Elektrik Mühendisliği · Sayı 211 · Temmuz 1974
ÜNİVERSİTEYE KİM GİRİYOR?
Mühendislik eğitimi Görüş ve değerlendirme
- Yıl
- 1974
- Sayfa
- 6
- Okuma süresi
- 12 dk
- Görüntülenme
- 0
Konu
İlgili: Mevzuat ve hukuk, Toplum, demokrasi ve emek
Anahtar kelimeler
- üniversite giriş sınavı
- ön lisans yüksek okulları
- DPT raporu
- TMMOB raporu
- eğitimde fırsat eşitsizliği
- teknisyen açığı
Özet
Yazı, Türkiye'de üniversiteye giriş sınavının yarattığı yığılma sorununu, eğitimdeki sınıfsal ve bölgesel eşitsizlikleri DPT verileriyle tartışıyor ve TMMOB raporuna dayanarak ön lisans yüksek okulları uygulamasını eleştirel biçimde inceliyor.
Tam metin
Metin PDF'ten otomatik çıkarılmıştır; tablo, şekil ve formüller eksik ya da hatalı olabilir. Özgün dizgi için PDF'e bakın.
Yurdumuzda özellikle son onbeş yıldanberi Üniversiteye girebilmek bozuk eğitim düze ninin birikimi olarak eğitimin en büyük sorunu haline geldi. Dışa bağımlı "Milli Eğitim" politikasının ürünü olarak 1962 yılından sonra, aniden yerden mantar gibi biten "özel yüksek okullar"ın patronları bu sorunu Devlet adına kendi çıkarları için çözmeğe yeltendiler. Anayasa Mahkemesinin bu konudaki kararından sonra devletleşti rilen özel yüksek okulların kontenjanları da merkezî sistem kontenjanına dahil edil di.
Her öğrenci için hayati önem taşıyan bu giriş sınavlarında, soruların çalınması, astronomik fiyatlarla satılması son yılla rın en olağan "zabıta vakaları" oldu. Bi lindiği gibi 1970 yılında Orta Doğu Teknik Üniversitesi giriş sınavı, geçen yıl da Merkezi Sistem giriş sınavı bu nedenlerle tekrar edildi, ayrıca tekrarlanan sınavlar için de aynı şeyler söylendi.
265 bin kişinin katılıp, 150 bin kişinin açıkta kalacağı, İnşaat Yüksek Mühendisi olmak isteyenin arkeoloji, doktor olmak isteyenin hungaroloji bölümünü kazanacağı bu yılki aınav için de, sınava "şaibe" ge tirecek çeşitli ithamlar basında yer aldı.
CHP MSP koalisyonunun Milli Eğitim Baka nı Sayın Üstündağ, Dokuzuncu Eğitim Şûra sının İstanbul'daki hazırlık çalışmaların da; "Orta öğretim sisteminde gerçekleşmesi ni düşündüğümüz eğitim reformunun olumlu sonuçları en erken 3 4 yıl sonra alınacak tır. Üniversiteye girecek diye eline lise diploması verdiğimiz 100 binin üzerindeki öğrenci ise, sorununa hemen cevap bekle mektedir. Bu çocukları 2 3 saatlik bir sı navdan geçirerek en az 2/3'üne 'başarısız sın' damgasını vuruyoruz. Sanki yarısından fazlası üstün zekalı olsa, yine 2/3'ü a çıkta kalmiyacakmış gibi. Yetersiz orta öğretimden geçmiş, dar olanaklı gencin a ilesinin sorununu ancak yaşayanlar bilir. Bu sorun, sistemimizi, demokrasimizi zor layabilecek düzeye gelmiştir." dedi.
Sayın Bakanın yukarıda açıkladığı durum biraz daha yakından incelenirse; üniversi te giriş sınavına talebe yetiştirmenin son yıllarda yurdumuzda en tatlı ticaret dal larından biri olduğu, özellikle Ankara ve İstanbul'da bazı özel dershanelerin adeta üniversiteye yetiştirme okullarına döndüğü görülür. Ankara'da bulunan bu özel dersha nelerden birinin yıllık cirosunun 40 mil yon TL olduğu söylenmektedir.
Ankara, İstanbul illerinin özel öğretmen ve özel dershane olanaklarından yararlana rak yetişmiş öğrenci zümresine, bölgeler arasındaki eğitim niteliğinin dengesizliği de eklenince, üniversite giriş sınavında çekişme, büyük ölçüde bu zümre arasında olmaktadır.
Nitekim DPT Sosyal Planlama Dairesince ha zırlanan bir raporda, üniversite ve yüksek okulların çoğunlukla varlıklı ve bürokrat kesiminin çocuklarına açık olduğu belir tilmekte j yüksek öğretim sorununa çözüm ararken, mevcut sistemde yüksek öğretim o lanağına kavuşanların sınıfsal ve bölgesel dağılımına bakılmasının gerekli olduğuna değinilmekte ve bu konuda ilginç sonuçlar gözler önüne serilmektedir.
Bu konuda Ankara Üniversitesi öğrencileri üzerinde yapılan bir araştırmaya dayanıla rak Türkiye'de yüksek öğretim gençlerinin kökenleriyle ilgili ayrıntılı bilgiler ve rilmektedir.
Rapora göre Ankara Üniversitesine devam e den öğrencilerin % 53,6'sının babası memur ve subay, % 16,1'inin esnaf ve tüccar, % 15,5'inin büyük ve orta arazi işleyen çiftçi ve ancak geriye kalan % 5,7'sinin yetişkin ve düz işçi olduğu açıklanmakta dır. Devlet Planlama Teşkilatına göre An kara Üniversitesine ilişkin bu sayılar , "Türkiye'de tüm üniversite ve yüksek okul larda öğrenim görenler için" de geçerlidir; Raporda 750 bin memur ve subay ailesinin çocuklarının, tüm yüksek öğrenim gençliği nin yarısından büyük bir bölümünü oluştur
masına karşılık, toplam çalışanlar içinde çok büyük bir yüzdeyi meydana getiren 3,3 milyon işçi ailesinin çocuklarının tüm yük sek öğrenim gençliğinin ancak % 5,7'sini meydana getirdiğine dikkat çekilmektedir. Bu durumda "gelirin yükselmesinde en önem li etkenlerden biri olan yüksek öğretimin; düşük gelirli sınıflara, işçi, köylü ve esnaf çocuklarına hemen hemen kapalı oldu ğu belirtilmektedir.
Rapor ayrıca yüksek öğrenim gençliğinin a ilelerinin X 74'ünün kentlerde, % 13'ünün de köylerde oturduğunu saptamaktadır. Köy lerdeki ailelerin de büyük çoğunluğunun "gerek kırda, gerek kentte oturup kırdaki üretim kontrollarmı elinde bulunduran bü yük çiftçi aileleri" olduğu belirtilmekte dir.
Raporda daha sonra, sınavlı yüksek öğretime duyu lan tepkinin bir sonucu olarak, giriş sına vını kaldırarak her orta öğretim mezununa yüksek öğretim kapısını açmak önerilmekte,
ancak bu durumda da aşağıdaki sorunlar sı ralanmaktadır.
Bütün lise ve dengi okul mezunlarını a labilecek yüksek öğretim kapasitesi ya ratmak, Bu kadar büyük bir yüksek öğretim mezunu kitlesine iş olanağı sağlamak,
Yüksek düzeyde yetiştirilmiş işgücünün daha alt kademe insan gücü yerine kulla nılması zorunluğundan doğacak israfı önlemek.
Yukarıdaki açıklamalardan giriş sınavına katılan her orta öğretim mezununu alabile cek kapasitede yüksek öğretim olanağı ya ratmakla da sorunun çözümlenemeyeceği an laşılıyor.
Sorunun Türkiye'nin diğer sosyo ekonomik sorunlarından ayrı düşünülemeyecek köklü dönüşümlerle çözülebileceği, geçici ted birlerin gözboyamaktan öteye gidemiyeceği bilimsel bir gerçektir.
Eğer bir belediye memuru, evinde para
karşılığında itinalı evraklar hazır
layıp işyerinde "bugün git, yarın
gel" derse, kodese tıkılır. Bir de ge
lenlerin kulağına şöyle fısıldadığını
düşünün:"Lüzumsuz belgeler elde etmek
için buralarda boşuna sürüneceğinize,
az bir para karşılığında evinde gere
kenleri hazırlayıp işinizi
hemsn
halledecek birini bulmanızı tavsiye
ederim". Yüzdeyüz kodesi boylardı.
Fakat1bir anneye:"Beceremiyor, özel ders aldırın" diyen tanıdık bir öğ retmen hapse filan atılmadı. Kelimesi kelimesine böyle dedi.
BARBİANA ÖĞRENCİLERİNDEN MEKTUP •
Elektrik Mühendisliği 21J
TMMOB RAPORU
ön lisans yüksek okulları
Eğitim, sosyal ve ekonomik kalkınma için gerekli olan yeni teknolojilerin yaratıl ması ve mevcutlarının kullanılmasını sağ layacak çeşitli nitelikte insan gücü ye tiştiren bir araçtır.
Bir ülkenin eğitim sistemini o ülkenin ü retiln biçimi belirler. Ülkemiz ekonomisi, gelişmesi dışa bağımlı, teknolojisi genel likle ithal ve sanayide montaj yanı ağır basan bir üretim biçimine sahiptir. Böyle bir ekonomik yapının yaratıcı ve üretici nitelikte insan gücü talep etmeyeceği do ğaldır. Bu koşullar altında eğitim düzeni giderek artan bir biçimde, kitleleri tüke tici olarak yıllarca oyalayan ve sonuçta diplomalı işsiz olarak birer posa gibi dı şarıya atan bir niteliğe dönüşmüştür.
Eğitimde yenilik, kesin bir gereksinme ko numuna gelmiştir. Ama çok kısa vadeli de olsa yapılacak değişikliklerin üretim ve istihdam sorunundan soyutlanarak düşünül mesi sonuçta giderilmesi güç ve yeni za rarlara yol açacaktır.
MEVCUT EĞİTİM DÜZENİNİN ELEŞTİRİSİ
Hiçbir uygar ülkede herkesin üniversitede okuması diye bir sorun yoktur. Eğitimin her aşamasında üretimle ilişki kurulmuş, öğretimde yatay ve dikey geçişler sağlan mıştır. Böylece kişi isterse ve yetenekli ise en üst eğitim aşamasına kadar çıkacak ya da herhangi bir bölümden mezun olduktan sonra üretim alanında istihdam edilecek tir. Ayrıca diplomasının büyüklük ve kü çüklüğüne bakılmaksızın, yetenekli ise ça lıştığı işyerinde yükselme olanağına sahip olacak ve geleceğinden kaygı duymayacaktır.
Türkiye'de ise özellikle orta öğretimdeki sakat ve yanlış uygulama nedeniyle binler ce genç üniversite kapısına yığılmak zo runda kalmıştır. Ara üretim kademesi için teknisyen yetiştiren mesleki orta öğretim kurumlarındaki öğrenci sayısı 2. Kalkın
ma Planı hedeflerine varamazken genel li selerdeki öğrenci sayısı hemen her sene için gösterilen hedefi aşmıştır.(Tablo 1)
Tablo 1. Genel lise öğrenci sayıları
1967 1968 .1969 1970
1968 1969 1970 1971
Öngörülen 107 000 60 000 65 000 82 000
Gerçekleşen 145 000 71 000 80 000 84 000
Bu yüzden mühendis başına düşen teknisyen sayısı her geçen yıl bir öncekine göre da ha da azalmıştır. (Tablo 2)
Tablo 2. Mühendis başına düşen teknisyen sayıları
1960 1965 1970
İnşaat tek. Mimar + İnşaat müh.
Makine tek. Makine müh.
Elektrik tek. E l e k t r i k müh.
Maden t e k . Maden müh.
Kimya t e k . , laborant Kimya müh.
Orman tarım tek. Orman tarım müh.
1.5 1,0 0,7 2,3 1,6 1.9 3,5 3,5 2,5 0,3 0,4 0,5 5,3 5,8 4,7 0,6 0,5 0,5
Üretimle ilişkisi belirli bir ölçüde sağ lanmış olduğu halde sanat enstitüleri ve teknisyen okullarının nitelik ve sayısal açıdan gerekli düzeye çıkarılmaması üretim için ara insan gücü gereksinme sorunu do ğurmuştur.
Yönlendirici niteliği olmayan ve üretimle ilişkisi kurulmamış genel liselerdeki öğ renci sayısının plan hedeflerini bile aşan artışı yığılma sorununun nedenlerinden bi ridir. 11 yıllık bir öğrenimden sonra her hangi bir konuda ihtisasiaşmamış, üretici lik ya da uygulayıcılık niteliklerinden yoksun büyük bir kitle, üretim alanında istihdam olanağı olmadığı için zorunlu o
larak üniversite kapısına yığılmaktadır.
ÖN LİSANS YÜKSEK OKULLARI DÜŞÜNCESİNİN DOĞUŞ NEDENİ
Ön lisans yüksek okulları düşüncesinin çı kış nedenleri şöyle sıralanmaktadır:
1. Yüksek öğretime girişteki yığılmanın önlenmesi,
2. Üretim için ara insan gücü ihtiyacı karşılanması,
3. Yüksek öğretimdeki giriş sınavları yeri ne daha tutarlı bir eleme sistemi geti rilmesi gereği,
4. Orta öğretimdeki bölgesel farklılıkla rın kaldırılarak fırsat eşitliği sağ lanması,
5. Lisans öğretimi aşamasına gelen öğren cilerin yönlendirilmesi gereği.
Özellikle yığılma sorununun her geçen yıl daha bir artması ön lisans okulları proje sini güncel kılmış ve bu okulların yığılma sorunu ile birlikte diğer sorunları çöze ceği görüşü bazı üniversite öğretim üyele ri ve Milli Eğitim Bakanlığınca da benim senmiştir.
Ayrıca önlisans yüksek okullarının kurul ması için fiziki ihtiyaçlar yönünden her hangi bir sorunun olmadığı, öğretim üyesi sorununun doktorasız asistanlarla, bina ve atelye ihtiyaçlarının Milli Eğitim Bakan lığına bağlı orta öğretim kurumlarının e lindeki bina ve atelye olanaklarından ya rarlanarak karşılanabileceği iddiası var dır.
ÖN LİSANS YÜKSEK OKULLARININ NİTELİĞİ
Öğretim ve sınav yönetmelikleri açısından ön lisans yüksek okulları konusunda kesin bir ölçü olmamakla birlikte, yaygınlaştır ma kararı alındığı anda yeni açılacakların yönetmelikler açısından eskilerden farklı olabileceğini düşünemiyoruz. Böylece uygu lama alanında olan "Ege Üniversitesine Bağlı Mühendislik Bilimleri Fakültesi Ön Lisans Yüksek Okulu Öğretim ve Sınav Yö netmeliği"nin önemli gördüğümüz maddeleri ne getireceğimiz yorumlar bu okulların ni teliğini ortaya koyacaktır kanısındayız. (Kaynak: 14719 sayılı ve 21 Kasım 1973 ta rihli Resmi Gazete)
1.ÖĞRETİM Madde 13. Ön Lisans Öğretimi l'ci kısım 2 yarı yıl 2'ci kısım 2 yarı yıl olmak üzere iki kısımdan ibarettir.
Yorum: l'ci kısım lisans kademesine hazır layıcı, 2'ci kısım ise üretim için ara in san gücünü sadece bir yılda hazırlayıcı nitelikte olacaktır.
Madde 14. l'ci kısım öğretimde bir dersten tam not 100 olmak üzere en az 40 ile vize alamayan, vize aldığı halde yaz ve güz dö nemi sınavlarında her dersten aldığı not ile vize notunun aritmetik ortalamalarının toplamı tam notlarının toplamının % 30'u nun altında kalan öğrencilerin okulla i lişkileri kesilir.
Yorum: Görüyoruz ki ön lisans yüksek okul ları bünyesine aldığı öğrencilerin bir kısmını daha ilk yılın sonunda açıkta bı rakacaktır. Ön lisans öğretiminde dahi başarılı olmamış sayılan bu gençler büyük bir moral bozukluğuna uğrayacaklar ve ge leceklerinden kaygı duyacaklardır.
Madde 15. l'ci kısım öğretimi, her dersten, sınav notu en az 50 olmak ve vize ve sınav notlarının aritmetik ortalaması ile bulu nan başarı notu 50 ve daha yukarı tutmak suretiyle bitiren öğrenci Mühendislik Bi limleri Fakültesinde lisans öğrenimine de vam etme hakkını kazanır. Bu öğrenciler fakültece tesbit edilecek kontenjanlara, l'ci kısım başarı notları toplamı esas a lınarak yapılacak sıralamaya göre değişti rilirler.
Yorum: Bu madde ile getirilen ve aşılması oldukça güç olan baraj, ön lisans öğrenci lerinin çok az bir kesiminin lisans öğreni mine geçiş olanağını kazanabileceğini gös termektedir.
Madde 16. l'ci kısım öğrenimde normal za manda başarılı olamayarak E.Ü.Mühendislik Bilimleri Fakültesi Lisans Öğrenimine hak kazanmamış öğrenciye 2'ci kısım öğrenimi başarılı olarak tamamlamış olmak şartıyla en az 2 sene sonra bir kere daha l'ci kı sım sınavlarına girme hakkı tanınır. Bun dan başarılı olan öğrenci aynen 15. madde hükümlerine uyarak Fakülte Lisans öğreni mine devam edebilir. Bu hak her öğrenciye sadece bir defa tanınır.
Yorum: Bu madde ile de ön lisans 1. sınıf ta gerekli barajı aşamıyarak lisans öğreni mine geçemeyen bir öğrenci ön lisansı ba şarı ile bitirse bile pratik olarak lisans öğrenimi yapma olanağına kavuşamayacaktır. Çünkü ön lisanstan sonra iki yıl öğrenim den uzaklaşan öğrencinin tekrar 1. sınıf sınavlarına girme olasılığının azlığı ya nında, girse bile başarı göstermesi .şüphe lidir.
Ön Lisans Yüksek Okulları madde 13'de be lirtilen 2 yıllık öğretim aşamasında iki amacı birlikte gerçekleştirmek iddiasında dır. İlk yılda teorik dersler ile lisans kademesine hazırlayıcı ve yönlendirici öğ retim planı uygulanacak, ikinci yılda ise lisans kademesine geçme başarısı göstere meyen öğrencilere bir yılda pratiği de i çeren bir öğretimle uygulayıcı nitelik ka zandırılarak onları üretim için ara insan gücü olarak hazırlayacaktır. Burada ön li sans yüksek okullarının bir iç çelişkisi söz konusudur. Lisans kademesine yükselme olanağı bulamayan ve başarısızlıkla danr galanan büyük bir kitle bir yılda hangi sihirli yöntemle hayata hazırlanacak ve üretimde istihdamları nasıl sağlanacaktır.
ÖN LİSANS YÜKSEK OKULLARI SORUNA ÇÖZÜM GETİRMEYECEKTİR
1. ön lisans öğretimi teorik düzeyde kala caktır.
Çözümü gereken sorun, üretim ile ilişkisi kurularak eğitimin yeniden düzenlenmesi dir. Ön lisans yüksek okulları eğitim biçi mi ile teoride, kalacak, üretim için uygula yıcı nitelikte ara insan gücü yetiştiremi yecektir.
2. Ön lisans yüksek okulları yığılma soru nunu çözemeyecektir.
Üniversite önündeki yığılmanın önlenebil mesi, yığılan kitlelerin gerekli bir biçim de eğitilerek üretim alanındaki istihdamı ile mümkündür. Üretimle ilişkisi kurulma mış ön lisans yüksek okullarından mezun o lacaklar uygulayıcı pratikleri olmaması nedeniyle üretimde istihdam edilemiyecek lerdir. Gerek üretimde istihdam edilemeyen ön lisans mezunları, gerekse ön lisansın ilk yılında başarı gösteremedikleri gerek çesiyle atılan büyük bir kitle çözümü güç olan yeni bir yığılma sorunu yaratacaktır.
3. Ön lisans yüksek okulları fırsat eşit liği sağlayamayacaktır.
Ön lisans yüksek okullarının yurdun çeşit li bölgelerinde açılması düşünüldüğüne gö re bugün orta ve yüksek öğretimde görülen giderilmesi güç bölgeler arası farklılık lar aynen ön lisans yüksek okullarına da yansıyacak, dolayısıyla ön lisans yüksek okulları orta öğretimde görünen bölgesel farklılıkları gideremeyecektir. Böylece fırsat eşitliği de sağlanamamış olacaktır.
Kaldı ki eğitimde fırsat eşitliğinin ger çek anlamı, herkese eşit koşullar altında ve eğitimin her aşamasında öğrenim yapa bilme olanağının sağlanmasıdır.
4. Lisans öğretimi için yönlendirmenin ye ri ön lisans yüksek okulları değildir.
Ön lisans yüksek okullarının ara insan gü cü yetiştirmesinin yanında lisans öğrenimi için yön verici fonksiyonu da yerine geti receği iddia edilmektedir. Kanımızca bu mümkün değildir. Onbir yıl ilk ve orta öğ renim görmüş ve yönlendirilmiş bir kişiye bir yılda yön verilmesinin olanaksızlığı yanında, böyle bir olgunun gerçekleştiği düşünülse dahi bu, bizim gibi geri bırak tırılmış bir ülke için lükstür. Yön verme işleminin yeri ön lisans yüksek okulları değil, orta öğretim kurumları olmalıdır.
5. Öğretim üyesi ve öğretim araçları temi nindeki olanaksızlıklar açısından ön lisans yüksek okullarının yaygınlaşma olanağı yoktur.
Sorun, ön lisans yüksek okulları için ge rekli olan öğretim üyesi ve öğretim araç ları (atelye, laboratuvar vb.) açısından düşünülse bile büyük olanaksızlıklar söz konusudur. Mevcut üniversitelerimizin bu açıdan olanakları sınırlıdır. Yeni kuru lanlar ise öğretim üyesi ve laboratuvar sıkıntısı içindedir. Konunun önemi ele a lındığında on yılda yaklaşık olarak mil yarlık yatırımlar gerekmektedir. Asistan lardan öğretim üyesi olarak yararlanmak ise onların temel görevi olan araştırma fonksiyonunu ortadan kaldıracak, üniversi te öğretim üyesi üretimi aksayacaktır.
Böylece ön lisans yüksek okulları öğretim üyesi ve öğretim araçları açısından büyük gereksinmeler getirdiği halde, bunların teminindeki güçlük ve aksaklıklar biçim a
çısmdan işleyişi olanaksız kılacaktır.
27 Nisan 1974 günü İzmir'de toplanan Üni versiteler Arası Kurul, yukarıda sıraladı ğımız gerçeklere bir ölçüde katılmış ve iz zetle:
"Lise mezunlarının açıkta kalmalarını ön lemek üzere sınırsız şekilde öğrenci almak amacını güden bir ön lisans öğretimine im kân olmadığı, ön lisans okullarının diplo malı işsizler sorununu yaratacağı" söylen miştir.
SONUÇ:
Genel anlamda eğitim ve ekonomik yapı bir bütündür. Ekonomik yapı kendi teknolojisi ni büyük ölçüde kendi üreten, yabancı sermayenin güdümünden kurtulmuş, sanayide üretim araçları üreten bir öze kavuştuğu anda Türkiye'nin sorunu kendiliğinden çö zülecektir.
Ekonomik yapıyı bir anda değiştirme imkâ nı bulunmadığına göre, istihdam alanı ya ratan tedbirlerle birlikte eğitim sistemi nin bütününde ve özellikle orta öğretimde
yeni düzenlemeler ş;ı?n.'küı\'k! ir.
Bunları şöyle sıralayabiliriz:
1. Genel lise sayılarındaki plan hedefle rini aşan artış durdurul ma 1ı w genel li seler yön verici bir niteliğe kavuşturul malıdır.
2. Üretimde ara insan gücü içip. kaynak o labilecek teknisyen okulları ve diğer mes leki orta öğretim kurumları üretimle iliş kisi kurularak hızla artırılmalıdır. Böy lece üretim alanına doğrudan eleman akta ran, nitelik ve nicelik olarak güçlendiri len bu kurumlar aynı zamanda yığılma soru nunu da belirli ölçüde çözmüş olacaktır.
3. Orta öğretimde görülen bölgesel farklı lıklar yerinde giderilmeli, eğitimde fır sat eşitliği yaratılmalıdır.
4. Üniversite ve yüksek okulların kapasi telerinin yükseltilmesi amacıyla öğretim üyesi ve öğretim araçları açısından büyük potansiyele sahip üniversiteJerde bu ola naklardan gereğince yararlanmanın yolları aranmalıdır.
HALEN YAPILAN İŞ BAKIMINDAN GÖRÜLEJJYÜKSEK, ÖĞ|ffiN|P;,I^AKK|NpA.||*
,
ELEKTRİK • ^ H E N O Î Ş L E R İ î ^ ' J ^ ^
K a n ı l a r " ; \ 'v ^"...C ; •'•"";// "—•••;.;/ ... 7j>" ^''"' '"*'"' : " " " " " " ' " '
•• = : —
Eğitimim pratik yönden yaptığım İşin gerekj^iıli ka^ılamiyor;
ğ i n i duymuyorum ; ,
.;> •' .••,••';• .: . ' • " ' .• • ' " ' I : . ' / v ' V r ' ' ' V
Eğitimim pratik ve teorik yönlerden yaptığm işin gereklerine
p a r a l e l , v e u y g u n a , • "' ••" • ..';"'.;•• ..:••• •'.. ' V ; ; : y • • " ;'_.. .
Eğitimim pratik ve teorik yönlerden işime uyomsuz, çoğu^kez bu uyumsuzluğu kendi keodiine gid^flöc zoj^ffida:kalıyorum.
y
^
v
^^^^^
teorik yönden i^e.eksi&Lik' hîs^^^Öfett^"'^,^7'7"::**Sî$" :'^
Eğitimim pratik ve t e o î ^ y ö n l e r d i işime ^ n ^
suzluğu gidermek JLhtiyabrnr da 'djuyşu^bjrurtC.^1:' '..;"';^'. ». "yi^^jZ
ODAMIZIN
Elektrik Müliı'ndisliÇji 211