Elektrik Mühendisliği · Sayı 263 264 · Kasım-Aralık1978

ENERJİ KONUSUNDAKİ GENEL SORUNLAR

Enerji politikası, piyasa ve özelleştirme Haber ve etkinlik

Yıl
—
Sayfa
8
Okuma süresi
24 dk
Görüntülenme
0

Konu

Enerji politikası, piyasa ve özelleştirme

İlgili: Elektrik üretimi ve santraller, Nükleer enerji

Anahtar kelimeler

  • Türkiye 3. Genel Enerji Kongresi
  • TMMOB Enerji Komisyonu
  • enerji tasarrufu
  • petrol yasası
  • linyit
  • jeotermal santral

Özet

Türkiye 3. Genel Enerji Kongresi'nde sunulan bildirilerin raportör raporu niteliğindeki bu yazı, enerji politikası, enerji ekonomisi, nükleer enerji, çevre sorunları ve enerjiye ilişkin imalat sanayii gibi başlıklar altında sunulan bildirileri özetlemektedir. Kongrenin genel değerlendirmesi ve TMMOB'nin özkaynakların kullanımına öncelik verilmesi, kamulaştırma ve nükleer santralların ertelenmesi gibi önerileri de aktarılmaktadır.

Tam metin

Metin PDF'ten otomatik çıkarılmıştır; tablo, şekil ve formüller eksik ya da hatalı olabilir. Özgün dizgi için PDF'e bakın.

Üzerinde birçok konuşmacının durduğu bir konu da, araştırmaların kitaplık raflarında kalması, yapılan çalış maların, değişik yerlerde birbirinden habersiz kişilerce gereksiz tekrarlanması, plansız ve koordinasyonsuzluktu.

öğleden sonraki oturumda kongrenin genel bir değerlen dirilmesi yapıldı. TM M OB adına söz alan konuşmacılar, TM M OB Enerji Komisyonunun hazırladığı kongre rapo runu sundular. Çeşidi konuşmacılar kongrenin olumlu olumsuz yönlerini dile getirdiler.

Bizce, kongreye delegelerin dört gün boyunca gösterdik leri ilgi ve organizasyon grubunun hazırladığı Enerji İs tatistikleri kitabı övgüye değerdi.

Ancak, kongrenin, enerji sorunlarına temel çözümler getirmeyi başardığını söylemek olanaksız. Bu tür kong relerden, ağırlıkla benimsenen görüş ve önerilerin uygu lamaya yönelik olarak ilgili organlara aktarılması ve kongre sonuçlarının bu anlamda değerlendirilmesi bekle nir. Ancak, yıllardr yapılan bütün kongrelerde olduğu gi bi Türkiye 3. Genel Enerji Kongresinden de böyle bir yansıma beklemek olanaksızdır. Nükleer enerji konusun da oluşan eğilim bile tek başına kongrenh kararlarını uygulanır olmaktan çıkarabilmektedir. Bu durum, siyasal iktidarların istemlerine cevap vermeyen her kongrenkı kaderidir.

Enerji üretiminde özkaynaklarımızın kullanılmasına ön celik verilmelidir.

Y abancı sermaye ve özel kesime verilmiş tüm arama ve işletme ruhsatları iptal edilmeli, Enerji sektörüne ilişkin işlemler kamu tarafından ve tek elden yürütülmelidir.

• Nükleer santralların kurulması, su ve kömür kaynakları mızın tümüyle kullanılır biçime dönüştürülmesinden son raya bırakılmalı, bu alanda halk sağlığı, çevre kirlenmesi ve dışa bağımlılık gibi sorunları gözardı edecek aceleci kararlardan kaçınılmalıdır.

Ulusal enerji kaynaklarımızın rezerv, ekonomik kullanı labilirlik gibi özellikleri kamu eliyle gerçekçi biçimde saptanmalı, kullanıma ilişkin projeler ulusal çıkarlar gö zetilerek hazırlanmalıdır.

Projelerin gerçekleştirilmesinde yerli teknik elemanlar söz sahibi kılınmalı, bilgi ve teknik deneyim birikiminin hızlandırılması için özel önlemler alınmalıdır.

• Kitle taşımacılığına ağırlık verilmeli, otomotiv endüst risi toplu ulaşım gereksinmelerini karşılayacak biçimde düzenlenmelidir.

Emperyalist sömürüyü denetleyen Uluslararası Enerji Ajansından çıkılmalıdır.

36S

raportör raporları

Enerji Konusundaki

Genel Sorunlar

Kongrenin konular açısından en geniş kapsamı içeren "Enerji Konusundaki Genel Sorunlar" başlıklı bu bölü müne 16 bildiri sunulmuştur. Kongre için yapılan bildiri çağırışında bu bölüm için sıralanan konulardan

Enerji Fiyatları ve Pazarlaması Finansman konularına hiçbir bildiri sunulmamıştır. Aşağıda, sunulan bildiriler kısaca özetlenmiştir.

GENEL POLİTİKA VE ENERJİ SORUNLARI

Ülkemizde enerji konusunda izlenen genel politikanın ve enerji sorunlarının çözümüne yaklaşım şekli yıllardır sür dürülen bir tartışma konusudur. Bu tartışmaların odak noktalarını i) Enerji sektöründe planlama unsurunun eksikliği veya tutarsızlığı, ii) Y erli birincil eneri} kaynakları ile dışa bağımlı kay nakların kullanımındaki tercihler, iii) Üretilen enerjinin tüketim sektörlerine dağılımı oluş turmaktadır.

TMMOB Enerji Komisyonu tarafından hazırlanan "Tür kiye Genel Enerji Politikası" başlıklı bildiri bu sayıda kapsamlı olarak verilmiştir.

Bu konudaki ikinci bildiride (Türkiye'de Küçük ve Orta güçlü Elektrik Enerji Sistemlerinin Gereksinimi ve öne mi Sami Tolgay) üretilen elektrik enerjisi miktarı ile en terkonnekte sistemin toplam uzunluğu arasında bir ora nın var olması gereğine yer verilmekte, enterkonnekte sistemle, elektrik enerjisi üretim gücümüzün arasındaki oranın kabul edilen sınırların çok üstünde olmasından ötürü, sistemdeki normal iletim kayıplarına ek olarak do ğan ve "Enerji Y etersizliği Kaybı" olarak nitelendirilen kayıpların 3 7 4 0 milyon kW H gibi son derece yüksek bir değere ulaştığı hesaplanmaktadır.

"Genel enerji ile elektrik enerjisinin aynı şey olmadığı nın kamuoyunca, hatta yetkililerce anlaşılmadığı'Y ıın be lirtildiği bildiride (Enerji Sorunları, Darboğazları ve Çö züm Y olları Oktay Apaydın), işler bir genel enerji planı nın hazırlanmasını bir anlamda olanaksız kılan başlıca eksikliklerimiz.

i) "enerji konusunda eğitilmiş, fikir üretici ve yapıcı ni t elikt eki kişilerin azlığı, olanlardan ise yeterince yararla nılma ması"

ii) "plan hazırlama için ön gereklerden olan istatiksel bil gi ve veri yetersizliği", ve iii) "ülkemizin enerji işlemlerini bir bütün olarak ele ala cak merkezi birorganizasyonun yokluğu" olarak sıralan maktadır. Bildiride "enerji aramaları seferberliği ilam" nın gerekliliği ile ^araştırmacı ve uygulamacı kuruluşlar arasında koordinasyonun sağlanmasının önemine de de ğinilmektedir. Y azar tarafından sıralanan tasarruf önlem leri arasında "Belli bir miktarın üzerinde yakıt kullanan lara zamlı tarife uygulanması" ilgi çekmektedir.

Bu konudaki bir başka bildiride (Türkiye'nin Enerji So runu Nasıl Ele Alınmalıdır Doç.Dr. Tolga Y arman) e nerji sorununun planlı bir biçimde ele alınmasının gereği belirlendikten sonra, planlamanın "Y önetim ve bunun uzantısında devletle yeterince bütünleşemediği, planlama uygulamanın yasal güvenceden yoksun olduğu savı işlen mektedir.

Bu konudaki son bildiride (Model Y aklaşımlı Petrol So runu • Mevlut Çağlar) genel enerji dengesinin ekolojik sistem, üretim sistemi ve bölüşüm sistemleri ile belirlendi ği , enerjinin ise toplumların sosyal ve siyasal yaşantısın da önemli olan bu üç sistem arasındaki "kan dolaşımını" sağladığı belirtilmekte, petrol talebini etkiliyen etkenler le petrol arzı arasındaki dengeye dayanan petrol modeli yazarın görüşüne göre özetlenmektedir.

ENERJİ EKONOMİSİ

Bu konudaki ilk bildiride (Enerji Ekonomisi ve Enerji Tasarrufunun Türkiye Enerji Ekonomisine Etkileri Emi ne Ay bar), ülkemiz için 1965 1975 dönemine ilişkin e nerji tüketimi gayri safi yurtiçi hasıla oranının ortalama değerinin 1.099 olarak hesaplandığı belirtilmekte ve bu değerin kalkınmış ülkelerdekine benzer şekilde "bir"e yakın olmasının, ekonomimizin henüz fazla enerji yoğun lamamasıyla ve tarım sektörünün yurtiçi hasıla içindeki payının yüksek olması ile açıklanabileceği ileri sürülmek tedir. Kısıtlamanın birtasarruf olmadığının açıklandığı bildiride gerçekçi bir enerji tasarrufu programının, kısa, orta ve uzun vadeli önlemler olarak ele alınması gereğine değinilerek, kısa vadeli önlemler arasında "halkın gönüllü işbirliğini gerektiren tedbirler" sıralanmaktadır. Bu ara da, " domestik sektöründe ısı izolasyonunun devlet tara fından özellikle mali açıdan desteklenmesi" önerilmekte dir, ikinci bildiride (Enerji Tasarrufu Açısından Ankara Şehiriçi Kitle Ulaşımına Y eni Bir Y aklaşım Ahmet Ak çael) ise, enerji tasarrufuna, kitle taşımacılığı ile katkıda bulunabileceği açıklanmaktadır.

ARAŞTIRMA VE GELİŞTİRME

Bu konudaki ilk bildiride (Nükleer Santral İşletme Perso neli ve Eğitimi Dr. M.Halis Çakıcı) bir nükleer santralın

işletilmesi ile ilgili eğitim ve eleman hazırlama program larının, santralın temelinin atılması ile başladığı ve ilk y akıt ın yüklenmesine kadar sürdüğü belirtilmektedir. Y a zar bildirisinde nükleer santrallarda çalışan personel sayı sının benzer kapasiteler için 82 267 arasında değişebile ceğinden, ayrıca nükleer santrallarda çalıştırılacak ele manlarda aranılan nitelikleri belirleyen standartların var lığından söz etmektedir, ikinci bildiride (Enerji Araştır ma Geliştirme Çalışmaları ve Türkiye Ali Onur Ansal) enerji sektöründeki araştırma ve geliştirme çalışmaları nın ihmal edildiğinin belirtilmesiyle başlamakta , araş tırma geliştirme stratejilerinin bir bütün olarak sürdürül melerinin, tutarlı ve gerçeçi olmalarının önemine deği nilerek, bizim gibi ülkelerin teknoloji transferi yapmala rının zorunlu olduğu kabul edilirken, bu teknoloji trans ferinin "teknoloji satım alımı"na dönüştüriilmemesine dikkat edilmesi gerektiği vurgulanmaktadır.

Y ASAL KONULAR

Bu konu için sunulan iki bildiride de, (Y ürürlükteki Pet rol Kanununa İlişkin Bir inceleme, Eleştiri ve Görüşler

Feridun Köymen ve Petrol ve Doğal Gaz Kaynaklarının Aranmasına ilişkin Sorunlar Jeoloji Mühendisleri Oda sı) petrol yasası ana inceleme konusunu oluşturmaktadır.

ENERJİ SEKTÖRÜNDE ORGANİZASY ON VE Y APISAL SORUNLAR

Teknik oturumun enerji sektöründe organizasyon ve ya pısal sorunlarını konu eden bu bölümüne yalnız T M M O B tarafından hazırlanan bir bildiri sunulmuştur (Enerji Sek töründe örgütlenme ve Y apısal Sorunlar). Genel bir mes leki planlamanın olmadığ vurgulanan bildiride, ülkemizin son yıllarda sürekli olarak "enerji krizi atlatma politikası ile kendisini oyalamakta olduğu, sonuçta ise enerji itha latının giderek arttığı" belirtilmektedir, önlem olarak "tüm enerji sektörünü kapsayan, tek elde toplanmış bir devlet denetimi ve işletmeciliği" zorunlu görülmektedir.

ULUSLARARASI ENERJİ ALIŞVERİ Şİ

Bu bölüme sunulan tek bildiride (Komşu Ülkelerle Ener ji Alışverişi ve Balkan Sistemine Bağlantımız S.Kıcı man) ülkeler arasında yapılan elektrik sistemleri bağlantı larının yararları sayıldıktan sonra Avrupa'daki çeşitli uluslararası elektrik enerjisi alış verişi sistemlerine ilişkin bilgiler verilmektedir. Daha sonra, ülkemizin komşularıy la elektrik enerjisi alım satım tesisleri kurması konusu nun incelendiği bildiride, halen işletilmekte olan Bulga ristan, enterkonneksiyonu ve tesis aşamasında olan Sov yetler Birliği enterkonneksiyonuna ek olarak iran ve Su riye ile sistem bağlantılarının incelendiği ve çeşitli seçe neklerin üzerinde çalışıldığı anlatılmaktadır.

ENERJİ VE ÇEVRE SORUNLARI

Enerji ve Çevre sorunları konusunda sunulan ilk bildiri (Kentsel Alanlarda Hava Kirliliğini Etkileyen Faktörler Dr. Mahmut Sert) hava kirlenmesi tanımından sonra hava kirliliğini denetlemek amacıyla kullanılabilecek bir mate matiksel modeli açıklamaktadır. Prof. Nejat Aybers tara fından sunulan ikinci bildiride (Nükleer Santrallarm Çev re ve Halk Sağlığı Üzerindeki etkileri) nükleer enerjinin gerekliliği savunularak, nükleer santrallarm çevre ve halk sağlığı için diğer santrallara kıyasla daha tehlikeli olma dıkları savı ileri sürülmektedir.

ENERJİYE İLİŞKİN İMALAT SANAYİİ

Oturuma bu konu ile ilgili olarak sunulan tek bildiri (5 MW Gücündeki Jeotermal Enerji Santralının Yerli Ola naklarla Dizaynı ve imali Orhan Mertoğlu "enerji bu nalımının en büyük nedeni, kaynakları enerjiye dönüştü ren tesislerin yurdumuzda imal edilememesi ve dışa ba ğımlı olması "dır haklı görüşü ile başlangıç yapmaktadır. Bildiride MTA tarafından kurulan ve Nisan 1975'den bu yana işletilen 0,5 MW gücündeki jeotermal pilot santralın yerli olarak imal edildiği ve bugüne kadar 30.000 saatlik çalışmayı başarıyla geçtiği belirtilmekte ve 5 MW gücün deki yeni bir tesisin imalat detay projesinin hazırlandığı açıklanmaktadır.

Alışılmış

Alışılmış enerji kaynakları bölümünde kongreye kö mür, petrol, hidrolik enerji konularında toplam 30 bildi ri sunulmuştur. Bu bildirilerden onbirinin nükleer enerji ile ilgili olması konunun Türkiye için de güncellik kazan dığını göstermektedir.

Linyite dayalı elektrik üretiminin toplam üretimin % 17, 5 ini oluşturduğu ülkemizde, linyit çıkarımından dağıtı mına kadar görülen karışıklık % 67 si termik santrallarda elektrik üretimi için kullanılan bu kaynağın daha verimli işletimini olanaksız kılmaktadır. Henüz üretim yapılma sa da Türkiye için gelecekte önem kazanması beklenen bir birincil enerji kaynağı da bitümlü şistlerdir. Aramalar

da toplam 5 milyar ton rezerv saptanmıştır. Bitümlü şist ler bulunduğu yerlerde yeraltına hava gaz karışımı gön derilerek petrol yada gaza çevrilebildiği gibi, toz haline getirilerek termik santral yakıtı olarak da kullanılabilir.

Katı yakıtlar ile petrol arasında, petrol kökenli katı ya kıtlar olan asfaltitler de petrol türevleri üretiminde ya da doğrudan yakılarak kullanılabilir. Ülkemizde 50 mil yon ton asfaltit rezervi saptanmıştır.

Petrolün birincil enerji kaynakları arasındaki payının 1982'ye kadar %45 49 olacağının sanıldığı ülkemizde üretimin artırılması, dağıtım ve tüketimin verimli bir şe kilde düzenlenmesi büyük önem taşımaktadır. Ülkemiz de varil başına 7000 dolar olan yatırım maliyeti düşü nüldüğünde gerek petrol gerekse onunla birlikte bulunan gazın üretim ve tüketim sorunlarının çözümlenmesinin önemi görülebilir.

Tükenmez ve temiz bir birincil enerji kaynağı olan ve gü nümüzde dünyada % 10'u kullanılan su gücü giderek önem kazanmaktadır. Su kaynaklarının kullanımı proje lerinin planlama ve yapım aşamalarının uzun sürmesine karşın önemli bir su gücüne sah^ Türkiye'nin su gücüne dayalı kuruluşlarını artır m..,! hem olası hem de zorunlu görülmektedir. Avrupa'da hidrolik potansiyel bakımın dan üçüncü sırada olan Türkivç üretimde 16.cı sırada bu lunmaktadır (1974 verileri iıe). Hidrolik enerjide biriktir mesiz tesislerin verimli çalıştırılmaları ve yenilerinin ya pılmasının da enerji sorununun hafifletil meşine katkısı olacaktır.

Yaklaşık % 4O'ı yakacak olarak verimsiz bir şekilde kul lanılan odun kaynakları da sınırlı olup üretim tüketim dengesinin 1982'den başlayarak tüketim yönünde bozul ması ve dışalımın gerekli olması beklenmektedir. Tezek ve bitki artıkları da akılcı olmayan biçimde yakacak ola rak kullanılmakta ve yılda buğdayda 1,5 2 milyon ton artış sağlayabilecek bir kaynak verimsizce tüketilmekte dir.

Ülkemizin elektrik enerjisi isteminin artması ile 1982 de 7040 MW, 1987 de 12560 MW, 1992 de 20870 MW ve 1997 de 32620 MW güce gereksinim olacağı kestirilebil mektedir. Bilinen kaynaklar ve yukarıdaki verilere göre iki aşamalı bir yatırım programlaması önerilebilr: 1. Ulu sal hidrolik ve linyit kaynakları en iyi şekilde kullanıla rak 1990'a kadar bu kaynaklarla yetinilmeli 2. Nükleer yada diğer almaşıkların dengeli katkısını sağlama yönün de çalışılmalıdır. Yapılan değerlendirmeler enerjinin akıl cı bir biçimde kullanılması, üretici, dağıtıcı ve tüketici kuruluşlar arasında eşgüdüm ve işbirliği sağlanmasının gerektiğini ortaya koymuştur. Bu anlamda % 39'u dış alımla sağlanan ve bir petrol türevi olan sıvıgaz yerine şe hirgazı üretimi artırılmalı ve bu amaçla linyitlerden ya rarlanılmalıdır.

Nükleer enerji konusundaki bildirilerde genel olarak bu enerjinin gerekliliği, güvenliği, kaza tehlikeleri, yakıt so runları, yeni tür reaktörler ve bu enerjinin gelecekteki durumunun Türkiye'yi etkileme biçimleri tartışılmak tadır.

Fosil ve hidrolik kaynaklardaki sınırlılığın 1990'lardan başlayarak Türkiye için de yoğun bir nükleer enerji prog ramının uygulanmasını zorunlu kılacağı öne sürülmekte dir. Olası kamuoyu tepkileri düşünülerek konunun özel likle kaza olasılıkları ve günlek gibi sorunları kamuoyu önünde tartışılmalıdır. Nükleer reaktörlerde bugüne ka dar radyasyon kazalarının olmamasına karşın, çevreye kaza sonucu radyasyon sızma olasılıkları düşünülmekte ve bunu son,derece düşük düzeyde tutan üç önemli et ken sıralanmaktadır. 1. Sızdırmaz.reaktör yapıları ve güvenlik düzenleri 2. Kullanılan standartların ve mühen dislik niteliklerinin yüksekliği 3. Nükleer santralların ta sarımı, yapım ve işletmesi konusunda uygulanan denetim ve düzenleyici yasalar.

Başka bir bildiride ise yüzyılın sonuna kadar yoğun bir nükleer enerji programının uygulanmasının ekonomimize ve ulusal çıkarlarımıza getireceği olumsuzluklar gözönü ne alınarak yeniden dikkatli bir değerlendirme yapılması gerektiği vurgulanmaktadır.

3. cü Beş Yıllık Planda nükleer enerji ve teknolojiye gir me kararı alınırken güvenilir bir enerji kaynağı sağlama ve yüksek düzeyde teknoloji aktarma amaçlanmıştı. Nük leer santralların duyarlı bir teknoloji, dikkatli bir işletme ve geniş güvenlik önlemleri gereksinmeleri ilk yatırım gi derlerinin toplam giderlerin % 60 70'ini oluşturmasına yolaçmaktadır. Bu nedenle şimdiden elektromekanik sa nayii ve diğer altyapı sanayii kurularak yatırım giderleri ni ve dışalımları azaltmak için çalışmalar yapılmalıdır.

Nükleer yakıt olarak kullanılan uranyum için yapılan a ramalarda Mayıs 1978 verilerine göre toplam 4400 ton U3O8 rezervi saptanmıştır. Ayrıca kurulan pilot kuruluş larda %60 70 U3O8 içeriği olan "sarı pasta" elde edilmiş ve depolanmıştır. Bu konudaki araştırmalar sonunda sarı pasta üretiminin sadece ölçü ve analiz aygıtları, karıştırı cılar ve kimyasal çözücüler alınması ile Türkiye'de ger çekleştirilebileceği ve 600 MVV (elektrik) gücündekiilk re aktöre gerekli yıllık 125 ton U3O8 in üretilebileceği gö rülmüştür.

Yurdumuzdaki uranyum kaynaklarının sınırlılığı fosforik asit üretimi sırasında yan ürün olarak U3O8 alınabilmesi ve bazı linyit yataklarındaki uranyum rezervlerinin fay dalı duruma getirilebilmesi olanaklarının araştırılmasına neden olmuş ve bazı olumlu sonuçlar alınmıştır. Ülke mizde kaba kestirimlerle kömür küllerinde 7000 ton, Muğla Yatağan bölgesi linyitlerinde ise 2700 ton uran yum yedeği olduğu söylenebilmektedir. Ayrıca Karade niz'in 2000 m. derinliğinde 150.000 km2 lik bir alandaki

çamurun yaklaşık 2 milyon ton uranyum içerdiği ve bu gün için buradan uranyum elde etmenin pahalı görünme sine karşın yakın gelcekte bu kaynaktan da yararlanıla bileceği belirtilmektedir.

Nükleer reaktör seçiminde belirleyici etken kullanılacak yakıt olacaktır. Bugünkü ticari amaçia yapılan reaktörler de iki tür yakıt çevrimi uygulanmaktadır: I Doğal Yakıt Çevrimi: Bu çevrimde % 0,1 1 lik U3Og li uranyum cevheri arıtma yoluyla % 60 70 U3O8 li sarı pasta haline getirilir. Sarı pastadan indirgeme ile elde edilen UO2 tozu metalurjik işlemler sonucu istenilen bi çim ve özellikler verilerek yakıt çubuğu haline getirilir.

2. Zenginleştirilmiş Uranyım Yakıt Çevrimi: Doğal uran yumda % 0,7 kadar olan U2 3 s izotobunun oranının artı rılmasına zenginleştirme denilir. Zenginleştirme sonucu ortaya çıkan plütonyum ve fisyon ürünlerinin değerlen dirilmesi bu almaşığın üstünlüğü gibi görülüyorsa da zen ginleştirme kuruluşlarının yatırım ve işletme giderlerinin yüksekliği bu çevriminin dışa bağımlılık bakımından da ha olumsuz olduğu iddia edilebilmektedir.

Türkiye'de nükleer enerji programı düşünülürken dünya daki gelişmelerin yakından izlenmesi ve henüz deneme aşamasında olsalar bile Yüksek Sıcaklık Reaktörler (High Temparature Reactor HTR) ve Hızlı Üretken Reaktör ler (Fast Breeder Reactor FBR) de incelenmelidir. HTR ler yakıt elemanı kurgusu, kor kurgusu, helyum ve yük sek sıcaklık konularında teknolojik deneyimler gerektir mekte olup; güvenlik, radyoaktivite ve yakıt maliyeti ba kımından diğer reaktörlere üstünlükler göstermektedir ler. Ülkemizin HTR lerde kullanılan Toryum bakımından dünyada en geniş yataklara sahip olması da HTR almaşı ğının dikkatle gözden geçirilmesini gerektirmektedir. Hızlı Üretken Reaktörlerin (FBR) en önemli özellikleri reaktör çalışırken tüketilen yakıttan daha fazla yeni ya kıt üretmesi ve reaktörde yavaşlatıcıya gerek duyulma masıdır. FBR nin yakıtı olan plütonyum HTR lerde üre tilebilir. Gelecekte bu tür reaktörler seçilirse plütonyu mun sağlanması için örneğin 10 000 MVV (elektrik) güç lü termik santralın bir sene çalışması gerekmektedir. Plü tonyumun dışalımla sağlanması askeri endişelerden dola yı oldukça olanaksız olacaktır. FBR lerin Türkiye'de ku rulmasının 2000 yıllarından sonrası için düşülmesi gerek tiği söylenmektedir.

Bugün için belli bir nükleer projenin Türkiye'nin enerji programındaki kesin yerinin saptanması ve ekonomik de ğerlendirmelerin yapılması için teknik ve ekonomik ya pılabilirlik çalışmalarına veya yatırım öncesi araştırmala rına başlamak ve ülkemiz koşullarına göre ön maliyet he saplarını yapmak zorunludur. Nükleer çıkışlı elektriğin ve yakıt çevriminin maliyetinin hesaplanması uzun vade de girdi maliyetlerinde ortaya çıkacak değişiklikler, mali

ve teknik parametrelerdeki belirsizlikler gibi nedenleri* oldukça güçtür. Tasarımlar bu güçlükler gözönüne alına rak yapılmalıdır.

Bildirilerin topluca gözden geçirilmesi sonunda kongreye sunulan çalışmalarda ağırlığın nükleer enerjiye verildiği, ancak enerji kaynaklarımız içinde tüm potansiyelin bi limsle olarak belirlendiği tek kaynağın su gücümüz oldu ğu görülmektedir. Bunların sonucu olarak uzun dönem enerji politikamızın saptanması için yanıtlanması gere ken birtakım sorular ortaya çıkmaktadır:

1. Y eni linyit kaynaklarının katkısı ne olabilir? 2. Ülkemizde petrol aramaları yeterli midir? Bu konuda ki güçlükler aşılabilir mi? 3. Katı yakıt olarak tükettiğimiz asfaltit ve linyitlerden daha verimli nasıl yararlanılabilir? 4. Bitümlü şistler değerlendirilebilir mi? 5. Nükleer enerji kullanımını yeğlemek için bilimsel ge rekçeler ortaya konmuş mudur?

Alışılmamış

Bugüne kadar yeryüzü uygarlığına, elde edilmesi ve taşın ması kolay fosil kaynakları vurdu damgasını. Ancak bir yandan fosil kaynaklarının giderek tükenmesi ve fiyatla rın artması, diğer yandan dünya eneji gereksinimi açığı nı doyurmaya tek seçenek nükleer enerjiye karşı duyu lan kuşku, gözlerin bir anda alışılmamış kaynaklara dön mesine neden oldu. Ülkemizde de, enerji darboğazı ve a lışılmamış kaynakların bolluğu, bu konuya duyulan ilgi yi artırdı.

Alışılmamış enerji kaynakları alanında sunulan bildirile re geçmeden önce, bu konuda dünyadaki durumu özetle mekte yarar var.

DÜNY ADA DURUM

Alışılmamış enerji kaynaklarından en güncelinin güneş enerjisi olduğu ve bunun kuramsal olarak tüm dünya e ncrji gereksiniminin 1000 katını karşılayacağı belirtili

yor. Ancak, güneş enerjisinin henüz ekonomik olmadığı bir gerçek. Güneş enerjisi uygulamalarının, özellikle gü neş enerjisinden hareketle elektrik üretiminin 2000'ler den sonra dünya enerji üretimine önemli ölçülerde katkı da bulunması bekleniyor. (2 0 3 0 yılında tüm dünya ener ji gereksiniminin 1/10'i). Avustralya bu konuda ilginç bir örnek; 2 0 0 0 yılında tüm ısınma gereksiniminin %40'ının (yaklaşık olarak ülkemizin şimdiki elektrik enerjisi ge reksiniminin 10 katı) güneş enerjisiyle sağlanacağı belir tiliyor.

öt e yandan, dünya rüzgarlarındaki enerjinin kuramsal olarak 1/50'sinin tüm dünya enerji gereksinimini karşı layabileceği, ancak bir dizi teknik ve ekonomik sorunun bunu şu anda olanaksızlaştırdığı biliniyor. 2 0 0 0 yılı dö nemecinde, dünyanın, ülkemiz şimdiki elektrik üretimi düzeyini belki 2 0 0 katı üstünde bir rüzgar üretim ağını gerçekleştireceği ve bu ağın ülkemiz alanının 2/3'si ka dar bir yer kaplıyacağı sanılıyor.

Gel git enerjisinin ekonmik olurluğu henüz tam ortaya konmuş değil. Bundan, ancak, gel git olayının sık rast landığı Fransa, A B D , Kanada, Avustralya, Ar ja nt in, Sov yetler Birliği, İngiltere ve Kore'de , rarlanılıyor.

Dünya dalgalarında gizli bulunan enerji, günümüz dünya enerji gereksinimi dolayındadır. A r . Jalga enerjisini kul lanma tekniği de henüz isterden düzeye erişmemiştir. Fiyatlar olağana oranla 8 10 katı daha pahalıdır. Ayrıca, açık denizde üretilecek dalga enerjisinin kıyıya nasıl taşı nacağına ilişkin sorunlar da tümüyle aydınlatılabilmiş de ğildir. Bununla birlikte, örneğin ingiltere'de, 2 0 0 0 yılına kadar 12 0 0 0 MVV'lik bir dalga gücüne erişileceği bildiril mektedir.

Jeotermal enerji halen yalnızca sekiz ülkede (El Salvadar, İzlanda, italya, Japonya, Meksika, Y eni Zelanda, Sovyet ler Birliği ve ABD) toplam 1 3 0 0 MW (ülkemiz kurulu gü cünün 1/3'i) dolayında üretilmektedir. Ancak yeryüzü kabuğunun ilk bir kaç kilometresinde gizli bulunan ısı nın, dünya enerji gereksinimini yüzyıllar boyunca karşı layabilecek nicelikte olduğu görülmektedir. Nitekim, da ha 2 0 0 0 yılına varmadan dünya jeotermal enerji üretimi nin 1 0 0 0 0 0 MW dolayında olacağı sanılmaktadır. Jeo termal enerjinin genellikle ekonomik olduğu ve sağlana bildiği yerde kullanılması önerilmektedir. Ancak, jeoter mal sıvıdaki radyoaktif bileşenlerin ve sıvının çekilmesiy le yer altındaki basınç düşmesinin yol açabileceği yer çöküntülerinin yarattığı sorunlar konusunda dikkatli ol mak gerekmektedir.

Organik artıkların kullanılmasıyla Nepal'de 6 milyon in sanın (toplam nüfusun yarısı) pişirme gereksinimi karşı lanabilmektedir. Şimdiden, Hindistan ve Çin Halk Cum huriyeti 'nin küçük kasabalarında binlerce organik gaz ü reteci kurulmuş durumdadır.

Alışılmamış enerji kaynakları arasında teknolojik açıdan gerçekleştirilmesi en zor görünen fiizyon (çekirdeksel kaynaşma) enerjisidir. Füzyon enerjisi, bugünkü aşamada dünyamız denizlerinde bol bulunan döteryum çekirdeği ile yine bol bulunan lityum çekirdeğinden hareketle elde edilen trisyum çekirdeğinin kaynaşması sonucu açığa çıkmaktadır. Füzyon enerjisi günümüzde "magnetik yol la hapis (confinement)" ve "eylemsizlik yoluyla (inerti al) hapis" yöntemleriyle gerçekleştirilmek istenmekte dir. Füzyon enerjisinin dünyamız enerji gereksinmesini pratikte sonsuz bir süre karşılayabilecek bir yetenekte ol duğu belirtilmektedir. Ama bu enerjinin 2000'lerden ön ce kullanılabileceği düşünülmemektedir.

BİLDİRİLERE GENEL BİR BAKIŞ

Bu bölüme, güneş enerjisi, jeotermal enerji, biyogaz, çöp, yel enerjisi ve dalga enerjisi başlıkları altında toplanabi lecek 16 bildiri sunuldu.

Güneş enerjisi dalında altı bildiri var. Bunlardan ikisi ül kemizdeki güneş enerjisi meteroloji verilerinin yeterince toplanmadığını, elde edilen verilerin ise güvenilir olmadı ğını vurguluyor. Ayrıca, burada, ölçümü gerekli güneş ve rilerinin kuramsal ve uygulama açılarından tartışmalarını ve birTUrkiye güneş haritası bulmak mümkün. Düzlem toplayıcılarının eniyilenmesinde yeni bir yöntemi sunan bildiride, toplayıcıları etkileyen astronomik ve çevresel koşullarla ekonomik etkenler verilerek bir bilgisayar programının geliştirildiği ve ülkemiz için eniyilenmiş bir kaç türün belirlendiği kaydediliyor. Güneş enerjisinin bi na tasarımındaki rolünü konu edinen bildirilerden birin de güneş enerjisi toplayıcı aygıtına gerek duyulmayan pasif sistemlerden ve bunların düzlem toplayıcıları ile birlikte olduğu bileşik sistemlerden söz ediliyor. Bir baş ka bildiride ise, bina yönlendirilişi, biçimi, kabuğunun ısıl ve fiziksel özellikleri, çatı türü ve çatı eğimi öğeleri ele alınarak en iyi kombinezonlar araştırılıyor. Ayrıca, Ankara bölgesindeki uygulamalara ilişkin sonuçlar da tartışılıyor. Bu daldaki son bildiri ise, mimarlara, güneş ısınımı kullanımını gözetirken yardımcı olabilecek bir bilgisayar programı tanıtıyor.

Jeotermal enerjisi alanında ise iki bildiri sunuldu.

Her iki bildiri de, özellikle, ülkemizin umutlu bir jeoter mal enerji araştırmalarının son onbeş yıldır sürdürülmesi ne karşın endüstriyel bir uygulaman.n henüz gerçekleş mediğini, 1982'de 15 MW, 1987 de 75 MW, 1992'de de 135 MW 'lık bir jeotermal yeteneğe ulaşılmasının öngö rüldüğü belirtiliyor. Oysa, bu alandaki potansiyelimizin birkaç bin megavat gücündeki elektrik üretimine yetebi leceği, elektrik dışındaki tarımsal ve kentsel ısıtma ve so ğutma ve benzer uygulamalar açısından daha da geniş bir potansiyelimizin bulunduğu vurgulanıyor. Ayrıca, ilgili kuruluşlar işbirliğine çağrılıyor.

Biyogaz üretimi alanında ise iki bildiri var. Benzer tema ları işleyen bildirilerde, biyogaz üretim özellikleri, dünya daki biyogaz uygulamaları ve Türkiye'nin söz konusu açıdan potansiyeli tartışılıyor. Biyogaz üretiminin Üçün cü Dünya Ülkelerinin kırsal alanları için temiz, yeterli ve ucuz enerji üretimine tükenmez birkaynak oluşturacağı ve Anadolu'da bunun önemli bir yeri olduğu savunulu yor. Ülkemizde, yalnızca büyükbaş hayvan gübresinin, kuramsal olarak, bir yılda verebileceği biyogazın ısıl ola rak yaklaşık bir yılda üretilen elektrik enerjisine eşdeğer olduğu belirtiliyor. Başlangıçta nisbeten yüksek bir yatı rım gerektirmesine rağmen, işletme ve bakım giderlerinin çok düşük olduğu ve M T A Enstitüsü'nde ülkemiz koşul larına uygun bir üreteç üzerinde çalışıldığı açıklanıyor ve biyogaz üreteçlerinin devlet katkısıyla yaygınlaştırılabile ceği belirtiliyor.

Çöp enerjisi üzerine sunulan ilk bildiride, çöp içeriğinin bileşimi ve bunun ısıl değerleri ayrıntılı olarak inceliyor. Çöp ve katı artıkların yakılmasının halk sağlığı ve ekono mi açısından sağlayacağı yararlar özetlenerek, artıkların depolandığı yerlerde oluşan gazlardan yararlanma soru nu da tartışılıyor. Kentlerimizde oluşan çöplerin azım sanmayacak düzeyde bulunduğu ve konunun ülkemiz açısından önemli olduğu belirtiliyor, ikinci bildiri ise çe şitli ülkelerden çöp artıklarının değerlendirilişine ilişkin örnekler verdikten sonra sözü istanbul'un çöplerine geti riyor. Edirnekapı'da inşa edilen ve istanbul çöplerinin yaklaşık 1/10'ini yakabilecek büyüklükteki denel çöp f ı rını anımsandıktan sonra İstanbul çöp potansiyelinin yıl da 530.000 tonla 330 milyon kilovatsaatlik (ülkemiz yıl lık elektrik enerjisi üretiminin yaklaşık 1/60'i) enerji üre timine eşdeğer bulunduğu belirtiliyor.

Y el enerjisi alanında üç bildiri var. Bunlardan ikisinde, elektrik ağından uzak ve dieselin taşıma masrafıyla bir likte ekonomik olmadığı kırsal bölgelerimizde, küçük boy yel aygıtlarından elektrik üretimi, su çıkarma, su lama vb. alanlarda yararlanılabileceği savı ortaya konu yor. Y el enerjisinin elektrik enerjisine oranla iki katı da ha pahalıya geldiğinin hesaplandığı, ancak, buna rağ men köylerimizde yel enerjisine başvurmanın ekonomik olabileceği savunuluyor. Buna gerekçe olarak da, TEK' in yatırımları içinde köylerimize ayrılan payın % 20'yi geçtiği, ancak köylerimize satılan elektriğin ise henüz % 3 düzeyine ulaşamadığı gösteriliyor. Dolayısıyla, TEK' in köylere yaptığı yatırımların başka alanlara kaydırılma sından Ülkemizde yel araçlarının üretimine önem veril memiş olmasından yakınılarak, sorunun, bilim çevreleri, Zirai Donatım Kurumu ve Makina ve Kimya Endüstrisi Kurumu tarafından ele alınması öneriliyor. Bildirilerden birinde bir Türkiye rüzgar haritası bulmak mümkün. Bu rada sunulan son bildiride ise, yaklaşık 5 0 0 W at t gücün dey yüksek verimli ve kolaylıkla imal edilebilir bir rüzgar aygıtının geliştirilmesi için gerçeklenen çalışmalar anla

tılıyor. Aygıtın, türbin tasarımı, elektrik donanımı ve yerleşme sistemi bakımından yenilikler getirdiği, maliye ti düşük parçalardan imal edilebilmesi için oto mekanik ve elektrik aksamından azami derecede yararlanıldığı kaydediliyor.

Dalga enerjisini konu edinen bir bildiride, bugünkü elekt rik enerjisi üretim düzeyimiz yirmi katının (toplam enerji gereksinimimizin yaklaşık iki katının) kıyılarımıza ula şan dalgalarda gizli bulunduğu savunuluyor. Dalga veri lerinin eksik olduğu ve tamamlanması gerektiği belirtili yor. Ayrıca, dalga üretimine ilişkin yöntemler anlatıla rak, vampa türü dalga dönüştürücülerinin ülkemiz için düşünülebileceği kaydediliyor.

SONUÇLAR

Tüm bildirilerden çıkansonuçları şöyle özetlemek müm kün.

Ülkemiz enerji darbogazındadır ve alışılmamış kaynaklar potansiyelimiz geniştir. Zengin olmasa bile, yel enerjisi toplam enerji gereksinimimimizn yarısını karşılayabile cek düzeyde. Dalgalar kıyılarımıza istemediğimizden çok enerji taşıyor. Jeotermal enerji, bildiğimiz kadarıyla, ku rulu gücümüzün yansı kadar bir güç üretebilecek durum da. Sadece büyük baş hayvanların artıklarından biyogaz üretmekle şimdiki elektrik enerjisi üretimi kadar enerji elde etmek mümkün. Büyük kentleri kendi çöpleriyle ay tınlatıp ısıtabiliriz. Ancak sıkıntı sadece Türkiye'de değil, genel olarak dünyada. Daha pek çok bilimsel araştırma ya, çoğunlukla ekonomik olurluk ispatına, bundan sonra da endüstriyel parçaların geliştirilmesine gerek var.

Bununla beraber, şu anda pek çok yapılabilecek şey var. özellikle hiç bir aygıt kullanmaksızın salt mimari tasa rım ve önlemlerle güneşten, sıcak su ve ısınma gereksin memiz için düzlem toplayıcı türü basit aygıtlar kullanıla bilir.

Elektrik ağından uzak, dieselin de taşıma masraflarıyla beraber ekonomik olmadığı bol rüzgarlı kırsal kesimleri mizde yaklaşık 1 kW gücündeki küçük aygıtlarla rüzgar enerjisi kullanılabilir. Hatta aynı boy aygıtlar güneşle de beslenebilir. Böyle yerlerde yemek pişirmek için biyo gazdan da yararlanmak mümkün. Kurulması öngörülen birimler açısından daha büyük boyutlarda jeotermal e nerji ye çöpler geliyor.

Bildirilerin çoğunda örgüdeşme sorunu ele almıyor. Ko nulara eğilecek, çözümler önerecek, bunları izleyecek resmi kuruluşlar öneriliyor. Sorunun çözümü için yoğun bilimsel uğraş, parasal kaynaklar ve etkili bir eşgüdümün gerekli olduğu anlaşılıyor. Alışılmamış kaynaklardan ha yalciliğe kaçmadan, üretebileceğimiz boyutları gerçekçi olarak öngörerek mümkün olan yapılmalı deniliyor.

Enerji Kullanımı ve Tutumluluğu

Alışılmış fosil kaynaklarının yakın gelecekte tükenecek olması eldeki kaynakların en akıllı ve dikkatli biçimde kullanılmasını gerektirmektedir.

Ülkemizde, enerji kesiminde petrolün payının yakın geç mişteki politikalar yüzünden çok fazla artması, özellikle 1973'ten sonraki petrol fiyatlarındaki yükselmelerden dolayı ülkeye çok pahalıya malolmuştur. Bu nedenle akılcı bir tutumluluk politikası saptanmalı ve gerekli ön lemler alınmalıdır.

Kongrenin bu bölümünde sanayi, konutlar, ulaşım, ta rım, elektrik enerjisi ve genel tutumluluk olarak 6 altbö lümde 26 bildiri sunulmuştur.

1. Sanayi: Bu konudaki bildirilerde sanayide enerji artı rım olanakları, bazı özel alanlarda bu yönde alınabilecek önlemler ve alınabilecek olası sonuçlar tartışılmıştır.

Sanayi kesiminin gelişmesinin enerjiye giderek daha çok bağımlı olmaya başladığı bilinmektedir. Bugün toplam enerji üretiminin çok büyük bir kısmını kullanan bu ke simde enerjinin çok yüksek oranda tüketim malları için harcandığı görülmektedir. Buradan çıkarak enerji tutum luluğu konusunu sanayiden başlayarak incelemek, tek noloji seçimi ve uygun teknoloji aktarılması noktaların dan başlayarak bir planlama yapmak gerekmektedir. Sa nayinin bugünkü koşullarında bile örgütlenme yanlışları nı gidermek, ısı ve buhar üretiminde petrolün yerine lin yit kullanmak, madencilikte, imalat sanayiinde yakıt ve enerji artırımı konularında önerilen önlemleri almakla önemli ekonomik sonuçlar sağlanacağı ortaya çıkmıştır.

2. Konutlar: Konutlarda kullanılan enerji kaynakları ko nusundaki 7 bildiride gerekli tutumluluk önlemleri diğer Ülkelerdeki çalışmalarla karşılaştırılmakta ve beklenen sonuçlar sıralanmaktadır.

Her ne kadar şu anda bile konutlar için gerekil yakıt açı ğımız % 20 ise de, bu kesimdeki enerji gereksiniminin alınacak önlemlerle % 50 azaltılabileceği öne sürülmekte dir. Bu amaçla konutlar için enerji girdileri ve dış kayıp lar enaza indirilirken enerji kullanımı ve çevriminin en iyilenmesi gereklidir. Anılan bu doğrultuda mimari pro jelendirme aşamasından başlayarak uygun vaktimin sağ lanması, ısı üreticilerinin verimlerinin artırılması, yakma

ELEKTRİK MÜHENDİSLİĞİ 363 264

hatası ve işletme bakım kusurlarının önlenmesi yönünde öneriler getirilmektedir. Ayrıca bu önlemlerin uygulan masında başka ülkelerde olduğu gibi devlet özendirici ya da zorlayıcı olarak üzerine düşeni yapmalıdır.

3. Ulaştırma: Enerjinin en az verimli kullanıldığı bu ke simdeki tutumluluk konusunu irdeleyen 3 bildiri sunul muştur.

Toplam enerji tüketimimizin % 10 15'i ulaştırmaya git mekte, bunun % 15 85'i karayolu taşımacılığında, % 5 10'u da demiryolu taşımacılığında tüketilmektedir. Bü yük bir kısmı dışalımla sağlanan petrolün ise üçte birin den fazlası ulaştırma kesiminde kullanılmaktadır. Top lam taşıma hizmetlerinin her 7 8 senede bir iki katına çıktığı ülkemizde karayolu taşımacılığının payının azal tılması gerektiği her ulaşım vasıtası için özgül enerji tü ketim miktarları (watt. saat/ton.km) hesaplandığında açıkça görülmektedir. Bildirilerde yakın dönemde alına bilecek önlemler sıralandıktan sonra uzun dörem ulaştır ma politikasının dikkatle saptanması gerektiği ve önerile cek plan doğrultusunda demiryollarının ulaştırmadaki payının 2000 yılına kadar % 40'a çıkartıknası ile toplam 30 milyon ton petrol artırımı sağlanacağı öne sürülmüş tür. Ayrıca karayolu taşımacılığında benzin yerine diğer almaşıkların (önce benzin etanol karışımı, sonra tüm etanol) denenmesi gerektiği de belirtilmektedir.

4. Tarım: Tarımda enerji tutumluluğu konusunda tek bildiri ("Bitkisel Üretimde Enerji Kullanımı ve Tutum Olanakları") sunulmuştur.

Toplam tüketimdeki payının azlığına karşın nüfus artışı, makinalaşma, tarımsal mücadele ve verim artırıcı yön temlerin gelişmesi sonucu bu kesimde de enerji isteminin artacağı bilinmektedir. Bitkisel üretimde kullanılan top lam enerjinin bütün girdileriyle incelendiği bu bildiride sonuçta tarımsal ürünlerin fiyatlarının saptanmasında üretim sırasında tüketilen tüm enerjinin hesaplanması önerilmektedir.

5. Elektrik Enerjisi: Bu bölümde sunulan dört bildiride elektrik enerjisi iletim dizgilerinin planlanması ve sınan ması, TEK sisteminde 760 KV'luk tesislerin kurulması, güç faktörünün düzeltilmesi ve bileşik ısı elektrik santral lan kurulması konuları tartışılmıştır.

Elektrik üretim ve iletiminde yeterlilik ve güvenirlik kri terleri gözönüne alınarak yapılacak planlamalar sonucun da belirlenecek tutumluluk önlemleri dikkatle uygulan malıdır.

380 KV'luk iletim sisteminden 760'luk sisteme geçiş ça lışmalarına başlandığı belirtilen bildiride ise bu yeni tek noloji aktarımının getireceği olumlu sonuçlar sıralan makta, 760 KV'luk iletimin 380 KV'luk iletime oranla

kuruluş masrafları açısından % 50 daha ucuz olduğu gös terilmektedir.

Güç faktörü düzeltilmesinin kısa dönem enerji tutumlu ğu açısından sağlayacağı yararlar ise başka bir bildirinin konusu olmuştur. Motorlar ve gaz boşalmalı ışık kaynak larının çoğalması sonucu 0,7 gibi çok düşük bir düzeye düşmüş olan güç faktörünün yurt içinde üretilen cihazlar la düzeltilmesi sonucu 0,8'e çıkarılması ve tüm enerji tü ketiminin % 4'ü kadar enerji tutumluluğu sağlanması ola naklıdır.

Elektrik üreten santrallann artık ısılarından yararlanma olasılıkları teknik ve ekonomik yönleri yararları ve yakıt tutumluluğu açılarından incelenmiş, buhar santrallann dan atılan ısının kullanılma alanları anlatılmıştır. Artık ısının değerlendirilmesi şu anda % 30 40 olan yakıt veri mini % 80 85'e çıkarabilecektir. Bildiride sonuç olarak 1983 1992 döneminde kurulacak linyit santrallannın ısı elektrik bileşik santrallan şeklinde planlanması öneril mektedir.

6. Genel Tutumluluk önlemleri: Enerji tutumluluğu ko nusunun genel olarak incelendiği bu bölümdeki 6 bildri de dünyadaki enerji bunalımının nedenleri genel olarak sözkonusu edildikten sonra Türkiye koşullarında alınma sı gerekli tutumluluk önlemleri ve politikaları tartışıl maktadır. Enerji tutumluluğunun önemini belirmekten öte, tercihlerin öncelikleri, şimdiye dek alınan önlemle rin verimliliği, enerjinin daha akılcı kullanımı doğrultu sunda geliştirilen yeni teknolojiler ve bunların ekonomik sonuçları bu gruptaki bildirilerin ana konuları olmuştur. Ayrıca nükleer enerji yeni bir almaşık olarak düşünülür ken kömür ve su kaynaklarımızdan ve ilerde güneş enerji sinden yararlanma olanaklarının artırılması gerektiği vur gulanmaktadır.

özetle bildirilerde tartışma konusu olan noktalar şöyle sıralanabilir:

1 Petrol kullanımının azaltılması ve almaşık kaynakların sunumu

2. Enerji kaynaklarının değişik kesimlerde kullanılma sında önceliklerin saptanması

3 Fiyat artırımı ve benzer önlemlerle enerji tutumlulu ğunun sağlanmasına katkı

4 Petrol ürünlerinde dağıtım miktarlarının sınırlanması 5 Elektrik tüketiminde kademeli tarife uygulanması 6 Kamuoyunun enerji tutumluluğu konusunda aydınla tılması 7 Enerji tutumluluğu yatırımlarının devletçe desteklen mesi 8 "Y akıt Tüketiminde Ekonomi Sağlanması Y önetmeli ği"nin işlerliği ve uygulanabilirliği 9 Konu ile ilgili standartların zorunlu hale getirilmesi 10.Karayolu ulaşımından demiryolu ulaşımına geçiş ve sorunları.