Elektrik Mühendisliği · Sayı 441 · Şubat 2011

ÜNİVERSİTE KONSEYLERİ DERNEĞİ’NDEN MÜCADELE CEPHESİ ÇAĞRISI

Toplum, demokrasi ve emek Haber ve etkinlik

Yıl
2011
Sayfa
3
Okuma süresi
5 dk
Görüntülenme
0

Konu

Toplum, demokrasi ve emek

İlgili: Mühendislik eğitimi

Anahtar kelimeler

  • Üniversite Konseyleri Derneği
  • ODTÜ
  • İTÜ
  • Yıldız Teknik Üniversitesi
  • polis şiddeti
  • öğrenci protestoları

Özet

Üniversite Konseyleri Derneği, AKP hükümetinin üniversitelere yönelik baskıcı politikalarına, öğrencilere yönelik polis şiddetine ve rektörlerin tutumuna tepki gösteren açıklamalarını ve mücadele cephesi çağrısını duyurmaktadır.

Tam metin

Metin PDF'ten otomatik çıkarılmıştır; tablo, şekil ve formüller eksik ya da hatalı olabilir. Özgün dizgi için PDF'e bakın.

ÜNİVERSİTE KONSEYLERİ DERNEĞİ’NDEN MÜCADELE

CEPHESİ ÇAĞRISI

Üniversite Konseyleri Derneği Yönetim Kurulu, İstanbul Teknik Üniversitesi, Yıldız Teknik Üniversitesi, Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi ve Orta Doğu Teknik Üniversitesi'nde yaşanan gelişmeler, Başbakan Tayyip Erdoğan’ın Dolmabahçe’de rektörlerle yaptığı toplantı ve öğrencilere yönelik şiddet içeren müdahaleler üzerine 29 Kasım, 9 Aralık ve 15 Aralık tarihlerinde açıklamalar yaptı.

Yıldız Teknik Üniversitesi’nde soruşturma bahanesiyle öğrencilerin okula sokulmaması, İstanbul Teknik Üniversitesi akademik açılış töreninde Başbakan’ı protesto eden öğrencilerin 15 yıl hapis cezasına çarptırılması ve üniversitelerdeki öğretim üyelerine

yönelik tehditkar açıklamalar üzerine Üniversite Konseyleri Derneği, 29 Kasım 2010 tarihli açıklaması ile tepkisini ortaya koydu. Açıklamada üniversitelerde öğrenciler, yönetim kadroları ve öğretim üyeleri üzerinde uygulanan baskı ortamı eleştirilirken, “Üniversitelerimizde AKP tarafından yürütülen gerici saldırı karşısında ortak bir cephe örülmesi gerektiği açıktır” vurgusu yapıldı. Derneğin “Üniversitede İlerici Düşünce Korkuyla Susturulamaz” başlıklı açıklamasında şöyle denildi:

“AKP iktidarının üniversitelerde kendisine karşı olan örgütlenmelere yönelik faşizme varan tahammülsüzlüğü bir kez daha kendisini

göstermiş ve İTÜ’nün 2008-2009 akademik yılı açılış töreninde Başbakan Erdoğan’ı protesto eden on sekiz üniversite öğrencisi hakkında 15’er ay hapis cezası verilmiştir. Bu pervasızlık, AKP’nin yaratmak istediği üniversitenin bir göstergesidir. Aydınlatıcı, bilimsel ve sosyalist düşünceden arındırılmış bir üniversite hayali kuran AKP’nin üniversitelerimizin başına getirdiği rektörler, Yıldız Teknik Üniversitesi’nde haklarında henüz açılmamış bir soruşturmayı bahane ederek öğrencileri okula almamaya kalkmakta, Marmara Üniversitesi’nde ‘ideolojik saplantılı öğretim üyelerini tasfiye edeceklerini’ beyan etmektedir.”

Üniversite Konseyleri Derneği Yönetim Kurulu, İTÜ öğretim görevlileri tarafından düzenlenen imza kampanyasını destekleyerek, İTÜ’de görev yapan üyelerini de kampanyaya destek olma çağrısında da bulundu.

Üniversite Konseyleri Derneği Yönetim Kurulu, 9 Aralık 2010 tarihinde yaptığı “Rektörlerinizi de alın gidin” başlıklı açıklama ile Başbakan’ın üniversite rektörleri ile Dolmabahçe Sarayı’nda yaptığı toplantıya ve öğrencilere uygulanan şiddete tepki gösterdi. Açıklamada, “Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın üniversite rektörlerini Dolmabahçe Sarayı’nda huzuruna çağırdığı günden beri yaşananlar, AKP iktidarının nasıl bir üniversite istediğini,

30 elektrik mühendisliği, 441. sayı, şubat 2011

istediğini elde ederse de neler olacağını gözler önüne sermiştir” denildi. Dolmabahçe’deki toplantılara katılan tüm rektörleri bu toplantıların içeriğini açıklamaya çağıran Üniversite Konseyleri Derneği, Dolmabahçe’de yapılan toplantıyı “AKP’nin seçilmemiş ancak atanmış rektörlerine üniversitelerde istediği dönüşüme dair görevlerini tebliğ ettiği kumanda ve kontrol toplantıları” olarak değerlendirdi. Açıklamada, şöyle denildi:

“Geçtiğimiz hafta sonu yaşanan olayların ardından polis şiddetinden başka hiçbir şeyin tartışılamaz hale geldiği ortamda, toplantıların içeriğinin kamuoyundan ustaca gizleniyor olması bunun en açık delilidir. Bu toplantıların içeriğinin ne olduğunu bilmek, üniversitenin tüm bileşenlerinin ve vergileriyle üniversiteleri ayakta tutan vatandaşların hakkıdır. Polis şiddeti kabul edilemez, suskunluk daha hiç kabul edilemez! AKP’nin polis teşkilatı, geçtiğimiz cumartesi günü, Başbakan’ın rektörlerle yapacağı birinci Dolmabahçe toplantısına deniz yoluyla gitmek zorunda kalmasının intikamını alırcasına öğrencilere saldırmıştır. Uygulanan insanlık dışı şiddet, hamile bir öğrencinin, uyarmasına rağmen ısrarla polis tarafından karnına vurularak çocuğunu kaybetmesi düzeyindedir. Bu, kabul edilemez ve tüm sorumluları kamu görevinden men edilene dek hesabı sorulması gereken bir vahşettir. Ancak; derneğimiz açısından aynı derecede vahim ve utanç verici olan, Dolmabahçe’deki toplantıya katılan rektörlerin, öğrencileri dışarıda öldüresiye dövülürken toplantıyı terk etmemeleri, yaşanan şiddetin boyutları ortaya çıktıktan sonra tek satır açıklama yapmamalarıdır. AKP’nin rektörlük makamına atadığı ve yaşanan şiddete sessiz kalan bu kişilerin hiçbiri ‘rektör’ sıfatını hak etmemektedir. Onların bu tavrı, bir takım profesör sıfatlı şarlatanların ‘Başbakan suikast tehlikesi altında’ diyerek keyfi polis şiddetini meşrulaştırmalarına ve Ankara Üniversitesi’nde AKP’nin

anayasa profesörü Burhan Kuzu’ya yumurta atılmasının ardından hesabın pervasızca üniversite yönetimine kesilerek, eylemci öğrencilerin kellesinin istenmesine çanak tutmaktadır.”

Akademinin tüm ilerici bileşenlerinin tepkilerini dile getirdikleri, ancak bunun yeterli olmadığı vurgulanan açıklamada, “Bir mücadele cephesi örmeliyiz” çağrısı yapıldı. AKP’nin üniversiteye yönelik gericileştirme operasyonunun yeni olmadığının altı çizilen açıklamada, yaşananların vahameti “sadece bu operasyonun ne denli başarılı olduğunu göstermesi” olarak ifade edildi. Açıklamada, mücadele için de şu öneriye yer verildi:

“Akademinin tüm ilerici bileşenlerinin acilen atması gereken adım, mevcut istibdat koşullarında önemsiz hale gelmiş farklılıkların yan yana var olabileceği bir ilerici cephe oluşturmaktır. Akademisyenler şiddete maruz kalan öğrencilerine, öğrenciler tasfiye edilen ilerici hocalarına sahip

elektrik mühendisliği, 441. sayı, şubat 2011 31

çıkmalı ve akademinin tüm bileşenleri, AKP’nin gerici ve faşizan uygulamalarını akademiye yakışır bir fikir derinliği ile üniversiteden kovacak bir mücadele cephesi örmelidir. Derneğimiz, söz konusu cepheyi akademinin tüm ilerici bileşenleriyle birlikte örmek ve gelinen noktanın hesabını sormak doğrultusunda faaliyetlerini yoğunlaştıracaktır.”

Üniversite Konseyleri Derneği, 15 Aralık tarihinde ODTÜ’de Başbakan Tayyip Erdoğan’ın öğrenciler tarafından protesto edilmesi üzerine yaşanan gelişmeler hakkında yaptığı açıklamada da “Haberi alan ODTÜ öğrencileri geleneklerine ve üniversitelerine sahip çıkarak peşinde onlarca polis, çevik kuvvet ve bir o kadar da özel korumasıyla adeta üniversiteyi basmaya gelen Tayyip Erdoğan’ı protesto etmek istediler. Ancak polis, her zamanki gibi, Tayyip Erdoğan’ı ve AKP’yi üniversitelerinde istemeyen öğrencileri susturmaya kalktı. Öğrenciler şiddet gördü ve gözaltına alındılar. Yetmedi, arkadaşlarının akıbetini soran öğrencilere de şiddet uygulandı.”

Daha birkaç gün önce Ankara Üniversitesi’nden kovulan AKP’nin bu kez ODTÜ’de üniversiteleri “provoke etmeye” kalkıştığı ifade edilen açıklamada, yaşanan gelişmeler şöyle değerlendirildi:

“ODTÜ öğrencisi, AKP zihniyetini üniversiteden ve Türkiye’den silmek adına, birkaç gün önce Mülkiyeliler’in gösterdiği tepkiyi bir adım ileri taşımıştır. Üniversitelere yanlarında polis ordusu olmadan giremeyen AKP’li vekillerin üniversiteyi ziyaret heveslerinin, provokasyon ve üniversitelerde topyekün temizlik harekatına girişmekten başka bir mantıklı açıklaması yoktur. Bu tavırlarından dolayı AKP’yi ve Tayyip Erdoğan’ı kınıyoruz. Üniversiteler, orada hakkıyla okuyan emekçi çocuklarınındır, orada insanlık adına çalışma yapan bilim insanlarınındır, her şeyiyle

akademiyi var eden tüm üniversite bileşenlerinindir. AKP zihniyetini kabullenmemek, reddetmek üniversitelerimizin en doğal hakkıdır. Üniversitelerimizin bilimin, aydınlığın ve özgürlüğün yeri olmasını istiyoruz. AKP ve Başbakan üniversiteleri ‘terbiye etmek’ ve ‘sindirmek’ için kullandığı bu provokasyonlara bir son vermeli, üniversitelere polis şiddetini sokmaktan vazgeçmelidir.

Gözaltına alınan öğrenciler derhal serbest bırakılmalıdır. Tüm ilerici, aydın ve demokratları üniversitelere ve öğrencilerimize sahip çıkmaya ve onlara destek olmaya çağırıyoruz. Üniversitelerimizde polis şiddetine son vermenin yolu, mücadele etmekten, mücadele edenlere destek vermekten, AKP’nin temsil ettiği hiçbir şeyi kabullenmemekten geçmektedir.” <

32 elektrik mühendisliği, 441. sayı, şubat 2011