Elektrik Mühendisliği · Sayı 211 · Temmuz 1974

YAŞAYAN ÖZEL YÜKSEK OKULLAR

Mühendislik eğitimi Haber ve etkinlik

Yıl
1974
Sayfa
3
Okuma süresi
8 dk
Görüntülenme
0

Konu

Mühendislik eğitimi

İlgili: Mevzuat ve hukuk, Toplum, demokrasi ve emek

Anahtar kelimeler

  • 1472 sayılı yasa
  • özel yüksek okullar
  • DGSA Mimarlık Yüksek Okulu
  • Koordinasyon Kurulu
  • devletleştirme
  • Sayıştay kararı

Özet

DGSA Mimarlık Yüksek Okulu öğrencilerinin hazırladığı rapor, devletleştirilmiş özel yüksek okulların hukuki statüsündeki belirsizlikleri ve 1472 sayılı yasanın yarattığı sorunları ele alarak yasanın kaldırılmasını ve okulların bağlı bulundukları üniversite/akademilere gerçek anlamda bağlanmasını talep ediyor.

Tam metin

Metin PDF'ten otomatik çıkarılmıştır; tablo, şekil ve formüller eksik ya da hatalı olabilir. Özgün dizgi için PDF'e bakın.

İstanbul DGSA Mimarlık Yük sek Okulunda okuyan öğrenci ler, devletleştirilmiş yüksek okulların sorunlarına ilişkin düzenledikleri bir raporu il gililere ilettiler. Öğrenciler, özel yüksek okulların tasfi yesini amaçlayan 1472 sayılı yasanın, bu amacından saptı rıldığını belirterek, yasanın kaldırılmasını, devletleşti rilmiş özel yüksek okulların mevcut devlet öğrenim kurum larına doğrudan bağlanması nı istediler.

Raporlarında, 1472 sayılı Res mi Yüksek Okullar Yasasının, herşeyden önce bozuk eğitim düzeninin bir parçası olduğu için iptal edilmesi gerektiği ni belirten öğrenciler, yasa nın;

o Anayasaya aykırı hükümler taşıdığım, o Sorunların kısa ve uzun dö nemde çözümüne hiç bir katkısı olmadığını, o Yüksek öğrenimde 'sömü rü' mekanizmasını meşru laştıran 625 sayılı Özel Yüksek Okullar Yasasının getirdiği düzeni sürdürdü ğünü, o Devletleştirilmiş özel yüK; sek okulların sorunlarının, bu okulları bitiren öğrenci lere diplomayı veren kuru luşların adlarının değiştiri lerek çözümlenemeyeceği ni anlattılar.

1472 SAYILI YASANIN 'GEÇİCİLİK' NİTELİĞİ KAYBOLMUŞTUR

İstanbul DGSA Mimarlık Yük sek Okulu öğrencilerinin ra porunda, özel yüksek okul düzenini tasfiye etmesi gere ken 1472 sayılı yasanın, 'ye niden öğrenci alınabilmesi' hükmü eklenerek, daha baş langıçta 'geçici' olma niteli ğini kaybettiğine ve 'özel okul' düzeninin başka bir ad altında sürdürülmeğe çalışıl dığına değinilerek şöyle de niliyor:

"Kesinlikle bilinmelidir ki, 1472 sayılı Resmi Yüksek Okullar Yasası, özel yüksek okul öğrencilerini tasfiye et mek amacıyla çıkarılmış bir yasadır. Bilinen bu gerçek le yapılacak değerlendirme de görülecektir ki, bu yasa ile kurulan resmi yüksek okullar, doğal olarak geçici niteliktedir. Bu özellik, ya sanın birinci maddesinde amaç olarak belirtilmiş ve böylece yasanın özü ortaya konmuştur.

"Ancak, yasadaki diğer mad deler, bu amaca ve öze gö re sıralanırken, 24. madde ye konulan "1971 1972 öğre tim yılında bu kanunla resmi yüksek okul haline getirilen öğrenim kurumlarına, üniver siteler ve resmi akademile rin öğrenci alma usulleri uygulanmak şartı ile ve Koor dinasyon Kurulu kararı ve Milli Eğitim Bakanının onayı ile yeniden öğrenci alınabi lir" hükmü ile amacın dışına çıkılmıştır. Bu açık bir çe lişkidir. Bu çelişkiyi yara tan maddenin yasada yer al ması göstermektedir ki, özel yüksek okullar sorunu na çözüm konusunda gereği kadar düşünülmemiştir. Bir çözüm düşünülmediği gibi, ortaya çıkan yeni durumdan, üniversite kapılarında bekle yen ve her yıl büyüyen kitle nin sesini kısma yolunda is tifade edilmeye çalışılmıştır.

"Yasaya konulan bu açık ka pı, yasanın 24. maddesinin 1972 yılında değiştirilmesiy le daha da açılmış, çelişki daha da büyümüştür. Madde de, "1971 1972 ve onu izleyen yıllarda bu kanunla resmi yüksek okul haline getirilen öğretim kurumlarına. . . öğ renci alınabilir" şeklinde de ğişiklik yapılmıştır. Bu deği şiklik yapılırken, bu kuruluş ların öğretim üyesi kadrola rının bulunmadığı, yeni kad rolar oluşturulması için ge çici nitelikte olan yasaya hü

küm konulamadığı, öğretim

göre saptanmıştır. Örneğin,

üyelerinin istihdamını düzen Nişantaşı Diş Hekimliği Özel

leyen 7. maddenin varlığı hiç Yüksek Okulu, İktisadi ve Ti

dikkate alınmamıştır.

cari İlimler Akademisine,

tüm mimarlık özel yüksek oku

"Şimdi sormak gerekir, so

lu öğrencileri de DGSA'ya

runu reddeden, anlamayan,

bağlanmıştır. İkinci maddede,

anlamak istemeyen, uyuyan

resmi kuruluşların yetkili or

her cinsten kafaya: Nasıl olur ganları, kendi kurumlarına

da, özünde zaten harcanmış bağlanan özel yüksek okul öğ

bir bölük öğrencinin tasfiye rencilerine mahsus olmak

sini ve harcanmaya terkediU üzere yüksek okullar açmak

mesini kolaylaştıracak olan

la, bu okulların tabi tutula

bir yasa ile kurulan ve işle

cakları esaslara ilişkin yö

yen, geçici nitelikteki bir

netmelikleri ve programları

öğrenim kuruluşuna her yıl

hazırlamakla ve bu okulların

öğrenci alınmaya devam edi rasyonel bir biçimde çalışma

lebilir? Nasıl olur da, hâlâ

larını sağlamak için gerekli

paralı okuyan özel yüksek

bütün tedbirleri almakla gö

okul öğrencileri bu yasa ile

revli ve yetkili kılınmışlar

tasfiye edildikten sonra,

dır. Kurulan resmi yüksek

özünde 'tasfiye' özellikleri

okullar, idari, mali ve bilim

taşıyan yasa, bu işle hiç il

sel yönlerden ilkin kendileri

gisi olmayan umut dolu öğ

ne gösterilen resmi eğitim

rencilere uygulanabilir? Bu kuruluşunun, sonra Koordi

sorular unutulacak, unuttu

nasyon Kurulunun sonra da

rulacak, üstüne yatılacak so Milli Eğitim Bakanının tasar

rular değildir. "

rufu altına alınarak bağıntıla

ÖZEL YÜKSEKOKUL

rının pekiştirildiği sanılmış tır.

DÜZENİNDEN RESMİ

YÜKSEK OKUL DÜZENİNE

"Oysa, 1973 1974 öğretim yı

NASIL GEÇİLİYOR?

lı başında, akademik Unvana

sahip öğretim elemanlarının,

Devletleştirilmiş özel yüksek ücret anlaşmazlığı nedeniyle

okul öğrencilerinin düzenle Sayıştayda açtıkları davada,

diği raporda, 1472 sayılı ya Sayıştay Genel Kurulunca,

sa uyarınca devletleştirilen 1472 sayılı yasada belirtilen

okulların geçiş dönemindeki ilişkilerin, üniversite ve aka

hukuki durumları da tartışı

demilerle, devletleştirilmiş

larak, okul yönetimleri ile

özel yüksek okullar arasında

Koordinasyon Kurulu, akade kurulacak bünyesel ve fonksi

miler ve üniversiteler ara

yonal bir bağlılık taşıdığının

sındaki bağ ve ilişkilerin be iddia edilemeyeceği, Koordi

lirsizliği üzerinde de durulu nasyon Kurulu adı verilen bir

yor. Raporda bu konuda şöy organca yönetilmeleri nede

le deniliyor:

niyle bu okulların idari ve

mali yönden katma bütçeli

"Özel yüksek okul düzeninden resmi yüksek okul düzenine geçişin gerçekleşme derece

üniversitelere benzemeyen ve onların dışında kalan ku ruluşlar olduğu saptanmıştır.

si de, ölü doğan resmi yüksek okulların bir başka ilginç yönüdür. 1472 sayılı yasanın 1. maddesinin son fıkrasında özel yüksek okul öğrencileri nin, hangi resmi kuruluşlara bağlı olarak açılacak yüksek okullarda öğrenim görecekle ri vasaya eklenen bir cetvele

"Sayıştav Genel Kurulunun kararında, 1472 savılı yasay la kurulan, fakat özel yüksek okulları, üniversite ve akade milerin birer dalı, birer uz vu haline getirmeyen ilişki nin 'şekli bir bağlılık' olarak nitelendirilmesi gerektiği de

Elektrik Mühendisliği 211

ayrıca belirtilmiştir. Ancak Sayıştayın bu kararından .son ra, üniversitenin dışındaki resmi öğretim kuruluşlarında öğretim görevi almalarına izin verilenlere, bu görevin devamı süresince asli gör v lerinden dolayı iş güçlüğü, iş riski, ve teminindeki güçlük zamlarının verilmesi olanağı sağlanmıştır. Öğretim ele manlarının girişimi ile orta ya çıkan durum, isteklerinin yerine gelmesiyle unutulmuş tur.

"Sayıştayın görüşü mutlaka hukuksal bir değer taşımak tadır. Yapılacak bir değerlen dirmede, Sayıştay kararının da dikkate alınması gerekir. Unutulmamalıdır ki, önce sözleşmelerini iptal eden bü tün öğretim elemanları, Sa yıştayın bu kararı ile görev lerine dönmüşler ve sözleşme lerini yenilemişlerdir. Yani, resmi yüksek okulların yaşan tılarını sürdürebilmeleri, Sa yıştayın bu kararı ile sağlana bilmiştir. "

DGSA MİMARLIK YÜKSEK OKULUNDAN BAZI ÖRNEKLER

DGSA Mimarlık Yüksek Oku lu öğrencileri, raporlarında, özel yüksek okul düzeninin mirası olarak bugüne aktarı lan sorunlar konusunda, ken di okullarından bazı örnekler veriyorlar. Okul yönetmeliğin de yer alan 'uygulamaya dönük mimar yetiştirmek' görüşünün anlamsızlığına değinen öğren ciler şu görüşleri belirtiyor lar:

mı voksa uygulamasız mı?' gibi gereksiz ve hoş tartışma lar getirecek, mesleğe ilgi duvmava haşlavan yeni öğren cileri yanılgılara düşürecek bir vargıdır bu avnı zamanda.

"Uygulamaya dönük mimar yetiştirme görüşünün sahiple ri, aslında bu deyimle şanti ye mimarı' yetiştirmenin amaç olarak alındığını iddia etmek tedir. Böyle bir iddiayla giri şilecek eğitim dayanaksız boş ta kalan bir çaba olacaktır. Çünkü zaten mimar, projelen dirdiği düşüncesini uygulayan kişidir. Eğer gerçek amaç, mimar ile kalfa arasında bir teknik eleman yetiştirmekse, va da DGSA Mimarlık Yüksek Okulu, bugün olduğu gibi DGSA'va alınacak asistanlara bir deneme yeri görevini ye rine getirecekse söylenecek çok şev, yapılacak çok iş var dır. "

Raporda, 'uygulamaya dönük mimar', 'şantiye mimarı' ye tiştirme amaçlarının arkasın da, kendilerine verilenin en iyi olduğuna inandırılmak is tenen, hak bir yana açıklama istemeye hakları olmadığı kabul edilen, verileni yutmak zorunda olduğu sanılan öğren ciler yetiştirmek niyetlerinin saklı olduğu belirtiliyor.

ÇÖZÜM. ÖĞRENCİ VE YÖNETİCİLERİN ORTAK ÇABALARIYLA SAĞLANABİLİR

Raporlarında, sorunların çö zümünde Öğrencilerin görüş

ve katkılarının gerekliliği üze rinde duran DGSA Mimarlık Yüksek Okulu öğrencileri, bu konuda şu görüşleri belirtivor lar:

"Sorunlar, elbette yönetici ve öğrencilerin kuracalîları uyum lu bir diyalogla olumlu çözüm lere varacaktır. Öğrencilerin hu diyalogu kurma yolunda yaptıkları temsilci seçimi müracaatları reddedilmiştir. Nasıl kurulduğu ve nasıl işle

diği bilinmeyen bir dernek de öğrencilerin gerçek anlamda bir dernek kurmalarını engel lemektedir. Bu durumda öğ renciler, tümüyle yöneticile rin insiyatifine bırakılmakta, uyarma görevini yapamamak tadırlar. Diyalogun kurulama ması, tarafların birbirlerine kuşkuyla bakmalarına, en ufak bir hareketten korkup, sert tedbirler almalarına ne den olmaktadır. "

"DGSA Mimarlık Yüksek Oku lunun yönetmeliğinin girişin de okulun amacı şöyle belir lenmektedir: "uygulamaya dö nük mimar yetiştirmek. " Bu görüşü savunmak mesleği mi marlık olan birisi için gerçek ten de güçtür Bir kere bu amaca uygun sözde bir eğitim le harcanacak, ülkesinin so7 runlarından soyutlanacak, tu tarlı bir dünya görüşü kazan masına engel olunacak, dün yayı tanımasına fırsat veril meyecek öğrenciler yaratma nın ötesinde, mimarlık üze rinde yanlış bir vargıdır hu Doğal olarak 'mimarlık nasıl yapılmalıdır?', 'uygulamalı

\rQ)\ .—= I sr&tf

"~c/İâ3

•£ rc^r\nfi?r

Özel okullar kapandı. . . Şimdi patron devlet.

363 Elektrik Mühendisliği 211

ÖĞRENCİLER, 1472 SAYILI YASANIN KALDIRILMASINI İSTİYORLAR

DGSA Mimarlık Yüksek Oku lu öğrencilerinin hazırladığı raporun sonuç bölümünde, 1472 sayılı yasanın kaldırıla rak devletleştirilen özel yük sek okulların, bağlandıkları akademi ve üniversitelerin gerçek birer uzvu durumuna getirilmelerinin, sorunların belirji bir ölçüde çözümünü sağlayacağı belirtilerek şöy le deniliyor:

"Geçici niteliğini yitirip sü reklilik kazanan Resmi Yük sek Okullar Yasası iptal edil melidir. Böylece aradaki yö netici organ olan Koordinas yon Kurulu ortadan kaldın hp, devletleştirilmiş özel yüksek okulların bağlı görün dükleri resmi öğrenim kuru luşlarına gerçekten bünyesel ve fonksiyonel bağlılıkları sağ lanmalıdır. Örneğin DGSA Mimarlık Yüksek Okulu, bağ lı göründüğü ve kapasitesinin genişletileceği söylenen DGSA'mn gerçek bir dalı, gerçek bir uzvu durumuna getirilmelidir.

"Konu ile ilgili çeşitli kesim lerin güçlerinin yanısıra, tüm resmi yüksek okul öğrencile rinin de sorumluluklarını ve içinde bulundukları durumu kavramaları, sorunun çözümü için en büyük umut olacaktı r. "

Halk Dersanelerinin öğretmen ve öğrenci sayısı.

1928 yılında yeni harflerin onaylanması üzerine okuma yazmayı yaymak amacıyla kurulan bu okulların öğrenci öğretmen sayılarını gösteren grafikten öğretmen sayısı nın arttığında kurslara giden öğrencinin de arttığı, hal kımızın eğitime önem verdiği ve 1940'dan sonra H.A. Yü cel 'in bakanlığı sırası ile 27 Mayıs'ın hemen sonrası olmak üzere yalnızca iki büyük eğitim atılımı olduğunu gösteriyor. (Kaynak: Milli Eğitim Hareketleri 1942 72, DİE, 1973)