Elektrik Mühendisliği · Sayı 219 · Mart 1975
ÖĞRETMENİN SORUNLARI VE EĞİTİMDEKİ İŞLEVİ ÜZERİNE
Toplum, demokrasi ve emek Görüş ve değerlendirme
- Yıl
- 1975
- Sayfa
- 2
- Okuma süresi
- 6 dk
- Görüntülenme
- 0
Konu
İlgili: Mevzuat ve hukuk, Mühendislik eğitimi
Anahtar kelimeler
- TÖB-DER
- öğretmen hakları
- sendikalaşma
- 12 Mart faşizmi
- geçim koşulları
- eğitim sistemi
Özet
Yazıda öğretmenlerin ekonomik ve sosyal sorunları, TÖB-DER'in demokratik mücadelesi ve faşist saldırılar bağlamında öğretmenlik mesleğinin toplumsal işlevi tartışılmaktadır.
Tam metin
Metin PDF'ten otomatik çıkarılmıştır; tablo, şekil ve formüller eksik ya da hatalı olabilir. Özgün dizgi için PDF'e bakın.
öğretmenin sorunları eğitimdeki işlevi
Geçtiğimiz ay içinde, bildiği niz gibi, TÖB DER'in düzenle diği demokratik ve yasal top lantılara karşı örgütlü faşist saldırılar tezgahlandı. Tek bir merkezden yönetildiği açık olan bu saldırıların ana hede fi öğretmenin sömürü düzenine karşı çıkışını ve haklarını el de etme mücadelesini gerilet mek ve kamuoyunda kuşku yarat maktır. Oysa, öğretmenlerin ve genel olarak tüm çalışanların sorunları ve işlevleri üzerin de bir parça kafa yoran herkes bu saldırıları düzenleyenlerin gerçek korkularını kolayca an layacaktır.
ülkemiz, emperyalizmin güdümün deki işbirlikçi sınıf ve yan daşlarının ekonomik ve siyasal alanda egemen olduğu, geri bı raktırılmış bir toplumsal dü zen içinde yaşamaktadır. Bu dü zende, egemen sınıfların çıkar l a r ı , emekçi halk kitlelerinin çıkarları ile çelişmektedir.
Türkiye'de bu temel üzerine ku rulmuş siyasal ve yöresel düzen ve ç e ş i t l i kurumlar, söz konusu yapısal bozukluğu da yansıtır lar. Bu kurumlardan biri olan eğitim de egemen güçlerin ç ı karlarına uygun bir amaca yö n e l t i l m i ş t i r . Bugünkü eğitim sistemimiz ülkemizin ekonomik ve teknolojik gereksinimlerine yönelmeyen gerici bir nitelik taşımaktadır. Bu koşullarda eğitimde köklü dönüşüm,, toplu mun ekonomik yapısının değiş mesine ve halktan yana güçle rin ülke yönetiminde söz sa hibi olmasına bağlıdır. Eko nomik ve sosyal altyapının değiştirilmesine yönelik yapı sal değişiklikten sonra eği tim, ancak, gerçek i ş l e v i n i kazanacaktır.
İleriye dönük mücadelede öğ retmen, halkımızın emperya lizmin pençesinden kurtulması yolundaki demokratik mücade lede yerini almak, k i t l e l e r i n ekonomik, demokratik hakları nı dile getirmek durumundadır.
Kısacası Türk Öğretmeninin e ğitimdeki yeri, halkımızın mutluluğu, insanca yaşama ola naklarına kavuşması yolunda kitlelerin yardımcısı, destek
ç i s i ve ışık tutucusu olmak tır.
Öğretmenlerin demokratik örgü tü TÖB DER'in 1974 y ı l ı sonun da "İlköğretim Haftası" dola yısıyla yayınladığı bildiride Türk öğretmeninin demokratik mücadele içindeki e ğ i t i c i gö revi şöyle dile getiriliyor:
"Bir yandan halkımızın ana yasal eğitim, öğretim hak ları için mücadele verir ken, bir yandan da ülkemi zin ve halkımızın çıkarla rına uygun demokratik eği timi savunacağız. Eğitim, emperyalizme ve onun yerli ortakları egemen sınıflara değil, ülkemize ve halkımı za hizmet etmelidir. Öğret menler, içinde bulundukları tüm ekonomik, sosyal ve s i yasal baskılara rağmen şim diye kadar olduğu gibi, bun dan böyle de yurtsever, ba ğımsızlıkçı, çağdaş devrim ci insan tipini y e t i ş t i r e cek bir eğitimi savunacak lardır".
Yurtsever öğretmenler bugüne dek toplumumuzun kalkınmasın da kendilerine düşen görevin bilinciyle emperyalist kültür den arınmış ulusal ve demokra tik bir eğitim anlayışını her zaman savunmuşlar, en güç ko şullar altında çabalarını bu yönde yoğunlaştırmışlardır.
Demokratik mücadele içinde yer alan i l e r i c i Türk öğret meninin sorunları bu geri dü zenin gereği, ezilen ve sömü rülen halkımızın sorunlarıyla içiçedir. öğretmenin söz, ya zı ve düşünce özgürlükleri s ı n ı r l ı , sosyal ve ekonomik hak ları yetersizdir. Diğer çalı r şanlar gibi bugün öğretmen de insanca yaşama olanaklarından yoksundur. TÖB DER'in 15 Şubat günü yurt çapında düzenlediği, faşist saldırıları ve pahalı l ı ğ ı protesto toplantılarında, öğretmenin bugün içinde bulun duğu zor ekonomik koşullar şöyle dile getirildi:
"1970 yılında dört nüfuslu bir ailenin yalnızca normal beslenebilmesi için Ankara' da 2566 TL, İstanbul'da 2719 TL gerekmektedir. 1970 yılından beri pahalılık, enflasyon, hızla yükselmiş t i r . Buna göre aynı a i l e
Elektrik Mühendisliği 219
nin günümüzde insanca bes lenebilmesi için Ankara'da 5300 TL, İstanbul'da 5700 TL net geliri olması gerek mektedir. Halbuki günümüzde 891 öğretmenin maaş ortala ması 3900 TL, 16772 öğret menin 2484 TL, 27541 öğret menin 1765 TL ve 102 350 öğretmenin 1305 TL'dır".
Bu durum, yaşam kavgası veren öğretmenin ulusal gelirden pa yına düşen dilimin giderek kü çüldüğünü gösteriyor.
Öğretmenlere maaşları dışında ödenen ders ücreti, eğitim ö deneği vb. ek ödemeler, benzer hizmetler karşılığında farklı gelir olgusunu yaratmış, özel likle ikincil görevler yoluyla Milli Eğitimde ayrıcalıklı öğ retmen grupları oluşturulmuş, öğretmenlerin demokratik ör gütlenmesini baltalamak amacıy la siyasal iktidarlarca 657 sa yılı yasa ile buna bağlı 12 kararname hazırlanmıştır. Bu gün öğretmen, Emekli Sandığın ca sağlanan çok yetersiz hiz metlerin dışında, sosyal güven likten yoksundur. Gerçi devlet hastanelerinde bakım ve tedavi sinin parasız yapılacağı hükme bağlanmıştır ama, dağ başların da, ıssız ovalarda, dere içle rinde görev yapan öğretmene, gerekli sağlık hizmetleri ulaş tırılmamıştır. Parasız bakım ve ilaç konusunda, okul müdür leri, Milli Eğitim Müdürlükle ri ve Bakanlık arasında uzayıp giden bürokrasi ve kırtasiye cilik ayrı bir sorundur. İlk okul öğretmenlerinin sağlık güvenliğini sağlamak amacıyla kurulan İlkokul Öğretmenleri Sağlık ve Sosyal Yardıir Sandı ğı bu konuda yetersiz kalmak tadır. Konut sorununu çözmek
Elektrik Mür.^r.cizlJ S j
üzere kurulan Öğretmenler Ban kası ise öğretmenlere yeterli kredi olanaklarını sağlayama maktadır. Kısacası öğretmen, ekonomik açıdan olduğu kader, sosyal güvenlik açısından da yeterli bir düzeyden yoksun bırakılmıştır.
öğretmenler bugüne dek kendi sorunlarının, kitlelerin genel sorunlarının yalnızca bir par çası olduğu bilinci içinde yurt sorunlarına sahip çıktık ları, özgürlükleri ve demokra siyi savundukları, faşist bas kı ve terör karşısında inanç ları doğrultusunda görevleri ni yılmadan yaptıkları için her dönemde baskı ve kıyımla karşı karşıya kalmışlardır.
Cumhuriyet dönemi boyunca e gemen güçlerin tüm baskı ve yıldırma hareketlerine karşın bağımsızlık ve demokrasiden yana mücadele veren öğretmen ler, eri etkin ekonomik ve de mokratik mücadele aracı olan, grev ve toplu sözleşmeli sen dika hakkını almak için örgüt lenme yoluna gitmişlerdir. 1 kinci Dünya Savaşından sonra sosyal mücadelenin gelişmesi çeşitli meslek gruplarının da kendi bünyeleri içinde bir tavır takınmalarına yol açtı. Öğretmen Dernekleri ve daha ileride de 1961 Anayasasının sağladığı demokratik ortam içinde Türkiye Öğretmenler Sendikası olarak örgütlenme çabaları bu gelişmenin sonu cudur. Ancak bir sûre sonra, yurtsever öğretmenlerin karşı sına, cumhuriyetin ilk dönem lerinin tersine yalnızca tu tucu gerici güçler değil, sos yal örgütlenmenin boyutları genişleyen niteliğinden ürken tüm egemen güçler ve onların siyasal iktidarları çıkmıştır.
Emperyalist blokta 1970'lerde başlayan genel ekonomik buna lım ve hızlı enflasyon Türki ye'de de kendisini duyurmuş yapısal çatlakların iyice de rinleşmesine yol açmıştır. Ka pitalist sömürü düzeninde bu nalımların tüm yükünü sırtında taşıyan kitlelerin sosyal uya nışının hızlanması, egemen güçleri siyasal ve ekonomik iktidarlarını faşist yöntem lerle sürdürmeye zorlamıştır.
Ülkemizde 12 Mart hareketi ile faşizmin işlevleri, kısa dö nemde birçok yönleri ile ken dini gösterdi. Tüm ilerici, devrimci kuruluşlar, sendika lar, yayın organları ilk anda kapatıldı, yurtseverler kur şunlandı, toplu tutuklamalar yapıldı. Bu arada balyoz hare keti ile 3500 yurtsever öğret men bir gecede evlerinden a lındı. Birçok antidemokratik yasa ve yönetmeliklerle binler ce öğretmenin elleri, kolları, dilleri bağlanmak istendi, öğ retmenlerin sendikal kuruluşu TÖS kapatıldı. Demokratik öz lü 1961 Anayasasının tanıdığı, toplu sözleşme ve grev hakkı olmayan biçimsel sendika hak kı bile, 12 Mart sonrası fa şist yönetimden yararlanan e gemen güçlerin siyasal temsil cileri tarafından Anayasa de ğişikliği ile yok edildi.
Ülkemizin yurtsever öğretmen leri faşizmin bu koyu karanlı ğında yılmamış, ilerici gele neklerini sürdürmek, bağımsız lık ve demokrasi yolundaki mü cadelede yerlerini, korumak a macıyla 3 Eylül 1971'de TÖB DER adlı örgütlerini kurmuş lardır.
Bugün tüm demokratik güçlere karşı faşist baskı ve saldırı lar sürdürülmektedir. 15 Şubat ta TÖB DER'in 63 ilde düzenle diği, faşist saldırıları ve pahalılığı protesto yasal top lantılarına yöneltilen faşist saldırılar egemen çevrelerin demokratik örgütlenmeden ne kadar korktuklarının bir kanı tıdır. TÖB DER, diğer tüm de mokratik kuruluşların yanında, bağımsızlık ve demokrasi müca delesi saflarında, tüm baskı uygulamalarına, teröre ve hak sız suçlamalara karcın örgüt lü insanın yenilmezliğinin ör neğini vermektedir.