Elektrik Mühendisliği · Sayı 231 · Mart 1976
ELEKTRİK İŞLETMECİLİĞİNDE ÖZEL KESİMİN YERİ VE İMTİYAZLI ORTAKLIKLAR
Mevzuat ve hukuk Teknik / bilimsel makale
- Yıl
- 1976
- Sayfa
- 6
- Okuma süresi
- 20 dk
- Görüntülenme
- 0
Konu
İlgili: Elektrik üretimi ve santraller, Bilim, teknoloji ve meslek tarihi
Anahtar kelimeler
- imtiyaz sözleşmeleri
- Osmanlı Anonim Elektrik Şirketi
- Danıştay
- Türkiye Elektrik Kurumu Kanunu
- belediye imtiyazları
Özet
Yazı, Türkiye'de elektrik işletmeciliğinde imtiyaz kavramının tarihsel gelişimini, imtiyazlı yabancı ortaklıkların (özellikle İstanbul'un elektriklendirilmesi) kuruluşunu ve Anayasalar ile kanunlardaki imtiyaz düzenlemelerini hukuki açıdan incelemektedir.
Tam metin
Metin PDF'ten otomatik çıkarılmıştır; tablo, şekil ve formüller eksik ya da hatalı olabilir. Özgün dizgi için PDF'e bakın.
kurulmasında bazı çabalar görülür. Selanik, Beyrut, Şam gibi şehirlerden birçoğu İstanbul'dan önce elektriklendirilmişse de bunlar bugünkü sınırları mızın dışında kalmıştır. Atlı tramvayların elek trikle işletilme isteği bu yıllarda şehirlerde elektrik tesisleri yapılması nedenlerinin en bas kını olmuştur.
Bu şehirlerin elektriklendirilmesi Bayındırlık Ba kanlığından (Nafıa Nezaretinden) alınan imtiyaz larla özel kesim yapısında yabancı ortaklıklar ta rafından gerçekleştirilmiştir. Yurtta teknik ve işletme konusundaki gerilik ve bilgisizlik, halkın yaşam düzeyinin düşüklüğü, elde bulunan endüstri nin ilkelliği bu dönemde elektriklendirmenin geliş mesine engel olmuş, kalkınma sorununu Batı tipi piyasa ekonomisi örneği içinde çözümlemeye çalışan ve buna alışmış olan gelişmemiş bir ülke olarak bu amaca ulaşmada yabancı sermayeye gerek duyan duru mu yüzünden Türkiye'de de bu yola başvurulmuştur.
elektrik işletmeciliğinde ezel kesimin yeri ve imtiyazlı ortaklıklar korkut tfngtin
UDK: 621.311:338.952
1. GÎRÎŞ
Enerji, bugün, zamanın yeniliklerine uyan topluluk ların vazggçemiyecekleri ihtiyaçların en önde ge lenidir.
İnsanlık tarihinde 18. yüzyılın sonlarında buhar makinesinin bulunuşu ile yeni bir çığır açıldığı ve üretim işlerinde kol kuvveti yerine makinenin kullanılması ile Batı uygarlığı hızla ilerlemeğe başladığı sıralarda, gerileme sürecinde bulunan Türkiye tatlı uykusundan bir türlü uyanamamış ve 19. yüzyılda kurdukları büyük endüstri tesislerine dayanarak dünyaya egemen olmaya başlayan devletle rin elinde oyuncak olmuştur.
Yurdumuzda endüstrileşme konusunda yurt ölçüsünde ki çabalara ancak Tanzimat Fermanı (1839) ile baş lanmıştır. Oysaki 19'uncu yüzyılın sonlarına doğru elektriğin üretimi ve iletimi üzerindeki gelişme ler sonucu dünyanın belli başlı şehirlerinde elek trik santralları kurulmaya, endüstride elektrik kullanılmaya başlanmış ve kısa sürede elektrik köy lere kadar yayılmıştır. Türkiye'de ise ilk elektrik santralının Tarsus'ta 1902 yılında 60 kW güçte ku rulduğu bilinmektedir (1).
İkinci Meşrutiyet yılları elektrik konusunda yur dumuzda ilk çalışmaların yapılmaya başlandığı yıl lardır, özellikle şehirlerin elektrik tesislerinin
Korkut öngün, Danışman, TEK
Nitekim İstanbul'un elektriklendirilmesi konusunda 1 Kasım 1910'da Hükümet tarafından bir imtiyaz ek siltmesi açılmış, sonuçta Macar Ganz Anonim Elek trik Ortaklığına 50 yıl süre ile imtiyaz verilmiş tir. Ortaklık bir yıl sonra bir Macar ve Belçika Bankası ile birlikte (Osmanlı Anonim Elektrik Şir keti ) adıyla kurulmuş ve 11 Şubat 1914'de elek trik tesisi işletmeye başlamıştır.
Kurtuluş Savaşından sonra 17.6.1923'de yapılan bir sözleşme ile Ortaklık o güne kadar elde edilen hak ve çıkarlarını yeni hükümete de "kabul ettirmiş tir (2).
Genel olarak kamu hizmeti' imtiyazları, kapitülas yon döneminden kalan ekonomik bir olay sayılmamak tadır. Bu düşünceyi kuvvetlendirmek üzere kapitü lasyonların söz konusu olmadığı ülkelerde de (ör neğin Fransa'da) imtiyazlarla yürütülen kamu hiz metlerinin varlığı örnek gösterilmektedir (3). Bu düşünce, imtiyazları parasal nedenlerin doğurduğu nu kabul ettiğinden kamu hizmetinin bir girişimci ye, bir ortaklığa verilmesini çok olağan karşıla maktadır.
2. İMTİYAZ KAVRAMININ OLUŞUMU
Bir çok ülkede, bir kimseye belirli bir işi yap mak üzere kamu mallarından bir parçanın bırakılma sı biçiminde uygulamalar yapıldığı bilinmektedir. Ancak bu bırakış bir mülkiyet değil yararlanma (intifa) hakkı biçiminde idi. Büyük Fransız devri mi ile kamu hukuku anlayışında değişmeler olmaya başlayınca yararlanma hakkının sonsuz olması özel liğinin kamu mallarının niteliği ile uygun düşme diği düşüncesi imtiyaz kavramını doğurmuştur. Böy lece gerek parasal yönden gerekse idarenin günden güne artan görevlerinin çokluğundan imtiyaz yönte mi meydana çıkmıştır.
Bu anlayışla imtiyaz, bir kamu hizmetinin kurulma sı ve işletilmesini kendi kâr ve zararına olmak ü zere bir kişinin yada bir tüzel kişinin üzerine alması demek oluyor. Ancak kamu hizmetinin yapıl masının bir başkasına yüklenmesi, kamu hizmetini yapmak görevi olan hükümeti gerçek sorumluluktan kurtaramaz.
İnsanlar arasındaki ilişkinin artması üzerine özel likle İkinci Dünya Savaşından sonra koruyucu dev let anlayışı yerine hizmet devleti, kamu gücü ye rine kamu hizmeti anlayışı yerleşmeye başlamıştır.
Bu durumda devletlerin gerçek yükümlülüklerini bir başkasına bırakacak yerde kendisinin yapması düşüncesi öne geçriştir. İmtiyazlarda, devletin bir zayıflığı, o kamu hizmetini görmekte bir istek sizliği sezilmektedir. Eu isteksizlik ve zayıflık teknik yada parasal olanaksızlıktan olabilir.
İmtiyaza devlet yetkisinin karışması, bu konuda ba zı sınırlamalar getirmeyi gerektirmiştir. Böylece sınırsız imtiyazların zararı önlenmek istenmiştir. İmtiyazın sözlüklerdeki anlamı da bazı durumlarda yanlış anlamalara neden olabilmektedir.
İmtiyazın anlamı sözlüklerde şöyle anlatılmaktadır "İmtiyaz; diğerlerinden ayrılma, farklı olma, üs tünlük, giderli yada sorumlu bir işin başkaları ya pamamak üzere bir kişi yada ortaklık ve kuruluşa bırakılması" (4), "imtiyaz ayrıcalık gedik" (5).
Bazı ülkelerin Anayasalarında, imtiyaz konusunda ayrıntılara girildiği görülmektedir. Bir iki örnek verelim.
Irak (1958 devriminden önceki Anayasa)
Madde 94 Yurdun doğal kaynaklarını ve kamu hiz metlerini kullanmak yada işletmek için hiçbir te kel yada imtiyaz sağlanamaz, bir tekel, bir imti yaz Uç yılı aşkın bir süre için sağlanmış ise her özel durum için özel bir kanun yapalması gere kir (6).
Güney Kore (12.7.1948) .
Madde 87 önemli taşıma ve ulaştırma girişimleri, maliye ve sigorta kurumları, elektrik, sulama, su dağıtımı, gaz ve kamu niteliği olan herhangi bir girişim devlet tarafından yada kamu hukuku tüzel kişiler tarafından yönetilir. Kamu ihtiyacı gerek tirdiğinde bu tür girişimler kanuna uygun olarak isin ile özel kişilere devredilir ve yine kanun içinde bu konular geri alınır.
Madde 92 Hazineye külfet yükleyen herhangi bir sözleşmenin yapılması Millet Meclisinin kararına bağlıdır (6).
Lübnan
Madde 89 Konuau yurdun doğal bir zenginliğinin işletilmesi yada kamu yararını ilgilendiren her hangi bir imtiyaz, bir tekel ancak kanunla ve sı nırlı bir süre için verilebilir.
Madde 88 Hazineye yük yükleyen yükümlülükler an cak kanunla yapılabilir (6).
Bizim Anayasalarımızda bu konu fazla açıklığa ka vuşmamıştır. Birinci ve İkinci Meşrutiyet Anayasa larında imtiyazlarla ilgili herhangi bir madde görülmemektedir. Genel olarak Danıştayın ha kemliği altında yürüyen imtiyaz konusu baş ka bir deyişle kişilerle hükümet arasındaki anlaşmazlığın Danıştayda çözülmesi durumu bu Ana yasanın 85'inci maddesinde "kişilerle hükümet ara sındaki davalar da genel mahkemelere aittir" şek linde değişik bir görüşle belirtilmiştir. Bu Ana yasanın amacının tüm çalışmalarında idareyi adli yargılamanın denetimi altına koymak istediği sa nılmaktadır.
Cumhuriyetin kuruluşundan sonra yapılan 1924 Ana yasasında (7) ve 1945'de Anayasanın dilinin değiş tirilmesi sırasında (8) 51'inci madde ve 27 Mayıs tan sonra yapılan Anayasada (9) 140'inci madde ay
nı anlayış içinde düzenlenmiştir. Anayasaların bu maddelerinde imtiyazdan, Danıştayın görevleri sayı lırken söz edilmektedir. Aradaki çok ufak farkları görmek üzere her iki maddenin konumuzla ilgili bö lümlerine göz atmak yerinde olacaktır.
Madde 51 (1945) İdare davalarına bakmak ve idare uyuşmazlıklarını çözmek, hükümetçe hazırlanarak kendine verilecek imtiyaz sözleşme ve şartlaşmala rı üzerinde düşünüşünü bildirmek üzere bir Danış tay kurulur.
Madde 140 (1961) Danıştay, idari uyuşmazlıkları ve davaları görmek çözümlemek, Bakanlar Kuru ve lunca gönderilen,iırıtiyaz şartname ve sözleşmele rini incelemekle görevlidir.
1924 Anayasasında Türkiye Büyük Millet Meclisinin yasarca görevi sayılırken (madde 26) "İmtiyazları onamak ve bozmak gibi görevleri Büyük Millet Mec lisi'nin ancak kendisinin yapacağı" belirtilmiş tir (7). 1961 Anayasasının 64'üncü maddesi sözü ; edilen 26'inci maddeye çok benzemesine karşılık j imtiyaz konusu maddeden çıkarılmıştır (8). Buna ( karşılık 65' inci tr.addede uluslararası antlaşma ları uygun bulma konusunda yeni bir görüş getiril miştir.
3. UYGULAMADA İMTİYAZ
İmtiyaz sözleşmelerini bir düzene sokmak, ayrıca : lıkları sınırlamak üzere 10 Haziran 1326 (1910)'da "Menafi i ümumiyeye îîüteallik İmtiyazat Hakkında" bir kanun yapılmıştır. Kanunun l'inci maddesinde imtiyazların özellikleri sayılmaktadır. Euna göre , imtiyazlardan,
1. Devlete mali yükümlülük getirmeyenler,
\
2. Devlet mallarının kullanılmasını ve bağlanma i
sini gerektirmeyenler,
3. Genel bütçedeki bir kamu hizmeti ile ilgili ol :
mayanlar,
4. Bu kanunda yazılanlardan başka ayrıcalıkları :
bulunmayanlar,
5. Yürürlükteki yasaların buyruklarını değiştirme ^
yen ve sınırlamayanlar,
ş
6. Belediye kanunu ile mahalli kuruluşların yetki
sınırları içinde bulunmayacak olanlar,
kamu yararına ilişkin iseler doğrudan doğruya Ba *
kanlar Kurulu tarafından verilecektir.
Bu konuda 1932'de 2025 ve 1933'de 2288 sayılı ka \ nunlarla iki önemli değişiklik yapılmıştır. Bunlar dan birincisi herhangi bir vergi yada resim bağı şıklığını, bütçeden bir ödemeyi gerektiren ve hü , kümetçe verilmesi uygun görülen imtiyaz sözleşme lerinin Büyük Millet Meclisinin onayına sunulaca ğından; ikincisi ise bu sözleşmelerde genel ve katma bütçelerle ilgili hiçbir vergi ve resimin devlet daireleri tarafından yüklenilemiyeceğinden söz etmektedir.
İmtiyaz vermenin devlet egemenliğinin göze çarpan
ilkelerinden biri olduğunu Sevr Antlaşmasının
239'uncu maddesi açıkça göstermektedir. Bu antlaş
mada Türkiye'ye yardım amacıyla Fransız, İngiliz, j
İtalyan ve Osmanlı delegelerinden bir komisyon ku [
rulması düşünülmektedir. Komisyonda Osmanlı de.le j
gesinin sadece danışman oyu bulunacaktır. Komisyo f
nun en önemli görevlerinden biri. de "her türlü im |
tiyaz verilmesi yetkisinin bu komisyona ait" olma j
sidir (10, 11).
j
Kurtuluş Savaşından sonra kurulan hükümetler önce ki imtiyazları kabul etmiş ve bunlara yenilerini de eklemiştir. Cumhuriyetin ilk yıllarındaki dü şüncenin odağı "Devlet demiryolu yapamaz, kitapta yeri yok, belediyeler ticaret yapamaz" biçiminde idi (12). Yine bu yıllarda İzmir'de toplanan İkti sat Kongresinde (17 Şubat 1923) Killi Türk Ticaret Birliğinin istekleri arasında, yabancı sermayeye devletle ortak olsa bile, hiçbir şekil ve surette imtiyaz verilmemesi de bulunmaktadır (12). Karşı durma imtiyaza değil, görüldüğü gibi, imtiyazın yabancı sermayeye verilmesinedir. Bu düşünceden giderek belediyelerin ve illerin de imtiyaz vere bileceği hem Belediyeler Kanununun (1580 1930) 19/4'üncü maddesinde, hem de îdare i Umumiye i Vilayet Kanununun îdare i Hususiyeye Müteallik kısmı (13 Kart 1329 1914) 78/3 maddesinde belir tilmiştir. Bu maddenin (3 Nisan 1330 1914) deği şen ve bugün de yürürlükte olan şekli şöyledir.
Ancak hizmetlerin belediyelerin katılacağı ortak lıklar aracılığı ile yapılacağı bölümü yoktur. 1934 yılında yapılan bir değişiklikle madde bugün kü biçime sokulmuştur (15). Son olarak 1939'daki değişiklikle yapılacak hizmetler arasına "mezbaha larda kesilen etleri ücret karşılığında satış yer lerine götürmek" de katılmıştır (16).
1312 sayılı Türkiye Elektrik Kurumu Kanununun 37' inci madde b/4 bölümü ve 1580 sayılı kanunun 19' uncu maddesi (4/A) bölümü ile aynı maddenin 5'inci bölümünün 1312 sayılı kanuna aykırı olan buyrukla rı, yürürlükten kaldırılmıştır. Böylece belediye ler Türkiye Elektrik Kurumu Kanununun yürürlüğe girdiği 25.10.1970 gününden sonra hiçbir kuruluşa ne imtiyaz ne de elektrik tesisleri yapılması için izin veremezler. 1312 sayılı kanunla üretim ve ile tim tesisleri de kuramıyacaklarına göre ancak dağı tım şebekelerini kendi sınırlar! içerisinde kalmak üzere kendileri kurabilir ve işletebilirler (17).
Şehir ve kasabalarda belediyeler yararına ve ko şulları devletçe konulmuş kurallara uygun olmak ve süresi 40 yılı aşmamak üzere hayvan, buhar ve elektrikle çekilir tramvaylar ve elektrikle yada havagazı ile aydınlatma yapmak ve elektrik gücü dağıtmak için imtiyaz vermek, çeşitli sanayi ile ilgili fabrikalar kurmak için izin vermek, Vila yete ait mahalli hizmetlerdendir (Süresi 40 yılı geçen tüm imtiyazlar ile çevirici gücü su ener jisi ile elde edilecek elektrikle ilgili imti yazlar Bayındırlık Bakanlığı tarafından verilir).
Belediyelerin yetkileri de buna benzer biçimde ol mak üzere kısaca şöyledir:
4. CUMHURİYET DÖNEMİNDE İMTİYAZLI ORTAKLIKLAR
Cumhuriyetin ilk yıllarında imtiyazlı ortaklıklara dokunmadan bunların, önceki dönemlerde olduğu gibi çalışmalarına izin ve hatta kolaylık gösterilmiş tir. Elektrik kesiminde imtiyazlı ortaklık yalnız İstanbul'da vardı. Zamanla diğer büyük şehirlerde de çalışacak çeşitli kuruluşlara imtiyaz verilmiş tir. Başlangıçta bunlar yabancı ortaklıklar idi. Zamanla özel idarelerin ve belediyelerin de katıl dığı yerli ortaklıklara imtiyaz verildiği görülmek tedir. Kayseri ve Civarı Elektrik T.A.Ş. bugüne ka dar kalmış olanlardan birisidir.
Kazanılmış hakları bozmamak üzere belediye sını rı içinde doğrudan doğruya yapılmak ve işletil mek şartıyla su, havagazı, elektrik, tramvay te sisleri kurmak ve işletmek belediyelerin hakkı dır (Ancak belediyeler bu işlerin tesis ve işle tilmesi için süresi 40 yılı geçmemek ve koşulla rı devletçe konulmuş kurallara uygun olmak üzere imtiyaz da verebilir).
Görüldüğü gibi Cumhuriyetin ilk yıllarına gelinceye kadar kamu hizmeti niteliğindeki işlerin özel kesim özyapışında imtiyazlı ortaklıklar eliyle yapılma sından başka bir biçim düşünülmemektedir. Burada dikkat edilirse görülecektir ki ana amaç, özellik le elektrikte, işin özel kesim tarafından yapılma sıdır. İmtiyaz vermeden yapılamıyacağı anlaşıldığı için de bu yola başvurulmaktadır. Nitekim yukarda sözü edilen 1580 sayılı Belediye Kanununun 19/5 maddesinde elektrik dışında bazı hizmetlerin yapıl masının da yalnızca belediyelerin hakkı olduğundan söz ettikten sonra "Bunların, belediyelerin katı lacakları ortaklıklar aracılığı ile yapılması ve işletilmesi yada kiraya verilmesi veyahut imtiya zın devri Bakanlar Kurulu kararına bağlıdır. Bele diyeler dilerse tekel olmamak koşuluyla bunların işletilmesine izin de verebilir".
özel nitelikte elektrik tesisleri gibi işlerin ya pılmasına tekel olmamak üzere izin vermek de bele diyelere düşer (13) denilmektedir.
Bu maddenin gelişmesi ve bugünkü duruma gelmesi de oldukça ilginçtir.
1930'da yapılan Belediye Kanununda madde yukarda sözü edilen biçime çok yakın fakat kısadır (14).
Şehirlerin genişlemesi ve bunlara yakın bölgelerin de elektriklendirilmesi zorunluğu yüzünden imtiyaz ların sınırının zaman zaman genişletilmesi gerek miş, her defasında imtiyaz sözleşmesine yeni mad deler eklenmiştir. Nitekim 1931 yılında yapılan ek bir sözleşme ile İzmir'de Buca, Bornova ve Kar şıyaka'ya elektrik verilmesi konusunda İzmir'de çalışan ortaklıkla, 1926 yılında üretim ve dağıtım tesislerini genişletmek üzere ve 1931'de de "Küme li yönü halkına uygulanan koşulların eşit olarak Anadolu yönü ve Adalar halkına da uygulanmasından doğacak yararlar gözönüne alınarak" Kadıköy elek trik ve havagazı ortaklığının Rumeli yönündeki ortaklık tarafından satın acınması üzerinde anlaş malar yapılmıştır. Her iki sözleşmede de genişle tilen bölgelerde yılda belirli ölçüde elektrik sa tışı yapılıncaya kadar ana bölgeden X 5 daha yük sek fiyatla elektrik satılacağı da kayıtlıdır.
Bu imtiyaz sözleşmelerinde elektrik satış fiyatla rı kömür, yabancı para fiyatı ve işçilik ücretine bağlı bir formülle hesaplanmakta idi. Fiyatlarda ki değişiklikler her seferinde büyük anlaşmazlık larla sonuçlanıyordu. Ortaklıklar bunu neden gös tererek yükümlülüklerini savsaklamaya ve bazı es ki tesisleri ufak tefek onarmalarla yürütmeye ça lışarak görünüşte teknik gereklere uyduklarına il gilileri inandırmaya kalkışıyorlardı.
Tespit edilen tarifeler zamanın fiyat koşullarına göre bir hayli yüksekti (18). Bu nedenle birçok endüstri kuruluşu imtiyazlı ortaklıklardan elek trik almak yerine elektriği kendileri üretmeyi tercih ediyorlardı. Bu dönemde kurulu güçteki ar tış durumu Tablo l'de gösterilmektedir (1).
Görüldüğü gibi 1923 1940 yılları arasında imtiyaz lı ortaklıkların 17 yıllık çalışma döneminde şehir santralları kurulu gücünde ortalama yıllık artış % 7,3; aynı dönemde endüstri santrallarındaki yıl lık ortalama artış 1 25,6; toplam kurulu güçteki artış ise % 11,1'dir. İkinci Dünya Savaşına rast layan 1940 1950 dönemindeki yıllık ortalama artış lar ise sırasıyla şehir santrallarında % 5,7, en düstride % 7,2 ve toplamda % 6,5 olmuştur.
1055 sayılı ve 28.5.1927'de kabul edilen Teşviki Sanayi Kanunu ile desteklenen ve 1930'da özel gi rişimi kalkınmanın öncüsü sayan bir siyasal parti nin de kurulup kapanması ile sürüp giden dönemden sonra hızlı bir kalkınma zorunda olan Türkiye'nin bu amacına devletçilik yoluyla ulaşabileceğinin anlaşılması üzerine planlı bir ekonomiye dönüş baş lamıştır. Elektrik kesiminde imtiyazlı ortaklıklar planlı bir kalkınma düzenine uydurmak zor hatta olanaksız idi. Ayrıca yükümlülük ve anlaşmalara karşı ortaklıkların aykırı hareketleri hükümetle rin günden güne artan dikkatleri karşısında bunla rın çıkarları ve ekonomik durumları sarsılmaya başlamıştı. Sonunda ortaklıklarla girişilen görüş meler sonucunda bunların satın alınmasına karar verildi. Tablo 2'de satın alınan ortaklıklar gös terilmiştir.
Satın alınan ortaklıklar, yapılan özel kanunlarla belediyelere bırakılmıştır. Bunların bir yönetim altında birleştirilmesi yoluna elektrik kesiminde gidilmemiştir. Oysaki aynı dönemde, demiryolları, telefon, kömür gibi konularda imtiyazlı ortaklık lardan satın alınan tesisler bir kuruluş içinde toplanmıştır.
Bu satın alma işlemleri devletin ağır bir kalkın ma yükü altına girdiği, dış ödeme güçlüklerinin şiddetlendiği, para sıkıntısı çekildiği 1933 yı lından sonraki dönemde başarı ile uygulanmış ve sonuçlandırılmıştır.
Aynı yıllarda elektrik işlerinin merkezi bir yöne tim altında yürütülmesi üzerinde de kanunlar ha zırlanıyor, yeni kuruluşlar kuruluyordu. Bunlardan birisi Etibank idi (19). Etibank Kanununun 4/D maddesiyle bu kuruluş, Türkiye'de elektrik üreti mi iletilmesi ve dağıtılması imtiyazları almak ve işletmek, elektrik santralları kurmak, hatlar yap mak, elektrik enerjisi dağıtmak ve bunlarla ilgi si olan her türlü işlerle uğraşabilecekti. Elek trik İşleri Etüd İdaresi (EİE) elektrik konusunda ki her türlü araştırmayla (20), Maden Tetkik Ve
YILLAR
1902 1911 1912 1913 1922 1923 1924 1925 1926 1927 1928 1929 1930 1940 1950
Şehir Santral lan
kM
15750
25750
30245
30485
30619
44695
45824
52902
59006
62724
100016
174606
Endüstri Santralları
kW
Toplam Kurulu GUc kW
_
1572 17322
2435 32780
2435 32920
2805 33424
3864 48559
51935
13026 65928
13086 72092
15283 78007
116946 216965
233175 407781
Tablo 1.
Satın alınan ortaklıkla ilgili şehirler
İstanbul Ankara, Adana
Bursa, Mersin, Balıkesir, Gaziantep, Tekirdağ, Edirne İzmir Antalya, Trabzon, Malatya
Satın alma kanunu No
3480 3688
Satın alma ile ilgili ka nunun yayımlandığı Resmi
Gazetenin
GUnU
Numarası
9.7.1938 3955
12.7.1939
. 13.7.1939
4483 4596
27.7.1943 24.6.1944
5466 5739
Tablo 2.
Arama Enstitüsü (MTA) yurdumuzda işletmeye elve rişli maden alanlarının bulunup bulunmadığını ve i işletilenlerin daha yararlı bir yolla işletilmele ! rinin nelere bağlı bulunduğunu araştırmak (21) ile görevlendirilmişlerdi.
Bir bölümü yada tümü hükümet sermayesi ile kurula cak endüstri kuruluşları ve belediyeler kendileri nin her türlü elektrik ihtiyacı için santral kur madan ve belediyeler bu amaçla imtiyaz vermeden yada var olan imtiyazları uzatmadan önce durumu EİE idaresine bildirip bu ihtiyaçları var olan yads tasarlanan bölge santrallarından sağlanıp sağlana mayacağını öğrenmek zorunda oldukları da EİE Kanu nunda yazılıdır (Madde 6,7).
Görüldüğü gibi bölge santralları kurulması ve en düstri kuruluşları ile belediyelerin buralardan beslenmeleri 1935'lerde düşünülmektedir. Bu düşün celerle satın alınan imtiyazlar önce bir yıl Ba yındırlık Bakanlığı tarafından işletilmiş, bu ara ; da genel bir işletme kanunu çıkarılamadığı için yapılan özel işletme kanunları ile (İETT 3645; Ankara, Adana 4325) bu işletmelere, diğerleri de i belediyelerin kuracağı işletme topluluklarına bı rakılmıştır. Nitekim 4483 sayılı kanunda (22) "İzmir Belediyesi bu hizmete ait işleri bu gibi kuruluşlar için genel bir işletme kanunu çıkınca ya kadar katma bütçeli bir kuruluş olarak yönetir" denilmiştir. Bu işletme kanunu bugüne kadar çıkma mıştır.
14 Mayıs 1950'de yapılan seçimle yönetim değişmiş; liberalizmi kendine amaç edinen bir partinin hükü metleri yönetimin başına geçmiştir. Hükümet prog ramında "Ekonomik alanda devlet kesimini olabildi ği kadar daraltmak, özel kesim alanını olabildiği kadar genişletmek" temel ilkesi duyurularak dev let işletmelerinin bile elden çıkarılacağı belir tilmiştir. Devlet işletmelerinin ve fabrikalarının satışında başarı elde edilememekle birlikte iç ve ; dış çevrelerin isteklerine uygun biçimde, özel ke ; simin gelişmesi için geniş olanaklar sağlanmıştır.i
Bu dönemde Fransa'da (Electricite de France) (1946) İngiltere'de (British Electricity Authority) ve yan kuruluşları (1948), Yunanistan'da Devlet Elek trik Kurumu (1950) ve diğer ülkelerde de benzer kuruluşların çalışmaya başladığı görülmektedir. Yurdumuzdan da dikkatle izlenen bu çalışmaların etkisi altında, Çatalağzı elektrik santralının ta mamlanması ve önce 66 kV sonra 154 kV'luk enerji iletim hatlarının yapılması, enterkonnekte şebeke sinin meydana çıkmaya başlaması ve genişlemesi ile birlikte iki düşüncenin geliştiği görülmektedir. Her iki düşüncenin de ortak yönü elektrik tesisle ri için gereken sermayenin sağlanmasında özel ke
ELEKTRÎK MÜHENDİSLİĞİ 231 \
simin ve halkın elindeki tasarrufların elektrik kesimine aktarılmasıdır. Bu aktarmayı imtiyazlı özel girişimci ortaklıklar aracılığı ile bölge böl ge gerçekleştirmek yada kurulacak bir anonim ortak lıkla Türkiye çapında gerçekleştirmekle yapmak şek lindeki bu düşüncelerden başlangıçta birincisi üze rinde durulmuştur. İkinci durum bir Enerji Bankası kurulması üzerinde idi ve bu konuda hiçbir olumlu gelişme görülmedi (23).
Böylece 1950 yılından sonra özel yerli sermayeye dayanan imtiyazlı ortaklıklara öncelik vererek elektrik yatırımlarını gerçekleştirmek üzerinde yoğun bir çalışma başlamıştır. Devletin bütün ola nakları bu işte sonuna kadar kullanılmıştır. Yasa ların buyruklarından bir çoğu ortaklık yararına olduğu yerlerde uygulanmamıştır. Esasen kurulan or taklıklara özel kesimin isteyerek para yatırdığını söylemek olanağı da yoktu, üretilecek ve dağıtı lacak elektriği kullanacak fabrikaların sahibi olan kişilerle, ortaklıklar ve belediyeler, başlangıçta bu imtiyazlı ortaklıklara katılıyorlardı. Bunların koydukları sermayeler de belediyeler ve özel ida relerde hükümetin zoru ile konuyor, diğerlerinde de bankalara açtırılan kredilerden sağlanıyordu.
Bu dönemde kurulan imtiyazlı ortaklıkların başlı caları şunlardır:
1. Sarıyar Barajının ve Kuzey Batı Anadolu'da elektrik imtiyazının Etibanka ve onun yerini alacak olan Kuzey Batı Anadolu elektriklendir me T.A.Ortaklığına verilmesi Bakanlar Kurulu Kararı: 29.4.1952 Resmi Gazetede Yayımı : 19J.1.1952
2. Seyhan Barajı Hidroelektrik Santralında enerji üretilmesi, bunun' tüketim merkezlerine taşınma sı ve toptan satışına dair imtiyaz sözleşmesi. Bakanlar Kurulu Kararı: 25.6.1953 Resmi Gazetede Yayımı : 19.8.1953
3. Gediz Demirköprü Barajı Hidroelektrik Santralın da elektrik üretilmesi, bunun tüketim merkezle rine taşınması ve toptan satışına dair imtiyaz sözleşmesi. Resmi Gazetede Yayımı : A.11.1955
4. Antalya'da Kepez Mevkiinde bir hidroelektrik santralı kurulması, enerji üretilmesi, bunun tüketim merkezlerine taşınması ve toptan satı şına dair imtiyaz sözleşmesi. Bakanlar Kurulu Kararı: 18.8.1956 Resmi Gazetede Yayımı : 18.9.1956
Bu imtiyazlardan 2 ve 4'üncüler yürümüş, 3'üncü tasfiye edilmiş, l'incisi uygulama alanına gire memiştir. Seyhan Barajı ve tesislerini DSt, Kepez tesislerini de Etibank yapmış ve imtiyazlı ortak lığa vermiştir. Kepez ortaklığının özel kesim ö zelliği de kaybolmuşken ortaklığın gelişme süresi ni bitirip önemli oranda kâr etmeye başladığı 1967 yıllarında Etibank, elindeki hisse senetlerini sa tarak ortaklık içinde özel kesimin egemen olmasını sağlamıştır. Ortaklık üretime başladığından sonra ki 13 yıl içinde ödenmiş sermayesinin 2,5 katı ka dar kâr elde etmiş ve bunun yarıya yakınını ortak larına dağıtmak olanağını elde etmiştir.
Bu örnekten de görüldüğü gibi özel kesimden sağlan dığı varsayılan ve yatırımlarda kullanılan sermaye nin birkaç yıl içinde elektrik kesimi dışına çıktı ğı, bu yolla sermaye yetersizliğine bir çözüm bulu
namadığı anlaşılmıştır. Her ne kadar son 25 yıl i çinde Türkiye'de elektrik tüketiminin yıllık artış hızı ortalama % 12,4 iken, örneğin Çukurova bölge si gibi dar ve kaynakları bol bir bölgede çalışan imtiyazlı ortaklığın bölgesinde tüketim artışının yıllık ortalaması % 13,8 olmuş ise de, 20 yılı aşan bu süre içinde bölgenin bütün ilçe merkezleri bile henüz elektrik şebekesine bağlanmış değildir. Or taklık köylerle hemen hiç ilgilenmemektedir.
Bu denemeler yerli özel girişimci imtiyazlı ortak lıkların çalışmalarında da yabancı ortaklıklarda görülen istenmeyen durumlarla karşılaşıldığının be lirmiş olduğunu göstermiştir. Bu durumların başlı caları şunlardır:
İmtiyaz sözleşmeleri, hızla değişen elektrik üre tim, iletim ve işletme şartlarına uy anlamaktadır. Bu yüzden sözleşmeleri sık sık değiştirmek gerek mektedir. Sözleşmelerin değişmesi ise çok uzun bir süreyi kapsamakta, bazan değiştirme olanağı bulunamamaktadır.
Elektrik fiyatları, kâr ve işletme konularında büyük anlaşmazlıklar çıkmaktadır.
Planlı bir ekonomide imtiyazlı ortaklıkları pla na uygun bir çalışmaya zorlamak olanağı çok az dır.
Artık bir kamu hizmeti sayılan elektrik işletme ciliğinin bir imtiyazlı ortaklığa bırakılması i le hükümetlerin bu konudaki gerçek sorumlulukla rından kurtulamıyacağı anlaşılmıştır.
tmtiyazlı ortaklıklar sermaye' konusunda sürekli bir çözüm getirememişlerdir.
Çeşitli nedenlerle imtiyazlı ortaklıklar yüküm lülüklerini savsaklamakta görevlerini tam olarak yapmamaktadır 1 ar.
Bütün Türkiye'nin bu yolla elektriklendirilmesi düşünülürse, kurulması zorunlu ortaklık sayısının fazlalığının yaratacağı girişimler ve anlaşmaz lıklar gelişme hızını kesecektir. Nitekim Elek tricite de France'ın 1946'da kurulup elektrik iş lerinin devletleştirilmesinden önce Fransa'da 1200 dağıtım ortaklığının bulunduğu bilinmekte dir (24).
Elektrik işletmeciliğinin özel kesim eliyle yürü tülemiyeceği, özel kesime öncelik verdiğini prog ramlarında sık sık yineleyen hükümetler tarafından da anlaşıldıktan sonra ilk önce 1958'de daha sonra 1963, 1966 yıllarında hazırlanan kanun tasarıları gerçekleşme olanağı bulamamış, sonunda 15.7.1970 gününde kabul edilen 1312 sayılı kanunla, sermaye sinin tamamı devlete ait bir iktisadi devlet teşek külü olarak Türkiye Elektrik Kurumu (TEK) kurulmuş tur. Yukarda sözü edilen tasarılar incelendiğinde, elektrik kurumunun kuruluşu üzerindeki düşünceleri mizdeki değişiklik ve gelişmeler açıkça görülecek tir (25). TEK konusu üzerinde 13 yıl içinde üç de ğişik parti (DP, CHP, AP) ve 4 değişik hükümet ta rafından tasarı hazırlanmıştır.
1312 sayılı kanunun gerekçesinde "Türkiye'ye göre çok daha fazla olanakları olan Batı Avrupa memle ketlerinden ingiltere, Fransa, îtalya gibi ülkeler dağınık olan elektrik işlerini en küçük köyden en büyük şehire kadar sanayi, ulaştırma ve tarımda muhtaç olunan elektrik enerjisini tek bir kuruluş ile sağlamak üzere çeşitli devlet kuruluşlarını,
ELBKTRÎK MÜHENDİSLİĞİ 231
139 s
belediyeleri ve bütün elektrik şirketlerini orta dan kaldıran kanunlar çıkartarak tek bir devlet ku ruluşu kurmuşlardır. Komşumuz Yunanistan'da bile Türkiye Elektrik Kurumuna benzer bir kuruluş pek büyük yararlar sağlamıştır" denilmektedir. Türkiye yukarda belirtilen modeli seçmiştir.
Kanun var olan imtiyazlara dokunmamış, bunların geçici olan özelliklerini gözönünde tutarak geçici 6 7'inci maddelerle durumlarını belirtmiştir. Bu nun dışında özel kesimin elektrik işletmeciliğine izin vermemiştir.
5. SONUÇ imtiyazlarla, ve özel kesim aracılığı ile elektrik işletmelerinin yönetimi dönemi Türkiye Elektrik Kurumu ile son bulmuş olmaktadır. Yukardan, beri anlatılanlar gözönünde tutulduğunda imtiyazlı özel ortaklıklar, yeterli ve istenen kuruluşlar olsa idi, 1312 sayılı Türkiye Elektrik Kurumu kanunu yapılmaz, TEK kurulmaz, bu kanunda imtiyazlı ortak lıkların geçiciliği kabul edilmez, buna karşılık yeni imtiyazlı ortaklıkların doğmasına olanak sağ layan ortam yaratılmaya çalışılırdı.
Türkiye Elektrik Kurumu kanununun 3'üncü maddesi yurdun ihtiyacı bulunan elektriğin, üretim, iletim,
dağıtım ve ticaretini yapmayı TEK1in tekeli altına aldığından artık Bakanlar Kurulu yeni imtiyazlar da veremez. Çünkü böyle bir imtiyaz yürürlükte bu lunan 1312 sayılı Türkiye Elektrik Kurumu kanunumu buyruklarını değiştirmek ve sınırlamak zorunluğund olacaktır. Bu da Bakanlar Kuruluna imtiyaz vermek yetkisini sağlayan "Menafi i ümumiyeye Müteallik tmtiyazat Hakkındaki" kanuna aykırı olacaktır. Aynı nedenlerle mevcut imtiyazları yenilemek, genişlet mek ve uzatmak olanağı da yoktur.
Belediye kanununun imtiyaz vermekle ilgili 19'uncu maddesinde 4/A bölümü de aynı kanunla kaldırılmış olduğundan belediyeler de artık kendi sınırları içinde imtiyaz veremiyeceklerdir.
Kendi çalışma konusunun elektrik ihtiyacını karşı lamak üzere özel kesimin kendi fabrikası, işyeri için elektrik tesisi kurması ve işletmesi bile (otoprodüktör) kanunun 26'ncı maddesi ile Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığının izin vermesine ba lanmıştır.
Burada, bilinen birçok konuları tekrar etmek zorun j da kaldığımızı biliyoruz. Ancak gerçekleri görmek j istemeyenlerin egemen olduğu bir toplumda şimdilik i gerçekleri tekrarlamaktan başka kurtuluş yolu gö rülmüyor.
KAYNAKLAR (1) EÎE idaresinin 10 Yıllık Çalışmaları Bildirge si, EÎE İdaresi yayınları, sayı 3, İstanbul 1946 (2) İETT İşletmeleri Umum Müdürlüğünü» Tarihçesi Teşkilatı Mevzuatı ve Faaliyeti, İstanbul, 1956 (3) Osten N , İdari Mukavele ve Amme Hizmeti İmti yazlarının Hukuki Mahiyeti, İstanbul, 1938 (4) Hayat Büyük Türk Sözlüğü, Hayat Yayınları (5) Türkçe Sözlük, Dördüncü Baskı, TDK, Ankara, 1966 (6) iütem t.Dr., Yeni Anayasalar, KitapIII, Türk Hukuk Kurumu Telif ve Tercüme, Sayı 21, Ankara 1954 (7) Teşkilatı Esasiye Kanunu No: 491, Düstur 3, Tertip Cilt 5 s.1019, 20.4.1924 (8) Anayasa No: 4695, Resmi Gazete 15.1.1945, No: 5905 (9) Türkiye Cumhuriyeti Anayasası, No:334, Resmi Gazete 20,7.1961, No:10859 (10) Bayur Y.H.Odr.Prof., Türkiye Devletinin Dış Siyaseti, İstanbul Üniversitesi yayınları 59, İstanbul 1942 (11) Atatürk K., Nutuk Cilt II Türk Devrim Tarihi Enstitüsü, İstanbul 1960
(14) Belediye Kanunu No:1580, Resmi Gazete 14.4.1930 No:1471 (15) Belediye Kanununun 19'uncu maddesinin 5'inci fıkrasının değiştirilmesine dair kanun, No:2571 Resmi Gazete 15.7.1934, No:2752 (16) Belediyeler Kanununun 19'uncu maddesinin 5'inci fıkrasını değiştiren kanun, Resmi Gazete 11.7.1939, No:4255 (17) Türkiye Elektrik Kurumu Kanunu No:1312, Resmi Gazete 25. 7.1970, No:13559 (18) öngün K., Türkiye Elektrik Kurumu, Elektrik Mühendisliği Mecmuası, Sayı 89, 1964 (19) Etibank Kanunu, No:2805, Resmi Gazete 22.6.1935 No: 3035 (20) Elektrik İşleti Etüd Dairesi Teşkiline Dair • Kanun, No:2819, Resmi Gazete 24.6.1935, No:3036 (21) Maden Tetkik ve Arama Enstitüsü Kanunu, No:2804 Resmi Gazete 22.6.1935, No:3035 (22) İzmir Tramvay ve Elektrik T.A.Ş. imtiyazı ile tesisatının satın alınmasına dair mukavelenin tasdiki ve bu müessesenin işletilmesi hakkında kanun, No:4483, Resmi Gazete 27.7.1943, No:5466 (23) Türkiye'de Enerji İşlerinin Düzenlenmesi ve Enerji Bankası, EÎE Genel Direktörlüğü, Anka ra, 1952
(12) Avcıoğlu D., Türkiye'nin Düzeni, Bilgi Yayıne (24) La Politique Tarifaire d' E.D.F. Paris, Tem
vi, Ankara, 1969
muz, 1973
(13) Belediye Kanununun 19'uncu maddesinin 5'inci fıkrasını değiştiren kanun, No:3666, Resmi Ga zete 11.7.1939 No:4255
(25) öngün K., Türkiye Elektrik Kurumu Kanunu, Mü hendis ve Makina (Makina Mühendisleri Odası Aylık Yayın Organı), Sayı 164, Aralık, 1970