Elektrik Mühendisliği · Sayı 228 · Aralık 1975
TÜRKİYE'NİN ENERJİ POLİTİKASI İLE İLGİLİ BAZI DÜŞÜNCELER
Enerji politikası, piyasa ve özelleştirme Görüş ve değerlendirme
- Yıl
- 1975
- Sayfa
- 1
- Okuma süresi
- 3 dk
- Görüntülenme
- 0
Konu
Enerji politikası, piyasa ve özelleştirme
İlgili: Elektrik üretimi ve santraller, Nükleer enerji
Anahtar kelimeler
- hidrolik potansiyel
- linyit rezervi
- yakıt yağı santralları
- zenginleştirilmiş uranyum
- dışa bağımlılık
- TEK
Özet
Yazar, Türkiye'nin elektrik enerjisi üretiminde hidrolik, linyit ve akaryakıt kaynaklarının yetersiz kullanıldığını verilerle açıklayarak, nükleer santral kurulması konusundaki dışa bağımlılık ve güvenlik risklerini tartışıyor.
Tam metin
Metin PDF'ten otomatik çıkarılmıştır; tablo, şekil ve formüller eksik ya da hatalı olabilir. Özgün dizgi için PDF'e bakın.
TÜRKİY E'NİN
ENERJİ POLİTİKASI
İLE İLGİLİ
BAZI DÜŞÜNCELER
Nusret Alperöz
Ülkemizde son 10 12 yıldan beri var olan elektrik ener jisi yetersizliklerinin ne denleri ve gelecekteki e nerji politikamız hakkında şimdiye kadar pek çok şeyler yazılmış ve söylenmiş ve bu konulardaki fikirler oldukça açıklığa kavuşmuştur. Ancak ülkemizde nükleer santral ku rulup kurulmaması konusunda çeşitli çevrelerce değişik fikirlerin öne sürüldüğü ve bir kararsızlığın egemen ol duğu görülmektedir. Bu bakım dan yazılanların ve söylenen lerin çokluğuna karşın, gene de bu konulardaki düşüncele rin açıklanmasında yararlar olabilir.
Nusret Alperöz, Öğr.Görevlisi, İTÜ Elk.Fak.
ilkemizde ekonomik olarak ya rarlanılabilecek su kuvveti potansiyelinin en az 70 mil yar klvh/yıl düzeyinde olduğu nu, hatta bunun 80 90 milyar kWh/yıl düzeyine yükseltilme si olasılığının bulunduğunu, buna karşılık hidrolik üreti min 1974 yılında 3,3 milyar kWh/yıl olarak gerçekleşti rildiğini, 1975 yılı için ön görülen miktarın ise A,9 mil yar kWh/yıl düzeyinde bulun duğunu ve bunların ekonomik hidrolik potansiyelimizin sı rasıyla % 4,7 ve % 7'sini o luşturduğunu bilmekteyiz.
öte yandan ülkemizin halen bilinen 6 milyar ton düzeyin deki linyit rezervinin yılda ancak 6,7 milyon ton kadar bir kısmının üretildiğini, bu rezervin yılda 46 milyon ton düzeyinde bir üretime el verişli olduğunu, 1974 yılın da elektrik enerjisi üreti minde kullanılan linyit mik tarının 1,7 milyon ton düze yinde olup, yapılması olanak lı yıllık üretimin yaklaşık % 3,7's i düzeyinde bulunduğu nu yetkili kurumların bildiri ve yayınlarından öğrenmekte yiz.
Görüldüğü ve esasen bilindiği gibi henüz elektrik enerjisi üretimi ile ilgili öz kaynak larımızı çok küçük oranlarda değerlendirebilmekteyiz.
Yakıt yağı (fuel oil) ile il gili durum da belirlidir. Bi lindiği gibi ülkemizde yakıt gazı santrallarının kuruluşu, petrol şirketlerinin, sömür dükleri ülkelerin yakında uya nıp mallarına sahip çıkacak ları hususunda ilk sezileri aldıkları 1955 yılından son raki yıllarda, üretimi aşırı ölçüde artırarak, afişe fiyat ların altında satışlar ve tür lü yollarla tüketimi teşvik ettikleri ve birçok ülkede çok sayıda yakıt yağı santral larının kurulduğu döneme rast lar. Son olarak, bilinen ne denlerle 1973 yılında petrol fiyatları ansızın dört katına çıkarıldı, üretim sınırlandı rıldı ve akaryakıt enerji ü retimi bakımından pahalı ve güvensiz bir duruma geldi. Bir fikir vermek üzere TEK1in yayınlarına göre, motorin ya kan gaz türbinli Seydişehir ve Bornova santralları ile, yakıt yağı yakan Hopa ve An
Elektrik Mühendisliği 228
barlı santrallarında ve lin yit yakan Tunçbilek ve Soma santrallarında net üretimin kWh'i başına yakıt giderleri aşağıda krş/kWh olarak göste rilmiştir.
Seydişehir (motorin) Bornova (motorin) Hopa (yakıt yağı) Anbarlı (yakıt yağı) Tunçbilek (linyit) Soma (linyit)
132,32 96,19 40,01 32,37
6,12 6,06
Nükleer enerjiye gelince; Akaryakıt için söz konusu olan sakıncalar nükleer ya kıt için daha büyük oranda vardır. Şöyle ki;
1. Petrolü, petrol üreticisi birçok ülke ve şirketten sağ lama olanağı bulunduğu halde, başlıca nükleer yakıt olan zenginleştirilmiş uranyum i çin sadece ABD ve Sovyetler Birliği'ne bağımlı olmak zorun luluğu, vardır. Çünkü uranyumun zenginleştirilmesi işlemi gü nümüzde yalnız bu iki ülkede yapılabilmektedir. Fransa'da yeni olarak böyle bir tesisin kurulmasına çalışılmaktadır. Yani uranyum herhangi bir ül keden alınsa bile, zenginleş tirme işlemini yukarıda sözü geçen ülkelerden birine yap tırmak gerekecektir. Ancak 1982'den itibaren dünyada zen ginleştirilmiş uranyum sağlan masında darboğazlarla karşıla şılacağı ve 1985'lerden sonra dünyanın zenginleştirilmiş u ranyum açığının hemen hemen
% 100'ü bulacağı yetkili uz manlarca ifade edilmektedir.
Doğal uranyum yakıtlı bir santral düşünülmesi halinde ise, bu tip reaktörlerin ve ağır suyun tek yapımcısı olan Kanada1ya bağımlı olmak gere kecektir.
2. Bütün emniyet tedbirlerine karşın, nükleer kazalar husu sunda duyulan endişeler ve nükleer artıkların zararsız hale getirilmesinde karşıla şılan güçlükler, halk arasın da gittikçe artan tepkilere yol açmaktadır.
Sonuç olarak nükleer santral lar gerek dışa bağımlılık du rumu ve gerekse yakıt sağlan ması bakımlarından akaryakı ta göre daha güvensizdir. Bu nedenlerle ve kendi öz kaynak