in yaptığı tahminler, bizim nereye gitmemiz gerektiğini söyleyen "Goals" ta rafından kullanıldı; "Hikmetinden sual olunmaz bir keha netin" örneği.

"Goals" komitesi, kendi ürünleri olacak olan evet efen dimci mühendisler gibi, kendilerinin RAND'in öngördü ğünden çok daha uyumlu bir teknolojik geleceği göstere bilmek gücüne sahip olduklarını farkedemediler. Bunun yerine, komite işverenlerin ve "toplum'un gereksinimleri ile ilgilendi. Daha önce 1940'da bir komite tarafından ortaya konulan altı destekleyici amaçtan oluşan bir lis tede ilk sırada yer alan madde: "öğrenciyi rekabet için de, kâr amaçlı bir ekonomide yapıcı bir katılıma ideolojik olarak hazırlamaktır (sayfa 387).

"Goals" gelecekteki teknolojinin biçimini belirlemede ön cülük etmekten kaçınırken, mühendislik eğitimini geniş letmek ve ilerletmek için güçlü bir atılım yapmaktadır. Programların mühendislik bilimi üzerine oturtturulmasın! şiddetle onaylayan ve büyük ölçüde Grinter raporunun etkisiyle mühendislik biliminin içeriği üzerinde inceden inceye durur. Programlarda toplumsal ve insancıl öğele rin artırılmasını önermektedir. Bilgisayar eğitiminin artan önemini kaydetmektedir. Ama önerilerini doğrulamak için her zaman gelip "toplumun gereksinimleri'ne dayanmak tadır. Bu gereksinimlerin kendileri incelenmeyip, verilmiş olarak ele alındığı gibi, toplumdaki sayısız eğilimleri anla maya, ayırtetmeye yönelik bir çaba da yoktur.

Son zamanlarda mühendislik bilimi bir düşüş içinde olabi lir. Belki geleneksel mühendislik bilimleri geçici olarak kaynak yokluğu içindeler. Tümleşik devre üretimin bir endüstriyel teknik haline dönüşmesiyle katı hal kuramı oldukça ilgisiz görülmektedir. Fourier dönüşümleri ve korelasyon hesapları bilgisayar ile yapılmakta ve mühen dis bu matematiksel işlemlerin altında yatan, kuramları anlamaya gereksinim duymaksızın, genellikle askeri uy gulamalar üzerinde çalışabilmektedir ki yeni çıkan kita plarda bunlara ayrılan yer azalmıştır, kesikli zaman dönüşümleri ve sayısal işlemler ağırlık kazanmışjr. Fi ber optik konusu dışında, elektromanyetik teorisi mikro dalga parçalarının standartlaşmasına bağlı olarak zorun lu görünmemekledir. Elektrik motorlarının ve elektronik devrelerinin tasarımı alt düzeyde bir iş haline gelmiştir. Sadece ileri düzeydeki uç noktalarda, endüstri mühen dislik bilimine gereksinim duymaktadır. O da birtakım formüllere ve bilgisayar programlarınma indirgenmiştir. "Bilimsel" mühendislik yerini formül bilgisine, benzetim (simulation) tekniklerine ve vendorlara bırakmıştır.

Kısacası, bizim askeri topluluğumuzun gereksinim duy duğu bilimin birçok kısmı teknik ve yönetsel işler ta rafından doldurulmuştur. Mühendislik pratiği, kuşkusuz daha farklı bir düzeyde olmakla beraber 1920 ve 1930' larda olduğu gibi gereksinim duyulduğu biçimiyle algılan maktadır. Yine gelişmiş silah çalışmalarında fizikçiler Lavvrence Lirenmare laboratuvarlarında ve Yıldız Savaş ları programında başı çekmektedirler. Mühendislik bilimi lisans programlarında böyle bir düşüş içersindeyken onun yerini ne almaktadır acaba? Son yıllarda "mühen dislik tasarımı" canlanmaktadır. Mühendislik ve Teknoloji denetim heyeti (Accredition Board for Engineering and Technology ABET), programlarda önemli ölçüde ta sarıma yönelmeyi istemekte ve bu tek tek dersler düş ünüldüğünde "bilime karşı tasarım" olarak ortaya çıkmak tadır. Tasarım, geçmişte "pratik" olarak isimlendirilenden daha kapsamlıdır, ama askeri işverenlerin programlarda istedikleri de budur. Elektrik mühendisliği tasarımı kökenli dersler elektronik, iletişim ve kontrol sistemleri, otomasyon ve robotik, bilgisayar sistemleri tasarımı ve bilgisayar destekli tasarım konularını kapsamaktadır. Son olarak sıralanan konulardan bazıları bilgisayar des tekli üretimle ilişkilidir.

Burada tartışmaya çalıştığım mühendislik bilimi ve mü hendislik tasarımının elektrik mühendisliği eğitim prog ramlarında göreceli yararlılık durumları değil ama bunlara II. Dünya Savaşı'ndan bu yana verilen önemin "askeri endüstri akademik komplekslin ifade ettiği askeri ge reksinimlere göre belirlendiğidir.

Programların elektrik mühendislerinin en geniş işveren kümesinin istekleri yönünde eğitim göstermesi durumun da yanlış olan nedir? Sonuçta elektrik mühendislerinin büyük çoğunluğu askeri işlerde çalışmaktadırlar. Mühen dislik okulları çoğu işverenin yeni mühendislerin ne öğrenmesini istediğini öğretmemeli midirler? Diğer bir deyişle, programları belirlemede işverenler, öğretim ele manlarına karşı seslerini nasıl duyurmalıdırlar? Eğer okullardakilerin amacı toplumun gereksinimlerini karşıla maksa, "toplum" nedir? Şirketler? Politikacılar? Askerler

ve onlara iş yapanlar? Öyle görülüyor ki çoğunluğun söz hakkı oldukça az. Mühendislik eğitimcileri, gereksinimle rini karşılamada neden kendi kendilerine yeterli olama maktadırlar, bu gruplar arasında öncelikle hangisi gerek sinimleri belirlemektedir? Çok fazla mühendislik eğitimcisi, eğitim politikası içeri sinde edilgen konumda bulunmaktadır (ulusal politika içerisinde de böyle olduğunu söylemeye gerek yok). Mühendislik okulları ve üniversitelerdeki profesyonel eğitimcilerin "toplum gereksinimlerini" belirlemede ve karşılaşmadaki sorumlulukları nedir? Askeri endüstriyel akademik kompleks deyimi birçok eğitimci için ümit verici değildir. Geleneksel akademik değerlerin kötüye kullanımı anlamına gelmektedir. Ger çeği araştıran üniversiteler, teknoloji politikası üzerinde çok az etkisi olan büyük çoğunluğun gereksinimlerini or taya çıkarmaya çalışmamalı mıdır? Ya da üniversiteler güç odaklarının istekleri tasarımları yaparak hizmetçi gibi mi davranmalıdırlar? Kendi kendinin sürdürücüsü olan si lahlanma yarışı, her yanında politik, askeri ve akademik biçimler bulunan kararsız bir geri besleme sistemi gibi değerlendirilebilir. Akademik çevrelerin silahlanma yarı şında çıkarları söz konusudur; ancak silahlanma yarışını kızıştıran mekanizmaları en iyi anlayabilecek ve bu kısır döngüyü kırmaya etik olarak en çok zorunlu olan odur. Akademik topluluk, mühendislik öğrencilerine nükleer yıkımın kaçınılmaz olmadığı ve kendi iş seçimleri ve pro fesyonel etik bazı değerleri benimseyerek bir değişiklik yapabilecekleri anlayışını vermekle, özellikle zorunludur.

SONUÇ II. Dünya Savaşı'ndan bu yana elektrik mühendisliği eğitiminin büyük ölçüde "askeri endüstri akademik" kompleks tarafından ifade edilen askeri gereksinmelere göre belirlendiği öne sürüldü. Askeri destek, genelde üzerinde birleşildiği gibi, savaş sonrası gelişimi hızlan dırmakla kalmayıp onu şekillendirdi. Gelişmekte olan bir teknolojinin izleyebilecği birçok yol vardır. Amerika'daki eğitimciler askeri yolu seçtilerve biz dünyamızı ileriye götürdüğü varsayılan, mikrodalga fırın larından jet uçaklarına, robotlarla üretime kadar değişik yan ürünlerle gurur duyduk.

Ama baştan doğrudan dünyamızı geliştirmeyi amaçla yan, teknoloji ile toplum arasında, ekolojik çevre arasın da ve üçüncü dünya gelişimi arasında uyum sağlamayı amaçlayan daha farklı bir yol izlediğimizi varsayalım. Böyle bir seçim, ille de bugünküne göre düşünsel olarak daha az kapsamlı, bilimsel düzeyi daha düşük, tasarıma daha az yönelik olmayan daha farklı bir programa yol açacaktı. Böyle bir uyuma ulaşma amacı öğrencileri, bugün askeri kazanımların gösteremediği bir yönelişin içine çekebilirdi. Barış içinde bir dünya görüşü aşılaya bilirdi. Varolan eğitim programları bunu yapamamakta dırlar.

Kaynaklar (1) M. R. Smith, Ed.. Military Enterprise and

Technc'ogical Change. Cambridge, MA: MİT Press, 1985. p. 20. (2) S. ö. Douglas, T h e navy adopts radio," in (1)

(3) Michal A. McMahon, The Making of a Professhn: A Century of Electrical Engineering in America. New York: IEEE Press, 1984, pp. 232 233.

(4) H. M. Sapolsky, T h e office of no return?: the office of naval research and the issue of relevance." Presented at the VVorksnop of Military and Post War Academic Science, The Johns Hoçkins Üniversity, Department of History of Scİ9nce, Apr. 1986.

(5) N. Reingold, "Vannevar Bush's new deal for research, " JHU Work shop in (4); also prepared for Amer. Acad. Arts and Sci., Study of Knowledge in American Society.

(6) R. Barnet, The Economy of Death. New York: Atheneum, 1969, p. 116.

(7) S. Melman, The Permanent War Economy, New York: Simon and Schuster, 1974.

(8) D. Nobel, "Academia incorporated, "Science for the People, Jan. Feb. 1983.

(9) A. M. McMahon, "Big science technology and the universities: NASA and MİT in the 1960, s, "JHU VVorkshop in (4).

(10) S. A. Glantz, and N. V. Albers, " Department of Defense R&D in the üniversity", Science, vol. 186, Nov. 22, 1974, pp. 706 711.

(11) For example, weapons R&D took place at Research Laboratory of Electronics and Lincoln Laboratory of MİT, Jet Propulsion Laboratory of Cal Tceh, Applied Physics Laboratory of Johns Hopkins, and Stanford Electronics Research Laboratory.

(12) T. J. Misa, "Military needs, commoercial realities, and the development of the transistor," in (1).

(13) A. M. McMahon, (3). p. 229.

(14) P. B. Stares, The Militarization of Space, as revievved and quoted by Keith L. Nelson in Science, vol. 233, Aug. 1.1986.

(15) TheNew York Times, Dec. 14,1967, p. 6.

(16) "MIT's March 4: scientists discuss renouncing military research," Science, vol, 163, (News and Comment), Mar. 14,1969.

(17) For example, at the Üniversity of Pennsylvania, a biological vvarfare project ("Spicerack") was finally terminated due to protest. See "Üniversity of Peennsylvania: it's had to kick the habit," Science. Jam. 13,1967, (News and Comment), Apr. 19,1985.

(18) The New York Times, (Science Times), May 13, 1980.

(19) Science, voi. 228, (Nevvs and Comment), July 25, 1986.

(20) The Washington Post, May. 14,1986, p. A3.

(21) Scince, vol 233, (Nevvs and Comment), July 25, 1986.

(22) This quistion may have a familiar ring to educators who remember the surprisingly smooth transition from vvarbased to peacetime academic pursuits. A beher questk>n at the vvar's end vvould have been how can academic engineering now move so as best to bring technology into line with the needs and hopesof humanity at large?

(23) See, for example, A. Lovins, "Energy strateg the road not taken?." Chap. 2 in his Soft Energy Paths. New York: Ballinger, 1977.

(24) D. Nobel, "Command Performance," in (1).

(25) For a Critique, see N. Balabanian, "Presumed neutrality of technology," Society, Mar./Apr. 1980; rpt. in J. H. Schaub and S. K. Dickison (eds.), Engineering and Humanit es. New Yor: Wiley, 1982.

(26) See, for example, Stuart W. Leslie, "Redefining post war science and engineering at Stanford," JHU VVorkshop, (4). See also, McMahon, (3).

(27) McMahon. (3), p. 234.

(28) Grinter, L E., (ed.), "Report on evaluation of engireering education," Journal of Engineering Education, Sept. 1955. See also, (3), p. 235 ff.

(29) Examples of this series include: Guillemin's Introiuctory Circuit Theory, two volumes on electronics by Zimmerman and Mason, two on electromagnetic fields and vvaves by Fano, Chu and Adler, and one by VVhite and VVoodson on electromechanicam energy conversion.

(30) E. A. Wa ker, et al., "Goals of engineering education," Journal of Engineering Education, Jan. 1968, pp. 369 416 (31) For a more extensive crKigue of the Goals report, see N. Balabanian, "The essential focuk of engineering edication the individual studen," IEEE Trans, on Education, vol. E 12, Mar. 1969, p. 1 3.

(32) A. M. McMahon. (3). p. 233.

(33) M. R. Smith, (), p. 12 ff.