Elektrik Mühendisliği · Sayı 228 · Aralık 1975

TÜRKİYE SANAYİİNİN BUGÜNKÜ YAPISI

Yalçın Küçük

Sanayi, teknoloji politikası ve kalkınma Görüş ve değerlendirme

Yıl
1975
Sayfa
2
Okuma süresi
6 dk
Görüntülenme
0

Konu

Sanayi, teknoloji politikası ve kalkınma

İlgili: Toplum, demokrasi ve emek, Enerji politikası, piyasa ve özelleştirme

Anahtar kelimeler

  • Türkiye sanayii
  • enflasyon
  • özel mülkiyet
  • tekelleşme
  • dışa bağımlılık
  • DPT

Özet

Yazar, Türkiye sanayiinin yapısını enflasyon, özel mülkiyetin egemenliği, tüketim malları sanayiinin sınırına ulaşması, tekelleşme eğilimi ve dışa bağımlılık açılarından değerlendiriyor; sanayinin borca dayalı finansmanının enflasyonu beslediğini savunuyor.

Tam metin

Metin PDF'ten otomatik çıkarılmıştır; tablo, şekil ve formüller eksik ya da hatalı olabilir. Özgün dizgi için PDF'e bakın.

larımızı henüz çok az bir çı randa değerlendirmekte olduğu muz düşünülerek, şimdiki du rumda, enerji üretiminde ül kemizin kaderini büyük bir oranda nükleer enerjiye bağ lamak sakıncalı ve güvensiz olduğu gibi gereksizdir de. İlerisi için de halen ekono mik görülmeyen orta ve küçük su kaynaklarından yararlanmak, yeni linyit yatakları aramak, linyit üretimini artırmak vb. gibi öz kaynak zorlamalarının, yakıt yağı veya nükleer yakıt la çalışan santrallar kurmaya göre daha uygun olup olmayaca ğı incelenmelidir.

Ancak nükleer teknolojinin ül kemize girmesini ve ülkemizde gelişmesini önlemenin de bir çok sakıncaları olabilir. Bu bakımdan, enerji üretiminde ülkemizin kaderini nükleer e nerjiye bağlamaksızın ve ana amaç enerji üretimi olmaksı zın, esas itibarıyla, gereki yorsa askeri amaçlarla ve ye ni nükleer teknolojinin ülke mize girmesi ve ülkemizde ge lişmesi amaçlarına hizmet ede cek ve bu arada enerji üreti mine de belirli bir oranda katkıda bulunacak, gücü amaca uygun olarak saptanmış bir nükleer santralın kurulmasın da birçok yararlar olabilir. Böyle bir uygulama aynı za manda 1990'lara doğru ekono mik olarak kullanılabilir du ruma geleceği ve dünya enerji bunalımına olumlu katkıları olacağı sanılan hızlı üretken reaktörlere geçişi de kolay laştırabilir.

ilerde ise, uranyum çekirde ği gibi ağır çekirdekleri par çalamak yerine, ham maddesi (su ve lityum) dünyada tüken mez derecede bol olan hidro jen izotoplarının (hidrojen, döteryum, trityum), yani ha fif çekirdeklerin, daha ağır olan helyum çekirdeğini oluş turmak üzere kendi aralarında birleştirilmesi esasına daya nan ve hidrojen bombasında gerçekleştirilen termonükleer enerjinin, enerji üretiminde kullanılmasını amaçlayan ve petrol çemberinden kurtulmak isteyen ileri ülkelerce yo ğunlaştırılan çalışmaların olumlu bir sonuca ulaşması halinde, dünya enerji prob leminin sürekli olarak çözül mesi umulabilir.

TÜRKİYE SANAY İMİN

Y akın Köçük

1. TÜRKİYE SANAYİİ: ENFLASYONUN NEDEN VE SONUCU

Bugün Türkiye sanayii, Türki ye'deki enflasyonist baskının en başta gelen nedeni durumun da. Sanayinin yapısı, enflas yonist eğilimin ortaya çıkma sında ve devam etmesinde en başta gelen etkenlerden birisi. Çünkü enflasyon, para ve kredi hacminin ekonomideki reel ge lişmelerden çok daha hızlı bir biçimde genişletilmesinden do ğuyor. Para ve kredi hacminin hızlı bir biçimde genişlemesi ise sanayiin zorlamasından ile ri geliyor.

Bunu şöyle söylemek de mümkün; Türkiye'de enflasyonu durdurmak kolay, ancak Türkiye'de enflas yonu durdurmak için sanayiin gelişmesini de durdurmak zorun lu. Sadece sanayinin gelişme sini durdurmak değil, aynı za manda, enflasyonu durdurmak i çin sanayide çok büyük iflasla ra razı olmak gerekiyor.

Bu söylenenlerin gerekçeleri çok basit ve basit olduğu ka dar da ortada; Devlet Planlama Teşkilatı tarafından yapılan yeni bir açıklama, özel kesi min yapmayı planladığı 56,1 milyar liralık yatırımın 33,7 milyar liralık bölümünün kre dilere dayandığını gösteriyor.

Özel kesimin yatırım teklifle rine göre ve ortalama olarak; her yatırımın yüzde 60'ı kredi ve başka bir deyişle "gerçek leştirilecek" .

Bu çok yüksek bir oran. Bu ora nı sağlamak için para hacmi i le kredi tavanını devamlı ola rak genişletmek zorunlu. Devam

lı olarak enflasyon yapmak ge rekiyor.

Ancak DPT'nin bu araştırmasın daki bilgiler gerçekleri tam yansıtmıyor. Türkiye Sınai Kal kınma Bankası ile kredi ilişki sindeki özel kesim işletmeleri üzerinde yapılan bir araştırma, özel kesim işletmelerinin öz sermayelerinin yüzde 96'sı ora nında borç ile çalıştıklarını ortaya koyuyor. Bu oran ABD e konomisinde yüzde 96,6; Batı Alman ekonomisinde yüzde 38. Bu karşılaştırma, Türkiye'de özel sanayiin borçla yatırım yapıp geliştiğini gösteriyor. Borç ise kredi ve para hacminin gelişmesini zorunlu kılıyor. Bu ise enflasyonu... Dolayısıy la Türkiye sanayiinin yapısı devamlı olarak enflasyon gerek tiriyor.

İş bu kadar değil. Borç faizle sağlanıyor. Resmi faiz oranı, masraflarla birlikte, yüzde 18'i buluyor. Ancak, fiilî oranının yüzde 30'u aştığı biliniyor. Her yatırım, bu kadar yüksek faiz oranının ötesinde bir kar şılık oranına ulaşmak zorunda. Bu yüzden, büyük ölçüde kredi ve dolayısıyla faiz yükü ile karşılaşan Türkiye sanayii, di ğer ülkelerden çok daha yüksek bir sömürü oranını gerçekleş tirmek zorunluluğu altında ka lıyor. Bu ise fiyatların daha da yükselmesi demek oluyor.

2. ÖZEL MÜLKİYET EGEMEN

Tablo 1, son 23 yıl içinde sa nayideki değişimi çok açık bir şekilde ortaya koyuyor. Bu tab lo Doç.Dr. Uğur Korum1un yapmış olduğu bir çalışmadaki istatis

tiklere dayanılarak hazırlandı. Tablo giderek Türkiye'de özel mülkiyetin imalat sanayiine e gemen olduğunu ortaya çıkarı yor. Artık sanayi, esas yapısı itibarıyla, bir özel mülkiyet slanı haline gelmiştir.

Tablonun ortaya çıkardığı iki önemli nokta daha var. Bunlar dan birisi, birinci ve ikinci planlar arasındaki fark. Birin ci plan sanayide kamu mülkiye tini artırma yönünde önemli a dımlar sağladı. AP ve 12 Mart hükümetleri zamanında uygulanan ikinci plan bu eğilimi tersine çevirdi.

Yalnız, burası o kadar önemli değil. Önemli olan nokta üretim araçları içinde ara malları sa nayilerindeki durum. Bu sanayi lerde kamu mülkiyeti hâlâ ya rıdan fazla. Nedeni üzerinde düşünmek son derece açıklayıcı oluyor. Ara malı sanayileri, büyük ölçek ve ileri teknoloji gerektiriyor. Görece olarak küçük ve geri teknoloji ile ü retim pahalıya elde ediliyor, tşin bir yanı burası. Diğer ya nı ise, ara malı sanayilerinin üretiminin diğer sanayiler ta rafından kullanılması. Diğer sanayilerde ise özel mülkiyet hakim. Mekanizma açık; özel kesim, pahalı üretimi kamu mülkiyeti altında yaratıp, bu nun özel kesime maliyetinin altında satılmasını sağlayarak, kendi kârlarının artmasını ga ranti altına almış oluyor. Bu durum, kamu işletmelerinin ne den zararla çalıştıklarını gös teren önemli bir faktörü açık lıyor.

Tüketim Araçları

Üretim Araçları

Ara Malları

Yatırım Malları

Toplam

1950 1963 1967 1973 52,1 38,7 48,7 33,0

45,6 52,1 45,2 39,5 36,2 60,9 58,2 16,6 73,6 33,9 23,7 16,6 50,5 44,1 47,3 36,7

Tablo 1. İmalat sanayii yıllık ortalama artış hızları

' (İstihdam hacmine göre)

3. TÜKETİM ARAÇLARI SANAYİİ GENİŞLEME SINIRINA ULAŞTI

Tablo 2'nin gösterdikleri şun lar; tüketim araçları sanayii nin gelişme hızı gittikçe dü şüyor. Düşüş nedeni; belirli gelir bölüşümünde tüketim a raçları sanayiine pazar sağla yabilmek için, kamu kesimi tü ketim araçları sanayilerinin genişlemesi fiilen durdurulmuş. Buna rağmen tüketim araçları sanayiinin genişleme hızı ya vaşlıyor.

Bu yüzden üretim araçları sa nayiine dönüş kaçınılmaz olu yor. Ancak üretim araçları sa nayiinde üretim ölçeği ve do layısıyla yatırım hacmi daha geniş olmak zorunda. Bu da bir yandan, daha büyük finansman sorunları ile pazar sorunları na yol açıyor. Finansman soru nu, içerde sömürü oranını ar tırmaya, 12 Mart ve benzeri denemelerle ücretleri dondur maya yol açıyor. Pazar sorunu ise emperyalist ekonomilerin itirazlarına ve karşılıklı sür tüşmelere neden oluyor. Son yıllarda Ortak Pazar ile iliş kilere sanayicilerin de itiraz etmelerinin temel nedeni bura da. Türkiye'nin kendi doğu ve güneyinde ticaret yapacak ge ri ekonomiler aramasının da ne deni burada. Sanayinin yapısı, bunu zorluyor.

4. TÜRKİYE SANAYİİNDE TEKELLEŞME EĞİLİMİ HIZLA ARTIYOR

Bunun için yeni bir çalışmadan söz edeceğim. Prof.Dr. Haydar Kazgan'ın yaptığı çalışmaya göre Türkiye'de şirketleşme, yeni şirketlerin kurulmasından çok eski şirketlerin sermaye artırarak büyümesinden ileri geliyor. 1954 1971 yılları ara sını kapsayan bu çalışma bir de şunu ortaya koyuyor: Enflas yonist eğilimlerin arttığı yıl larda şirketleşme ve özellikle eski şirketlerin büyümesi, çok daha hızlanıyor. Bu da, enflas yon ile Türkiye sanayii arasın daki ilişkiyi bir kez daha doğ ruluyor. Enflasyon, kârların artmasına ve dolayısıyla da mevcut şirketlerin büyümesine yol açıyor.

Tüketim Malları Sanayii Kamu Özel Toplam

1950 1963 4,30 6,20 5,35 1963 1967 6,35 3,85 4,95 1967 1973 1,00 6,25 4,05

Üretim Araçları Sanayii Kamu Özel Toplam

1950 1963 5,65 9,55 7,40 1963 1967 5,60 11,15 8,65 1967 1973 6,85 14,75 11,75

İmalat Sanayii Kamu Özel

1950 1963 4,80 7,30 1963 1967 6,05 6,80 1967 1973 3,65 10,45

Toplam 6,10

6,45

7,75

Tablo 2. İmalat sanayiinde kamu kesiminin payı (Üretim hacmine göre %)

5. GİTTİKÇE DAHA ÇOK DIŞA BAĞIMLI

Daha önce Makina Mühendisleri Odası için hazırladığım çalış mayı tekrarlamadan şunu söyle yebilirim: Sanayi, gittikçe daha çok dışa bağımlı hale gel miştir. Ödemeler dengesi sorun larının en çok Sanayi Odaları nı ürkütmesinin nedeni budur. Çünkü artan ölçüde dış kredi bulunmadığı takdirde, Türkiye imalat sanayii durmak sorunu ile karşı karşıya kalacaktır.

6. ÖZETİN ÖZETİ

Türkiye sanayii, başkalarının parası ile kurulanj özel eller de yoğunlaşan, tekelleşme eği limleri artan ve tüketim mal ları sanayiini genişletmenin sınırlarına ulaşmış ve artan hızla dış ekonomilere bağlanan bir yapıya sahiptir.

(Kimya Mühendisleri Odası Sanayi Kongresi tebliği)

5 İl