Elektrik Mühendisliği · Sayı 102 · Haziran 1965
KEBAN KOMİSYONU RAPORU VE İTİRAZİ RAPORLAR İLE İLGİLİ GÖRÜŞLERİM
Elektrik üretimi ve santraller Görüş ve değerlendirme
- Yıl
- 1965
- Sayfa
- 4
- Okuma süresi
- 11 dk
- Görüntülenme
- 0
Konu
Elektrik üretimi ve santraller
İlgili: Mühendislik mesleği, meslek hakları ve istihdam, Enerji politikası, piyasa ve özelleştirme
Anahtar kelimeler
- Keban Barajı
- EBASCO raporu
- DSİ
- termik santral
- hidroelektrik
- enterkonekte şebeke
Özet
Yazar, EMO Keban Komisyonu raporu ve itiraz raporları üzerine, Türkiye'nin gelecekteki elektrik enerjisi ihtiyacını, Keban Barajı ile termik santral alternatiflerini ve bunların genel ekonomiye etkilerini teknik verilerle değerlendirmektedir. Keban'ın tamamen reddedilmesi değil, önce termik ve diğer hidroelektrik imkanların değerlendirilip Keban'ın sonraya bırakılmasının daha uygun olduğu görüşü savunulmaktadır.
Tam metin
Metin PDF'ten otomatik çıkarılmıştır; tablo, şekil ve formüller eksik ya da hatalı olabilir. Özgün dizgi için PDF'e bakın.
Ek
G IR I Ş
Elektrik Mühendisleri Odası'nın görevlendir diği komisyonun hazırladığı rapor ile üç üye ar kadaşın itirazi raporlarını müzakere etmek üze re komisyon 20 Nisan 1965 tarihinde tekrar toplanmıştır. Seyahat dolayısı ile toplantıya ka tılamadığımdan bu konudaki görüşlerimi yazılı olarak arzetmekteyim.
Komisyon raporunda tamamen iştirak etme diğim veya raporda yer almayan, fakat varılan sonuca da önemli etkisi olmayan bazı farklı dü şüncelerime de bu vesile ile yeri geldiğinde işa ret edeceğim.
*
Yıllarca hidroelektrik enerjiden azami ölçü de yararlanılmasını savunan bir kimse olarak, Keban'ın ertelenmesini ve bir süre termik ener jiden daha fazla istifade edilmesini öngören bir sonuca - hattâ üzülerek - varmak, herhangi bir önyargı ile değil, sadece konunun mantıkî etü dü neticesinde olmuştur. Esasen komisyonun leh te ve aleyhte olan bütün üyelerini sahip olduk ları ön • bilgilerin vardırdığı kararlar haricinde peşin yargılarla hareket etmiş olmaktan tenzih ederim.
Komisyon raporunda varılan sonucun «Ke ban'ın rantabl olmadığı, dolayısı ile yapılmama sı» değil, «daha uygun imkânlar bulunduğun dan bunların önce ele alınarak, Keban'ın bilâha re yapılması» olduğunu bir kere daha önemle kaydetmek isterim.
I — TÜRKİYE'NİN GELECEKTEKİ ELEK TRİK ENERJİSİ İHTİYACI:
I. 1 1970 Yılı ihtiyacı :
BASCO firmasının raporunda, Kuzeybatı, Ba tı ve Doğu Anadolu enterkonekte şebekelerinin 1970 yılı ihtiyacı EİE ile de işbirliğiği yapılarak, 1963 MW/7972 GWH olarak hesaplanmıştır. DSÎ çalışmalarına göre ise bu değerler, 1750 MW 6400 GWh olarak tahmin edilmiştir. Her iki müessesenin bugüne kadar yaptıkları tahminler üzerindeki müşahadelere dayanılarak, ihtiyacın 1700 MW/7000-7500 GWh mertebesinde olması kuvvetle muhtemeldir.
Halihazırda çalışmakta veya inşa halinde olan santrallar ile 5 yıllık plâna göre kurulma sı kararlaştırılmış (Keban hariç) santrallann
Dr. Müh. Ünal ÖZİŞ Odalar Birliği toplam kapasitesi 1600 MW/6000 GWh değerin de olup 1969 yılının muhtemel ihtiyacını karşı lamağa ancak yetebilecektir, işletmeye amade güçte yedek ihtiyacı ve hidroelektrik santralla nn çok kurak yıllarda verebilecekleri enerjinin azalması gibi faktörler gözönünde tutulursa takriben 350 MW/1750 GWh kapasiteli büyük bir santral veya santrallar grubunun 1970 yılın da devreye girmesi gerekmektedir.
I. 2 1979 Yıh ihtiyacı
EBASCO raporuna göre, Kebanın 7. ci üni tesinin devreye girmesi öngörülen 1979 yılında bölgenin ihtiyacı (Temmuz 1979/Haziran 1980 için) 3100 MW/16740 GWh, DSİ çalışmalarına göre ise 1979 yılı ihtiyacı 3200 MW/14000 GWh olmaktadır. Muhtemel ihtiyacın 3150 MVV/15000 GWh mertebesinde olması makul görülmekte!dir.
Bu durumda 10 yıl içinde tesisi gerekli kapa site takriben 1700 MW/9500 GWh olmaktadır.
II — JtTİYACIN KARŞILANMASI ALTERNATİFLER :
İÇİN
ILI. Keban
Keban'ın önce yapılması ve 1970 yılında dev reye girmesi halinde, üniteleri peyderpey ilâve edilmek suretiyle 1977 yılına kadar Kuzeybatı, Batı ve Doğu Anadolu'nun artan ihtiyacını (EBASCO raporunda zikredilen, fakat proje ma liyetine dahil edilmeyen Gökçekaya - İzmir 380 KV'luk nakil şebekesi de yapılmak şartı ile) tek başına karşılayabilecektir.
II. 2. Komisyon raporundaki termik imkân lar
Seyitömer ve Batman santrallarının 1970, Marmara santralının 1972 yıllarında devreye so kulmaları ile güç yönünden 1974, enerji yönün den 1976 yılma kadar ihtiyacın karşılanması mümkündür. Dolayısıyla 1974 yılından itibaren Keban'ın ilâve ünitelerine tekabül edecek hidro elektrik santrallann devreye girmeleri gerek mektedir.
Bu ihtiyacı karşılamak üzere en uygun gö rülen imkânlar Dalaman ve Aşağı Kızılırmak üzerinde kurulması inkişaf kademesinde plân-
Elektrik Mühendisliği 103
lanan bara] ve hidroelekrik santrallardır. Fakat bu havzalardaki baraj santrallannda kabul edi len yüksek yük faktörleri (Dalaman'da 0.40 Aşağı Kızılırmak'ta 0.60-0.70). Türkiye'nin ge lece yönünden hatalıdır. Ancak, bugün tahmini enerji maliyeti 2.5 - 4,5 Krş./KWh olan bu tesis lerde, yük faktörünün 0.20-0.25 civarında düşü rülmesinin sebeb olacağı maliyet artışı yine de Keban ile rekabet edebilecek seviyede kalacak tır.
II. 8. Termik ve Hidroelektrik imkânların kombinezonu
Kalkınma çabasında plan Türkiye'nin hızla artan elektrik enerjisi ihtiyacının büyük kısmı nın çok zengin hidroelektrik kaynaklarımızdan (en son hesaplara göre polansiyel 50 000 MW 444 milyar KWh/yıl, ekonomik olarak istifade olunabilecek kısmı 8 000 MW - 70 milyar KW/ yıl mertebesindedir) karşılanması, genel enerji dengesi yönünden bir zarurettir.
Hidroelektrik potansiyelin önemli bir kısmı doğuda bulunduğundan, Kebanı zamanla diğer büyük santralların ve enerji nakil hareketlerinin takip etmesi kaçınılmaz bir vakıadır. Gerek bu uzun mesafelerden puvant regülasyonunun güç lüğü, gerekse Akdeniz ve Karadeniz kıyılarında ki hidroelektrik potansiyelin büyük kısmından genellikle mahdut regülasyonlu nehir santralları olarak istifade edilebileceği hususu, Batıda inşa edilecek baraj santrallarının pik santral karakterini haiz olmalarını gerektirmektedir. Dolayısı ile bu santrallarda yük faktörleri 0.15 - 0.20 mertebesinde olmalı, büyük yük merkez leri civarında ileride kurulabilecek pompaj depo lamaları araştırılmalıdır.
Bu açıdan hareketle ve güç ile enerji arzında dengeyi sağlamak yönünden, 1970 yılında Seyitömer ve Batman'ın devreye girmelerini takiben, Marmara yerine 1972'de bir Dalaman santralı nın (meselâ Sandalcık, 81 yerine 120 MW ola rak) çalışmağa başlamalarının daha uygun ola cağı kanaatindeyim. Esasen, Komisyon raporun da da yalniz termik santralları ihtiva eden al ternatif bir model olarak ele alınmış, termik hidrolik karışımı bir alternatifin daha uygun olabileceği de belirtilmiştir.
1975 yılından itibaren, fuel - oil üretimi ve tüketiminin alacağı vaziyete göre, ya Keban'ın veya Marmara fuel - oil santralı ile bahis konu su havzalardaki diğer hidroelektrik kademelerin devreye sokulmaları gerekecektir.
III — ALTERNATİFLERİN SEKTÖRÜ ÇERÇEVESİNDE KAR^ILAİjiTlKILlIASI '
ELEKTRİK EKONOMİK
Çegltll görüşlere göre Keban ile termik :altûrnntiflcr arasında yapılan mukayeseler, hilhas-.
:->fc'.ri.ı Mühendisliği 102
sa kabul edilen faiz haddine ve vergi durumu na bağlı olarak çoğunlukla Keban'ın, bazen de termik alternatifin lehine çıkmaktadır. Termik ve hidroelektrik İmkanların kombinezonunu ön gören alternatif de diğer ikisinin arasında kal maktadır. Ancak, kabuller makul sınırlar arasın da oynadığı takdirde, bir projenin diğerine üstün lüğü hiçbir zaman inşaatın bir «calculated risk» olarak kabul edilebilecek muhtemel fiyat farkı nı aşmamaktadır. Bu yönden gerek Keban'ın ge rekse yalnız termik veya termik - hidrolik karı şımı alternatiflerin, elektrik sektörü ekonomisi ne etkisi aynı mertebede kabul edilebilir. Dolayıs: ile öncelik verilecek alternatifin tayini elekt rik sektörü haricinde Türkiye'nin genel ekono misine ve kalkınma politikasına tesirleri göz önünde tutularak yapılmalıdır.
IV — ALTERNATİFLERİN GENEL EKO NOMİYE TESİRLERİ
IV. 1. Yatırımlar
Keban ile diğer alternatifler arasındaki mu kayeseye en büyük etkisi olan konu yatırmlardır. Hidrolik santrallarda ilk yatırım fazla, yıl lık cari giderler düşüktür, termik santrallarda ise durum bunun aksidir. Dolayısı ile kabul edilecek faiz haddinin termik ve hidroelektrik santralların ekonomik mukayesesine tesiri bü yük önem taşır. Komisyon raporunda gerek iç, gerekse dış faiz haddi % 8.5 alınmıştır. İç para nın faiz haddinin en az % 8.4 olması, buna mu kabil dış para için krediyi veren ülkelerdeki normal faiz haddinin (% 5-6 civarındadır) alın ması daha uygunlaşacak ancak muhtelif alter natiflerin dış para ihtiyacını aynı mertebede bu olunması sebebiyle, döviz faizinin % 8.5'den % 5 - 6'ya indirilmesi neticeye büyük tesir yap mamakta, hidroelektrik santralların lehine Bö lüm III'de belirtken sınırlar dahilinde kalan bir fark yaratmaktadır.
Keban'ın dış finansmanı ile ilgili konularda ihtiyacın üzerinde kredi sağlandığı ve artan kıs mın iç finansmanın karşılanmasında kullanıla cağı belirtilmektedir. Dış kredilerin düşük faiz ler "olması bunu cazip gibi göstermekte ise de, Türkiye'nin dışarıya borçlanma kapasitesinin sınırlı olduğu düşünülür, hele dış ödeme denge sinin aleyhimize durumu gözönünde tutulursa, dış kredi fazlasının iç finansmanda kullanılma ması gerekir.
Kalkınma Plânı hedef olarak millî gelirin yılda % 7 oranında arttırılmasını almakta ve bunu sağlayacak yatırım oranının da arttırılma sını almakta ve bunu sağlayacak yatırım ora nının da % 18 olacağı esasından hareket ederek analizlere geçmektedir. Dolayısle ile, «Türkiye' nin ihtiyaçları Plân'a. göre bellidir ve KebanV
dan tasarruf edilen paranın yatırılması gerekli olan yoktur» mahiyetindeki düşünceler kanaa timce isabetli değildir. Türkiye'nin bir müddet için daha fazla yatırım yapabilmesi ve daha hız la kalkınabilmesi memnunluk duyulacak bir hu sus olmalıdır.
Verimli görülen sahalara yapılacak yatırım ların % 30 civarında bir gelir sağlanması muh temeldir. Bugün arzulanan verimi veremeyen, hatta zarar eden bazı teşebbüsler dikkate alına rak, bu verimin gerçekleştirilmesi şüpheli görü lebilir. Fakat kalkınmak azminde isek, yeni ya pılacak yatırımlarda azami verimi sağlamağa, mevcutlardan verimsiz olan işletmelerimizi de en kısa zamanda islâh etmeğe mecburuz. Aksi takdirde kalkınma bir ümit dahi değil, ancak bir hayal olacaktır.
IV. 2. Genel enerji dengesi
Bu konuda bilhassa f uel - oil üretim ve tüke timi ile fuel - oil yakacak santralların arasında ki bağıntı dikkatle incelenmelidir.
Bugün üretilen fuel-oil talebin oldukça üs tündedir ve ihraç edilen fuel - oil fazlası yılda 6-8 milyon dolar civarında döviz sağlamakta dır. înşa halindeki Ambarlı santralının çalışma ğa başlanması ile üretim ve tüketim biribirinc yaklaşacak, petrol üretiminin artışına muvazi olarak fuel - oil üretiminin de artması ile üre tim ve tüketim farkı yeniden büyüyecektir.
Türkiye'nin petrol ihtiyacı yılda takriben % 15, yerli üretilen ham petrol % 20 oranında artmaktadır. Yerli, - yabancı petrol dâvasının kızışması yerli üretimin daha hızla artmasına, Batman - Mersin pipeline hattının gecikmesi bu artışın yavaşlamasına tesir edecek faktörlerdir.
Dünya piyasasına hâkim olan yabancı dev petrol şirketlerinin, bugünlerde kızışan petrol davasının şiddetlenerek devam etmesi sonucun da fuel - oil ihracatımızı geniş ölçüde baltahyabilmesi mümkündür. Dolayısı ile, bu maddenin getireceği -dövize garantili diye bakmamak, fu el - oil üretim ve tüketimi arasında, ihraç, im kânları geniş öjçüde tahdit edildiği takdirde ekonomimize darbe vurmayacak bir müsebet kurmak uygun olacaktır.
Bu bakımdan Batman santralının kurulması isabetlidir; bilahare Marmara santralının kurul ması veya Ambarlı'nın tevsii, bilhassa diğer iç ihtiyaçların gelişmesine bağlı olarak tâyin edil melidir. Bölüm II. 3.'de belirtildiği gibi, gere kirse Keban'ın 1975'de devreye girebileceği şe kilde inşası düşünülmelidir.
Fuel - oil fiyatının vergisiz olarak hesaplara dahil edilmesi, bir sübvansiyon intibaını verebi-
52-
lir, Ancak, kullanılacak bu fuel - oil ihraç edile cek veya ihraç edilmeyip elde kalacak bir mal olduğundan santralde yakılmasa dahi ilâve ver gi gelirini sağlayamayacaktır; dolayısı ile bir sübvansiyon bahis konusu olmamaktadır.
Enerji dengesi konusunda, Keban'ın lehine olan bir faktör ise, üretimin ihtiyaçtan fazla ol duğu başlangıç yıllarında Keban'ın enerjisi baz olarak kullanılmak suretiyle, kaliteli linyit ve taşkömüründen bir miktar tasarruf ile geçici bir ferahlık yaratılabilmesidir.
IV. 3. Sulama
Keban barajı, Fıratın sularını geniş ölçüde düzenleyerek bir kilit projesidir. Keban mevki inde Fırat'ın ortalama debisi 620 mVs, Türkiye Suriye sınırında 835 m3/s olarak hesaplanmak ta, Suriye'de hemen hemen % 10 kadar daha arttığı müşahade edilmektedir.
Fırat'ın Keban'a kadar olan suların düzen lenmesi, kurak yılların yaz aylarında 150-200 m3/s'e düşen debinin 600 mVs mertebesine yük selmesini sağlıyacaktır. Bu düzenleme ileride Kebanın mansabında inşa edilecek hidroelektrik santralların daha fazla enerji üretmelerini sağ layacağı gibi, sulama projelerine de büyük yar dımcı olacaktır.
Fakat, sulama konusunda Türkiye'nin Ke ban'ın suları düzenleyici etkisinden ne dereceye kadar faydalanabileceği meçhuldür. Keban ile direkt ilgili sulama projesi yoktur. Keban'ın hayli mansabında, Firat'tan alınacak su ile Harran, Suruç hattâ Ceylan Pınar ovalarının su lanması üzerinde çalışmalar yapılmaktadır. An cak, gerek diğer yeraltı ve yerüstü suları alternatifleriyle mukayeselerin kesinleşmemiş oluşu, gerekse Fırat'tan sulama çözümü keslnleşse da hî inşa süresi ve malî porte yönünden Keban'ın birkaç misli tutan bu sulama projelerinin ger çekleşmesi, Keban'ın mutlaka 1970 yılında bit miş olmasına bağlı değildir. Keban'ın 1975 - 1980 yıllarında bitmesi dahi - eğer bu ovaların sulan ması Fırattan yapılacaksa - bu projeler için ra hatça kâfi gelecektir.
Keban'ın düzenleyici etkisinden sulamada esas faydayı sağlayacak Suriye ve Irak olacak tır. Keban sayesinde Fırat'ın güvenilir sulama debisi ortalama 200 mVs'den kurak yıllarda da hi 600 m'/s mertebesine yükselmektedir.
Koşularımız kendileri için büyük memnuni yet unsuru olması gereken bu durumdan azami istifade imkânlarını araştırmakla beraber, Ke ban'ın inşaasmdan - yetersiz bir endişeye ka pılarak- gayrimemnun görünmektedirler.
Bu endişe, gerek baraj gölünün dolması es nasında, gerekse işletme sırasında herhangi bir
Elektrik "Mühendisliği 102
kurak yılda (enerjiden bir miktar fedakârlığı göze alarak) Türkiye'nin kendilerini susuz bı rakabileceği düşüncesidir. Filhakika, Keban ba rajının fiziksel.özellikleri muvacehesinde Türki ye bu imkâna fiilen sahiptir. Devletler hukuku nun bir cüzü olan olan beynelmilel su hukuku na göre, aksine yapılmış anlaşmalar olmadığı müddetçe her ülke kendisinde doğan suyu dile diği gibi kullanmak hakkına da sahiptir. Ancak, ortada makul bir sebeb bulunmadan böyle bir harekete tevessül etmenin dünya kamu oyunda yaratacağı tepkiler, bu hakkın kullanılmasını manen - hatta maddeten - sınırlamaktadır. Dolayısı ile Güney komşularımızın bu konuda te laşa kapılmaları yersizdir. Türkiye'nin ne baraj gölü dolarken suları - asgari debinin altına dü şecek şekilde - kesmeye ihtiyacı, ne de aramız daki münasebetler sulh içinde ve dostane devam ettiği müddetçe gelecekte kesmeye niyeti vardır. Türkiye'nin normal zamanlarda Fırat sularının nın ne kadar sulamada kullanacağı ise Türkiye, Suriye ve Irak arasında yapılacak anlaşmalarla karara bağlanabilir. DSÎ tarafından Fırat hav zasında yapılan adenajman çalışmalarında tesbit edilen baraj, santral ve sulama projelerinin su ihtiyacı, kayıplar ve sulamadan dönmesi muh temel su miktarı dikkate alınarak ve yeterli bir emniyet payı da katmak suretiyle amenajmanın nihai durumunda Türkiye'nin toplam su ihtiyacı takriben tesbit edilebilir kansındayım. Böylece, Fırat havzasından komşu ülkelere bırakılabile cek su miktarı da hesaplanabilir ve gerektiği takdirde ilgili devletler arasında bir anlaşma yapılabilir.
IV. 4. Endüstri
Doğuda ucuz enerji temin edildiği takdirde maden sanayiinde önemli gelişmeler olması kuv vetle muhtemeldir. Ancak, ucuz enerji yalnız Keban'la kaim değildir. Batman santralinden de aynı miktar enerji takriben aynı fiyatla temin edilecekti". Ayrıca kıuvlnvuı tasarlanan baz sanayi dallarının ne dereceye kadar - kısa va
dede - gerçekleştirilebileceği veya enerji tükete ceği, Komisyon raporunda da belirtildiği gibi şüphelidir.
Diğer taraftan batıdaki sanayiin artan ihti yacının tek bir santraldan (Keban) karşılan ması,, işletme emniyet ve kolaylığı yönünden ca zip değildir. Gerek inşaatın gecikmesi, gerekse hatlarda vuku bulacak arızalar sonucunda ener ji ihtiyacının karşılanmasında büyük problemler meydana gelebilir. Bir yerine birkaç santralın inşaatı ile bu riski hafifletmek daha uygun ola caktır. Ayrıca, Keban'm daha sonra yapılması neticesinde toplam güç arzına oranı küçüldük çe, ilâve ünitelerin puvant regülasyonundaki rol leri daha kolaylaşacaktır.
IV. 5. Sosyal etkiler
Keban'ın inşaatı Doğu'da muhakkak bir ha reket başlatacaktır. Ancak, bu konuda bizatihi barajın inşaatından çok bölgede ucuz enerji ne ticesinde gelişmesi beklenen endüstrinin büyük rolü olacaktır. Gerçi baraj inşaatı bölgede küçümsenmiyecek bir istihdam imkânı ve gelir ar tımı yaratacaktır. Buna mukabil 100'ün üstünde köy ortadan kalkacak, açık ve gizli işsizliğin et kisinde bunalan Türkiyede 35 000 den fazla İnsa na yeni. yaşama sahası yaratılması gerekecek, tarım yapılan 39 000 hektar araziden istifade edilemeyerek millî gelir yılda asgari 25 000 000 TL., zarara uğrayacaktır.
SONUÇ
Keban projesi bizatihi rantabl olmasına rağ men, enerji ihtiyacının yurt ekonomisine daha da yararlı bir şekilde karşılanabilmesini sağlayacak imkânlar mevcut olduğundan önce termik ve hidrolik santrallardan teşekkül eden bu alter natif tatbiki İle' Keban'ın tesisinin bir süre er telenmesi isabetli olacaktır. Ancak bugünkü şartlar altında böyle bir çözümün benimsenerek tatbik edilebilmesi şüpheli görülmektedir.
Elektrik Mühendisliği 102