Elektrik Mühendisliği · Sayı 372 · Haziran 1990
Mehmet ERDEMİRİN 30 YIL ÖNCE YAZDIĞI VE 1990 LARDA GÜNCELLİĞİNİ KORUYAN YAZISI
Toplum, demokrasi ve emek Görüş ve değerlendirme
- Yıl
- 1990
- Sayfa
- 2
- Okuma süresi
- 4 dk
- Görüntülenme
- 0
Konu
İlgili: Mühendislik mesleği, meslek hakları ve istihdam, Bilim, teknoloji ve meslek tarihi
Anahtar kelimeler
- 27 Mayıs
- TMMOB
- demokrasi
- meslek odaları
- fetvacılık
- Elektrik Mühendisliği Mecmuası
Özet
1960 yılında Elektrik Mühendisliği Mecmuası'nda yayımlanmış olan bu yazı, 27 Mayıs sonrası dönemde mühendislik meslek örgütlerinin siyasi iktidara karşı sorumluluklarını ve iktidara yakın davranan 'fetvacı' meslektaşları eleştiriyor; 1990'da yeniden yayımlanarak günceliğini koruduğu vurgulanıyor. Yazının ardından iki üyenin vefatına ilişkin başsağlığı duyuruları yer alıyor.
Tam metin
Metin PDF'ten otomatik çıkarılmıştır; tablo, şekil ve formüller eksik ya da hatalı olabilir. Özgün dizgi için PDF'e bakın.
DA TARİHİNDEN
MESLEKDAŞLARLA BİR DERTLEŞME
Kendileri dışında hiçbir kuruma, derneğe, sivil toplumsal örgütlere ve yurttaşlarına söz hakkı, kararlara katılma, görüş bildirme, ülke gerçekleri hakkında konuşma ve eleştiri hakkı tanımayan iktidar (lar) a atfen, bundan tam
30 (otuz) yıl önce Haziran Temmuz 1960 yılındaki "Elektrik Mühendisliği
Mecmuası"nda çıkmış ve ülkemizin şu an içerisinde bulunduğu toplumsal siy asal pratikle tam tamına örtüşen ve günümüze oldukça anlamlı göndermeler yapan bir yazıyı "yorumsuz" olarak sizlere, sunuyoruz.
Anlayan "cesur meslektaşlara",
"haydi gayret"...
Mehmet ERDEMİR Y . Müh Etibank
Okyanusya adaları civarında fırtınaya tutulan bir gemi, adalardan birinin sahilinde karaya oturur ve içindekiler karaya çıkarlar. Fırtınada geminin pusulası kırıldığı için hangi adaya çıktıklarını bilemiyen yolcular, telâş içindedirler. Çünkü müthiş fırtına ile boğuştuktan sonra ya myamlar tarafından yenmekte vardır. Bu hususu münakaşa ederek gider lerken içlerinden biri bağırır.:
Arkadaşlar korkmayınız, bu rası medeniler adaşıdır. Çünkü karşı da bir dar ağacı görüyorum. Burada insanı kanunla öldürüyorlar.
Aramızdaki sohbete böye bir fıkra ile başlayışımızı meslektaş larımız her halde yadırgamıyacaktır. Çünkü son senelerde memleketimiz de kanunlarla neler yapıldığını hepi miz biliyoruz. Türk toplumunun el atı lmadık hiç bir sahası kalmamış, hür düşünce ve müstakil hareketin filiz leneceği her müessese bir kanunla veya kararla vesayet altına alınmıştı. Çok şükür 27 mayıstan beri bu ve sayetten toplum olarak kurtulma yo lundayız.
Şimdi meseleyi bir riyaziyeci mantığı ile tahlil edelim:
1946 yılında tek parti devrini kapamış, demokrasi rejimine girmiş 1950 daki iktidar değişikliği ile her şeyin tamamlandığını sanmıştık. Fakat on sene sonra bugün, her şeye yeniden başlamak gibi bir du rumla karşı karşıyayız. Bu, niçin
böyle oldu? Yani Türkiye'de mutlak olarak siyaset dışı bir müessese olan ordumuzun müdahalesi olmaksızın demokratik rejimi soysuzlaşmaktan niçin kurtaramadık? Bu suale sadece "sakıt ve sabık iktidar liderleri ile D.P. Meclis Grubunun kötü muhteris, be ceriksiz insanlardan müteşekkil ol duğunu" söyliyerek cevap verirsek meseleyi halletmiş sayılmayız. Me sele aslında çok muğlâktır ve ka naatımızca muayyen bir zihniyetin iflâsı manasına gelmektedir. Şimdi bu zihniyeti izaha çalışalım:
Demokratik bir idare, zannedil diği gibi sadece siyasî partilerin mü cadelesinden ibaret değildir. Demok rakit bir idarede kanunî teminat müesseseleri yanında hürriyeti siyasî olmıyan bir takım müessese ler daha vardır ki bunların da vazife lerini yapmaları gerekmektedir. İhti sas Odaları ve Birlik te bu müesseselerdendir. Kanaatımızca rejimi soysuzlaştıran ve son seneler deki duruma getiren amillerin başın da meşhur "kalkınma hareketi" gel mektedir. Bu kalkınma hareketlerinin tatbikatçıları ise esas itibariyle ihti sas odalarımızın mensuplarıdır. Buna göre bilhassa son senelerde şiddetli bir münakaşa konusu olan bu hare ketleri, Birlik ve Odalar Umumî Heyetlerinde görüşüp bu meselelere ışık tutamaz mıydık? Atılan sayısız yanlış adımlara dur! diyemez miydik? Maalesef bu vazifeyi başaramad ığımızı itiraf etmeliyiz. Bırakınız müessese olarak bu yanlış adımlara dur! demeyi, bunlara fetva verenlerin ekseriya meslektaşlarımız olduğunu düşünürsek, yüzümüzün kızarma ması mümkün değildir. Peki niçin
ELEKTRİK MÜHENDİSLİĞI 372
başarısızlığa uğradık? Elbette bunun bir çok sebepleri var. Fakat korkulur ki en başta gelen sebep menfaat kaygısıdır.
Yıllar yılı bu kaygı ile sakin bir yolda mukadder akibetine doğru iler iiyen bir iktidara akıl hocalığı eden ve onların arzularına göre fetva veren meslekdaşlarımız bu camia içinde maalesef az değildir. Dün, aklın, mantığın, tekniğin ve ekonomi ilminin kabul edemiyeceği projelere evet diyenlerin bugün bunları bizzat lü zumsuz göstermek gibi bir zıddiyetle karşı karşıya gelmeleri de çok acına cak bir durumdur. Hiç bir meslek taşın bir daha bu duruma düşmeme sini temenni edelim. Ancak bu temenninin gerçekleşebilmesi için bir miktar medeni cesarete sahip ol maya gayret etmek lâzım geldiğini de hatırlatalım.
Bu imtihandaki başarısızlık amillerinden bir başkası da siyaset anlayışımızdır. Bu anlayışın en'gari
bini, bir meslektaşımızın Teknik Haber gazetesindeki "Hür riyef'başlıklı yazısında gördük. Bu yazıda ordunun 27 mayıs hareketi övüldükten sonra iftiharla "Birliğin siyasî münakaşalar dışında kaldığı" ifade ediliyor. Yarabbi, ne utandırıcı bir itiraf! Bir kaç senedenberi memle ket korkunç bir diktatoryaya doğru sürükleniyor ve TMMOB kılını kıpırdatmıyor. Maamafih, Birliği ve Odaları sakıt hükümetin emrine sok mak için elinden geleni yapmış olan bu kalemin sahibinden daha başka türlüsü de beklenemezdi.
Şimdi bir ilim heyeti, yurdumuz da demokrasinin tam manasiyle yer leşebilmesi için lüzumlu teminat müesseselerini tespite çalışıyor. Fakat her şeyin anayasa ve diğer te minat müesseseleri ile halledileceği ni zannetmek hatalı bir görüştür. De mokrasi rejimi de bütün teminatlarına rağmen insanla ikbal bulur ve yine in sanla çöker, bu sebeple şimdiye kadar olduğu gibi bundan sonra da
gerek fertlere ve gerekse cemiyetle re ve bilhassa meslek gruplarına büyük uyarma avazifeleri düşmekte dir. Çoğumuz devlet müesseselerin de çalışmaktayız ve bu itibarla yapı lan yanlış işlere herkesten evvel vukuf peyda etmekteyiz. Binaena leyh yine herkesten evvel uyarına va zifesi de bizlere düşer. Eski fetvacı ların çoğu yine yerlerinde oturmaktadırlar. Bunlar, eski idareci lere olduğu gibi yeni idarecilere de fetvalar vermekte devam edecekler dir. Bunların mühendisliğe sığmayan fetvalarını haber alınca gerekli müda haleyi yaparsak yeni rejime karşı en büyük vazifemizi yerine getirmiş olu ruz. Çünkü yeni idare büyük bir hüs nüniyetle hareket etmekte ve idare mekanizmasını lâyıkiyle tanımadığı için de bu fetvacılar yerlerinde kal maktadırlar. Bu iyi niyetin istismarına mani olmak ta yine medeni cesaret sahibi meslektaşlara düşmektedir. Haydi gayret!
Latif ALKAÇ
ABD'nin Chicago kentinde Milli Eği tim Bursu ile mühendislik eğitimi gören odamız 12553 no'lu üyesi Latif ALKAÇ'ı kaybettik.
AİLESİNE, YAKINLARINA ve ODAMIZ CAMİASINA BAŞSAĞLIĞI DİLERİZ.
Mehmet Haşim EKMEKÇİ
Odamız 3993 sicil no'lu üyesi Mehmet Haşim EKMEKÇİ yi 19.3.1990 tarihinde geçirdiği trafik kazası sonucu kaybetmiş bulunuyoruz.,
AİLESİNF, YAKINLARINA ve ODAMIZ CAMİASINA BAŞSAĞLIĞI DİLERİZ.
ELEKTRİKMÜHENDtSLlĞI 372