Elektrik Mühendisliği · Sayı 441 · Şubat 2011

“ÖĞRENCİLER SUSMAYACAK!”

Toplum, demokrasi ve emek Görüş ve değerlendirme

Yıl
2011
Sayfa
1
Okuma süresi
2 dk
Görüntülenme
0

Konu

Toplum, demokrasi ve emek

İlgili: Mühendislik eğitimi

Anahtar kelimeler

  • Emek Gençliği
  • öğrenci hareketi
  • YÖK
  • parasız eğitim
  • AKP
  • anadilde eğitim

Özet

Emek Gençliği'nden yapılan değerlendirmede, üniversitelerdeki öğrenci hareketliliği AKP döneminde eğitimin piyasalaştırılması ve demokratik haklara yönelik baskılar bağlamında ele alınarak öğrencilerin örgütlenip mücadeleyi sürdürmesi çağrısı yapılıyor.

Tam metin

Metin PDF'ten otomatik çıkarılmıştır; tablo, şekil ve formüller eksik ya da hatalı olabilir. Özgün dizgi için PDF'e bakın.

sya

do

Emek Gençliği, Elektrik Mühendisliği’ne Üniversitelerde Başlayan Mücadeleyi Değerlendirdi...

Son iki aydır hareketlenmekte olan üniversiteler, farklı bir çok açıdan değerlendirilebilir. Dolmabahçe’den Ankara Üniversitesi’ne, ODTÜ’den İstanbul Üniversitesi’ne kadar farklı alanlarda yaşananlar, aslında tek bir şeyi açığa çıkarmıştır; sermayenin üniversitelerdeki dönüşümü AKP ile hızlandırılmakta, buna karşı en küçük muhalif hareketler bile orantısız şiddetle ortadan kaldırılmak istenmektedir. Yani YÖK ile başlayan süreçten sonra üniversitelerde kırıntıları kalan özerklik, demokrasi, bilimsel ve parasız eğitim tamamen ortadan kaldırılıyor.

Sermayenin ideolojik üretim merkezi haline getirilmek istenen üniversitelerde bu dönüşüme karşı büyük bir rahatsızlık vardır. Aslında AKP Hükümeti’nin saldırganlığı, üniversitelerde hakim kılmak istediği piyasacılığa ve gericiliğe karşı çıkan büyük çoğunluktan dolayıdır. Bilimi savunan, eğitim müfredatının gericileştirilmesine karşı çıkan çoğunluğun rahatsızlığı ortadadır. Bu rahatsızlığın dışavurumu olarak

devam eden öğrenci hareketleri, üniversitelerde demokratik yapıları oluşturarak kitleselleşmeyi öncelikli hedef haline getirmelidir. Ancak aynı derecede önemli olan bu dönüşümü, ülkenin ve sistemin içinde bulunduğu süreçten ayrı değerlendirmemek gerekir.

Kadınlardan işçilere, gençlerden emeklilere kadar her kesimin hakları budanmakta, toplum açlıkla terbiye edilmektedir. Bunun yanında demokrasi sorunu hala kanayan bir yaradır. Böyle bir dönemde AKP Hükümeti, bütün muhalif seslere olduğu gibi geleceksizliğe mahkum etmek istediği öğrencilere de tahammül edememektedir. Türlü şiddet yöntemlerine başvurmaktan çekinmemekte, hakaretler yağdırmakta, sözde öğrenci temsilcileri (aslında kendisine yandaş öğrenciler) ile demokrasi şovları yapmaktadır. Bu durum, aslında tıkanmışlığın ve çözümsüzlüğün ifadesinden başka ne olabilir ki?

Son olarak Başbakan’ın, demokratik yollarla seçilmeyen öğrenci “temsilcileri” ile yapacağı toplantıyı Erzurum’da

gerçekleştireceğini açıklaması da bu bakımdan manidardır. Onlar öğrencilerden kaçıp toplantı yapmaya devam etsinler. Ama öğrenciler susmayacak ve taleplerini alanlara çıkarak haykırmaya devam edecekler.

Kampüslerde polislere sınırsız arama yetkisi vererek, düşüncesini dile getirdiği için öğrencilere soruşturma açarak, demokratik hakkını kullandığı zaman tekmeleme sonucu bir öğrencinin bebeğini düşürmesine sebep olarak; kısacası eşit, parasız, bilimsel, anadilde eğitim isteyen her kesimi susturarak dikensiz gül bahçesi istiyorlar. Bütün bu olanlara karşı birleşik mücadeleyi yükseltmek gerekiyor. Öğrenciler örgütlenmeli ve diğer kesimlerle buluşmanın yollarını daha fazla aramalıdır. Diğer taraftan bölge üniversiteleri, bu sürecin bir parçası olarak ele alınmalıdır. Bölge üniversiteleri başta olmak üzere tüm eğitim kurumlarında anadilde eğitim hakkını savunmak, asimilasyona karşı üniversitelerin de bir taraf olması gerekliliğini dile getirmek önemlidir. <

38 elektrik mühendisliği, 441. sayı, şubat 2011