Elektrik Mühendisliği · Sayı 429 · Kasım 2006
ANIMSATTIKLARI VE DÜŞÜNDÜRDÜKLERİYLE HASAN BALIKÇI
Kadın ve toplumsal cinsiyet Kitap tanıtımı
- Yıl
- 2006
- Sayfa
- 1
- Okuma süresi
- 2 dk
- Görüntülenme
- 0
Konu
İlgili: Mühendislik mesleği, meslek hakları ve istihdam, Toplum, demokrasi ve emek
Anahtar kelimeler
- Hasan Balıkçı
- Ersin Toker
- TEDAŞ
- kaçak elektrik
- Yalnız Değilsin
- dürüstlük
Özet
Yazı, TEDAŞ'ta görev yaparken kaçak elektrik kullanımına karşı verdiği mücadele nedeniyle öldürülen elektrik mühendisi Hasan Balıkçı'nın yaşamını konu alan 'Yalnız Değilsin' kitabını tanıtıyor ve onun devrimci kişiliğini, sistemin çarpık işleyişini tartışıyor.
Tam metin
Metin PDF'ten otomatik çıkarılmıştır; tablo, şekil ve formüller eksik ya da hatalı olabilir. Özgün dizgi için PDF'e bakın.
ANIMSATTIKLARI VE DÜŞÜNDÜRTTÜKLERİYLE
HASAN BALIKÇI
Hakkı ZABCI – Yazar
Halkın demokratik örgütlenmesinde, dürüstlük, devrimci önderliğin en büyük ve en etkili silahlarından biridir.
Ersin Toker’in Yalnız Değilsin adını verdiği, Hasan Balıkçı’nın yaşam öyküsünü ve katledilişini ayrıntılı belgelere dayandırarak anlatan kitabı okurla buluştu.
Kitabın yayımlayıcısı TMMOB Elektrik Mühendisleri Odası (EMO) Balıkçı’nın Elektrik Mühendisi olması ve görev yaptığı TEDAŞ Adana ve Urfa Müdürlükleri’nde büyük işletmelerin kaçak elektrik kullanımına karşı verdiği kararlı mücadele nedeniyle kiralık katillerce öldürülüşü, bu sahiplenmenin doğal bir gelişimi olarak kabul edilmeli.
Hem EMO’yu hem de Ersin Toker’i, Hasan Balıkçı’yı devrim sürecinden kopmuş ritim bozukluğu içinde by-pass için bir türlü neşter altına yatamayan Türkiye solunun orta yerine bir saatli bomba gibi bıraktıkları için kutlamalı. Kutlamalı, çünkü bu vesile ile sol hem bir değerlendirme yapma, hem de kendini sorgulama olanağına sahip olabilir, olmayabilirlik olasılığı yüksek olmasına rağmen…
Hasan Balıkçı, Adana TEDAŞ’ta görev yaptığı dönemde, bol sıfırlı rüşvetleri reddederek, Turgut Özal’ın “Benim memurum işini bilir” betimlemesinin aksine “işini bilmez” bir kamu görevlisi olarak, tehditlere aldırmadan kaçak elektrik kullanan sanayicilerin üzerine kararlılıkla gittiği için öldürüldü. Olay, basında, demokratik kitle örgütlerinin bildirilerinde, sivil toplum kuruluşlarının demeçlerinde geniş ölçüde yer aldı.
Görevini yapanın kahraman ilan edildiği ülkede, “dürüstlük”, “namusluluk”, “cesaret” ve “idealistlik” ve benzeri kavramlarla tanıtılmaya çalışılan Balıkçı’ya birçoğumuzun daha önce bilmediği “Uluslararası Dürüstlük Ödülü” verildi, katledildikten sonra.
Dürüst Hasan, adına çalıştığı TEDAŞ’ın gelirini ikiye, üçe katlarken ödüllendirileceğine Urfa’ya sürülerek cezalandırılıyor; cezalandıranlar ölüsüne de sahip çıkmıyor. Bu çelişki kapitalist sistemin çarpık işleyişini ortaya koyuyor. Mafya, siyasetçi/bürokrat, sanayici üçgenindeki ölüm pazarı, Hasan’ı ortadan kaldırıyor.
Bütün bu gelişmeler, kitapta belgeleriyle, mahkeme tutanaklarıyla, gazete kupürleriyle, ilgililerin anlatımıyla, ayrıntılı bir arka planla birlikte başarıyla ortaya konuyor.
Ersin Toker, sistemin çarpık işleyişinin yarattığı felaketleri lanetleyen basının bir adım ilerisine giderek Hasan Balıkçı’nın devrimci kişiliğini irdeliyor.
Hasan’ın kişiliğine vakıf oldukça, onun gösterişsiz sade yaşantısının derinliklerine gömdüğü devrimci onur, devrimci cesaret ve devrimci ahlaktan beslendiğini kavrıyoruz ve onun onurunu, cesaretini ve dürüstlüğünü devrimciliğinden aldığını algılıyoruz.
Bu kitap okunmalı; yazılanların ötesine gitmek için okunmalı.
YAZILANLARIN ÖTESİNDE NELER VAR?
İçinde bulunduğumuz dönemde, emperyalist kapitalist sistem kendini yeniden üretme doğrultusunda çok uluslu sermayenin hegemonik yaygınlaşmasını artan bir biçimde örgütlemeye çalışır. Bu doğrultuda sistem ideolojik boyutu ile ekonomik, toplumsal ve kültürel boyutları arasında yeni yeni dengeler oluşturarak, siyasi egemenliğini devam ettirir. Egemenliğini devam ettirirken hegemonyasına yönelik toplumsal başkaldırıları nötralize etmeye önem verir. Bunun için Dünya Bankası, IMF, Dünya Ticaret Örgütü gibi küresel kuruluşları etkin bir biçimde devreye sokar.
İçinde bulunduğumuz dönemde, yaşanan değer çöküşü ile birlikte pek çok kavramın içinin boşaldığından, hatta kavelektrik mühendisliği 83