Elektrik Mühendisliği · Sayı 431 · Ağustos 2007
ANAHTAR SÖZCÜK: ‘OTOMASYON’
Kontrol, otomasyon ve robotik Haber ve etkinlik
- Yıl
- 2007
- Sayfa
- 3
- Okuma süresi
- 5 dk
- Görüntülenme
- 0
Konu
İlgili: Sanayi, teknoloji politikası ve kalkınma, Oda ve TMMOB örgütsel yaşamı
Anahtar kelimeler
- Otomasyon Sempozyumu
- Ondokuz Mayıs Üniversitesi
- EMO Samsun Şubesi
- Ar-Ge
- dışa bağımlılık
- endüstriyel otomasyon
Özet
Samsun'da EMO Samsun Şubesi ve Ondokuz Mayıs Üniversitesi işbirliğiyle düzenlenen 4. Otomasyon Sempozyumu'nda açılış konuşmaları ve 'Sanayi-Üniversite İlişkileri ve Sektördeki Sorunlar' başlıklı açık oturum ele alınıyor; konuşmacılar otomasyon alanındaki dışa bağımlılık, Ar-Ge yetersizliği ve akademik çalışmaların eksikliğine dikkat çekti.
Tam metin
Metin PDF'ten otomatik çıkarılmıştır; tablo, şekil ve formüller eksik ya da hatalı olabilir. Özgün dizgi için PDF'e bakın.
Otomasyon Sempozyumu Samsun’da Gerçekleştirildi…
4.Otomasyon Sempozyumu, Ondokuz Mayıs Üniversitesi ve Elektrik Mühendisleri Odası (EMO) Samsun Şubesi’nin işbirliğiyle 23-25 Mayıs 2007 tarihleri arasından gerçekleştirildi. Toplam 12 oturumun yapıldığı sempozyumda “Sanayi-Üniversite İlişkileri ve Sektördeki Sorunlar” adlı bir panel ve firma sunumları da yer aldı. Sempozyumun açılışında konuşan Elektrik Mühendisleri Odası Yönetim Kurulu Saymanı Hüseyin Önder, otomasyon projelerinin verimliliği artması, üretimde sağlık ve güvenliğin sağlanması, ürün kalitesinin yükselmesi ve maliyetin düşmesini sağladığını kaydetti.
4. Otomasyon Sempozyumu açılışına EMO Yönetim Kurulu Saymanı Hüseyin Önder, EMO Yönetim Kurulu Üyesi Mahir Ulutaş, EMO Samsun Şube Yönetim Kurulu Başkanı Suat Yılmaz, Sempozyum Düzenleme Kurulu Başkanı Güven Önbilgin, Ondokuz Mayıs Üniversitesi Rektör Yardımcısı Barış Diren ve Ondokuz Mayıs Üniversitesi Mühendislik Fakültesi Dekan Yardımcısı Bahattin Topaloğlu konuşmacı olarak katıldı.
EMO Samsun Şube Yönetim Kurulu Başkanı Suat Yılmaz, açılış konuşmasında küreselleşmenin egemen olduğu yeni dünya düzeninde kalkınmışlığı
sağlamanın ancak bilimle mümkün olacağını ifade etti. Yılmaz, iktidarların üniversiteler üzerindeki baskılarının azaltılarak AR-GE çalışmalarının arttırılması gerektiğini belirtti.
Otomasyonun önemli mühendislik uygulamalarının yaygınlaştırılması ve verimliliğinin arttırılması konusunda temel amaç olduğunu aktaran Yılmaz, sempozyumun sanayi, üniversite ve kamuda otomasyona ilişkin gelişmelere katkı sağlaması amacıyla yapıldığını kaydetti.
EMO Yönetim Kurulu Saymanı Hüseyin Önder açılış konuşmasına başlar-
120 elektrik mühendisliği, 431. sayı, ağustos 2007
ken 22 Mayıs 2007 tarihinde Ankara’da Ulus Anafartalar Çarşı’sında gerçekleştirilen saldırıyı EMO olarak kınadıklarını şu sözlerle ifade etti:
“Ankara’da patlayan bombayla sarsıldık. Hedef gözetmeyen ve şiddet yüklü bu terör saldırılarını yapanları ve yaptıranları kınıyoruz.”
5 bin 200 yıl önce tekerliğin bulunmasının ardından insanlığın sürekli bir değişim içinde olduğunu belirten Önder, dünyadaki gelişmeleri yakından izleyip ülkemiz endüstriyel yapılanmasında gerekli değişimleri gerçekleştirmenin kaçınılmaz olduğunu vurguladı. Yeryüzünde sınırlı olan kaynakları verimli kullanmamız gerektiğini kaydeden Önder, “Bugün 1400 yıl öncesinin yel değirmenlerini yani rüzgarı yeniden keşfetmemiz bu nedenle değil midir?” diye konuştu.
Önder, tarihsel süreç içerisinde buharın bulunması ve kullanılması, elektronikte ilerlemeler, bilgisayar teknolojileri ve son olarak da nanoteknolojinin hayatı hem kolaylaştırdığına hem zorlaştırdığına değindi. Otomasyon sözcüğünün 1946’larda Del Harder tarafından kullanılmasıyla bu sihirli sözcüğün verimliliği arttırılması, üretimde sağlık ve güvenliğin sağlanması, ürün kalitesinin yükselmesi ve maliyetin düşmesini sağladığını kaydetti. Önder, “Bu anahtar sözcük yani ‘Otomasyon’; endüstride, evde, işyerinde, ulaşımda, sağlıkta, hatta kültür ve spor etkinliklerinde bir parçamız olmuştur” dedi.
Günümüzde dünya ölçeğinde nitelikli iş ortamını otomatize edebilmek için insan yerine düşünebilen, hatta bu işi insandan daha iyi yapabilen sistemler oluşturulduğunu belirten Önder, yapay zeka diye anılan bu çalışmaların birçok alanı ilgilendiren uygulamaları kapsadığını aktardı. Önder, ülkemizde yapılan yatırımlarda teknik ve ekonomik kriterler dikkate alınmadan, ithal bağımlılığın getirdiği handikaplarla hareket edildiğine dikkat çekti.
Önder, kendi bilimimizi üretmemiz ve dışa bağımlılığın azaltılması gerektiğini söyledi. AR-GE’nin önemine vurgu yapan Önder, gerek kamuda gerek özel sektörde AR-GE harcamalarına daha fazla pay ayrılarak yeni teknolojik gelişmeleri destekleyen ve ülke koşullarına uyumlu bir politika izlenmesini istedi.
“Samsun Sanayi Merkezi Olmaya Aday”
Sempozyum Düzenleme Kurulu Başkanı ve Ondokuz Mayıs Üniversitesi Elektrik-Elektronik Mühendisliği Bölüm Başkanı Güven Önbilgin açılış konuşmasında, teknolojileri üreten bir toplum olmaya başladığımızda uygarlık düzeyimizin artacağını belirtti. Otomasyon alanında Türkiye’nin söz sahibi olması gerektiğini aktaran Önbilgin, Samsun’un Orta Karadeniz Bölgesi’nin sanayi merkezi olmaya aday olduğunu kaydetti. Samsun’un gelişmesinin imalat sanayi alanında olacağını ifade eden Önbilgin, Ondokuz Mayıs Üniversitesi olarak Samsun’un otomasyon merkezi olması konusunda her katkıyı sunacaklarını söyledi.
Ondokuz Mayıs Üniversitesi Mühendislik Fakültesi Dekan Yardımcısı Bahattin Topaloğlu, büyük bir rekabetin yaşandığı günümüzde otomasyon sektörünün de bu rekabetin içinde olduğunu anımsattı. Topaloğlu, elektrik, elektronik ve bilgisayar alanında yaşanan gelişmelerin sonucu olarak ortaya çıkan otomasyonun ülkemize önemli katkılar sunacak bir alan olduğunun altını çizdi.
Ondokuz Mayıs Üniversitesi Rektör Yardımcısı Barış Diren, bilimin evrensel tanımında bulduğu anlam çerçevesinde üniversitelerin büyük sorumlulukları olduğunu belirtti. Diren, küreselleşmeyle emperyalizmin baskılarının arttığı böyle bir dönemde kurtuluşun tek yolunun bilimde bağımsızlaşmak olduğunu ifade etti. Diren, Ankara’da Ulus Anafartalar Çarşı’sında 22 Mayıs 2007 tarihinde gerçekleştirilen hain saldırıyı kınadığını ve bu tür saldırıların ülkemizi yaraladığını söyleyerek sözlerini tamamladı. <
elektrik mühendisliği, 431. sayı, ağustos 2007 121
“AKADEMİK ÇALIŞMALAR YETERSİZ”
Samsun’da düzenlenen Otomasyon Sempozyumu kapsamında yapılan “Sanayi -Üniversite İlişkileri ve Sektördeki Sorunlar” konulu açık oturumda konuşan Elektrik Mühendisleri Odası Yönetim Kurulu Üyesi Mahir Ulutaş, otomasyon alanında yaşanan dışa bağımlılık sorununa dikkat çekerek, otomasyon alanına ilişkin akademik çalışmaların yetersizliğine dikkat çekti.
EMO Samsun Şubesi ve Ondokuz Mayıs Üniversitesi Elektrik-Elektronik Mühendisliği Bölümü’nün ortaklaşa düzenlediği IV. Otomasyon Sempozyumu’nda “Sanayi -Üniversite İlişkileri ve Sektördeki Sorunlar” konulu açıkoturum düzenlendi. Sempozyum Yürütme Kurulu Başkanı Prof. Dr. Güven Önbilgin’in yöneticiliğini yaptığı oturuma, EMO Yönetim Kurulu Üyesi Mahir Ulutaş, Yıldız Teknik Üniversitesi Elektrik-Elektronik Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Galip Cansever, Endüstriyel Otomasyon Sanayicileri Derneği Başkanı Emin Olcay ve Samsun Sanayici ve İşadamları Derneği (SAYSİAD) Başkanı Celil Kurada konuşmacı olarak katıldı.
Otomasyon sistemlerinde de bir bütünleşmenin yaşandığını ifade eden Ulutaş, donanımdaki gelişmelere paralel olarak yazılım alanında yeni atılımlar yapılması gerektiğini kaydetti. Türkiye’de otomasyon sektörünün en önemli sorununun dış bağımlık olduğunu kaydeden Ulutaş, sistemlerin işleyiş bilgilerinin dahi dışardan alındığını kaydetti.
Otomasyon alanında çalışan bilim insanı sayısının yetersiz olduğunu kaydeden Ulutaş, alana dair uzmanlık ve iş tanımlarının henüz yapılmadığını belitti. Ulutaş, EMO’nun iş ve uzmanlık alanları tanımlarının yapılması ve ilgili alanda yetkili kişilerin hizmet üretmesine ilişkin çalışmalar yürütüldüğünü kaydetti.
Programlı bir bilim ve teknoloji politikasının oluşturulması gerektiğini kaydeden Ulutaş, “Bilim ve teknoloji politikaları bir ülkenin refahı, bağımsızlığı ve medeniyeti için önemli bir konu. Bilim ve teknoloji politikalarının en önemli ayağının Ar-Ge çalışmaları oluşturuyor. Türkiye’nin özgün koşullarını değerlendirerek, buna yönelik bilim ve teknoloji politikaları üretmesi gerekiyor. Bu durumda üniversite, kamu ve sanayinin oluşturduğu üçlü bir yapının işbirliğine Türkiye’nin ihtiyacı olduğu ortadadır” diye konuştu.
Prof. Dr. Galip Cansever ise konuşmasında otomasyon sektörünün tarihini anlatarak, “otomasyon” kelimesinin “otomatik organizasyon” kelimelerinin birleşiminden oluştuğunu belirtti. Elektronikte yaşanan bu hızlı gelişmelerin farklı dalları da geliştirdiğini belirten Cansever, otomasyonda gelinen noktanın çok ileri olduğunu ve üniversitelerde otomasyon anabilim dallarının sayısının artması gerektiğini ifade etti. Otomasyonda sağlanan gelişme sonucu oluşan yan dalların farklı iş imkanları sağladığını belirten Cansever, otomasyondaki ilerlemenin tüm sektörlere hizmet edeceğini kaydetti.
Emin Olcay ise endüstriyel otomasyonun toplum tarafından yeterince anlaşılmadığını belirterek, endüstriyel otomasyonu teknolojiyi kendisi üretemeyen ülkeler için önemli bir saha olarak nitelendirdi. Otomasyon alanında dışa bağımlılığa dikkat çeken Olcay, “Türkiye’de teknolojik olarak yapılan yatırımın yüzde 70’i yurtdışından yapılıyor. Yüzde 7’lik bir kısmı ancak Türkiye’de planlanıp, Ar-Ge’si yapılan bir otomasyon atılımı gerçekleştiriyor” diye konuştu.
SAYSİAD Başkanı Celil Kurada ise otomasyon alanının taleple birlikte ilerlediğini ifade ederek, Samsun’un sanayisinin gelişme problemlerinin, otomasyon alanının gelişmesini engellediğini kaydetti. Kurada, Samsun sanayisinin yeterince teşvik edilmediğini belirtti.
122 elektrik mühendisliği, 431. sayı, ağustos 2007