Elektrik Mühendisliği · Sayı 237 · Eylül 1976

ELEKTRİK ÜRETİMİNDE NÜKLEER SANTRALLAR

Ahmet Kütükçüoğlu

Nükleer enerji Teknik / bilimsel makale

Yıl
1976
Sayfa
4
Okuma süresi
12 dk
Görüntülenme
0

Konu

Nükleer enerji

İlgili: Elektrik üretimi ve santraller, Enerji politikası, piyasa ve özelleştirme

Anahtar kelimeler

  • petrol krizi
  • enerji kaynakları
  • hızlı üretken reaktörler
  • Türkiye elektrik tüketimi
  • linyit ve su potansiyeli
  • TEK

Özet

Petrol krizi sonrası dünyadaki enerji kaynaklarının durumu ve nükleer enerjinin elektrik üretimindeki artan payı değerlendirilerek, Türkiye'nin gelecekteki elektrik tüketim tahminleri ve nükleer santral kurulmasının gerekliliği tartışılmaktadır.

Tam metin

Metin PDF'ten otomatik çıkarılmıştır; tablo, şekil ve formüller eksik ya da hatalı olabilir. Özgün dizgi için PDF'e bakın.

elektrik enerjisi' ı

ahmet kütükçüoğlu

1. GÎRİŞ

Petrol krizinden sonra enerji sorunu dünya çapın da büyük bir önem kazanmıştır. Enerji kaynakları yüzyıllarca, daha ne kadar zaman hızla artan tü ketimi karşılayabileceği ve eksikliği halinde ne gibi sorunlarla karşılaşılacağı dikkate alınmadan cömertçe harcanmıştır. Petrol ambargosundan son ra, özellikle enerji gereksinmelerini büyük ölçü de ithal edilen ucuz petrolle karşılayan gelişmiş ülkelerde, yeteri kadar petrol sağlanamaması du rumunda ne gibi büyük sorunlarla karşılaşılacağı görülmüş, ayrıca büyük fiyat artışlarının zengin ülkelerde bile genel ekonomiyi ne ölçüde olumsuz etkileyebileceği iyice anlaşılmıştır. Bu nedenle, ileriki yıllarda enerji gereksinmelerinin nasıl karşılanacağı en ön planda tartışılan konulardan biri durumuna gelmiş; hemen her ülke bir tek kay nağa ve dışa bağlılığın azaltılması, enerji kay naklarının daha rasyonel kullanılması yolunda çe şitli yeni atılımlara girişmiştir.

2. ENERJİ KAYNAKLARI

18. ve 19. yüzyıllarda başlayan ve hızla gelişen endüstrileşme sonucunda; enerji tüketimi büyük ölçüde artmaya başlamıştır. 19. yüzyılın ortala rına kadar ısınma ve diğer amaçlarla hemen yal nızca odun kullanılıyordu. Ayrıca değirmenlerde ve bazı özel tesislerde çok sınırlı olarak su ve rüzgâr gücünden yararlanılıyordu. 19. yüzyılın ikinci yarısı ve 20. yüzyılın başlarında kömür en önde gelen enerji kaynağı olmuş ve zengin kö mür kaynakları bulunan ABD, İngiltere, Almanya, Fransa gibi ülkelerde endüstri hızla gelişmiştir. ABD'de enerji kaynaklarındaki gelişmeleri göste ren Çizelge l'de de görüldüğü gibi (1), özellik le 20. yüzyılın ortalarına doğru, petrol ve doğal gaz tüketimi büyük bir hızla artmış, toplam tüke timin % 60 70'ine ulaşmıştır. Buna karşılık, petrol krizi ve büyük fiyat artışları, hemen her gelişmiş ülkede olduğu gibi ABD'de de petrol ve doğal gaz tüketiminin azaltılmasına ve onun yerine nükleer enerji ve kömürden yararlanılmasına yol açmıştır. Çizelge 2'de yeryüzünde bulunan fosil ve nükleer enerji kaynakları karşılaştırılmaktadır (1). Gö rüldüğü gibi, yeryüzündeki petrol kaynakları ol

Ahmet Kütükçüoğlu, Dr., TEK

YILLA»

Çizelge 1. ABD'de enerji kaynaklarının tüketimindeki değişmeler.

dukça sınırlıdır. Halen bir yılda petrolden üre tilen enerjinin yaklaşık 1 0 " joule olduğu dikka te alınırsa; petrol kaynaklarının bu hızla tüke tildiğinde en çok birkaç yüzyıl içinde tükenece ği sonucuna varılır. Bu nedenle, kimya endüstri sinin en önemli hammaddelerinden biri olan petro lün mümkün olduğu kadar enerji tüketiminde kulla nılmaması zorunlu olmaktadır.

Yeryüzündeki kömür kaynakları petrole kıyasla 6 7 kat daha büyüktür. Çıkarılması ve taşınmasın daki güçlükler nedeniyle son yıllarda azalan kömür tüketimi, büyük bir olasılıkla, ileriki yıllarda sı vılaştırma, gazlaştırma ve hidrojen elde edilmesi gibi yeni üretim yöntemleriyle tekrar artacaktır.

Bilindiği gibi, halen kurulmakta olan termik nük leer santrallar uranyumun ancak küçük bir'bölü münü enerji üretiminde kullanabilmektedir. Ancak çeşitli ülkelerde ilk prototipleri işletmeye açı lan ve 1980 yıllarından sonra büyük ticari birim ler halinde kurulacağı tahmin edilen "hızlı üret ken" reaktörler aynı miktardaki uranyumdan çok daha fazla (yaklaşık 70 katı) enerji üretilmesin sağlayacaktır. Böylelikle, yakıt hammaddesinin enerji üretimi maliyetine katkısı daha da küçüle ceğinden, çok daha pahalı uranyum kaynaklarının d değerlendirileceği ve üretilebilecek enerjinin to lam 44.1025 joule'ü bulacağı tahmin edilmektedir

Petrol krizi, bitümlü şistler, termonükleer, jec termal ve güneş enerjisi gibi yeni kaynakların biran önce ticari ölçüde kullanılmalarını sağla mak amacıyla yapılan araştırmaları hızlandırmış tır. Geliştirilen yeni üretim yöntemleriyle bi tümlü şistlerin yakın bir gelecekte enerji üreti minde önemli bir yer alacağı tahmin edilmektediı Hidrojen, deuteryum gibi küçük atomların birleş tirilmesiyle elde edilen termonükleer enerji ile ilgili olarak 25 30 yıldan beri süregelen araş

Çizelge 2. Yeryüzünde bulunan fosil ve nükleer enerji kaynakları.

10" joule

Petrol Bitümlü Şistler Kömür

Uranyum (termik reaktörler)

Hızlı üretken Reaktörler

25 22 180 75

440 000

ELEKTRİK MÜHENDİSLİĞİ 2.

tırmaların 1980 yıllarında ilk olumlu sonuçlarını vereceği ve 2000 yıllarından sonra da ticari bi rimlerin kurulabileceği tahmin edilmektedir. Ham madde yönünden kaynakları sınırsız olan termonük leer enerji, insanlığın daha binlerce yıl enerji tüketimini karşılamaya yeterli olacaktır.

Jeotermal enerjinin gelecekte ısıtma ve tarımda herhalde önemli bir payı olacaktır. Bununla bir likte, düşük termodinamik verim ve teknolojik güçlükler nedeniyle elektrik üretiminde de büyük ölçüde kullanılacağına olasılık verilmemektedir.

Güneş enerjisinin de ısıtma ve tarımda hızla ar tan bir oranda kullanılacağı kesindir. Ne var ki, geliştirmeler henüz başlangıç aşamasında olduğun dan ancak 21. yüzyılın ikinci yarısından sonra güneş enerjisinden büyük ölçüde yararlanılabile ceği tahmin edilmektedir. Çizelge 3'te uzun süre li enerji tüketim tahminleri gösterilmiştir (2). Özetle denilebilir ki, yakın gelecekte nükleer enerji, özellikle elektrik üretiminde, kömür ve bitümlü şistlerin yanısıra petrolden boşalan yeri dolduracak ve ileriki yüzyılların en önemli ener ji kaynağı durumuna gelecektir.

3. TOPLAM ENERJÎ TÜKETİMİNDE ELEKTRİK ENERJİSİNİN YERİ ve NÜKLEER SANTRALLAR

Elektrik enerjisinin toplam enerji tüketimi için deki payı hızla artmaktadır, iletimindeki kolay lık, endüstri ve gündelik yaşamda çeşitli kulla nım alanları bulunması ve çevreyi kirletmemesi gibi özellikleri nedeniyle, elektrik enerjisi ço ğu yerde birincil kaynakların yerini almaktadır. Gelişmiş ülkelerde elektrik enerjisi tüketimi, toplam tüketimin % 25'ine yaklaşmıştır.

Çizelge 4'de ABD'de 2000 yıllarına kadar çeşitli tüketici gruplarının petrol ve doğal gaz gerek sinmesi ve bunların hangi kaynaklardan karşılana bileceği gösterilmiştir (1). Ülke içindeki bili nen ve bulunması beklenen kaynaklar hızla artan tüketimi karşılamaya yetmeyecektir. Kaynakların daha rasyonel kullanılmasıyla 2000 yıllarında toplam tüketimin ancak % 20 kadar düşürülebile ceği tahmin edilmektedir. Yine de, toplam tüke timin yarıdan fazlasını diğer ülkelerden ithal

Çizelge 3.

GÜNEŞ ENERJİSİ

ES BİTÜMLÜ ŞİST

KÖMÜR

ESİ DOĞAL GAZ

PETROL

HİDROELEKTRİK ENERJİ

• URANYUM, TORYUM VE TERMONÜKLEER ENERJİ

11 RÜZGAR ENERJİSİ

TOPL ENER

«r | JBği

«sJ dB JJ&S&İİU m&SfS&r

MiSiİİ^ 1

H l JEOTERMİK ENERJİ

r; i

^

__

—— 1

rtkti^r^^lL * * w~*

VLEKTRİK MÜHENDİSLİĞİ 237

YILLAR

Çizelge 4. ABD'de petrol ve doğal gaz tüketim tahminleri ve karşılanacağı kaynaklar.

etmek gerekecektir. Dışa b a ğ l ı l ı ğ ı ve büyük dö viz harcamalarını önleyebilmek için ç e ş i t l i kul lanım alanlarında petrol yerine kömür ve elektrik enerjisinden yararlanılması önerilmektedir. Örne ğin; bina ısıtmasında elektrik ve ı s ı pompaları kullanılması, büyük kapasiteli akümülatörler ge liştirerek elektrikli otomobillere gidilmesi, endüstride elektriğin payının a r t ı r ı l m a s ı , nük leer santrallarda hidrojen elde ederek yakıt ola rak kullanılması gibi önlemlerle petrol tüketimi nin yarıya indirilebileceği ileri sürülmektedir. Buna k a r ş ı l ı k , elektrik üretiminin % 50 60 ora nında artırılması gerekecek ve bu da hemen yal nızca nükleer enerjiye dayanacaktır.

Denilebilir k i , bütün gelişmiş ülkelerde ABD'de kine benzer planlar yapılmaktadır. Bu nedenledir k i , petrol krizinden sonra ülkelerin çoğu elek t r i k üretim programlarını yeniden gözden geçire rek nükleer enerjiye daha büyük b i r ağırlık ver miştir. Çizelge 5'te petrol krizinden önce ve sonraki nükleer güç tahminleri verilmektedir (3). Buna göre 2000 yıllarında kurulu nükleer güç, ön ceki tahminlere kıyasla, % 50 b i r a r t ı ş l a toplam elektrik enerjisi üretim kapasitesinin yaklaşık % 80'ine erişecektir.

Çizelge 6 sosyalist ülkelerde kurulması tasarlan mış olan nükleer güçleri göstermektedir (A). Gö rüldüğü gibi geleneksel enerji kaynakları yönün den dünyanın en zengin ülkelerinden b i r i olan SSCB'de de kurulu nükleer gücün 1980 y ı l ı n a ka dar % 400 b i r a r t ı ş l a 30 000 MW'a çıkarılması öngörülmektedir.

Yukarıdaki açıklamaların ışığında denilebilir k i , önümüzdeki yıllarda nükleer s a n t r a l l a r elektrik üretiminde hızla artan bir pay alacaktır. Diğer kaynakları büyük ölçüde tükenmiş olan gelişmiş ülkelerde yeni kurulacak santrallar çoğunlukla nükleer enerjiye dayanacaktır.

4. TÜRKÎYE'de KURULACAK NÜKLEER SANTRALLAR

Diğer gelişen ülkelerde olduğu gibi, Türkiye'de de k i ş i başına düşen elektrik tüketimi ve buna

bağlı olarak enterkonnekte sistemin kurulu gücü oldukça düşüktür. Su ve linyit kaynaklarının an cak küçük bir bölümünden elektrik enerjisi üre timinde yararlanılmaktadır. Bununla b i r l i k t e , endüstrileşme, köylerin elektriklendirilmesi ve yaşama koşullarının gelişmesi elektrik üretimi nin hızla artırılmasını zorunlu kılmaktadır. 10 15 yıldanberi kurulu güç her yıl % 10 12 ora nında artmakta olup daha uzunca bir süre bu oran da artması gerekmektedir. Türkiye'nin gelecekte ki elektrik enerjisi tüketim tahminleri Çizel ge 7'de verilmiştir.

Yakın gelecekte Türkiye'de elektrik enerjisi üre timi büyük ölçüde su ve linyit kaynaklarına daya nacaktır. Türkiye'de kullanılabilir toplam su po tansiyeli yaklaşık 70 74 milyar kWh, linyit po tansiyeli de 50 milyar kWh tahmin edilmektedir. Çizelge 7 i l e karşılaştırıldığında toplam linyit ve su kapasitesinin en çok 1995 yıllarına kadar tüketimi karşılayabileceği sonucuna v a r ı l ı r .

Uygulamada, aşağıda açıklanan nedenlerle çok da ha erken, linyit ve su kaynaklarının yanısıra, diğer enerji kaynaklarından da yararlanılması ge rekecektir.

Su santrallarının etüd ve projeleri çok uzun za man almaktadır. Arazi yapısının çoğu yerde kars tik oluşu, büyük güçlüklere yol açmaktadır. Bu bakımdan kurulabilecek hidroelektrik kapasite, her şeyden önce, etüd ve projelerin sonlandırıl mış olmasına bağlıdır.

Türkiye'nin yağış rejimi yıldan yıla büyük fark l ı l ı k l a r göstermektedir. Yaz mevsiminde yağış çok azalmakta, bu nedenle su santrallarının çoğu "tepe" yükün karşılanmasında kullanılmaktadır. Tüketimin yağış koşullarına bağlılığını b e l i r l i sınırlar içinde tutmak ve baz tepe yük dengesini

1975 1980 1985 1990 1995 2000

Petrol krizinden önce1

94 302 693 1390 2355 3580

Petrol krizinden sonra

103,5 316 888 1900 3365 5330

Çizelge 5. Dünyada (Çin hariç) toplam nükleer güç tahminleri.

çizelge 6. SSCB ve diğer sosyalist ülkelerde kurulu yada kurulması planlanan nükleer güç.

ÜLKE

SSCB Polonya Romanya Çekoslavakya Bulgaristan Macaristan D.Alman Cum. Yugoslavya

1975 7200

150 880

— 950

1980/1

30000 400 400 550 1280 880

2000 1600 2600 3080 1600 i 3200

? 7000 5200 7950 6500 4200

? 1000

* özel kaynaklara dayanan tahmin

Çizelge 7. Türkiye'de elektrik enerjisi tüketim tahminleri (109 KWh)

sağlayabilmek için su gücünün, toplam kurulu gü cün % 35 40'ını geçmemesi gerekmektedir.

Büyük su (Fırat, Dicle havzası) ve linyit (Elbis tan Afşin) kaynaklarının çoğu Güneydoğu Anadolu' da bulunmaktadır. Buna karşılık, tüketim büyük ölçüde Kuzeybatı ve Batı Anadolu'da yoğunlaşmış t ı r . 1000 km'yi bulan yüksek gerilimli hatlarla enerjinin doğudan batıya taşınması, büyük yatı rımlara ve yük kayıplarına yol açmakta, enter konnekte sistem kararlılığının bozulmasına, fre kans ve gerilim düşüklüklerine neden olmakta ve işletmeyi büyük ölçüde güçleştirmektedir. Bu ne denlerle, tüketimin yoğunlaştığı Kuzeybatı ve Batı Anadolu'da baz yükü karşılayacak ı s ı (fosil ve nükleer) santrallarının kurulması zorunludur.

Linyit üretiminin b e l i r l i bir oranın üstünde ar tırılması, teknolojik zorluklar ve kaynakların bir bölümünün özel kesimin elinde bulunması ne deniyle olanaksızdır.

Petrol üretiminde ve fiyatlarında beklenmedik bü yük değişiklikler olmadıkça, bundan böyle, pet rolün yalnızca ulaştırma, ısıtma ve kimya endüs trisinde kullanılacağına ve santrallarda yakılma yacağına kesin gözüyle bakılmaktadır. Türkiye'nin s ı n ı r l ı maden kömürü kaynakları ancak bir süre daha endüstriye ve demir çelik üretimine yeterli olabilecektir. Bu nedenlerle, 1995 yıllarından çok daha önce su ve linyit kaynaklarıyla doldu rulamayan üretim açıklarını nükleer santrallarla kapatmak gerekecektir. 1995 yıllarından sonra elektrik enerjisi gereksinmesi hemen yalnızca nükleer santrallarla karşılanacaktır.

Üzerinde durulması gereken önemli bir konuda; çok duyarlı bir teknoloji, yapım (imalat) ve iş letme gerektiren nükleer santrallarla i l g i l i bilgi birikiminin bir an evvel kazanılması zo runluluğudur. I l e r i k i yıllarda hızla artacak ya tırımların aksamadan gerçekleştirilebilmesi an cak zaman geçirmeden Türk mühendislik ve yapım katkısının artırılmasıyla olanaklıdır.

Nükleer santralların planlanmasından işletmeye açılmasına kadar yaklaşık 10 y ı l gerektiği dik kate alınırsa, ilerde kapatılması olanaksız olan üretim açıklarıyla karşılaşılmasını önlemek için çok erken ve uzun süreli planlama yapılması ge rektiği açığa çıkar. Bu nedenle, Kurumca 1995 yı lına kadar 20 y ı l l ı k bir süreyi kapsayan üretim planlaması yapılmakta ve nükleer santralların hangi yıllarda, hangi kapasitede ve hangi bölge de kurulması gerektiğinin ayrıntılarıyla saptan ması öngörülmektedir. Çalışmalar henüz sonlanma dığından bu hususta kesin bir sonuç vermek uygun olmayacaktır. İlk olarak, 600 MWe gücündeki bir nükleer santralın 1984 yılında işletmeye açılma sı kesin karara bağlanmıştır. Bunu 2 3 y ı l aray la, 600 MWe ve daha yüksek güçlü nükleer santral lar izleyecektir.

ELEKTRİK MÜHENDİSLİĞİ 23

5. 600 M W GÜCÜNDEKİ ÎLK NÜKLEER SANTRAL e

Türkiye'de kurulacak nükleer santralla ilgili ilk çalışmalar 1967 1969 yıllarında yapılmıştır ( 6 , 7 ) . 1969 yılında Motor Columbus firması yöne timinde oluşan bir konsorsiyum tarafından yapılan fizibilite etüdüne göre, 1977 yılında 300 MW gü cünde doğal uranyum yakıtlı bir nükleer santralın kurulması uygun görülmüştü. Bununla beraber, ku ruluş yerinin karara bağlanamaması, 1970 yılında yapılan devalüasyon ve elektrik kesimindeki yeni düzenleme.gibi nedenlerle, 1971 yılına kadar uy gulamaya geçilememiştir.

1971 yılı sonunda kurulan TEK Nükleer Enerji Dai resi ilk olarak önceden yapılmış olan çalışmala rı gözden geçirmiştir. Nükleer santralların proje çalışmaları ve ihalesi 2 3 yıl, kuruluşu da 6 7 yıl aldığından, artık 1977 yılında bir nükleer santralın işletmeye açılmasının mümkün olamayaca ğı ve değişen koşullara göre fizibilite etüdleri nin yeniden yapılması gerektiği sonucuna varıl mıştır. 1972 1973 yılları içinde TEK elemanların ca fizibilite etüdleri yeniden yapılmış ve aşağı daki sonuçlara varılmıştır (8).

o Linyit santrallarıyla karşılaştırılabilir bir ekonomiye erişmesi ve seri olarak kurulan en düşük birim büyüklüğü olması yönünden, santra lın gücü 600 MW olmalıdır. Santralın işletme ye açılması öngörülen 1983 1984 yıllarında daha büyük birimlere gidilmesi, santralın dev re dışı olması durumunda o yıllarda toplam ka pasitesi 7800 MW dolaylarında olacak enterkon nekte sistemde kararsızlıklara yol açacağından sakıncalıdır.

o Yaklaşık 30 rnVsn. olan soğutma suyunun sağlan ması, özellikle 300 400 tonu bulan ağırlıktaki parçaların taşınabilmesi için santral deniz kı yısında kurulmalıdır.

o Büyük üretim kaynaklarının Güneydoğu Anadolu'da bulunması ve tüketimin Kuzeybatı Anadolu'da yo ğunlaşması nedeniyle, enterkonnekte sistemdeki dengesizliği giderebilmek için, nükleer santral Kuzeybatı Anadolu'da kurulmalıdır.

0 Doğal uranyum yakıtlı santrallar artık yalnızca Kanada tarafından kurulduğundan, ağır su ve teknoloji yönünden bir tek ülkeye bağlı olma mak, kredi bulmakta daha geniş olanaklar sağla mak ve çeşitli kurucular arasındaki rekabetten ülkemiz yararına en büyük kazancı sağlayabilmek için, ihale gelişmiş her reaktör tipine açık

1 olmalıdır. Alınacak bağlayıcı tekliflerin so nuçlarına göre kesin karar verilmelidir.

Bu sonuçların ışığında 1974 ve 1975 yılı içinde kuruluş yerinin kesin karara bağlanabilmesi için büyük çabalar harcanmıştır. Kuzeybatı Anadolu' nun bazı bölgeleri askeri nedenlerle sakıncalı bulunmuş, Marmara Denizi'nin güney kıyılarında yapılan ayrıntılı araştırmalar bu bölgede depre min büyük bir sorun teşkil ettiği, kesin bir ka rara varabilmek için daha birkaç yıl sürecek araştırmaların gerekli olduğu sonucunu vermiştir. Bunun üzerine, deprem yönünden daha elverişli olan Orta Karadeniz ve Akdeniz kıyılarında yeni kuruluş yerlerinin araştırılması zorunlu bulun muş, çalışmalar bir süre önce tamamlanarak kesin karar verilmesi için ilgili kuruluşlara başvurul muştur. Yakında kesin sonucun alınacağı umulmaktadır.

ELEKTRİK MÜHENDİSLİĞİ 237

Birkaç ay önce proje, ihale, kuruluş ve işletme ye alma aşamalarında işbirliği yapılacak müşavir mühendislik kuruluşu ile anlaşma yapılarak proje ve ihale hazırlıklarına başlanmıştır. Yapılacak çalışmalara elemanlarımızın % 50 oranında katıla cakları öngörülmekte, bir an önce mühendislik tecrübesi kazanılmasına büyük önem verilmektedir. Bu amaçla 20 ye yakın teknik eleman birer yıl yurtdışında işbaşında eğitilmiştir. Halen 40 ki şiyi aşan bir teknik kadroyla çalışmalar yürütül mektedir. 1976 yılı içinde proje ve şartnameler hazırlanarak ihaleye çıkılacaktır. Santralın za manında işletmeye açılabilmesi için altyapı ve yardımcı tesislerin tamamlanarak engeç 1978 yılı başlarında ana santral bloklarının inşaatına baş lanması gereklidir.

6. SONUÇ

Petrol krizinden sonra gelişmiş ülkelerde enerji kaynaklarının daha verimli kullanılması yönünde yeni atılımlara girişilmiştir. Elektrik üretimin de petrolün yerini büyük ölçüde nükleer enerji nin alacağına kesin gözüyle bakılmaktadır. Tür kiye'de de 1984 1985 yıllarından başlayarak su ve linyit santrallarıyla giderilemeyen üretim açıkiarı nükleer santrallarla kapatılacaktır. 1995 yıllarından sonra elektrik enerjisi üretimi hemen yalnızca nükleer enerjiye dayanacaktır.

1984 yılında işletmeye açılması öngörülen 600 M W e gücündeki ilk nükleer santralın proje, kuruluş ve işletmeye alınmasında işbirliği yapılacak müşavir mühendislik grubu seçilmiş ve çalışmalara başlan mıştır. Kuruluş yeriyle ilgili araştırmalar son lanmıştır. Yakında kesin karara varılması beklen mektedir. 1976 yılı içinde proje ve şartnameler hazırlanarak ihaleye çıkılacaktır.

KAYNAKLAR (1) Simpson, J.H., and P.N.Ross, "World Energy and the Nuclear Electric Economy Westinghouse Electric Corporation".

(2) Ultanır, M.Ö., "Geleceğin Büyük Güç Kaynağı, Güneş Enerjisi", Enerji Dünyası 1975, Dünya Enerji Konferansı Türk Milli Komitesi.

(3) Lane, J.A., R.Kryrm, N.Raisic and J.T.Roberts, (IAEA) The Role of Nuclear Power in the Future Energy Supply of the World, 9. Dünya Enerji Konferansı, Detroit (USA), 1974.

(4) Tunaboylu, K., Nükleer Enerji ve Elektrik Üretimine Katkısı, Türkiye Elektrik Kurumu, NED 24, Kasım 1975.

(5) Üçüncü Beş Yıllık Kalkınma Planı, T.C. Baş bakanlık Devlet Planlama Teşkilatı.

(6) Aybers, N., "Kurulması Düşünülen İlk Nükleer Enerji Santralının Fizibilite Etüdü" EIE Ge nel Direktörlüğü, Ekim 1967 (7) Nuclear Power Project Turkey Motor Columbus Consulting Engineers Inc. Baden Switzerland Revised Edition, November 1970.

(8) Nuclear Power Project Revised Feasibility Report, Türkiye Elektrik Kurumu, MED I 6/A, B.C.D, December 1973.