Elektrik Mühendisliği · Sayı 430 · Nisan 2007

EMO'DAN

Cengiz Göltaş

Haberleşme, telekomünikasyon ve yayıncılık Görüş ve değerlendirme

Yıl
2007
Sayfa
1
Okuma süresi
3 dk
Görüntülenme
0

Konu

Haberleşme, telekomünikasyon ve yayıncılık

İlgili: Toplum, demokrasi ve emek, Oda ve TMMOB örgütsel yaşamı

Anahtar kelimeler

  • Türk Telekom özelleştirmesi
  • Telekomünikasyon Kurumu
  • elektronik imza
  • Danıştay davası
  • Cumhurbaşkanlığı seçimi
  • TMMOB

Özet

EMO Yönetim Kurulu Yazmanı Cengiz Göltaş, Türk Telekom'un özelleştirilmesine ve yeni fiyat tarifesine ilişkin Danıştay'a açılan davayı, telekomünikasyon ve elektronik imza konularını değerlendirirken, dönemin Cumhurbaşkanlığı seçim gündemine ve TMMOB-KESK ortak açıklamasına dair siyasi görüşlerini paylaşıyor.

Tam metin

Metin PDF'ten otomatik çıkarılmıştır; tablo, şekil ve formüller eksik ya da hatalı olabilir. Özgün dizgi için PDF'e bakın.

Cengiz Göltaş-Elektrik Mühendisleri Odası Yönetim Kurulu Yazmanı [email protected]

Merhaba …

430. sayımız telekomünikasyon alanındaki son gelişmeleri içeren dosya konumuz ile sizlerle buluşuyor. Tüm kamusal alanın tasfiye edildiği ve temel altyapı hizmeti olan alanların birer birer özelleştirildiği bu dönemde, EMO olarak her zaman olduğu gibi bugün de bu alanların özelleştirilmesine karşı olmaya devam ediyoruz. Hatırlanacağı gibi, Türk Telekom’un özelleştirildiği dönemde açtığımız kamu davası ile sürece taraf olmuştuk. Bugün gelinen noktada bu özelleştirme sonunda kamu tekelinin kaldırılıp yerine bir özel tekelin geçirilmesinin tüm topluma getireceği maliyet daha da gözle görülür hale gelmiştir.

Bu sayımızda ayrıntılı olarak incelediğimiz TTAŞ’nin yeni fiyat tarifesi konusunda Odamız, 8 Mart 2007 tarihinde Danıştay’a başvurdu. Uluslararası ve şehirlerarası görüşmelere yapılan indirimle üzeri örtülmeye çalışılan şehiriçi görüşmelere yapılan zam ile ciddi bir gelir artışı sağlayan Türk Telekom’un yeni fiyat tarifesi konusunda açılan davada, Telekomünikasyon Kurulu’nun yeni tarifeye yönelik onay kararının, ayrıca bu karara dayanak teşkil eden tebliğin iptali ve yürütmesinin durdurulması istendi.

Telekomünikasyon, elektronik iletişim ve bilgi teknolojileri, giderek iç içe geçmekte, ülkelerin gelişiminde belirleyici rol oynamaya başlamaktadır. İletilen bilginin güvenilirliğinin sağlanmasında ve elektronik ortamda pek çok işlemin yapılabilmesinde temel oluşturacak elektronik imza uygulamasına yönelik bilgilerin yer aldığı bir çalışmayı, dergimizin eki olarak sizlere sunmanın yararlı olacağını düşündük. Adalet Bakanlığı Bilgi İşlem Dairesi Başkan Yardımcısı Hakim Mesut Orta’ya “Türkiye’de Elektronik İmza Uygulaması” konulu bu çalışması nedeniyle teşekkürü bir borç biliriz.

Diğer yandan bu sayımız ülke gündeminin giderek Cumhurbaşkanlığı ve Meclis seçimlerine yoğunlaştığı bir dönemde sizlere ulaşacak. Sürdürülen tartışma düzeyi yeni bir umudu yaratmasa da, biz yine bu toplumu “yönetme”ye aday olanlara taleplerimizi söylemeye devam edeceğiz.

EMO bütünselliği içinde, kendi alanımızdan ne oranda çözümler üretmeye çalışmış olursak olalım önemli bir gerçekliğin her zaman farkında olduk. Meslek alanımıza ve üyelerimize ait temel sorunların çözümü, bilimsel düşünceyi esas alan barış ve bölüşüm ekseninde yeni bir siyasal irade yaratılmadan mümkün görülmüyor.

Elbette, yurttaşlarına özgür ve eşit bir gelecek vaat eden gerçek bir siyasal iradenin açığa çıkması için en başta 12 Eylül hukukunun ürünü olan antidemokratik yüzde 10’luk seçim barajları ve Siyasi Partiler Yasası’nın değiştirilerek, düşünce ve örgütlenme özgürlüğünün önündeki engellerin kaldırılması gerekli. Ancak bu şartlarda toplumun tercihlerinin büyük oranda Meclis’e yansıyacağı ve Cumhurbaşkanlığı seçiminin meşruiyet tartışmaları ile gölgelenmeyeceği demokratik bir işleyiş yaratılabilir.

Tam da bu noktada 11 Nisan 2007’de TMMOB’nin KESK ile birlikte yaptığı ortak açıklamada “Nasıl bir Cumhurbaşkanı..? ” sorusuna verdiği yanıtı, tarihe düşürülen önemli bir not olarak sahipleniyoruz.

“Cumhurbaşkanı Taraf Olmalıdır!

Biz, neo-liberalizme, gericiliğe ve ırkçılığa karşı eşitlikten, özgürlükten, laiklikten, demokrasiden yani emekten ve halktan yana tavır alacak bir Cumhurbaşkanı istiyoruz.

Biz; gericiliği toplumun ve devletin her zerresine yerleştirmek ve kurumsallaştırmak isteyenlerle, IMF ve ABD’nin emirlerini harfiyen yerine getirenlerle darbeci generaller arasından bir tercih yapmak zorunda değiliz.

Biz asıl yapılması gerekenin, cumhurbaşkanlığı sorununu da çözecek olanın bir demokratik dönüşümün gerçekleştirilmesi olduğunu söylüyoruz.”

Hangi gündeme ilişkin konuşuyor olursa olsun, sözlerini “Kartaca Mutlaka Yıkılmalıdır” diye bitirmekle tarihe geçen Roma’lı Senatör Marcus Porcius Cato’nun fikri takibini, başka bir yüzyılda yaşamın her alanında, kullandığımız her kürsüde yaptığımız üretimlerin özeti olarak “Başka bir Türkiye Mümkündür” söylemiyle devam ettirmeyi gerçek bir yurtseverlik olarak sürdüreceğiz.

Tarih Kartaca’nın yıkıldığına şahit oldu. Elbette bilimin egemen olduğu emek ve demokrasiden yana başka bir Türkiye’nin mümkün olduğuna da şahit olacaktır.

Sevgiyle ve Dostlukla…

8 elektrik mühendisliği, 430. sayı, nisan 2007