Elektrik Mühendisliği · Sayı 211 · Temmuz 1974
9. MİLLİ EĞİTİM ŞÜRASI
Mühendislik eğitimi Haber ve etkinlik
- Yıl
- 1974
- Sayfa
- 4
- Okuma süresi
- 10 dk
- Görüntülenme
- 0
Konu
İlgili: Toplum, demokrasi ve emek, Oda ve TMMOB örgütsel yaşamı
Anahtar kelimeler
- Milli Eğitim Şûrası
- TMMOB
- Teoman Öztürk
- eğitim politikası
- teknik eğitim
- Mustafa Üstündağ
Özet
1974'te Hacettepe Üniversitesi'nde toplanan 9. Milli Eğitim Şûrası'nın çalışmaları, konuşmalar ve alınan kararlar ayrıntılı biçimde aktarılıyor; TMMOB Başkanı Teoman Öztürk'ün eleştirileri ve şûranın tutucu niteliğine ilişkin değerlendirmelere yer veriliyor.
Tam metin
Metin PDF'ten otomatik çıkarılmıştır; tablo, şekil ve formüller eksik ya da hatalı olabilir. Özgün dizgi için PDF'e bakın.
9.MİLLİ EĞİTİM ŞIRASI ndan
9. Milli Eğitim Şûrası çalışmaları, 24 ha ziranda Hacettepe Üniversitesinin Rektör lük binasındaki konferans salonunda başla dı. 4 temmuzda sona eren genel kurulun ilk ve son iki günü genel görüşmelere, aradaki günler de komisyon çalışmalarına ayrılmış tı.
MEB Talim ve Terbiye Kurulu Başkanlığı ta rafından hazırlanan "Milli Eğitim Sistemi mizin Bütünlüğü içinde Programlar ve Öğ renci Akışını Düzenleyen Kurallar" adlı taslağın temel çalışma dokümanı olarak gö rüşüldüğü 9. Milli Eğitim Şûrası, üç üye grubundan oluşuyordu. 40 kişilik birinci grupta Bakanlık, Üniversiteler ve DPT'den gelen tabii üyeler vardı. Üniversitelerden, ilk, orta ve öbür yüksek eğitim kurumla rıyla müzeler, kütüphaneler ve halk eğitim başkanlıklarından seçimle gelen 75 üye, i kinci gruptu. Bakanlıktan çağrılı üyelerin sayısı ise 15 idi. Ayrıca ilgili bakanlık ve diğer kuruluşlardan gelen çağrılı tem silciler de gözlemci üye olarak şûra ça lışmalarını izlediler. Gözlemci üyelerin konuşma hakkı vardı, fakat oylamalara ka tılamıyorlardı.
GÖRÜŞMELER
İlk oturum, Ankara Gençlik Korosu'nun söy lediği İstiklâl Marşıyla başladı. Saygı duruşundan sonra Cumhurbaşkanı Fahri Koru türk kısa açış konuşmasını yaptı. Gündem gereğince Milli Eğitim Bakanı ve Şûra Baş kanı Mustafa Üstündağ kürsüye gelerek eği tim durumumuza ilişkin açıklamalarda bulun du, sayısal bilgi verdi.
Bakanın konuşması biter bitmez, başkanlık divanının gerilerinde bekleyen Ankara Genç lik Korosunun şefi kürsüye fırladı. Koro sunun çalışmalarından, nice başarılı oldu ğundan söz etti. Müzik çalışmalarıyla genç lerin boş zamanlarını değerlendirdikleri ni, böylelikle "muzır düşüncelerin" etki sinden de uzak kaldıklarını söyledi. Anla şılan koro şefi müziği, düşünmeyi engelle yici bir araç olarak görmekteydi. Üyeler çok sesli müziği dinlerken, bu gündem dışı olayın Rektör Doğramacı'nm marifeti oldu ğu fısıldanıyordu.
Genel kurulun birinci ve ikinci günü tas lak üzerindeki genel görüşler dile getiril di. İlk söz alanlar üniversite öğretim ü
yeleriydi. Konuşanları birbirine zıt nite likte iki gruba ayırmak mümkün. Statükocu ve dinci eğilimlerin ağır bastığı şûrada, öğretmen kesiminin görüş ve sorunlarını derinliğine tartışma olanağı yoktu. Öğre tim üyelerinin hemen hepsi şekilci ve bi reyci yaklaşımları savundular, yüzeysel e leştiriler getirirken eğitim düzeninin ya pısal koşullarla bağımlı özüne hiç değin mediler.
Görüşmelerin tümünü buraya aktarmak ola naksız. Bir kesit verebilmek için ilgi çe kici konuşmaları özetlemeye çalışacağız. Hacettepe Üniversitesinden Prof. Dr. Sela hattin Ertürk, eğitimin kalkınmadaki rolü ne değinerek, kalkınmayı, insangücü yetiş tirme ve mevcut insangücünün gerekli yerde kullanılması diye tanımladı. Ertürk'e göre az masrafla ve işe yarayan insanlar seçi lerek eğitim yapılmalı, "istenilen politik felsefeye" uygun davranışlar kazandırılma lıydı. Ege Üniversitesinden Prof. Kemal Karhan asıl krizin yüksek öğrenimde oldu ğunu, bu nedenle sorunun yüksek öğretimde çözülmesi gerektiğini söyledi. MEB'na bağ lı yüksek okullar tasarısından vazgeçilme li, bu iş üniversitelere bırakılmalıydı. Aslında yüksek öğretimdeki yığılma sorunu nun orta öğretim kademesinde değil, ön lisans projesiyle çözüleceğini en önde sa vunan Ege Üniversitesinin görüşleri yine leniyordu.
öğretmenim. Dünyanın nasxl dön düğünü öğrettin, içinde dönen dolapları öğretmedin. Pamuğu, tohumu, çiçeği öğrettin? zeyti ni, portakalı, üzümü öğrettin; fakat kimlerin, aslan payı al dığını, elin gâvurunu, onun iş birlikçisini neden öğretmedin ?
KIRŞEHİR CACABEY ORTAOKULU ÖĞ RENCİSİ LEYLA KOKSAL'İN TÖB DER GENEL KURULUNA TELGRAFI
Şûranın tutucu niteliğine dinsel temayı ısrarla vurgulayan konuşmalar da örnek gösterilebilir. Atatürk Üniversitesinden Prof. Dr. Lütfi Ülkümen ve İstanbul Yüksek İslam Enstitüsünden öğretmen Ömer Çam, Başkan Üstündağ'm konuşmaları zamanla sı nırlamayı unutması yüzünden uzun süre kür süden inmediler. Aynı dili konuşan bu bay lardan Ülkümen'e göre, eğitim her kademede mutlaka manâ ile teçhiz edilmeli, yüksek ahlaklı adam yetiştirilmelidir. İman ile ilim birarada olmazsa toplumda ahlak buh ranı doğar. Tüm siyasal sistemlerin aynı felsefenin ürünü olduğu hikmetini savuran Ülkümen, batı ülkelerinin islâm alemi sa yesinde geliştiğini sözlerine ekledi ama, islâm aleminin neden gelişemediğini açık lamayı unuttu. Daha sonra kervana katılan Diyanet İşleri Başkanı Lütfi Doğan bu gö rüşleri daha da geliştirdi, milli ve mane vi değerleri tanımladı, bilimden söz etti. Lütfi Doğan hazırlıklı gelmiş, görüşlerini okuduğu tebliğle yeşil renkli broşürlerden de çok sayıda bastırmıştı. Bütün okullarda uygulamalı din dersi okutulmasını isteyen Doğan'm hemen ardından söz alan bir üye, bakanlığın saptayacağı sınırlar içinde cinsel eğitim yapılmasını önerdi.
Teknik öğretmenler Derneği adına konuşan Dr. Cevat Alkan da görüşlerini, hazırladık ları tebliğden okudu. Alkan'm Taslağı ciddi bir değerlendirmeye tabi tutan teb liğinde temel görüş, orta öğretimde mesle ki teknik öğretimin böyle bir taslakla i leri gidemeyeceği noktasında toplanıyordu.
Çağrılı üyelerden Türk İş Genel Başkanı Halil Tunç, şûra çalışmalarını kendisine söz sırası gelinceye kadar izleyenler ara sındaydı. Üstündağ, "işçi temsilcisi de ğerli arkadaşımız Halil Tunç" diye ünle yince yerinden fırladı. Okuma yazma oranı nın çok düşük olduğunu belirterek söze baş layan Tunç, eğitimin devlet eliyle ve pa rasız yürütülmesini, özel sektörün de yar dım etmesini istedi, öğretmenlerin sosyal haklarına değindikten sonra asıl önerisini açıkladı: "Türk sendikacılık hayatının sosyal yapısı" okullarda okutulmalı, iyice anlatılmalıydı. Yıllardır toplumun en di namik kesimini politika dışında tutmaya çalışan Halil Tunç, kendi sendikacılık an layışının eğitim yoluyla yaygınlaştırılma sını amaçlıyor olmalıydı.
Gözlemci üyelerden TMMOB Başkanı Teoman Öztürk konuşmasına, teknik elemanları tem
TÜRKtYE'NÎN EĞÎTÎM SÎSîEMt AKSAKTIR .
Endüstrileşme düzeyini hızla yükselt
inde zorunda olan ve bunu planlı bir
yaklaşımla gerçekleştirmeyi resmsn
benimsemiş bulunan Türkiye için zo
runlu olan yetişme ihtiyaca, bugüne
kadarki tutumlarla bir okuma hevesinte
dönüştürülmüştür... Yetişine, imkânla •
rı ve yolları çok olan bir amaçtır..O
kuma ise bü temel gereğin ancak bir
boyutudur. Nüfusun önemli bir kesifldr
nln bu tek yola yöneltilmesi, efifctaşj
deki dar boğazlan kaçınılmaz kıla».
Diplomayı bir hedef haline getirirken
diploma sahibini yetişmiş kişi kabul
etmemize ve yetişmede var olan sürekr
lillk kavramını unutmamıza veya ihmal
etmemize yol açar
..
TÜRKİYE 2. TEKNİK ELEMAN KURULTAYİ
.,. TÜRKİYE'DE TEKNİK EĞİTİM AKSRF3H0R
Bir ülke teknoloji ithal ettiği süre ce, o teknolojiye uyan eğitimi, bunu yapmadığı alanlarda da yabancı tek nik eleman ithal etmek yolunu seçmek zorundadır. Verilen tavizlerin yal nızca şu veya bu alanda olduğunu san mak yanıltıcıdır. Sistem içindeki i lişkiler, bağlar karmaşıktır ve her kararın etkisi kendini başka alanlar da, bu arada teknik eğitimde de gös terir.
Bu nedenle, bir ülkenin ekonomik ya
pısı dışa bağımlı gelişiyorsa, kamu
yararı ve ülke gerçeklerine uygun bir
eğitim politikası gerçekleşemez, ger
çekleşse bile yetiştirilen kişilerden
yararlanma olanağı bulunamaz.
.•..
TÜRKİYE 1. TEKNİK ELEMAN KURULTAYI
sil etme olanağı verdiği için Bakana te şekkür ederek başladı. Orta öğretimde akış konusunu inceleyen şûranın, halk yararına bir eğitim politikasının ilkelerini sapta makla görevli sayılması gerektiğini belir ten Öztürk, "yetişme ihtiyacının" 50 vıl dır sürekli yön değiştiren eğitim politi kasıyla "okuma hevesine" dönüştürüldüğünü, bozuk istihdam politikasının şişkin yüksek eğitim talebi yarattığını, bunun da işsiz lik sorununu erteleyici niteliğinden ötürü politikacıların hoşuna giden, ama ülke e konomisinde zararlı sonuçlar doğuran bir yol olduğunu söyledi. Şûra yasasının değiş tirilmesi ve teknik eleman kuruluşları nın temsil edilmesi önerisiyle sözlerini tamamladı. İlgiyle dinlenen başka bir göz lemci üye de Keçiören Lisesinden öğretmen Nural Vural'dı. Kanımızca genel kurulun en heyecanlı, ama arı ve çarpıcı bir dille e ğitim düzenindeki bozukluğun özünü göste rebilen en iyi konuşmacısiydi. Ekonomik politik yapıyı açıklıkla ortaya koyduktan sonra, taslak üzerindeki eleştirilerini sıraladı. Şûranın, çeşitli görüşlerin de mokratik tartışmasını engelleyici bir ni telikte ve geçmiş dönemlerin uzantısı ol duğunu, taslağın bilimsel anlayıştan yok sun, soyut ve antidemokratik bakış açısıy la hazırlandığını söyledi. Taslağın redde dilmesi, şûranın yeniden toplanarak ülke gerçeklerine uygun bir taslak hazırlanması, şûra yasasının değiştirilmesi, istekleri arasında yer alıyordu. Şûranın köklü çözüm önerileri getirmediği görüşüne Prof. Dr. Afif Sevinç de katıldı. Eğitim kişiye sen tez yeteneği kazandırmalı,diplomadan önce istihdam sorununa çare bulmalıydı.
ŞÛRA KARARLARI
9. Milli Eğitim Şûrası, temel çalışma do kümanındaki önerileri inceleyen komisyon raporları doğrultusunda kararlar aldı. Bi rinci komisyon, öğrenci akışının düzenlen mesinde öğrenci başarısını ölçme ve değer lendirme konusunu, ikinci komisyon da iki ayrı çalışma grubu halinde eğitimde genel ilkeler ve programlar konusunu inceledi.
Şûranın kararları şu genel ilkeleri kapsı yor:
o Hayata ve mesleğe hazırlama o Eğitim üretim insangücü ilişkilerini ge 1 liştirme o Yeni ortaokul anlayışı o Orta öğretim sistemi ile yüksek öğretime
geçişi yeniden düzenleme o Ders çeşidini azaltma ve "teksifi" öğre tim o Sınıf geçme yerine ders geçme ve kredi düzeni o Not verme, değerlendirme sistemini yeni leştirme o Yüksek öğretimde bütünlük sağlama o Ders programlarını yenileştirme o Modern program geliştirme o Uygulamaları planlama
Kabul edilen taslak önerileri dışında ko misyon raporlarında ayrıca çeşitli dilek ve tavsiyeler de yer alıyor.
DİLEKLER
Gündemin son maddesi aynı anlama gelen iki kelimeyi bir araya getiriyor: "Dilek ve temenniler".
Dilekler faslı, çoğu genel görüşmeler sı rasında söz almış üyelerin yinelemeleriyle geçti. Bazıları da taslağın ve kararların eleştirisine ek olarak yeni önerilerde bu lundular. Öğretmen Nural Vural somut araş tırma verilerinin kamu incelemesine açıl masını, araştırmaların öğretmenlere para sız dağıtılmasını, araştırma yapmak iste yenlere olanak ve fırsat eşitliği sağlan masını istedi. MSB'nın temsilcisi bir ye dek subay, askerî sistemdeki eğitimin bazı alanlarda sivil sektörden daha iyi olduğu nu ileri sürerek, Bakanlığın eskiden oldu ğu gibi katkısının sağlanmasını önerdi. Dr. Cevat Alkan, bir danışma organı olarak şûra kararlarının uygulanması gerektiğini söyledi, şûra çalışmaları bitmeden hüküme tin ahlak dersini uygulama kararı almasını eleştirdi. Şûralara fonksiyonel nitelik vermek için şûra yapısının değiştirilmesi ve çalışmalarda süreklilik sağlanmasının gereği üzerinde durdu. TÖB DER'den gözlem ci bir öğretmen yaşlı üyelerin tepkisiyle karşılanan konuşmasında , dokuzuncu şûranın bir öncekinden farkı olmadığını, halk un surundan korkulduğu için kapalı çalışmalar yapıldığını söyledi. En cesur öneri de bu üyeden geldi: Şûra işçilere, köylülere ve tüm öğretmenlere açılmalı, kapalı kapılar ardında yapılan hesaplara son verilmeliydi. Öğretmenlere sendikalaşma hakkının veril mesini de 72000 üye adına talep etti.
Görüşmelerin sonuna doğru, verilen iki ö nerge yüzünden tartışma çıktı. İlkinde, tüm dilek ve eleştirilerin ilerde yayımla^
nacak Şûra Değerlendirme Raporu'na girmesi isteniyordu. Bir bakıma şûranın niteliğini belgeleyecek olan bu öneri, öfkeli oylarla reddedildi. İkinci önergenin sahibi ise, gözlemciler adına son konuşmayı Prof. Dr. Oktay Sinanoğlu yerine öğretmen Nural Vu ral'ın yapmasını istiyordu. Gürültüler a rasında önerge geri alındı ve Sinanoğlu gözlemciler adına, en yaşlı üye Rauf İnan da şûra üyesi olarak son sözü söylediler.
Kapanış konuşmasını Başbakan Bülent Ecevit yaptı. Hacettepe Üniversitesi öğrencileri de salona doluştular. Oldukça uzun konuştu Ecevit. Çağdaş demokrasi anlayışını tanım ladı, eğitim üretim ilişkisi üzerinde dur du. Modern eğitim teknolojisiyle riskli de olsa yüksek öğretimin bir bölümünü karşı lamayı düşündüklerini, ayrıca yeni ders yılına şimdilik yüzeysel sayılabilecek tedbirlerle girileceğini bildirdi. Öğret men sorununa da değindi. Öğretmenlerin toplum içinde bir takım "güçlükleri" vardı ama, bu "sıkıntıları11 tümden kaldırmak hü kümetlerin işi değildi, yalnızca yardımcı olabilirlerdi. Asıl görev "öncü" durumun daki öğretmenlere düşüyordu. Ecevit, konuş masının sonunda bilimle yetinilemeyeceğini, manevi yönden de güçlenmek gerektiğini söylemeyi ihmal etmedi.
9. Milli Eğitim Şûrası Üstündağ'ın "mille timize hayırlı ve uğurlu olsun" dileğiyle kapandı.
SORUN ÇÖZÜLECEK MÎ?
9. Milli Eğitim Şûrasını değerlendirirken genel düzeyde kalmak zorunlu. Bakanlığın hazırladığı ve şûra tarafından kabul edi lip yine Bakanlığa sunulan önerilerin her birini tek tek ele almak olanaksız. Bu ö nerilerin kuşkusuz eğitimci gözüyle ince lenmesi gerek. Ancak geçerlik kazanmış o lan taslak kalın çizgileriyle ele alındı ğında, ileri sürüldüğü gibi köklü çözüm getirmediği, kendi içinde bile tutarsız, soyut ve şekilci kaldığı söylenebilir.
Bozuk eğitim düzeninin bir çırpıda değiş tirilemeyeceği ortadadır. Ama eğitim düze ninin salt kendisi içinde değiştirilemeye ceği de bir gerçektir. Eğitim alanında yü zeysel tedbirleri sıralamakla eğitim poli tikasında gelişme sağlanamayacağını geçmiş uygulamalar da göstermiştir. Bu uygulama ları sürdürecek her yeni girişim, temel çözüme doğru atılabilecek adımları engel
EieKtrik Mühendisliği 211
leyici nitelikte olacaktır. Eğer şûra, tüm eğitim sistemini diğer politikalarla bir likte değerlendirerek ülke ve halk yararı na bir uygulamanın ilkelerini saptayacak çalışmaları yapsaydı, ileri bir adım atıl dığı söylenebilirdi. Oysa şûra, gerek gü dümlü çalışma biçimi, gerekse yapısı nede niyle bilimsel yaklaşımlara kapalı kalmış tır.
Eğitim düzeninde köklü değişiklik, toplum yaşantısmdaki köklü değişiklikle birlikte gelir. Ülkedeki egemen üretim biçimi, geniş halk kitlelerinin yararına değişinceye dek bu tür tedbirler ve düzenlemeler sürüp gidecektir.
Bir öğretmen, öğrencilerinin ailevi
durumlarına göre ayrım yapmadığını ve
asla yapmayı da düşünmediğini söylü
yordu; "Bir ödev dörtlükse dört veri
rim" diyordu. Kendisinde kınadığımız
tarafın bu olduğunu anlayanayordu.
Çünkü bu dünyada eşit olmayanlara e
şit davranmakjban büyük haksızlık yok
tur.
|
^ BARBÎANA ÖĞRENCİLERİNDEN MEKTUP A
Yurdumuzda 1974 mayısında "Barbiana Öğ rencilerinden Mektup" adlı bir kitap yayım landı. İtalya'da zorunlu eğitim kurumların dan başarısızlık gerekçesiyle uzaklaştırı lan 8 köylü öğrencinin bu kurumlardaki öğ retmenlerine yazdıkları uzun bir mektup, kitabı oluşturuyor. Yurdumuz koşullarıyla bir çok benzerlikler gösteren ilginç eği tim eleştirilerinden birkaç bölümü dergi mizin sayfalarında bulacaksınız.