Elektrik Mühendisliği · Sayı 355 · Mayıs 1988

TEKNOKRAT'tan ''YURTTAŞ'' MÜHENDİSE

Ömer Sakalsız

Mühendislik mesleği, meslek hakları ve istihdam Görüş ve değerlendirme

Yıl
1988
Sayfa
2
Okuma süresi
5 dk
Görüntülenme
0

Konu

Mühendislik mesleği, meslek hakları ve istihdam

İlgili: Nükleer enerji, Toplum, demokrasi ve emek

Anahtar kelimeler

  • teknokratik ideoloji
  • mühendis kimliği
  • nükleer santral
  • meslek içi ideoloji
  • demokrasi ve katılım
  • yurttaş mühendis

Özet

Yazı, mühendislerin mesleki pratiklerinden kaynaklanan ideolojik eğilimleri, teknik rasyonalite ile toplumsal sorunları özdeşleştirme eğilimini ve bunun otoriter, teknokratik tavırlara yol açtığını tartışarak, mesleki eleştiriyi siyasal mücadeleyle bütünleştiren 'yurttaş mühendis' kavramını önermektedir.

Tam metin

Metin PDF'ten otomatik çıkarılmıştır; tablo, şekil ve formüller eksik ya da hatalı olabilir. Özgün dizgi için PDF'e bakın.

Ömer SAKALSIZ

ABD'de yapılan bir ankette, değişik meslek gruplarından kişilere, "bir nükleer santralın yakınında bir bölgede yaşamakta sakınca görüp görmedikleri" sorulur. Ankete katılan doğabilimci ve mühendislerin yaklaşık yüzde doksanbeşi bir sakınca görmedikleri yanıtını verirler. Korku ve endişeye kapılmak için herhangi bir neden görmediklerini, gönül rahatlığı içinde böyle bir tercih ya pabileceklerini ifade ederler.

Aynı soru daha sonra sosyal bilimci ve sanatçılara yöneltilir. Y anıtlar bu kez, yaklaşık aynı oranda ters yönde olur. Gelecekleri üzerinde ölümcül sonuçları ola bilecek böyle bir teknolojiye karşı duydukları korkuyu belirtirler.

Bizce, son derece ilginç bir kutuplaşmadır bu... Bir yan da, nükleer santralları sadece bilimsel, teknik düzeyde bir sorun olarak algılayan ve nesnellik adına konuştu ğuna inanan mühendisin "soğuk" tavrı; diğer yanda ise, giderek kendi geleceğini denetleme imkanından yoksun kalan, her türlü katılım için gerekli bilgileri elinde tutan merkezi iktidara bağımlı hale gelen insanların öznel tep kisi... Tüm toplumu ilgilendiren bir sorun üzerine, tercih lerini farklı öncüllerden hareketle oluşturan mühendis lerin, bu "bilgiyle" donatılmamış toplum kesimleriyle karşı karşıya geldiği bu somut örnek, mühendislerin sosyal ve kültürel yönelimlerinin ne tür ideolojik matrisler içerisinde gerçekleştiğinin kavranabilmesi açısından bize anlamlı görünüyor. Bu ideolojik matrisin elemanlarını, mühendi sin gündelik pratiğinden hareketle tanımlamaya çalışa cağız.

Önce, iki temel eylem alanını birbirinden ayırt edelim: Mühendis kimliğiyle yer aldığı mesleki faaliyet alanı; iş gücünü yeniden ürettiği ve çeşitli sosyal, kültürel etkin liklerde bulunduğu özel yaşam alanı. Kuruluşu ve işleyişi itibariyle farklı dinamiklere sahip olan bu iki alanda gerçekleştirdiği pratikler, mühendis bireyin kendisi ve çevresi hakkındaki değer yargılarını, dünya görüşünü koşullar.

Mühendis, mühendislik problemlerini, nesnel, kendisine dışsal nitelikte ve doğruluğu kanıtlanmış bilimsel araç ve yöntemlerle çözer. Sorunların çözümü için gerekli bilgiler bilim tarafından kendisine sunulmuştur. O halde, mühen dis, o bilgi donanımına sahip olmak ve pratiğe uygulamak durumundadır. Bu düzeyin karakteristiği sosyal bilim lerden farklı olarak bir kez "bilimsel" sıfatını kazan dığında, bu donanımın geçerliliğini tartışma konusu yapa

cak herhangi bir felsefi kuşkuya yer vermemesidir. Bura da meslek içi ideolojik öğelerin bir bölümüyle karşı karşıyayız. Mühendisin, mühendislik bilgileri hakkındaki kanılarını dile getiren öğeler: Bilimsel bilgilerin varlığına ve nesnelliğine inanç; bilimsel yöntemin doğruluğuna inanç; ve bilgi nesnesinin gayri iradiliğine inanç.

Mühendisler, üretimci bir meslek grubu olarak mesleki, bilimsel donanımlarını, esas olarak bir üretim biriminde gerçekleştirirler. Üretimin çağdaş ölçülere uygun yapıl dığı bir üretim biriminde mühendis, iş sürecini planlamak, örgütlemek ve ürünlerin önceden belirlenmiş teknik normlara uygunluğunu gözetmekle yükümlüdür. İşletme faaliyeti bir bütün olarak maliyet fiyatları, kâr oranları,

ELEKTRİK MÜHENDİSLİĞİ 35S

emek üretkenliği vb. ekonomik ölçütlere göre olum lanırken mühendis kendi eylemini teknik rasyonalite ilke leri temelinde kavrama eğilimindedir. Bu kavrayış, mes leki faaliyetin ideolojik politik içeriğinin ve sosyal sonuç larının bilgisini doğrudan vermez. Bilim ve teknikle zorun lu ilişkisi onda, teknolojinin her türlü toplumsal belirleni min ötesinde, kendine özgü mantık içinde doğrusal bir gelişim gösterdiği ve bu gelişimin tarafsız olduğu şeklin de güçlü bir inanç yaratır. Buna, baş döndürücü bir hızla ilerleyen bilimsel ve teknolojik gelişmenin sarsıcı cazi besinin yarattığı teknoloji fetişizmi duygusu eklenir. Bütün ileri teknoloji ürünleri, mühendiste, mesleki aidiyet ideolojisinin güçlülüğü oranında, sahiplenme güdüsünü uyarır ve bu teknolojilerin bilgisine vakıf olabilme imkanı, toplumdaki teknolojik cehaletin yaygınlığı ölçüsünde ona, bir üstünlük konumu sağlar.

Böylece, meslek içi ideolojinin diğer tamamlayıcı öğeleri ni de sıralayabiliriz: Sınai ve teknolojik gelişmeye inanç; her türlü sınai üretimin toplumun ilerlemesini sağlayan zenginliklerin kaynağı olduğu fikrine inanç; emek süreci nin teknik rasyonalite ilkelerine göre düzenlenmesi ge rektiği fikrine inanç; bilimin sorunları çözebilme ye teneğine inanç; profesyonel ve uzman bilgiye saygı; ide olojiler üstü ve politika dışı bir söylem...

Mühendis bireyin dünya görüşü, tanımlamaya çalıştığı mız bu meslek içi ideolojik öğelerle, toplumsal bir varlık olarak sahip olduğu dinsel, ahlaki, hukuki, siyasi, este tik vb. ideolojik tasarımların organik bütünlüğünden olu şur. Müheridis bireyin, gerçek nesneler ve kendi toplum sal ve bireysel valığına, tarihine ilişkin sorunlar karşısın daki tavır ve davranışı, toplumsal ve kültürel yönelimi bu ideolojik matris içinde belirlenir.

Kuşkusuz, bu organik bütünlükte eşitsiz bir bileşim söz konusudur. Her ideolojik eleman, farklı ağırlıklar halinde etken olabilir ve bireyin her somut durumdaki tavrına farklı elemanlar yön verebilir. Örneğin, mühendis bireyin herhangi bir tutumu meslek içi ideolojik öğelerin deneti minde oluşabileceği gibi; eylemi hakkındaki değer yargısı siyasal, dinsel vb. motiflerin hakim olduğu bir düzlemde de anlam kazanabilir. Girişte verdiğimiz örnekte, mühen disler ve diğer toplum kesimlerinin nükleer santrallar konusundaki tercihlerinin kutuplaşması, mühendislerin sorunu, tamamen meslek içi ideolojik öğelerin belirleyici olduğu bir çerçevede kavramalarıyla izah edilebilir.

Benzer bir tutum, nükleer santralların Türkiye'ye ithali konusunda, Türkiye'nin bu teknolojiye kesinlikle sahip olması gerektiğini, herhangi bir karşı çıkış ve eleştirinin "gericilik" anlamına geleceğini savunan görüşte de izle nebilir. Burada da meslek içi bir söylemle karşı karşıya yız.

Kültürel formasyonları itibariyle farklı özellikler göster melerine karşın, son yıllarda siyasal iktidara angaje olan mühendislerin yöneliminde de aynı ilişki geçerli görünü yor. Resmi propagandanın, rasyonalleşme, kurumsal işleyişte siyasal ve bürokratik etkilerin tasfiyesi, profes yonellere inisiyatif tanıma vb. öğeleri bir grup mühendisin zihninde uyarıcı etki yapabilmiş ve bu kişiler, katılım ka nallarının tıkandığı, politikanın mahkum edildiği bir kon jonktürün egemen teknokratik ideolojisinin taşıyıcıları olabilmiştir. Görüldüğü gibi, işletme içi teknik rasyonalite ilkesinin, toplumsal, siyasal düzleme aktarılması, top lumsal sorunların da mühendislik problemleri gibi çözülebileceği düşüncesi, politikanın olumsuzlandığı de mokrasinin dışlandığı, otoriter bir siyasal tavra neden ol maktadır.

Bir gözlem olarak, mühendislerin mesleki faaliyet ve özel yaşam alanlarını bir bütün olarak sorgulayabilmek için gerekli eleştirel araçlara henüz sahip olmadıklarını söyleye biliriz. Kültürel ve siyasi yönelimleri, ya mesleki faaliyetin kendiliğinden ideolojisinin belirleyiciliğinde, de mokrasi ve katılım fikrine yer vermeyen teknokratik bir içerik kazanmakta, ya da mesleki düzlemin eleştirisinden türetilmemiş siyasal ve ideobjik motiflerin taşıdığı ağırlık ölçüsünde global siyasi bir çerçevede oluşmaktadır. Bu durumda, mühendisler, ya hatları ken dileri dışında alınmış siyasi kararlarla çizilmiş sistem içi bir rasyonelleşme programının uygulayıcıları haline ge mekte, ya da sistemden köklü bir kopuş eylemiyle mes leki politik bir ifadeden uzaklaşmaktadırlar.

Bu ikilemin, ancak kapitalist üretim sisteminin çok yönlü bir eleştirisiyle aşılabileceğini, düşünüyoruz. İlk bakışta, ideolojik ve politik boyutlardan arınmış gözüken mesleki düzlemin sosyal karakterini kavrayabilen mühendisi; sınai değerleri sorgulayan ve teknolojinin özgürleştirici potansiyellerinin gerçekleşme koşulları üzerinde düşü nebilen mühendisi; uzmanlık bilgisini toplumun değişimi denetleme ve geleceğini belirleme iradesiyle uyumlu kılabilen mühendisi, mesleki pratiğin eleştirisinden türetilmiş bir siyasallaşmayı daha global politik mücadele ile bütünleştirebilen mühendisi; kısaca "yurttaş" mühen disi öneriyoruz...

ELEKTRİK MÜHENDİSLİĞİ' 355