Elektrik Mühendisliği · Sayı 211 · Temmuz 1974
EĞİTİM TEKNOLOJİSİ
Mühendislik eğitimi Görüş ve değerlendirme
- Yıl
- 1974
- Sayfa
- 4
- Okuma süresi
- 11 dk
- Görüntülenme
- 0
Konu
İlgili: Sanayi, teknoloji politikası ve kalkınma, Bilgisayar, yazılım ve internet
Anahtar kelimeler
- Eğitim Teknolojisi
- Açık Üniversite
- bilgisayar merkezleri
- elektronik pazar
- görsel işitsel araçlar
- Univac
Özet
Yazar, Türkiye'de yeni tartışılmaya başlanan 'Eğitim Teknolojisi' ve 'Açık Üniversite' kavramlarını ele alarak, ülkenin teknik ve sosyal altyapı yetersizlikleri nedeniyle bu teknolojiyi uygulamaya hazır olmadığını, aksine bunun gelişmiş ülkelerin elektronik pazarları için yeni bir ticaret alanına dönüşebileceğini savunmaktadır. Bilgisayar kullanımındaki israf ve koordinasyonsuzluğu örnekleyerek eleştirilerini somutlaştırır.
Tam metin
Metin PDF'ten otomatik çıkarılmıştır; tablo, şekil ve formüller eksik ya da hatalı olabilir. Özgün dizgi için PDF'e bakın.
tiirkiye ve eğitim teknolojisi
Son aylarda "Eğitim Teknolojisi" ve "Açık Üniversite" gibi Türkiye için oldukça ya bancı terimler üzerinde sık sık durulmaya başlandı. Bunun başlıca nedenleri arasında Ecevit Hükümeti'nin eğitim alanında yeni likler yapmak istemesi ve özellikle üni versitelerimize başvuran gençlerimizin tü münün yüksek eğitim olanaklarından yarar landırılmaya çalışılması var. "Eğitim Tek nolojisi" ile eğitim alanının geliştiril mesi yoluna gidilecek ve "Açık Üniversite" ile de bugünkü üniversitelerimize gireme yen gençlerimize yüksek öğrenim olanağı verilecek. Öğrendiklerimizden, bu amaçlar üzerinde durulduğunu anlıyoruz.
Önce "Eğitim Teknolojisi" üzerinde durmakta yarar var. Son yıllarda, teknolojik bakım dan gelişmiş ülkelerin oluşturduğu bu yeni terimin tanımlaması nasıl yapılabilir? "Eğitim Teknolojisi", eğitimde ve öğretim de verimliliği artırmak ve daha etkileyici olabilmek için teknik bilimin ve araçların seferber edildiği yepyeni bir alandır. Bu yeni alanda öğretim yöntemlerini geliştir mek amacıyla teknik deneylere dayanan özel durumlardan yararlanılır.
Eğitimde kullanılan "Eğitim Teknolojisi" ile artık Türkiye'de ayrıntılı olarak bi linen (ama yeterince kullanılamayan) "gör sel işitsel araçlar" arasındaki en belirli ayrılığı da burada belirtmeden geçmemeli yiz. Görsel işitsel araçlar, geleneksel e ğitim. yöntemlerinde öğretime yardımcılık ederler. Öte yanda, "Eğitim Teknolojisi" ise her öğretim yöntemini ve aracını daha etkileyici bir düzeyde tek tek ya da bir likte kullanabilmek için sürekli bir bi limsel araştırma yürütmenin gerektiğini ön görmektedir.
Böylece anlaşılıyor ki "Eğitim Teknolojisi" içinde çeşitli araçlar ve gereçler, her öğ retim durumu ile ilgili özel bir ortamın yaratılması ve aralıksız sürdürülen çe şitli bilimsel araştırmalar vardır. Daha açıkçası, "Eğitim Teknolojisi" belli alan larda eğitim ve öğretim yapabilmek için yalnız çeşitli teknik olanaklardan yarar lanmak anlamına gelmiyor. "Eğitim Teknolo jisi" ile verimli bir eğitim ve öğretim yapabilmek üzere, öğrencinin çevresini teknik yönlerden donatmak, öğretim yöntem lerini teknik açıdan yeniden düzenlemek ve
mahmut tali Öngören öğrencinin yaşamındaki sosyal ve nesnel koşulları teknik bakımdan geliştirmek ge rekir.
Kısacası, Türk toplumu, içindeki sosyal ve ekonomik sorunlardan ötürü henüz "Eği tim Teknolojisi" ile eğitim ve öğretim yapmaya hazır değildir, böyle giderse daha uzun bir süre de hazır olamayacaktır. Bu düşüncemizi ileriye sürerken, "Eğitim Tek nolojisine sırt çevirelim ve ondan yarar lanmayı hiç düşünmeyelim anlamına gelebi lecek bir sonuca ulaştığımız sanllmamalı. Fakat şurası da bir gerçektir ki gelenek sel eğitim ve öğretim yöntemlerimiz içinde teknik bilim, araçlar, deneyler ve bilim sel araştırmalar son derece az ve küçük birer rol oynamaktadırlar. Ayrıca, eğitim ve öğretim yöntemlerimiz öğrencinin çevre sindeki yalnız teknik değil, sosyal koşul ları bile gözetmemekte ve onların teknik konularda bilgi sahibi olmalarını hiç ö nemsememektedir.
Türkiye'de bazı çevreler eğitim alanında çeşitli araçların yıllardan beri kullanıl dığını ileriye sürebilirler. Bunların ara sında görsel işitsel araçlar, film strip, film, teknik resim ve grafik, radyo ve TV ve deneyler için gerekli olan araçlar ö zellikle belirtilecektir. Ne var ki şu gerçeği de unutmamak gerekiyor. Bugün Tür kiye'de bu gibi araçlardan yararlananların sayısı son derece az olduğu gibi, bu araç ları eğitimde kullananların yeterliliği de hiç yüksek değildir. Üstelik, Türkiye'de eğitimde kullanıldığı ileriye sürülebilecel söz konusu araçların arasında bir koordi nasyonun bulunmadığı da başka bir gerçek tir. Kısaca sıraladığımız bu yetersizlik ler, geleneksel eğitim yöntemlerimizin bi le başarısızlığa uğramasına yol açıyor. Oysa bu ve benzeri sorunları yok etmeden "Eğitim Teknolojisi" uygulamasına geçmek, ilerde çok daha büyük sorunları yaratabi lir. Çünkü "Eğitim Teknolojisi" bu gibi eksikliklere hiç katlanamaz ve özellikle koordinasyonsuzluğu hiç affetmez.
Demek ki "Eğitim Teknolojisi", bugün top lumumuzdaki eğitimle ilgili teknik ve bi limsel yetersizlikler sürüp gittiği tak dirde, Türkiye'de hiçbir zaman başarıya u laşamaz. Bu arada toplumumuzdaki bu gibi yetersizlikleri geri bıraktırılmış diğer
toplumlarda da gördüğümüzü unutmamak gere kiyor. Bir başka anlatımla, "Eğitim Tekno lojisi" geri bıraktırılmış toplumlar için sonradan başarıya ulaşamayacağı anlaşılan bir "umut", ama gelişmiş ülkelerin bu ge liştirilmemiş ülkelere satacakları araç larla yeni bir "ticaret alanı" olabilir.
Örnek olarak bugünkü TV uygulamasını gös terebiliriz. Türkiye'ye getirilmeden önce, televizyonun eğitimimizde oynayacağı rol üzerinde uzun boylu durulmuştu. Başlama sından bu yana 7 yıl geçmiş olmasına rağ men, Türk televizyonunun eğitim alanına en küçük bir katkıda bulunduğunu ileri sü remeyiz. Oysa televizyonumuz dışardaki e lektronik pazardan satın aldığımız araç, gereç ve filmlerle her geçen gün, toplumu muza en ufak bir hizmette bulunmadan, ge nişliyor. Denilebilir ki bu durum Türki ye'nin gereksinmelerinden çok daha fazla, dışardaki elektronik pazarın işine yara maktadır. 0 halde, aynı durumu "Eğitim Teknolojisi"nde de yaratmamak için gereken önlemleri bugünden almaya önem vermeliyiz.
Geri bıraktırılmış ülkelerde "Eğitim Tek nolojisine başvurulduğu takdirde, geliş miş ülkelerdeki elektronik pazarların ağı na düşme olasılığı çok daha fazla güç ka zanır. Çünkü "Eğitim Teknolojisi"nde kulla nılan radyo, TV, film, bilgisayar, resim kayıt, ses kayıt, görsel işitsel, bir ka nalda aynı anda birden fazla program ge çirme, sesli ve görüntülü telefon ve uydu gibi teknik olanaklar geri bıraktırılmış ülkeler tarafından ancak gelişmiş ülkeler den satın alınabildiği takdirde işlevsel bir duruma sokulmaktadır.
Bu gibi teknik olanaklardan bilgisayarla rın Türkiye'deki durumlarını ele alalım. Gerçi bugün Türkiye'de bilgisayarların he nüz doğrudan doğruya eğitimde kullanıldık larını ileriye süremeyiz. Fakat genel ola rak ülkemizin bilgisayarlar açısından ge lişmiş ülkelerdeki pazarların etkisi altı na girdiğini de yadsıyamayız. "Türkiye'de 1965 yılında başlamış olan, her kamu kuru luşunun bir elektronik hesap merkezine sa hip olma yarışı hızla sürmektedir. Kamu kuruluşları birbiri ardından yeni elektro nik hesap makineleri alarak mevcut âtıl kapasiteyi artırmaktadır. Bu durum, bütçe ye yük olmasına karşılık Amerikan monopol lerinin kârlarını ve Türkiye'deki bazı firmaların komisyonlarını artırmaktan baş ka bir sonuç doğurmamaktadır. Bugün belli
başlı bütün üniversiteler ve bazı araştır ma kurumları en modern elektronik hesap merkezlerini kurmuşlardır. Boğaziçi Üni versitesi ve Marmara Araştırma Enstitüsü Univac firmasına ait 512 kilobyte kapasi teli büyük birer bilgisayar merkezine sahip olmuşlardır. İstanbul Teknik Üniversitesi ve Hacettepe Üniversitesi Amerikan Burroughs firmasına müşteri olmuşlardır. Orta Doğu Teknik Üniversitesi ise IBM şir keti ile alışveriş yapmıştır.
"Üniversite, araştırma kurumları ve test bürolarından başka Karayolları, Devlet Su İşleri, Türkiye Petrolleri, Harita Genel Müdürlüğü gibi kamu kuruluşları da modern kompüterlerle (bilgisayar) donatılmışlar dır. Ayrıca sivil kesimdeki kompüter dal gası, askerî kesime de yayılmıştır."
"Üç kuvvetin ayrı ayrı kompüter merkezin den sonra Genel Kurmay Başkanlığında da da ha büyük kapasiteli bir kompüter alımı ü zerinde durulmaktadır. Üstelik, diğer kuru luşlar uluslararası uygulamaya paralel o larak kompüter kiralaması yoluna giderken, askerî kurumlar, mevzuat engellerinden 8 türü kompüterleri satın almaktadırlar."
"Türkiye'de şu anda en çok iş yapan Univac firmasının 512 kilobyte'lik bir kompüteri 23 milyon liraya mal olmaktadır. Elektro nik hesap makineleri, teknoloji ve model leri çok hızlı değiştiğinden, satın alın maları halinde, çok kısa bir zamanda eski mekte ve yenisini almak ihtiyacı doğmakta dır. "(1)
Görülüyor ki "Eğitim Teknolojisi " alanın da son derece önemli bir rol oynayan bil gisayarların Türkiye'deki kullanılışı ulu sal servete zarar verecek bir düzeydedir. Üstelik bilgisayarın bu kullanılış şekli nin ülkemizde "Eğitim Teknolojisi" için başvurulan bir uygulama olduğunu ileriye sürmek de bir hayli güç olsa gerektir. Di ğer amaçları güden çalışmalarda bilgisa yarla ilgili olarak görülen bu dağınık uy gulama, "Eğitim Teknolojisi" uygulamasına geçildiği zaman daha da artacaktır. Çünkü bugüne dek Milli Eğitim Bakanlığı teknik araçlarla eğitim konusunu geleneksel yolda bile geliştirememiş ve buna ek olarak da diğer eğitim kuruluşlarında ele alınan "teknik yolla eğitim" konusu da son derece dağınık bir düzeyde tutulmuştur. Bu gibi karışıklıklar giderilemediği takdirde, Tür kiye'de başlatılacak bir "Eğitim Teknolo
j isi" herşeyden önce yabancı elektronik pazarların işine yarar.
Bu karışıklığın nasıl giderileceğini kısa ca incelemeden önce, bilgisayarların Tür kiye'deki kullanılış biçimindeki başka bir aksaklığa daha göz atmakta yarar vardır. "Dünyanın hemen her yerinde bilgisayarlar 24 saat çalıştırılmaktadırlar. Ödenen ki ranın karşılığında tam verim alma endişe leri bilgisayarların geceli gündüzlü ça lışmalarını zorunlu kılmaktadır. Aksi tak dirde her saat için ödenmiş olan dolarla rın karşılığı alınamamış olmaktadır. Halbu ki Türkiye'de 24 saat için döviz karşılı ğında kiralanmış olan bilgisayarlar sadece 9 5 mesaisi süresince hizmete açık tutul maktadır. Bunun dışında Türkiye'deki bilgi sayarlar 9 5 mesaisi boyunca da tam olarak kullanılamamaktadır. Bu, elektronik hesap işlerine olan talebin kapasiteden çok az olmasından ileri gelmektedir. Kurumlar a rasında "gösteriş tüketiminin" kamçılanma sı, büyük Amerikan tröstlerinin Türkiye temsilciliklerini özel kesimin güçlü fir malarının yapması, gerektiğinden çok daha büyük bir kapasite yaratılmasına yol aç maktadır."
"Bilgisayar alanındaki yurt içi ve dışı uygulamaları bilen uzmanlar, kamu kuruluş larındaki israfı önlemek için "Devlet Bil gisayar Merkezi" kurulmasını önermektedir ler. Aynı uzmanlara göre bugünkü iş akımı na göre bir tek bilgisayarla, bütün Türki ye'nin elektronik hesap işlerini yerine getirmek olanağı vardır."(2)
Bilgisayar üzerinde bu denli çok duruşumu zun nedenlerinden biri, söz konusu aracın "Eğitim Teknolojisi"nde oynadığı roldür. Bilgisayarın bilgi depo edebilme ve gerek tiği zaman bu bilgiyi istenilen alanda kullanma hızı son derece fazladır. Bilgi sayar sayesinde öğrenci, yeteneğinin elver diği her alana aynı zamanda uzanabilme o lanağına da sahiptir. Bilgisayar, ayrıca, öğrencinin çalışmasını denetim altında tu tar ve gerekirse hatalarını düzeltmek üze re onu uyarır.
Yakın bir gelecekte bilgisayar, bilgi depo etmek ve bu bilgiyi gerektiği zaman öğren cinin hizmetine sunmak gibi amaçların dı şında, öğrenciyi çeşitli alanlarda düşün meye yöneltecek bir duruma da getirilebile cektir. Fakat "Eğitim Teknolojisi"nde yal nız bilgisayarın bulunmadığını da anımsa mak zorundayız. "Eğitim Teknolojisi" kişi
lerin ya da toplulukların kullanacağı di ğer başka araçları da kapsamaktadır. Bu a raçların bazıları bir sınıfta kullanılmak ta, diğerleri ise aralarında büyük uzak lıkların bulunduğu sınıfları birbirine bağlamaktadır.
Kişilerin ya da bir sınıftaki öğrencilerin kullanabileceği bu gibi araçların başında, resim kayıt cihazları ve görüntü plakları yer alır. Ne var ki bunların yabancı piya salardaki fiyatı oldukça yüksektir. Fakat gerek resim kayıt cihazlarının, gerekse görüntü plaklarının "Eğitim Teknolojisi" nin yanısıra evlerde eğlence amacıyla kul lanılabileceğini düşünerek satışı artırmak için fiyatı düşürmek üzere çalışılıyor. Bununla birlikte, özellikle geri bıraktı rılmış ülkelerde resim kayıt cihazı gibi bir hayli duyarlı teknik araçların bakımı ve onarımı da ayrı bir sorun yaratmakta ve bu cihazları yurt dışından ucuza satın al mak mümkün olsa bile, sadece onarım harca maları son derece yüksek bir miktara eriş mektedir. Bu durum da göstermektedir ki "Eğitim Teknolojisi"ne başvuracak ülkele rin yerli ve yeterli elektronik endüstri kurmaları gerekiyor.
"Eğitim Teknolojisi"nde, aralarında büyük uzaklıkların bulunduğu sınıfları birbirine bağlayacak ve büyük kitlelere öğretim gö türebilecek son derece önemli bir araç da uydu haberleşmesidir. Bazı yabancı uzman lar uydu ile yapılacak TV eğitim yayınla rının özellikle geri bıraktırılmış ülkele rin işine yarayacağını ileri sürüyorlar. Nitekim geniş toprak yığınlarına ve eğiti mi gereksindiren büyük bir kitleye sahip Hindistan, Amerika Birleşik Devletleri'nden bir haberleşme uydusunu kiralayarak "Eği tim Teknolojisi"nde önemli bir adım atmaya hazırlanmaktadır.
Bilindiği gibi bugün kullanılan haberleşme uyduları TV programlarını ya da diğer ha berleşme sinyallerini genellikle bir nokta dan diğer bir noktaya nakleder. Oysa yeni uydularla aynı TV programlarını çeşitli noktalara, sözgelişi her eve ulaştırmak mümkündür. Hindistan ikinci sistemi dene yecek ve bir noktada hazırladığı TV eğitim programını sınırları içindeki geniş toprak yığınları üzerinde uzanan sayısız köyler deki okullara ulaştıracaktır. Fakat bu gi bi uydulu TV yayını hiç de kolay ve az masraflı olmayacaktır. Çünkü her okulun ya da evin üzerindeki alıcı TV antenine eğitim programını ulaştıracak olan uydunun ağırlı
ğının tonları bulması, son derece güçlü vericileri ve yardımcı generatörleri olma sı gerekir. Ağır ve büyük uydular ve bu uyduların güçlü vericileri elbette yüksek harcamalara yol açmaktadır. Böylece geri bıraktırılmış ülkeleri yeni masrafların beklediği anlaşılıyor. Fakat eğer Hindis tan'ın tecrübesinin olumlu sonuçlar verdi ği görülürse, bu masrafların boşuna yapıl mayacağı sanısı da güç kazanabilir.
Bu gibi uydular kullanıldığı zaman yapıla cak masraflar şu amaçların gerçekleşmesini sağlar: Böyle bir uyduyu uzaya yerleştir mek için en az on buçuk milyon dolar ge rekmektedir. Ayrıca sözkonusu uydunun ça lışma süreci sadece beş yılı geçmez. İkin ci harcama ise TV eğitim programını doğru dan doğruya uydudan alacak olan antenle ilgilidir. Bu TV antenleri bildiğimiz TV antenlerinden değişik olup, ek harcamalar la satın alınabilir. Hindistan bugün yak laşık 560 000 köyüne sadece bir anten koy mayı planladığı takdirde, her alıcı anten için bildiğimiz antenin fiyatından daha yüksek bir fiyat ödemek zorunda kalacaktır. "Eğitim teknolojisi"nde radyo tekniğinde de yenilikler düşünülmüş bulunuluyor. Bir kanal üzerinden birden fazla program nak ledebilmek çoktan gerçekleştirilmiş bir yeniliktir. Fakat böyle üstünlüğü olan bir kanalın eğitim amacı ile kullanılması ise yenidir. Birden fazla programın aynı ka naldan nakledilişi özellikle dil konusunda işe yarıyor. Bugün pekçok ülkenin birden fazla resmî dili vardır. Yeni kanal ile aynı programı aynı anda çeşitli dillerden nakletmenin kitlelere büyük yararları do kunur. Alıcı tarafındaki dinleyici, önün deki düğmelerden birine basarak söz konusu programı istediği dilden izleyebilmektedir. Aynı teknik yenilik TV kanalları için de yapılmıştır. Bugün bir kanal üzerinden 4 ayrı TV programını nakletmek mümkündür. Hatta öğrencilerin devreye girip sorularma cevap aramaları bile gerçekleştirilmiştir.
"Eğitim Teknolojisi"ni kapsayan bu tip ye nilikler sonucunda okulların biçimi de de ğişmekte ve yukarda kısaca açıkladığımız teknik gelişmelerle ilgili cihazlara ve a raçlara yer açılabilmesi için ek binalar ya da bölmeler yapılmaktadır. Aynı zaman da da eğitim yöntemleri kişisel ve toplu çalışmalara, yeni cihazlar sayesinde öğ retmenlerin binlerce kilometre uzaktaki öğrencilerle tek tek ilgilenmelerine ve
öte yanda kitlelere de erişmelerine yönel mekte, dolayısıyla değişmektedir. Tüm bu değişmelerin ve gelişmelerin ancak yıllarca sonra Türkiye gibi geri bıraktı rılmış ülkelerde uygulanacağı düşünülmekle beraber, aralarından bazılarının dağınık bir şekilde ve ancak kişisel heveslerin sonucunda ve gereksiz büyük harcamalarla kullanılacağı da yabana atılacak bir ola sılık değildir. Sözgelişi "Eğitim Teknolo jisi"nde renkli televizyon da önemli bir rol oynar. Fakat renkli TV herhalde yakın bir gelecekte Türkiye'de de hizmete sokula cak ve bu hizmetin eğitimle hiç ilgisi o lamayacağı gibi, ekonomimize gereksiz bir yük ekleyerek sadece eğlencede kullanıla caktır. Bugüne dek Türkiye'de görülen uygulamalar dan bu kanıya varmamaya olanak yoktur. Fa kat içinde bulunduğumuz dönem,planlamaya, araştırmaya, Türkiye'de gerçek anlamda bir elektronik endüstrisinin kurulmasına ve dış pazarların ağına düşmemeye çalışılırsa "Eğitim Teknolojisi" ile ülkemizin kalkın masında etkisi uzun yıllar sürecek bir dev rim de gerçekleştirilebilir. C1 ) Cumhuriyet Gazetesi, 15 mart 74 (2) a.g.e.