Cumhuriyet Enerji · Sayı 5 · Mayıs 2008
Nefes almaya çalışan bir kentin öyküsü
Çevre ve iklim Görüş ve değerlendirme
- Yıl
- 2008
- Sayfa
- 2
- Okuma süresi
- 6 dk
- Görüntülenme
- 0
Konu
İlgili: Elektrik üretimi ve santraller, Enerji politikası, piyasa ve özelleştirme
Anahtar kelimeler
- Yatağan Termik Santralı
- baca gazı arıtma
- kül barajı
- Muğla
- hava kirliliği
- yer seçimi hatası
Özet
Yazar, Muğla'daki Yatağan Termik Santralı'nın yer seçimi, işletme süreci ve baca gazı arıtma sorunlarını ele alarak santralın çevreye ve yöre halkının yaşamına verdiği zararları anlatıyor; yanlış enerji yatırımları eleştirilerek yenilenebilir enerji ve verimliliğe yönelinmesi öneriliyor.
Tam metin
Metin PDF'ten otomatik çıkarılmıştır; tablo, şekil ve formüller eksik ya da hatalı olabilir. Özgün dizgi için PDF'e bakın.
ENERJİ 6
Cengiz GÖLTAŞ Elektrik Mühendisi
Türkiye’de değişik dönemlerde yapılmış ya da yarım bırakılmış yanlış yatırımları tüm boyutlarıyla ele alan kapsamlı bir çalışma yapılamadı bugüne kadar. Buna rağmen yapılan yanlış yatırımları kamu yararına sorgulama konusunda Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği’nin (TMMOB) 54 yıllık bilgi birikimi ve alternatif çözüm önerileri her dönemde bu toplumun yine en önemli sigortası olmuştur. TMMOB ve bağlı odalarınca mesleki alanlarda bilim ve teknolojiden yana sergilenen bağımsız duruş ve toplumsal yarar ekseninde yapılan eleştiriler, ranta dayalı çıkar ilişkileri ile beslenen liberal sağ
iktidarların işine hiçbir dönemde gelmemiştir. Buna rağmen iktidarlar, egemenliklerini sağlayan piyasa ideolojisine ters düşmedikleri sürece yükselen toplumsal tepkiler karşısında zaman zaman geri adım atmak zorunda kalmışlar, bazen tamamen bazen de kısmen yanlış tercihlerinden dönmüşlerse de, çoğu kez “Ben iktidarım ve en doğrusunu kendim bilirim” mantığı, ülkemizde ciddi ekonomik, sosyal ve siyasal sorunlar yaratmıştır.
Önümüzdeki dönemlerde TMMOB’nin bu alanda durum tespiti içeren çalışmalarının alt başlıklarından biri olabilecek tartışmalı yatırımlardan biri de hiç kuşkusuz Yatağan Termik Santralı olacaktır.
Muğla yöresinde santral yapma ısrarı
Kamuoyunda Yatağan ismi öne çıksa da Ege’de Muğla il sınırları içinde elektrik
üretimine yönelik olarak kurulan 3 adet edilemeyecek boyutta olan her üç
termik santral vardır. Bunlar yerli linyit santraldan özellikle 630 megavat
kömürleri ile işletilen Yatağan, Yeniköy kurulu güce sahip olan Yatağan
ve Kemerköy (Gökova) santrallarıdır.
Termik Santralı, bulunduğu coğrafi
Bu santrallar, Türkiye toplam kurulu
konumun olumsuzluğu ile yurttaş
gücünün yüzde 4’ünü, üretilen toplam tepkilerinin en yoğun yaşandığı bölge
elektriğin ise yüzde 10.7’sini
olmuştur.
sağlamaktadır.
Yatağan Termik Santralı’nın yer
seçimi, inşaat süresi ve son 20
Yatağan-Muğla
yılda mevcut kapasitesi
İşletmeye Giriş Tarihi 1. Ünite :20.10.1982 karşısında yapılan üretim
2. Ünite :09.06.1983 miktarının ekonomik,
3. Ünite :20.12.1984 toplumsal ve çevresel
boyutlarıyla yarattığı maliyet,
Çevresel Analiz’in yanlış
yapılmasından
Yeniköy-Muğla
kaynaklanmaktadır. Santralın
İşletmeye Giriş Tarihi 1. Ünite :17.09.1986 kurulumu sırasında çevresel
2. Ünite :23.02.1987 etki değerlendirmesi hatası
yapılmıştır. Konuyla ilgili
hazırlanan birçok raporda;
baca gazlarının yerden
Kemerköy(Gökova)-Muğla
yükselemediği, tersine termal
İşletmeye Giriş Tarihi 1. Ünite :16.12.1993 termik ters dönüşümle
2. Ünite :31.05.1994 gazların aşağı indiği
3. Ünite :27.01.1995 belirtilmektedir.
Ünitelerin Kurulu Gücü 1. Ünite :210 MW 2. Ünite :210 MW
Verimli çalıştırılamıyor
Büyük ölçekli enerji
yatırımlarında fayda-maliyet
Başta Ege Bölgesi’nin elektrik
analizini, üretim ve işletme ömrü ile
enerjisi olmak üzere ulusal
birlikte ele alarak yapmak daha
şebekenin bir parçası olarak
gerçekçidir. Yatağan Termik Santralı
1980’li yıllardan itibaren parça ise, aşağıdaki tablodan da görüleceği
parça sisteme alınan bu
üzere işletmeye alınışından bugüne
santrallar ile ilgili planlama kadar zorunlu nedenlerle
ve yer seçiminden kaynaklı kapasitesinin çok altında verimsiz
çok ciddi tartışmalar
olarak çalıştırılmış bir üretim
yaşanmıştır. Bu konuda
tesisidir. Yılda ortalama 6 bin 500
farklı çevrelerce onlarca
saatlik çalışma ile 630 megavatlık
bilimsel rapor yazılmış
kurulu güç üzerinden 4 milyon 95 bin
olsa da 12 Eylül’ün
megavatlık elektrik üretim
yarattığı baskı ve yasak
kapasitesine karşılık santralın son 6
ortamı içinde konu olduyıllık çalışması bu durumun en
bittiye getirilmiştir. O
çarpıcı göstergesidir.
günlerde kullanılan
tercihlerin karanlık yüzünü, yıllar sonra “Bana helikopterden gösterilen yer burası değildi” diyerek ibretlik açıklamalarla savunmaya çalışan Kenan Evren’in sözleri hala belleklerdedir. Yarattığı toplumsal maliyeti hesap
Yıllar 2002 2003 2004 2005 2006 2007
Üretim (Mwh) 2.667.660 2.096.970 1.516.850 3.344.000 2.011.485 3.068.955
Verim % 65 % 51 % 37 % 81 % 49 % 75
Ovaya külden şal örtüldü
1978 yılında temeli atılan ve birçok haklı itiraza rağmen 19821984 yılları arasında 3 ünitesi de devreye alınarak bugüne kadar çalıştırılan Yatağan Termik Santralı’nın işletilme koşulları, ülkemizde insan haklarının ihlal edilme yöntemlerine en çarpıcı örneklerinden birisini oluşturmaktadır. Bölge üzerine yapılan çalışmalarda yer verilen bazı saptamalar şöyledir:
- Günde ortalama 18 bin ton kömür yakılan santrala ait küllerin atıldığı baraj 100 metre derinliğe ulaşmış olup, kül barajının 475 metre yüksekliğe kadar çıkması durumunda ağaçlar tamamen yok olacaktır.
- Halen bölgedeki ağaçların büyük bölümü betonlaşan kül dağlarının içinde kalmıştır.
- Ovanın üzerinde artık kül, kireç suyu ve kalsiyum sülfat atıklarından oluşan kalın bir şal oluşmuştur.
- Zeytinler olgunlaşmadan dökülmektedir. Eskiden 50 kilogramlık bir zeytin çuvalından 13 kilogram yağ alınırken bu miktarın 67 kilograma kadar düşmüştür.
- Santraldan günde 1152 ton kükürtdioksit yayılmakta ve gazlar arıtılmadan havaya bırakıldığı için gaz çökmesi (inversiyon) yaşanmaktadır.
- Kirlenme sadece kükürtdioksit ile sınırlı değildir. Azotoksit gibi asit yağmurlarına yol açan oksitler, karbondioksit ve kurşun gibi ağır metaller havaya salınmaktadır.
Yıllar boyunca yaşananları sadece yöre insanının tarımsal üretimdeki ekonomik kayıpları olarak gören ve bu durumun ödenecek makul tazminatlarla giderileceğini varsayanlar, enerji üretimi adına insan yaşamını yıllarca hiçe saymışlardır. Uzun yıllar içinde kendisine sadece dönem dönem hava kirliliği nedeniyle sokağa çıkmama önerisi getirilen yöredeki talihsiz insanlar ise halen sistemli olarak zehir solumaya devam ediyorlar.
Arıtma tesisi aldatmacası
Bütün bu olup bitenler karşısında yıllar sonra santralın yer seçiminde hata yapıldığını itiraf edenlerin ikiyüzlü yaklaşımları ve gizlemeye çalıştıkları esas suçları, Yatağan Termik Santralı’nın 1984 yılından 2001 yılına kadar -yani 17 yıl- baca gazı arıtma ve kül tutma tesisleri yapılmadan her ne pahasına olursa olsun elektrik üretme mantığıyla çalıştırılmış olmasıdır. Sorunun 2001 yılında bitmediği ve halen baca gazı arıtma tesisinin bir dizi teknik sorunla karşı karşıya kalınarak düzenli olarak çalıştırılamadığı da ayrı bir gerçeklik olarak karşımızda durmaktadır.
Yatağan Termik Santralı’nın 1996 yılında temeli atılan baca gazı arıtma sistemi, Alman Bischoff Firması tarafından 2 yıllık bir gecikmeyle 2001’de tamamlanmıştı. Ancak sistem sık sık arızalanıyordu. Yapımcı firma 35 milyon Avro’luk ek ödenek talebinde bulunmuş; Bakanlık bunu kabul etmemişti. Bunun üzerine firma uluslararası tahkime başvurmuştu.
Uluslararası tahkime kadar giden anlaşmazlık, daha sonra giderilmiş ve firma Yatağan’da baca gazı arıtma sistemini devreye sokmak için, 1 Kasım 2004’te çalışmaya başlamıştı.
Ancak 5 aylık süreç içinde, Bakanlık ile firma arasında yapılan görüşmelerde sonuca ulaşılamaması üzerine Alman firma ile Türk ortağı, teknik ekibini Yatağan’dan çekti.
Sonraki yıllarda da sorunlar
7 ENERJİ
Enerji alanında yanlış yatırım kararları denilince ilk akla gelen yer Yatağan olmaktadır. Yer seçimi, inşaat süreci ile baştan tartışmalı olan bölgedeki 3 santralda da arıtma tesisi sorunu halen tam olarak çözülememiştir. Yatağan nedeniyle ağaçların büyük bölümü betonlaşan kül dağlarının içinde kalmıştır. Yatağan halkının yaşadığı süreç, kuşaklar boyunca kendi tarihlerinin, doğal ve kültürel miraslarının, tarımsal alanlarının, içme sularının ve nihayetinde konusunu ettiğimiz kendi hayatlarının yok edilmesi sürecidir.
devam etti. Arıtma tesisi her 3 ünitede de eş zamanlı olarak bir türlü çalıştırılamıyordu. Her seferinde kimi teknik sorunlar ile Bakanlık yetkilileri ile arıtma tesisini yapan firma arasında uzun yıllar süren anlaşmazlıklar ve mahkeme süreçleri, bürokratik-hukuksal sorunlar olarak sürüp gitti.
Teknolojik gelişim dikkate alınmalı
Elbette ülkemizin enerjiye ihtiyacı var. Son 20 yılda enerji talebi de yılda ortalama yüzde 6-7 oranında artış gösterdi. Önümüzdeki yıllarda bu talep artışının süreceği tahmin ediliyor. Bütün bunlar enerji üretiminde kaynak çeşitliliği ekseninde yerli kaynaklarımızın üretimdeki payını geliştirmeyi zorunlu kılıyor. Bu çerçevede linyit
ile işletilen termik santralların varlığını ve üretim içindeki rolünü yok saymadan yeni bir yaklaşıma ihtiyaç var. Kömür ile çalışan santralları kalan ekonomik ömürleri boyunca çevreye en az zararı verecek biçimde yeni teknolojiler ile çalıştırmanın yolu bulunmalıdır. Son yıllarda dünyada termik santralların daha iyi işletilmesi konusunda önemli çalışmalar yapılmaktadır. Termik santralların yeni yakma, akışkan yatak, otomasyon, kömürün harmanlanması ve baca gazı arıtmakül tutma filtre sistemleri ile teknolojik olarak geliştirilmesi sorunu belirli ölçüde azaltacaktır. Bugün yeni yanlış yatırımlara kapı aralamayan en doğru yönelim ise yenilenebilir enerji kaynaklarımızın ve enerji verimliliğinin öne çıkarılması olacaktır. Ⅵ