Elektrik Mühendisliği · Sayı 216 · Aralık 1974
GÜNLÜK YAŞAMIMIZDA TEKELCİ SERMAYE
Toplum, demokrasi ve emek Görüş ve değerlendirme
- Yıl
- 1974
- Sayfa
- 5
- Okuma süresi
- 18 dk
- Görüntülenme
- 0
Konu
İlgili: Sanayi, teknoloji politikası ve kalkınma, Enerji politikası, piyasa ve özelleştirme
Anahtar kelimeler
- tekelci sermaye
- emperyalizm
- Koç Holding
- yerli sanayi
- lisans ödemeleri
- montaj sanayii
Özet
Tüm İktisatçılar Birliği bülteninden alınan bu yazı, günlük yaşamda kullanılan pek çok ürünün (traş bıçağı, deterjan, margarin, tüp gaz, elektronik eşya vb.) yerli ve uluslararası tekelci sermaye tarafından üretildiğini, bu ürünlerin tekel fiyatlarıyla satılarak halkın sömürüldüğünü örneklerle anlatmaktadır. Koç Holding, Eczacıbaşı, Unilever gibi şirketlerin lisans ve ortaklık ilişkileri üzerinden emperyalizm-yerli tekel bütünleşmesi eleştirilmektedir.
Tam metin
Metin PDF'ten otomatik çıkarılmıştır; tablo, şekil ve formüller eksik ya da hatalı olabilir. Özgün dizgi için PDF'e bakın.
rbolinBMC i NASAS yİ Ve Alüminyum San. ve Tic. A. Ş Ticaret A.Ş.
ilaçları A $
GÜNLÜK YAŞAMIMIZDA
TEKELCİ SERMAYE
NOBEL ît AÇ SAÎVAYiİ VE T İC A S / ğ !
ERCK "en iyi yerli otomobil'
CERTANO
ROT BASLAR! VE RO •' İLLt
Elektrikli Sac Maşaları
Koç Holding
ROCHE
ODEON
Bekotelcmk Sanoyi A.S
BAYER TARIN^ İlâçları Sana>; Ltd. Şti.
ı ızoı OKUNUR > Bozkurt Mensucat A.Ş,
OY AK
6.6.1974 Tarihli Resmi Ga^etede ilan, edilen kararnameye uygun:
Koc \at mm ve Sanayi Mamulleri
Pazarlama A.S
MASSEY FERGUSON, FORD, Mc CORMICK,JOHNDEER
İZOCAM taksitle
ae^soMafU ^ P İ H ^ I
TÜRK PİRELLİ
« ^ « ^ i ; y Represented bv
Zaman Fc7ayı Tibbiye Deposu, istanbul
Bir zamanlar "Biz mesleğimizi ilgilendiren işlerle uğraşalım Politikayı, yurdumuzun ekonomik 6orunlarını tartışmayı bıraka lım" gibi görüşler birçok kişi tarafından öne sürülürdü. Yur dumuzdaki hızlı toplumsal olaylar, gündelik yaşamımızda kapi talizmin ve emperyalizmin yerinin giderek belirginleşmesi so nucunda bu tür görüşler, etkinliğini ve yaygınlığını yitiriyor.
Toplumun oldukça etkin bir kesimi olarak, birçok kez önemli toplumsal ekonomik konularda söz sahibi olabilen mühendisleri mizin sorumluluğu ve doğru tutum içinde davranma zorunluluğu da giderek artıyor.
Tüm İktisatçılar Birliği'nin Kasım 1974 bülteninden aldığımız aşağıdaki yazıda, yerli yabancı tekellerin, yurdumuzda yaşayan herhangi bir kişinin olağan günlük yaşamında bile ne ölçüde önem kazandığı anlatılıyor.
Uluslararası tekelci burjuva zi ve onunla bütünleşmiş olan yerli tekelci burjuvazinin o luşturduğu küçük bir azınlık halkımızı sömürmektedir.
İşçi sınıfı, topraksız ve az topraklı yoksul küylüler, kü çük ü r e t i c i l e r , memur, esnaf ve zanaatkarlar yaşayabilmek için uluslararası tekelci bur juvazi ve onunla bütünleşmiş olan yerli tekelci burjuvazi nin ürettiği malları tüketmek zorundadır. Çamaşır yıkayacak lar, dişlerini fırçalayacak lar, yemek yiyecek, elbise ve
ayakkabı eskiteceklerdir. E ğer tüketecekleri bu mallar küçük bir azınlık tarafından üretiliyorsa ve bunların fi yatları maliyetlerinin çok üs tünde ise, yani tekel fiyat larıyla satılıyorsa, halkımız bu azınlık tarafından sömürü lüyor demektir.
"Uluslararası tekelci sermaye ve onunla bütünleşmiş yerli tekelci sermayenin oluşturdu ğu küçük bir azınlık" diyoruz. Bu terime biraz daha yakından bakalım. Önce bir uluslarara sı tekelci sermaye var: Ford, Mobil Oil, Siemens, Unilever, Philips, Goodyear, Pirelli, Shell isimleri dünyanın dört bir yanında faaliyette bulu nan ve uluslararası tekelci sermayeyi oluşturan şirketler. Yerli tekelci sermaye diyoruz. Bunlar da uluslararası tekelci sermayenin denetiminde gelişen ve onunla bütünleşmiş olan ku ruluşlar: Türkiye tş Bankası, Yapı ve Kredi Bankası, Akbank, Hacı Ömer Holding, Koç Holding, Transtürk Holding, Eczacıbaşı Holding bunların önde gelenle ri. Uluslararası tekelci ser maye ile yerli tekelci serma yenin bütünleşmesinden söz e diyoruz. Bunun anlamı, uluslar arası tekelci sermayeyi oluş turan şirketlerle yerli tekel ci şirketlerin ortaklaşa yatı rıma gitmeleri,ve/veya patent, lisans, hammadde, yarı mamul madde, yatırım malı ilişkile riyle birbirlerine bağlanmala rıdır.
Kısa tanımlamalardan sonra u luslararası tekelci sermaye ve onunla bütünleşmiş olan yerli tekelci sermayenin oluşturdu ğu küçük bir azınlığın hayatı mızın her anına nasıl girdiği ne bakalım.
Sabah ilk işimiz genellikle traş olmaktır. İthal edilmiş traş bıçağı kullanmıyorsak, üzerinde "Türk Malı" yazan bir traş bıçağımız vardır. Ku tuyu iyice inceleyince "Yerli malı Tuncun malı h«_nces unu kullanmalı" tekerlemesinin ne kadar yanıltıcı olduğunu gö rürüz. Örneğin eğer Perma Sharp traş bıçağını kullanı yorsanız, size 11 Mayıs 1974 tarihli Milliyet gazetesinde ki Perma Sharp reklamından bir parça aktaralım: "Yeni özel sistem Perma Sharp, bu nedenle
sürdürüyor üstünlüğünü. Türki ye'den İngiltere'ye, İspanya' dan Amerika'ya, İtalya'dan Avustralya'ya. Tartışılmayacak şekilde." Yani "Türk Malı" ola rak üretilen Perma Sharp traş bıçakları uluslararası tekel ci sermaye ile yerli tekelci sermayenin bütünleşmesinin bir sonucudur. Kullanılan her Perma Sharp için belli bir fi at ödenirken, bu miktarın bir kısmı penna sharpı üretme te keline sahip emperyalist ülke tekeline gitmektedir. Bu traş bıçağının maliyetinin çok üs tünde tekel fiyatlarıyla, te kel kârlarıyla satıldığını eklemeye gerek yok.
Kullanılan traş kremi Gibbs traş kremi ise köşesinde "G. ve A. Baker Ltd. Merkezi Lon dra, Türkiye Şubesi" yazıyor dur. Çoğumuz üzerinde Türkçe yazınca bunun emperyalist te kellerin ürünü olduğunu pek düşünemeyiz. Emperyalist te kellerin ürünü demek, bu mal ların üretiminden elde edilen kârların Türkiye'de emekçi halkın yararına olarak fabri ka kurmaya, işsizlere iş ala nı açmaya kullanılmadığı, bu tekellerin bulunduğu ülkeye geri götürüldüğü veya bu te kellerin denetimi altında ken di çıkarları için kullanıldı ğı demektir.
Elektrikli traş makinası kul lanılıyorsa da durum değişmez. Bunlar da emperyalist tekel lerin ve bütünleştikleri yer li tekelci sermayenin ürünü dürler.
Sabahın bir başka işi de çay yapmaktır. Eskiden çinko ve ya porselen demlik ve çaydan lık yaygındı. Şimdi ise hemen hemen bütün mutfak eşyaları alüminyum. Eskiden kalma ba kır tencereler ise kalay der dinden kurtulmak için yavaş yavaş bırakılıyor, eskidikçe yerine alüminyumları alını yor. Madeni eşya fabrikaları nın kullandığı alüminyum lev halarını üretenlerden en büyü ğü Nasaş Alüminyum Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketi'dir. Bu şirketin sermayedarların dan genellikle söz edilmez. Şirketin sermayesi Interna tional Finance Corporation de nilen ve tüm emperyalist ül kelerin hisselerinin bulundu ğu ve Dünya Bankası'na bağlı
bir şirkete, Amax Aluminium Com. Inc. isimli çokuluslu bir tekele ve onlarla işbir liğinde olan ve yerli tekel ci burjuvazinin bir parçasını oluşturan Türkiye Sınai Kal kınma Bankası'na aittir.
Çay için bir başka gerek de ateş. Mangal bir yana, günü müzde şehirlerde gaz ocağı kullananların bile sayısı a zaldı. Onun yerine herkes navagazı veya havagazmın ol madığı yerlerde tüp gaz kul lanıyor. Bu konu üzerinde bi raz duralım.
Tekelci sermayenin denetimin deki gazeteler bilmem hangi sinema artistinin kaç tane kocası olduğunu, hangi marka esans kullandığını sık sık yazar da, nedense bu gazları ve bunların yakıldığı ocakla rı kimin ürettiğini, kimin dağıttığını açıkça yazmaya pek yanaşmazlar.
İlk olarak bu gazların nere den çıktığına bakalım. Marka sı ne olursa olsun tüm tüp gazlar petrol ürünüdür. Tür kiye'nin petrol ihtiyacının büyük bir bölümü ise çokulus lu tekellerden, yani uluslar arası tekelci sermayeden (Mo bil, Shell, BP, vb.) maliye tinin çok üstünde tekel fi yatlarıyla sağlanmaktadır. Bu na göre evlerde kullanılan bir tüp gazın maliyetinin bir kısmı bu şekilde uluslararası tekelci sermayenin cebine yük sek kârlar olarak gitmektedir. Bunları tüpleyen şirketler a rasında Ankara Gaz A.Ş., Bur sagaz A.Ş. ve Mobilgaz A.Ş. birer Koç Holding kuruluşu dur. Yurdumuzda satılan hava gazı ocakları Türk Demir Dö küm, Arçelik veya Auer marka sını taşımaktadır. Auer ulus lararası tekelci sermayenin Türkiye'de yaptığı bir yatı rımın ürünüdür. Türk Demir Döküm A.Ş. ve Arçelik A.Ş. ise Koç Holding'e bağlı kuru luşlardır, yerli tekelci ser mayeyi oluştururlar.
Ocağı yakmak için kullanılan kibrit ister Kav ister Tür kay olsun Koç Holding'e bağ lı kuruluşların ürünü tüke tilmektedir. Tekel kibritle rinin piyasadan çekilmesi ve hemen arkasından kibrit fi yatlarının artması da çok dikkat çekici olmuştur.
Bakırın yerini nasıl alümin
yum alıyorsa, porselenin ye rini de plastik eşyalar alı yor. Plastik tabaklar, leğen ler, bardaklar, kovaların bü yük bir bölümünü Pilsa Plas tik Sanayii A.Ş. üretmekte dir.ve bu şirketin hissesi nin yüzde 94'ü Hacı Ömer Hol ding ve bu holdingin bir ku ruluşu olan Bossa Tic.ve San. A.Ş.'ne aittir.
Mutfağın en önemli maddele rinden biri margarindir. Sa na ve Vita yağlarının üstün de Unilever îş Tic.ve San. A.Ş. yazar. Bu şirketin his sedarlarından olan Unilever N.V., Hollanda ve İngiltere' deki kapitalistlerin ortak bir şirketidir ve dünyanın ?n büyük gıda tekellerinden •biridir. Yetmişten fazla ül kede 500'den fazla fabrikaya sahiptir ve bu fabrikalardan biri de Türkiye İş Bankası i le ortak olarak kurduğu Uni lever îş Tic.v« San. Şirketi dir. Sana, Vita, Sanella gi bi margarinleri kullanırken ödediğiniz paranın belli bir bölümü bu şirket kanalıyla uluslararası tekelci serma yenin (emperyalistlerin) ka salarına gitmektedir. Son ay lardaki margarin sıkıntısı da piyasanın yüzde 70 kadar bir bölümünü denetimi altında bu lunduran Unilever îş şirketi nin daha fazla kâr elde etmek için tezgahladığı bir oyunu dur.
Diş macunlarının üstünde ne ka dar "Türk Halı" yazarsa yazsın, ödenen paranın bir kısmı ulus lararası tekelci sermayeye ak tarılmaktadır, îpana Diş Macu nu için, Eczacıbaşı Holding1e bağlı Eczacıbaşı İlaç San. ve Tic. A.Ş., ABD'deki Bristol Myers'e lisans ücreti vermek tedir. Binaca diş macunu kul lanırken merkezi İsviçre'deki Ciba Geigy şirketine, Kolynos kullanırken de ABD'deki White hall Laboratories'e lisans ö deniyor, bu şirketlerin ortak larına tekel kârları sağlıyor sunuz.
Son yıllarda temizlik tozu (deterjan) kullanımındaki ar tış da dikkat çekicidir. Se kiz on yıl önce tek temizlik aracı sabun idi. Çamaşır yı kamada yaygın olarak kil ve kül kullanılırdı. Bugün ise çeşitli şirketlerin ürettiği temizlik tozları küçük kasaba lara kadar yayılmıştır. Çiti
temizlik tozu, DEVA Hölding'e bağlı Ev İhtiyaç Maddeleri (Evma) A.Ş. ürünüdür. Persil ve Tursil ise Türkiye'de u zunca bir süredir faaliyette bulunan Türkiye Yağ ve Mamul leri A.Ş.'ne (Turyağ) aittir. Bu şirketin ortakları konusu na pek değinilmcmiştir. Şir ket, uluslararası tekelci ser maye ve yerli tekelci sermaye nin bütünleşmesinin iyi bir örneğidir. Hissedarları Yapı ve Kredi Bankası ile Persil Gesellschaft mbH'dir. Diğer bir temizlik tozu ıjlan Vim'e de bakalım. Bu tozu Gibbs traş kremini üreten G.ve A. Baker Ltd. Şirketi (merkezi Londra) Türkiye şubesi yapmak tadır.
Şekere bile lisans ödeneceği zor akla gelir. Son zamanlar da her tarafta sık sık rekla mı yapılan miss bonbon şekeri her şekercide, bakkalda bulu nabilir. Naylon torbasının üs tünde hem İngilizce hem Türk çe olarak bu şekerlerin İn giltere'deki Baker Perkins şirketi lisansı ile üretildi ği yazılmaktadır. Böylece şe kere ödenen paranın bir kısmı nı Kent Gıda Maddeleri San.ve Tic.A.Ş. bu yabancı şirkete aktarmaktadır.
Hayatın pahalılanmasının ger çek sorumlularının emperyalizm (uluslararası tekelci sermaye) ve onunla bütünleşmiş yerli tekelci burjuvazi olduğunu, bu küçük azınlığın daha fazla kâr elde etme çabalarının emekçi halkın yaşamını güçleştirdiğini görebiliyoruz. Tekelci sermaye nin ürünlerinin değerlerinin çok üstünde tekel kârlarıyla satılması, büyük miktarları bu lan lisans, patent ödemeleri kullandığımız bütün malların fiyatını artırmaktadır.
Eskiden radyolar ithal edilir di, yani yabancı ülkelerde üre tilir ve radyo olarak Türkiye' ye gönderilir, Türkiye'deki komprador burjuvazi aracılığıy la pazarlanırdı. Bugün yurdu muzda satılan pekçok radyo "Türk Malı"dır, uluslararası tekelci sermayenin yerli tekel ci sermaye ile ortak olarak yaptığı "dumansız, bacasız" montaj fabrikalarının ürünüdür. Yani tüm önemli parçalar tekel fiyatlarıyle emperyalist te kellerden satın alınır, aynı tekellerin Türkiye'deki yatı rımlarında monte edildikten
sonra yeniden büyük kârlar ek lenerek piyasaya sürülür. Em peryalist tekel böylece gümrük vergilerinden kurtulmakta, hat ta ülkenin "sanayileşmesine" katkıda bulunduğu gerekçesiyle teşvik görmektedir. Fakat bu "sanayileşme" emekçi halkın daha etkin bir şekilde sömürül mesini amaçlayan, tekelci ser mayenin yararına, çarpık, em peryalizmin uzantısı bir sana yileşmedir. Türkiye'de yapılan radyo, televizyon, çamaşır ma kinesi, buzdolapları hep bu anlamda montaj "sanayiinin" ürünüdür.
Türk Philips Tic.A.Ş., Philips radyolarını; Türk Siemens Kab lo ve Elektrik San.A.Ş., Sie mens ürünlerini yapar. Bu şir ketlerin, isimlerinin başına "Türk" kelimesi koyma konusun daki titizlikleri de dikkati nizi çekmiştir. "Türk Siemens" in hissedarları şu kuruluşlar dır: Çokuluslu bir Hollanda şirketi olan Siemens ve yerli tekelci sermayeyi temsilen de Koç Holding ve Türkiye Sınai Kalkınma Bankası.
Yurdumuzda satılan ampuller dört markadır: General Elec tric, Philips, Edison veya Tekfen. Philips ampulleri Türk Philips'in ürünüdür. Ge neral Electric ve Edison am pullerini General Electric Türk A.Ş. üretmektedir. Bu şirketin yapısı da azgeliş miş ülkelerde "sanayileşme nin" niteliğini açıkça gös termektedir. Şirketin hisse darları Türkiye İş Bankası, Koç Holding ve uluslararası tekelci sermayeyi temsilen de A.B.D.'nden General Electric Company. General Electric mar ka ampullerin genel dağıtım cısı ise, bir Koç Holding ku ruluşu olan Bekotekniktir. Tekfen ampulleri kullanılırsa "Türk Alman İşbirliğine" da yanan Tekfen Endüstri ve Tic. A.Ş.'nin ürünleri tüketilir.
Kentlerimizin yollarını oto mobiller, otobüs ve kamyonlar dolduruyor. Bunların bir kıs mı yabancı marka, bir kısmı "Türk malı" Bundan onbeş yıl önce Türkiye'de motorlu araç üretilmezdi. Bugün Anadolu' nun dört bir yanında Türkiye' de üretilmiş motorlu araç gö rebiliyoruz. Fakat burada da bir oyun oynanıyor.
Türkiye'de binek arabası Ure
ten şirketlere bakalım. Oto san Otomobil Fab.A.Ş. Koç Holding'e bağlı bir kuruluş tur. Uluslararası tekelci sermayeyi oluşturan şirket lerden biri olan Ford Motor Company'nin ürünlerinin Tür kiye'de montajını yapmaktadır. Bu arada piyasaya sürdüğü A nadol marka otomobilde ise Ford teknolojisi ve buna bağ lı olarak da Ford motor ve yedek parçaları kullanılmak tadır. Tofaş Türk Otomobil Fab.A.Ş. ise 1968 yılında kurulmuştur. Şirketin hisse darları merkezi ttalya'da bulunan çokuluslu bir tekel olan International Holding Fiat, Makina Kimya Endüstri si Kurumu, Koç Holding ve Türkiye tş Bankası'dır. üre tilen Murat marka binek ara balarında Fiat teknolojisi ve parçaları kullanılmakta dır. Renault marka otomobil üreten OYAK Renault Otomobil Fab. A.Ş. hissedarları ise Ordu Yardımlaşma Kurumu, Ya pı ve Kredi Bankası ve Fran sa'da bulunan Regie Nationa le des Usines Renault'dur.
Türkiye artık otobüs de it hal etmemektedir. Dünyanın büyük otobüs üreticileri yerli tekelci sermaye ile or taklaşa olarak montaj "sana yii" yatırımları yapmışlar ve büyük kârlar elde etmiş lerdir. Bu büyük kârlar bir taraftan maliyetlerinin çok üstünde tekel fiyatlarıyla ithal edilen motor ve yedek parçalardan, diğer taraftan bu şişirilmiş maliyetlerin bile çok üstünde yapılan sa tışlardan kaynaklanmaktadır.
MAN otobüslerini ele alalım. Bu marka kamyon ve otobüsleri 1965 yılında kurulan MAN Kam yon ve Otobüs Sanayii A.Ş. üretmektedir. Şirketin serma yesinin üçte biri Almanya'da bulunan Machinenfabrik Augs burg Nornberg A.G.'ye aittir. 'Üretimde Alman teknolojisi kullanılmaktadır. Yani ulus lararası tekelci sermaye bir taraftan lisans hakkı olarak üretilen her kamyon ve otobüs için belli bir ücret almanın ötesinde şirketin kârından da pay sağlamaktadır. Mercedes 302 otobüslerini ise Türkiye' de Otomarsan Otobüs ve Motor lu Araçlar San. A.Ş. üretmek tedir. 1966 yılında kurulmuş tur. Şirketin sermayedarla rından olan Daimler Benz te
kelinin 160'dan fazla ülkede 150 000 kadar kişinin çalış tığı 3500 kadar üretim biri mi vardır. Diğer hissedarlar Kadir Hasoğlu ve Ort.Kol.Ş. ile Mengerler Tic.T.A.Ş.'dir. Şehirlerarası otobüs ulaştır ma fiyatları arttığında suç lanması gerekenler, büyük ölçüde bu otobüs tekelleridir.
Ulaştırma maliyetlerini etki leyen diğer bir öge de lastik fiyatlarıdır. Lastik üretimi ne baktığımızda da, uluslar arası tekelci sermaye ve onun la bütünleşmiş yerli tekelci sermayenin oluşturduğu küçük bir azınlığın hakimiyetini görüyoruz. 1950'lerde lastik ihtiyacı ithalat yoluyla kar şılanırken, günümüzde lasti ği "kendimizin" ürettiği söy leniyor. Şimdi bu "kendimizin" kimler olduğuna bakalım.
Lastik sanayiinde Uç şirket vardır: Goodyear, Türk Pirel li ve Uniroyal.
Goodyear Lastikleri Türk A.Ş. 1962 yılında kurulmuştur. Lastik maliyetinin yüzde 60 kadarı Amerika Birleşik Dev letleri 'ndeki The Goodyear Tire and Rubber Company'den ithal edilen hammadde ve yar dımcı maddelerden oluşmakta dır. Şirketin hissedarları a rasında ise The Goodyear Tire and Rubber Company vardır. Di ğer hissedarlar Ordu Yardımlaş ma Kurumu, Tatko, Garanti Ban kası, Rıfat Yalman ve Tayyar Çullu'dur.
Türk Pirelli ise 1960 yılında kurulmuştur. Yabancı hissedar olan çokuluslu Pirelli tekeli hisselerin yüzde 51'ine sahip tir. Diğer ortaklar ise Türki ye tş Bankası, Eczacıbaşı Hol ding'dir.
Uniroyal lastiklerini üreten Uniroyal Endüstri Türk A.Ş. ise merkezi A.B.D.'nde bulunan U.S.Rubber Com. of U.S. ortak lığında ve lisansıyla faaliyet te bulunmaktadır. Diğer hisse darlar Türkiye Sınai Kalkınma Bankası, Yapı ve Kredi Bankası ve Vehbi Koç'tur.
Türkiye lastik pazarına üç bü yük şirket hakim olunca bu ü çünün bir araya gelip lastik fiyatlarını aralarında karar laştırmalarında hiçbir zorluk yoktur. 450 binden fazla motor lu araç sürekli olarak lastik kullanmaktadır. Tarlasını sü recek bir köylü işinin geri
kalmaması için bir lastiğe i kibin lira yerine ikibinbeşyüz lira da verir, piyasada bulu namazsa karaborsa dörtbin li raya da alır. Bu şirketler pi yasadaki tekel durumlarından yararlanarak lastik fiyatları nı sürekli olarak artırmakta, daha fazla kâr elde etmek için piyasaya sürdükleri lastik mik tarını zaman zaman ihtiyacın altında tutmaktadırlar. Bu şir ketlerin uluslararası tekelci sermayenin yerli tekelci ser maye ile ortak olarak yatırı ma gittiği kuruluşlar olduğunu görmüştük. Hammaddeler ve üre rim teknolojisi, bağlı olunan çokuluslu tekellerden değerle rinin çok üstünde tekel fiyat larıyla satın alınır. Böylece tekelci sermaye büyük kârlar elde eder.
Tekelci sermaye ile içice gir memiz bu kadarla da bitmez. Koç Holding'e bağlı Türk Demir Döküm A.Ş. evimizin sobasını yapar. Artık köylerimize bile girmiş olan Coca Cola için İstanbul Meşrubat Sanayii, ABD'nin The Coca Cola Export Corporation'a para öder. Aynı şey, ABD'nin en büyük tekelle rinden olan ve Pepsi Cola üre ten The Pepsico Corporation için de geçerlidir.
Bira da tüketimi son yıllarda büyük miktarlarda artan içecek lerden biridir. Tekel birası nın bulunmamasına karşın, daha pahalı olan Efes Pilsen ve Tu borg biralarını köylerde de bu labilirsiniz, tabii tekel fi yatlarıyla. Bu içecekleri üre ten Ege Biracılık ve Malt San. A.Ş. ile Türk Tuborg A.Ş., ga zetelere, radyoya, televizyona verdikleri reklamlarda ürünle rinin tüm dünyada tüketildiği ni söyleyerek, uluslararası tekelci sermaye ile bütünleş tiklerini açıklıyorlar.
Kiracılar evlerin pahalılığın dan, ev sahipleri ev kiraları nın düşüklüğünden dert yanar lar, iki tarafın da şikayetçi olması halinde hastalığın nede nini başka yerde aramak gerek lidir. Kiraların yüksek olma sının ve gittikçe artmasının suçlusu yine tekelci sermaye dir. Uluslararası tekelci ser maye ve onunla bütünleşmiş o lan yerli tekelci sermaye.
Bina yapımındaki temel hammad delere bakalım: Önce çimento gerekli. Çimento sanayiindeki yatırımlarda yerli tekelci ser
mayenin denetimini şu şekilde özetleyebiliriz. Akçimento ve Çimsa Çimento San. ve Tic.'de Akbank'ın, Anadolu Çimentoları ile Nuh Çimento'da Türkiye Sı nai Kalkınma Bankası 'nın, Konya ve İzmir Çimento Fabrikaların da ise İş Bankası'nın hissele ri var. Maliyetin önemli öğe lerinden birini oluşturan de mir de Ereğli Demir Çelik Fab rikası tarafından üretilmekte veya ithal edilmektedir. Bu şirkette de bir A.B.D. tekeli olan Koppers Associates S.A. ile Türkiye İş Bankası'nın hisseleri vardır. Cam üreti minde ise Türkiye Şişe ve Cam Fabrikaları A.Ş. hemen hemen tekel niteliğindedir ve şirke tin hemen hemen tümü Türkiye tş Bankası'na aittir. Bu şir ket ise Paşabahçe Cam San. A.Ş., Çayırova Cam San A.Ş., Topkapı Şişe San.A.Ş. gibi ku ruluşları denetimi altında, bu lundurmaktadır. Diğer önemli cam üreticisi olan Güney Cam Fab.A.Ş.'nde Akbank'ın, Anado lu Cam Sanayii'nde ise Yapı v Kredi Bankası'nın önemli his seleri vardır. Cam fiyatların daki artışların sorumlusu da, görüldüğü gibi, yerli tekelci sermayedir.
Eğer soğuk ve sıcak geçirmedi ği söylenen ytonglardan kulla nılıyorsa, Türkiye Sınai Kal kınma Bankası'nın önderliğin deki bir grup kapitaliste ve isveç'teki Ytong International şirketine kâr sağlanıyor demek tir. Cam elyafı kullanılacak sa, Cam Elyaf Sanayii ve îzo cam'ın ürünleri kullanılacak tır. Birincisinin hissedarları arasında Türkiye Şişe ve Cam Fab.A.Ş., Türkiye İş Bankası ve Türkiye Sınai Kalkınma Ban kası var. tzocam'ın hissedar ları ise Koç Holding, Türkiye Sınai Kalkınma Bankası, Türki ye Şişe ve Cam Fab.A.Ş. ve ya bancı ortak olarak da Linzer Glass spınnerei. tzocam ayrı ca Fransa'daki Saint Gobain ve A.B.D.'ndeki Owens Corning şirketlerinin lisanslarını kullanmaktadır.
Evlerde kullanılan boya da u luslararası tekelci sermaye ve bütünleştiği yerli tekelci ser mayenin sömürü aracıdır. Tür kiye'de dört büyük boya üreti cisi vardır: Bayraklı Boya ve Vernik, ÇBS, DYO ve Sadolin Sentetik Boya Fab. ile Marshall Boya San.A.Ş. Bu şirketlerin aralarında anlaşıp boya fiyat
larını maliyetlerinin çok üs tünde kararlaştırmaları ve böy lece tekel kârları elde etme lerine hiçbir engel yoktur.
Giyim eşyalarında, elbiselerde de aynı sömürüyü ve aynı bağım lılığı görmek mümkün. Eskinin pamuklu ve yünlüsünün yerini şimdi sentetik elyaftan dokun muş kumaşlar alıyor. Hemen he men her kumaşta sentetik elyaf var. Türkiye'de ise sentetik elyaf üreten şirketlerden bi rinde tş Bankası'nın iştiraki var: Polylen Sentetik İplik Fab.A.Ş. Diğer iki şirket ise daha büyük: Sasa Sun'i ve Sen tetik İplik Fab.ile Sifaş Sen tetik İplik Fab. Birincisi Ha cı Ömer Sabancı Holding'e bağ lı bir işletme ve aynı zamanda Türkiye Sınai Kalkınma Banka sı 'nın da iştiraki var. Sifaş ise uluslararası tekelci ser mayenin yerli tekelci sermaye ile bütünleştiği bir işletme. International Finance Corpora tion, BASF ve Vickers Zimmer şirketlerinin hisseleri var.
Kumaş üretimine gelince, en büyük kuruluşlardan ikisi olan Bossa ve Bozkurt Mensucat'in birincisi Akbank'ın, ikincisi ise Koç Holding'indir. Ayrıca Yapı ve Kredi Bankası ile Türkiye iş Bankası'nın da bu alanda önemli yatırımları var dır.
Şimdiye kadarki örneklerden görüldüğü gibi, emperyalist ler bütünleştikleri yerli te kelci burjuvazi ile birlikte emekçi halkı sömürmektedir. Bu sömürüde tekel fiyatları ile satış önemlidir. Bunun kaynağı ise piyasada az sayıdaki şir ketin aralarında anlaşarak ü retimi kısmaları ve fiyatları maliyetlerin çok üstüne artır malarıdır. Örneğin eğer kalp hastalarının kullanabileceği bir ilaç ancak bir şirket ta rafından üretilebiliyorsa, kalp hastaları bu ilaç için şirketin isteyeceği fiyatı ö demek zorundadırlar. Bu ilacın maliyetinin çok düşük olduğunu, fiyatların da düşürülmesi ge rektiğini ileri sürerek ilacı satın almamazlık edemezler. İşte ilacın gerçek değeri ile bu yüksek fiyat arasındaki farka tekel kârı diyoruz. Bu kârın kaynağı üretimde bulunan şirketin piyasaya hakim durum da olmasıdır. Emperyalizm dö neminde ise hemen hemen bütün alanlarda tekeller egemendir.
Azgelişmiş ülkelerde ise bir taraftan emperyalistler, diğer taraftan emperyalistlerin de netimi ve gözetimi altında ge lişmiş bir yerli tekelci bur juvazi vardır. İkisi arasında bir bütünleşme vardır. Bu bü tünleşme sonucu ortaya çıkan tekeller hemen hemen bütün tü ketim mallarını denetimleri altında tutarlar. Bunların ör neklerini gördük, göreceğiz.
Bu bütünleşme yalnız tüketim malları alanında değildir. Güb re, tarım ilaçları, traktörler, yol yapım araçları, borudan ta kım tezgahına, şeffaf banttan pile, mukavvadan motora, kolon yadan kağıt mendile, hesap ma kinasından fotoğraf malzemesi ne kadar binlerce tüketim malı, yarı mamul mal ve yatırım ma lında bu denetimi görmek müm kündür. Bunları görmek için çevremize biraz daha dikkatli bakmamız, şirketlerin reklam larını dikkatle gözlemlememiz, markalara dikkat etmemiz yeter lidir. 0 zaman emperyalizmin içimize ne kadar girdiğini, emperyalistlerle yerli tekelci burjuvazinin nasıl bütünleşti ğini ve başta işçi sınıfı ol mak üzere topraksız ve az top raklı yoksul köylüyü, küçük üreticiyi, esnafı, memuru, za naatkarı nasıl sömürdüğünü so mut olarak görebiliriz, yaşa mımızı giderek zorlaştıran pa halılığın ve işsizliğin gerçek yaratıcılarının kimler olduğu nu kavrayabiliriz.
Tekelci sermayeyle bu kadar içice geçmemizin, emperyalist ler ve emperyalistlerle bütün leşmiş yerli tekelci burjuva zinin oluşturduğu bir azınlığa bu kadar bağımlı olmamızın an lamı nedir? Bunun anlamı, bu azınlığın, kullandığımız bu mal ların istediği an piyanadan çe kilmesini, bulunamamasını sağ layabilecek ve bu yolla da ken disini "kuşatmaya" çabalayan ilerici demokrat yönetimlerin ya yıkılmasına, ya da kendi de netimi altına girmesine yol a çacak güçte olduğudur. Emper yalizmden ayrı ve güçsüz bir yerli tekelci burjuvaziden söz etmek hatalıdır. Yerli tekelci burjuvazi uluslararası tekelci burjuvaziyle bütünleşmiştir, ondan güç alır. Yerli tekelci burjuvaziye karşı yöneltilecek her hareket, karşısında tüm e konomik, ideolojik, politik ve nihayet askeri gücüyle emper yalizmi bulur.