Elektrik Mühendisliği · Sayı 430 · Nisan 2007

NÜKLEER İNATLAŞMA SÜRÜYOR-GÖLTAŞ: 'ÖNCELİĞİMİZ ALTERNATİF KAYNAKLAR OLMALI'

Nükleer enerji Haber ve etkinlik

Yıl
2007
Sayfa
2
Okuma süresi
4 dk
Görüntülenme
0

Konu

Nükleer enerji

İlgili: Çevre ve iklim, Enerji politikası, piyasa ve özelleştirme

Anahtar kelimeler

  • Nükleer Karşıtı Platform
  • Çernobil
  • Sinop nükleer santrali
  • EMO
  • rüzgar enerjisi potansiyeli
  • radyasyon

Özet

TBMM'de görüşülen Nükleer Güç Santralları Yasa Tasarısı'na EMO ve bilim insanlarının karşı çıkışı ile Antalya'da düzenlenen panelde EMO Yönetim Kurulu Yazmanı Cengiz Göltaş'ın nükleer santral yerine alternatif enerji kaynaklarına öncelik verilmesi çağrısı aktarılıyor.

Tam metin

Metin PDF'ten otomatik çıkarılmıştır; tablo, şekil ve formüller eksik ya da hatalı olabilir. Özgün dizgi için PDF'e bakın.

NÜKLEERDE İNATLAŞMA SÜRÜYOR

Çevre Komisyonu’nda kabul edilen Nükleer Güç Santrallarının Kurulması ve İşletilmesi İle Enerji Satışına İlişkin Yasa Tasarısı, Sanayi, Ticaret, Enerji, Tabii Kaynaklar, Bilgi ve Teknoloji Komisyonu’nda görüşüldü. Tasarının geneli üzerinde yapılan görüşmeye, Nükleer Karşıtı Platform Sekreteryası olarak Elektrik Mühendisleri Odası katıldı.

Komisyon toplantısında, Elektrik Mühendisleri Odası Yönetim Kurulu Yazmanı Cengiz Göltaş, Yönetim Kurulu Üyesi İbrahim Aksöz, Nükleer Karşıtı Platform Sekreterya Görevlisi Elektrik Mühendisi Mehmet Atay’ın yanı sıra bilim insanlarının nükleer santral karşıtı bildirgesini hazırlayanlardan olan Prof. Dr. İnci Gökmen de yer aldı. Komisyon üyelerine, imza çalışmaları devam ettirilen, gelinen aşamada 50 bilim insanının imzaladığı “Nükleer Santral Karşıtı Bilim İnsanları Bildirisi” dağıtıldı.

Komisyonda bilgi veren ve nükleer santralların tehlikesine ilişkin bir konuşma yapan ODTÜ Kimya Bölümü’nden Prof. Dr. İnci Gökmen, nükleer santralların atık sorununun hala çözümlenemediğine dikkat çekti. Çernobil kazasının ardından Türkiye üzerindeki etkilerine yönelik olarak çaylar üzerinde yaptığı çalışmalar hakkında bilgi veren Gökmen, Çernobil’in etkisinin resmi rakamlarla 2 bin-4 bin arasında açıklandığını, ancak kendi yaptıkları çalışmaların sonucunun 25 bin kişinin etkilenmiş olduğunu gösterdiğini söyledi.

Prof. Dr. İnci Gökmen’in ardından Hacettepe Üniversitesi Mühendislik Fakültesi Nükleer Enerji Mühendisliği Bölüm Başkanı Prof. Dr. Üner Çolak’a

söz verildi. Komisyonda milletvekilleri dışında yalnızca iki akademisyene söz verildi. Nükleer Karşıtı Platform temsilcileri, tasarıya bütün olarak karşı çıktıkları için genel görüşmenin ardından maddeler üzerinde yapılan görüşmelere katılmadılar.

Ana komisyon olarak belirlenen Sanayi, Ticaret, Enerji, Tabii Kaynaklar, Bilgi ve Teknoloji Komisyonu’nda kabul edilen Nükleer Güç Santralarının Kurulması ve İşletilmesi İle Enerji Satışına İlişkin Yasa Tasarısı’nın Plan ve Bütçe Komisyonu’nda görüşülmeden TBMM Genel Kurulu’nda ele alınacağı öğrenildi.

Nükleer santral, enerji sorunları, enerji politikalarının dünü ve bugünü tartışıldı

GÖLTAŞ:

“Önceliğimiz Alternatif Kaynaklar Olmalı”

Antalya’da yapılan Nükleer Santral, Enerji Sorunları, Enerji Politikalarının Dünü ve Bugünü Paneli’nde konuşan Elektrik Mühendisleri Odası (EMO) Yönetim Kurulu Yazmanı Cengiz Göltaş, pahalı ve sorunlu bir enerji kaynağı olması nedeniyle dünya genelinde nükleer santrallara yönelimin düştüğünü kaydederek, alternatif enerji imkanlarından yararlanılmadan, nükleer enerji santralı kurulmak istenmesini eleştirdi.

Antalya Nükleer Karşıtı Platform’un düzenlediği “Nükleer Santral, Enerji Sorunları, Enerji Politikalarının Dünü ve Bugünü” konulu panel 24 Mart 2007 tarihinde Antalya Serbest Muhasebeci Mali Müşavirler Odası Mustafa Özyürek Salonu’nda yapıldı.

EMO Antalya Şubesi Yönetim Kurulu Başkanı Ayhan Dolanay’ın yönettiği panele, EMO Yönetim Kurulu Yazmanı Cengiz Göltaş, Halk Sağlığı

108 elektrik mühendisliği, 430. sayı, nisan 2007

Uzmanı Dr. Umur Gürsoy ve Türkiye Elektrik Kurumu Nükleer Dairesi Eski Başkanı Güngör Bozkurt konuşmacı olarak katıldı.

Panelde konuşan Göltaş, Enerji Bakanlığı’nca hazırlanan, Türkiye’nin Rüzgar Haritası’nda mevcut potansiyel gücün 48 bin megavat olarak açıklandığına dikkat çekerek, Türkiye’nin böylesine önemli bir enerji potansiyelinden kullandığı miktarın ise sadece 50 megavat olduğunu kaydetti. Mevcut alternatif enerji imkanlarından yararlanılmadan, nükleer enerji santralı kurulmasına çalışılmasını doğru bulmadığını kaydeden Göltaş, “Ülkemize dayatılmaya çalışılan nükleer santral, uluslararası rant çevrelerinin bir oyunudur” diye konuştu.

Pahalı ve sorunlu bir enerji kaynağı olması nedeniyle nükleer santrallara yönelimin düşmekte olduğuna da dikkat çeken Göltaş söyle konuştu:

“Ama maalesef Türkiye’de abartılı birtakım tahminlerle, nükleer santrala ihtiyacın olduğu ileri sürülüyor. 1972 yılında Başbakanlık Atom Enerjisi Komisyonu üyeleri, Prof. Dr. Nejat Ayberk, Prof. Dr. Haşim Kakaç ve Prof. Dr. Ahmet Yüksel Özerler hazırladıkları raporda; ‘İlki 1981’de, yedincisi 1997’de devreye girmek üzere 7 bin megavatlık

nükleer santralların kurulması gerekiyor. Zira, 1981’den sonra ulusal kaynaklarımız tükenecek, toplam enerji ihtiyacımız içerisinde ulusal kaynağımızın payının yüzde 18’de kalacağı tahmin edilmekledir’ diyorlar. Oysa içinde bunduğumuz 2007 yılında bile herhangi bir kriz söz konusu değil. Hükümetin kısa, orta ve uzun vadeli bir enerji politikasının olması lazım. Planlama ulusal bir anlayışla yönetilirse Türkiye’de enerji sorununun uzun yıllar içerisinde çözümleneceğine inanıyorum.”

“URANYUMUNUZ OLSA BİLE BAĞIMLISINIZ”

Türkiye Elektrik Kurumu Nükleer Dairesi Eski Başkanı Güngör Bozkurt ise katılımcıları nükleer santralların tarihçesi hakkında bilgilendirdi. 1992 yılında Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel’in talimatları ile Türkiye’de nükleer santral kurulmasının gündeme geldiğini ifade eden Bozkurt, “1995-96 döneminde nükleer santral için ihaleye çıkıldı. O dönem tek firmaya yönelinmesini eleştirdim ve görevden alındım” diye konuştu. Yakıt olarak kullanabilmek için uranyum zenginleştirmesinin zorunlu olduğunu kaydeden Bozkurt,

“Türkiye’de toprağın altı tamamen uranyum olsa bile bağımlısınız, kullanamazsınız, zenginleştirebilmesi için çok ileri teknolojiye ihtiyaç var. Uranyumu zenginleştirmeden kullanamazsınız. Bu teknolojiniz yoksa yüzde 100 bağımlısınız demektir” dedi.

“KAZA RİSKİ GÖZARDI EDİLİYOR”

Halk Sağlığı Uzmanı Dr. Umur Gürsoy, günümüzdeki kanser vakalarının artışından, Çernobil kazası sonrası, halkın karşısına geçip de çay içen politikacıların sorumlu olduğunu belirterek, “Bir ülkede güvenlik ahlakını devlet tesis eder” diye konuştu. Zamanında gerekli uyarıların yapılmayışının bedelinin bugün çok ağır bir şekilde ödenmekte olduğunu da ifade eden Gürsoy, “Radyasyon gelecek kuşaklar için çok tehlikelidir. Dünya üzerinde, ilki 1950’lerde kurulmuş ortalama ömürleri 19 yıl olan 442 tane nükleer santral var. Bunların arka havuzlarında, çöplüklerinde ise her yıl 30 ton nükleer atık birikiyor ve kaza riskleri de var. Bilimsel olarak, 12.5 yılda bir dünya üzerindeki bir reaktörün, atmosfere radyasyon sızıntısı yapacak kadar kaza yapma ihtimali bulunmaktadır” diye konuştu.

Türkiye’de, insanların radyasyondan

korunmasına yönelik yönetmelikleri

bir “facia” olarak nitelendiren Gürsoy,

şunları söyledi:

“Ayrıca santralın kurulacağı yere 5

ila 95 kilometre mesafede bulunan

kişilere miadı dolmamış iyot tabletlerin dağıtılması gerekiyor. İnsanların da bu tabletleri kazadan en

az 5 saat önce almaları gerekiyor.

Yani devletin ayrıca bir de medyum

çalıştırması lazım. Kaza anında, insanların 45 kilometrelik alandan

iki saat içinde tahliye edilmeleri

gerekiyor. Bugün nükleer santral

kurulması düşünülen Sinop’un

nüfusu 200 bin, Mersin’in ise 1

milyon civarında.”

<

elektrik mühendisliği, 430. sayı, nisan 2007 109