Elektrik Mühendisliği · Sayı 431 · Ağustos 2007

“YERLEŞMİŞ SÖZCÜKLERE TÜRKÇE KARŞILIK TUTMUYOR”

Banu Salman, Kahraman Yapıcı

Mühendislik mesleği, meslek hakları ve istihdam Söyleşi

Yıl
2007
Sayfa
4
Okuma süresi
12 dk
Görüntülenme
0

Konu

Mühendislik mesleği, meslek hakları ve istihdam

İlgili: Bilim, teknoloji ve meslek tarihi

Anahtar kelimeler

  • Türk Dil Kurumu
  • Türkçe terim çalışması
  • teknik terimler
  • bilim dili
  • dizüstü bilgisayar
  • tutsat

Özet

TDK Başkan Danışmanı Prof. Dr. Recep Toparlı ile yapılan söyleşide, teknik terimlerin Türkçeleştirilmesi çalışmaları, yerleşmiş yabancı sözcüklere karşılık bulmanın zorlukları ve Türkçenin bilim dili olma potansiyeli ele alınıyor.

Tam metin

Metin PDF'ten otomatik çıkarılmıştır; tablo, şekil ve formüller eksik ya da hatalı olabilir. Özgün dizgi için PDF'e bakın.

TDK Başkan Danışmanı Prof. Toparlı, Elektrik Mühendisliği’nin sorularını yanıtladı…

Kahraman Yapıcı [email protected]

Banu Salman [email protected]

Türk Dil Kurumu (TDK) Başkan Danışmanı Prof. Dr. Recep Toparlı, Türkçenin bilim dili olarak kullanılacağını göstermeye çalıştıklarını anlatırken, terimler konusunda farklı kurum ya da kişiler tarafından yapılan çalışmaları “çok başlılık” değil, “çok seslilik” olarak değerlendirdiklerini söyledi. Toparlı, yerleşmiş olan sözcükler için karşılık üretmenin geçerli olmadığını, her sözcüğe Türkçe karşılık bulma sıkıntısı içinde olmadıklarını belirtti. “Teknoloji üretiyor, damgasını vuruyor ve biz ondan sonra başlıyoruz buna karşılık bulmaya. Çoğu karşılıklarımız tutmuyor. Tutmamasının sebebi budur” diyen Toparlı, bilgisayar ortamında yapılan yazışmalarda ünlü harflerin atılması gibi kısaltmalar nedeniyle “yazdığını okuyamayan, okuduğunu yazamayan bir gençlik” oluşmaya başladığını, bu durumun gençlik için en önemli tehdit olduğunu söyledi. Recep Toparlı, telekomünikasyon alanına yönelik Türkçe terim çalışmasının olmadığını, ancak gelecek tekliflere açık olduklarını kaydetti.

Prof. Dr. Toparlı, www.katki.tdk.gov.tr adresiyle elektronik ortamda Türkçe karşılıklar üretilmesi konusunda katkılar aldıklarını ifade ederken, “Çalışmalarımız en sonunda Türkçenin tek bir veri tabanında toplanmasına yönelik. Öyle bir sözlük yapmayı planlıyoruz ki, artık bütün sözlükleri rafa kaldıracaksınız ve bir ‘Tık’ dediğiniz olayla istediğiniz kelimeyi göreceksiniz. Bir anlama

“Teknolojide maalesef geriyiz. Teknoloji üretiyor, damgasını vuruyor ve biz ondan sonra başlıyoruz buna karşılık bulmaya. Çoğu karşılıklarımız tutmuyor. Tutmamasının sebebi budur. Teknik açıdan geri olduğumuz gibi bir de özenti var. Özentiye bir de duyarsızlık, bilgisizlik, kayıtsızlık eklendiği zaman çıkmaz içinde yuvarlanıp duruyorsunuz.”

girdiğiniz zaman, yani bir güzel kelimesini sorduğunuz zaman size güzelle ilgili ne kadar kelime varsa getirecek” diye konuştu. Türkçenin başka dillere verdiği sözcüklere yönelik bir araştırma yapıldığını, bu şekilde şu anda 20 bin sözcüğün bulunduğunu açıklayan

Toparlı, büyük İngilizce sözlükler gibi sözcüklerin seslendirildiği yoğun diske (CD) kaydedilmiş sözlük için alt çalışmaların tamamlandığını bildirdi.

TDK Başkan Danışmanı Prof. Toparlı, Elektrik Mühendisliği Dergisi’nin sorularını yanıtladı.

32 elektrik mühendisliği, 431. sayı, ağustos 2007

Elektrik Mühendisliği: Öncelikle teknik terimlere yönelik çalışmalar hakkında bilgi almak isteriz.

Prof. Dr. Toparlı- Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk, TDK kurulduğu zaman iki görev vermiş: Birincisi, dilimizin öz güzelliğini ortaya çıkarmak. İkincisi, dilimizi yabancı kelimelerin istilasından kurtarmak. Kurumumuzun bu terimlere yönelik çalışmaları ikinci direktif doğrultusunda, dilimizi yabancı kelimelerin istilasından kurtarmak amacıyla kurulmuştur. TDK kurulduğundan bu yana bilim ve sanat terimlerini Türkçeleştirmek uğrunda epeyce bir çalışma yapmış. Son dönemlerde buna biraz hız kazandırdık. Şu ana kadar yapılmış ve de yayımlanmış 86 terim kitabını bir veri tabanında topladık. Yaklaşık 160 bin bilim ve sanat terimi şu anda bizim genel ağdaki sitemizde ücretsiz olarak hizmete sunuldu. Bir de bu terimlerin devam edenleri var; Su ürünleri, veteriner, eczacılık, diş hekimliği, mühendislik, iktisat, ekonometri, uluslararası ilişkiler.

Bütün bunlarla son derece sağlam bir yapıya sahip olan Türkçenin bilim dili olması yolunda bir adım atmış oluyoruz. Yani, Türkçenin bilim dili olmayacağını ileri sürenlere bu Türkçenin sağlam yapısından dolayı bilim dili olabilecek en güzel bir dil olduğunu vurguluyoruz. Türkçenin sağlam yapısı şuradan geliyor: Bir tren katarını düşününüz, önde lokomotif, arkada vagonlar. Bizde kök öndedir, ekler arkadan vagon gibi gelir. Göz, gözlük, gözlükçü, gözlükçülük. Mesela, İngilizcede hep bunlar için ayrı ayrı kelime kullanıldığı halde biz aynı kelimeden onlarca kelime türetiyoruz. İşte, bundan dolayı biz Türkçenin bilim dili olarak kullanılacağını söylüyoruz.

“Her Kelimeye Karşılık Bulma Sıkıntısında Değiliz”

Yalnız her kelimeye karşılık bulma yolunda fazla bir sıkıntı içinde değiliz. Çünkü yerleşmiş kelimeler. Artık siz bir karşılık bulmaya giderseniz onlar tutmaz. Bu radyo gibi, televizyon gibi, teyp gibi kelimeler… Mesela radyoya uzak dinleten aygıt, televizyona uzak izleten aygıt

derseniz boşa kürek çekmiş olursunuz. Burada yerleşmiş kelimelerle oynamak olmuyor, ama bir computer kelimesinin bilgisayar olarak Türkçeleştirilmesi çok güzel bir şeydir. İç denetir diyoruz biz x-ray cihazına. Çünkü içi denetliyor. “Lap-topunuzu çıkarır mısınız” veya “Computer’inizi çıkarır mısınız” dediği zaman, “Bir şartla çıkarırım” diyorum. “Dizüstü bilgisayar diyeceksiniz.” Yani artık dizüstü yerleşti. Biz bunu daha da yaygınlaştırmaya çalışıyoruz. Flash bellek bir örnektir. Biz cep belliği veya taşınabilir bellek veya kısaca bellek diyoruz. Teknik terimleri Türkiye’nin değişik üniversitelerindeki o sahada kendini ispat etmiş öğretim üyeleriyle yapıyoruz ve buna da daha devam edeceğiz.

Çok Başlılık Değil Çok Seslilik Var

Elektrik Mühendisliği: Terimler konusunda çok farklı yerlerde de çalışmalar yapılıyor. Bu çerçevede baktığınız zaman çok başlılık mı var? TDK’nın buradaki konumu nedir?

Prof. Dr. Toparlı- 2876 Sayılı Yasa sözlük hazırlama yetkisini TDK’ya vermiştir. Yalnız biz yapılan her çalışmaya saygıyla bakarız. Gerekirse ondan yararlanırız. Ben bunu bir çok başlılık değil, çok seslilik olarak görüyorum. Yalnız bizim kurallarımıza, yani Türkçenin yapısına uygun biçimde kelime meydana getirilmesi gerekiyor, bizimle işbirliği yapılması gerekiyor. Yazım kurallarını belirleyen tek bir kurum vardır. Biz her zaman kapımızın herkese açık olduğunu, herkesle işbirliği yapacağımızı her gittiğimiz yerde söylüyoruz. Sözlükler bir kişinin hazırlayacağı şeyler değildir. Genel ağdaki eleştirilere de açığız. Bir nevi imece usulü ile bunları hazırlıyoruz.

Herkesin duyarlı olması gerekiyor. Nasıl destek olacaksın? Proje getiriyorlar, siz onun içinde yer alıyorsunuz. Onlara teşekkür gönderiyoruz. Ama öncelikle bizim bu konuda yetkin olduğumuzun tanımlanıp bilinmesini istiyoruz. Bizim yaptırım gücümüz var mı? Yok. Ben yaptırım gücü istemiyorum. Dilde yaptırım gücü olmaz.

Elektrik Mühendisliği: Elektronik ortamda dışarıdan çok katkı gelebiliyor mu?

Prof. Dr. Toparlı- Tabii, o yurdumun güzel insanları, akademisyenler var bunların içinde, meraklılar var. Burada www.katki.tdk.gov.tr diye bir link açtık. Herkes oraya yazıyor. Her sabah geldiğim zaman ilk işim onlara cevap vermek. Kelimenin anlamını soruyor, “Şuradaki bir ‘r’ harfi fazla” diyor.

Elektrik Mühendisliği: Sayısal olarak bir veri verebilmek mümkün mü? Yani, ortalama kaç kişi katkı yapıyor?

Prof. Dr. Toparlı- Her gün en az 50 kişi yazıyor. Hatta bazıları sayfa sayfa yazıyor. Sözlüğü teker teker kontrol ediyor. Bizim bir uygulamamız var; her gün dağarcığınıza iki kelime. Burada, bulduğumuz karşılığı gönderiyoruz. Bir de o günün önemine göre onunla ilgili bir kelime gönderiyoruz. Kendileri de bize karşılıklar öneriyorlar. Uzman arkadaşlarıma yönlendiriyorum ve kurullarda görüştükten sonra biz arkadaşımıza tekrar dönmüyoruz, ama genel ağda (İnternet) onu takip ediyoruz. Bu çok yararlı. Sözlükler bir kişinin hazırlayacağı işler değildir. Sözlük bir ortak çalışmanın ürünüdür. Dilbilgisini bilen insanlarımız var, sözlükçülüğü bilen insanlarımız var. Her bilim dalı için danışmanlarımız var. Yani tıp, eczacılık, iktisat, hemşirelik, anatomi için var. En az 40-50 tane. İlahiyat Fakültesi’nin yetkili ağızlarından da… Çünkü sözlük hazırlarken tarafsız olunmalı. Yani dini inançları ve ideolojileri bir tarafa bırakmalı. Zaten sözlüğe ideolojik yaklaşılmaz. Türkiye’de, dünyada her türlü insana, Müslüman, Hıristiyan, Yahudi, dinsiz, inançsız, inanır, öyle bir tanım vereceksiniz ki, dört dörtlük... Verdiğiniz tanım insanları incitmemeli. Bir tarafı överken diğer tarafı yermemelisiniz. Onun için sözlük hazırlamak kadar insanı yıpratan, sözlük hazırlamak kadar dikkat edilmesi gereken husus yoktur. Arka planda şu anda 190 bilim insanıyla çalışıyoruz. İzmir’de, İstanbul’da, Elazığ’da, Adana’da değişik çalışma gruplarımız var.

elektrik mühendisliği, 431. sayı, ağustos 2007 33

Bir ‘Tık’la Bütün Sözlükler Rafa Kalkacak

Yakında şunu koyacağız; Tanzimat’la birlikte daha çok Fransızca giriyor. İngilizce daha sonra girmeye başlamıştır. Yani Türkçeye giren Batı kökenli kelimeler diye bir site açacağız orada. Çalışmalarımız en sonunda Türkçenin tek bir veri tabanında toplanmasına yönelik. Öyle bir sözlük yapmayı planlıyoruz ki, artık bütün sözlükleri rafa kaldıracaksınız ve bir “Tık” dediğiniz olayla istediğiniz kelimeyi göreceksiniz. Bir anlama girdiğiniz zaman, yani bir güzel kelimesini sorduğunuz zaman size güzelle ilgili ne kadar kelime varsa getirecek. Mesela geçenlerde renk adlarıyla ilgili bir şey yaptım. Türkçede 130’un üzerinde renk var. Zaten Türkçenin zenginliği, güzelliği buradan geliyor.

Türkçenin şu son dönemlerde sanki zayıf bir dilmiş gibi gösterilmesi son derece yanlış bir olgudur. Biz bunun tam karşısındayız. Bu da bizim birinci, yani Atatürk’ün bize verdiği direktifin birincisine geliyor; Türkçenin güzelliğini ortaya çıkartmak. Türkçe o kadar zengin bir dil diye sadece lafla gitmiyoruz. Öncelikle Türkçenin tarihinden başlıyoruz. Türkçe en eski diyoruz, yani en eski beş dilden birisi diyoruz. Her ne kadar Orhun Abideleri ile ortaya çıkmışsa da diyoruz, eldeki veride 5 bin yıl öncesine kadar gidiyor. Çok geniş bir alanda kullanılır diyoruz.

Türkçenin Başka Dillere Verdiği Sözcükler Araştırılıyor Dikkat ederseniz hep bizi Batı’dan kelime alan, önceden de Doğu’dan kelime alan bir dil olarak gösterdiler. Birbirleriyle ilişki içinde olan milletlerin kelime alışverişi yapmaları doğaldır. Bugün Farsçadan birader kelimesi biliyorsunuz İngilizce brother olarak geçmiş. Arapçanın cürüm kelimesi İngilizceye crime olarak geçmiş. Biz şimdiye kadar göz ardı edilen bir hususa da el attık: Bizim başka dillere verdiğimiz kelimeler. Yani biz her zaman dillerden kelime alan, başka dillerden kelime alan bir dil değiliz. Başka dillere kelime veriyoruz. Biz bu verdiğimiz kelimelere de “verinti” diyoruz. Arkadaşımızın, bilim adamımızın bir tanesi bu husustaki çalışmaları bitirmek üzere ve ben kabaca 20 bin kelime verdiğimizi öğrendim. Mesela, bizim sözlüğümüzde Ermeniceden 24 tane kelime vardır.

Teknolojideki Gerilik Dili Etkiliyor

Elektrik Mühendisliği: Türkçenin bilim dili olabileceğini göstermeye çalışıyoruz dediniz. Acaba sorun sadece dille ilgili bir sorun mu, yoksa teknolojinin Türkiye’de üretilmemesinden kaynaklanan bir sorun var mı?

Prof. Dr. Toparlı- Teknolojide maalesef geriyiz. Teknoloji üretiyor, damgasını vuruyor ve biz ondan sonra başlıyoruz buna karşılık bulmaya. Çoğu karşılıklarımız tutmuyor. Tutmamasının sebebi budur. Hani muasır medeniyet seviyesine ulaşmak düsturumuz olsaydı biz vururduk onlara patentini. Ama ben ümitsiz değilim. Teknik terimlerin Türkçeleştirilmesi çok sabır isteyen, çok direnme isteyen… Bugün mortgage kelimesini hani teknik terim kabul eder misiniz, etmez misiniz, bunun karşısında “tutsat”ı bulduk. Ben “tutulu satış” dedim. Tutu, rehin demektir. Yani kabul ettirmek, bunlar o kadar zor ki. Teknik açıdan geri olduğumuz gibi bir de özenti var. Özentiye bir de duyarsızlık, bilgisizlik, kayıtsızlık eklendiği zaman çıkmaz içinde yuvarlanıp duruyorsunuz. Hani, biz hak bildiğimiz yoldan dönmeyeceğiz. Kullanılsın kullanılmasın. Millet bizimle alay ediyor. Bulduğumuz karşılıklarla alay ediyorlar. Vay efendim böyle olur mu? Yani, biz ne yapalım? Bizim amacımız Türkçesini bulmak ve Türkçesine yönelmek. Sadece Batı için değil, Doğu’dan gelen kelimeler için de biz bu işi yapıyoruz. Bizim için ayrım yok.

“Bizi asıl yaralayan tehdit şudur: Okeylemek, fullemek. En çok bizim mücadele ettiğimiz taraf burası. Dolmak veya doldurmak fiili varken, onaylamak fiili varken, bu nedendir? İşte ilgisizliktendir. Türkçesi varken kesinlikle yabancısını kullanmayacaksınız.”

Fakat bizi asıl yaralayan tehdit şudur: Okeylemek, fullemek. En çok bizim mücadele ettiğimiz taraf burası. Benzin istasyonuna gidiyorsunuz, “Depoyu fuller misiniz” diyorsunuz. Dolmak veya doldurmak fiili varken, onaylamak fiili varken, bu nedendir? İşte ilgisizliktendir. Türkçesi varken kesinlikle yabancısını kullanmayacaksınız. Otobüse önden çekgeçli götürgeç demedik veya çok oturgaçlı götürgeç demedik. İstiklal Marşına ulusal düttürü demedik. Bunlar bir kişinin tasarrufunda çıkmış ortaya ve bizim Kurumumuza mal oluyor. Kesinlikle böyle bir şeyimiz yok.

Biz her şeyde gerçekçi olmalıyız. Yani, kelimeyi koyduğumuz zaman yerleşmişse fazla bir şey yapamıyorsunuz. Ama teknolojinin de girmesi karşılığında maalesef orada da bir eksi durum var. Bizim şu andaki iktisadi durumumuz vesairemiz, teknoloji durumumuz biraz geri olduğu için onların o terimlerini bazen kullanmak zorunda kalıyoruz.

Elektrik Mühendisliği: Bilgisayar, İnternet’ten yazışmaların yaygınlaşmasıyla bazı Türkçe kelimelerde de çeşitli bozulmalar görülebiliyor. Selam yerine ünlüleri atıp slm yazmak gibi. Bunlar Türkçeye zarar veriyor mu, nasıl önlenebilir, bu konu ile ilgili çalışmanız var mı?

Prof. Dr. Toparlı- Şimdi gençleri bek-

34 elektrik mühendisliği, 431. sayı, ağustos 2007

leyen en büyük tehlike odur. Yazılanı okuyamayan, okuduğunu yazamayan bir gençlik haline gelmesinde sebep odur. Türkçe biliyorsunuz ünlüleri, yani sesli harfleri bakımından dünyaya benzemiyor. 8 tane ünlü vardır. Bizim Arap harflerinde zorlanmamızın en büyük nedeni oradaki sesli harflerin olmayışındandır. Yani dil devriminin altında yatan o güzelim güzellik, maalesef şimdi tehdit edilmeye başlandı. Birbirleriyle chat’leşmek dediğiniz o yazışmalara biz hoşbeş etmek, sohbet etmek diyoruz. Sanki işi çokmuş gibi, bizde derler ya “Arkasından atlı kovalıyor”, slm yazıyor, tşkr yazıyor, kelimelerle oynuyor. Yine ben ümitsiz değilim. Bunların bir özenti olduğu inancındayım.

Asıl tehlike alfabeye harf ilave edilme düşüncesidir. Bize emanet edilen alfabede x, q, ve çift v dediğimiz harfler yoktur. Biz bunların alfabeye sokulmasına son derece karşıyız. Bununla mücadele ediyoruz, uyarıyoruz. Aslında bu işin bir suç olduğunu da, yani Türk Ceza Kanunu’nda alfabeye karşı çıkmak gibi... Ona göre hüküm giymeleri gerekiyor. Bugün caddelere gittiğimiz zaman x harfinin, q harfinin ve çift v’nin kaygısızca kullanıldığını görüyoruz. Biz bununla da mücadele ediyoruz.

“TDK’nın 80 ÖncesiSonrası Yok”

Elektrik Mühendisliği: Türk Dil Kurumu’nun yetkisinin tanınması noktasında 1980’lerden bu yana süren bir tartışma var. Türk Dil Kurumu’nun konumuyla ilgili. Özerk olmalı deniyor.

Prof. Dr. Toparlı- Türk Dil Kurumu’nun 1982’den öncesi, sonrası diye bir şey yoktur. Biz bu yıl 75’inci yılımızı kutluyoruz. Bizim için önceden yapılan çalışmalar da, önceden yapılanlar da, insanlar da bu kurumun, bundan sonrakiler de. Yani, devlet bu kurumun yapısını değiştirdi vesaire gibi şeylerle, 1982’den öncesi şöyleydi, böyleydi… Hayır, biz dili kavga konusu yapmıyoruz. Zaten yaptığımız Terimler Sözlüğü’ne bakınız, onların hepsi 1982’den sonra basılanlar falan değildir. Kurulduğundan bugüne kadarı. Bizim için önemli tarih 1932’dir.

Yani dönüp dönüp aynı şeyi söylüyoruz. Biz dili kavga konusu yapmıyoruz, biz kelimelere yasak getirmiyoruz. Türkçeye girmiş kelimelere bizimdir diye sahip çıkıyoruz, Türkçenin zenginliği diye sahip çıkıyoruz ve Türk diline hizmet eden herkesin elinden öpüyoruz.

İletişim Alanında Terim Çalışma Grubu Yok

Elektrik Mühendisliği: Teknik terimler konusunda daha çok bilgisayarla ilgili terimlerin Türkçeleştirilmesi söz konusu. İletişim alanında, telekomünikasyon alanında da çok sayıda kelime var. Wimax gibi bir teknoloji var. Bunlara yönelik karşılık üretmek için de çalışma var mı?

Prof. Dr. Toparlı- Şimdi ihtiyaçla, zamanla, yavaş yavaş. Şimdi bürokratik yapıdan dolayı, oluşturulması vesairesi biraz zaman alıyor ama. Bize başvuran bilim adamlarının başvurularını değerlendiriyoruz. Şu anda iletişim konusuna girmedik, ama her zaman girmeye hazırız ve bu hususta bizimle çalışmak isteyen… Hatta geçenlerden bir tanesi gitar terimlerini getirdi. Yani, 170 tane gitar terimi toplamış getirdi, biz onları da değerlendiriyoruz. Öncelikle bu sahada çalışan insanların bizden istek yapması, bizimle iş birliğine girmesi gerekiyor. Şu anda iletişim konusunda bir şeyimiz yok. Ancak, bizim yabancı kelimelere karşılıklar bulma komisyonumuz var, sürekli çalışıyor. Her alanda teknik terimlerde şu anda yok, ama biz her zaman çalışmaya hazırız.

Elektrik Mühendisliği: Edevlet kapsamında da Türk Dil Kurumu’nun yürüttüğü çalışmalar var sanıyorum.

Prof. Dr. Toparlı- Biz zaten her şeyimizle o projenin içindeyiz. Güncel Türkçe sözlüğümüz ücretsiz olarak o genel ağda, yazım kılavuzu orada, kişi adları sözlüğümüz orada, bilim ve sanat terimleri sözlüğümüz orada. Biz o e-devlet politikasındaki yerimizi, Türkçenin temel söz varlığı dediğimiz bir veri tabanıyla aldık.

Yine cep telefonunda biliyorsunuz elektronik sözlük…

Bir de yörelerin kendisine özgü kelimeleri vardır, biz bunlara “Halk ağzından sözler” diyoruz. Mesela, şu anda derleme sözlüğümüz var. 38 bin kelime var orada. Ben Sivaslıyım. Sivas’a özgü kelimeler vardır. Bunların kaybolmaması için de biz derleme sözlüğü çalışma grubu adı altında çalışıyoruz.

Yakında Türkçe sözlüğü, biz yoğun disk diyoruz, CD filan demiyoruz, yoğun disk olarak seslendirilmiş biçimiyle, yani bugün büyük İngilizce sözlükler var ya, onlar gibi seslendirilmiş biçimiyle piyasaya süreceğiz. Alt çalışmalarımız bitti. İşitme engellilerin problemlerine el attık ve bir parmak alfabesi oluşturduk. Yani sözlüğümüze girdiğiniz zaman bir kelimenin parmak alfabesiyle yazılışını da göreceksiniz.

Elektrik Mühendisliği: Yabancı dil ile eğitim konusunda görüşlerinizi alabilir miyiz?

Prof. Dr. Toparlı- Bugün yabancı dilde eğitimden yavaş yavaş ortaöğretimde dönülmeye başlandı. Anadolu liselerinde Türkçeye geçildi. Yabancı dilde eğitimin Türkçe için zarar olduğunu düşünüyoruz. Neden? Siz Türkçeyi tam olarak öğretemiyorsunuz. Türkçe dili kafasına yerleşmeden daha anaokulunda İngilizce ile karşılaştırıyorsunuz. Hayır, İngilizce, Fransızca, Almanca, Arapça öğrenilecektir, yabancı dil bir insan demektir, ancak önce güzel Türkçe öğrenenlerin, İngilizce öğrenen Türklerin Türkçeye bakış açıları değişmeyecek. Biraz İngilizce öğrendiği zaman kendi dilinden utanan insanlar konumuna girmesinler.

Ben şu anda çok ümitliyim. Ben Türkçe’nin geleceğini karanlık görmüyorum. Türkçe gerçekten duruyor. Yani, iki tane kimse “allahaısmarladık, iyi akşamlar, iyi geceler” yerine “by” diyorsa, bu genele yayılmıyor ve geçici heves gibi geçip sönüyor. Arapçada da öyleymiş. Arapça girmeye başlamış, ama yine halk kabul etmemiş. Karacoğlanlar, Yunus Emreler yine güzel Türkçeyle söylemeye başlamışlar. Ümitsiz olmuyorum. <

elektrik mühendisliği, 431. sayı, ağustos 2007 35