Elektrik Mühendisliği · Sayı 233 · Mayıs 1976

ODA ÇALIŞMALARI

Bilgisayar, yazılım ve internet Haber ve etkinlik

Yıl
1976
Sayfa
7
Okuma süresi
21 dk
Görüntülenme
0

Konu

Bilgisayar, yazılım ve internet

İlgili: Sanayi, teknoloji politikası ve kalkınma, Oda ve TMMOB örgütsel yaşamı

Anahtar kelimeler

  • bilgisayar tarihçesi
  • mikroişlemci
  • IBM
  • ODTÜ
  • panel
  • yazılım-donanım

Özet

EMO İstanbul Şubesi'nin düzenlediği 'Türkiye'de Bilgisayar Kullanımı ve Mühendislik Hizmetlerinde Bilgisayarlar' paneli özetlenmekte; bilgisayarların tarihsel gelişimi, kuşakları, kullanım alanları ve dünyadaki ile Türkiye'deki yapım/kullanım durumu ele alınmaktadır.

Tam metin

Metin PDF'ten otomatik çıkarılmıştır; tablo, şekil ve formüller eksik ya da hatalı olabilir. Özgün dizgi için PDF'e bakın.

oda çalışmaları

TÜRKİYE de

BİLGİSAYAR KULLANIMI ve

MÜHENDİSLİK HİZMETLERİNDE BİLGİSAYARLAR

Odamız İstanbul Şubesinin düzenlediği, "Türkiye'de Bilgisayar Kullanımı ve Mühendislik Hizmetlerinde Bilgisayarlar" paneli, 24 Nisan 1976'da yapıldı. Gönül Taylan 'm yönettiği panele konuşmacı olarak ODTÜ Elektrik Mühendisliği Bölümünden Y.Prof.Dr. Güney Gönenç, ODTÜ Elektronik Hesap Bilimleri Bölümünden Türkiye Bilişim Demeği Başkanı Y.Prof.Dr. Necdet Bulut ve tDMMA'dan Doç.Dr. Yahya Karslıgil katıldılar. Bilgisayarın ve bilgisayar teknikbiliminin tanıtımı ve tarihçesi, çeşitli ülkelerde ve Türkiye'deki yeri, bilgisayarların mühendislik hizmetlerinde kullanımı konularının işlendiği ve tartışmalar bölümüyle birlikte üç buçuk saat süren paneldeki konuşmaları özetle sunuyoruz.

BİLGİSAYARLARIN TARİHÇESİ

VE

GÜNEY GÖNENÇ

BİLGİSAYARLARIN KISA TARİHÇESİ

Bugünkü bilgisayarların kökeni bundan 3000 yıl öncesine, uzak doğudan gelme abak'a indirgene b i l i r . Kuramsal düzlemde insan mantığının çalışmasını simge lerle göstermek, böylece mantı ğı simgeselleştirme çabaları Leibniz ile başlar (1694). G.Boole 1854'de "Düşüncenin Ku rallarının Araştırılması" adlı yapıtıyla simgesel mantığı kur muştur. Uygulama alanındaki ge lişmeler şöyle özetlenebilir: Pascal 1642'de 19 yaşında diş li çarklardan kurulu ve topla ma çıkarma yapabilen ilk meka nik hesaplayıcıyı yaptı. 1671' de Leibniz çarpma ve bölme de yapabilen bir hesap makinesi g e l i ş t i r d i . Jocquard adlı bir Fransız, dokuma makinelerinde ilmiklerin biçim ve sıralarını belirlemek üzere ilk kez delik li kartı icat e t t i (1801). De l i k l i kartlar hesaplama işlerin de ilk kez 1890 nüfus sayımı için ABD'de kullanıldı. C.Bab bage adında bir İngiliz 1830'da "saklanan programlı ilk mekanik

bilgisayar" denilebilecek bir makinenin en ince ayrıntılara değin tasarımını yaptıysa da uzun çabalara karşın çağın tek nikbilimsel yetersizliği nede niyle bu makine gerçekleştiri lemedi. 1937'de C.E.Shannon yük sek lisans tezinde mantıksal iş levlerin anahtarlar ve röleler le nasıl gerçekleştirilebilece ğini gösterdi. İlk bilgisayar 1944'te H.Aiken tarafından ger ç e k l e ş t i r i l d i . Bu bilgisayar r ö l e l i i d i , belleği 72 karak t e r l i k t i ve bir toplama işlemi ni 0,3 saniyede, çarpma işlemi ni 4 saniyede yapabiliyordu. Radyo lambalarından oluşan ilk bilgisayar 1946'da yapıldı, ENIAC adı verilen bu bilgisayar da 18 000 radyo lambası vardı, ağırlığı 30 tondu. "Saklanan program" kavramı ilk kez 1949' da İngiltere'de uygulamaya kon du. İlk t i c a r i bilgisayar 1951' de ABD'de yapıldı, 1950 nüfus sayımı için kullanıldı. Kore savaşının çıkmasıyla ABD'de bir "bilgisayar gereksinimi patla ması" ortaya ç ı k t ı . Savunma Ba kanlığının istemi üzerine önce l e r i "Savunma Bilgisayarı" adıy la anılan 701 bilgisayarıyla IBM firması bilgisayar yapımı alanına girdi (1953).

Lambalı bilgisayarlar " 1 . kuşak" olarak adlandırılır. Bunlar 1951 1958 döneminde kullanıldı lar. Hızları, saniyede 10 000 işlem dolayındaydı. Temel devre

öğeleri direnç, sığaç, vb. idi. Çok enerji harcıyor, çok yer tu tuyor ve çok ısı üretiyorlardı. Bellek olarak akustik yada elek trostatik bellek kullanıyorlar dı. 1948'de tranzistorun bulun ması elektronikte büyük bir aşa ma oldu. Tranzistorlar ancak 1950'lerin ortasında büyük çap ta kullanıma girecek derecede ucuzladı. Tranzistorlu bilgisa yarlar 1956'da ortaya çıktı. Böylece " 2 . kuşak" dönemi başla dı. Vietnam Savaşının ABD1de or taya çıkardığı gereksinmelerin sonucu olarak 1959'dan sonra tranzistorlu bilgisayar üretimi hızla gelişti. 2. kuşak bilgi sayarlarda hız, genellikle sa niyede 100 000 işleme erişti. Manyetik (ferrit) çekirdekli bellek kullanılmaya başlandı. Temel yapı öğesi tranzistorlu geçit devreleri idi. Bu arada makine dili yerine, makineden bağımsız olarak kullanılabilen üst düzey dilleri geliştirildi: 1954'te FORTRAN, Pentagon'un istemi üzerine 1958'de COBOL kullanılmaya başlandı. Firmala rın rekabeti yüzünden o günden beri başka pek çok genel prog ramlama dili (PL/1, APL, Algol gibi) ve özel programlama dili ortaya çıkarıldı.

Elektronik endüstrisindeki yeni gelişmelerle tümleşik devrele rin ortaya çıkması, bilgisayar alanına da yansıdı ve "3. kuşak" dönemine, 1969'da girildi. 3. kuşakta genellikle tümleşik devreler kullanılır. Hız, sani yede milyon işlem aşamasında dır. Temel yapı öğeleri birçok işlevi birden gerçekleştiren çoklu devrelerdir. Bellek sığa ları 100 000'ler aşamasındadır. Bir bilgisayarın, ona iletişim hatları ile bağlı çok sayıda kullanıcı tarafından aynı anda kullanılmasını sağlayan "zaman bölüşümü" uygulaması ortaya çık mıştır. Teknikbil imsel gelişme nin sürmesiyle 1970'te "orta çapta tümleşim" ve 1971'de mik roişlemciler (microprocessor) gerçekleştirildi. Yarıiletken bellekler de çekirdek bellekle rin yerini aldı. Bugün, örneğin, 16 bit sözcük uzunluklu, 2 ys komut süreli; veri giriş çıkış devreleri, yazmaçlar (register) aritmetik işlem birimi, elde

devreleri, komut yazmacı ve kod çözücüsü, denetim birimi, 7 ta ne birikeç (accumulator), prog ram sayacı, geçici bellek, 64 Kbit'lik adresleme sığalı kod çözücü, denetim devreleri vb. yi içeren bir mikroişlemci 23 x 6 mm lik bir yonga (chip) üzerinde oluşturulabilmektedir. Böyle bir mikroişlemcinin har caması 100 yW, fiyatı da 1000 TL dolayındadır. Bellek alanında, örneğin 16 Kbit sığalı bir me taloksit yarıiletken bellek 450 mm2 lik alana sığmakta, fi yatı da birkaç yüz TL dolayın da olmaktadır. Çok yakın gele cekte, binlerce mikroişlemcinin koşut (paralel) çalıştığı bil gisayarlar göreceğiz. " 4 . kuşak" bilgisayarlarda (4. kuşak döne minin 1977 78'de başlıyacağı sanılıyor) önemli özellikler şunlar olacak: "Dağılmış işlem" kavramı (Bilgi işlemin, birbi rine ağ biçiminde bağlı bilgi sayarlar, mini bilgisayarlar, işlem yapabilen uçlar, vb. üze rinde "dağılmış" olması), an laklı uçlar (intelligent termi nals), yüksek hızlar (saniyede onmilyonlar aşamasında), büyük çapta veri iletişimi, büyük veri saklama yeteneği, vb.

Tümleşimin geniş çapta uygula nabilmesi bilgisayar tasarımı ve yapımı alanlarına da önemli değişiklikler getirdi. Eskiden; tranzistorları belli bir tasa rım çerçevesinde öteki devre öğeleriyle bir araya getirerek bilgisayar yapma olanağı vardı. Bugün böyle bir yöntem 15 yıl öncesinin teknolojisine girer, artık geçersizdir. Bu nedenle, bilgisayar yapımına henüz gire memiş bir ülkede yapılması ge reken, ileri yarıiletken tek nolojisi yöntemleriyle en azın dan orta çapta tümleşime geçmek tir. Türkiye gibi ekonomisi dı şa bağımlı bir ülkede, bu, ya bancı sermaye ve montajcılık yoluyla (ve büyük olasılıkla geri teknoloji ithali biçimin de) olacaktır.

KULLANIM ALANLARI

Veriler bilgisayarlara delikli kart, kağıt şerit, konsol, uç (terminal), manyetik şerit, ışıklı kalem, mikrofon gibi yollarla verilir. Bunların ya nında, önemli bir veri giriş

yöntemi de doğadaki, yada bir süreçteki kimi büyüklüklerin (sıcaklık, basınç, yükseklik, yoğunluk, yer değiştirme, ivme, hız gibi) dönüştürgeçler (trans ducer) yardımıyla elektriksel örneksel (analog) imlere (geri lim, sıklık, evre gibi) dönüş türülmesi, bu imlerin de çevi riciler yardımıyla sayısal (di gital) biçime çevrilmesi yoluy la elde edilen verinin bilgisa yara verilmesidir. Bilgisayar, girişindeki bu verileri işleye rek çıkışında sayısal imler ya ratır. Bu imler örneksele çev rilir ve süreçteki denetleme organlarını (vanalar, ısıtıcı lar, motorlar, anahtarlar vb.) etkiler. Böylece, bilgisayar, sürecin denetiminde önemli ve etkili bir görev yapar. Bu tür kullanıma "gerçek zaman kulla nımı" deniyor. İkinci bir kul lanım alanı genellikle "bilim sel kullanım" adı verilen mühen dislik uygulamalarıdır. Ayrıca, benzetim (simulation) de önemli bir kullanım alanı oluşturur. Bir sürecin matematiksel modeli nin bilgisayara uygulanması ile o sürecin bir "benzer"inin oluş turulmasına dayanan bu yönteme iş oyunları, savaş oyunları da girer. Ayrıca, bilgisayarlar bilişim yönetim dizgelerinin ana öğesi olarak kullanılır. Son on yıldır gitgide artan bir ölçüde toplumbilim, ruhbilim, doğa bilimleri ve insan bilim leri alanlarında bilgisayar kullanımına tanık olmaktayız.

Bilgisayar kullanımında birbi riyle ilişkili iki alan vardır: Donanım (bilgisayarı fiziksel olarak oluşturan tüm aygıtlar, çevre birimleri, donatılar) ve yazılım (tüm programlar, dizge programları, kullanım kitapla rı) . Bu iki alanın önem ve pa ra bakımından birbirine denk olduğu söylenebilir. Örneğin, bir bilgisayar kullanım merke zinde yazılım giderlerinin top lam giderlere oranının ABD'de yüzde 50'nin üstünde, Japonya' da yüzde 30 dolayında olduğu gözlenmiştir. Bugün Türkiye'de kullanılan yazılımın tümüne ya kın bölümü (bilgisayar kirası içinde olmak üzere yada ayrıca) kiralanmakta yada satın alın maktadır. Bir tek yazılım pro jesinin maliyeti, ABD'de, örne ğin birkaç milyon dolar olabil mektedir.

ABD ve öteki batı ülkelerinde bilgisayarlar daha çok muhase bede, bankacılıkta, "iş haya tında" kullanılır. Örneğin Ja ponya'da, bilgisayarların yüz de 21'i t i c a r e t t e , 12'si banka cılıkta, 8'i hizmetlerde, 7'si devlet sektöründe (muhasebe vb) kullanılmaktadır. Endüstride kullanım ise ancak yüzde 30'dur. Türkiye'de ise i s t a t i s t i k l e r ticaret ve bankacılık kullanı mını yüzde 65 gösteriyor ki bu rakam y a n ı l t ı c ı d ı r . Örneğin MKE gibi bir kuruluştaki bilgisayar bu istatistiklerde endüstride kullanılıyor görünmektedir, oy sa öyle bir kurumdaki bilgisayar da bordro, personel ve benzeri işlerde kullanılmaktadır. Ger çekte bu tür kullanımlar Türki ye'de yüzde 90'm üstündedir. Sosyalist Avrupa ülkelerinde ise kullanım daha çok su kay naklarının izlenmesi ve değer lendirilmesi, enerji iletim ağ larının denetlenmesi, (özellik le kimya ve elektrik elektronik endüstrilerinde) süreç denetim ve merkezi ekonomik planlama gibi alanlardadır.

YAPIM ALANINA BÎR BAKIŞ

Birkaç ülkede yaklaşık bilgisa yar sayıları çizelgede göste rilmiştir.

ABD

150 000

Japonya

38 000

SSCB

30 000

Federal Almanya 20 000

Çekoslovakya

Yugoslavya

Polonya

Romanya

Türkiye

Çizelge:

Kimi ülkelerde yaklaşık bilgisayar sayıları

Bu sayılar, birçok ülkede hızla değişmekte olduğundan ancak kaba bir fikir verici niteliktedir. Bilgisayar sayıla rındaki a r t ı ş hızlarının ülkeden ülkeye çok farklı oluşu üze rinde durmak gerekir. Bu durum Şekil l'den açıkça görülmekte dir.

İ l e r i kapitalist ülkelerde bil gisayar yapımı dev tekellerin

elindedir. ABD'de üretimin yüz de 70'i IBM firmasının elinde dir (Bu firmanın 1975 y ı l ı net g e l i r i 2 milyar dolar dolayında d ı r ) . ABD'nin bilgisayar ve ilişkin alanlardaki dış ticaret durumu şöyledir (1975): İthalat 120 milyon dolar, ihracat 2200 milyon dolar. ABD'nin elektro nik sanayiinin birçok dalındaki dış ticaret açığı (örneğin rad yo vb. gibi tüketici mallarında bu açık 1200 milyon dolardır) bilgisayar ihracatıyla kapatıl maktadır. Japonya'da da tekel leşme durumu, daha az belirgin olmakla b i r l i k t e , vardır. Bu ülkede 6 büyük firma üretimin yüzde 85'ini ellerinde tutmak tadır. En büyük üç firmanın üre timdeki yüzdeleri şöyledir:

Fujitsu yüzde 25, Nippon Elec t r i c yüzde 19, IBM Japonya yüz de 14. Batı Avrupa ülkelerinde genellikle ABD sermayesi egemen dir. Bu ülkelerde yapılan b i l gisayarların yaklaşık yüzde 90'ı ABD kökenli yada ABD i l i ş k i l i dir. Bu egemenliğe karşı çıkmak için Fransa'da (özellikle De Gaulle döneminde) kurulan birçok y e r l i firma iflas etmiş t i r . Avrupanın üç büyük firması (Philips, CII, Siemens) 1972'de bilgisayar yapımında ortaklık

Şekil 1. Kimi ülkelerde bilgisayar sayılarının yıllara göre değişimi (ve değişim tahmini). (Computer Decisions, Kasım 1973, s.25. Türkiye'ye ilişkin eğri: Elektrik Mühendisliği, Kasım 1974, s.586)

kurarak ABD ile pazar yarışma girmişlerdir.

Sosyalist Avrupa ülkelerindeki durumu şöyle özetleyebiliriz: SSCB'de ilk bilgisayar 1950'de yapıldı. 1. kuşak bilgisayarla rın seri imalatına 1953'de, 1 vs çevrim süreli Besm 6 b i l gisayarlarının yapımına 1966' da geçildi. 1965 1970 arasında bütün Sosyalist Avrupa ülkele rinde bir yandan bilgisayar yapımına hız verme, öte yandan hiç değilse geçici bir süre için (özellikle Macaristan, Romanya ve Bulgaristan'da) batıdan bil gisayar ithal etme eğilimini görüyoruz. 1968'de bilgisayar kullanımında ve yapım alanında ortak bir standartlaşmaya gi d i l d i . Bir yandan her ülke ken di bilgisayarlarını tasarımlar ve yapımına geçerken (Polonya ve Çekoslovakya 1958, Romanya 1969, Bulgaristan 1970) bir yandan da 3. kuşak bilgisayar ların yapımı için ortak RIAD projesi dönemine g i r i l d i (1968). RIAD projesi çerçevesinde bu ül keler bir iş bölümü gerçekleş tirmişlerdir. SSCB devre tasa rımı, ana işlem birimi, yazılım; Polonya küçük ana işlem birim l e r i , bellekler; Demokratik Al man Cumhuriyeti çevre birimle r i ; Macaristan küçük sistemler, modemler; Çekoslovakya tümleşik devreler; Romanya yazılım konu larına ağırlık veriyorlar. Bu gün batıdan ithalat çok düşük düzeydedir. Mevcut toplam bilgi sayarların içinte ithal edilmiş lerin oranı şöyledir (1973 y ı l ı için ve yüzde olarak): SSCB 3, Demokratik Alman Cumhuriyeti 17, Polonya 18, Çekoslovakya 40, Macaristan, Bulgaristan ve Romanya 65. Ayrıca SSCB ve Polonya; Hindistan, Cezayir, Pakistan, Kore D.C. ve Vietnam D.C.'ne bilgisayar ihraç etmek tedir. SSCB'nin 1972 bütçesin de bilgisayar yapımı ve araş tırması için ayrılan para 1150 milyon dolar olmuştu. Bu rakam 1975 bütçesinde 2 milyar dolara yükselmiştir. SSCB'de bilgisa yar endüstrisindeki beş y ı l l ı k a r t ı ş oranı (bütün öteki kesim lerden fazla olmak üzere) yüz de 23'tür. Ekonominin planlı olmasından ötürü bilgisayar kullanımında sosyalist ülkeler deki verimin batı ülkelerine göre 5 i l a 10 kat daha yüksek olduğu da tahmin edilmektedir.

BİLİŞİM TEKN1KBÎL1MI VE TÜRKİYE'DE BİLGİSAYAR KULLANIMI

NECDET BULUT

BİLİŞİM TEKNÎKBÎLÎMİ NEDİR ?

Çevremizde her an binlerce ve ri (data) yaratılmaktadır. Gün lük yaşantımızda farkına bile varmadan buna durmadan tanık oluruz. Örneğin, çocuğumuz do ğar, nüfusa yazdırırız; sigor talı bir işe girdiğimizde bir form doldurulur bizim için; ver gi dairelerinde makbuz kesilir; alışverişlerde fatura düzenle nir, vb. Bütün bunlar kağıt ka lem yada başka araçlar kullanı larak veri'nin yaratılmasıdır. Bazı veriler de kimi kez orta da dolaşır durur ve ancak onu toplayacak biri gelince veri biçimini alır. Bunun en güzel örneklerinden biri, kamuoyu araştırması yapan bir araştır macının anketlerine aldığı ya nıtlardır. Özetle, çevremizde kimi veriler otomatik olarak sürekli üretilmekte, kimileri de bir amaca yönelik olarak araştırılmaktadır. Kişinin bil me isteğinin ilk adımı, böyle ce, verinin toplanması olmakta dır. Belirli verilere dayanma

dan bilmek de olanaklıdır, ama bu yalnızca başkalarının veri lerinin değerlendirmelerine ka tılmak yada onu yadsımak gibi öznel (sübjektif) bir anlam taşır.

Toplanan her veri bilgi midir? Kuşkusuz hayır. Toplanan veri lerin ayıklanarak içindeki bil gilerin saptanması, yani veri lerin bilgilere dönüştürülmesi oldukça büyük bir önem taşır. Verilerin bilgilere dönüştürül mesi iki ana amaçla yapılabi lir: Birincisi, kimi yasal zo runlulukların yerine getirilme si yada alışılmış işlemlerin yapılması ki, bunun örneği mu hasebe kayıtlarının bilişim tek nikbilimi yardımıyla tutulması, bordroların yapılması, meteoro lojik verilerin saklanmak ama cı ile kaydedilmesi, vb.'dir. İkincisi, değişen verilerden bir sonuç çıkarmaya yönelik ça lışmalardır; örneğin, karar vermeye yarayacak bilgiyi ha zırlama, meteorolojik kestirme leri yapma vb. gibi...

İşte, bilginin kaynağında yara tılmasından başlayarak, toplan ması, işlenmesi, saklanması ve kullanılması için geliştirilen tüm tekniklerin bir araya gel mesi "Bilişim Teknikbilimi"ni ortaya çıkarmıştır.

Bilişimin amacını "insanın do ğaya karşı mücadelesinde doğru karar verebilmesini sağlamak için doğru bilgiyi zamanında ve çabuk elde edebilmek" olarak be lirleyebiliriz. Doğru bilgi el bette doğru karar vermek için gereklidir, ama her zaman ye terli olmayabilir. Bilgisayar lar bilişimin hizmetinde olan araçlardır. Bilgisayarlar kısa geçmişleri içinde akıl almaz bir gelişme gösterdi. Bu geliş me bilişim teknikb il imin in önem kazanmasının maddi temelini oluşturdu. Bilişimdeki gelişme ler de daha güçlü araçlara ge reksinme doğurarak bilgisayar lardaki gelişmeyi hızlandırdı.

TÜRKİYE'de DURUM

Türkiye'de bilişim sorunları, baştan beri "bilgisayar edinme" olarak görüldü. Türkiye'deki bilgisayarlar ve kullanımları üzerine çalışmalar sınırlı ol makla birlikte kısaca şunları söyleyebiliriz. Ülkemizde 1971'

de 61 bilgisayar vardı, bu sayı bugün 111 olmuştur (Ordu'nun elindeki bilgisayarlar bu sayı nın dışındadır). Bilgisayarlar için ödenen kira 1967'de 1,5 milyon dolar, 1971'de 6 milyon dolar olmuştur. Bu miktarların yüzde 6O'ı döviz olarak yurt dışına aktarılmaktadır. Bilgi sayarların yüzde 70'i hizmet kesiminde, yüzde 25'i imalat kesimindedir (aslında bunların da çoğu hizmet amaçlı olarak kullanılmaktadır) . Bilgisayar ların yüzde 90'ı Ankara, İstan bul ve Adana7dadır. Yüzde 69'u IBM firmasından, yüzde 92'si IBM ve Univac firmasından edi nilmiştir. Tüm bilgisayarların yüzde 70'i kira yoluyla, kalanı satınalma yoluyla edinilmiştir.

Görüldüğü gibi 1971 75 arasında ülkedeki bilgisayar sayısında yüzde 100'e yakın bir artış ol muştur. Bu artış pazarlayıcı firmaların görmek istediği çap ta bir artış değildir. Bunun nedeni, Devlet Planlama Teşki latının (ODTÜ'nün de etkisiyle) 3. Plan döneminden başlayarak bilgisayar edinmeler üzerine bir denetim koymuş olmasıdır. Bugün DPT onaylamadan Maliye Bakanlığı bilgisayar edinimi için transfer yapmıyor. Ancak bu denetim yalnızca kamu kuru luşları içindir, özel kuruluş lar istedikleri gibi bilgisayar edinebilirler. Bilgisayarların rasgele yöntemler yerine akılcı yöntemlerle edinilmesini savu nan bizlerin açısından, DPT de netiminin olumlu etkileri olmuş tur. 1971 75 arasındaki bilgi sayar artışının kesimlere dağı lışını incelersek; besin, ilaç, lastik endüstrileri gibi daha çok tüketim endüstrisine yöne lik kesimlerin ağırlıklı oldu ğunu görürüz. Bu da ülkemizde ki çarpık kapital is tleşmenin doğal bir sonucudur.

Birleşmiş Milletler Ekonomik ve Toplumsal İşler Dairesi'nce yayınlanan ve A. Koksal'in çevirisiyle Türkiye Bilişim Derneğince bastırılan "Kalkın mada Bilgisayar Teknikbilimi" adlı raporda, bilgisayar kulla nımı açısından dört aşama ta nımlamaktadır.

1. İlkel Düzey: Bu düzeyde tek bilgi kaynağı bilgisayar satıcı firmalarıdır. Tüm alan bilgisayar firmaları

nın denetimi altındadır.

2. Temel Kullanıra Aşaması:

Bu aşamada bilişim konusunda genel bir anlayış başlıyor. Eği tim çalışmalarına başlanıyor. Kamu kesiminde temel işlemlerde bilişim sistemleri kullanılmaya başlanıyor.

3. î ş l e t i m s e l Düzey:

Yaygın bir bilişim ve bilgisa yar anlayışı var. Yaygın eğitim var. Çok sayıda bilgisayar var. Yazılım konusunda tasarım ve üretim sağlanmakta, Donanım yapma çabaları var. Ulusal top lantılar düzenleniyor.

4. î l e r i Düzey:

Kamu ve yönetim işlerinin çoğu bilgisayarlarla yürütülüyor. İyice yerleşmiş meslek çalışma ları var. Meslekler tanımlanmış. İnsangücü yetiştirme çabaları yaygın. Yazılım donanım konula rında tasarım ve yapım var. Uluslararası çalışmalara katıl ma ve katkı var.

Türkiye, bence, ilkel düzeyden temel kullanım düzeyine geçme sürecini yaşıyor. Bunun kanıt

larını şöyle sıralamak olanak lı

1. Kamu kuruluşlarında bu alan da bir anlayış başladı. Bi lişim konularına s istemci bir açıdan bakmanın yararla rı anlaşılmaya başlandı. Ör neğin, bugün Sayıştay, TEK, Bayındırlık Bakanlığı, MKE gibi kuruluşlarda bilişim sistemleri geliştiriliyor. Bu çalışmalar üniversitele rimiz tarafından yapılıyor.

2. Eğitim yaygınlaşıyor. ODTÜ' de, Hacettepe'de, BÜ'de prog ramlar, İTÜ, Ege Üniversite sinde, AÜ Fen Fakültesinde, SBF'de, başka üniversitele rimizde dersler başlatıldı. Eğitim yabancı firmaların tekelinden çıkarıldı. 1970' den önce satıcı firmalar şu izlenimi yaratırlardı (satış için gerekliydi bu) "Efendim, bilgisayarı getirip kuralım, düğmesine bastınız mı bütün sorunlarınız çözülür...". Yabancı firmalar bu anlayışı her yere yerleştirmeye ça lışmışlardır. Bir kuruluşta ilgili kişileri ikna edeme dikleri zaman, gidip yukarda emir verici kişileri ikna

ederlerdi; gösterişli göste rimler (demonstrasyon) düzen lerler, mallarını tepeden in me satın aldırırlardı. Bu du rum, eğitimin yaygınlaşmasıy la, yavaş yavaş gideriliyor. Türkiye Bilişim Derneği'nin eğitim çalışmalarını da an mak gerekir.

3. Henüz ilkel düzeyde olmakla birlikte ulusal toplantılar yapılmakta. Bu eylülde TBD bir sempozyum düzenliyor. İTÜ'de, ODTÜ'de seminerler düzenleniyor.

A. DPT'nin 3. Plan döneminde başlattığı denetim işleri artık tümüyle DPT içinde, üniversitelerarası bir komi tece yürütülüyor. Bir Türki ye Bilişim Kurumu kurulması için çabalar var.

Yine de anlayış ve eğitim yeter li derecede yaygın değil. Stan dartlar yok. Bilişim ve bilgi sayar terimlerinin Türkçeleri nin bulunması için çabalar var sa da henüz yeterli sayılamaz. Bilişim konusunda denetim ve özellikle eşgüdüm (koordinas yon) yok. Bilgisayar kullanımın da paylaşım anlayışı yok. Bir örnek vereyim: Karayolları ile Devlet Su İşleri bilgi işlem merkezlerinin birbirine uzaklı ğı 20 metredir. Ve her iki mer kezde de birer büyük bilgisayar vardır. Paylaşım şöyle dursun, bu merkezlerin birbirlerinden haberleri bile yoktur. Oysa Av rupanın birçok ülkelerinde bir çok kuruluşun yararlanabileceği büyük bilgisayar merkezleri var dır. Bunlar zaman paylaşımlı olarak günde 24 saat çalışırlar. Türkiye'de bu yolda bir eğilim bile yok. Herkes kendi denetimi altında bir bilgisayarı olsun istiyor. Bu, bugünkü düzen içinde, özel teşebbüs için do ğal karşılanabilir, ama kamu kuruluşları zaman paylaşımında öncülük edebilirler. Bu konuda üniversitelerimize büyük görev düşmektedir.

Yahya Karslıgil, Necdet Bulut, Gönül Tay lan ve Güney Gönenç.

En acısı, Türkiye'de bir ulu sal bilişim politikası yok. Tübitak'a benzer kuruluşta, doğrudan Başbakanlığa bağlı tir "Türkiye Bilişim Kurumu" kurul ması çabaları var. Bu kurumun, ülkenin bilişim sorunlarını in celeyecek, kullanımı ve çalış maları eşgüdümleyecek, denetle

yecek, eğitini sağlayacak bir kuruluş oltnası gerek. Hazırlık ları yapıldı, yasa taslağı ha zırlandı, ama bu yasaya sıra gelmedi. Yasanın hazırlık ça lışmalarında özel teşebbüs tem silcileri de bulundu, bunlar denetim konusuna şiddetle kar şı çıktılar. Bu kurumun en bü yük katkısı, bence, Türkiye'de bir ulusal bilişim politikası saptanmasına önayak olnak ola caktır. Bu kurum yetkilerle do natılmış olmalıdır. Öyle, tav siye edici falan değil, doğru dan denetleyici olmalıdır. Ör neğin bir kuruluş Kurum'a baş vurup da "ben şu, şu işler için şöyle bir bilgisayar istiyorum" dediğinde, Kurum "Falan yere gidin, orada şu kadar bilgisa yar zamanı var, ondan yararla nın" diyebilmelidir. Bunu bu günkü düzen içinde diyebilmek ne derecede olanaklıdır bunu sizlerin değerlendirmenize bı rakıyorum. Ancak, bu olmazsa Türkiye'de bilişim konusunda akılcı bir politika gerçekleş tirilemez .

Ayrıca bilişim eğitimi yaygın laştırılmalıdır. Bugün SSCB'de, ABD'de orta öğretimde bilgisa yar ile ilgili dersler okutul maktadır. Zaman paylaşımı zor lanmalıdır.

Donanım tasarımı ve yapımı ko nusu erişilmesi gittikçe güçle şen bir duruma gelmiştir. Bu konuda ben kötümserim. Yazılım konuları böyle değildir. Tür kiye'de yazılım tasarımı yapı mı olanaklıdır. Bu konuda, gi derek, bağımsızlık sağlanabilir. Makineden bağımsız yazılım pa ketleri gerçekleştirilebilir. Bu konuda da üniversitelere ve araştırma enstitülerine büyük görev düşmektedir.

Burada bir tehlikeye dikkat çekmek isterim. Bu tehlike pa zar ekonomisinin egemen olduğu ve ilkelden temele geçen ül kelerde ortaya çıkıyor: Özel likle yazılım konusunda birta kım kapkaççı firmaların ortaya çıkması. Türkiye de bugün bu durumla karşı karşıyadır. Üç beş kişi bir araya gelip firma kuracak, bu firma kamu teşebbüs lerine birtakım incelemeler ya pacak, astronomik kazançlar sağ layacak. Özel firmaların kâr amacıyla davranması doğaldır, akılcı davranması beklenemez.

BİLİŞİMİN TOPLUMSAL SÜREÇLERİN BlLÎNMESÎNDEKİ YERÎ

Bilişim teknikbiliminin iki iş levini şöyle sıralayabiliriz:

1. Duruk (statik). Kayıtçılık diye adlandırılabilir bu iş lev. Kısaca bu bilişim tek nikbiliminin kimi yasal zo runlulukları karşılama ve bilgi toplama amacıyla kul lanılması diye tanımlanabi lir. Bunun örneği, muhasebe defterlerinin bilişim tek nikleri kullanılarak tutul ması, yani günümüzde bilgi sayarlarla hazırlatılmasıdır.

2. Devimsel (dinamik). Bilişim teknikbiliminin, karar verme sorunu ile karşı karşıya bu lunan en alt düzeydeki yö neticiden ülke çapında ka rarlar veren siyasal iktidar lara kadar herkese, kararla rın isabetliliğini artıracak doğru bilgiyi zamanında sağ layacak işlevidir.

Bilişimin dinamik işlevi onun halk yararına bir teknikbilim olması konusunda büyük bir po tansiyel taşır. Düzenin halk yararına değiştirilmesinde en önemli sorun, toplumun ve top lumsal olayların, süreçlerin kesinlikle bilinmesidir. Toplum doğanın soyutlanmış bir parçası değildir; işlemesi ve gelişmesi doğal tarihin süreçlerine daya nır ve dolayısıyla gittikçe bi limsel yada matematiksel doğru lukla incelenmelidir. Buna ek olarak, tüm olaylar ve süreçler ölçülebilirler yani bunlar ni cel ve nitel karakteristiklere sahiptirler. Sosyal olaylardaki nicel ve nitel yanların birli ği, sosyal sistemlerin belir lenmesinde matematiksel yöntem lerin uygulanmasını ve onların matematiksel terimlerle açık lanmasını sağlayan olgudur. Bi lişim teknikbilimi bu matema tiksel kesinliği sağlayacak tek araçtır. Eğitim alanında, bayın dırlık alanında, ekonomik değer lendirme ve denetimde, dış tica retin bankacılığın ve büyük ya tırımların verimliliğinin dene timinde, kısacası, kalkınma için merkezi planlamada bilişim tek nikbiliminin katkısı, yadsına mayacak kadar açık ve belirgin dir.

MÜHENDİSLİK UYGULAMALARINDA BİLGİSAYAR

YAHYA KARSLIGİL

MÜHENDİSLİK UYGULAMALARINA GENEL BAKIŞ

Türkiye'de bilgisayarların mü hendislik hizmetlerinde kulla nılması, ne yazık ki, çok azdır. Toplam kullanım içinde yüzde 5'i geçmez. Mühendislik kullanımının çoğu kamu kuruluşlarındadır. Mü hendislik alanında kullanım tür lerine birkaç örnek verelim: Me teoroloji hizmetleri, makine mü hendisliğinde ısı iletimi prob lemleri, ilaçların etkinlik de ğerlerinin saptanması.

Ülkemizde bütün mühendislik dal larında ve bu arada elektrik mühendisliği alanında araştırma amacıyla bilgisayarlar ancak ka mu kuruluşlarında kullanılıyor. Özel teşebbüste bilgisayar kul lanımı şöyle dursun, zaten hiç araştırma yapılmamaktadır. Bil gisayarlar daha çok planlama (ön proje hazırlanması), proje lendirme ve uygulama denetim alanlarında kullanılmaktadır. Örneğin Anbarlı Santralının ya pımında bilgisayarlar proje de netiminde ve kritik yol yöntemi uygulanmasında kullanılmıştır. Kritik yol yöntemi, örneğin, İstanbul Intercontinental Oteli ve çevre yolları yapımında da uygulanmıştır. Önceleri yabancı firmaların uyguladığı bu yön temin bizde uygulanmasıyla önem li döviz kazançları sağlanmakta dır.

BÎR SORUNUN ÇÖZÜMÜNDE AŞAMALAR

Bir mühendis olarak problemimi zin çözümü için bilgisayar kul lanmak istediğimizde hangi aşa malardan geçmemiz gerekir ?

1. Bir problemin bilgisayarla çözümü için problemin önce kesinlikle belirlenmesi ge rekir. Problem nedir? Hangi veriler vardır? Sonuç olarak ne istenmektedir? vb... Ör neğin, Boğaz Köprüsü aydın latma projeleri bir yabancı firma tarafından yapıldı (Bu projenin yabancı firmaya ve rilmesinin nedeni firmanın bilgisayar kullanacağını be lirtmiş olmasıydı!). Burada sorun yaklaşık 200 300 bin noktada aydınlık düzeyinin bulunmasıdır. Demek ki bil gisayara bazı bilgiler vere ceğiz, buna karşılık 300 000 noktada aydınlık düzeyini isteyeceğiz.

2. Bundan sonra ortaya konan problemin çözümünde kullanı lacak formülün belirlenmesi gerekir. Bir doğrusal denk lem sistemi mi kullanılacak tır, yoksa diferansiyel denk lem mi yada trigonometrik iş levler mi? Yada sözgelişi bir elektrik devresinin çözümün de çevre akımları yöntemi mi, yoksa düğüm gerilimleri yön temi mi kullanılacaktır. Bu matematiksel modelin seçimi ikinci aşamayı oluşturur.

3. Problemin çözüm tekniğinin seçimi. Belirli bir matema tik modelin çözümü için çe şitli yöntemler vardır, ör neğin bir matris çözüm prob leminde Gauss yöntemini mi yoksa bir başka yöntemi mi kullanacağız. Çözüm tekniği nin seçimi üçüncü aşamayı oluşturur. Unutmayalım ki bilgisayar yalnızca 4 işlem (ve buna ek olarak: karar verme) yapabilir. Çözüm tek nikleri bu işlemlerden yarar lanan sayısal yöntemlerle olur. Üniversitelerde Sayı sal Çözümleme (numerical analysis) adı altında veri len dersler bu yöntemlerin bilgisini verir.

4. Bundan sonra akış çiziminin (diyagramının) oluşturulma sı aşaması gelir. Akış çi zimi, bilgisayara verilecek

programın öbekler (bloklar) biçiminde gösterilmesidir.

5. Akış çizimine göre program yazılır. Programlar genel likle Cobol, Fortran, Algol gibi dillerle yazılır.

6. Program yazıldıktan sonra doğrulanması ve denetimi aşamasına geliriz. Bir prog ram aynı türden birçok prob lemin çözümü için hazırla nır. Bir program bazı veri değerleri için doğru sonuç lar verebilir; başka veri değerleri için, yada esas uygulamaya gelindiği zaman elde edilen sonuçlar bütünüy le yanlış olabilir. Yani, programda yanlışlar olması ve bu yanlışların bazı veri değerleri için ortaya çıkma ması olasıdır.

7. Son aşama uygulamadır. Prog ram doğrulandıktan sonra problemimize uygulanır ve çözümler elde edilir.

Program geliştirme sürelerine bir örnek olarak şunu söyleye yim: Bir nükleer santralın fi ziksel problemlerinin çözümü için bir programın hazırlanma sı rahatça 1 yıl zaman alabi lir. Kullanmada sağlanan kolay lık ise şöyledir: Elle çözülme si olanaksız (örneğin 2 yada 3 boyutlu çözümler) yada en azın dan 2 yıl alabilecek (1 boyut ta çözümler) problemler, prog ram bir kez yazıldıktan sonra birkaç dakika içinde çözülebi lir hale gelir.

Bilgisayarların mühendislik hizmetlerinde bize kazandırdık larını şöyle sıralayabiliriz.

1. Başka yollarla çözülmesi olanaksız problemlerin çö zülebilmesi,

2. Zaman,

3. Problemlerin doğrulukla çö zümü.

Bir örnek vereyim. Bugün Türki ye'de 380 kV'luk şebeke hızla gelişmektedir. Bu şebekenin ge lişmesiyle birlikte birçok so runlar ortaya çıkmaktadır. Bu şebekede, sözgelişi, bir san tralın devreden çıkması acaba öbür santralları ne derecede yükler yada onlardan hangile rinin de devreden çıkmasına yol açar? Böyle bir sorunu el le çözmeye kalkarsak ya çözü

lemez, yada aylarca sürecek ça lışmalar gerektirir. Bugün TEK'te bu sorunlar bilgisayar yardımıyla çok kısa zamanda çö zülebilmektedir. Bundan 10 yıl önce bu tür sorunlar İTÜ'de bulunan bir örneksel bilgisa yarla (devre çözümleyicisi) çözülmeye çalışılırdı. Bugün bu yöntemden vazgeçilmiştir.

KULLANIM ve EĞÎTÎM SORUNLARI

Türkiye'de bilgisayar kullanı mı üretimi artırmaya yönelik olmalıdır. Bankalar daha çok reklamlarında yararlanmak için bilgisayar ediniyorlar. Zamanın ancak yüzde 15 25'inde kullanı yorlar, geri kalan zamanda ma kineler tamamen boş duruyor. Oysa üretim planlamasında bil gisayar kullanımı yok denecek düzeyde. Örneğin, basit bir doğrusal programlama problemi ne indirgenerek kolaylıkla çö zülebilecek bir sorun, yumur talık ve etlik civcivlere ve rilmesi gereken en uygun yem alaşımının saptanması sorunu, tavuk ağırlıklarını kısa süre de 2 k a t m a çıkarabilir. Böyle üretime dönük kullanımlar ye rine ülkemizde bilgisayarlar genellikle muhasebe personel işlerinde kullanılıyor.

Paylaşım konusunda birkaç söz de ben ekleyeyim. Birkaç yıl önce İstanbul'daki üniversite lerin bir ortak bilgisayar mer kezinden nasıl yararlanabilece ği üzerinde bir rapor hazırla mak üzere üniversiteler mensup larının katıldığı toplantılar düzenleniyordu. "Tek merkeze gidelim" denirken, bir de bak tık ki, daha bu rapor hazırla namadan her üniversite kendi merkezini kurmuş. Bunu kendi kendimizi eleştirmek için söy lüyorum.

Bu sorunların zamanla daha ger çekçi bir şekilde ele alınıp çözüleceğini umuyorum. Bugün mühendislerimizin pek çoğu bil gisayar eğitiminden yoksundur. Ortaöğretim düzeyinde geçen yıl Darüşşafaka'da bilgisayar eği timi başladığını biliyoruz. EMO, 2 3 aylık kurslarla üyele rine bilgisayar eğitimi sunma çalışmaları içinde. Bu, sevinç le belirtilecek bir husustur.

s