Elektrik Mühendisliği · Sayı 432 · Aralık 2007

II. SMM SEMPOZYUMU GERÇEKLEŞTİRİLDİ

Oda ve TMMOB örgütsel yaşamı Haber ve etkinlik

Yıl
2007
Sayfa
2
Okuma süresi
4 dk
Görüntülenme
0

Konu

Oda ve TMMOB örgütsel yaşamı

İlgili: Mühendislik mesleği, meslek hakları ve istihdam, Mevzuat ve hukuk

Anahtar kelimeler

  • SMM Sempozyumu
  • EMO Antalya Şubesi
  • Serbest Müşavir Mühendislik
  • GATS
  • yabancı mühendis çalışma izni
  • nükleer enerji yasası

Özet

EMO Antalya Şubesi tarafından düzenlenen II. SMM Sempozyumu'nda EMO yöneticileri hükümet politikalarını, nükleer enerji tartışmalarını ve SMM belgelendirme sürecini değerlendirirken, mühendislik hizmetlerinin serbestleşmesi ve yabancı mühendislerin çalışma koşullarına ilişkin düzenlemeler eleştirildi.

Tam metin

Metin PDF'ten otomatik çıkarılmıştır; tablo, şekil ve formüller eksik ya da hatalı olabilir. Özgün dizgi için PDF'e bakın.

Elektrik Mühendisleri Odası (EMO) adına Antalya Şubesi tarafından düzenlenen, “II. SMM Sempozyumu”, 10- 11 Kasım 2007 tarihinde yapıldı. Serbest Müşavir Mühendis (SMM) üyelerinin karşılaştıkları günlük sorunlar ve bu sorunlara çözüm önerileri oluşturulması yerine, konunun bilim ışığında, evrensel ve teknik boyutlarıyla ele alınmasının amaçlandığı sempozyum, Antalya’da gerçekleştirildi.

Sempozyum açılışında, Sempozyum Sekreteri Sıtkı Çiğdem, EMO Antalya Şubesi Yönetim Kurulu Başkanı Ayhan Dolanay ve EMO Yönetim Kurulu Saymanı Hüseyin Önder konuştu. Sempozyum kapsamında, 6 oturumda 17 sunum gerçekleştirildi. Sempozyum, “SMM Hizmet Alanlarına EMO Birimlerinin Bakışı ve Uygulamalar” konulu forumla tamamlandı.

EMO Yönetim Kurulu Saymanı Hüseyin Önder, sempozyum açılışında yaptığı konuşmada, AKP Hükümeti tarafından uygulanan politikaları eleştirdi. Önder, “80’li yıllardan bu yana sıkça söz edilen IMF ve Dünya Bankası direktifleriyle uygulanmakta olan küreselleşme politikaları, özelleştirme uygulamaları, kamunun tasfiyesi, serbestleşme ve piyasalaştırma kavramları 59. Hükümet ile birlikte büyük bir ivme kazandı” dedi. Hüseyin Önder, daha önceki hükümetlerin aynı IMF politikalarını sürdürmelerine rağmen art arda gelen ekonomik krizler ve yaşanan yolsuzluk olaylarının, özelleştirmelerin yatırımların önünü açacağı, işsizliğin ve ekonominin düzeleceği beklentilerinin, AKP’yi yeniden iktidar yaptığını söyledi.

Nükleer enerji yasasıyla ilgili EMO’nun görüşlerinin ideolojik olarak değerlendirilmeye çalışılmasını eleştiren Önder, EMO’nun yasayla kurulmuş bir meslek odası olduğunu belirterek, ülke ve meslek çıkarları doğrultusunda kendi görüşlerini dile getirmekten çekinmediğinin altını çizdi. EMO’nun nükleer enerjiye ilişkin görüş ve mücadelesini anlatan Önder, şöyle konuştu:

“Türkiye’de bir süreden bu yana nükleer güç santrallarının yapımı konusunda bir lobi oluşmuş ve devlette de bu hakim hale gelmiş. Hatta daha önceki hükümet döneminde de bu nükleer güç santrallarının yapımına ilişkin birtakım işler yapıldı. Fakat yaşanan birtakım yolsuzluklardan dolayı, sanıyorum Bülent Ecevit bu yolsuzluktan dolayı son dakikada el koydu ve bunun yapımını engelledi. Böyle bir süreç yaşandı. O nedenle eğer o ideolojikse, söylemek istediğimiz şey bu. Şu anda tam da nükleer güç santralı yapılmasının kendisi ideolojidir.”

SMM Belgelendirmede Değişikliğe Gidildi

SMM belgelendirmeleri konusunda yaşanan tartışmaları anımsatan Önder, SMM Daimi Komisyonu’nda son alınan tavsiye kararlarının, Yönetim Kurulu’nca değerlendirildiğini ve alınan olumlu kararlarla sıkıntıların aşılacağı umudunu taşıdıklarını söyledi. Belge alma konusunda değişiklik yapan kararın şubelere de iletildiğini aktaran Önder, burada da eksiklikler varsa yine düzeltmeye gidilebileceğini sözlerine ekledi.

136 elektrik mühendisliği, 432. sayı, aralık 2007

“Meslek Alanlarına Sahip Çıkılmalı”

EMO Antalya Şubesi Yönetim Kurulu Başkanı Ayhan Dolanay, Anayasa’nın kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşlarına ilişkin maddesi, TMMOB Kanunu ve EMO’nun amaçlarına atıfta bulunarak, meslek alanlarına sahip çıkılması gereğini vurguladı. “Mesleğimizi ve meslek alanlarımızı işgallerden kurtaralım” diyen Dolanay, “Ülkemizin diğer ülkelerle rekabet edebilmesi, muasır medeniyetler seviyesine çıkabilmesi için üreten, bilgi satan, fikri hür, vicdanı hür mühendislerden oluşan bir topluluğa sahip olması gerektiği açıktır” dedi.

Dolanay, SMM Hizmetleri Yönetmeliği’nin SMM belgesi verilmesine ilişkin koşulların düzenlendiği maddedeki ortaklık zorunluluğu hakkındaki düzenlemelerden bazılarının kaldırılmasını istedi. Dolanay, “EMO, bir vatandaşın elektrik çarpmasından ölmesini; büyük bir fabrikanın yanarak milli servetin yok olmasını ve yapmadıkları işe ben yaptım diyerek kolay para kazanmayı alışkanlık haline getirip önce özgüvenlerini sonra SMM’in ilk harfi serbestliklerini ve en son olarak da haysiyetlerini kaybetmiş üyelerden oluşan bir topluluk olmayı bekleyemez” diye konuştu. Yalnızca SMM üyelerin değil, yapı denetiminde ve üçüncü şahıs firmalarda çalışan mühendislerin de denetlenmesi gerektiğini söyleyen Dolanay, “EMO işgal altındaki çalışma alanlarına bir an önce yönetmelikler çerçevesinde, üyeleri ile birlikte mücadele ederek sahip olmalı ve üyeler rekabet etmeli, ama bu rekabet verilen hizmetin içeriği, kalitesiyle olmalı” dedi.

“Küçük Büroların Yaşama Şansı Kalmadı”

Sempozyum Sekreteri Sıtkı Çiğdem, hazırlık süreci hakkında bilgi verdiği sempozyumun yalnızca SMM üyeleriyle sınırlı olmaması için belirlenen konu başlıklarında tüm üyelerin katkı

koymalarına olanak sağlandığını aktardı. Bu sempozyumda ilk kez bildirilerin kitaplaştırılarak önceden dağıtımının gerçekleştirildiğini söyleyen Çiğdem, SMM hizmetleri kapsamına giren çalışma alanlarının çeşitlendirilerek arttırılmasının artık bir gereksinim haline geldiğini belirtti. Bu çerçevede enerji alanındaki kazanımların elektronik, haberleşme, bilgisayar ve biyomedikal mühendislikleri alanlarında da sağlanması gerektiğini ifade eden Çiğdem, “Bu alanların tümünde, üyelerimizin meslek içi sürekli eğitimlerinin gerçekleştirilmesi, ilgi alanlarında yetkinliklerini gösterir belgelerinin geçerliliğinde, meslek içi eğitimlere katılımı esas alan ölçme ve değerlendirme sisteminin Odamızca kurulması ve işletilmesi gerekmektedir” dedi.

Sıtkı Çiğdem, Türkiye’de “küçük mühendislik büroları” olarak örgütlenmiş hizmetlerin yaşama şansının azaldığı bir dönem yaşandığına dikkat çekerek, gelişmelere ilişkin şu bilgileri verdi:

“Ülkemizin dünyada eşi benzeri görülmeyen bir teslimiyet içersinde 1995 yılında imzaladığı, Dünya Ticaret Örgütü kapsamındaki Hizmet Ticareti Genel Anlaşması (GATS) ile mühendislik hizmetleri de neredeyse tek taraflı bir biçimde, uluslararası sermayeye yeni pazarlar olarak sunulmaktadır. Birçok AB ülkesi, mühendislik hizmetlerini serbest dolaşımına çekince özel hükümler koyarken, ülkemiz anlaşmayı koşulsuz olarak imzalamıştır. Türkiye’nin koşulsuz olarak imzaladığı anlaşmayla, TMMOB Yasası ve 1938 yılında çıkarılan Mühendislik ve Mimarlık Hakkındaki Yasa’ya uygun olmak koşuluyla, yabancı mühendis ve mimarların ülkemizde çalışmasına olanak sağlanmıştır.

Bütün bunlar yetmezmiş gibi, önceki Cumhurbaşkanı tarafından veto edilen ve şu an TBMM’de bulunan ‘Yabancıların Çalışma İzinleri Hakkında Kanun ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına İlişkin Kanun’ ile AB’ye üye ülkelerden veya

Bakanlar Kurulu’nca belirlenecek diğer ülkelerden gelecek yabancı mimar ve mühendislerin çalışma izinlerinin verilmesinde, TMMOB Kanunu’nun ve 3458 sayılı Mühendislik ve Mimarlık Hakkında Kanunu’nun ilgili maddeleri devre dışı bırakılmaktadır. AB, Hizmetlerin Serbest Dolaşımı kapsamında, ülkemiz mühendis ve mimarlarına kendi ülkelerinde bu olanakları sunmaz iken, AB vatandaşı mühendis ve mimarlar, ülkemiz mühendis ve mimarlarından daha üstün bir konuma getirilmektedir. Bu yasa, ülkemizde yeterli iş alanı bulamayan, işsizlik, sosyal güvence yokluğu, düşük ücret, uzmanlık alanı dışında çalışmak zorunda kalma v.b. sorunlarla yüz yüze olan mühendis ve mimarların sıkıntılarını daha da artıracak, yabancı sermaye ve yabancı mühendis ve mimarlar lehine bir düzenleme olacaktır.”<

elektrik mühendisliği, 432. sayı, aralık 2007 137