Elektrik Mühendisliği · Sayı 473 · Kasım 2023

CUMHURİYETİMİZİN YENİ YÜZYILINDA DA ÜZERİMİZE DÜŞEN GÖREVİ LAYIKIYLA YAPACAĞIZ

M. Asım Rasan

Toplum, demokrasi ve emek Görüş ve değerlendirme

Yıl
2023
Sayfa
2
Okuma süresi
4 dk
Görüntülenme
0

Konu

Toplum, demokrasi ve emek

İlgili: Oda ve TMMOB örgütsel yaşamı, Enerji politikası, piyasa ve özelleştirme

Anahtar kelimeler

  • Cumhuriyetin 100. yılı
  • TMMOB
  • özelleştirme
  • nükleer santral
  • eğitim politikası
  • EMO

Özet

EMO Yönetim Kurulu Başkanı, Cumhuriyet'in 100. yılında kazanımların yok edilmeye çalışıldığını, özelleştirmeler ve eğitim politikaları nedeniyle ülkenin geleceğinin ipotek altına alındığını değerlendirerek Oda ve TMMOB'un demokratik mücadelesine vurgu yapıyor.

Tam metin

Metin PDF'ten otomatik çıkarılmıştır; tablo, şekil ve formüller eksik ya da hatalı olabilir. Özgün dizgi için PDF'e bakın.

CUMHURİYETİMİZİN YENİ YÜZYILINDA DA ÜZERİMİZE DÜŞEN

GÖREVİ LAYIKIYLA YAPACAĞIZ...

M. Asım Rasan EMO 35. Dönem Yönetim Kurulu Başkanı [email protected]

Elektrik Mühendisliği Dergisinin Cumhuriyetimizin 100. Yılı için hazırlamış olduğu özel ve anlamlı sayısı nedeniyle, Yönetim Kurulumuzu ve emeği geçen tüm arkadaşlarımızı kutluyorum.

100 yıl önce Büyük Devrimci Mustafa Kemal Atatürk’ün önderliğinde; kadın ve erkeğin eşit, bağımsızlığın daimi, demokrasinin belirleyici, hukukun üstün, bilimin yol gösterici olduğu Cumhuriyetimiz, yıkıma uğramış topraklarda canlandı. Anadolu için büyük bir Aydınlanma hareketi olan çağdaş, laik, demokratik cumhuriyetle; kul ve ümmet toplumundan, çağdaş, özgür, egemen bir toplum yapısına geçildi. Sosyal devlet anlayışı oluşturuldu. Eğitim ve öğretimde; bilim, fen, sanat esas alındı, fırsat eşitliği tanındı, yoksul ailelerin çocuklarına eğitim olanağı sağlandı. Çağının çağdaşı bir ülke amaçlandı. Arap alfabesinden latin alfabesine geçildi. Okuma yazma, eğitim öğretim seferberliği başlatıldı, üniversiteler açıldı, cumhuriyeti yaşatacak kurumlar ve fabrikalar kuruldu. Yetişmiş, aydın ve yurtsever bir insan gücü yaratıldı.. Kısa süre içinde ülkemiz; bağımsız, çağdaş ve saygın bir ülke konumuna yükseldi. Sömürge ülkelerin bağımsızlık mücadelesine örnek oldu...

Üyesi olmaktan ve kurullarında görev almaktan onur duyduğum Odamız ve üst örgütümüz TMMOB, bir Cumhuriyet kurumu olarak 1954 yılında Anayasamızın 135. Maddesine göre 6235 sayılı yasayla kurulmuş, kamu kurumu niteliğinde bir

meslek kuruluşudur. Odamız ve Birliğimiz, kurulduğundan bu yana, meslek ve meslektaşlarının haklarını koruyan, gelişmelerine katkı sağlayan, kütüphane dolusu yayın çıkaran, standartlar oluşturan, kongre, sempozyum düzenleyen, meslek etiğini koruyan, bağımsız kimliği ile, demokratik mesleki bir kitle örgütü olarak, devrimci demokrat, yurtsever yönetim anlayışı ile kamu yararından, halktan, emekten, demokrasiden, özgürlükten, çevreden, doğadan yana çalışmalarını ve mücadelesini sürdürmüştür. Toplumsal değerlerimizi, ülke kaynaklarımızı, insan emeğini sömüren neoliberal iktidarların, cumhuriyet döneminde kurulan kurum ve kuruluşları ‘özelleştirme’ adı altında yağma ve talan girişimlerini, kamusal anlayışla durdurmaya çalışmış, hukuksal ve kitlesel mücadeleler vermiştir. Odamız ve Birliğimiz; Cumhuriyetimizin kazanımlarının korunması ve hak, emek, özgürlük temelinde yaptığı mücadelelerle, toplumumuzda saygın, güvenilir, ışık veren kurumlar düzeyine yükselmiştir. Bu vesileyle, yaşama veda etmiş olan mücadele arkadaşlarımızı/meslektaşlarımızı ve bizleri yetiştiren sevgili hocalarımızı saygı ve şükranla anıyorum...

“İlke ve kazanımlarımız yok edilmeye çalışılıyor”

Cumhuriyetimizin 100. yılında, cumhuriyet devrimlerimizin ilke ve kazanımlarının tek tek yok edilmeye çalışıldığı bir süreçten geçmekteyiz. Tek adam rejimine dönüştürülen bu dönem-

de; dini cemaatler ve tarikatlar tekrar hortlatılmış, eğitimde bilim ve fenden uzaklaşılmış, okullarda Anayasa’nın laiklik ilkesine aykırı olarak, zorunlu ve tek yönlü dini eğitimin verilmesi, okul öncesi eğitim seviyesine kadar düşürülmüştür. Eğitim ticarileştirilmiş, fırsat eşitliği yok edilmiş, dar gelirli ailelerin çocukları ya okuyamaz duruma gelmiş ya da imam hatip okullarına mahkûm edilmiştir. Pıtrak gibi çoğalan vakıf üniversiteleriyle her ilde en az bir üniversite sloganı ile araştırma ve geliştirme faaliyetlerinden uzak, yeterli akademik kadrosu ve laboratuvar olanakları olmayan apartmandan, iş hanından bozma gecekondu üniversiteler kurulmuştur. Bu üniversiteler mesleki bilgileri yetersiz, kendilerine güvensiz, üniversite diplomalı vasıfsız mezunlar vermektedir. Gençlerin hayalleri, gelecekleri çalınmaktadır.

Halkımızın öz kaynakları ile Cumhuriyet döneminde kurulan kurumlar, kuruluşlar, özelleştirme adı altında yok pahasına elden çıkarılmış, peşkeş çekilmiştir. Özelleştirme ile elden çıkarılan kurumlar, fabrikalar kapatılarak arsaları rant kapısı haline getirilmiştir. Toplumsal yararlı üretimden vazgeçilerek, rant/sömürü/talan ekonomisi ön plana çıkarılmıştır. Tarımsal üretimde kendi kendine yeten ülkemiz tarım ürünlerini ithal eder duruma gelmiştir. Ödeme garantili Kamu Özel İşbirliği / Yap İşlet Devret kurgularıyla, dövize endeksili 20-25 yıl bütçe borçlandırmaları yapılmakta, ülkemizin geleceği ipotek altına alınmaktadır.

“Stratejik kuruluşlar peşkeş çekildi”

Cumhuriyet döneminde halkımızın vergileriyle binbir emekle kurulmuş olan ülkemizin stratejik kuruluşları, elektrik üretim ve dağıtım tesisleri, telekom santralları ve ağları, “özelleştirme” adı altında “imtiyaz, işletme” sözleşmeleriyle yandaşlara peşkeş çekilmiştir.

Toplum ve doğa yaşamı bakımından yapılmaması gereken, risk oluşturan yerlere, döviz garantili ödemelerle, HES’ler, JES’ler inşa edilmiştir.. Şimdi de sıra, 2024 yılı bütçe tasarısına göre, TEİAŞ

ve büyük tip hidro elektrik santralların satışına gelmiştir.

Diğer taraftan da, insan/doğa/çevre düşmanı, üreteceği birim kWh enerjisi 3 kat fiyatlı, ülkenin kurulu gücü bakımından gereksinim olmayan, dışa bağımlı, sömürü aygıtı nükleer santralların kurulması projeksiyonlarına devam edilmektedir. Doğru yer seçimi ve ÇED uygunluk kaydıyla, ülkemiz potansiyelinin yüksek olduğu güneş, rüzgar gibi çevre dostu enerji kaynaklarının kurulumu ve geliştirilmesi gerekirken...

Gelinen durumda ve bu karanlık dönemin aşılmasında, Cumhuriyetimizin kazanımlarının korunmasında ve geliştirilmesinde Odamıza, Birliğimize ve demokratik kitle örgütlerine çok daha fazla görev ve sorumluluk düşmektedir.

Odamızın ve Birliğimizin; üyelerimizle bütünleşip dinamik bir bağ kurarak, çağdaş yüzüyle, devrimci, demokrat, yurtsever yönetim anlayışla, bölünmeden ve birliktelikle, bu dönemin aşılması için mesleki ve toplumsal alanlarımızdaki sorumluluklarımızla, ve şimdiye kadar olduğu gibi Cumhuriyetimizin yeni yüzyılında da üzerimize düşen görevi layıkıyla yapacağımız inancıyla...

Büyük ozan Nazım Hikmet’in vurguladığı gibi:

Eğer;

Hak haksızlıktan yüce,

Sevgi nefretten üstün,

Aydınlık karanlıktan güçlüyse,

Çaresi yok usta..

Biz kazanacağız…

Yaşasın CUMHURİYET!..

Yaşasın TMMOB!..

Yaşasın EMO Örgütlülüğümüz!..

Sevgi ve saygılarımla