Elektrik Mühendisliği · Sayı 434 · Ağustos 2008
EMO'dan
Oda ve TMMOB örgütsel yaşamı Görüş ve değerlendirme
- Yıl
- 2008
- Sayfa
- 1
- Okuma süresi
- 4 dk
- Görüntülenme
- 0
Konu
İlgili: Nükleer enerji, Enerji politikası, piyasa ve özelleştirme
Anahtar kelimeler
- EMO Yönetim Kurulu
- özelleştirme
- Özelleştirme Karşıtı Platform
- Akkuyu nükleer santrali
- Telekom özelleştirmesi
- 4628 sayılı yasa
Özet
EMO 41. Dönem Yönetim Kurulu Başkanı Musa Çeçen, enerji ve haberleşme alanındaki özelleştirmeleri, elektrik dağıtım özelleştirmelerine karşı açılan davaları ve nükleer santral politikalarını eleştirerek mühendislik kimliği ve odanın önümüzdeki dönem çalışmalarına dair değerlendirmelerde bulunuyor.
Tam metin
Metin PDF'ten otomatik çıkarılmıştır; tablo, şekil ve formüller eksik ya da hatalı olabilir. Özgün dizgi için PDF'e bakın.
Musa Çeçen-EMO 41. Dönem Yönetim Kurulu Başkanı [email protected]
Yeni dönem, yeni umutlar… Odamızın 41. Dönem Genel Kurulu’nu geride bırakalı dört ay oldu. EMO 41. Dönem Yönetim Kurulu çalışmalarına başladı. Artık Genel Kurul’da yaşananların muhasebesini yapmanın değil, ülkenin ve mesleğin içinde bulunduğu olumsuz koşullara karşı ortak bir mücadeleyi örmenin zamanıdır. Ülkemiz ve içinde bulunduğumuz coğrafya oldukça sıcak bir dönem yaşıyor. Bir yandan IMF ve DB direktiflerini harfiyen uygulayan AKP hükümetinin sermaye lehine düzenlediği uygulamalarla sürdürülen özelleştirme saldırıları. Diğer yanda Kürt sorununun çözümünde kardeşlik ve barış eksenli politikalar yerine silahların konuştuğu bir çözümsüzlükte sürdürülen inat, yakın komşularımızda yaşanan küresel sermayenin işgal ve ilhak savaşları… Sonuçta ne yana dönüp baksak acı ve gözyaşının yarattığı bir iklim hüküm sürmekte. Yaşadığımız çevrede ve sokakta gülümseyen yüzleri çoktan kaybettik… Her asık ve düşünceli çehrelerde saklı sıkıntı ve mutsuzluk kendini hemen ele veriyor. Yeni çalışma dönemi bir hayli geç başladı. Oda genel kurul sürecinin şube genel kurullarına bağlı olarak gecikmesi nedeniyle yaşanan bu aksamanın ortadan kaldırılması gerekiyor. Sıcak yaz ikliminin olumsuz etkisi ve buna bağlı olarak tatil atmosferi verimimizi etkiledi. Ancak ülkenin içinde bulunduğu olumsuzlukların mimarları tatile çıkmıyorlar. Geçtiğimiz aylarda enerji ve haberleşme alanında da önemli gelişmeler yaşandı. Telekom’un kamu hissesinin bir bölümünün halka arz yöntemi adı altında özelleştirilmesinde yaşanan olumsuz gelişmeleri kamuoyu gündemine taşıdık. Ardından Telekom’un kamu hisselerinin de alet edildiği Vakıfbank-Çalık operasyonundan yayılan kötü kokuları deşifre ettik. 4628 sayılı yasa değişikliklerine karşı hazırladığımız raporu TBMM bileşeni partilere gönderdik. Bir diğer önemli konu olan enerji alanında da sürdürülen özelleştirme saldırısına karşı yaptığımız çağrı ile bir araya gelen EMO, TES-İŞ, ESM, MMO, DEV-MADEN SEN, T. MADEN İŞ, GENEL MADEN İŞ, KMO, MADEN MO, METALURJİ MO, JMO ve Tüketici Hakları Derneği Özelleştirme Karşıtı Platform’un kuruluşunu gerçekleştirdi. ÖKP; Başkent ve Sakarya EDAŞ özelleştirilme ihaleleri öncesinde eylem ve etkinlikler gerçekleştirdi. Diğer yandan 1991 yılında çıkarılan Bakanlar Kurulu kararına dayanılarak, Aydın-Denizli-Muğla elektrik dağıtım bölgesinin işletme hakkı devrine karşı yürütmeyi durdurma ve işlemin iptalini içeren davamız sürerken, işletmenin 15 Ağustos 2008 Cuma günü 24:00’da devredilmesi siyasi iktidarın kural ve hukuk tanımazlığını gözler önüne seriyordu. 1990’lı yıllardan bu yana IMF ve DB direktifleri ile sürdürülen politikaların eğitim, sağlık, sosyal güvenlik, enerji ve haberleşme alanında yarattığı kamusal tahribatı ortadadır. Artık uluslararası finans dergilerine daha çok dolar milyarderi sokmayı başaran bir ülke olmanın dayanılmaz ağırlığı; yokluk, yoksunluk, soygun ve talan olarak yaşamımızı alt üst etmekte, neredeyse her gün yeni bir yolsuzluk iddiası ortaya atılmaktadır. İşte bu işlerin yeşerdiği iklim olan “serbest piyasa” alanının sihriyle çözüleceği vaat edilen kamu hizmetlerinde gelinen durum ortadadır. Yurttaşımız artık istediği özel hastaneye giderek tedavi olabilmekte, ancak tedavi ücreti olarak karşısına çıkarılan bedeli ödeyememektedir. Yani hastane kuyrukları gerçekten kaldırılmış, çaresizlik sonucu eceliyle ölüm kurumsallaştırılmıştır. Öte yandan haberleşme kavramı “hiç durmadan mesajlaşmayı” öneren etik ve ahlaki girdabın içinde dönüp durmakta, sürdürülen soyguna dur diyebilecek birileri aranmaktadır. Enerji alanı ise hepsinden beter durumdadır. Özel sektörün piyasa ve rekabet sihri gerçekleşmemişse de iktidarın desteği ile okus pokus denilerek kamuya ait ne varsa buharlaştırılmış ve iç edilmiştir. Bütün bunlara karşın halka vaat edilen ucuzluk yerine artık otomatik fiyatlandırmaya bağlı otomatik zamlar reva görülmüştür. Bundan böyle de zamların hesabının siyasi iktidardan sorulması zorlaşacak, sorulsa bile “otomatik fiyatlandırma”nın suçlu olduğu kolayca anlatılacaktır.(!) AKP İktidarı tüm dayatmalara rağmen zam yapmamış, bu yolla enerji sektörünü siyasal payanda olarak kullanmayı tercih etmiştir. Bugün Ekim ayı itibarı ile bir yıl içinde yapılan zam oranı yüzde 65 oranını geçmiştir. Eskiden sadece enerji yönetimi krizi vardı; Artık enerji yönetimi krizine, bir de enerji krizi eklenmiştir. Bir ülke için bundan kötüsü ne olabilir ki? Bu başarının mimarları bu sonucu nükleer santral kurmak için kullanmaya çalışmaktadırlar. Öngörülen yapım süresine en iyimser tahminle yüzde 50 eklense bile, on sekiz yıl sonra tamamlanacak olan nükleer santral bugün ve yarın yaşanacak arz güvenliğine hangi katkıyı sunacaktır? Hatırlanacağı üzere ilk Akkuyu nükleer santral ihalesi sonrasında zamanın TAEK Başkanının “Burnuma kötü kokular geliyor!” açıklamasının yeni versiyonunun ne olacağını merakla bekleyecek, ama bu santralların yapımına karşı direneceğiz. Görüleceği üzere bu gelişmelerden kabuğumuza çekilerek korunmamız olası değil. Bu nedenle yaşananları bir bütün olarak görmek ve belki önce kendimizle hesaplaşmak gerekiyor. Bir mühendis olarak bu süreçte hangi tavrı almalıyım sorusunun yanıtı, “mühendis kimliğimiz”le ilgili ipuçlarını oluşturuyor. Diplomamız bizi aydın yapar mı? Oysa diploma ile aydın olmak arasında bir ilişkinin kurulamayacağını yaşadığımız deneyimler gösteriyor. Diploma bir mesleki alanda uzmanlığı yasal olarak tanımlayan belge olmaktan öte ne ifade edebilir? Sonuçta bu belge sadece bir yeterliliğe ilişkin gönderme yapar. Hâlbuki aydın kavramı etik, evrensel ve kalıpları sorgulayan, paradigmayı kıran bir alanı işaret etmektedir. Mühendis kimliğinde yaşanan aşınmaya karşı çaba sarf etmek zorundayız. Hatırı sayılır bir oranda düşünmeyen, itaat ve biat etmenin daha karlı olacağını düşünen mühendisin varlığı yaşadığımız paradigmanın devamına ilişkin ipuçları veriyor. Tabii bu süreç boğucu bir resmi tarih, resmi ideoloji öğretisi ile sınırlı eğitim sonucunda tedrisatı destekleyen siyasal tercihlerin sonucudur. 41. Dönem çalışmalarında yine EMO kurumsal örgütlülüğünün aktif katılımını esas alan, karar süreçlerinde merkez organları ve şube yönetimlerinin aktif katılımını sağlayan çalışmalar içinde olacağız. 41. Dönem’de ilk ciddi sınav Kasım ayı içinde yapılacak olan EMO Yönetmelik değişikliklerinin gerçekleştirilmesi sürecinde verilecek. EMO Ana Yönetmeliği ile yirmi bir yönetmelik üç gün boyunca tartışılarak karar altına alınacağı Olağanüstü Genel Kurul’umuzun başarılı olması bu çalışmalara bugünden aktif katkı sunmamızla olanaklı olacaktır. Daha etkin bir EMO için birlikte çalışacağız. Dostlukla kalın.
6 elektrik mühendisliği, 434. sayı, ağustos 2008