Elektrik Mühendisliği · Sayı 463 · Mart 2018

EMO’dan

Hüseyin Önder

Oda ve TMMOB örgütsel yaşamı Görüş ve değerlendirme

Yıl
2018
Sayfa
2
Okuma süresi
5 dk
Görüntülenme
0

Konu

Oda ve TMMOB örgütsel yaşamı

İlgili: Mevzuat ve hukuk, Toplum, demokrasi ve emek

Anahtar kelimeler

  • EMO Genel Kurulu
  • TMMOB
  • OHAL
  • meslek örgütleri
  • demokrasi
  • Devlet Denetleme Kurulu

Özet

EMO Yönetim Kurulu Başkanı Hüseyin Önder, 45. Dönem faaliyetlerini değerlendirirken meslek örgütlerine yönelik siyasi ve hukuki müdahaleleri, OHAL sürecindeki antidemokratik uygulamaları eleştiriyor ve dönem boyunca gerçekleştirilen kongre ve sempozyumları özetliyor.

Tam metin

Metin PDF'ten otomatik çıkarılmıştır; tablo, şekil ve formüller eksik ya da hatalı olabilir. Özgün dizgi için PDF'e bakın.

Hüseyin Önder EMO 45. Dönem Yönetim Kurulu Başkanı

Değerli Meslektaşlarım,

EMO’nun 45. Dönem faaliyetleri kapsamında son dergimizi hazırlarken, şubelerimizin genel kurul süreçlerini yaşadık. Öncelikle bu dönem içerisinde yönetim görevini paylaştığım Yönetim Kurulu arkadaşlarıma, Denetleme Kurulu ve Onur Kurulumuza, tüm şubelerimizin yönetim kurullarına, EMO bünyesinde faaliyet yürüten komisyonlarımıza, çalışma gruplarımıza teşekkür ediyorum. Şubelerimizde yeni görev alan arkadaşlarımıza ve 30-31 Mart-1 Nisan 2018 tarihlerinde yapılacak 46. Olağan Genel Kurulumuzda seçilecek EMO Yönetim Kurulu’na başarılar diliyorum.

Meslek örgütümüzün genel kurul süreci, ülkemiz için belki de yegane kalmış bir demokratik işleyiş sürecini oluşturmaktadır. Üniversitelerde rektör seçimlerindeki sınırlı da olsa işleyen demokratik süreç, öğretim üyelerinin verdikleri oyları yok sayan siyasal iktidarın hatta tek bir kişinin tercihiyle tümden ortadan kaldırılmıştır. Hakimler ve Savcılar Kurulu’nun yapısına sürekli müdahale edilmiş, zaten sorunlu olan yargı bağımsızlığından söz dahi edilemez hale gelinmiştir. Sendikalara yönelik yapılan müdahaleler malumdur. Ülkenin seçim süreçlerine karıştırılan şaibeler ortadadır. Bildiğiniz gibi Olağanüstü Hal ilanıyla tüm ülkede demokrasi toptan rafa kaldırılmış, OHAL gerekçesiyle açıklanamayacak idari kararlar dahi OHAL KHK’leriyle yürürlüğe konulur olmuştur. Bu OHAL ortamında şaibeli olarak gerçekleştirilen referandumla parlamenter demokrasinin yasama kanadını oluşturan TBMM’yi de fiilen ortadan kaldıran bir Anayasa değişikliği yapılmıştır. Demokrasilerde 4. kuvvet olarak söz edilen medyanın hali içler acısıdır.

Bu antidemokratik uygulamaların tümü, dolaylı yollardan yapılan müdahaleler bir yana baskıcı anlayışın yüzünü saklama ihtiyacı hissetmediği doğrudan ve açık müdahaleleridir.

Meslek örgütleri gibi demokratik kurumlar ilk önce seçim süreçlerine yönelik müdahalelerle ele geçirilmeye çalışılmıştır. Siyasal iktidar eliyle yaratılmaya çalışılan gruplar, bindirme kıtalarla sonuç alamamışlardır. Mühendisler, mimarlar, hekimler, avukatlar gibi ülkemizin aydınlık yüzünü temsil eden; yıllarca emek vererek, okuyup-yazan, düşünen ve sorgulayan bu kesimleri, “demokrat muhafazakar” kimlik görüntüleriyle kandıramamışlardır.

Demokratik seçim süreçleriyle meslek örgütlerini ele geçiremeyen iktidar, bu kez yok sayma, resmi işlemlerde bu örgütlerin meslek ve meslektaşlarını korumaya yönelik girişimlerini baltalama yoluna başvurmuştur. Siyasal çıkarlarına göre ülke kaynaklarını rant ve talana açma girişimlerine karşı hukuki yollara başvuran meslek örgütleri “terörist” ilan edilmeye kalkılmıştır. Yakın geçmişte Odamız, yandaş medyanın manşetinden, açtığı davalar nedeniyle “Oda Terörü” başlığıyla yaftalanmaya kalkılmıştır. Şimdi bu yaftalama açıktan en yüksek mevki sahipleri tarafından yapılmaktadır.

AKP Genel Başkanı Tayyip Erdoğan, meslek örgütlerinin isimlerinin başındaki “Türk, Türkiye” gibi ifadelerin kaldırılacağını söylemiştir. Meslek örgütleri Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’na dayanılarak kurulmuş, kamu kurumu niteliğinde kamu tüzel kişiliğine sahip örgütlerdir. Bakanlar Kurulu kararıyla adlarının değiştirilmesi de mümkün değildir. Ülkemizde sürekli kutuplaşmalar yaratılmakta olup, toplumda yaratılan bu gerilim bugün kurumsal bir düzeye taşınmak istenmektedir. Mesleğini yerine getiren meslektaşlarımızın mesleki birliktelikleri, meslek etiği ve meslek çıkarları, suni bir isim tartışmasıyla bozulmaya çalışılmaktadır. Her isteyenin oda kurup, mesleki alanlarımızda çokça oda olması mesleki haklarımızın korunmasını değil, tam tersine yaratılan ayrıştırma üzerinden daha da kü-

çültülmüş, etkisizleştirilmiş yapılaşmaların oluşumuna yol açacaktır. Bu, tam da küresel sermayenin istediği bir düzen yaratacaktır. Ülkemizde zaten ucuz emek haline getirilmekte olan mühendislik, avukatlık, doktorluk gibi ürettikleri hizmetin doğasından gelen üretim gücünü kullanan kesimlerin haklarını kaybetmelerine yol açacaktır.

İktidara gelişinden bu yana AKP, gözünü demokratik kurumları etkisizleştirmeye ve işlevsiz kılmaya dikmiştir. Abdullah Gül’ün Cumhurbaşkanlığı’na seçtirilmesinin ardından daha önce EPDK gibi kurumları ele alan Devlet Denetleme Kurulu’na bu sefer meslek örgütleri için rapor hazırlattırılmıştır. Hepinizin bildiği gibi meslek örgütlerinin kendi iç denetimleri, bağımsız seçilmiş denetçileri ve Denetleme Kurulu olduğu gibi yaptığı her idari işlem de yargı denetimine açıktır. DDK’nın raporu da zaten bu kurumları nasıl tasfiye ederiz, nasıl iktidara biat eder hale getiririz anlayışıyla hazırlanmıştır. Ardından meslek örgütlerinin bazı yetkileri ve gelir kaynakları yok edilmek istenmiştir. TMMOB ve bağlı odalarındaki yönetim kurulu üyelerinin yurtdışı programları bile izne tabi kılınmaya çalışılmıştır. 12 Eylül Rejimi’nin ürünü olan bir yasa maddesi ilk kez AKP iktidarı zamanında işletilmek istenmiş, TMMOB ve bağlı odaları üzerinde vesayet kurmak üzere örneğin Odamızın idari ve mali denetiminin Çevre ve Şehircilik Bakanlığı tarafından yapılmasına yönelik Bakanlar Kurulu kararı çıkarılmıştır. Geçen yıl ilk olarak Kimya Mühendisleri Odası olmak üzere EMO’ya da denetim yapılmak istenmiştir.

Mevcut yasal mevzuat kapsamında denetim süreçleri işleyen Odamızın her türlü kararı zaten kamuoyuna açıktır. Genel kurul raporlarımız, yönetim kurulu kararlarımız ortadadır. Buna rağmen OHAL sürecinde Kimya Mühendisleri Odamızın yönetimi hakkında görevden alınmaları için dava açılmış ve yargıdan böyle bir karar çıkartılmıştır. Tüm bu müdahale süreçleri devam ederken, 2012 yılından itibaren ortalıkta TMMOB ve odaların kuruluşları ile işleyişlerine yönelik müdahale etmek üzere yasa taslakları dolanmaya başlamıştır. Bu yasa taslaklarına karşın TMMOB bünyesinde örgütlü bir kampanya yürütülmüş, bugüne kadar bu girişimlerin püskürtülmesi sağlanmıştır.

Bundan sonraki süreçte de meslek örgütlerinin etkisini yok etmeye yönelik bölme-parçalama girişimlerine karşı meslektaşlarımızın haklarını ve kamu yararını korumak için gereken çabanın gösterileceğine olan inancım tamdır.

İşte bu inançla, Odamız ve birliğimiz üzerindeki tüm baskılara karşın 45. Dönem çalışmalarımızı en iyi şekilde yerine getirmeye çalıştık. Özellikle 2017 yılı Eylül ayından itibaren yoğun bir sempozyum ve kongreler sürecini yaşadık. EMO 45. Dönem çalışmaları kapsamında; Mayıs 2016’da İzmir’de 4. Akademik Kamp, Ekim 2016’da İzmir’de Asansör Sempozyumu, Aralık 2016’da Bursa’da Ulusal Elektrik ve Elektronik Mühendisliği Konferansı (ELECO), Mart 2017’de İzmir’de 5. Akademik Kamp, Eylül 2017’de Elazığ’da 1. Ulusal Elektrik Enerjisi Dönüşümü Kongresi, Ekim ayında İzmir’de 6. Akademik Kamp ve 5. Ulusal Tesisat Kongresi ile Eskişehir’de Elektrikli Raylı Ulaşım Sistemleri Sempozyumu (ERUSİS), Kasım ayında İstanbul’da Elektrik-Elektronik Mühendisliği Kongresi (EEMKON), Antalya’da 9. Yenilenebilir Enerji Kaynakları Sempozyumu (YEKSEM) ve Bursa’da 10. Uluslararası Elektrik ve Elektronik Mühendisliği Konferansı (ELECO), Aralık ayında Zonguldak’ta 4. Patlayıcı Ortamlarda Güvenlik Sempozyumu (ATEX) ve Adana’da TMMOB adına 11. Enerji Sempozyumu’nu gerçekleştirdik.

Dergimizin Genel Kurulu öncesinde çıkardığımız bu sayıda 45. Dönem faaliyetleri kapsamında EMO’nun meslek alanlarıyla ilgili yürüttüğü çalışmaların önemli bir bölümüne ilişkin yazı ve değerlendirmeleri bulacaksınız. Dergimizin bu sayısı ve önceki sayılarında emeği geçen, katkı koyan tüm arkadaşlarıma teşekkür ediyorum.

EMO’nun meslektaşlarının çıkarını toplumsal yararla bütünleştirdiği çerçevede gelecek dönemde de haklı mücadelesini sürdüreceğine olan inancımla 46. Olağan Genel Kurulumuzun başarıyla geçmesini diliyorum.

Saygılarımla…