Elektrik Mühendisliği · Sayı 263 264 · Kasım-Aralık1978

25. GENEL KURUL

Oda ve TMMOB örgütsel yaşamı Görüş ve değerlendirme

Yıl
—
Sayfa
7
Okuma süresi
21 dk
Görüntülenme
0

Konu

Oda ve TMMOB örgütsel yaşamı

İlgili: Toplum, demokrasi ve emek, Enerji politikası, piyasa ve özelleştirme

Anahtar kelimeler

  • EMO Genel Kurulu
  • Aybars Ungan
  • enerji bunalımı
  • Akkuyu nükleer santrali
  • TEK
  • faşist terör

Özet

EMO Başkanı Aybars Ungan'ın 25. Olağan Genel Kurul açış konuşması; dönemin ekonomik-politik bunalımı, faşist terör olayları ve enerji sektöründeki sorunlar (üretim yetersizliği, kesintiler, Akkuyu nükleer santral girişimi) değerlendirilmektedir.

Tam metin

Metin PDF'ten otomatik çıkarılmıştır; tablo, şekil ve formüller eksik ya da hatalı olabilir. Özgün dizgi için PDF'e bakın.

ğımlılık ilişkilerinin pekişmesine yol açmaktan başka bir sonuç vermeye ceği görüldü. Sürekli ödün ve güvence verme anlayışı temelinde geliştirilen politikaların, kısır döngü çözümsüz lüğüne saplanması şaşırtıcı değildir.

Geçtiğimiz yılda, ekonomik ve poli

tik plandaki gelişmeler, gerek ülke

gerekse çalışan yığınların çıkarları

açısından artan olumsuzluklar içer

mektedir. Enflasyon hızı yakın tari

hin en yüksek oranlı fiyat artışları

boyutuna ulaşmıştır. Hammadde, ya

tırım malı ve döviz yokluğundan ya

tırımlar aksamış, endüstriyel kapasi

temin kullanma oranı yarıya düşmüş

tür. Ekonomik darboğazdan çıkabil

mek için uluslararası finans kuruluş

ları platformunda aranan desteğin be

deli ise fazlasıyla ödenmiştir. IMF'

nin dayatmalarıyla yapılan yüksek o

AY BARS UNGAISTIN ranlı devalüasyon, Toplumsal Anlaş 2 5 . GENE LK URUL ma yöntemiyle geliştirilen ücretleri dondurma uygulamaları başlıca ör

AÇIŞ KONUŞMASI neklerdir. Geçtiğimiz dönemde para sal destek gereksinmesinin yarattığı

çaresizlik ortamında bu finans mer

Sayın başkan, sayın konuklar, sayın basın ve TRT mensupları, değerli de legeler.

kezleri, yalnız ekonomik önlem ve üretken olmayan kalkınma modeli önerileriyle kalmamışlar, aynı zaman da askeri ve politik amaçlı dayatma

Sizleri Odamız adına en iyi dilekle rimle selamlarım.

olanakları açısından daha uygun ko numlar elde etmiş ve kullanmışlar dır.

Odamız 25. Olağan Merkez Genel Kurulu 17 18 Şubat 1979 tarihlerin de Ankara'da TSE toplantı salonunda yapıldı. Genel Kurula şubelerden se çilen delegelerle, merkez ve şube yö netim kurulları ile merkez denetleme ve onur kurulu ile temsilcilerden olu şan delegeler katıldı.

Genel Kurul, 17 Şubat Cumartesi sa bahı, başkanlık divanının oluşturul ması ile çalışmalarına başladı. Divan başkanlığına Alaattin Anahtarcı, Baş kan yardımcılıklarına Kaya Bozoklar ve Kemal Bilgin, yazmanlıklara Can Işık, Emel inal, Kadri Durgun ve Ömer Akbaba seçildiler.

Oda Başkanı Aybars Ungan'ın açış konuşmasından sonra sırasıyla Anka ra, istanbul ve İzmir Şube Başkanları söz aldılar.

Ülkemiz tarihinin en bunalımlı yılla rında bir çalışma dönemini daha geri de bırakıyoruz. Genel Kurulumuz topluma yönelen tehdidin üst aşama lara ulaştığı bir ortamda toplanıyor.

1978 yılı ülkenin içine itildiği çok yönlü bunalımların derinleşerek sür düğü, ama aynı zamanda vazgeçilmez gibi gösterilmeye çalışılan toplumsal modelin çözümsüzlüğünün biraz daha belirginleştiği bir dönem oldu. Yapı sal bozukluktan kaynaklanan buna lımları atlatabilmek için başvurulan çıkış yolları, toplum yararına geçici çözümler bile sağlayamadı, öteden beri sermayenin gereksinmelerine göre belirlenen ilişki ve işleyişleri mutlak veri saymanın mevcut yeter sizliğin daha da çarpıklaşmasına, ba

Tüm bu gelişmeler, ekonominin kit leler üzerindeki yükünü ağırlaştırdı. Paranın hızla değer yitirmesi ve yük sek fiyat artışları, bir yandan da iş sizlik oranı artan emekçi kitlelerin yaşam standartlarını düşürdü. Geniş emekçi kitleler gerçek anlamdaki beslenme ve barınma gibi gereksin meler ölçütünde, yoksulluk sınırına doğru biraz daha itildi. Ekonomik ve demokratik hakların korunması ve genişletilmesi doğrultusunda yük selen toplumsal muhalefet ise, bu kez daha büyük ölçekli baskı ve demago jiyle karşılaştı. Dojaylı dolaysız yol lardan yönlendirilen faşist terörün yalnız bireyleri hedef almaktan çıkıp en son örneği K. N'.araş'ta görülen toplu kırımlara dönüşmesi, ülkeyi ar tık eskisi gibi yönetemeyen egemen sınıfların iç savaş kışkırtıcılığına va ran açık saldırışıdır.

Faşist saldırı, geçtiğimiz dönemde iş çi, öğrenci, öğretmen, memur, tek nik eleman ve bilim adamını, doğru lardan ve nesnel gerçeklikten yana olan herkesi yoğunluğunu durmadan arttırmaya çabaladığı sistemli cina yetlerin hedefi haline getirdi. Faşist kurşunların aramızdan aldığı Ziraat Mühendisleri Odası Adana Şubesi Başkanı Akın özdemir'i, üyemiz ve değerli hocamız Ord. Prof. Bedri Ka rafakioğlu'nu, bilgisayar konusunda ki Oda çalışmalarında büyük katkısı bulunan TÜTED GYK üyesi sosya list bilim adamı Dr. Necdet Bulut'u bu vesileyle bir kez daha anıyorum.

Tüm demokrasiden yana güçler bu yoğun saldırı ve tehdit ortamında ge ri adım atmamak kazanımlarını koru mak \e haklı mücadelelerini yükselt mek için İsrarlı bir çaba içinde oldu lar. Odamız da, demokratik güçlerin birleşik eylemlerinde üzerine düşen örgütsel sorumlulukları yerine getire rek kitlesiyle birlikte yer aldı.

Sayın konuklar, değerli arkadaşlarım

Odamız, tüm birimleriyle uzmanlık çalışmalarına da gereken önemi ve yeri verme çabası içinde olmuş, çe şitli konularda görüş ve öneri geliştir meye çalışmıştır. Kuşkusuz bunların içinde enerji sorunu ağırlıklı yer tut maktadır. Odamızın enerji sorununa ilişkin görüşleri ve bu sektörün görü nümünden burada da kısaca söz et mek istiyorum.

1978 yılı, elektrik enerjisi üretim te sisleri yatırımı açısından önceki dö nemlere benzer gecikmelerle öngörü len programların gerçekleşmediği bir yıldır. Yıl sonunda deneme çalışma sına başlayan 150 MVV'lık Tunçbi lek B 2 santralı dışında yalnız 8.2 MVY'lık Doğankent dördüncü ünitesi işletmeye alınabilmiştir. Bunun yanı sıra otoprodüktörler, kendi gereksin melerini karşılamak üzere 25 MW gü cündeki sakıncaları artık herkesçe bilinen fuel oil santrallarını yıl içinde gerçekleştirmişlerdir.

Yatırım programlarının gerisinde kalı nan 1978 yılında da elektrik enerjisi

bunalımı derinleşerek sürmüştür. Bu dönemde üretilen elektrik enerjisi 21.5 milyar kVVh'tır. Türkiye Elek rik Kurumu % 82 ile toplam üretimde en büyük pay sahibidir. Üretimin bi rincil kaynaklara oransal dağılımında, petrol ürünlerinin payı azalmış, hid rolik potansiyelin ve linyitin payı art mıştır.

Bu üretim değerine karşılık 1978 yı lında tüketilen enerji 22.1 milyar kVVh'tır. Üretim ile tüketim arasında ki 619 milyon kVVh'lık fark Bulgaris tan'dan sağlanmıştır. Elektrik enerjisi tüketim talebi ise bundan daha büyük bir değere çıkarak 23.5 milyar kWh dolayına ulaşmıştır. Talep ile toplam üretim arasındaki fark ise kesinti ve kısıntı miktarını vermektedir ki, bu sayı da 1.3 milyar kWh mertebesin dedir.

Anılan sayılar ve bir önceki yılın veri leri değerlendirildiğinde bugünkü du rum somutlanmaktadır. TEK yasası nın çıkışından bu yana sekiz yıl geç miş olmasına karşın halâ kurulu gü cün % 22'si özel niteliklidir. Bugün için 100 milyar kWh kabul edilen hidrolik potansiyelin kullanma oranı % 7'yi aşmamıştır. Programlı kesinti ve kısıntılar ise bir yılda iki katına çıkmıştır. Hemen hemen tüm kent lerde üç dört saate varan programlı uygulamalardan ayrı olarak, çok uzun süreli program dışı kesintiler de yapılmıştır. Ayrıca enerji yetersizli ğiyle birlikte güç yetersizliği de ya şanmıştır. Elektrik enerjisi tüketim artış oranın da bir önceki yıla göre azalma görül mektedir. Bunda döviz yokluğundan hammadde ve donanım ithalinde güçlüklerle karşılaşan sanayi kesimi nin önemli ölçüde payı vardır. Bu durum sanayinin dışa bağımlı ve çar pık yapısının bir göstergesi olarak değerlendirilmelidir, öte yandan sa nayinin belli bir kesiminin ülkede tüketilen elektrik enerjisi içindeki pa yı da, yapısındaki çarpıklığı belgele yen bir göstergedir. Tüm sanayi sek törünün kullandığı elektrik enerjisi nin % 87'si, başka bir deyişle ülke tü ketiminin % 6O'ı tüketim malı üreten sanayi kesimi tarafından harcanmıştır

Burada enerji bunalımını körükleyen yapısal nedenlerden başlıcası açıkça ortaya çıkmaktadır.

Enerji bunalımını körükleyen yapısal bozukluk, yeni tüketicilerin sisteme bağlanma taleplerinin karşılanmasıy la da görülmektedir. Yetersizliğin ar tarak büyümesine karşın, ilgili ku rumlar ve belediyeler yeni tüketici lerin isteklerini yalnız hat ve trafo kapasitesine göre değerlendirmekte ve enerji satış sözleşmesi yapmak tadırlar. Bu durum öteki alanlarda olduğu gibi tüketimin de, bir plan disiplini altına alınamadığının somut taki göstergesidir.

Kullanılması TEK ve Enerji ve Ta bii Kaynaklar Bakanlığının iznine bağlı kılınan imdat generatörleri so runu, 1978 yılının başlıca sorunları düzeyinde yer almıştır. Bakanlık de netiminin yetersiz kalması ve bu ge neratörlerin kaçak kullanma kolaylı ğının bulunması, kullanımın yaygın laşmasına neden olmuştur. Genellikle kesintilerden rahatsız olan ve alım gücüne sahip her kişi ve kuruluşun bu yola başvurduğu söylenebilir. Bugün izinli generatörlerin toplan gü cü 600 MW yani bir Keban ya da An barlı santralı düzeyindedir. İzinsiz kullanılan kapasitenin ise bu sayının çok üstünde olduğu tahmin edilmek tedir. Petrol tüketimini büyük ölçüde artıran bu generatörlerin kullanımı yasa ve yönetmeliklerde belirtilen şe kilde denetim altına alınmazsa, ülke ekonomisini olumsuz yönde etkile meye devam edecektir.

1978 yılının olumsuzluk taşıyan ol gularından biri de, somutlanma aşa masına geldiğimiz nükleer santral gi rişimidir. Maliyetinden işletme ko şullarına ve yakıt sorununa dek çe şitli noktalarda somutlanan olumsuz luklar nedeniyle nükleer santral, ileri sürüldüğünün tersine enerji sorununu daha da derinleştirecek niteliktedir. En başta yüksek maliyet oranları be lirtilmelidir. Akkuyu'da kurulacak 600 MVV'lık nükleer santralın gerek sindiği iç ve dış harcamalarla üç kat gücünde termik ya da beş kat gücün de hidroelektrik santral kurmak ola

ELEKTRİK MüHENDtSLİÖÎ 263 264

naklidir. Böylesine yüksek yatırım gi deri olan nükleer santralın, konvansi yonal santral yatırımlarını öteleyece ği de başka bir gerçektir. Y akıt ko nusu ise ülkemizdeki uranyum cev herinin varlığına sığınılarak hep göz ardı edilmeye çalışılmıştır. Oysa Ak kuyu'da kurulacak nükleer santralın gereksindiği zenginleştirilmiş yakıt, sürekli döviz ödenerek dışardan sağ lanmak zorundadır. Zenginleştirilmiş ve fabrikasyona tabi tutulmuş yakıt üretiminde 1985 yıllarında, uranyum hammaddesi bakımından ise 1 9 9 5 yıllarında belirmesi güçlü olasılık taşı yan dünya çapındaki darboğazların, ülkemizdeki bir nükleer santral işlet mesini ne yönde etkileyeceği ortada dır, ö t e yandan katı nükleer artıkla rın ve radyasyon oranı yüksek kulla nılmış yakıtın depolanması ancak on yıllık kapasite sınırıyla projelendiril diğinden, daha ileri dönemlerde ek Isorunlar belirecektir. Ayrıca nükleer santral işletmesi ve bakımı için gerek li yüksek nitelikli teknik hizmetin ön koşulları oluşturulmadığından, san tralın yabancı teknik kadrolar eliyle işletilmesi sürpriz olmayacaktır.

Emperyalist ülkelerin kıyasıya reka bet nesnesi haline getirdikleri Akku yu santralı, sayılan nedenlerle bağım lı enerji politikasını pekiştirecek za mansız bir girişimdir. Bu gerçek, ge çen yıl sonunda yapılan Türkiye 3. Genel Enerji Kongresinde büyük ço ğunluk tarafından da paylaşılmıştır. Emperyalist dayatmaların nesnel ürü nü olarak sahneye çıkan nükleer elek trik santralının ertelenmesi ve doğal kaynakların tümü kullanılmak koşu luyla 1 9 9 5 yılından sonra devreye girecek şekilde planlanması, ülke çı karlarının gereklerine uygun düşecek tir.

Enerji sorununu bir kaç noktadan gö rüntüleyen bu özetlemeden çıkan te mel sonuç, ekonomik ve polit ik sis temde varolan çözümsüzlük ve yeter sizliklerin enerji bunalımına artarak yansımakta oluşudur. Elektrik enerji siyla birlikte tüm ilintili sorunlar, ar t ık kısa dönemli sınırlı önlemlerin bi le gerçekleşmesini engelleyecek bo yutlara ulaşmıştır. Bu tersine gidişin

yavaşlatılamaması halinde, ülkenin öteki yarısının da yakın gelecekte ka ranlığa gömüleceği düşünülmelidir.

Sayın konuklar, değerli arkadaşlarım, önümüzdeki döneme ülkemiz ekono mik, politik, toplumsal sorunlarla yüklü olarak giriyor. Bu sorunların geçmişten gelen özellikleri ve boyut ları gelecekteki gelişmelerin yönünü ve hızını etkileyecektir. Bundan önce olduğu gibi tüm sorunların ağırlığı, yükü yine çalışanlar tarafından omuzlanacak. Elektrik mühendisleri ne, tüm teknik elemanlara bu yükün hafifletilmesinde görev düşüyor. Tek nik elemanlar yıllardır grevli toplu Isözleşmeli sendikal haklar için, siya sal haklar için mücadele verdiler; uz manlık alanlarında sermayenin sömü rü çarkını teşhir ettiler, ülke çıkarla rından ve halktan yana çözüm öneri lerinin hayata geçmesi için çaba gös terdiler; somut taleplerin, temel hak ve özgürlüklerin geçerlilik kazanması için diğer emekçi kesimlerle birlikte ortak mücadele saflarında yerlerini al dılar. Bu sürecin pratikteki başlıca hedeflerinde biri de kazanılmış olan demokratik mevzilerin korunması idi. Geçtiğimiz dönemde demokratik mevzilerin, kazanılmış hakların ko runması, birtakım beklentilerin tersi ne daha da önem kazanmıştır. Top lumu ileri ölçülerde tehdit eden faşist hareketin kaynaklarına yürüyeceği yerde, kendi varlık nedeni olan temel hak ve özgürlükleri daha da kısıtlama ya çalışan resmi politikanın, bugün varılan noktada yadsınmaz rolü var dır.

önümüzdeki döneme, her türlü sonu cundan iktidarın sorumlu bulunduğu sıkıyönetimli koşullarda giriyoruz. Emperyalizmin kayıtsız koşulsuz gü dümünü ve denetimi altında bulunan gizli odak ise, bu ortamda, resmi ikti dar kimliğini' ele geçirebilmek için doğrudan ya da aşamalı yöntemlerle sonuç almaya çalışacaktır. Ayrıca or tadoğudaki demokratik gelişmeler den sonra Türkiye'ye boşluk doldur ma işlevi yüklenmesi de beklenmeli dir. Bu türden bir işlevin toplumsal muhalefet ve demokratik güçler açı

sından elverişsiz bir ortam yaratabile ceği açıktır.

Bunları belirtmekten amaç, kuşkusuz edilgen bir yaklaşımla karamsar bir tablo çizmek değil, demokrasi müca delesinin olası gelişmeleri de gözönü ne alabilen, örgütlü ve kararlı bir bi çimde sürdürülmesi gereğini vurgula maktır. Demokratik güçlerin müca dele platformunda yeralan Odamız, üye tabanından aldığı güçle, üzerine düşen görevleri aynı kararlılıkla yeri ne getirmeye devam edecektir, öt e den beri örgütümüzü ilgilendiren her konuda, her çalışma alanında nitel ve nicel etkinliğin oluşmasını gözeten Odamızın, bundan böyle de örgütlü ve birleşik gücünü geliştireceği inan cını taşıyorum. Bu inançla genel ku rulumuza başarılar diler, saygılar su narım.

ŞUBE BAŞKANLARININ KONUŞMALARI

ANKARA ŞUBESİ BAŞKANININ KONUŞMASI

Ankara Şubesi Başkanı Haluk Tosun odamızın bağımsızlık ve demokrasi mücadelesi içindeki yerini belirttik ten sonra, çok sayıdaki arkadaşımı zın omuz verişiyle bu mücadele için deki görevlerimizin yerine getirilme sindeki başarılarımızı dosta düşmana kabul ettirdiğimizi anlattı.

Bugün gelinen noktada, zor ve kar maşık görevlerimizin üstüne gitmekte yeni ve güçlü araçlara sahip olduğu muzu dile getiren Haluk Tosun, bu gerçeğin dokuz yıldır odamızdaki mücadelenin içinde bulunmuş arka daşlarımızın bilgi ve deneyim biriki minin bundan sonrası için zengin bir kaynak oluşuyla, oda çalışmalarına katılan arkadaşların artan sayısıyla ve meslek alanımızda emperyalizmin sö mürüsünü teşhir etmenin antifaşist,

antiemperyalist mücadelede ne denli güçlü bir silah olduğunun kavranma sıyla kendini gösterdiğini, önümüzde ki dönemde odamızı vardığı bu nok tadan daha ötelere götürme görevinin bizleri beklediğini belirtti.

İSTANBUL ŞUBESİ BAŞKANININ KONUŞMASI

İstanbul Şubesi Başkanı Selçuk Esen konuşmasında mimar ve mühendisle rin ekonomik demokratik sorunlarına değindi. Mimar ve mühendislerin % 70'inin ücretli olarak çalıştığını, üc retli olarak çalışanların % 84'ünün sendikal haklardan yoksun olup, bu hakka sahip olan az sayıda mimar ve mühendisin söz konusu haklarını et kin bir biçimde kullanamadıklarını belirtti.

İstanbul Şubesi Başkanı, herhangi bir örgütün niteliğini doğal ve kaçınıl maz olarak o örgütün eyleminin içeri ği gereği ekonomik demokratik mes leki platformda yer alan bir demokra tik kitle örgütü olduğunu söyledi. Yü rütülen mücadelenin varlığının, örgüte bağlı olan en geniş kitlenin egemen sınıflarla çelişkilerinin varlığına, ba şarısının ise bu çelişkilerin yönetim lerce sistemli bir biçimde ortaya ko nulmasına ve çalışma alanındaki bo zuklukların bilimsel bir yöntemle ser gilenmesine, böylece kitlelerin çeliş kiler etrafında harekete geçirilmesine bağlı olduğu dile getirildi.

Selçuk Esen, TMMOB ve onun bir alt birimi olan EMO'nun, üyelerinin öz gün konumları paralelinde, bu ko numdan doğan çelişkiler temelinde bilinçlenme, örgütlenme, mesleki ta leplerini belirleme, varolan birikimi zenginleştirme doğrultusunda bir mü cadele ile karşı karşıya olduğunu, bu gün mimar ve mühendis odalarına ve TMMOB'ye yüklenen görev ve işlevle rin 1954 kuruluş yasasının çok önün de ve ötesinde olduğunu, eylem birli ğinin güçlendirilmesi için örgütler arası birliğin sağlanması, TMMOB'nin bir üst örgüt olarak daha da güçlendi rilmesi gerektiğini belirterek konuş masını tamamladı.

İZMİR ŞUBESİ BAŞKANININ KONUŞMASI

İzmir Şubesi Başkanı Yüksel Leven doğlu, üyelerimizin yaşam koşulları nın giderek bozulduğunu, ücretlerin artırılmaması için IMF'nin dayattığı nı, yaşam koşullarımızın ancak grevli ve toplu sözleşmeli sendikal hakların alınması ile düzeltilebileceğini anlattı. Bu mücadelenin IMF, Dünya Bankası, AET ve emperyalizmin diğer kuru luşlarına karşı olduğu için bir bağım sızlık mücadelesi, siyasal partilere üye olma ve sendikalarda etkin bir de mokratik güç olma sonucunu getire ceği için bir demokrasi mücadelesi ol duğunu dile getirdi.

Yüksel Levendoğlu, sürmekte olan faşist terör ve cinayetlere değinerek, faşizmi kitlelerin örgütlü mücadelesi nin yeneceğini, işçisi köylüsü, memu ru, teknik elemanı, sanatçısı, yazarı ve aydını ile her kesimden halkın kendi gerçek önderlerini ve tutarlı mücadele örgütlerini yaratma sürecin de olduklarını vurguladı.

Şube başkanlarının konuşmalarından sonra TMMOB başkanı Teoman öz türk söz aldı. Daha sonra oy sayım kurulu ve komisyon seçimleri yapıl dı. Merkez Yönetim kurulunca hazır lanan çalışma raporunun özetlenme sinden sonra, raporlar üzerinde görüş melere geçildi. Çok sayıda delegenin söz alarak odamızın meslek alanında ki ve genel ekonomik demokratik mücadele içindeki çalışmalarına iliş kin görüşlerini belirttiği bu gündem maddesi ikinci gün öğleden sonra so na erdi. Yönetim kurulu, eleştirileri yanıtladıktan sonra idari ve mali yön den oybirliği ile aklandı. Bundan son ra Genel Kurula bütçe, tüzük, prog ram ve bildiri komisyonlarının çalış maları sunuldu. Bütçe ve tüzük ko misyonunun önerileri ve bildiri ko misyonunun hazırladığı Genel Kurul bildirisi Genel Kurulca benimsendi. Program komisyonunun hazırladığı iki program önerisinin seçilecek yeni yönetim kuruluna iletilmesi kararlaş tırıldı.

Daha sonra Odamız Merkez Yönetim, Denetleme ve Onur Kurulları ile TMMOB Yönetim, Denetleme ve Onur Kurulu adaylarının ve TMMOB Genel Kurulu delegelerinin belirlendi ği seçimlere geçildi.

TMMOB BAŞKANI TEOMAN ÖZTÜRK KONUŞMASI

"TMMOB için yeni bir çalışma döne minin başlangıcı olan oda genel ku rullarımız şu günlerde ve sorunların giderek büyüdüğü bir ortamda toplan maktadır. Bir yıllık çalışmalarımızın değerlendirileceği yeni dönem çalış malarının yönlendirileceği bu genel kurullar yapılırken sorunların ve mü cadelelerin vardığı düzeye kısaca bir bakmanın gelecek günlerdeki sorum luluk ve görevlerimiz açısından yarar lı olacağına inanıyorum.

Türkiye'de Şubat aylarında bizim ge nel kurullarımız yapılırken bir yan dan da Millet Meclisinde yeni dönem bütçe görüşmeleri sürer. Evvelki yıl 200, geçen yıl 300, bu yıl 400 küsur milyar liralık bütçeler üzerinde görü şülmüştür. Bu sistem içinde, bu eko nomi politikayla her yıl artan yüz milyar liralar kime ne getirmektedir, kimden ne götürmektedir? Bu soru nun cevabının hayatın her alanında bilimsel bir biçimde incelenmesi ve cevaplandırılması gerekmektedir. Bu yüz milyarlar, kanımca emekçi halkın sırtına binen yeni, ağır yüklerden başka birşeyin ifadesi değildir.

Emekçi halk bu ağır yükün altından kalkmaya çalışırken bununla atbaşı giden baskı ve saldırıları da göğüsle mek durumunda kalmaktadır. Bugün ulaşımdan altyapıya, tarımdan or mancılığa, kentleşmeden konuta, sa nayiden enerjiye kadar her alanda emperyalist sömürü, dışa bağımlılık, yağma ve talan sürmektedir.

Bu yıl 25. kuruluş yılı tamamlanmak ta olan TMMOB'de yeterli olmadığını bildiğimiz halde özellikle son 10 yıl içinde önemli adımlar atıldığı bilinen bir gerçektir. Ancak hem bizlerin hem de emekçi halkımızın sorunların çözümü yolunda tüm gücümüzü ve kaynaklarımızı doğru bir biçimde se ferber edebildiğimiz söylenemez."

Bugün vere vere canından başka vere cek birşeyi kalmayan, onu da koru mak için çok zor koşullarda çaba harcayan Türkiye emekçi halkından Maliye Bakanından dün Mecliste be lir t t iği biçimde özveride bulunma is tekleri yaşanmaktadır. Bugün yüksek tirajlı basında "Mühendisler can paza rında!" diye başlıklar atılmaktadır. Üyelerimiz, yöneticilerimiz faşist sal dırganların namlularından çıkan kur şunlarla can vermektedirler. Adana Ziraat Mühendisleri Odası Bölge Şu be Başkanı devrimci insan, değerli yöneticimiz Akın özdemir, üç kol dan ateş eden faşist silahlı çetelerce katledilmiştir.

önümüzdeki günlerde TMMOB'ye ve bağlı odalara, bağımsızlık ve demok rasi mücadelesinin yükseltilip eldeki kaynakların çok daha verimli bir bi çimde kullanılmasının önündeki en gelleri kaldırma doğrultusunda önem li görevler düştüğünü belirten Teo man öztürk, üyelerimizdeki örgütlen me isteklerinin giderek yoğunlaştığı, grevli toplu sözleşmeli sendikal hak ları alma gerekliğinin dayattığı, eko nomik demokratik haklarımızın alın ması yolunda önemli adımların atıldı ğı bu dönemde 18 odamızın 50 60 milyon liralık yıllık gelirini ve deney lerle dolu kadrolarını bunları gerçek leştirme yolunda kullanmalın gereği ni vurguladı.

Büyük bir çoğunluğu geçim sıkıntısı çeken, kamu ya da özel kesimde çalı şan, aldığı ücretin yarıdan fazlasını ev kirasına veren, mesleğini emekçi hal kın yararına gereğince uygulayama yan, baskı ve saldırıya uğrayan, dev rimci, demokrat, yurtsever mühendis ve mimarlar sorunlarının nedenlerini hergeçen gün daha iyi anlamakta, bunlardan kurtulmanın yollarını daha açık biçimde yaşayarak öğrenmekte, görmektedirler.

Sorunlarımız faşist odakları görmez den gelerek " Ne sağ, ne sol" politika larıyla, denge politikalarıyla çözüle mez. Sorunları alt edebilmenin, in sanca yaşayabilmenin t ek yolu geniş emekçi yığınların birlikte verecekleri örgütlü mücadeleden, sömürü, baskı ve zulme karşı direnişin başarıya ulaştırılmasından geçmektedir. Bu yolda bizlere düşen sorumluluk ve görevlerin önemi küçümsenemez. Emekçi halkın mücadelesine kendi alanımızda katmamız gerekenleri ye terince katamamamız, kaynakları ve tüm gücümüzü bu yolda seferber ede mememiz affedilemez.

Teoman ö z t ür k sözlerine şöyle de vam etti: "Odaların önemli gelir kaynakların dan biri üye aidatlarıdır. Geçen yıl bir girişimde bulunduk, dedik ki Türkiye'de emeğini kamuya veren, kamuda çalışmasının ötesinde başka hiçbir şey yapamayan mühendis mi marlar var ve bunlar % 60 oranında dır. Bunların aidatları bir vergi gibi maaşlarından çıkmaktadır. Bu aidat ları devlet bütçesinden karşılamak ge reklidir.' Olumlu karşılandı fakat bir ses çıkmadı. Bu sene bir aksaklık ol muştur dedik, tazeledik isteğimizi ve bir de örnek verdik; 'Türkiye'de bu gün devlet dairelerinde çalışan avu katların baro aidatları devlet bütçe sinden ödenmektedir' dedik. Bu yasal hakkımız maalesef bu dönemde de Millet Meclisi Bütçe Karma Komisyo nundan çıkmadı. Fakat ben inanıyo rum ki, biz örgütlü gücümüzü geliştir dikçe bu hakkımızı mutlaka alaca ğız"

Teoman özt ürk bundan sonra 10 yılı aşkın bir süredir dişi tırnağa takarak,

her türlü sıkıntılara göğüs gererek ya ratılan Türk Mühendis ve Mimar Oda ları Birliği birikimini ve bunun genel mücadelemize kattıklarını, katacakla rını korumak ve TMMOB'nin geliş mesinde önemli rolü ve görevi olan odalarımızı güçlendirmek zorunda ol duğumuzu dile getirerek şöyle devam etti: "Bizleri ve ayrılmaz bir parçası oldu ğumuz emekçi halkımızı bir süre da ha sıkıntılı ve zor günlerin beklediği görülmektedir. Ama bu zor günlerin ve sıkıntıların üstesinden gücümüzü doğru olarak kullanarak, bu yolla ül kede verilmekte olan bağımsızlık ve demokrasi mücadelesine en güçlü bir biçimde katılarak, mutlaka geleceğiz. Genel kurullarımızın bu değerlendir me ve anlayış çerçevesinde geçeceği ne ve zaaflardan arınarak tüm sıkıntı ları giderme yolunda önemli adımlar atılacağına inanıyorum. Gün, 'Ben bugün insanca yaşamak için mücade le veriyorum' diyen her kişi, her ke sim, her kitle örgütü için bir sınav gü nüdür. Bu sınavdan başarıyla çıkmak veya başarısızlığa uğramak önümüz deki günleri belirleyecek temel fak tördür."

özt ür k günün deney ve birikimlerimi zi geliştirip zenginleştirme, bağımsız lık, demokrasi mücadelesinde görevle rimizi yerine getirme yolunda olumlu adımlar atılması günü olduğunu, bu nun bugün olmazsa yarın, ama mutla ka başarılacağını belirtti.

Teoman özt ürk, konuşmasının son bölümünde şunları söyledi:

"Sıkıntıları fiilen yaşayanlar, Türkiye emekçi halkı ve onun ayrılmaz bir parçası olan bizler bunu başaracağız, başarmalıyız. Bu ülkenin sorunlarının bu ülkede, bu ülkenin emekçi halkı tarafından çözüleceğine inananlar, bu yolda görevlerini eksiksiz yerine geti renler bunu mutlaka başaracaklardır. Ve bu başarıda bugüne kadar bizim alanımızda en ön safta yer tutan dev rimci, demokrat, yurtsever elektrik mühendislerinin de önemli bir payı olacaktır. Buna inandım bugüne ka dar, bundan sonra da inanacağım. Bu inançla hepinizi selamlıyor, başarılar diliyorum."

secim sonuçları

EMO Merkez 25. Olağan Genel Ku rulu'nda yapılan seçimlerde odamız yeni dönem yöneticileri, denetleme

ve onur kurulları ile TMMOB yöne tim, denetleme, onur kurulları aday ları şöyle belirlendi:

EMO Merkez Y önetim Kurulu:

EMO Onur Kurulu: Asil üyeler

Asil Üyeler

Seyfi Kipmen

Bülent Damar

Nejat özal

Metin Tütün

Y . Kaya Necan

Müjdat Savran

Fehmi Sökmener

Serdar Aykın

Ünal Erdoğan

Aybars Ungan

Y avuz Çizmeci Ertan Güvener

Y edek üyeler: Nusret Alperöz

Y edek Üyeler: ibrahim Ünsan irfan Arabacı Orhan örücü

Özkan Erer Vural Aygen Vecihi Olut Erol Vardar

Salih Akova

Nurettin Değirmenci

Naci Başçiftçi Kaya Bozoklar

TMMOB Y önetim Kurulu adayları Metin Tütün Serdar Aykın

Orhan örücü EMO Denetleme Kurulu: Asil üyeler

Y usuf Bozkurt

İlker Löker Şerif Sayın

TMMOB Denetleme Kurulu adayı Cevdet Aykanat

Y edek Üyeler: Bülent Mindek Muammer Ermiş Doğan Şahman

TMMOB Onur Kurulu Adayı Atilla özsöz

Genel Kurulumuz, bugünün daha çe tin koşullarında demokrasinin korun ması için gerçek güvencenin emekçi halk kitlelerinin örgütlü gücü olduğu nu bir kez daha vurgular; kendi mes lek alanımızla ilgili aşağıdaki taleple rimiz doğrultusunda mücadelemizi artan bir kararlılıkla sürdüreceğimizi kamuoyuna duyurur.

Ülkemizin genel enerji kesimleri açısından temel sorunu; ülke çıkarları çerçevesinde saptanması ivedilik taşı yan bir enerji politikasıdır. Tüm genel enerji kaynaklarının gerçekçi bir en vanteri yapılmalı, ulusal kaynaklar ekonomik olarak değerlendirilmeli, sermayeye parasal kaynak aktarmayı hedefleyen özel şirket ayrıcalıklarına son verilmelidir.

Genel olarak kâr güdümlü tüketim ve lüks tüketime yönelik ara malları üreten sanayi kesimlerinin gelişmeleri ülke sorunları gözönüne alınarak mer kezi biçimde düzenlenmeli, bu kesim lerin dengesiz ve sorumsuz enerji tü ketimine izin verilmemelidir.

Ülke açısından önemi büyük yatı rımları gerçeklemekle görevli kamu kuruluşlarının, tüm proje ve mühen dislik işlevlerinin son on yıllarda iç ve dış tekellere yaptırılmasına son ve rilmeli, kamu kuruluşlarına özellikle enerji kesiminde karar verme ve uy gulama olanakları tanınmalı, gerekli örgütsel yapının oluşturulmasına der hal başlanmalıdır.

GENEL KURUL BİLDİRİSİ

Ülkemizde bir siyasal iktidar değişik liğinin gerçekleştiği ilk günlerde top lanan bir önceki Genel Kurulumuz; faşizm tehlikesinin ortadan kalkma dığı, bağımsızlık demokrasi mücade lesinin güncelliğini koruduğu sapta masını yapıyordu.

Bugün, emperyalizm ve işbirlikçisi iç gerici güçlerin ülkemiz üzerindeki he saplarının yoğunlaştığına tanık olu yoruz. Dünya üzerinde, emperyalist zincirden üst üste kopan halkalar,

özellikle son Iran olaylarının ardın dan Orta Doğu'da tüm dikkatleri Tür kiye'ye çevirmiştir. Yapılan zirve toplantılarında alınan "Türkiye'ye Yardım" kararları emperyalizmin et kinlik alanlarını kaydırma politikası nın açık bir yansımasıdır.

Tırmandırılan terör, bir yandan en geniş halk kesimlerini yıldırmayı, di ğer yandan da bir iktidar boşluğunun varlığını kanıtlamayı amaçlamakta dır.

Büyük ölçekte iç ve dış parasal kaynak gerektiren elektroteknik do nanım yatırımları, enerji darboğazını belirleyen birincil sorunlar arasında dır. Ulusal bağımsızlık kavramına uy gun bir ekonomik büyüme anlayışıyla özkaynaklar harekete geçirilmeli, elektroteknik donanım üretimi ke simlerinin ülke çıkarlarına uygun geli şimleri planlanmalı ve sağlanmalıdır.

Enerji darboğazından çıkışın bi limsel yolu; hidrolik ve kömür gibi ivedilikle değerlendirilmesi gereken özkaynakların dışa bağımlılığı pekiş tirecek seçeneklere tercih edilmesi dir. Kendilerine yeni mal ve sermaye

pazarları arayan emperyalist tekelle rin sınırsız gelişme olanaklarının da raldığı bir süreçte; I M F, Dünya Ban kası, OECD ve özel finans kuruluşla rının dayatcı politik koşullarıyla ger çekleşecek nükleer santrallar yapımı na son verilmelidir.

Elektronik sanayi üretiminin, da yanıklı t üket im mallarına ağırlık ve ren montajcı, taklitçi yapısı değişti rilmeli; mesleki ve endüstriyel aygıtla rın kamu eliyle üretimi için gerekli örgütleşme gerçekleştirilmelidir. Ha berleşme aygıtları üretimi yapan çe şitli kamu birimlerinin eşgüdüm ve bütünleşmesi sağlanmalıdır.

Y önetim Kurulu Görev Bölümü

Y eni Genel Merkez Y önetim Kurulu nun ilk toplantısında görev bölümü şöyle yapıldı:

Başkan: Başkan Y ardımcısı: Y azman üye: Sayman Üye: Üye: Üye: Üye:

Bülent Damar Müjdat Savran

Metin Tütün Serdar Ay kın Aybars Ungan Y avuz Çizmeci Ertan Güvener

TV pazarının doyuma yaklaşma sıyla gündeme gelen ve tekellere yeni pazar olanakları yaratmayı amaçla yan ikinci kanal yayını ve renkli TV girişimlerinden vazgeçilmelidir.

Bilgisayar alanında dünyayı pay laşmış dev tekeller, dengesiz tüketim ve kâr güdümlü kullanımını hızlandır ma eğilimindedirler. Tekellere fon aktarmaya araç olan dağınık bilgisa yar kullanımına son verilmeli, merke zi bilgiişlem sistemleri geliştirilerek bunların tam kapasiteyle ve üretime yönelik kullanımı sağlanmalıdır.

Tüm çalışanlara grevli toplu söz leşmeli sendikal haklar tanınacağı yo lunda verdiği sözleri siyasal iktidar yerine getirmeli, gösterge, katsayı ar tışı gibi geçici çözümlerle yetin il me melidir.

Demokratik hak ve özgürlüklerin korunması adına, bunların etkin kul lanımını engelleyecek yasa tasarıları gündeme gelmektedir. Toplumun ekonomik demokratik ve politik ör

gütlenme özgürlüğünü baskı altına alan 141 ve 1 4 2 . maddeler başta ol mak üzere, Ceza Y asasındaki tüm anti demokratik maddeler kaldırılmalıdır.

Uluslararası gericiliğin, ekonomik, askeri, kültürel örgütleri aracılığıyla uyguladığı denetim ve dayatmacılığı na boyun eğilmemeli; NATO, CEN TO, AET, Enerji Ajansı ve benzeri kuruluşlardan çıkılmalıdır.

25. GENEL KURULDAN GÖRÜNÜM

ELEKTRİK MVHENDÎSLÎĞÎ 263 264