Elektrik Mühendisliği · Sayı 231 · Mart 1976

TÜRKİYE'DE MONTAJCILIĞIN YAPISI

Yalçın Küçük

Sanayi, teknoloji politikası ve kalkınma Görüş ve değerlendirme

Yıl
1976
Sayfa
7
Okuma süresi
24 dk
Görüntülenme
0

Konu

Sanayi, teknoloji politikası ve kalkınma

İlgili: Toplum, demokrasi ve emek, Enerji politikası, piyasa ve özelleştirme

Anahtar kelimeler

  • montaj sanayii
  • yabancı sermaye
  • TÜSİAD
  • ödemeler dengesi
  • ithalat
  • emperyalizm

Özet

Yazar, Türkiye'deki montaj sanayiinin yapısını 1973 yılına ait istatistiki verilerle inceleyerek, bu sanayinin sermaye ihraç eden ülkeler için meta ihracını artırmanın bir aracı olduğunu ve Türkiye ekonomisini yapısal olarak dışa bağımlı kıldığını tartışıyor.

Tam metin

Metin PDF'ten otomatik çıkarılmıştır; tablo, şekil ve formüller eksik ya da hatalı olabilir. Özgün dizgi için PDF'e bakın.

yalçın küçük

GÎRÎŞ

Makina Mühendisleri Odası'nın isteği üzerine hazırladığım bu çalışmayı önce, 8 Kasım 1975 tarihinde konferans olarak sun dum. Ancak daha sonra konferan sı vazmam gerekti.* Burada sade ce montaj sanayiin yapısıyla il gili çalışmanın bir özetini ya pabiliyorum. Bu özet için de iki ayrı tablo hazırladım. Giriş bö lümünde yer alan "Montaj Sanayin de Temel Veriler: 1973" ve "Mon taj Sanayiinde Temel Katsayılar: 1973" başlıklarını taşıyan bu iki tablonun montaj sanayiin ya pısını özetlediğini sanıyorum. Konferansda bulunamayanlar kadar bulunanlar da bu iki tabloya ba karak montajcılığın temel çizgi lerini saptayabilir. Bu iki tab loyu istediği gibi yorumlayabi lir. Bir bakıma bu iki tablo, burada sunulan özetin de özeti oluyor. İsteyen sadece özetin özetini okumakla da yetinebilir.

Yalçın Küçük, Ekonomist

* Yazar tarafından Makina Mühendisleri Odası için hazırlanan ve daha önce Makina Gazetesinde yayım lanan yazıyı, kısaltarak alıyoruz.

Toplan Oretim Giderleri

Toplam Satış Giderleri Toplan Satı$ G e l i r l e r i Vergiden Bncekl net Mr Toplam Sermaye Y abancı Sermaye üretimde Kullanılan Y erli Mallar üretimde Kullanılan İ t hal Mallar Y ı l l ı k Döviz Geliri (İ hracat ) Y ıl teinde Kullanılan tc Kredi Ayni ve Nakdi Di s Kredi Y erli Personele Y apılan Ödeme Y abancı Personele Y apılan ödemi Firma Sayısı Y abancı Personel Sayısı Y erli Personel Sayısı

10.848.471.407 563.634.031

12.933.215.785 1.330.607.137 3.578.635.871 1.524.220.865 3.647.199.091 4.129.188.821

359.490.353 2.786.652.773

130.582.5)6 1.647.146.781

52.491.124 89 298

40.815

Kaynak T.C.Bakanlığı: ülkemizde Faaliyette Bulunan

6224 Sayılı Y abancı Senrayeyl Teşvik Kanunu Kapsamındaki Firmaların 1973 Y ı l ı tsletne Dönemlerine İ l i ş k i n İ s t a t i s t i k B i l g i l e r .

Türkiye'de Montajcılığın Yapısı, Montaj Sanayiinde Temel Veriler (Türk Lirası)

Toplam Sermayeye Göre K3r Oranı

.37

Y abancı Sermayeye Göre Kâr Oranı

.87

Ocret Ödemelerine Göre Kir Oranı

.78

(sömürü o r a n ı )

Oretlm Giderlerine Göre İ t h a l a t

.38

Oretlm Değerine Göre İ hracat

.03

Toplam Sermaye İ çinde Y abancı

.42

Sermaye Payı

Y e r l i Personel Başına Ödeme ( Y ı l l ı k ] 40.356

Y abancı Personel Basına ödeme (Y ıllık)

176.147

Montaj Sanayiinde Temel Katsayılar

Konferansın verilmesiyle bu öze* tin yazılması arasında bir önem li rapor hazırlandı. Türk Sana y i c i l e r i ve İş Adamları Derneği nin Pakistan'a gönderdiği iş : adamları kurulu bir rapor ha zırlayarak döndü. Pakistan Ra poru adını taşıyan ve Cumhurbaş kanı dahil bütün i l g i l i l e r e ve rilen bu rapor, konferansın ko nusuyla doğrudan doğruya i l g i l i Açık bir deyişle, konferans s ı rasında ileri sürülen tezlerden birisiyle tam bir uyum içinde. İleriye sürülen tezlerden biri si şu oldu: Montajcılık, serma ye ihraç eden ülkelerin mal ih raçlarını kolaylaştırmak ve ar tırmak için g e l i ş t i r i l e n bir yol. Temel Veriler ve Temel Kat sayılar tablosu bunu gösteriyor Ancak İş Adamları Derneği'nin hazırladığı rapor da aynı tezi i l e r i sürüyor: Türkiye, Pakis tan'a binek t a ş ı t ı da dahil da yanaklı tüketim araçları ihraç etmek istiyor. Bunun için de Pakistan'da binek taşıtında ve diğer dayanıklı tüketim araçla : rında "montaj" sanayileri kur ; mayı öneriyor. İhracat için monı taj sanayii. Ve bütün açıklığı [ i l e , hiçbir kelime oyununa baş j vurmadan ortaya konuyor. Yalnız^ burada montajı kuracak olan Ba j ti ekonomileri değil. Montajın i kurulacağı yer de Türkiye değili Yerler değişik. Türkiye, Pakis j tan'da montaj sanayii kuracak. |

ELEKTRİK MÜHENDİSLİĞİ 23Î

İffll

Gerekçeyi tekrarlamakta yarar var: Türkiye'nin Pakistan'a sa nayii ürünleri ihracatını gerçek leştirmek için. Türkiye'de mon taj sanayiinin yapısını anlamak isteyenler TÜSİAD'ın Pakistan Raporunu okumak durumundalar.

Gelişmiş kapitalist ekonomiler için sermaye ihracının önemi ve zorunluluğu bir gerçek. Seripaye ihracı ile kapitalizmin eşitsiz gelişme yasası arasında yakın bir ilişki var.

Sermaye ihracının bir türü borç vermek. Herhangi bir yatırım yapmaksızın bir yabancı ülkeye borç vermek. Bu tür sermaye ih racı ile mal ihracı arasında ya kın ve ayrılmaz bir bağ görülü yor. Bunun açıklaması şöyle: "Finans kapital tekeller çağını yarattı, tekeller de her yerde tekelci ilkeleri uyguladı: Açık pazarda rekabetin yerini kârlı işlemler için "bağlantıların kullanılması alıyor. En yaygın uygulama, verilen borcun bir bölümünün borç veren ülkeden satın almalarda ve özellikle sa vaş malzemesi ve gemi ve benze ri siparişlerde kullanılması şartına bağlamaktır."

Bu arada dikkatlerden kaçan bir kavram var. Tefeci emperyalizm. Tefeci emperyalizmi özellikle İkinci Savaş'tan sonra Amerika Türkiye ilişkilerini açıklamak ta da yardımcı oluyor. Çünkü ikinci Savaş'tan sonra gelişen Amerika Türkiye ilişkileri ilk yıllarında bir tefeci emperya lizm niteliği ile ortaya çıktı. Amerika Birleşik Devletleri, Amerika'dan Türkiye'ye borç ser mayesi ihraç etmeye başladı. An cak Amerika'dan alınan krediler, Amerika'dan ithal edilecek mal lar için kullanılma şartına bağlandı. Türkiye'de Amerikan "Yardım Kurulları" bu şartın uy gulanmasını titizlikle gözetti ler. Borç türünden sermaye ih racı ile meta ihracının gerçek leşmesini sağladılar.

Ancak bir zaman sonra bu tür sermaye ihracı, meta ihracını artan ölçüde gerçekleştirmeye yetmedi. Bunun için sanayi ser mayesi türünden sermaye ihracı Türkiye için de önem kazandı. Türkiye'ye montajcılık bu yolla , ve bu gerekçelerle girdi. Bugün montajcılık, sermaye ihraç eden ülkeler için meta ihraç etmenin en güvenilir yolu durumuna gel di. Montajcılığın temel niteli

ği burada.

Montajcılık, sermaye ihraç eden ülkeler için meta ihracını ar tırmanın yolu. Bu yol, "tefeci emperyalizmin" izlediği yoldan farklı. Tefeci emperyalizmde sermaye ithal eden ülkenin ser maye ihraç eden ülkeye bağımlı lığı siyasal zorlamadan doğuyor. Siyasal zorlama olmadan da iki ülke arasında borç alış verişi olabilir. Karşılıklı saygıya dayanan ve iç işlerine karışma maya titizlik gösteren bir borç alış verişi olabilir. Sosyalist ülkelerle yapılan borç alış ve rişinin temel niteliği böyle. Fakat sanayi sermayesi türünden ve yatırım biçiminde gerçekle şen sermaye ihracında durum farklı. Bu tür sermaye ihracın da sermaye ithal eden ülkenin sermaye ihraç eden ülkeye bağım lılığının ekonomik ve yapısal nedenleri var. Sermaye ithal e aen ülkenin ekonomisi, sermaye ihraç eden ülkenin ekonomisine yapısal olarak bağlanıyor. Te mel katsayılar bunu açıkça gös teriyor. Montaj sanayiinde üre tim değerinin yüzde 38'i ölçü sünde ithalat yapmak gerekiyor. Yüzde 38 çok büyük bir oran. Bu oranın gerektirdiği ithalat ya pılmazsa, sermaye ihraç eden ül keler bu oranın gerektirdiği ih racatı yapmazlarsa sermaye it hal eden ülkenin sanayii ve do layısıyla da ekonomisi durmak zorunluluğu ile karşılaşacak. Bağımlılık bu ölçüde güçlü. Ba ğımlılık bu ölçüde önemli. Mon taj sanayiini de bu güç ve önem içinde anlamak gerekiyor. Bugün Türkiye'de montaj sanayii, Tür kiye'yi kapitalist ekonomilere ve dolayısıyla da emperyalist ülkelere bağımlı hale getiren halka durumunda.

Montaj sanayiin bu önemini, sa nayiciler anlamış durumdalar. Anladıkları şuradan belli: Bu gün Türkiye'nin ödemeler denge si sorununun Türkiye'nin en önemli sorunu olduğunu söylüyor lar. Gerçekte öyle. Türkiye'nin en önemli sorunu. Ancak ödemeler dengesi sorunu, Türkiye'den çok daha önce montaj sanayicileri nin sorunu. Eğer artan açıkları kapatacak döviz bulunmazsa bun dan en çok zarar görecek olan lar montaj sanayicileri olacak. Döviz sıkıntısı karşısında, kıt dövizleri özellikle kendilerine ayırmak başarısını gösteremez lerse, bu sıkıntı en çok montaj sanayicilerini sıkıştıracak.

Son zamanlarda, hükümetleri ar tan ölçüde sıkıştırmalarının nedeni burada yatıyor.

TEMEL KAVRAMLAR

Montajcılık, Türkiye'nin dev rimci pratiğinde önemli bir ye re sahip. İlerici teknik eleman örgütleri, montaj sanayii üze rinde büyük kampanyalar düzen lediler. Bu kampanyalarda, mon taj sanayiinin montajcı niteli ği üzerinde duruldu. Ağırlık, bu sanayide, temel niteliğin çe şitli yerlerde üretilen parça ların birleştirilmesi olması ti ze rinde toplandı. Montaj sana yii, montaj sanayiini kapsadığı ölçüde imalat sanayii, çeşitli yerlerde üretilen parçaların birleştirilmesi şeklinde ortaya çıktığı için eleştirildi.

Eleştirilerin pratik yararları olduğundan kuşku yok. Ancak bu eleştirilerin imalat sanayii konusunda gerçeklerle bağdaşma yan, gerçeklerle bağdaşmamanın yanında sanayiin çağdaş özellik lerine ters düşen bir yanı ol duğunu da kabul etmek gerek. Da ha açık bir deyişle parçaları birleştirdiği için montaj sana yiine karşı çıkmak, geri bir sanayii yapısını savunmak anla mına gelir.

Söylenenleri şöyle özetlemek mümkün: Bugün çağdaş imalat sa nayii, montaja dayalı. İmalat sanayiinde montajcılık temel işlevlerden birisi, imalat sa nayii ile ilgili mühendislik ders kitaplarından herhangi bi rinde (örneğin M.L.Bageman, B. H.Amstead: Manufacturinsç Pro cesses, N.Y. 1968) bunu görmek mümkün. İmalatta malzemenin bi çimini değiştirme, parçaları yapma (machining) gibi temel işlevlerden sonra parçaları bir araya getirme, montajcılık, ö nemli ve vazgeçilmez işlevler den birisi oluyor. Çağdaş ima lat teknolojisinde metalurjik ve kimyasal süreçlerin daha çok ağırlık kazanmasına rağmen montaj işlevine duyulan ihtiyaç ortadan kalkmıyor. İmalat tek nolojisi tarihinde şimdiye ka dar ortaya çıkan açılımlar için* de ikisi tek başlarına alındı ğında önemsiz görünmekle bir likte, çok daha büyük açılımla ra yol açtıkları için özellikle dikkate değer. Bunlardan biri, biribirine geçen parçaların (interchangable parts) yapılma ya başlanması. İlk kez Colt ta

bancasının üretiminde sağlanan bu başarı, imalat teknolojisin de bir çığır niteliği taşıyor. Çünkü farklı yerlerde, ilk ön ce aynı işletme içinde farklı atölyelerde yapılan parçaların, böylece çok daha büyük sayılar da ve çok daha büyük uzmanlıkla üretilen parçaların, başka bir yerde birleştirilmesi olanağını yaratıyor.

Tabanca örneğinde üretilecek parçalar küçük olduğu için ta şıma sorunu yaratmıyor. Fakat daha sonra işletme içinde par çaların taşınması ayrı bir gi der ve güçlük konusu. Burada Ford1un mühendislik ve işletme cilik alanındaki yaratıcılığı ortaya çıkıyor. İlk önce Ford' un binek taşıtı üretim işletme lerinde uygulanan kayış sistemi (conveyor line) imalat sanayiin de gerekli açılımı sağlıyor. Bi ribirine geçen parçalar ve bun ların birleştirilmesini sağlayan sistem imalat sanayiinin temel niteliği haline geliyor.

Bu temel nitelik montajcılık. Bu açıdan çağdaş imalat sanayii nin temel niteliği montajcılık oluyor. Bu yüzden bu sanayie parçaları birleştirdiği için, bir işletmeye başka yerden alı nan parçaları birleştirme işle vini gördüğü için fazla kızmak mümkün değil.

Montajcılığı bu niteliğine baka rak eleştirmek, montaja dayalı imalat sanayiine istihdam etti ği işçi sayısına bakmadan küçüm semek, mümkün değil. Montajcı lıkta parçaları birleştirmekten vazgeçmek, bir son ürüne giren bütün parçaların ne kadar büyük olursa olsun bir işletme içinde yapılmasını istemek, üretici güçlerin ulaştığı gelişmişlik aşamasında geri bir istek. Ar tizanal sanayii (küçük sanayii) savunmak ve yaşatmaya çalışmak demek.

Montajcılıkta itiraz noktası bu rası değil.. îtiraz noktası bunun tersi, tleri bir sanayii, bugün montaj sanayiinde olduğundan çok daha fazla parçaları çeşitli iş letmelerde yapmak zorunda. Bu günkü montaj sanayiin bütününe, kullandığı parçaların iki büyük bölümünden bir bölümünü kendisi ürettiği için, bir diğer bölü münü de dışardan ithal ettiği için itiraz etmek gerek. Birin ci itiraz teknolojik. Parçala rın büyükçe bir bölümünü aynı işletme içinde küçük sayılarda

ve dolayısıyla da görece olarak geri teknoloji ile üretiyor. Diğer bölümünü ise bağlı olduğu ana firmalardan, yurt dışından getiriyor. Yurt dışından getir mesi, yapılacak itirazların i kincisi ve daha önemlisi. Bu itiraz, ekonomik ve siyasal te mellere sahip. Türkiye'nin eko nomik ve siyasal bakımdan Batı' nın kapitalist ekonomilerine bağımlı hale gelmesine yol açı yor. Asıl itiraz noktası burası. Türkiye'de bugünkü montajcılığın yapısının, Türkiye'yi ekonomik ve siyasal bakımdan çok daha ba ğımlı hale getirmesi. Yoksa, karşılıklı saygıya ve eşitliğe dayalı olma koşulu ile ve ilgi li ülkelerin karşılıklı çıkarla rını koruyacak biçimde çeşitli ülkelerle, üretilecek parçalar ayrıntısında, ekonomik işbirli ğini kurmakda mümkün. Türkiye gibi pazarı küçük ülkelerin kom şusu ülkelerle bunu yapmasına da itiraz etmek mümkün olmaz. Hatta tam tersine bunun gelişti rilmesini zorlayan çok inatçı ekonomik gerekçeler var.

KAPİTALİST DÜNYADAKİ GELİŞMELER

Sosyalist ülkeleri bir araya getiren karşılıklı Ekonomik Yar dım Kurulu çerçevesinde gerçek leştirilen ekonomik işbirliği nin dışında, son yıllarda ve özellikle İkinci Büyük Savaş' tan sonra Türkiye'nin bağımlı olduğu kapitalist ekonomilerde önemli eğilimler ortaya çıktı. Bu eğilimler, genel olarak ima lat sanayiini ve özel olarak da montaj sanayiini çok yakından ilgilendiriyor.

Ortaya çıkan eğilimlerden biri " sini aşağıdaki tablo özetliyor. Bu tablo, Amerikan kaynaklı ya bancı sermaye yatırımlarının kesimler arası dağılımını gös teriyor. Amerikan kaynaklı ya bancı sermaye yatırımları kapi talist dünyanın tüm yabancı ser maye yatırımlarının yarısına ya

»İ t Kesinler İ Mİ at Petrol »tadenci11 k/Tasfiye Diğerleri Topla»,

1929 1,8 1,1 1.2 3.» 7,5

1950 3,8 3,4

1,1 3,5 11,8

1960 11,1 10,8

3,0 7,0 31,9

1970 32,2 21,8

6,1 '7,9 78.'

ABD Kaynaklı Yabancı Sermaye Yatırımlarının Kesimlerarası Dağılımı (Milyar dolar)

kın bir bölümünü oluşturuyor. Bu açıdan, kapitalist dünyanın tüm yabancı sermaye yatırımla rındaki eğilimi de yansıtıyor.

Diğerleri, esas olarak ticaret, ulaştırma, elektrik ve gaz gibi kamu hizmetlerinden meydana ge liyor. 1950 ile 1970 arasındaki değişme göze çarpıcı. En büyük artış, imalat sanayii yatırım larında ortaya çıkıyor. 1950 yılında imalat sanayiindeki Ame rikan kaynaklı yabancı sermaye yatırımları toplamın üçte biri ne yakın iken 1970 yılında ya rısına yaklaşıyor. Yirmi yıl içinde önemli bir "yapısal" de ğişme.

Ancak bu değişme aşağıda özet lenen küçük tablo ile birlikte ele alındığı zaman çok daha an lamlı. Bu küçük tablo aynı ya bancı sermayenin bölgeler arası dağılımını veriyor.

Bütün BBlgelere

1960 31.865 1970 78,090

Sanayileşmiş ülkelere

18.391 53,111

Azgelişmiş ülkelere

13,474 24,979

ABD Kaynaklı Yabancı Sermaye Yatırımlarının Bölgelerarası Dağılımı (Milyar dolar)

Bu tablo daha açık. 1960 ile 1970 arasında geçen on yıl için de az gelişmiş denilen ülkeler deki Amerikan kaynaklı yabancı sermaye 11,5 milyar dolar kadar artmış. Buna karşılık sanayi ül kelerine giden Amerikan kaynak lı yabancı sermaye yatırımların daki artış, aynı dönemde, 35 mil yar doları buluyor, üç katına yakın bir farklılık var.

Farklılık önemli. Ancak daha da Önemli bir farklılıktan söz et mek gerekiyor. Birleşmiş Millet ler 'in uzmanlarınca hazırlanan bir yayınında bu fark şu şekil de ortaya konuyor: "Gelişmiş pi yasa ekonomilerindeki Amerika Birleşik Devletleri şirketleri nin uydularının (genel olarak Amerikan kaynaklı yabancı serma ye yatırımları) ölçeği, 1950 1966 yılları arasında, iki mis line çıktı. Avrupa Topluluğu'nda artış hemen hemen üç misli, Ja ponya 'daki uydu şirket (filyal, ana şirkete bağlı olarak kurulan yan şirket) lerin ölçeğindeki artış ise dört misline yakın oldu. Diğer yandan, Amerika'nın

II

eski varlığının ihmal edilecek düzeyde olduğu Afrika bir kena ra bırakılırsa, gelişmekte olan ülkelerdeki Amerikan "uydu şir ket" lerin ortalama ölçeğinde hiçbir değişiklik kaydedilmedi. Bu durumda, gelişmekte olan ül kelerde ve özellikle ithalat ikamesi yapan İmalat Sanayile rinde Amerikan "uydu şirket"leri genellikle, yerel piyasaya hitap etmektedir. Gelişmiş ülkelerde ki görece olarak daha büyük öl çekli "uydu şirket"ler ise yine genellikle ulusal piyasalara ol duğu kadar daha büyük bölgesel piyasalara da sürüm yapmaktadır lar." (U.N.Multinational Corpo rations in World Development, N.Y.s.7 8)

Kapitalist dünyanın yabancı.ser maye yatırımları daha çok imalat sanayiine, daha çok kendi içine kaymakla kalmamakta, az geliş miş denilen ülkelere gidenler de güdük olmaktadır. Küçük öl çekli olmaktadır. Dünya tekno lojisinin mevcut aşamasında öl çekle teknolojik ilerilik ara sında doğrudan ve çok yakından bir ilişkinin varlığı üzerinde başka bir yerde duruldu (Y.Kü çük: Endüstrileşme Sürecinin Te mel Sorunları, s.12 88).Dünya teknolojisinin ulaştığı düzeyde ölçeği küçültmek mevcut tekno lojide en geri teknolojiye doğ ru bir seçim yapmak demek. Bu durumda, Amerikan kaynaklı ya bancı sermaye yatırımlarının az gelişmiş denilen ülkelerde kü çük ve güdük ölçekli olması, bu tür ülkelere geri teknoloji nin gönderilmesi anlamına geli yor.

Ortaya çıkan bu eğilimlerin zo runlu bir sonucu olacak. Bu so nucu, 1970 yıllarında kapita list ekonomideki bu tür eğilim leri inceleyen ve kapitalist dünyada Rey Raporu diye ün ya pan OECD raporu şöyle özetliyor: "Uluslararası direkt yatırım, uluslararası ekonomik faaliyet lerdeki nisbi öneminin sonucu olarak yeni karakteristikler e dinmiştir. Bu yatırım akımları, halen daha çok gelişmiş ülkeler arasında olmakta ve artan bir şekilde büyük kısmı sanayi ve hizmetler sektörünü etkilemek tedir. Daha önceleri, hammadde ve enerji sektöründe yoğun iken, şimdi, imalat sanayiine yönel miş bulunmaktadır. Parçaların farklı fabrikalarda imal edilip, dünyanın başka bir kesiminde kullanılması, başka bir yerde

birleştirilmesi ve belki de baş ka bir yerde satışa çıkarmak ko nusunda yada kısaca "üretimi uluslararası hale getirme" ola rak tanımlanan bir hareket için gittikçe artan bir eğilim var dır." (Ticari politikacılar ve Uluslararası İlişkiler Rey Ra poru Ticaret Bakanlığı çeviri si s.67)

Çok kısa olarak özetlenen bu eğilimlerin varlığı bir konfe ransın boyutlarını çok aşıyor. Çokuluslu Şirketlerle birlikte ön plana çıkan bu eğilimler, "üretimin uluslararasılaşnıası" sürecinde tekellere çok geniş stok politikaları izleme ve uy gulama olanağı veriyor. Bu ola nak, kapitalist ekonomilerde son bunalımda işsizlik ile enf lasyonun bir arada görülmesinin temel nedenlerinden birisi ol malı. Daha açık bir deyişle, Keynes iktisadını işlemez hale getiren bu iki olguyu açıklayı cı çözümlemelerin anahtarı bu rada yatıyor. Ayrıntılı çalış maların buradan başlaması gere kiyor. Vargılardan birisi, bu.

Diğeri ise montajcılığın kapita list dünyada çok geniş boyutla ra ulaştığını göstermesinde. Türkiye'de bu gelişmelerden kü çük ve güdük de olsa bir pay alıyor. Türkiye'deki montajcı lık olgusunun kapitalist dünya daki eğilimlerin bir parçası olduğu açıkça görülüyor.

Üçüncüsü, gelişmiş kapitalist ülke kaynaklı yabancı sermaye, esas olarak, kendine dönmekle birlikte az gelişmiş denilen ülkeleri de bırakmış değil. Kü çük ve dar piyasaları sömürmek için yada görece olarak daha çok emek kullanan ve teknoloji nin bugünkü gelişme düzeyinde azgelişmiş ülkelerde emeğin sö mürülme oranını biraz daha ar tırmakla, küçük ünitelerde üre tilebilinen bazı parçalar için az gelişmiş ülkelere gelmeye ha zır. Bunun için çalışıyor. Batı Almanya'nın Almanya'daki işçi leri yabancı sermayeli küçük ünitelerde ve Türkiye'de istih dam etmek için Türkiye'yi sıkış tırmasının ve bazı yöneticilerin de bilerek yada bilmeyerek bu önerilere sahip çıkmasının da nedeni burada.

MONTAJCILIK : DIŞA BAĞIMLILIK

Türkiye gibi ülkelere gelen ve montajcılık şeklinde ortaya çı

kan yabancı kaynaklı işletmele rin küçük ve güdük olduğu söy lendi. Yalnız, ana firmalara gö re beliren bu küçük ölçekliliği küçümsememek gerek. Hem birer birer montajcı işletmelerin gö rece küçüklüğünü hem de sanayi leşmiş ülkelere giden yabancı sermayeli montajcılığın topla mına göre Türkiye gibi ülkelere gelen montajcı sermayeyi küçüm sememek gerek. Hem iç ekonomik yapıda hem de dış ekonomilerle ilişkide.

Zamanın ileri ülkesi ingiltere' »deki imalatçılarla karşılaştı rıldıklarında küçük burjuva bo yutunu aşamayan Fransız imala tının egemen prensleri. Aktar manın yöntemsel olarak getirdi ği açıklıklardan birisi burada. Bu tür karşılaştırmalarda dik kat edilmesi gereken nokta da burası oluyor. Yukarıda sözü edilen Birleşmiş Milletler ya yınında şöyle deniyor: "Her ne kadar gelişmekte olan ülkeler toplam yabancı sermaye yatırım larının üçte birini, başka bir deyişi», gelişmiş ülkelere gi den yabancı sermaye yatırımları nın ancak yarısı kadarını al mışlarsa da, gelişmekte olan ül kelerdeki yabancı çokuluslu şir ketlerin varlığının görece öne mi, genel olarak daha büyüktür. Çünkü gelişmekte olan ülkeler grubunun ekonomileri, gelişmiş pazar ekonomilerinin yarısından daha küçüktür." (U.N.Multina tional Corporations...8.9)

Aşağıdaki tablo Türkiye ölçüsün de bu söylenenlerin ne kadar doğru olduğunu ortaya koymakta dır. Bütünü 89 firma olan yaban cı sermayeli şirketlerin Türki ye'de çalıştıkları imalat sana

Türkiye Toplamı

dnl test»

Gıda maddeleri tçkl sanayii Dokuma sanayii Ayakkabı, kürk dışında giyim Ktğıt ve kağıt ürünleri Ana kimya sanayii

5,16 fi,71 1,05 1,25 3.52 «,05

7,56 21,70

1.26 1,25 11,62 82,10

Diğer kimyasal ürünler U s t U ürünleti Diğer plastik ürünler Can ve* camdaki yapı lmts eşya Tas ve toprağa dayalı sanayii Metal eşya sanayii E l e k t r i k makinaları hariç kimya sanayii

Z9.67 58,53 13.42 13,67 36,97 13,0» 17,86

29.67 58.53 13,42 13.67 54,69 13,04 24,50

Elektrik makinaları Taşıt Araçları

40,21 44,21

40.21 59,78

Kaynak: TOSİAD, 1975 Y ı l ı n ı n İlkbaharında Türk Ekonomisi, s.134.

İmalat Sanayiinde Yabancı Sermayeli Şirketlerin Payları (Ciro içindeki pay)

yii kollarında yıllık ciro için deki payları görülmektedir.

Bu tablo ve bu özetteki diğer bazı tabloları değerlendirirken yapılması gereken bir açıklama var. İlgili tablolarda, montaj sanayii ile yabancı sermayeli montaj sanayii eş anlamda alın dı. Halbuki 6224 sayılı yabancı sermayeyi teşvik yasasının dı şında çalışan montaj sanayii de var. Bu durum tablodaki metal eşya sanayiindeki rakamlardan kolayca anlaşılır. Metal eşya sanayii, çok büyük ölçüde mon taj durumunda. Ancak bilgiler sadece yabancı sermayeli olan ları ele aldığı için pay oranı düşük görülüyor.

Bu çalışmada montaj sanayii ile yabancı sermayenin eş tutularak incelenmesinin iki gerekçesi var. Bunlardan birisi istatis tik bilgiler sorunu. 622A sayı lı yasanın kapsamına giren şir ketler için yasal olarak derlen mesi gereken bilgiler var. Buna karşılık genel olarak montaj sanayii ile ilgili hiçbir ista tistik derlenmiyor. Bu yüzden birleştirme gerekli oluyor. İkin ci gerekçeye gelince. Yukarıdan beri yapılan açıklamalarda asıl itirazın montajcılığa değil, yabancı sermayeli montajcılığa olması gerektiği ortaya konmaya çalışıldı. Bu yüzden çalışmanın mantığı içinde montajcılıkla yabancı sermayeli yatırımların birleştirilmesi önemli bir sa kınca yaratmıyor.

Bu sınırlar içinde yukarıdaki tablo çok yararlı bir iş görü

yor, imalat sanayiinin en can alıcı alt kesimlerinde yabancı sermayeli montajcılığın ne ka dar büyük bir egemenliğe sahip olduğu ortaya çıkıyor.

İş burada kalmıyor. Bir tablo yu da Devlet Planlama Teşkila tı 'nın Ağustos 1975 tarihli Eko nomik Raporundan almak yararlı olacak. Devlet Planlama Teşkila tı1 nın uzmanları, yabancı ser mayenin egemen olduğu imalat kollarındaki ithalatın büyüklü ğünü anlamak istemişler. Bu il ginç soruya cevap olarak hazır ladıkları ilginç tablo aşağıda.

Montajcılık biçiminde gelen ya bancı sermayenin Türkiye'nin ithalatı ve ihracatı içindeki önemli ve önemsiz yeri aşağı daki tablodan anlaşılıyor. İma lat sanayiinin birkaç alt sek törü, aynı zaman dönemi içinde Türkiye ithalatının yüzde 27,8 ini oluşturuyor. Buna karşılık ihracat yapma gerekçesiyle Tür kiye'ye sokulan montajcılığın ihracat içindeki payı ise yal nızca yüzde 6,1.

Bu söylenenleri bir de daha ge nel planda göstermek mümkün. Yandaki tablo, daha genel, do layısıyla daha soyut fakat ay nı zamanda da daha bağlayıcı bir gerçeği ortaya koyuyor. Bu tabloda ithalatın gayri safi milli hasılaya (GSMH) göre bu lunan oranı veriliyor. Türkiye' nin dışa bağımlılığının ve bu nun yıldan yıla artışının en

1. Lastik ürünleri 2. Ana kimya 3. Taşıt araçları 4. Elektrikli makina 5. Çimento 6. Difler kimya

Toplaır Genel Di5 Ticaret Genel Dıs Ticaret teinde Yüzde

Yabancı sermaye hakimiyeti (yüzde)

58 46,1 44,2 40,2 37,0 29,7

1975 Ocak • Mayıs

İthalatı

55,6 125,4 107,8 117,4

119,0 525,2 1887,5 27,8

1975 Ocak Haziran

İhracatı 3,5 15,0 4,6

10,2

33,3 533,5

6,1

Montajcılık ve îthalat lhracat (Milyon dolar) 122

1964 1965 1966 1967 1968 1969 1971 1972 1973 1974

%

6,70 6.70 6,73 6.36 6,10 5.77 8.50 9.20 9.51 12.37

GSMH İçindeki İthalat

soyut ve dolayısıyla en bağla yıcı göstergesi.

Tabloya 1970 yılının alınmayı şı, yıl içinde yapılan devalüas yonun yarattığı ithalat ve GSMH büyüklüklerini aynı birime çe virme güçlüğü. Bunun dışında tablo, bir eğilimi vurguluyor. Türkiye, giderek, birim GSMH'na göre daha çok ithal malı kullan mak zorunda kalıyor. 10 y ı l gi bi bir zaman aralığında h ı z l ı denilebilecek bir artışla Tür kiye'nin ithalat yoluyla dışa bağımlılığı güç kazanıyor. Bun da en büyük payın montajcılıkta olduğundan kuşku duyulmamalı. Temel katsayılar tablosunun gös terdiği gibi montajcılıkta bir birim üretim için 0,38 birimlik ithalat gerekiyor. Türkiye'nin hiçbir kesiminde bu kadar büyük bîr dışa bağımlılık görmek müm kün değil. Türkiye'de montajcı lık arttıkça dışa bağımlılık artmış durumda. Montajcılık art tıkça dışa bağımlılık artacak.

Bu söylenilenleri tersinden de göstermek mümkün. Türkiye'nin tersi Amerika. Türkiye'de olan ların tam tersinin Amerika Bir leşik Devletleri'nde görmek ge rekir. Aşağıdaki tablo görülme si gerekeni gösteriyor. Ameri kan çokuluslu şirketlerinin çe ş i t l i ülkelerdeki uydu şirket l e r i i l e yaptığı ticaretin Ame rikan İmalat Sanayii ürünleri nin ithalat ve ihracatı içinde ki payını gösteriyor.

1962 1963 1964 1965 19» 1970

Toplam ABD İmalat ürünleri İhracatı içinde Uydu Şirketlere

İhracat

17,9

19,7 20,3 22,5 21,2 23,5

Toplam ABD imalat OrüoleH İthalatı teinde Uydu Şirketlerden

İthalat

14,4

15,5

18,5

15,9

14,5

15,6

Amerikan Çokuluslu Şirketlerinin Uydu Şirketleri İle Yaptığı Dış Ticaret

Amerikan kaynaklı çokuluslu ş i r ketlerin diğer ülkedeki uydu şirketlerine yapmış olduğu ihra catın toplam imalat sanayii ürün leri ihracatı içindeki payı gi derek artıyor. Türkiye'nin i t halatının artmasına, tersinden benzeyen, bir durum. Buna kar ş ı l ı k uydu şirketlerden yapılan i t h a l a t ı n toplam sanayi ürünle ri ithalatı içindeki payındaki a r t ı ş önemli sayılamayacak düzey de. Üstelik bu a r t ı ş ı da, Türki ye gibi ülkelerden yapılan itha lattan daha çok gelişmiş sanayi ülkelerindeki büyük ölçekli ve i l e r i teknoloji kullanan uydu şirketlerden yapılan ithalatla " açıklamak zorunlu.

KAR TRANSFERİ TRANSFER FİYATLARI

Kâr transferleri üzerinde çok duruldu. Gelen yabancı sermaye nin gittikçe artan ölçüde kâr transferi ettiği belirtildi. Giderek yıllık yabancı sermaye girişlerini aşan ölçüde kâr transferi yapıldığı ileri sü rüldü. Aşağıdaki tablo bütün bunların doğruluğunu gösteri yor.

Y ıllar

1964 1965 1966 1967 1968 1969 1970 1971 1972 1973 1974

F i i l e n Gelen Sermaye 69,885 95,598 b9,580 67,750 92,357 61,367 90,550 102,917 129,125 374,000 106,728

KSr Transferi

17,632 32,557 47,243 53,488 68,344 . 64,344 71,086 72,518 98,515 123,196 148,884

Oran

2b,2 34,0 67.8 78,9 73,9 104,8 78,5 70,4 76,2 32,9 139,5

Türkiye 'ye Gelen Yabancı Sermaye ve Kâr Transferi

Yalnız yabancı sermayenin bir ülkeden, bu arada Türkiye'den, götürdüklerini sadece kâr trans feri, royalti, lisans ve benze ri ödemelerle sınırlamak, bütü nün çok küçük bir parçasını gör mek demek olur. Bütünün bütünü nü görebilmek için montajcılı ğın parçaları birleştiren bir sanayi kolu olduğunu ve dış t i caretin yapısını hatırlamak ge rek. Montajcılığın yapısı ile dış ticaret uygulamalarını bir leştirmek için de bir kavram gerekli: Transfer Fiyatları: Kâr transferinin çok büyük bir bölümünü, resmi kayıtlarda gö rülmeyen bölümünü, ancak trans fer fiyatları kavramı ile anla mak mümkün oluyor.

Bunun için önce dış ticaret uy gulamalarını ele almak gereki yor. Burada da bir temel araş tırma var, Cahit Kayra, Maliye Bakanlığı Tetkik Kurulu Başkanı iken Türkiye'nin dış ticaret istatistiklerinde kayıtlı itha lat ve ihracatı, Türkiye ile t i caret yapan ülkelerin dış tica ret kayıtları ile karşılaştırdı. Yaptığı incelemenin sonuçlarını "Türkiye'nin Dış ödemeler Den gesi Tahminleri" adı altında bir kitapta ortaya koydu. Bu ki tap, Türkiye'de yapılan dış t i caret kaçakçılığı konusunda ilk pratik, pratik olduğu kadar da değerli bir araştırma. Çok bü yük döviz ve vergi kaçakçılığı nı kanıtlarıyla ortaya koyuyor.

Burası ayrı. Araştırmanın bir de konuyla i l g i l i yanı var. Aşa ğıda, Kayra'nın kitabının 41 ve 42'inci sayfalarından alınan tablo, dış ticaret oyunlarının montajcılık üzerindeki yansıma sını özetliyor.

Tablo, Türkiye'nin dış ticaret istatistiklerindeki kayıtlı it halatının gerçek ithalatına uy madığını gösteriyor., Gerçek i t halat, Türkiye'ye ihraç yapan ülkelerin dış ticaret kayıtla rından elde edilmiş durumda.

Gerçek İthalat

Ham Kaacuk Kimyasal Bileşikler Elektrik Makinaları Taşıt Araçları

5.151 39.261 76.067 108.202

Kayıtlı İthalat

8.424 44.521 50.892 70.527

+ 3.273 + 5.273 25.175 37.675

Gerçek Ve Kayıtlı İthalat Arasındaki Fark. 1969 (Bin dolar)

Burası önemli. Ancak daha önem li olan durum, bazı ithal ka lemlerinde kayıtlı ithalatın gerçek ithalattan fazla olması. Kayıtlı ithalatın gerçek itha lattan az olduğu durumları an lamak kolay. Kota tahditlerini aşmak, gümrük vergisinden ve daha sonra da gelir ve kurumlar vergisinden kaçakçılık yapmak, kayıtlı ithalatı, gerçek itha latın altında göstermek için yeterli nedenler. Ancak bir de kayıtlı ithalatın gerçek itha lattan fazla gösterildiği du rumlar var. Bu nasıl açıklana cak ?

Burada da kayıtlı ithalatın ger çek ithalattan fazla gösterildi ği kalemlere bakmak gerekiyor. İki kalem grubu arasında bir ö nemli fark göze çarpıyor. Kayıt lı ithalatın gerçek ithalattan fazla gösterildiği ithal kalem leri, Türkiye imalat sanayiinde ham madde olarak kullanılan mal ları gösteriyor. Ham kauçuk ve kimyasal bileşikler Türkiye'de imalat sanayiinde ham madde ola rak kullanılarak piyasaya sürü lüyor. Buna karşın elektrik ma kinaları ve taşıt araçları, doğ rudan doğruya kullanıcılara sa tılıyor.

Şimdi, ham madde olarak kullanı lan mallarda kayıtlı ithalatın gerçek ithalattan fazla göste rilmesinin nedenlerine inmenin sırası. Kayıtlı ithalatın değer olarak yüksek gösterilmesinin nedenlerinden b i r i s i ithal fi yatını yüksek göstermek. Bu ne demek? Bu şu demek: Bir firma, yabancı sermaye ile çalışan bir montaj firması, yurt dışındaki ana firmadan ithal ettiği ham madde fiyatlarını yüksek göster miş olabilir. Bu takdirde, bu hammaddenin Türkiye'de kulla nılması ile elde edilecek kâr ların bir bölümü, hem de Türki ye'de gerekli gelir ve kurumlar vergisini ödemeden transfer et miş olabilir. Kârı önceden trans fer etmek için aaha değişik fi yatlar kullanmış olabilir. Bu tür dünya fiyatlarını yansıtma yan ve bir uydu şirketteki kâ rın ana şirkete transfer edil mesini sağlayan fiyatlara, "transfer fiyatları" deniliyor.

Bu çok yaygın bir uygulama. Çok yaygın olmasına karşın üzerinde çok az araştırma yapılmış bir uygulama. Ekonomik yazında trans fer fiyatları üzerinde yapılmış bir tek araştırmaya rastlanıyor.

umm

Bu araştırma da Vaitsos tarafın dan Colombia ekonomisi üzerinde yapılmış. Vaitsos, Colombia eko nomisinde montajcılık yoluyla ve yabancı sermaye ile işleti len ilaç sanayiinde transfer fi yatlarının gerçek fiyatların yüzde 155 oranında üstünde oldu ğunu saptıyor.

Kayra1nın araştırmasının montaj cılık üzerindeki yansımalarını bulabilmek için yapılan bir de neme benzer durumların Türkiye' de de olduğunu ortaya koyuyor. Yabancı sermaye ile çalışan las tik sanayindeki firmaların ham kauçuk ithalatı için gösterdik leri fiyatın aynı yılın dünya fiyatlarının yüzde 50 ve sente tik kauçuk için gösterilen ithal fiyatının da dünya piyasaların daki fiyatın yüzde 85 oranında üstün olduğu ortaya konuyor. Bunlar 1973 yılına ait. Bu yol la, transfer fiyatları kullanı larak yapılan kâr transferi bir yılda 40 milyon lirayı buluyor. Ticaret Bakanlığınca hazırlanan ve özetin başında açıklayıcı tablo haline getirilen yabancı sermaye ile ilgili istatistik ler ise Türkiye'deki yabancı sermaye ile çalışan üç lastik firmasının yine 1973 yılında gösterdikleri "transfer edile bilir kâr" toplamı 27 milyon lira kadar. Böylece sadece iki madde için kullanılan transfer fiyatları ile ana firmaya, res mi kâr transferinin çok üstünde bir kâr transfer edilmiş olduğu ortaya çıkıyor.

Türkiye'nin asıl sömürüsü bura da. Montajcılıkta transfer fi yatları yoluyla yapılan kâr transferleri, resmi kâr trans ferlerinin çok üstünde. Bunu denetlemek mümkün değil. Yaban cı sermayeye dayalı montajcılı ğı ve bugünkü dış ticaret sis temini kökten değiştirmedikçe, bunu önlemek mümkün değil. Ya bancı sermayeye dayalı montaj cılık ile mevcut dış ticaret uygulamaları biri biriyle bağım lı iki sistem.

ÖZETİN SONU : TÜKETİCİLERİN YÜKÜ

Konferansın özetini yaparken, bu konferans için yapmış oldu ğum hazırlıkların bütününü ö zetlemem mümkün olmadı. Ancak buradaki özet, montajcılığın temel niteliklerini ortaya koy tnayı amaçlıyor. Bu amaç içinde bir nokta eksik kalıyor. Mon tajcılığın, tüketicilere, mon

Malın Cinsi

Binek Araba (A) Binek Araba (B) Binek Araba (C) Minibüs Kamyon Traktör Radyo A Radyo B Teyp Pikap

Televizyon

Niteliği

^

4 kapı 1200 motor 41105

2 kapı 1300 motor 38872

4 kapı 1300 motor 47850

10 k i ş i l i k

71565

Dizel 7,5 ton

125074

64 beygir gücü 91792

Çanta t i p i 3 dalga 392

Masa t i p i 3 dalga 900

Ceryanlı 2 Track 1700

7 Transistor

p11/ceryan

61 Ekran

Pf S

1697 1677 2232 2270 4915 5174

30 49 53 25

Md TL

8239 6022 20594 11594 31233 39697

65 124 235 61

Mf

$ TL/S

589 430 1471 356 2231 2836

5 9 17 5

32,5 25,8 35,7 42,1 35,0 22,3 13,1 21,3 40,4 22,3

51 36,4

Pahalılık Katsayısı (

2,3 1,9 2,6 3,0 2,5 1,6 0,9 1,5 2,9 1,6

2,6

N o t l a r : Fr : Mal Kuru PdY Mal'ın yurt i ç i fob s a t ı ş f i y a t ı TL

Pf : Malın yurt dışı fob satış f i y a t ı $ Md : İthal edilen g i r d i l e r i n fob değeri TL

Mf : İthal edilen g i r d i l e r i n değeri $

Pd Md TL

Pf Mf S

Bazı Sınai Mallar İçin "Mal Kurları'

taj sanayiinin ürünlerini kul lananlara getirdiği yük nedir ?

Bu soruya Ankara İktisadi ve Ticari İlimler Akademisi öğre tim üyesi Dr.Cem Alpar'ın yap mış olduğu bir çalışmanın bir tablosunu alarak cevap vermek mümkün. Bu çalışma, Siyasal Bilgiler Fakültesi tarafından yakında yayınlanan "Cumhuriyet' in 50'inci Yılında Türkiye'de Sanayileşme ve Sorunları Semi neri" kitabında yer alıyor. Ça lışmanın uzun başlığı ise şu: "Türkiye'nin AET Üyeliği ve Katma Protokol Karşısında Dış Ticaret Politikamızın Değişen Koruyucu Niteliği ve Sanayileş me Sorunu."

Dr. Cem Alpar, montaj sanayiin belli başlı ürünleri için "mal kurları" hesaplıyor. Mal kuru nun tanımı, kendi ifadesiyle, şöyle: "Mal kuru, aynı malın dolaylı vergilerinden arıtıl mış iki ülkedeki fiyatlarını eşitleyen döviz kuru olarak ta nımlanabilir, örneğin Türkiye' de dolaylı vergilerden arıtıl mış bir malın fiyatı 1.00 TL aynı malın Almanya fiyatı 4 do lar ise, bu malın Türkiye için mal kuru 100/4 = 25 TL dolardır. Başka bir deyişle Türkiye ancak bir dolar = 25 TL'dan bu mala Almanya'ya karşı rekabet gücü ne sahip olacaktır." (Sayfa 833)

Araştırmacı, hesaplamasında kul landığı kaynakları ise şu şekil de açıklıyor: "Tablo 6'da bazı montaj sanayii mamulleri ile ilgili mal kurlarına temel teş

kil eden veriler Sanayi Bakan lığı Montaj Dairesinden alınmış ve verilerin tutarlılığı birden fazla firmanın dosyaları ince lendikten sonra, grubu temsil kabiliyeti olan firmaların ve rilerinin kullanılmasıyla sağ lanmıştır." (Sayfa 834)

Araştırmacı Dr.Cem Alpar'ın il gili dairenin dosyalarını ince lemek şansına eriştiği anlaşı lıyor. Böylece montaj sanayii ürünlerinin Türkiye'deki tüke ticilerin omuzlarına bindirdik leri yüke açıklık getirmiş olu yor. Yukarıdaki tablo Cem Al par'a ait. Sonuna pahalılık kat sayısı ile ilgili bir sütun ek ledim. Pahalılık katsayısı mal kurlarının resmi dolar fiyatı ile bölünmesiyle elde ediliyor.

Böylece her türlü vergiler ve ithal yoluyla gelen girdilerden arıtıldıktan sonra Türkiye'de piyasaya sürülen bir montaj sa nayii ürününün diğer ülkelerde ki benzerinden kaç kat daha pa halı olduğu ortaya çıkıyor. Tab lodaki tanımlara göre çeşitli montaj sanayii ürünlerini somut laştırmakta mümkün.

Bu tablo, bugünkü montaj sana yiin yükünü Türkiye'nin tüketi cilerinin yüklendiğini çok açık bir şekilde ortaya koyuyor. Tür kiye 'de tüketici, dışa bağımlı montaj sanayii kurulsun diye, bu sanayi olmadan elde edebile ceğinden çok daha yüksek bir fi yatla montaj sanayiin ürünleri ni satın almak zorunda bırakılı yor.

ur