Elektrik Mühendisliği · Sayı 441 · Şubat 2011

TMMOB DANIŞMA KURULU TOPLANTISI YAPILDI

Oda ve TMMOB örgütsel yaşamı Haber ve etkinlik

Yıl
2011
Sayfa
2
Okuma süresi
4 dk
Görüntülenme
0

Konu

Oda ve TMMOB örgütsel yaşamı

İlgili: Toplum, demokrasi ve emek

Anahtar kelimeler

  • TMMOB Danışma Kurulu
  • Mehmet Soğancı
  • füze kalkanı
  • İMO Teoman Öztürk Salonu
  • TEKEL direnişi

Özet

TMMOB 41. Dönem 1. Danışma Kurulu toplantısında, TMMOB Başkanı Mehmet Soğancı'nın çalışma programı sunumu ve ülke gündemine ilişkin (füze kalkanı, demokrasi, emek mücadeleleri) değerlendirmeleri ile odalardan katılımcıların söz aldığı toplantı aktarılmaktadır.

Tam metin

Metin PDF'ten otomatik çıkarılmıştır; tablo, şekil ve formüller eksik ya da hatalı olabilir. Özgün dizgi için PDF'e bakın.

TMMOB 41. Dönem 1. Danışma Kurulu toplantısı 27 Kasım 2010 tarihinde İnşaat Mühendisleri Odası (İMO) Teoman Öztürk Salonu’nda gerçekleştirildi. Ülke gündemindeki gelişmelerin ve TMMOB çalışma programının değerlendirildiği toplantıya 313 TMMOB üyesi katılım sağladı.

Toplantı, TMMOB Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Soğancı’nın, TMMOB’nin 41. dönemdeki ilk altı aylık çalışmaları ve yapılması planlanan etkinliklerle ilgili sunumuyla başladı. Toplantıda sırasıyla; Mehmet Torun (MADENMO), Cengiz Göltaş (EMO), Ali Fahri Özten (HKMO), Ali Ekber Çakar (MMO), Serdar Harp (İMO), Dündar Çağlan (JMO), Tores Dinçöz (İstanbul İKK), Fuat Günak (İMO İzmir), Fikri Düşünceli (Bursa İKK), Nevzat Ersan (İMO Ankara), Erhan Karaçay (EMO İstanbul), Hayati Can (MMO İstanbul), Murat Taşdemir (ÇMO), Ali Hasan Bakır (HKMO İstanbul), Tigin Öztürk (EMO İstanbul), Gültekin Dikilikaya (JMO İzmir), Mustafa Altıokka (Adana İKK), Çetin Kurtoğlu (JMO), Hüseyin Atıcı (MMO Adana), Beyza Metin (EMO İstanbul), Ercüment Cervatoğlu (MMO Bursa), Orhan Atilla (MMO İstanbul), Haluk Direskeneli (MMO Ankara), Petek Ataman (GIDAMO) ve Semih Oktay (MMO Diyarbakır) söz aldı.

TMMOB Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Soğancı, bilgilendirme sunumundan sonra yaptığı açış konuşmasına geçtiğimiz günlerde vefat eden İMO İzmir Şubesi Yönetim Kurulu Başkanı Tahsin Vergin’i anarak başladı. TMMOB’nin bu dönem yapacaklarını “mücadele, mücadele, mücadele” kelimelerinin belirleyeceğini vurgulayan Soğancı, Haziran ayından bu yana yaşanan gelişmeleri şöyle anlattı:

“Kapitalizm, kriz sarmalı içerisinde çıkış yolu arıyor. Kapitalistler arası ‘kur savaşlarına’ G20 Zirvesi de çare olamadı. Kapitalizmin asıl krizi olacak sınıf savaşları ile Avrupa sokakları giderek daha fazla ısınmaya başladı. Fransa sokaklarında emeklilik yasasına karşı gelişen muhalefet, İngiltere’de öğrenci harçlarına karşı eylemler, Yunanistan’daki toplumsal hareketlilik bunun işareti olarak gelişiyor. ABD’nin, geçtiğimiz yıllarda Irak’ı işgalinin ardından ilan ettiği ‘imparatorluğunun’ ömrü kısa sürdü. ABD merkezli kriz sonucunda imparatorluk rüyası da son buluyor. ABD bu yeni dönemde de etkinliğini terk etmemek için yeni bir stratejik hegemonyaya yönlenmeye çalışıyor. Lizbon’daki NATO toplantısı bu yeni stratejik

hamlenin parçasıydı. NATO zirvesinde emperyalizmin yeni soğuk savaşına yönelik planlar çerçevesinde, Ortadoğu ve Asya halklarının füze kalkanı ile kuşatılmasına adım atıldı. NATO bir saldırı örgütü olarak kapitalizmin dünyanın her yerindeki çıkarlarını korumaya hazırlıyor.”

“Füze Kalkanı İşbirlikçilik Belgesi Oldu”

Soğancı, füze kalkanı konusunda hükümetin gösterdiği tavrı, “Türkiye, ‘Füze Kalkan Sistemi’nin parçası olarak yeni soğuk savaşta da emperyalizmin ‘ileri karakol ülkesi’ olacağını beyan etmiş oldu” sözleriyle eleştirdi. Bu durumun medyada bir “zafer havası” ile sunulmaya çalışıldığına işaret eden Soğancı, konuşmasını şöyle sürdürdü:

98 elektrik mühendisliği, 441. sayı, şubat 2011

“AKP uzunca zamandır ‘komşularla sıfır sorun’ adı altında yürüttüğü politikayla ‘bağımsız bir çizgi’ izlediğini ifade ediyordu. ‘Füze Kalkanı’na imza işte AKP’nin turnusolu olmuş ve tarihe yeni bir işbirlikçilik belgesi olarak geçmiştir. O zaman, şimdi emperyalizmin yeni stratejik saldırı hamlesi karşısında barışı savunmak, aynı zamanda bağımsız bir Türkiye’yi savunmaktır. AKP, yalnızca bir ileri karakol ülkesi değil aynı zamanda emperyalizmin Ortadoğu’ya yönelik ideolojik-kültürel savaşının da bir parçasıdır. Küresel sermayenin yönelimleri ile bütünleşmiş bir İslamcılık doğrultusundaki gelişmeler sonucunda inşa edilmeye çalışılan ‘yeni Türkiye’ bir model ülke konumundadır. Bize tüm bunların açığa çıkarılmasında önemli görevler düşüyor.”

Baskı Rejimi ‘Özgürlük’ Olarak Sunuluyor

TMMOB Başkanı Soğancı, Anayasa referandumu sonrası süreçte yaşanan gelişmelerin demokrasi penceresinden görünümünü ortaya koyarken, “Giderek artan bir baskı rejimi kurulurken, AKP

bunu ‘özgürlük’ olarak takdim ediyor” dedi. Soğancı, “AKP iktidarı referandumun ardından ‘ileri demokrasiye’ geçildiğini ilan etmişti. Bu ileri demokrasinin ne olduğunu HSYK seçimlerinde ‘yargının ele geçirilmesi’ ile gördük. YÖK talimatnamesi ile üniversitelere giren polislerin öğrencilere saldırılarında ve İTÜ’de Başbakan’ı protesto eden gençlere 1.5 yıl hapis cezası verilmesi ile gördük” diye konuştu. YÖK talimatnamesi ile başlayan türban tartışmalarının da “üniversiteler özgürleşiyor” diye sunulduğuna dikkat çeken Soğancı, gündelik hayat ve kamusal alanın din üzerinden düzenlenmeye çalışılmasını eleştirerek, konuşmasını şöyle sürdürdü:

“Meselenin asıl önemli yanı ise devlet eliyle toplumun gericilik dalgası ile kuşatılmasından başka bir şey değildir. Her tür dini, mistik düşüncenin etkinleştirildiği, evrensel aklın; aydınlanma değerlerinin; bilimsel bilginin yerini aldığı bir topyekûn gericilik çağının içerisindeyiz. Gerçek özgürlükler alanının genişletilmesi de ancak bu dalgaya karşı durularak sağlanabilecektir. Toplumu saran bu dalganın en büyük sonuçlarından birisi insanlığın kaderine razı gösteren bir suskunluğun içerisinde kaybolmasıdır. O yüzden özgürlükler ancak insanların kendi kaderine sahip çıkması, bunun için birlikte mücadele etmesi ile sağlanabilir.”

Mehmet Soğancı, AKP’nin yeni bir istihdam paketi hazırladığını, bu paketin krizi emekçilerin sırtına yıkma paketi olduğunu belirterek, “Esnek ve güvencesiz çalışmayı arttırarak daha fazla sömürü ile kendi krizlerini çözmenin yollarını arıyorlar. O zaman biz de emekçilerin kurtuluş yollarını arayacağız, bunu yaratmak için mücadele edeceğiz”dedi.

TEKEL işçileri direnişinin birinci yılı doldurduğunu kaydeden Soğancı, “O direnişin izleri ve öğrettikleri halen tazeliğini koruyor. 6 Kasım’da öğrenciler Ankara’da önemli bir direniş mücadelesi içerisinde olduklarını gösterdiler. Önümüzdeki günlerde bunları güçlendirmeye ihtiyacımız vardır” diye konuştu.

“Havasına, suyuna, toprağına sahip çıkanları selamlıyoruz” diyen Soğancı, sözlerini şöyle tamamladı:

“Daha fazla sömürme hırsı ile insanca yaşam talebinin uzlaşması mümkün değildir. Bu uzlaşmaya gerek de yoktur. Biz insanca yaşam talebi etrafında ülkemizin geleceğini kuracak bir yol yaratma mücadelesi içinde olanlarla omuz omuza yürüyeceğiz.” <

elektrik mühendisliği, 441. sayı, şubat 2011 99