Elektrik Mühendisliği · Sayı 473 · Kasım 2023

CUMHURİYETİN 100. YILINDA TRT VE YAYINCILIK

Ali Nihat Yazıcı

Haberleşme, telekomünikasyon ve yayıncılık Görüş ve değerlendirme

Yıl
2023
Sayfa
5
Okuma süresi
13 dk
Görüntülenme
0

Konu

Haberleşme, telekomünikasyon ve yayıncılık

İlgili: Mevzuat ve hukuk, Bilim, teknoloji ve meslek tarihi

Anahtar kelimeler

  • TRT
  • kamu yayıncılığı
  • RTÜK
  • TTTAŞ
  • 3517 sayılı Yasa
  • EMO

Özet

Yazı, Cumhuriyetin 100. yılında Türkiye'de radyo-televizyon yayıncılığının tarihsel gelişimini, TRT'nin kuruluşundan bugüne özerklik mücadelesini ve EMO'nun bu süreçteki kamusal duruşunu anlatmaktadır.

Tam metin

Metin PDF'ten otomatik çıkarılmıştır; tablo, şekil ve formüller eksik ya da hatalı olabilir. Özgün dizgi için PDF'e bakın.

Ali Nihat Yazıcı Elektronik ve Haberleşme Mühendisi [email protected]

Bu makalenin amacı, İnsan Hakları Evrensel Beyannamesiyle (UN, 1948) kabul edilen ve temel insan hakkı “ifade özgürlüğü ve haber alma özgürlüğü” kavramının temel güvencesi olarak tanımlanan kamu yayıncılığına dair, Cumhuriyetimizin 100. Yılında EMO’nun duruşunu açıklamaktır.

EMO kurulduğu günden bu yana haberleşme ve telekomünikasyon alanında ülkemizdeki olumlu ve olumsuz gelişmeleri inceleme, eleştirme, hukuki anlamda müdahil olma, yasal önerilerde bulunma, üyelerine bilgilendirmede ön almıştır.

Cumhuriyetimizin 100. Yılında Haberleşme ve Telekomünikasyon alanındaki gelişimlerin ardından, Odamızın duruşu da ülke ve yurttaş hakları yönünde kamusaldır.

Radyo-Televizyon Yayıncılığı ve Türkiye’de Tarihsel Gelişimi

Marconi’nin 1895’te radyoyu keşfetmesi (Baker, 2013), (Mayes, 1972) ve 3 km uzaklığa ilk radyo yayını yapması gezegenimizde yayıncılık tarihinin ilk sayfası olmuştu.

18 Ekim 1926 tarihinde, Londra’da Dünyanın ilk kamu yayın kurumu olarak BBC (British Broadcasting Corporation: Birleşik Krallık Yayın Kurumu) kuruldu (BBC, 2023).

Aradan 6 ay geçmeden Ankara’da Nisan 1927’de Türk Telsiz Telefon A.Ş. (TTTAŞ) adlı bir şirket kuruluyordu (Yazıcı, 1999). TTTAŞ, genç Cumhuriyetin kurucusu ve eşsiz lideri Mustafa Kemal Atatürk’ün talimatlarıyla 150.000TL sermayeyle İş Bankası adına Genel Müdür Celal Bayar, Anadolu Ajansı adına Siirt Milletvekili Mahmut Soydan, bireysel olarak da Gümüşhane Milletvekili Cemal Hüsnü Taray ile Sedat Nuri gibi isimler tarafından kuruluyordu (Arvas, 2018).

Şirketin gelir kaynakları, amacı (kamusal radyo yayını yapmak), yönetim şekli, örgütlenme yapısı, yayın ilkeleri BBC’nin birebir benzeriydi. Okurların aklından “herhalde yani; BBC örnek olarak alınacak en iyi kurum” düşüncülerinin geçmesi olağandır. Ancak, 1926 yılında; sınır ötesiyle iletişimin yazılı olarak telgraf ve/veya mektup ile gerçekleştiği bir dünyada, İngiltere’de kurulan bir şirketten haberdar olmak, başarılı olacağına dair öngörüde bulunmak, 6 ay gibi kısa bir sürede bunu, hukuki ve tecimsel altyapısını oluşturarak kurmak olağanüstü bir liderlik kararıdır. Üstelik radyo yayıncılığının ve kamusal yayıncılığın ne kadar önemli bir iletişim aracı olduğunu öngörüp, bunu bu kadar kısa sürede Türkiye’de ve o zamanın kısıtlı maddi olanaklarıyla yaşama kazandırmak, arkasındaki olağanüstü zekanın da göstergesidir (Yazıcı, 1999).

Mustafa Kemal Atatürk’ün girişimiyle yayın hayatına başlayan TTTAŞ, bu eşsiz liderin sonsuzluğa yürümesinin ardından kapatılıyor, TRT’nin kurulacağı 1964 yılına kadar olan Devlet Radyosu dönemi başlıyordu. Devlet Radyosu, tamamen iktidar kontrolünde, Basın Genel Müdürlüğü’nün yönetimindeydi (Yazıcı, 1999).

Özellikle 1960 öncesindeki Demokrat Parti’nin son döneminde radyo o kadar politik olarak kullanılıyordu ki, her gün radyo anonslarıyla iktidarın kurdurduğu Vatan Cephesine katılanların isimleri yayınlanıyor, yurttaşlar arasında kutuplaşmalar ve bugün bizlere çok tanıdık gelen rant uğruna siyasi kamplaşmalar ve iktidar muhalifleri üzerinde baskılar oluşturuluyordu.

27 Mayıs 1960’ta ordunun yönetime el koymasının ardından Devlet Radyosu’nun son dönemi 19601964 süreci oldu (Yazıcı, 1999).

Anayasa ve Kamu Yayıncılığı

1961 Anayasası oldukça özgürlükçü bir değişimdi. Anayasa’da kamu yayıncılığı ilk kez tanımlanıyor, bunun bir kamusal hizmet olduğu vurgulanıyordu.

1961 Anayasasının 121. maddesinde

1. Radyo-televizyon hizmetleri, kamu hizmeti

olarak düzenlenecektir.

12 Mart 1971 darbesinde de faşizmin önce TRT’ye

2. Kurum, özerk ve hukuki statüye sahip olacaktır.

müdahale etmesi geleneği bozulmadı. Kamu yayın kurumunun radyolarında askeri muhtıra okunuyor, Demirel hükümeti istifaya çağrılıyor-

3. Kurum, programlarının üretiminde ve yayıdu. 1961 Anayasasındaki birçok özgürlük 1971

nında tarafsız olacaktır.

darbesi sonrasında tırpanlanıyordu. Kamu yayın

4. Kurum, kültür ve eğitimi destekleyecektir.

ilkeleriyle, kısa süre sonra dünyaya gelecek olan TRT’nin Anayasal görevleri tanımlanıyordu.

kurumu her zaman olduğu gibi, iktidar için kilit rol oynuyordu. EMO, TRT üzerine yapılan faşist hesapları Elektrik Mühendisliği Dergisi’nde özel bir sayıyla konu haline getirerek tartışıyor gerek

24 Aralık 1963 tarihinde TBMM’de kabul edilen 359 sayılı TRT Yasası’nın ardından, anlamlı bir günde 1 Mayıs 1964’te TRT kurularak görevine başlıyordu.

siyasi gerekse teknik açıdan kamu yayıncılığında ülke, yurttaş ve meslektaşlarımız açısından taraf olduğunu gür sesiyle haykırıyordu: “TRT Üzerine Yoğunlaşan Faşist Özlemler” (EMO, 1975).

Özgürlükçü, özerk ve yayınlarında tarafsız olan TRT’nin o zamanki Yönetim Kurulu’nda çalışanların seçeceği 2 üyeden birisinin yüksek elektrik veya elektronik mühendisi olarak tanımlanmış olması, önemli bir emekçi meslek grubunun örgütü olarak EMO’nun TRT’ye dair olan söz hakkının da bir göstergesidir (Yazıcı, 1999).

Bundan 60 yıl önce bu ülkede böyle önemli bir kurumun yönetim kurulunun iki üyesi çalışanlar tarafından seçilirken, bugün tamamen siyasi kadrolarla doldurulması da neden daha gür itiraz seslerinin çıkması gerektiğini açıkça göstermektedir.

12 Eylül 1980 tarihinde gerçekleştirilen faşist

askeri darbenin ilk adresi

yine TRT olmuştu. 5 kişiden “TRT gibi etkin bir kuruluşa, doğru oluşan sözde Milli Güvenlik

eleştiriler yöneltmenin gerekliliğine Konseyi, öncelikle TRT’yi

ve TRT’nin bugünkü durumuyla

işgal ediyor, TRT radyolaeleştirilecek çok yönü olduğuna

rından muhtıra okunuyordu.

inanıyoruz. Ne var ki eleştiriler bu Demokrasiyle birlikte, kamu önemli kuruluşu 12 Mart dönemine, yayıncılığının özerkliği de

belki de daha gerilere götürecek darbe alıyor, Anayasa değidoğrultuda değil; ileriye yöneltecek şikliğinden sonra yönetimde

nitelikte olmalıdır, bu nedenle son saldırıları tezgâhlayanların TRT’yi yıpratma çabalarındaki gerçek emellerini vurgulamak ve tüm ilerici kuruluşlarla birlikte faşizmin bu girişimine karşı çıkmak görevimizdir (EMO, 1975).”

çalışanların temsili de olmak üzere, kamu yayıncılığı ilkelerinde büyük değişikliklere gidiliyordu. 2954 sayılı TRT Kanunu TBMM’de kabul ediliyordu.

Amerika’dan ithal edilen Başbakan Turgut Özal’ın küreselleşme ve serbest piyasa

modelinin uygulamaya konul-

1964-1980 yılları arasında TRT yayınları tarafsız ve kamu yayıncılığına uygun bir şekilde ülkenin her köşesine hızla yayılıyordu. Aynı zamanda Türkiye’nin Sesi, Kısa Dalga Radyo Yayınlarıyla

masının ardından, 21 Ocak 1989 günü yayımlanan 20056 sayılı Resmî Gazeteyle yürürlüğe giren 3517 sayılı Yasa ile TRT vericileri ve personeli, PTT’ye devrediliyordu.

sınır ötesine ve diğer kıtalara yayın yapılıyordu.

Korsan Özel TV ve Radyolar

“EMO, 55 yıl önce yazmıştı…”

EMO bünyesinde TRT ve ülkemizde kamu yayıncılığı tanımına dair ilk söylemlerden birisi 55 yıl önce, şu anda okumakta olduğunuz Elektrik Mühendisliği Dergisi’nin 134. Sayısında yer alıyordu. Bu yazıda Yeni Anayasanın (1961 Anayasası) 121. maddesine vurgu yapılarak kamu yayıncılığı ve yanında çok sesliliği sağlamak üzere özel yayıncılık konusunda bir bakış açısı dile getiriliyordu (Evcimen, 1968).

Aslında, arkasındaki hesap açıktı. Başbakan Turgut Özal, oğlu Ahmet Özal’ın özel televizyon kurması için kamu yayıncılığının Anayasa’da var olan tekelini delmek için hukuk dışı ama eylemsel bir uygulamayı yaşama geçiriyordu. Vericilerin kurulmasındaki tekel Anayasanın 133 maddesine göre TRT’ye ait olması gerekirken, TRT vericilerinin ve yayın emekçisi personelinin PTT’ye devriyle, yasadışı korsan özel televizyonların ve radyoların hukuk dışı bir şekilde önü açılıyordu.

Vericilerin PTT’ye devrinin ardından, EMO yönetimi, bu makalenin yazarı ve birçok kamu yayıncısının da arasında bulunduğu sivil toplum kuruluşları ve meslek odaları tarafından oluşturulan kitlesel bir tepki, Anamuhalefet Partisi (Sosyaldemokrat Halkçı Parti TBMM Grubu Adına Grup Başkanvekili Hikmet Çetin) tarafından Anayasa Mahkemesi’nde (AYM) 3517 sayılı Yasanın iptali için dava açılmasını sağlıyordu. EMO bu konuya ilişkin paneller düzenleyerek üyelerini uyarıyor, kamuoyu oluşturuyor, sonuç bildirgelerini yazılı hale getirerek Dergimizde yayımlıyordu (EMO Panel, 1989).

Bu noktada Oda Genel Kurullarında, “Oda siyaset yapmasın mesleki konularla ilgilensin” diyen yoksun zihniyete, Odanın tarihi boyunca ülke gündeminde meslek alanına giren konularda yükselttiği ses ve oluşturduğu kamuoyunun, açtığı ya da açılmasına neden olan davaların sonucunda hep haklı çıktığı yanıtını vermek gerekiyor. “Tabak ve plaket dağıtma” zihniyetiyle Şube yönetmeye çalışan bu kişilerin asıl kaygısının kişisel çıkarları olduğu çok aşikâr görünüyor.

18 Mayıs 1990 günü AYM 3517 sayılı yasayı iptal ediyordu (AYM, 1990).

Ancak 6 ay içinde TBMM’den yeni bir yasa çıkmayacaktı. İktidarlar, TRT’nin kamu yayıncılığının zayıflamasını, TRT’yi kontrolleri altında tutmayı, hiçbir hukuki kurala uymayan özel radyo ve televizyon yayınlarının sermaye elinde olmasını işlerine geldiği için tercih ediyordu.

Özel radyo ve televizyonlar sermayenin elinde tamamen kontrolsüz, gerçek dışı haberleri içeren hukuksuz yayınlar yapıyorlardı. Özel radyo ve televizyon şirketleri; vergi ödemeyi, lisans ücretlerine tabii olmayı, herhangi bir regülasyonu istemediklerinden yeni bir yasa çıkmasına da karşı çıkıyorlardı. Yasa hazır olmasına rağmen bir türlü meclis gündemine gelmiyordu. Tam bir

başıbozukluk ve yayıncılık şiddeti ortamı vardı. Nisan 1994’te Bosna’da devam eden savaşa dair gerçek dışı haberler nedeniyle Ankara’da şiddete ve yaralanmalara neden olan sokak gösterilerinin olmasının ardından, TBMM 3984 sayılı Yasayı apar topar kabul ediyor, Radyo Televizyon Üst Kurulu (RTÜK) kuruluyordu (Çaplı, 1995).

TRT’nin Özerkliğine Darbe

Yeni çıkan 3984 sayılı Yasayla TRT’nin özerkliği iyice darbe alıyordu. Geçen 29 yıl süresince TRT her gün daha kötüye giden bir devlet kontrolüne maruz kaldı.

EMO, bu süreçte yaptığı yayınlar ile 3984 sayılı Yasaya dair eleştirilerini, gözlemlerini, dünyadaki örnekleri de karşılaştırarak tespit ediyor, tarihe not düşüyordu (Yazıcı, 1995).

2002 yılında AKP’nin iktidara gelmesinden sonra Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer’in görev süresinin sona erdiği 2007 yılına kadar olan sürecin ardından TRT’nin iktidarın resmi yayın aracı haline gelmesi çok sürmedi.

İktidarı darbeyle ele geçirmek isteyenlerin alışkanlıkları 15 Temmuz 2016’da FETÖ darbe girişiminde de devam ediyordu. TRT işgal ediliyor, iktidarı silah zoruyla ele geçirmek isteyen faşist güçler halka mesajı TRT üzerinden veriyordu.

Her darbede, üstelik çok kanallı ve tamamen sayısal medyanın izleyici çoğunluğuna egemen olduğu yayıncılık ortamında bile TRT’nin darbe girişiminden sonra işgal edilen ilk kurum olması kamu yayıncılığının iktidar güçleri ya da bu güçleri elde etmek isteyenler açısından sembolik ve siyasi önemini çok iyi vurgulamaktadır.

AKP’nin 15 Temmuz sonrasında cumhurbaşkanlığı sistemine geçmesi, TBMM’nin işlevlerini zayıflatması, tek adam sisteminin ülke-

mizde egemen olması sürecinde

nan sıkıntılar ve yayın emekçisi

de kitlesel ikna anlamında TRT, “RATEM 2019 verilerine göre; prodüktörlerin karşılaştığı sorunkamu yayın kurumu olarak en

lar akademik olarak incelenmiş,

önemli araçtı.

Ülkemizde 15 ulusal, 3 bölgesel bu unsurun TRT’nin kamusal

Genel seçimlere etkiler, tek taraflı iktidar yanlısı politik propaganve 126 yerel televizyon kanalıyla,

yayıncılığına doğrudan etkide olduğu belirtilmiştir (Ersin, 2007).

da, tamamen siyasi kadrolaşmalar TRT’yi bugün yasada belirtilen görevlerinin çok uzağında,

32 ulusal, 76 bölgesel ve 750 yerel radyo var.

Ancak kamu yayıncılığını tamamen biçimsel ve teknolojik bir ortamın sahipliği statüsüne

Anayasada tanımlanan ilkelerin Radyo Televizyon Yayıncıları sokmaya çalışan görüşler yetersiz

dışında yayın yapan bir kurum Meslek Birliği- RATEM’in 720 olup, kesinlikle doğru değildir.

haline getirdi.

üyesi bulunmakta.

Kamu yayıncılığına bir format

Kamu Hizmeti Yayıncılığı

Kamu hizmeti yayıncılığı ya da kısa olarak ifade etmek gere-

Ayrıca RTÜK’ün denetlediği yayın kuruluşu sayısı 1780’dir”

olarak ya da hukuki bir statü gibi (Bölükbaş, 2020) bakış, bilimsel bir dayanağa sahip değildir.

kirse Kamu Yayıncılığı kavramı

TRT emekçilerinin sendikal

aralarında önemli ama ayrıntıda

yapıları da kamu yayıncılığı kokalan kuramsal farklılıklar olsa da alanın akanusunda sık sık görüşlerini dile getirmekte, kamu

demisyenleri tarafından birbirine yakın şekilde

yayıncılığının ülkenin geleceği açısından ne kadar

tanımlanmaktadır.

yaşamsal olduğunun altını çizmektedir (Karaboğa-HABERSEN, 2022).

Kamu yayın kurumunun öncelikle sorumlu olduğu

kişi, hissedarları değildir. Ruhsat ücretlerini ve

EMO, üzerine düşen görevi her zaman yerine

kamu yayın kurumunun gelir kaynaklarını doğgetirmiş, 55 yıldır TRT ve kamu yayıncılığı konurudan ya da dolaylı olarak belirleyen ve kontrol

sunda sadece doğruları söylemekle kalmamış, eyedebilen hükümetler ya da devlet de değildir.

lemde de etkin olmuştur. EMO’nun gündeminden

Kamu yayın kurumunun sorumlu olduğu ve hesap

TRT’nin kamu yayıncılığı açısından özerkliği ve

vermesi gereken kişi yurttaştır.

Anayasal bağımsızlığı asla düşmemiştir, düşmeyecektir (EMO, 2019).

Kamu yayın kurumunun amacı; üç kelimeyle

“Bilgilendir, Eğit ve Eğlendir” dir. Ticari yayın

Kamu yayıncılığında izleyicinin gereksinimlerini,

kurulu için ise amaç; “Eğlendir” ve nadiren de

yeni kuşakların isteklerini göz önüne almak çok

“Bilgilendir” olur. Devlet yayın kurumu için ise

önemli bir unsurdur. TRT bu anlamda kendisini

amaç “İkna Et”, “Eğit (devletin politikasına uygun

geliştirememiştir. Güncel tanımlamayla Z-Kuolarak)” ve “Bilgilendir (ama devletin istediği

şağı gençliğin yayın anlamında ve özellikle çok

şekilde)” olur (Yazıcı, 1999).

kanallı sayısal yayıncılık ortamındaki beklentileri,

TRT’nin tamamen siyasi olarak atanan yönetim-

Kamu yayın kurumları kendilerini ticari yayın kulerinin, subliminal mesaj verme gündemleriyle

rumlarının karşısında konumlandırırken, sayısal

karşılanamaz. Bu alanda yapılan araştırmalar,

teknoloji ve yayıncılık ortamlarının değişiminden

Z-kuşağının ne yazık ki, TRT’ye uzak durduğunu

de olumsuz olarak etkilenmişlerdir (Duman,

göstermektedir (Kuyucu, 2018).

2018).

Sayısallaşma ve Küresel Olaylarla Kamu

Kuşkusuz, kamu yayıncılığını sadece yayın ilke-

Yayıncılığının Yeniden Yapılanması

leriyle açıklamak çok doğru olmayabilir. Program

üretim sürecindeki editoryal bağımsızlık da kamu

Kuşkusuz kamu yayın kurumunun teknolojik,

yayıncılığının sağlıklı bir temele oturması açısınpolitik veya küresel değişimler ve/veya olgular

dan önemli bir unsurdur. Bu konuda yapılan çok

karşısında duyarsız kalması, kendini ayrıştırarak

sayıda akademik çalışma vardır. Örneğin kamu

yayın yapması beklenemez. COVID19 küresel

yayıncılığında program yapım süreçlerinde yaşasalgını sonrasında ve öncesinde dünyanın aynı

dünya olmadığı, uzaktan çalışma formatının hızla yaygınlaşması sonucu, çok kanallı sayısal platformların gelişmesi gibi olgular, kamu yayın kurumlarının de kendilerine çeki düzen vermelerini gerektirmektedir.

Bu konuda üretilen akademik çalışmalar, kamu yayıncılığına olan gereksinimin sürdüğünü ve doğru haber alma açısından ülkemiz örneğinde TRT’nin özerkliğinin ne kadar kıymetli olduğunu vurgulamaktadır (Nart, 2022).

Gelir kaynakları TRT’nin bağımsız ve özerk olması açısından çok önemlidir. Ne yazıktır ki, TRT’nin enerji paylarından aldığı kaynak, TRT’nin yaşanan politik gerçeklikte yaptığı yayınlarla karşılaştırılarak, sert eleştirilerle yüzleşmiş, zaman zaman muhalefetin de yersiz ve popülist eleştiri malzemesi haline gelmiştir. Bunun sonucunda, AKP hükümeti TRT’nin en önemli gelir kaynaklarından birisi olan enerji faturalarından alınan yüzdelik bir payı önce indirmiş, sonra da tamamen kaldırmıştır (Resmî Gazete, 2021).

AKP Hükümeti TRT’yi, en ucuz, en kolay yönetilen yayın organı ve medya olarak görmektedir. Bu nedenle zaten kendi ceplerinden çıkmayan, ama yasal olarak devlet yardımı olarak genel bütçeden TRT’ye aktarılan kaynaklar ile daha büyük bütçeleri TRT’ye sunarken, diğer taraftan sanki bu bütçeler bu halkın omuzlarında değilmiş gibi, elektrik faturalarından kesilen TRT payının kaldırılmasını popülist bir zafer olarak kamuoyuna sunmuştur. Oysa halk açısından bu büyük bir yenilgi olmuştur.

Sonuç

Günümüzdeki sayısal yayıncılık gelişimiyle, bireylerin radyo ve televizyon yayınına ulaşım yöntemleri ve gereksinimleri de çok büyük bir değişime uğramıştır. Ancak, 2023 yılında Cumhuriyetin 100. Yılını kutlarken, özellikle cumhurbaşkanlığı ve milletvekili seçimlerinde yaşanan süreç, kamu yayıncılığının ne kadar önemli bir görevi olduğunu bir kez daha kanıtlamıştır.

Seçimlerde montajlı videolarla, “adaylardan birisinin teröristlerle iş birliği yaptığı” şeklinde, hem kamu yayın kurumu TRT’de hem de yandaş medyada fütursuzca propaganda yapılmıştır. Bu yayınlar tamamen gerçek dışı; laikliğe, tarafsızlığa ve adil seçim ilkelerine aykırı formlarda olmuş, hukuki yollar kapatılmış, muhalif kanallar büyük oranda susturulmuştur. Regülasyon ve denetimle görevli RTÜK tamamen iktidarın istediği şekilde, kitlesel bir propaganda ortamında iktidarın amaç-

ları doğrultusunda kararlar almıştır.

Cumhuriyetimizin 100. Yılında Haberleşme ve Telekomünikasyon alanındaki gelişimlerin ardından, Odamızın duruşu da ülke ve yurttaş hakları yönünde kamusaldır.

Sonuç olarak, kamu yayıncılığı, her zamankinden daha çok gereksinim duyulan bir olgudur. EMO olarak, 55 yıldır bu alanda söylediklerimizin arkasındayız.

Kamu yayıncılığı şarttır. TRT Halkındır!

Referanslar

Arvas, İ. S. (2018). Türkiye’nin Radyo ile Tanışması ve Türk Telsiz Telefon Anonim Şirketi. International Journal of Cultural and Social Studies (IntJCSS), 4(2), 406–428. AYM. (18.5.1990). Anayasa Mahkemesi Kararı. https://normkararlarbilgibankasi.anayasa.gov.tr/Dosyalar/Kararlar/KararPDF/1990-8-nrm. pdf Baker, W. J. (2013). A History of the Marconi Company 1874-1965. Routledge. B.B.C. (28.8.2023). 1920s. bbc.com. https://www.bbc.com/historyofthebbc/timelines/1920s Bölükbaş, K. (2020). Kamu Yayıncılığı Bağlamında TRT Radyolarına Bakış: TRT Radyo 1 ve TRT FM Örneği. TRT Akademi, 05(09), 54–85. Çaplı, B. (1995). Televizyon ve Siyasal Sistem. İmge Kitabevi. Duman, K. (2018). Deregülasyon Sonrası Kamu Hizmeti Yayıncılığı: RAI ve TRT üzerine Karşılaştırmalı Çalışma. Ulakbilge Dergisi, 6(20). https://doi.org/10.7816/ulakbilge-06-20-04 EMO. (2019). Kamu Hizmeti ve TRT. Elektrik Mühendisliği (EMO) , 466, 31. EMO. (1975). TRT Üzerine Yoğunlaşan Faşist Özlemler. Elektrik Mühendisliği Dergisi, Sayı: 217, 4–5. EMO Panel. (1989). Radyo ve TV Televizyon Verici İstasyonları PTT mi TRT mi? Elektrik Mühendisliği Dergisi, 363, 422–431. EMO, E. (2019). Kamu Hizmeti ve TRT. Elektrik Mühendisliği (EMO), 466, 31. Ersin, N. (2007). Kamu Hizmeti Yayıncılığı ve TRT’de Program Üretim Süreci. Ankara Üniversitesi Akademik Yayınlar. Evcimen, T. Hıfzı. (1968). Radyo Televizyon Hizmetleri. Elektrik Mühendisliği Dergisi, Sayı: 134, 36–39. Karaboğa, B. (5.7.2022). Kamu Hizmeti Yayıncılığı Yapan TRT İstiyoruz! HABER-SEN. Kuyucu, M. (2018). Kamu Yayıncılığı ve TRT Radyoları: Üniversite Öğrencilerinin Perspektifinden TRT Radyolarının Mecrasındaki Konumu. The Journal of Academic Social Science, 6(74), 199–220. Mayes, T. L. (1972). Brief History of the Marconi Wireless Telegraph Company of America. Nart, S. (2022, March 6). Kamu yayıncılığı, özerklik ve TRT | Çağdaş Dergi 3 – Çağdaş Gazeteciler Derneği. U.N.OHCHR. (2022). International Bill of Human Rights. OHCHR. https://www.ohchr.org/en/what-are-human-rights/international-bill-human-rights Resmî Gazete. (25.12.2021). 25 Aralık 2021 CUMARTESİ. www. resmigazete.gov.tr. Resmî Gazete. (21.01.1989). Radyo ve Televizyon Verici İstasyonlarının Posta, Telgraf ve Telefon İşletmesi Genel Müdürlüğü Tarafından Kurulması ve İşletilmesi ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun. Resmî Gazete. Yazıcı, A. N. (1995). 3984 Sayılı Radyo-TV Yasası Üzerine Bir İnceleme. Elektrik Mühendisliği Dergisi, 1995(395), 116–125. Yazıcı, A. N. (1999). Kamu yayın kurumları ve yeniden yapılanma.

TRT Eğitim Dairesi Başk.