Elektrik Mühendisliği · Sayı 228 · Aralık 1975
ARAMIZDA
Enerji politikası, piyasa ve özelleştirme Görüş ve değerlendirme
- Yıl
- 1975
- Sayfa
- 1
- Okuma süresi
- 2 dk
- Görüntülenme
- 0
Konu
Enerji politikası, piyasa ve özelleştirme
İlgili: Elektrik üretimi ve santraller, Toplum, demokrasi ve emek
Anahtar kelimeler
- Teknik Kongre
- fuel oil
- linyit
- hidrolik potansiyel
- enerji darboğazı
- devletleştirme
Özet
EMO Yönetim Kurulu, elektrik enerjisi darboğazının nedenlerini ve özkaynakların (hidrolik, linyit) ihmal edilerek petrole bağımlı üretime yönelinmesini eleştirerek, enerji sorununun aslında bir iktidar sorunu olduğunu vurguluyor.
Tam metin
Metin PDF'ten otomatik çıkarılmıştır; tablo, şekil ve formüller eksik ya da hatalı olabilir. Özgün dizgi için PDF'e bakın.
ara mız da
Slektrik Mühendisliği 228
Sayın Üyemiz,
Elektrik enerjisi sorunu yine çeşitli biçimlerde, kısın tısıyla, yetersizliğiyle kendini gösteriyor. Darboğazla rın günlük yaşama giderek artan oranda yansıdığı günlerde Odamızın, Elektrik Enerjisi konulu Teknik Kongresi yapıldı. Bu kongrenin vardığı sonuç, sunulan tebliğlerde de belirtildiği gibi, enerji gereksinmesinin karşılanmasında gittikçe daha fazla güçlüklerle karşılaşıldığıdır.
Yıllardır işlenen bir kaynaklar sorunu var. iki yıl önce yine aynı konuda yapılan teknik kongreden beri sürekli vurgulanıyor: Elektrik üretiminde özkaynaklar tüketilme dikçe başka yolların zorlanmaması gereği. Ülkemizde mevcut hidrolik ve linyit olanaklarının, elektrik enerjisi üretimindeki paylarında önemli değişmeler olmadı. Üreti min yarıya yakın bir bölümü, hâlâ petrol ürünlerinden sağlanıyor. Yatırımlar geciktikçe gaz türbinleriyle açık kapatılmaya çalışılıyor. Yatırım olanakları yönünden günden güne dışarıya bağlanan iktidarların önünde zaten başka seçenek kalmamaktadır. Ama halktan yana, demokratik güçlerin sergilediği ve savunageldiği seçenekler vardır, tki yıl önce söylenenlerin doğruluğu bugün daha da çarpıcı bir biçimde görülmektedir.
iktidarlar elektrik enerjisi üretiminde, hidrolik potan siyel, linyit yatakları, petrol ürünleri ve nükleer teknolojinin kullanım olanakları arasında eşgüdümlü ve uzun vadeli merkezi bir planlama uygulayamamanın oezasını çekiyorlar. Kısa vadeli günlük tedbirler bilimselliğin karşısına çıkarılıyor. Nitekim en yetkili {'.) kişilerin ağzından, kaynak kullanımında gerekli eşgüdüm anlayışı "fuel oil1den vazgeçilemez" biçimine dönüşüyor, petrol tröstlerinin kârları savunulurcasına. Petrole dayalı üretimin maliyet artışı bir yana; tek seçenek gibi gösterilmesi, yerli olanakların görmezden gelinmesi ya da yadsınması anlamını taşıyor. Çünkü o zaman linyitlerin devletleştirilmesi, petrol üretiminin devlet denetimine sokulması, imtiyazlı şirketlere el konulması vb. bir dizi köklü tedbirlerin alınması gerekecek. Bu ise özel girişimciliği benimseyen, ama ülkeyi bir adım ileri götürmeyen iktidarların, egemen güçlerin tekerine çomak sokması demektir.
Enerji sorunu da ötekiler gibi giderek daha karmaşık durumlar yaratarak çözümsüz sürecektir. En pahalı enerji olmayandır görüşü, üretimin yükünü çeken ama yarısından çoğu karanlıkta kalan halkın çıkarlarıyla açıkça zıtlaş maktadır. Doğru enerji politikası, halka karşıt tüm politikaların giderildiği oranda gelişecektir. Enerji sorununun da,özünde, iktidar sorunu olduğu unutulmamalıdır.
Saygılarımızla,
YÖNETİM KURULU