Elektrik Mühendisliği · Sayı 432 · Aralık 2007
“PARMAĞA DEĞİL GÜNEŞE BAKIN”
Yenilenebilir enerji Haber ve etkinlik
- Yıl
- 2007
- Sayfa
- 4
- Okuma süresi
- 8 dk
- Görüntülenme
- 0
Konu
İlgili: Oda ve TMMOB örgütsel yaşamı, Enerji politikası, piyasa ve özelleştirme
Anahtar kelimeler
- Yenilenebilir Enerji Sempozyumu
- Kemal Ulusaler
- Gaziantep Üniversitesi
- rüzgar enerjisi
- güneş enerjisi
- Cengiz Göltaş
Özet
Gaziantep'te düzenlenen IV. Yenilenebilir Enerji Sempozyumu'nda EMO Yönetim Kurulu Başkanı Kemal Ulusaler ve diğer konuşmacılar, Türkiye'nin fosil yakıtlara bağımlılığını, yenilenebilir enerjiye yeterince yatırım yapılmadığını ve enerji politikalarının değişmesi gerektiğini vurguladı. Sempozyum kapsamındaki 'Enerji Politikaları' panelinde de EMO Yazmanı Cengiz Göltaş, Türkiye'nin ithal enerji bağımlılığının artığına ve kamunun yenilenebilir kaynaklara yatırım yapması gerektiğine dikkat çekti.
Tam metin
Metin PDF'ten otomatik çıkarılmıştır; tablo, şekil ve formüller eksik ya da hatalı olabilir. Özgün dizgi için PDF'e bakın.
IV. Yenilenebilir Enerji Sempozyumu 31 Ekim-2 Kasım 2007 tarihleri arasında Gaziantep’te gerçekleştirildi…
Yenilenebilir Enerji Sempozyumu’nun açılışında konuşan Elektrik Mühendisleri Odası (EMO) Yönetim Kurulu Başkanı Kemal Ulusaler, önümüzdeki 25 yıl içinde enerji üretiminde fosil kaynaklarının payının düşmesinin beklenmemesine rağmen, yenilebilir enerji kaynaklarına yönelim önemli oranda artacağını kaydetti. Yenilenebilir enerji kaynaklarının potansiyelinin değerlendirilmesi için Ar-Ge çalışmalarına dikkat çeken Ulusaler, rüzgar enerjisine yönelik Ar-Ge’de Türkiye’nin “treni kaçırmak” üzere olduğu kaydetti. Güneş enerjisine yönelik çalışmaları için geç kalınmadığını ifade eden Ulusaler, “Geleceğin enerjisi olan güneşe, Türkiye’nin gerçekten bütçeden pay ayırması gerekiyor. Hiç değilse bugün artık biz güneşi gösterirken, yalnızca parmağımıza bakmasınlar” diye konuştu.
Gaziantep Üniversitesi Rektör Yardımcısı Prof. Dr. İsmail Hakkı Özsabuncu ise üniversitelere Ar-Ge için yeterli finansal kaynak sağlanmadığı vurgulayarak, “Karar verici kurumlarda duyan kulaklar yok veya o kulakların duymasını engelleyen başka faktörler var” dedi.
EMO Gaziantep Şubesi, Gaziantep Üniversitesi, Kahramanmaraş Sütçü İmam Üniversitesi ve TÜBİTAK tarafından düzenlenen IV. Yenilenebilir Enerji Kaynakları Sempozyumu, Gaziantep Üniversitesi Elektrik-Elektronik Mühendisliği Bölümü’nde 31 Ekim-2 Kasım 2007 tarihleri arasında yapıldı.
Yenilenebilir enerji kaynaklarının araştırılması, incelenmesi, planlanması ve uygulanabilme potansiyeline sahip teknoloji yatırımlarına yönelik çalışma programlarının ele alınmasını sağlamak amacıyla düzenlenen sempozyum kapsamında, enerji politikaları, enerji ve çevre, güneş enerjisi, yenilenebilir hidrolik enerji, rüzgar enerjisi, jeotermal enerji, biyokütle-biyogaz, dalga enerjisi, hidrojen enerjisi, enerji ormancılığı konuları masaya yatırıldı. 5 oturumda 24 bildiri sunulan sempozyum kapsamında “Enerji Politikaları” başlığı adı altında bir de panel düzenlendi.
EMO Yönetim Kurulu Başkanı Kemal Ulusaler, sempozyumun açılışında yaptığı konuşmada, yenilenebilir enerji kaynaklarından Türkiye’nin yeteri kadar faydalanamadığına dikkat çekerek, uygulanan enerji politikalarının Türkiye’ye “dar geldiğini” kaydetti. Ulusaler, “Türkiye, içinde bulunduğumuz günlerde gerçekten hızla enerjisiz bir ortama doğru sürükleniyor. Ne hükümet ne de özel sektör, enerji konusunda yatırım yapmaya yanaşmıyor. Türkiye için karanlık günler çok yakın” diye konuştu.
Fosil yakıtların çok hızlı bir şekilde tükendiğine dikkat çeken Ulusaler, şöyle konuştu:
“Dünyada petrol yatakları tükenmek üzere, bugün 90 dolarları aşmış petrol fiyatlarının önümüzdeki günlerde 100 dolarları göreceği artık kuşku götürmüyor. Petrol, 40-
50 yılda tükenir konuma gelmese bile öyle bir noktaya gelecek ki, artık bu enerjiye ulaşmak hem fiyat olarak, hem de kaynak olarak oldukça zor olacak. Doğalgazda da aynı durum yaşanacak. Süreç içerisinde, dünya kömürden de geri adım atacak. Dolayısıyla, fosil yakıtlardan yenilenebilir enerji kaynaklarına geçiş kaçınılmaz ve sancılı olacak.”
“Parmağa Değil Güneşe Bakın”
Rüzgar ve güneşin diğer fosil yakıtların yerini almasının biraz zaman alacağına işaret eden Ulusaler, petrolün toplam enerji tüketiminde yüzde 38’lik payını, doğalgazın ise yüzde 30’lar dolayındaki payını önümüzdeki 25 yıl içerinde korumasını beklediğini kaydetti.
Büyük petrol şirketlerinin yenilenebilir enerji alanına yönelik Ar-Ge çalışmalarına dikkat çeken Ulusaler, “Elbette, petrol artık tükenme noktasına geldielektrik mühendisliği, 432. sayı, aralık 2007 107
ğinde, bu petrol devleri kapıya kilidi vurup, dükkana kilidi vurup çekip gitmeyecekler. Bunun yerine, yenilenebilir enerji kaynaklardaki teknolojiyi bizlere satmaya çalışacaklar” diye konuştu.
Yenilenebilir enerji kaynaklarına yönelik yapılan Ar-Ge çalışmalarına bütçeden pay ayrılması gerektiğini dile getiren Ulusaler, Danimarka’nın rüzgar tribünü üretimi alanında 60 bin kişiye istihdam yarattığını aktardı. Türkiye’nin rüzgar enerjisine yönelik teknoloji geliştirme konusunda “treni kaçırmak” üzere olduğunu kaydeden Ulusaler, “Ama geleceğin enerjisi olan güneşe, Türkiye’nin gerçekten bütçeden pay ayırması gerekiyor. Hiç değilse bugün artık biz güneşi gösterirken, yalnızca parmağımıza bakmasınlar” diye konuştu.
AKP hükümetinin enerjide ithal kaynaklara bağımlığı aktırdığını belirten Ulusaler, “2002’de AKP iktidar olduğunda, doğalgazın oranı yüzde 30’ların altındaydı. Bugün doğalgazın elektrikte kullanım oranı yüzde 48’lere çıkmış durumda. Öz kaynağımız kömür, yüzde 33’ler civarındaydı, bugün yüzde 19’lara düşmüş durumda. ‘Öz kaynaklarımızı kullanacağız’ diyen hükümet, Türkiye’yi ithal bağımlısı haline getirdi” diye konuştu.
“Tilki Vaaz Veriyor, Kazlara Dikkat”
dolayı, gelişmekte olan ülkelere, bizim gibi ülkelere pazarlamaya çalışıyor. Gelişmiş ülkeler nükleer enerji santrallerinden hızla vazgeçmekteler. Avrupa’da bir tek Finlandiya’da yapımı sürüyor, Amerika uzun yıllardır yapmıyor. Dolayısıyla, Anadolu’nun o güzel sözünü burada bir kez daha ifade etmek istiyorum: Tilki vaaz veriyorsa, kazlarına dikkat et.”
“Duyan Kulaklar Yok”
Açılışta konuşan Gaziantep Üniversitesi Rektör Yardımcısı Prof. Dr. İsmail Hakkı Özsabuncu ise Türkiye’de enerji talebinin artığını ancak buna karşılık enerji arzının sağlanamadığını kaydetti. Ar-Ge için üniversitelere finansal kaynağın sağlanmadığına işaret eden Özsabuncu, şöyle konuştu:
“25-30 yıldan beri dünyada yenilenebilir enerji kaynaklarına bir yönelim var. Türkiye’de en azından 15 yıldan beri bu konular tartışılıyor. Ama şunu belirtmek istiyorum: Maalesef, bu konuda karar verici mekanizmalarda, karar verici kurumlarda duyan kulaklar yok veya o kulakların duymasını engelleyen başka faktörler var.”
EMO Gaziantep Şubesi Yönetim Kurulu Başkanı Prof. Dr. Arif Nacaroğlu ise fosil kaynaklı enerji kaynaklarının
ihtiyacı karşılamayacak düzeyde azalmaya başladığını ifade ederek, enerji dönüştürme yöntemlerinin çevreye ve insanlara verdiği zararların artık ciddi boyutlara ulaştığına dikkat çekti. Tüm dünyada yenilenebilir enerji kaynaklarına yönelimin hızla arttığını kaydeden Nacaroğlu, “Çocuklarımızın bizi kendi hırslarımız uğruna dünyayı ve canlıları felakete sürüklemiş bir kuşak olarak anmamaları için, halen şansımız olduğunu düşünüyorum” diye konuştu.
Gaziantep Üniversitesi Elektrik Elektronik Mühendisliği Bölüm Başkanı Doç. Dr. Gülay Tohumoğlu da çevresel etkileri daha az olan yenilenebilir enerji kaynaklarının önemine işaret ederek, “Yenilenebilir enerji kaynaklarının sürdürülebilir olmasıyla beraber, dünyanın her ülkesinde bu kaynakların temini kolay olması sebebiyle daha bir önem arz etmektedir. Bu kaynakların kullanımı, mevcut teknik ve ekonomik sorunların çözümlenmesi halinde, şüphesiz 21. Yüzyılda en önemli enerji kaynağı olacaktır” diye konuştu.
Enerjinin yenilebilir kaynaklardan elde edilmesi kadar enerji verimliğinin de önemli olduğunu ifade eden Tohumoğlu, “Kullanıcıların bilinç düzeylerinin arttırılmasının yanı sıra, ulaştırma, sanayi, tarım sektörleriyle birlikte işyerleri ve konutlarda akıllı enerji sistemlerinin oluşturulması önem kazanmaktadır” dedi. <
Nükleer enerji santrallerinin son günlerde yine küresel ısınma ile bağlantılı olarak “temiz enerji” olarak nitelendirilmeye başlanıldığını belirten Ulusaler, şöyle devam etti:
“Aslında Dünya Enerji Ajansı'nın projeksiyonlarına göre önümüzdeki 20 yıl içerisinde nükleer enerjinin payının yüzde 12’lere, hatta 9’lara kadar düşecek. Özellikle küresel ısınma ve bunun yarattığı krizden dolayı bu gerçeği gündeme getirmiyor. Tabii, bu da ayrı bir ticari ve siyasi manipülasyon. Nükleer enerji santrallerini, özellikle dünyada hızla pazar yitirmesinden
108 elektrik mühendisliği, 432. sayı, aralık 2007
Enerji’de kaynak sahipliğinin yanı sıra teknoloji sahipliği de yeni mücadele alanı haline geliyor…
“YENİLENEBİLİR ENERJİDE TEKNOLOJİ REKABETİ YAŞANACAK”
Yenilenebilir Enerji Sempozyumu kapsamında yapılan “Enerji Politikaları” başlıklı panelde konuşan Elektrik Mühendisleri Odası (EMO) Yönetim Kurulu Yazmanı Cengiz Göltaş, fosil kaynakların azalmaya başlamasının, ülkelerin enerji alanında yürüttüğü mücadeleyi, yenilenebilir enerji kaynakları için geliştirilen teknolojilere sahip olma konusuna taşımasına neden olduğunu kaydetti. Türkiye’de enerji politikalarının yıllardır uluslararası şirketler ve finans kuruluşlarının çıkarlarına göre planlanmasının enerji üretiminde ithal kaynak bağımlığına yol açtığına dikkat çeken Göltaş, kamunun yerli ve yenilenebilir enerji kaynaklarına yatırım yapması gerektiğini dile getirdi.
IV. Yenilenebilir Enerji Sempozyumu kapsamında yapılan “Enerji Politikaları” başlıklı panel 31 Ekim 2007 tarihinde gerçekleştirildi. Kahramanmaraş Sütçü İmam Üniversitesi Mühendislik Mimarlık Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Mehmet Nuri Bodur’un yönetti panele, Gaziantep Üniversitesi ElektrikElektronik Mühendisliği Bölümü’nden Yrd. Doç. Vedat Karslı, ODTÜ Şehir ve Planlama Bölümü Öğretim Üyesi Doç Dr. Çetin Göksu ve EMO Yönetim Kurulu Yazmanı Cengiz Göltaş konuşmacı olarak katıldı.
Cengiz Göltaş, panelde yaptığı konuşmada, hükümetin yatırımsızlık nedeniyle Türkiye’yi karanlığın eşiğine kadar getirdiğini kaydederek, “Türkiye, ülkenin ihtiyaçları ve kaynaklarının öne çıkarıldığı bir enerji politikasına sahip değil. Ucuz, güvenilir, kaliteli, sürekli bir elektrik enerjisi sağlamanın temel yolu, ülkenin kendi öz kaynaklarıyla kısa, orta ve uzun vadede yapılacak
planlama ile belirlenen bir enerji politikasından geçiyor” diye konuştu.
Enerji üretiminde petrolün 40-45 yıl, kömürün 120-150 yıl ve doğalgazın 60-65 yıl daha kullanılmasının beklenildiğini ifade eden Göltaş, 1974 yılında yaşanan petrol krizinin ardından bütün gelişmiş ülkelerin yenilenebilir enerji kaynaklarının araştırılması için pay ayırmaya başladıklarının görüldüğünü kaydetti. Uluslararası Enerji Ajansı’nın fosil kaynakların kullanımının 2040’li yıllardan sonra düşeceğini kaydettiğini belirten Göltaş, enerjide geçiş yüzyılında fosil kaynakların denetimi için savaşların yanı sıra yenilenebilir enerji kaynakları teknolojilerin acısında da ülkeler arasında rekabet etmesinin beklenildiğini ifade etti.
Elektrik enerji politikaları acısından Türkiye’nin 1980’li yıllardan bugüne
elektrik mühendisliği, 432. sayı, aralık 2007 109
yapısal bir kırılmaya maruz kaldığını ve değişim programı adı altında, “serbestleştirme, özelleştirme ve piyasalaştırma” politikalarının yürütüldüğünü kaydeden Göltaş, söyle devam etti:
“1980’li yıllardan 2007’ye kadar partiler değişse de, enerji bakanları değişse de, bu politikanın ana hatları değişmiyor. Bunlar Dünya Bankası, IMF gibi kuruluşların yapısal uyum kredilerinde bağlı olarak şekillenen, yine Avrupa Biriliği’ne girmenin ön şartları olarak, kurullar biçiminde ifade edilen sağ, liberal politikalar bunlar.”
Enerji politikalarını Türkiye’nin ihtiyaçları yerine uluslararası şirketlerin ve finans kuruluşlarının dayatmalarının şekillendirdiğini anlatan Göltaş, enerjide ithal kaynaklara bağımlılığın artığına işaret etti. Doğalgazın enerji üretiminde 1990’larda yüzde 10-15’ler arasında pay aldığını hatırlatarak, doğalgazın bugün yüzde 50’ler seviyesine ulaştığını ve İran’la yapılan son anlaşmayla birlikte elektrik enerjisi üretimindeki payının yüzde 60’lar seviyesine ulaşacağını kaydetti. Göltaş sözlerini, “Ülkenin ulusal bağımsızlığı açısından ve mevcut kaynakların çeşitlendirilmesi açısından da bu sağ, liberal politikalardan vazgeçilmeli. Kamusal anlamda yenilebilir enerji kaynaklarına yatırım yapması için bütçeden pay aktarılmalı” diyerek tamamladı.
“Güneş Odaklı Yeni Bir Uygarlık Yaratmalıyız”
ODTÜ Şehir ve Planlama Bölümü Öğretim Üyesi Doç Dr. Çetin Göksu da, dünyanın küresel ısınma birlikte büyük bir tehlikeyle karşı karşıya olduğuna dikkat çekerek, yenilenebilir enerji kaynaklarının önemini vurguladı.
Göksu konuşmasına söyle devam etti:
“Karşımızdaki düşman bellidir. Fosil yakıtlara dayalı bir uygarlığın, 20. Yüzyılda hızlanan bu modern uygarlığın sonuçlarıdır. Biz eğer emisyonları azaltıp, dünyadaki yaşamı yaşanabilir hale getirmek istiyorsak, fosil enerjilere dayalı bir uygarlıktan, güneş odaklı yeni bir uygarlığa gidişin yollarını açmalıyız.
Bu uygarlığın hedefi, emisyonsuz yeni bir uygarlıktır. Bunu yaratacak olan da güneştir. Biz istesek de istemesek de zaten dünya buna doğru gitmektedir. Dolayısıyla bu gidişin adını koyup sistematik çalışmaları ülkemizde başlatmalıyız.”
“Proje Eksenli Eğitim”
Yrd. Doç. Dr. Vedat Karslı ise konuşmasında, yenilenebilir enerji kaynakları için teknoloji geliştirilmesinin önemine dikkat çekti. Üniversite, sanayi işbirliğinin Ar-Ge konusunda istenilen seviye ulaşmadığını ifade eden Karslı, bu sorunların kaynaklarına ilişkin değerlendirme yaparak, çözüm önerilerini sıraladı. Yapılan Ar-Ge çalışmalarında döner sermayeden yüzde 75’lik kesinti yapıldığını hatırlatan Karslı, bu kesintilerin gelir vergisi dahil olmak üzere yüzde 25’e indirilmesi durumunda, akademisyenlerin Ar-Ge çalışmalarına katılımının sağlanabileceğini savundu. Öğretim üyelerinin kariyer yükselmelerinde, proje, Ar-Ge ve sanayi çalışmaları en az bir yayın eşdeğeri olarak puanlamasının akademisyenlerin ilgisi artırmasına neden olacağını ifade eden Karslı, üniversite yönetimlerini uzun vadeli Ar-Ge faaliyetleri planlaması yapması gerektiğini kaydetti.
Karslı, “Proje yürütücülerinin yaşadıkları sıkıntı ve problemlerin çözümünden üniversite rektörleri birinci derecede sorumlu olmalı, yürütücülerin ceplerinden para harcamaları zorlanmamalı, bilakis, çalışmaları teşvik edilmelidir. Proje eksenli eğitim, yüzyılımızın eğitim felsefesi olacaktır” diye konuştu.
Sanayicinin ise Ar-Ge konusunda devletten alınan teşvikler dışında kaynak ayırmak istememesinden yakınan Karslı, “Sanayicimizin eline cebine atmaya alışmalı. Her şeyi devletten bekleme veya devleti söğüşleme zihniyetinden kurtulmalı” diye konuştu. <
110 elektrik mühendisliği, 432. sayı, aralık 2007