Elektrik Mühendisliği · Sayı 441 · Şubat 2011
EMO’dan...
Enerji politikası, piyasa ve özelleştirme Görüş ve değerlendirme
- Yıl
- 2011
- Sayfa
- 1
- Okuma süresi
- 4 dk
- Görüntülenme
- 0
Konu
Enerji politikası, piyasa ve özelleştirme
İlgili: Nükleer enerji, Toplum, demokrasi ve emek
Anahtar kelimeler
- YEK Yasası
- torba yasa
- Nükleer Karşıtı Platform
- Allianoi
- Mısır ayaklanması
- yenilenebilir enerji teşviki
Özet
EMO Yönetim Kurulu Yazmanı, Mısır ve Tunus'taki halk hareketlerinden torba yasaya karşı gösterilere, Yenilenebilir Enerji Kaynakları Yasası'nın çevresel sakıncalarına ve nükleer santral projelerine kadar güncel siyasi ve enerji gündemini eleştirel bir bakışla değerlendiriyor.
Tam metin
Metin PDF'ten otomatik çıkarılmıştır; tablo, şekil ve formüller eksik ya da hatalı olabilir. Özgün dizgi için PDF'e bakın.
Erdal Apaçık-EMO 42. Dönem Yönetim Kurulu Yazmanı
Mısır Patladı Bu yazı yazıldığı sıralarda dünyanın gözü kulağı Tunus ve Mısır’da çığ gibi büyüyen halk hareketleri üzerindeydi. Enteresan Arabi Günler ve Geceler yaşanmaktadır. Halk, baskıcı rejimlere, onun yolsuzluklarına itiraz etmekte; yoksulluğa isyan etmekte; özgürlük ve ekonomik umut talebini dile getirmektedir. Televizyonlarda iktidarını bırakmak istemeyen devlet başkanı güçleriyle sokağa çıkan halkın çatışma görüntüleri var. Vahşet görüntüleri var ve ölüm haberleri geliyor. Halk değişim istiyor; değişimin nasıl olacağını en azından şimdiden kestirmek zor. Ancak halk ayaklanmalarından pek hoşlanmayan emperyalist ülkelerin, hegemonyalarını olumsuz etkileyecek bir değişimin olmasından ve bunun hızla yayılmasından endişe ettiklerini söyleyebiliriz. Endişe ederken de ikiyüzlü fırsatçılık peşinde olduklarını anımsatmak gerekiyor. Nitekim İngiltere Başkanı Tony Blair’in “Değişim gereklidir, ama bu istikrarlı bir değişim olmalıdır” sözleri, bu durumun en güzel özetini sunmaktadır. Mısır Başkanı Mübarek’in iktidarını yitirecek gibi olmasıyla birlikte yakın dostları da birer birer sırtını dönmeye başladı. Nitekim Başbakanımız da Mübarek’i “halkın isteğine kulak vermesi gerektiği” konusunda uyararak yeni konumunu ilan etmiştir.
Torba Yasa Aynı tarihlerde TBMM gündeminde olan “torba yasa”ya karşı TMMOB, DİSK, KESK ve TTB öncülüğünde yapılan gösteriye karşı, cop ve biber gazıyla müdahale edilmiştir. Başkasına “Halkın sesine kulak ver” diye telkinde bulunan hükümet, kendi vatandaşlarının en demokratik tepkilerini orantısız güçle susturmaya çalışmaktadır. “Torba yasa” diye adlandırılan yasa tasarısı içinde onlarca yasada değişiklik öngörülmektedir. Neoliberal politikaların çalışma ilişkilerini egemen kılma ve emekçi kesimlerin mevcut kazanımlarını elinden almaya dönük düzenlemeler yapılmaktadır. AKP Hükümeti döneminde, “biraz iyi, çokça kötü” olan düzenlemelerin aynı torba içinde değerlendirilmesi yöntemi Anayasa paketi oylamasında da uygulanmıştır. Torba yasanın olumsuz eleştiriler karşısında “birkaç iyi madde” üzerinden savunularak işin özü çarpıtılmaktadır. Güvencesiz ve esnek çalışmayı yaygınlaştıran “torba yasa” ya karşı direnen emekçilere biber gazı, cop ve tazyikli su ile müdahale edilirken, Ankara’nın sanayi bölgesinde yaşanan iki ayrı patlamada işçi ölümleri haberleri geliyordu. Ölü sayısı her geçen saat artıyordu. Ateş düştüğü yeri yakıyor: Kiminin babası, kiminin eşi, kiminin oğlu bu ateş içinde yanıyordu. Yetkililerimizin, işçiler için kameralar karşısında sahte üzülme numaraları yaparak gerçek yüzlerini gizlemeye çalıştıklarını görüyoruz. Oysa gerçek yüzleri, işçileri güvencesiz ve esnek çalıştırıp vahşice sömürülmesini sağlayan düzeni savunmaktadır. Toplumun emekçi kesimleri bu acıları daha fazla yaşamamak için, kendi kaderine sahip çıkmak, örgütlenmek ve mücadele etmek zorundalar.
YEK Yasası Geçtiğimiz günlerde, uzunca bir süredir raflarda bekletilen Yenilenebilir Enerji Kaynakları Yasası olarak bilinen yasa yayımlanarak yürürlüğe girmiştir. Yasa, komisyonda oybirliği ile kabul edilmesine karşın, Genel Kurul’a gelirken Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı ile bir grup iktidar partisi milletvekili tarafından yapılan müdahaleler dikkat çekmiştir. Yasada YEK konusunda teşvikli alım ile destek öngörülmüş ise de önerilen teşvik sistemi birçok kesimi memnun etmemiştir. Yetkilendirilmiş özel denetim şirketlerinden hizmet satın alınarak denetim yapılması bu yasanın ruhu konusunda yeterli fikir vermektedir. Oda olarak elektriğin üretiminden tüketimine kamusal bir bakışla ele alınması gerektiğini savunmaktayız. Denetimin ise özel şirketlere bırakılmaması gerekli bir alan olduğunu ifade etmekteyiz. Artan enerji ihtiyacını karşılamaya yönelik, enerjide dışa bağımlılığın azaltılması için enerji çeşitliliği içinde yenilenebilir kaynakların değerlendirilmesi oldukça önemlidir. Yenilenebilir enerji konusunda oluşturulacak politikaların toplumun ilgili kesimleri ile katılımcı bir anlayışla ele alınması gerekmektedir. Yasa ve ikinci mevzuat düzenlemelerinde ülkenin ve halkın çıkarları gözetilerek katılımcı yöntemin esas alınması gerektiğini ifade etmekteyiz.
Çevre Yine komisyondan gelen taslağın içinde olmadığı halde, Meclis Genel Kurulu’nda iktidar milletvekillerince eklenen metin (5.madde), çevre açısından oldukça ciddi tehlike barındırmaktadır. Yasanın 5. Maddesi şöyledir: “Milli park, tabiat parkı, tabiat anıtı ile tabiat koruma alanları, muhafaza ormanlarında, yaban hayatı geliştirme sahalarında, özel çevre koruma bölgelerinde, ilgili Bakanlığın, doğal sit alanlarında ise ilgili koruma bölge kurulunun olumlu görüşü alınmak kaydıyla yenilenebilir enerji kaynaklarına dayalı elektrik üretim tesislerinin kurulmasına izin verilir.” Görüldüğü gibi bilinçli bir şekilde doğa katliamına yol açabilecek sonuçlar verecek uygulamalara yol açacak bir maddedir. Bu madde gösteriyor ki, tarih ve ekoloji, piyasa kabullerine/önceliğine bırakılıyor. Asıl tehlike de budur! Asıl tehlike yöneticilerimizin -aynı zamanda- tarih ve çevre bilincinden yoksun olmasıdır. Allianoi için Çevre Bakanımızın “Roma döneminden kaldığına göre yıllardır demek ki toprak altında. Birkaç yüzyıl daha toprak altında kalmasının bize göre bir mahsuru yok” ifadesi iktidarın yaklaşımını göstermektedir. Böylesine yaklaşımlarla doğru, bilimsel enerji politikaları oluşturulamaz. Bu yaklaşım; insanlığın bırakın bugününü, çocuklarımızın, torunlarımızın geleceği için tehlikeler barındıran nükleer santral macerasına sürüklemiştir. Akkuyu’da Rusya’yla anlaşma yapan hükümetimiz, Sinop için de Japonya ile anlaşma aşamasına varmıştır. Nükleer karşıtları mücadelelerini yükseltmeli, yaygınlaştırmalıdır. Bu amaçla Nükleer Karşıtı Platform’un 24 Nisan 2011 tarihinde İstanbul’da gerçekleştireceği mitinge katılım oldukça önemlidir. EMO gündemi yoğun... Dergi sayfaları içinde odamızın değerlendirme ve çalışmalarını göreceksiniz. EMO’nun halktan yana onurlu duruşu devam edecektir. İyi okumalar…
6 elektrik mühendisliği, 441. sayı, şubat 2011