Elektrik Mühendisliği · Sayı 473 · Kasım 2023
EMO`dan
Oda ve TMMOB örgütsel yaşamı Görüş ve değerlendirme
- Yıl
- 2023
- Sayfa
- 2
- Okuma süresi
- 4 dk
- Görüntülenme
- 0
Konu
İlgili: Mevzuat ve hukuk, Toplum, demokrasi ve emek
Anahtar kelimeler
- Cumhuriyetin 100. yılı
- özelleştirme
- 6 Şubat depremleri
- Filistin
- EMO kongreleri
- Emekçi Cumhuriyeti
Özet
EMO Yönetim Kurulu Başkanı Mahir Ulutaş, Cumhuriyetin 100. yılı özel sayısı vesilesiyle Cumhuriyetin kazanımlarını, özelleştirme ve gerici eğitim politikalarıyla yaşanan tahribatı, deprem ve Filistin meselesini değerlendirirken, EMO'nun düzenlediği kongre ve sempozyumlara da yer veriyor.
Tam metin
Metin PDF'ten otomatik çıkarılmıştır; tablo, şekil ve formüller eksik ya da hatalı olabilir. Özgün dizgi için PDF'e bakın.
Mahir Ulutaş EMO 48. Dönem Yönetim Kurulu Başkanı
Cumhuriyetimizin kuruluşunun 100. yılını kutlarken, meslek alanlarımız ve ülkemizin içinde bulunduğu sosyal, siyasal ve ekonomik duruma ilişkin kapsamlı yazıların yer aldığı özel bir sayıyı sizlerle buluşturmanın mutluluğunu yaşıyoruz. Elektrik Mühendisliği Dergimizin 100. Yıl Özel Sayısında enerjiden haberleşmeye, eğitimden sanayiye, demiryollarına ve istihdam politikalarına dek uzanan geniş bir çerçevede birçok konu ele alınıyor. Ayrıca bugüne dek EMO Yönetim Kurulu Başkanlığı yapan meslektaşlarımızın, Cumhuriyetin 100. yılı ve Odamıza ilişkin görüşlerine yer veriyoruz. Cumhuriyetin ülkemize ve halkımıza yönelik kazanımları, tarihi süreçte nereden nereye gelindiği, en değerli kurum ve kuruluşlarının özelleştirme adı altında birer birer elden çıkartılması, mesleki mücadelelerimiz ile siyasal ve toplumsal dönüşümler de dahil olmak üzere birçok konuda tarihe not düşüyoruz.
Emperyalist işgale karşı verilen Kurtuluş Savaşı’nın başarıya ulaşmasının ardından, 29 Ekim 1923 tarihinde ilan edilen Cumhuriyet, ülkemiz için demokrasi, laiklik ve çağdaşlaşma yolunda atılan bir adım olmuştur. Halkın kendi yaşamı ve geleceği hakkında söz ve karar sahibi olduğu Cumhuriyet ile hemen her alanda ülkeyi ileriye taşıyacak yeniden yapılanma süreci başlamıştır. Siyasal, toplumsal, hukuki, eğitim ve kültür ile ekonomi alanında devrimler yapılmıştır. Devraldığı borçlardan başka hiçbir şeyi olmayan bir ülke, Cumhuriyet ile demiryollarına, fabrikalara, okullara, kültürel ve sosyal olanaklara kavuşmuştur.
Okuma-yazma problemini aşabilmek için eğitim seferberliği başlatılmış, Latin harfleri kabul edilmiş, kadınların eğitimine önem verilerek karma eğitime geçilmiş ve en önemlisi eğitimin laikleştirilmesi yönünde adımlar atılmıştır. Laiklik, toplumun kutuplaştırılmasına, ayrıştırılmasına, din kisvesi altında suiistimal edilmesine karşı yaşam güvencesi sağlamıştır. Ancak 100 yıl önce “özgür düşünen insan” yetiştirmek için eğitim devrimi yapılan bu ülkede, yıllar içinde gerici girişimler ve bilimsel, akılcı ve laik eğitim sistemini ortadan kaldıran uygulamalarla öğrenciler, cemaatlerin ve tarikatların kucağına itilmiştir. Eğitimin eşit, yaygın, karma ve parasız olma özelliği çoktan unutulmuştur.
Özelleştirmelerle ülkenin değerleri birer birer elden çıkartılmış, ithalatı özendiren politikalar tarımdan sanayiye, ulaşımdan sağlığa hemen her alanda üretimin rafa kalkmasına yol açmıştır. Bilim ve tekniğe, eğitime, ARGE`ye yeterince yatırım yapılmamış; Türkiye, düşük teknoloji içerikli sektörlerde net ihracatçı, orta ve yüksek teknolojili ürünlerin ise net ithalatçısı bir ülke haline gelmiştir. Kamu kaynaklarıyla kurulan elektrik hizmetlerinin özelleştirilmesi, başta arz/talep ilişkilerinin düzenlenememesi olmak üzere birçok soruna neden olmuş, şirketlerin kâr hırsı yurttaşları pahalı, kesintili ve kalitesiz elektriğe mahkum etmiştir.
Plansız ve denetimsiz büyüyen kentler, kaçak yapılaşma, rant amaçlı şehirleşme felaketleri de beraberinde getirmiş, doğa olayları her seferinde afetlere dönüşmüş, binlerce yurttaşımız hayatını yitirmiştir. 6 Şubat depremlerinin üzerinden 8 ay geçmesine rağmen yaşanan kayıp ve yıkımlara ilişkin tüm veriler halen açıklanabilmiş değildir. Bilimi, planlamayı ve denetimi dışlayan, rantı egemen kılan bu politika modeli, çaresizliğin ve yetersizliğin değil, bilinçli bir tercihin ürünüdür. Kış kapıdayken, deprem bölgesinde giderek derinleşen sorunlara çözüm üretilmemekte, felaketin üstü örtülmeye çalışılmaktadır.
100. yılında Cumhuriyetin temel ilkeleri örselenmiş, demokrasi, bireysel özgürlükler ve insan hakları alanında önemli gerilemeler yaşanmıştır.
Kadınların seçme ve seçilme hakkına, dünyanın birçok ülkesinden daha önce sahip oldukları bu ülkede, bugün siyasal iktidarın hedef alan politikalarının da etkisiyle kadına yönelik ayrımcılık ve şiddet normalleştirilmeye çalışılmakta, cinsiyet eşitsizliği her geçen gün daha da derinleşmektedir.
Emperyalizmi yenilgiye uğratan Cumhuriyetimiz, özelikle 12 Eylül darbesinin ardından daha net biçimde görülen küreselleşme/yeni dünya düzeni ve yerli işbirlikçilerinin eliyle tahribata uğramış, son 20 yıldır işbaşında olan siyasal iktidar da tahribata son noktayı koymuştur.
Bizler, Cumhuriyetimizin 100. yılında bir yol ayrımındayız. Bütün bu süreci tersine çevirmek için ikinci yüzyılında Cumhuriyetimiz, bir Emekçi Cumhuriyeti haline gelmelidir. Toplumun yararını esas alan, halkın ve endüstrilerin özgül koşullarının ve ihtiyaçlarının tanımlandığı ve belirlendiği; eşit, özgür, adil, dayanışmayı önemseyen demokratik bir toplum ve refah içinde yaşanacak bir ülke hedeflemeliyiz. Büyüme ile istihdamı ve adil bölüşümü kurgulayan, bölgeler arasındaki eşitsizliği ve toplumdaki gelir dağılımı arasındaki dengesizliği gidermeyi amaçlayan, temel bilimleri, teknoloji geliştirmeyi ve nitelikli üretimi temel alan bir sanayiyi geliştirmeliyiz. Eğitim, sağlık, enerji, ulaşım, konut ve benzeri hizmetlerin kamu eli ile verilmesini öngören bir kalkınmayı gerçekleştirebilecek planlı ekonomiyi inşa etmeliyiz.
Değerli Meslektaşlarım,
İçinde bulunduğumuz coğrafyada yıllardır süren savaş ve katliamlar emperyalist gözü dönmüşlüğün ne boyutlara ulaşabileceğini açıkça göstermiştir. Ortadoğu`nun geri kalmışlığının sebebi yine 150 yıldır bölge halkları ve kaynaklarını sömüren emperyalist güçlerdir. Tüm bu yaşananlar Cumhuriyetin temelinde yer alan “barış” ilkesinin ne denli önemli olduğunu da bir kez daha kanıtlamıştır.
İsrail’in işgali altında bulunan ve tüm dünyanın gözü önünde soykırıma uğrayan Filistin halkının yanındayız. Birleşmiş Milletler başta olmak üzere ABD ve AB’nin önemli bir kısmının bu vahşet karşısında sesini yükseltmemesi, dolayısıyla uluslararası toplumun İsrail`in insanlık ve savaş suçu olan politikalarına kayıtsız kalması kabul edilemez. İsrail’in, Hamas’ın saldırısını bahane ederek yürüttüğü saldırılar bir an önce durdurulmalı ve emperyalistler ellerini Filistin’den çekmelidir.
Elektrik Mühendisleri Odası (EMO) her 2 yılda bir sonbahar aylarında yoğun bir kongre ve sempozyum programını hayata geçirmektedir. Bu kapsamda EMO ve Makina Mühendisleri Odası (MMO) İzmir şubelerinin düzenlediği “7. İzmir Rüzgar Sempozyumu ve Sergisi” 21-22 Eylül tarihlerinde; EMO İzmir Şubesi’nin düzenlediği “7. Elektrik Tesisleri Ulusal Kongre ve Sergisi” de 1-3 Kasım 2023 tarihlerinde İzmir’de gerçekleştirildi. EMO, İnşaat Mühendisleri Odası (İMO) ve MMO Eskişehir şubeleri tarafından düzenlenen “Raylı Sistemler Kongre ve Sergisi”, 2-4 Kasım 2023 tarihinde Eskişehir’de yapıldı.
Önümüzdeki dönemde EMO Bursa Şubesi, 30 Kasım-2 Aralık tarihleri arasında “ELECO 2023-Uluslararası Elektrik, Elektronik Mühendisliği Konferansı”nı gerçekleştirecek. TMMOB adına EMO tarafından her 2 yılda bir düzenlenen Enerji Sempozyumu’nun 14.’sü de 7-9 Aralık 2023 tarihleri arasında Ankara’da yapılacak. Meslek alanımızdaki yeni teknolojiler, bilgi ve deneyimlerin paylaşılması ile ülkemiz bilim ve mühendisliğinin gelişimine katkı yapacağına inandığımız etkinliklerimize tüm meslektaşlarımız davetlidir.
Değerli Meslektaşlarımız,
Elektrik Mühendisliği Dergisi Cumhuriyetin 100. Yılı Özel Sayısı için Dergimiz Editörü Orhan Örücü’ye, yazılarıyla katkı veren tüm meslektaşlarımıza, Yayın Kurulumuza ve EMO Basın Birimi’ne teşekkür eder, keyifli okumalar dileriz.
Saygılarımla…