Cumhuriyet Enerji · Sayı 5 · Mayıs 2008

Yeni nema dağıtım düzeni getiriliyor

Musa Çeçen

Enerji politikası, piyasa ve özelleştirme Görüş ve değerlendirme

Yıl
2008
Sayfa
2
Okuma süresi
9 dk
Görüntülenme
0

Konu

Enerji politikası, piyasa ve özelleştirme

İlgili: Mevzuat ve hukuk, İletim ve dağıtım şebekeleri

Anahtar kelimeler

  • Elektrik Piyasası Yasası
  • EPDK
  • TETAŞ
  • TEİAŞ
  • özelleştirme
  • Kayseri Elektrik Dağıtım

Özet

EMO Yönetim Kurulu Başkanı Musa Çeçen, Elektrik Piyasası Yasası'nda değişiklik yapan tasarının kamu yatırımını engelleyerek özel şirketlere teşvik ve kar garantisi sağlayan yeni bir 'nema dağıtım düzeni' oluşturduğunu eleştirmektedir. Yazıda lisans yasağı, fon kredi faizlerinin silinmesi ve Kayseri'nin ulusal tarifeye dahil edilmesi gibi düzenlemeler ayrıntılı olarak değerlendirilmektedir.

Tam metin

Metin PDF'ten otomatik çıkarılmıştır; tablo, şekil ve formüller eksik ya da hatalı olabilir. Özgün dizgi için PDF'e bakın.

ENERJİ 12

EElleekkttrriikk PPiiyyaassaassıı YYaassaassıı’’nnddaa ddeeğğiişşiikklliikk yyaappaann ttaassaarrıı iillee eenneerrjjii aallaannıınnddaa sseerrbbeesstt ppiiyyaassaannıınn ççöökkttüüğğüü bbeellggeelleennddii

Yeni nema dağıtım düzeni getiriliyor

Musa ÇEÇEN

EMO Yönetim Kurulu Başkanı

AKP Hükümeti’nin 2002 yılından bu yana “serbest piyasa” mantığı ısrarıyla sürdürdüğü neo-liberal politikalar, ülkeyi karanlık açmazıyla karşı karşıya bırakmıştır. TBMM’de görüşülmekte olan tasarı, aslında uygulanmaya çalışılan serbest piyasa modelinin çöküşünün itirafıdır. Bu itirafa karşın adı “serbest piyasa” olan, kamuya yatırım yaptırılmayan ama şirketlere kamunun kaynak aktardığı bir enerji piyasası büyütülmek istenmektedir. Elektrik Piyasası Yasası’nda değişiklikler öngören tasarı, ne serbest piyasa mantığı içerisinde, ne de kamu eliyle yatırım yapma anlayışı kapsamında değerlendirilebilir. Gelinen nokta ne yazık ki açmazların yeni açmazlarla çözülmeye çalışılmasıdır. AKP Hükümeti bir dönemin çok eleştirilen tüm uygulamalarını daha da genişleterek yeni bir nema dağıtım düzeni getirmeye çalışmaktadır. Son noktada kamunun yükü üstlenerek yatırım yapmasına izin verilmesi ise yalnızca bir görüntüdür.

Tasarıyla kamu engelleniyor

Öncelikle kamunun yatırım yapabilmesi açısından mevcut duruma bakmak gerekmektedir. Elektrik Üretim A.Ş’nin (EÜAŞ) yatırım yapabilmesi için mevcut yasal düzenlemede açık bir yasak bulunmamakta, hatta hükümetin sehven yaptığı bir yanlışlık itirafına karşın “kamunun gerektiğinde yatırım yapmasına” yönelik sınırlandırma da kaldırılmış bulunmaktadır. Bu nedenle kamunun acil yatırım yapması için siyasi bir kararlılık gösterilmesi yeterlidir. Ancak hükümet yeni tasarıyla 4628 sayılı Yasa’nın başlangıcında yer alan “gerektiğinde yatırım yapma” anlayışından daha dolambaçlı, daha uzun bir süreç öngörmekte, açıkçası “kamu yatırım yapmasın” anlayışını benimsemektedir. Üstelik bu “kamu yatırım yapmasın” anlayışı, kamu kaynaklarının firmalara aktarımı yoluyla, teşvikli ve kar garantili ihalelerle, bir dönemin çok eleştirilen modellerine geri dönüşü de içeren yapılanmaya kadar uzanmaktadır.

İhaleci kuruluşlar dönemi

Tasarıdaki arz güvenliği düzenlemesi ile Türkiye Elektrik İletim A.Ş (TEİAŞ), Enerji Bakanlığı,

Fon kredi faizleri siliniyor

3096 sayılı Yasa çerçevesinde alım garantileri verilen Yap-İşlet-Devret modeliyle imtiyazlı olarak yaptırılan santrallara Elektrik Enerjisi Fonu’ndan kullandırılan krediler için faiz tahsilatı ortadan kaldırılmaya çalışılmaktadır.

Uygulama, anapara ve faizleriyle bu kredinin tarife yoluyla halktan tahsil edildikten sonra şirketlere aktarılması, bu aktarımın ardından şirketler tarafından fona tekrar geri ödenmesi biçiminde yapılıyordu. Kaldırılan faiz, tarife yoluyla tüketicilerden tahsil ediliyorsa yapılan işlem şirketlere yönelik bir af olarak değerlendirilemese de uygulamanın yanlışlığı açıktır.

Uygulamanın baştan yanlış yola girdiği Sayıştay raporuyla tespit edilmiş ve TBMM’de rafa kaldırılan bu raporda şu saptama yapılmıştı:

“Fon anlaşmaları eki ‘Ödeme Talimatları Formu’nda şirketler EEF (Elektrik Enerjisi Fonu) tarafından kendilerine verilen kredilerin tarifeye yansıtılmak suretiyle fona geri ödenmesi işleminin, doğrudan doğru TEAŞ-TETAŞ tarafından yapılmasını, bu nedenle şirkete herhangi bir ödemede bulunulmayacağını kabul etmişlerdir. Ancak Fon Yönetim Kurulu, FA’da (Fon Anlaşmaları) yapılan düzenlemeye aykırı bir karar alarak EEF’ye yapılacak geri ödemeler için tarifelere yansıyan miktarın TEAŞ-TETAŞ tarafından doğrudan kesilerek Fon’a yatırılması uygulamasından vazgeçmiş, ilave tarifenin şirkete ödenmesi ve fona kredi geri ödemelerinin şirket tarafından yapılması yönünde bir uygulama başlatmıştır. FA’ya aykırı olan bu karar, şirketlerin fondan alacaklı olduklarını öne sürerek kredi geri ödemele-

Elektrik Piyasası Yasa Tasarısındaki arz güvenliği düzenlemesi ile TEİAŞ, Enerji Bakanlığı, EPDK üçgenine Bakanlar Kurulu eklenmektedir. Farklı kurumların düzenleyeceği ve farklı kurumların da onaylayacağı 5 ayrı rapor prosedürüyle elektrik açığının tespit edilmesi, bunun üzerine TEİAŞ’ın kapasite, Bakanlar Kurulu’nun ise merkezi yarışma denilen özel sektörün santral kurması için maliyetleri kamunun bir biçimde üstleneceği görülen ihaleler düzenlenmesi öngörülmektedir.

Enerji Piyasası Düzenleme Kurulu (EPDK) üçgenine Bakanlar Kurulu eklenmektedir. Farklı kurumların düzenleyeceği ve farklı kurumların da onaylayacağı 5 ayrı rapor prosedürüyle elektrik açığının tespit edilmesi, bunun üzerine TEİAŞ’ın kapasite, Bakanlar Kurulu’nun ise merkezi yarışma denilen özel sektörün santral kurması için maliyetleri rini yapmaktan kaçınmaları gibi bir olumsuzluğa yol açmıştır.”

Görüldüğü gibi sorun yalnızca faiz değil, şirketlere fon aracılığıyla yapılmış aktarımların halktan yapılacak tahsilatının da şirketlere kalması gibi bir duruma kadar uzanmaktadır. “Halktan bu kredilerin faiziyle tahsil edilmesi” ile “Ocak 2008’de olduğu gibi doğrudan elektrik fiyatlarına zam yapılması” arasında tüketicilerin faturası açısından bir farklılık yoktur. Farklılık bu tahsilatın kim tarafından yapıldığından kaynaklanmaktadır. Eğer hakikaten madde gerekçesinde yazıldığı gibi elektrik fiyatlarını artıran bir uygulama olarak faizden vazgeçilmek isteniyorsa, Hükümet zam kararını gözden geçirebilirdi. Tüketiciler açısından sonuç değişmezdi. Bu durum sonucun tahsilatı yapan şirketler açısından farklılık yaratacağını göstermektedir. Ⅵ

kamunun bir biçimde üstleneceği görülen ihaleler düzenlenmesi öngörülmektedir. Türkiye Elektrik

Ticaret ve Taahhüt A.Ş’nin (TETAŞ) iç piyasadan alım yapmasına ilişkin geçici bir düzenleme ile 2012 yılına kadar süre tanınan ihale olanakları da bu kapsamda değerlendirilebilir. Tüm bunlara rağmen elektrik açığı giderilemezse kamu yatırım yapacaktır. Yani düzenlemeler, kamunun nasıl yatırım yapmayacağını açıklamaktadır. Bu tanımlanan süreçlerin arz güvenliği sağlamaktan ne kadar uzak olduğu kolayca anlaşılmaktadır.

Tasarının arz güvenliğiyle ilgili düzenlemelerinin bir yüzünü, enerji kurumlarının ihaleci konumuna taşınması oluşturmaktadır. TEİAŞ, rüzgar santralı ihalesinden, kapasite ihalelerine kadar uzanan ihaleci bir kuruluş olacaktır. TETAŞ iç piyasadan alım yapmaya yönelik ihaleler yapacaktır. Elektrik açığı sorunu nedeniyle Bakanlar Kurulu kararıyla merkezi yarışma adı altında ihaleler yapılabilecektir. Özelleştirme İdaresi, EÜAŞ ve Türkiye Elektrik Dağıtım A.Ş’nin (TEDAŞ) kuruluşlarını satmaya çalışacaktır.

Elektrik piyasası değil teşvik yasası

Diğer yandan hükümetin acizliği öyle noktalara ulaşmıştır ki, tasarının farklı maddeleriyle kamu kaynakları üzerinden şirketlere haklar tanınmakta, özel üreticilerin elektrik satmasına yönelik her türlü düzenlemeye başvurulmaktadır. Bu düzenlemelerden bazıları özetle şöyle sıralanabilir:

- Kükürt oranı sınırlamasına bakmaksızın elektrik üretimi için kullanılacak fueloil ve motorine özel tüketim vergisinden muafiyet getirilmektedir.

- Mera ve orman alanları özel şirketlerin talepleri doğrultusunda santral yapımı için yağmaya açılmaktadır.

- Kendi ihtiyaçlarını karşılamaları temel olan otoprodüktörlerin sisteme verecekleri en küçük miktar enerjiden bile medet umulmaktadır.

- Yenilenebilir enerji kaynakları kapsamında 200 kilovata kadar olan üretim tesislerine getirilen lisans alma ve şirket kurma muafiyetindeki kendi ihtiyaçlarını karşılama zorunluluğunu kaldırılmaktadır.

- Özel firmaların ülke dışından elektrik ithal ederek iç piyasada DUY denilen sistemde fahiş fiyatlarla satmalarının yolu açılmaktadır.

- Özel şirketlerin yatırımları için iletim ve dağıtım hattı yapımı konusunda parçalı yapıyı daha da karmaşık hale getirecek biçimde kamu kaynakları üzerinden şirketlere hak tanınmaktadır.

- Özel üretim tesislerinin 2012 yılına kadar iletim sistemi kullanım bedellerinin yarısını ödememeleri sağlanmaktadır.

- Yine 2012 yılına kadar devreye girecek olan özel üretim santralları ve otoprodüktörlere de damga ve harç vergisi muafiyetleri getirilmektedir.

- Bir dönemin sorunlu uygulaması haline gelen Elektrik Enerjisi Fonu’ndan şirketlere kullandırılan kaynakların fatura yoluyla tahsilatındaki faiz ödemeleri silinmektedir.

Lisans yasağı neyi çözecek?

Tasarının kamuoyunda çok gündeme gelen diğer bir düzenlemesi, hayata geçmeyen ve bu nedenle de ülke enerji arz güvenliğini tehlikeye sokan lisanslarla ilgilidir. Lisans alıp yatırım yapmayan şirketler yasa ile sözde cezalandırılmaktadır. Ancak tasarıdaki düzenleme yalnızca 3 yıllık

bir lisans yasağı getirmektedir ki, bu ne yarım kalan yatırımlarla ilgili sorunları çözecektir, ne de ülkenin içine düşürüldüğü arz güvenliği sorunu nedeniyle oluşan ekonomik ve sosyal maliyetleri karşılayabilecektir. Özel sektör tarafından lisans alınıp, belli bir aşamaya gelen yatırımlar, zamanında devreye alınmadığı için lisans iptaline gidilmesi durumunda ne olacaktır? Özellikle bu lisansların bir kısmının hidrolik gibi ülke kaynaklarını değerlendirmek üzere verilmiş lisanslar olduğu dikkate alındığında, ülkemiz enerji arz güvenliği açısından 3 yıl gibi uzun bir zamanda bu kaynakların atıl bırakılması riski bulunmaktadır. Bu durumda yarım kalmış yatırımların bir an evvel tamamlanıp, özellikle elektrik açığı söz konusu olmuşsa bunu karşılamak için kullanılması yerine şirkete tercihin bırakılmış olması kamu yararı ile açıklanamaz. Bu durumda ülkenin içine düştüğü açmaz nedeniyle şimdiden bu şirketlere yönelik bir af çıkacağını, kişiye özel düzenlemeler yapılacağını öngörmek kehanet olmayacaktır.

Enerjide sürekli çözümsüzlük ve kaos üreten politikalar terk edilmeli, yaşanan bunca deneyim değerlendirilerek bütünlüklü ve kamusal çözümlere yönelim biran önce başlatılmalıdır. Ⅵ

Elektrik Piyasası Yasası’nda değişiklikler öngören tasarı, ne serbest piyasa mantığı içerisinde, ne de kamu eliyle yatırım yapma anlayışı kapsamında değerlendirilebilir. Gelinen nokta ne yazık ki açmazların yeni açmazlarla çözülmeye çalışılmasıdır. AKP Hükümeti bir dönemin çok eleştirilen tüm uygulamalarını daha da genişleterek yeni bir nema dağıtım düzeni getirmeye çalışmaktadır.

13 ENERJİ

Kayseri ulusal tarifeye dahil ediliyor

Dağıtım özelleştirmeleri öncesinde öngörülen geçiş süresi, 2010 yerine 2011-2012 tarihine uzatılmaktadır. Bu geçiş dönemine ilişkin, bölgesel farklılıkların yansıtılmasını engelleyecek sübvansiyonları da içeren ulusal tarife uygulaması öngörülmektedir. Bu düzenleme ile tek özel dağıtım şirketi olan Kayseri ve civarı elektrik dağıtım şirketini de kapsayacak şekilde düzenlemenin genişletilmesidir. Buna göre Kayseri Elektrik Dağıtım Şirketi de fiyat eşitleme mekanizmasına geçiş dönemi boyunca dahil olacak ve sübvansiyon uygulaması içerisinde yer alacaktır. Kayseri’nin 2006 yılsonu itibariyle yıllık yüzde 8.14’lük kayıp ve kaçağı bulunduğu açıklanmıştır. Kamuya ait 20 dağıtım şirketinin 2006 yılı ortalama kayıp ve kaçak oranı tartışmalı olmakla birlikte yüzde 15.55 olarak açıklanmıştır. Bu yapıya Kayseri’nin de dahil edilmesiyle ortalama Türkiye kayıp ve kaçak oranı yüzde 15.2 olacaktır. Bu durumda Kayseri, yüzde 8.14’lük kayıp ve kaçak durumuna göre değil, yüzde 15.2’lik kayıp ve kaçak ortalamasına göre gelir tahsil edecek ve TETAŞ aracılığıyla diğer kamu dağıtım şirketlerinde olduğu gibi bazı bölgelerin gelirlerinin bazı bölgelere aktarılmasıyla sübvansiyon sağlanacaktır.

Bu düzenleme Kayseri ve civarından da ulusal tarife esasına göre gelir tahsilini öngörmekle birlikte Kayseri’ye açılan mahsuplaşma davalarında, kayıp ve kaçak oranının yüzde 6.5 değil yüzde 8.5 olması gerekçelerden biri olduğuna göre kayıp ve kaçak oranlarının daha düşük düzeyde tutulmasının öngörülmüş olduğu ortaya çıkmaktadır. Kayseri’nin şimdi ulusal tarifeye dahil edilerek, kayıp ve kaçak oranları nedeniyle gelir kaybından kurtarılması söz konusudur. Sorun ulusal tarife uygulaması değil, Kayseri’nin öngörülen kayıp ve kaçak oranını sağlamamış olmasıdır. Sözleşmesine göre Kayseri’nin kayıp ve kaçak oranındaki fark dışarıda bırakılarak, ulusal tarifeye dahil edilmesi gerekirdi. Kayıp ve kaçak oranını belli bir düzeye düşürmesi öngörülmüş ve bunu gerçekleştiremediği için Kayseri sisteme dahil ediliyorsa bu özel şirkete ulusal tarife yoluyla gelir aktarımı yapılacak demektir. Ⅵ

Elektrik ithalat-ihracatında kamu dışlanıyor

TETAŞ’ın özelleştirme stratejisi çerçevesinde, geçici bir süre, sınırlı bir konumda var olmasına yönelik öngörü, ithalat ve ihracata yönelik sınırlandırma yapılarak daha da daraltılmaktadır. Tasarıyla TETAŞ’ın ithalat ve ihracat yetkisine ciddi bir kısıtlama getirilerek, sınırlandırmanın da ötesinde kamu yararına aykırı yeni bir yapılanmaya gidilmek istenmektedir.

Düzenlemenin kabul edilmesi durumunda TETAŞ yalnızca Hükümetlerarası anlaşmalar kapsamında elektrik ithalat ve ihracatı yapabilecektir. Bu durum ülkenin elektrik açığı olması nedeniyle dışarıdan ithalat yapılması konusunda özel sektöre inisiyatifin bırakılması anlamına gelmektedir. Özel sektörün dışarıdan satın aldığı elektriği, Dengeleme ve Uzlaştırma denilen, kamuya ciddi maliyetler yaratan, elektrik fiyatlarının fahiş düzeylere yükseldiği karaborsada satabilmeleri olanağının sağlanması demektir. TETAŞ’ın devreden çıkarılmasının iki şirkete özel bir düzenleme olarak gündeme getirildiği ileri sürülmektedir.

TETAŞ’ın toptancı kuruluş olarak devreden çıkarılması, bu karaborsada kamunun maliyetlerinin daha da artması anlamına gelecektir. Çünkü kamu üretim şirketleri ve toptancı şirketi TETAŞ bu piyasaya fiyat bildirerek, özel sektörün fahiş fiyat bildirimlerini engellemek için çaba harcamaktadırlar. Söz konusu düzenleme ile TETAŞ’ın iç piyasadan yapacağı enerji alım ihalelerine ilişkin 1 yıl sınırı korunmaktadır. Üstelik TETAŞ bu hüküm kapsamında ihale yapmış,

oldukça fahiş fiyatlar nedeniyle ihaleyi de sonuçlandıramamıştır. Ancak tasarıda yer alan geçici bir maddeyle TETAŞ’ın 2012 yılına kadar uzanan anlaşmalar imzalamasına olanak tanınmaktadır. Hükümet’in Türkiye’de yerleştirmeye çalıştığı serbest piyasa anlayışı kapsamında, DUY denilen karaborsadaki fahiş fiyat düzeninden kurtulmak için adres gösterilen ikili anlaşmaların gelişimindeki kamu ayağını sakatlayan en büyük engellerden biri olarak bu sınırlandırmanın varlığı da gösterilebilir. Bu konuda devletin piyasadan çekilmesi gerekçeleri de inandırıcı değildir. Çünkü DUY üzerinden daha maliyetli olarak yine kamu elektrik satın almaktadır. Dolayısıyla güçlü bir TETAŞ engel olarak görülemez ve görülmemelidir. Ⅵ