Cumhuriyet Enerji · Sayı 5 · Mayıs 2008
Jenaratörler kenti Van
İletim ve dağıtım şebekeleri Görüş ve değerlendirme
- Yıl
- 2008
- Sayfa
- 2
- Okuma süresi
- 8 dk
- Görüntülenme
- 0
Konu
İlgili: Sanayi, teknoloji politikası ve kalkınma, Enerji politikası, piyasa ve özelleştirme
Anahtar kelimeler
- Van
- TEDAŞ
- kayıp-kaçak
- Vangölü Elektrik Dağıtım
- jeneratör
- enerji nakil hattı
Özet
Van ilindeki elektrik iletim ve dağıtım altyapısının yetersizliği, yoğun göç ve çarpık yapılaşma nedeniyle yaşanan gerilim düşüklüğü, sık kesintiler ve yüksek kayıp-kaçak oranları ele alınarak acil yatırım ve master plan çağrısı yapılıyor.
Tam metin
Metin PDF'ten otomatik çıkarılmıştır; tablo, şekil ve formüller eksik ya da hatalı olabilir. Özgün dizgi için PDF'e bakın.
ENERJİ 22
Yatırımsızlık, göç, çarpık yapılaşma, kayıp ve kaçak ile gelen yoksunluk
Jeneratörler kenti Van
Van’daki elektrik enerjisi alanında yaşanan sorun iletim, dağıtım ve kayıp-kaçak olmak üzere 3 başlık halinde değerlendirilebilir. Keban Hidroelektrik Santralı’ndan Tatvan-Van ve Erciş-Van doğrultusunda Van’ı besleyen 154 kilovoltluk enerji nakil hattı, eski bir hattır ve Van’ın güç talebini karşılayamamaktadır. Ani ve yoğun göç nedeniyle Van’da çarpık bir yapılaşma oluşmuştur. TEDAŞ bu çarpık yapılaşmaya mümkün olduğunca elektrik vermeye çalışmış, ancak yapılan projeler ve uygulamalar yetersiz kalmıştır.
Süleyman BALKAN
EMO Van Temsilcisi
Uzun yıllardan beri ihmal edilen, halen elektriksiz yerleşim alanları bulunan Van ili ve çevresinde son yıllarda elektrikte voltaj düşüklüğü ve sık sık kesintiler yaşanmaktadır. Ulusal elektrik sistemindeki enerji darboğazı ve gerilim düşüklükleri Van’da özellikle kış aylarında hat safhaya çıkmaktadır. Her hafta mutlaka birkaç defa elektrik kesintisi yaşanan Van’da jeneratörler kaldırımları doldurmaktadır. TEDAŞ 2006 yılı istatistiklerine göre yüzde 71’lik kayıp ve kaçak oranıyla ilk sırada yer alan Van’da elektrik sisteminde ciddi sorunlar yaşanmaktadır. Van 2006 yılında 334 bin 128 megavatsaatlik elektrik tüketimiyle Türkiye toplam elektrik tüketiminde yalnızca yüzde 0.3’lük paya sahiptir. Türkiye ortalamasında 1961 kilovatsaat olan kişi başına elektrik tüketimi Van’da 330 kilovatsaat ile en düşük düzeyde kalmaktadır. Van şehir merkezinde bir hafta içinde mutlaka birkaç defa elektrik kesilmektedir. Köylerde her gün elektrik kesintisi yaşanmakta, bazen bu kesintiler ortalama 1.5-2 günü bulmaktadır. Van Cumhuriyet Caddesi’nde akşam saat 17.00’den sonra jeneratörler kaldırımları işgal etmektedir. Elektrikler kesildiği andan itibaren şehirde jeneratörlerin çalışmasından kaynaklı yoğun bir
gürültü oluşmaktadır. Çoğu iş yeri ve mesken, voltaj değişikliği nedeniyle elektrikli aletlerin zarar görmemesini sağlamak için regülatör (düzenleyici) kullanmak zorunda kalmaktadır. Tüm bunlar ek maliyetler getirmektedir.
Van’daki elektrik enerjisi alanında yaşanan sorun iletim, dağıtım ile kayıp ve kaçak olmak üzere 3 başlık halinde değerlendirilebilir. Keban Hidroelektrik Santralı’ndan TatvanVan ve Erciş-Van doğrultusunda Van’ı besleyen 154 kilovoltluk enerji nakil hattı, eski bir hattır ve Van’ın güç talebini karşılayamamaktadır. Gerilim seviyesi bazen 130 kilovolta kadar düşmekte, bu voltaj düşüklüğü
doğrudan evlerdeki elektrik kullanımına yansımaktadır.
Van’dan ulusal enterkonnekte şebekeye bağlanan elektrik üretimlerinin maliyetleri de ayrı bir sorun olarak karşımızda durmaktadır. Zernek Hidroelektrik Santralı’ndan sağlanan düşük düzeydeki üretimle Gürpınar civarı beslenirken, Engıl Hidroelektrik Santralı Van elektrik enerjisi sistemine paralel olarak devreye girmektedir. Bu iki küçük çaptaki santralın maliyetlerinin yüksekliği yanında sisteme paralel olarak verilen İran’dan alınan enerjinin maliyeti de yüksek düzeydedir.
Şebeke planı 70’lerden kalma
Van şehir şebekesi 1970’lerde yapılan proje kapsamında sürdürülmeye çalışılmaktadır. Bu projenin üzerine küçük eklemeler ve tadilatlar yapılmıştır. Bu çerçevede Van1, Van2, Van3 adları altında projeler kapsama alınırken, bunlar mevcut sisteme entegre edilmemiştir. Van1 proje çalışması 2001 yılında tamamlanmış, bu proje ile bir kısım yerleşim birimlerine yeni elektrik verilmesi sağlanmış, bazı yerleşim alanlarına elektrik hizmetinin sunulmasında da tadilata gidilmiştir. Yeni yerleşim alanlarına elektrik hizmetinin taşınması ve bazı yerleşim yerleri için tadilat içeren Van2 projesi ise 2003 yılında başlatılmış olup, halen devam etmektedir. Van3 projesi, yalnızca enerji dağıtım hatlarının bir kısmının yeraltına alınmasına yöneliktir.
Projenin hazırlandığı dönemde Van’da yüz binlerin altında olan nüfus bugün 400 binin üzerine çıkmıştır. Proje standart nüfus artışı istatistikleri esas alınarak hazırlanmıştır. Ancak Van büyük oranda göç almış bir kenttir. Yoğun göç nedeniyle projenin ömrünün yüzde 40 azaldığı belirtilebilir. Buna göre 20 yıl için tasarlanan proje ömrünü 12 yılda tamamlanmıştır. Aradan geçen zamana karşın genel bir proje ve çalışma yapılmamıştır. TEDAŞ yetkilileri tarafından 2007 yılında genel kapsamlı bir master plan hazırlandığı açıklanmış, ancak
henüz çalışmalara başlanmamıştır. Dağıtım şebekesinin eski oluşu nedeniyle Van, Bitlis, Muş ve Hakkari’ye hizmet sunan Vangölü Elektrik Dağıtım A.Ş’nin şebeke kayıpları oldukça yüksektir. Kayıp ve kaçak kullanım oranları yüzde 63.8 düzeyindedir. Bu oranın yaklaşık yüzde 20’si hat kayıplarından oluşmakta, geriye kalan yüzde 44’lük oran ise kaçak kullanımdan kaynaklanmaktadır.
Göçle gelen yoksunluk
Ani ve yoğun göç nedeniyle Van’da çarpık bir yapılaşma oluşmuştur. TEDAŞ bu çarpık yapılaşmaya mümkün olduğunca elektrik vermeye çalışmış, ancak yapılan projeler ve uygulamalar yetersiz kalmıştır. Yeni enerji talebinin karşılanmasında elektrik projesinden önce mimari projeye sahip olunmalıdır. Elektrik projesinin uygulama aşamasında kullanılacak malzeme seçimi büyük önem taşımaktadır. Kablo kesitlerinin projeye göre seçilmemesi, yanlış seçimler yapılması enerji kaybına neden olmaktadır.
Kaçak kullanım sorununun çözümü için bilinçlendirme ve eğitim yanında kayıp ve kaçak kullanıma karşı verilecek mücadele önem taşımaktadır. Ancak şebeke yatırımı ve takip sisteminin güçlendirilmesi de tek başına sorunu çözmeyecektir.
Siyasi etkiler nedeniyle altyapısı olmayan keyfi tesisler ortaya çıkmakta ve önüne geçilemez sorunlar başlamaktadır. Kaçak kullanımının önüne geçilmesi için ekonomik durumun düzeltilmesi de büyük önem taşımaktadır. İnşaat, Ziraat, Mimarlar, Makina, Elektrik, Jeoloji, Kimya, Gıda ile Harita ve Kadastro mühendisleri odalarının şube ve temsilciliklerinden oluşan TMMOB 39. Dönem Van İl Koordinasyon Kurulu’nun Prof. Dr. Ruhi Köse’nin katkılarıyla yaptığı araştırma, Van’a göç eden ailelerin ekonomik durumları açısından çarpıcı sonuçları ortaya çıkarmıştır. Araştırmaya göre, 320 aileden yalnızca 32’si artık bir ailenin ortalama yaşam standartları içinde kabul edilen, televizyon, buzdolabı, çamaşır makinesi, elektrikli süpürge ve fırına sahiptir. Temel bir ihtiyaç olan çamaşır makinesinden 84 aile, buzdolabından 63 aile, büyük boy fırından ise 256 aile yoksundur. Zorunlu bir ihtiyaç olmamasına karşın 320 ailenin tamamı televizyona sahipken, 87 ailenin elektrik süpürgesi yoktur.
Acil yatırım gerekli
Teknolojik gelişmelerin günlük yaşama yansıması nedeniyle günümüzde elektrik enerjisi yaşamın ayrılmaz parçası haline gelmiştir. Elektrik enerjisi diğer sanayi
ürünlerinden farklı olarak gereksinim duyulduğu yerde ve anda gerekli miktarda üretilmek ve tüketilmek zorundadır. Elektrik enerjisinin sürekliliğini sağlamak için üretim, iletim, dağıtım ve tüketim gibi dört ana unsurun merkezi olarak planlanması diğer sektörlere göre çok daha önemli olmaktadır. Van’daki sorunların çözümü de bu temel anlayış içerisinde yer almaktadır. Öncelikli olarak ilde yeni yatırımlara hızla başlanmalıdır. Van elektrik sistemini besleyen 154 kilovoltluk enerji iletim hattının mutlaka 380 kilovolta çıkarılarak, yenilenmesi gerekmektedir. Yüksek düzeydeki kayıp oranlarını azaltmak için şehir şebekesi genelinde yapılan master plan hayata geçirilmelidir. Ⅵ
23 ENERJİ
ENERJİ KİTAPLIĞI
TMOBB VI. Enerji
Sempozyumu
Bildiriler Kitabı:
Küresel Enerji
Politikaları ve
Türkiye Gerçeği
Genişletilmiş 2. Baskı: 2008 Yayımlayan: TMMOB Elektrik Mühendisleri Odası
Elektrik Mühendisleri Odası, Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği adına 22-23-24 Ekim 2007 tarihlerinde düzenlediği Türkiye VI. Enerji Sempozyumu’nda sunulan bildirilerden hazırladığı kitabı tartışma bölümlerini de ekleyerek yayımladı. Küresel Enerji Politikaları ve Türkiye Gerçeği başlığı altında yapılan Sempozyum’da düzenlenen 5 oturumda sunulan 31 bildiriyi ve açılış konuşmalarını içeren kitapta, tartışmaların yanı sıra arz güvenliği ile enerji politikalarının masaya yatırıldığı panel bölümüne, poster bildirilere de yer verilmiş. Kitapta, bildiriler; “Küreselleşme ve Enerji”, “Türkiye’de Enerji Politikalarının Değerlendirilmesi”, “Enerji Alanında Yeniden Yapılandırma ve Kamu İşletmeciliği”, “Enerji Alanında Teknolojik ve Bilimsel Gelişmeler”, “Enerji, Çevre,Verimlilik,Tasarruf ve Sosyal Politikalar” başlıkları altında toplanmış. Alanlarında uzman
akademisyen, özel ve kamu temsilcilerinin sunduğu bildiriler, enerji alanı ile ilgili mevcut durumu tarihsel bir perspektifi de içererek, istatistikler, grafikler ve belgeleriyle okuyuculara sunuyor. Enerji alanında, dünyada ve Türkiye’de yaşanan güncel gelişmeleri içeren, her yönüyle irdeleyen, ulusal ve kamusal çıkarları savunan politika ve önerilerin tartışıldığı sempozyumun yazın hayatına aktarılmasından meydana gelen kitabın önsözünde şu saptamaya yer veriliyor: “Temel bir insan hakkı olarak kabul edilen enerji; ucuz, sürekli ve kaliteli sunulması gereken bir kamu hizmetidir. Küreselleşme süreci ile birlikte sermayeye yeni alanlar açma arayışının hedef olarak seçtiği en önemli alanlardan biri, enerji olmuştur.” IMF ve Dünya Bankası direktifleriyle şekillenen enerji politikaları doğrultusunda Türkiye’de 1980’lerden itibaren uygulanan neoliberal politikalar ile enerji alanının serbestleştirilmesi-özelleştirilmesi hedeflenmiş, bu amaçla çok sayıda yasal düzenleme yapılmış, kamunun enerji alanını özel sermayeye terk etmesi için pek çok uygulama gerçekleştirilmiştir. Bu uygulamaların bir kısmı yargı sürecinden dönerken, hükümetler de her seferinde günü birlik yasal düzenlemelerle yargı kararlarını uygulamak yerine yok saymayı tercih etmişlerdir."
Türkiye’de Kamu
Hizmeti ve İmtiyazın
Dönüşüm Öyküsü
Yazar: Dr. Sedat Çal 1. Baskı: 2008 Yayımlayan: TOBB
Yazar Dr. Sedat Çal’ın “Kamu Hizmetlerinin Özel Sektör Tarafından Finansmanı ve İşletilmesi Bağlamında İmtiyaz ve Kamu Hizmeti Kavramlarının 1999 Yılı Anayasa Değişiklikleri Çevresinde Değişimi ve Döşümü” başlığını taşıyan doktora tezinden oluşturulan kitapta, bir yandan kamu hizmeti ve imtiyaz gibi İdare Hukuku’nun temel kavramlarının küreselleşme olgusu karşısında geçirdiği değişim ortaya koyulurken, öte yandan kamu hizmetlerinin özel kesim tarafından finansmanı ve işletilmesi ayrıntılı olarak inceleniyor. Çal, kitabın sonuç bölümünde Türkiye’de enerji yatırımlarındaki idare ile özel sektör kuruluşları arasındaki sözleşmelere (ve özellikle uluslararası tahkime) cevaz veren hükümler konulması yönündeki girişimlere değinerek, şunları kaydediyor: “Özellikle enerji sektöründe tekelci yapıdan serbest rekabeti öngören ve piyasa rejimini getiren bir düzenlemeye gidilerek bu yolla kendiliğinden tahkime olanak tanımak yerine, tekelci yapı muhafaza edilmiş ve sektörde rant dağıtımına devam edilmesi yolu tercih edilmiştir. Uluslararası tahkime yönelik yasal düzenlemeler getirildikten sonra da enerji projelerinin hayata geçirilmesi sözkonusu olmamış, bunun yerine kendilerine geriye yönelik tahkim olanağı bahşedilen şirketlerin bu yolla tazminat elde etmelerinin kolaylaştırılmış olması sonucuyla karşılaşılmıştır. Anayasa değişiklikleri ve sonrasındaki uyum yasaları sürecinde bugün gelinen durum, idare hukuku anlamında hiç de iç açıcı değildir. Halihazırda -özellikle Danıştay’ın yukarıdaki kararı çerçevesindetahkimli imtiyaz, özel hukuk sözleşmeleri ve tahkimsiz imtiyaz gibi kavramların neleri ifade ettiği hâlâ belirsizliğini korumaktadır.” Dünyadaki diğer özelleştirme uygulamalarında elektrik sektörünü özelleştirmeye yönelik olarak önce sektörün rekabete açılabilecek alanlarında serbestiyet getirilmesi ve rekabetin sağlanamayacağı alanlar itibariyle de düzenleyici kurallar ve kurumlar aracılığıyla sektör düzenlendikten sonra ruhsat, işletme hakkı devri veya imtiyaz yöntemleri üzerinden özelleştirme uygulamalarına geçiş yapıldığı anlatılan kitapta, Türkiye’de söz konusu yöntemin tam tersine uygulandığı, önce yap-işlet-devret (YİD), yap-işlet ve işletme hakkı devri sözleşmeleriyle sektörde uzun süreyle rekabetin önünü kesecek uygulama başlatıldığı belirtildi. Kitapta, özellikle YİD modeli çerçevesinde gereğinden çok fazla sayıda ve mali hacimde sözleşme imzalanmış olması karşısında ekonominin taşıyamayacağı bir mali mali yükün ortaya çıkacağına işaret ediliyor. Ⅵ