Elektrik Mühendisliği · Sayı 332-333 · Haziran-Temmuz 1986

ÇERNOBİL NÜKLEER FACİASI

Tolga Yarman

Nükleer enerji Teknik / bilimsel makale

Yıl
1986
Sayfa
6
Okuma süresi
14 dk
Görüntülenme
0

Konu

Nükleer enerji

İlgili: Enerji politikası, piyasa ve özelleştirme, Elektromanyetik alanlar ve sağlık

Anahtar kelimeler

  • Çernobil
  • radyoaktivite
  • Plütonyum 239
  • Sovyetler Birliği
  • reaktör türleri
  • radyasyon dozu

Özet

Nükleer mühendis Tolga Yarman, Çernobil kazasının yaydığı radyoaktif maddeleri, bunların yarı ömürlerini ve sağlık etkilerini teknik olarak açıklıyor; ayrıca Sovyetler Birliği'ndeki nükleer reaktör parkını ve dünya nükleer enerji üretim verilerini tablolarla sunuyor.

Tam metin

Metin PDF'ten otomatik çıkarılmıştır; tablo, şekil ve formüller eksik ya da hatalı olabilir. Özgün dizgi için PDF'e bakın.

Prof. Dr. Tolga YARMAN Nükleer Mühendis Anadolu Üniversitesi Öğr. Üyesi

Kiev yakınlarındaki Çernobil, benzerini bilemediğimiz bir tekno loji faciası geçirmiş bulunmaktadır. Reaktör kalbi, kaza sırasında, için de tutması gereken ne var ne yoksa, hepsini, günler boyunca yangın du manlarıyla atmosfere küsmüştür. Radyoaktif pislikler adeta, ebedi bir mahkumiyetten kurtulmanın şehve tiyle, etrafa dolu dizgin saçılmışlar, bilinmez yönlere doğru akın etme ye geçmişlerdir.

Reaktör kalbinde, nükleer ener ji olumuşu sırasında, fisyondan ma lum, çeşitli çekirdekler doğmakta dır. Bunlar, doğamızda olan olma yan, hemen hemen, mümkün tüm çekirdeklerdir. Çoğu da radyoaktif tir. Başka bir deyişle, "kararsızdır". "Fazla enerjilerini" dışarıya "alfa", "beta", ya da "gama" olarak nite lendirdiğimiz "şualar" olarak at mak suretiyle, "sakinleşirler".

Fisyon ürünlerinin sayısı, mer tebe itibariyle "bin" civarındadır. Bunlardan en belalıları Kripton 85, Stronsyum 90, İyot 131, Sezyum 137, Karbon 14, Kobalt 60,Demir 59 ve Trityum çekirdekleridir.

İyot 131 ve Demir 59 çekir deklerinin yarı ömrü, günler dola yındadır. Karbon 14 çekirdeği dı şında, ötekilerin yarı ömrü, birkaç onyıl dolayında olmaktadır. Kar bon 14'ün yarı ömrü ise, beşbin yıldır.

Yarı ömür, malum bugün mev cut radyoaktiflik şiddetinin, "bozu numlar" uzantısında yarıya inmesi için gerekli süre olmaktadır.

Gizemli Plütonyum Çernobil trajedyası çerçevesin de yukarıdaki listeye şimdi bir de Plütonyum 239 eklenmektedir. Bu çekirdek bir fisyon ürünü değildir. Reaktörde mevcut Uranyum 238 izotopunun, burada nötronlarla bombalanması uzantısında meydana gelmektedir.

Plütonyum 239 izotopunun yarı ömrü, 24.400 yıldır. Bu çekir dek alfa parçacıkları atarak bozun maktadır.

Beta ise pozitif ya da negatif yüklü elektrondur. Gama ise, çok yüksek enerjili elektro manyetik ışın...

Ne olmuş yani, Plütonyum 239 çekirdeği açığa çıkarsa?

Alfa parçacıkları kısa menzilli dir. Havada ancak 1 2 cm gidebilir ler. Ama Plütonyum 239 havaya karışıp, teneffüs yoluyla, bünyemi ze girerse, feceat asıl o zaman baş göstermektedir.

Kimi kurgu bilim filmlerinde, patolojik bir bilim adamının, öç al mak istediği bir kentin tepesine, söz gelişi bir atom bombası atmanın de ğil de, bir iki okka "Plütonyum" to zu serpmenin, büyüsüne kapıldığını izleriz.

Neden? Çii ıkü, Plütonyum 239 bir alfa saçıcı olarak, benzerlerinden, yüz kat, bin kat daha hızlı bozunmakta, o nisbette daha "radyoaktif" ol maktadır. Dolayısıyla, havada bulu nabilecek çok az miktarda Plüton yum 239, ciğerlerimize geçince, deyimin tam anlamıyla "canımıza okuyabilecektir". Plütonyum 239 diğer yandan etkinliğini binlerce ve binlerce yıl sürdürebilen bir çekirdektir. (Rad yoaktif etkinliğinin yarıya inmesi

için gerekli süre yirmi küsur bin yıl dı.) Dolayısıyla bir çevre, Plüton yumla eğer, bir biçimde kontami ne olmuşsa, "sabıka kaydını" çok çok uzun bir süre kolaylıkla temize çıkartam ayacaktır.

Çernobil çevresi, bugüne kadar hiç alışık olmadığımız şekilde Plü tonyum'a bulaşmış olmaktadır. Radyoaktif Etki

Radyoaktif etki, reaktörden uzaklaştıkça çok kaba bir kural ola rak mesafenin karesiyle ters orantılı bir biçimde azalır.

Radyoaktif unsurlar kaynaktan itibaren öncelikle küresel bir geo metri içerisinde bir zayıflama göste receklerdir. Ayrıca havaya karışıp difuzyonla yayılacaklar, öylelikle seyreleceklerdir. Bu arada, hava da hil çeşitli engeller tarafından tutula caklardır. Ne var k i , bazı yönlere doğru da hakim rüzgarların etkisiy le, istenmedik şekilde toplu halde sürükleneceklerdi r.

Ancak bu son halde de zayıfla tıcı bir etken, rüzgarla sürüklenen radyoaktif zerrelerin, yerçekimi et kisiyle çökelmesi, böylelikle de bu lut radyoaktivitesinin azalması ol maktadır.

Gerek kontamine olmuş alan larda, gerekse de bir yerden bir yere sürüklenmekte olan bulut içerisin de, radyoaktivite, olayın doğası ge reği, zamanla azalacaktır.

Tehlike uzaklara, esas olarak radyoaktif bulutla taşınmaktadır. O açıdan difüzyon yoluyla taşınma olayı dahi, bilhassa difüzyonun do ğasındaki seyrelmeden dolayı yüz kilometreler mertebesindeki men zillere, ciddi bir tehlike yansıtıyor sayılmayabilecektir.

Yağan yağmurlar, buluttaki radyoaktif unsurları yere taşıyıp burayı kontamine etmektedir. Bir kaç yağmurla duşlanmış radyoaktif bulut, etkinliğinden bir hayli kay betmiş olabilecektir.

Yağmurun etkisiyle yeryüzüne çakılan radyoaktif çekirdek/er bu

rada, bollukları ve yarı ömürlerine bağlı olarak etkinlik sürdürürler. Plütonyum dışındakiler, beta ve ga

yerdeki radyoaktif birikintiyi sey reltecek ve tehlikeyi giderebilecek tir.

ma yayladırlar. Betalar havada bir kaç metrelik menzillere sahiptirler. Gamalarsa, çok uzaklardan etkin olabilirler.

Söz konuşu ettiğimiz radyoak tif unsurlardan İyot 131 ve Demir 59 çekirdeklerinin etkinlikleri, bun ların birkaç on günlük yarı ömürleri dolayısıyla, bir iki aylık süreyle ta mamen geçecektir. Ama ötekiler, Karbon 14 ve Plütonyum 239 dı şında birkaç on yıllık yarı ömre sa hip olduklarından, hükümlerini yüz yıl kadar sürdüreceklerdir. Hele beş bin yıl yarı ömürlü Karbon 14 ve yirmi küsur bin yıl yarı ömürlü Plü tonyum 239, faaliyetlerine pratik çe, hep devam edeceklerdir. Ne var ki, bunların bolluğu kaynaktan iyi ce uzaklarda ihmal edilebilir düzey lere inmiş bulunacağından; etkinlik lerinden de, kaynaktan yüzlerce ki lometre uzakta, son toplamda, endi şe edilmeyebilecektir.

Bu aşamaya kadar çevredeki radyoaktif unsurları bünyemize ta şıyacak davranışlardan kaçınmak yerindedir. Bu amaçla, yalnızca, çevrede bulunabilecek radyoaktivi teyle doğrudan temasa gelmek ten kaçınmıyoruz... Aynı zamanda, onunla dolaylı bir etkileşmeye gir memeye de özen gösteriyoruz.

Nasıl? Eğer ineğimiz radyoaktif yağ murla ıslanmış otları yiyebiliyor, bu yağmur suyunu içebiliyorsa, biz o zaman onun sütünü içmiyoruz!.. Hemen belirtmeliyiz k i , anlaya bildiğimiz kadarıyla bu ölçekte ted birli olmayı gerektirecek kadar bir radyoaktivite etkinliği bizde, ortaya çıkmış değildir.

İnsanoğlu zaten bir radyasyon banyosunda bulunmaktadır. Yılda normal yüzde yüzelli milirem dola yında bir radyasyon almaktayızdır. ("Rem", radyasyonun enerjisi ya da

Tehlike bulutunu yıkamış yağ mur suları yakınımızda bir radyoak tivite yoğunlaşması meydana getire bileceğinden, dikkat gerektirebilir. O nedenle bu sular içilmemeli ve kullanılmamalıdır. Bunlarla bir şe kilde bir temasımız meydana gel

bünyedeki tahrip yetisini belirleyen bir birimdir.)

Günde demek k i , normalde yu varlak bir miliremlik bir radyasyon alıyoruz... Güneşten, kozmik ışın lardan, yeryüzündeki kayalardan, \b....

mişse, az da olsa kirlenmiş sayılabi lecek uzuv ve eşyalarımız, arı suyla durulanmalıdır.

Kiev'den, bizimki kadar uzak taki yörelerde ölçülen radyasyon dozu, normalin beş on katıdır. Di

Trakya Bölgemiz nitekim, cüzi miktarda da olsa Kiev'den yola çı kan radyoaktiviteden bir miktar na siplenmişe benzemektedir. İşte o

yelim k i , bu halde günde olağan dışı olarak, adam başı 5 milirem aldık. Olağanüstü hal, diyelim ki, on gün sürdü. Bu yapar 50 milirem...

nedenle andığımız önlemleri orada uygulamak, tavsiye edilmiştir.

Şu var ki, bir saat boyunca 1000 milirem alınsa, ancak onbinde

Tedirginlik yaratan durum erte sinde yağan yağmur, esen rüzgar,

bir olasılıkla kan kanseri olma tehli kesine maruz bulunuluyor.

TABLO 1 *

Sovyetler Nükleer Güç Reaktörleri

Gücü

İşletmeye Girdiği

Türü

Adı

(MWe)

Yıl

BWR

VK 50 Melekess (Uljanovsk)

GLWR

OLTV IX

HIZLI RBMK

VVER VVER

Bilibino 1 Bilibino 2 Bilibino 3 Bilibino 4

Troıtsk 1 Troıtsk 2 Troıtsk 3 Troıtsk 4 Troıtsk 5 Troıtsk 6

BN 350 Shevcheinko BN 600 Beloyarsk BOR 60 Ulyanovsk

AES 1 Obninsk Beloyarsk 2 Chemobyl 1 Chernobyl 2 Chemobyl 3 Chernobyl 4 Drukshai Ignalina 1 Kursk 1 Kursk 2 Kursk 3 Leningrad 1 Leningrad 2 Leningrad 3 Leningrad 4 Smolensk 1

Kalinin 1 Kola 1 Kola 2 Kola 3 Kola 4 Nikolaev 1 Nikolaev 2

Novovoronezh 1 Novovoronezh 2 Novovoronezh 3 Novovoronezh 4 Novovoronezh 5 Oktemberyan 1 (Armenie) Oktemberyan 2 (Armenie) Rovno 1 Rovno 2 Zaporozhe 1

11 11 11 11

90 90 90 90 90 90

135 550

5 185 950 950 950 950 1450 950 950 950 950 950 950 950 950

953 440 440 420 420 953 953

265 338 410 410 953 370 370 420 420 953

* Tabloda geçen kfsa/tmalar, metin içinde açıklanmaktadır.

1974 1974 1975 1976

1958 1959 1960 1960 1961 1963

1973 1980 1969

1954 1967 1977 1978 1981 1983 1983 1976 1979 1983 1973 1975 1979 1981 1982

1984 1973 1974 1981 1984 1982 1985

1964 1969 1971 1972 1980 1976 1980 1980 1981 1984

Değil ama, diyelim ki, Kiev'de ki kazaya bağlı olarak ve oradan bi zim kadar uzaktaki yörelerde 50 miliremlik doz, on günde değil de, bir saat zarfında alındı. Bu halde dahi, dikkat edilirse, bir saatte alın ması halinde onbinde bir olasılıkla lösemiye sebebiyet verebileceği sav lanan bin miliremlik dozun, hâlâ daha yirmi kat altında bulunulmakta.

O nedenle, Kiev merkezli ve bi zim üzerinde bulunacağımız daire dışındakiler, herhangi hissedilir bir etkiye maruz bulunmamış olmalı dırlar.

Buna karşılık, Kiev'e doğru yaklaşıldıkça, gitgide daha çok tüy ler ürpertici bir tabloyla karşı karşı ya gelineceği hatırlardadır...

O açıdan, Çemobil'den dışarı doğru, Sovyet Halkı'na, kazayı ha yatlarıyla ödemiş olanları için baş sağlığı dilemek; acılı yaralıları için "geçmiş olsun" demek, biraz daha ötelerde, ne olacaklarını korkular içerisinde beklemeye koyulmuş olanları için "Allah Korusun" dua sında bulunmak; herhalde bir insan lık borcu olmaktadır...

Bizler daha uzaktakiler içinse, gözler "hamd'1 içinde, aydın olmalı dır...

Nükleer Enerji, Sovyetler ve Dünya Sovyetlerin nükleer reaktör iş letme tecrübeleri azımsanabilecek gibi değildir. Sovyetler 1954'den beri nükleer enerji üretimiyle meş gul bulunmaktalar. İlk reaktörleri Obninsk, 5 megawatt gücündeki, tip itibariyle,deyim uygunsa, küçük bir Çernobil'dir.

Sovyet reaktörlerine o açıdan, Tablo 1'de topluca gözatmak yarar lı olabilecektir.

Görüldüğü gibi Sovyetler Birli ği 'nde, halen 25.000 MWe gücünde 46 nükleer reaktör mevcuttur. Bu nun dışında 37.000 MVVe gücünde 36 reaktör inşa halindedir. 26.000 MVVe gücündeki 23 birimse, olurluk incelemeleri aşamasında takip edil mektedir.

ELEKTRİK MÜHENDİSLİĞİ ~ 332 I 333

Sovyetler'in hal i hazır kurulu nükleer güçlerinin, ülkemiz kurulu elektrik gücünün yuvarlak üç katına baliğ olduğuna dikkat ediliyordur.

Tabloda yer alan reaktör türleri rumuzlarına hızlıca gözatalım:

BVVR, Kaynar Sulu Reaktör olmaktadır. Yakıt zenginleştirilmiş Uranyum Oksit, nötron yavaşlatıcı ise adi sudur. Santral tek çevrimli olup, soğutucu su, reaktörden bu harlaşarak çıkmakta, öylece türbi

TABLO 2 Dünya Nükleer Enerji Üretim Tablosu

ne gitmektedir. GLWR, doğal ya da zenginleş tirilmiş uranyum yakıtlı, grafit nöt ron yavaşlatıcılı reaktördür. Reak tör, basınç altındaki suyla soğutul maktadır.

Sayılar MWe Cinsinden Kurulu Elektrik Gücünü, Bunların Yanında Parantez İçindeki Sayılarsa, Toplam Reaktör Birim Sayısını Göstermektedir

Ülke

Kurulu Güç İnşa Halindeki Güç Sipariş

Sökülmüş

İptal

Güney Afrika Demokratik Almanya Federal Almanya Arjantin Avusturya Belçika Brezilya Bulgaristan Kanada Çin Halk Cumhuriyeti Tayvan Güney Kore Küba İspanya A.B.D. Finlandiya Fransa Macaristan Hindistan İran İtalya J aponya Libya Lüksemburg Meksika Pakistan Hollanda Filipinler Polonya Romanya İngiltere İsveç İsviçre Çekoslavakya Türkiye Sovyetler Birliği Yugoslavya

965 (1) 1840 (5) 17 267 (20) 1016 (2)

— 3 632 (6)

657 (1) 1 760 (4) 10 172 (16)

— 4194 (5) 1916 (3)

— 4 884 (7) 75 477 (88) 2400 (4) 34 768 (41)

880 (2) 1095 (5)

1342 (3) 23 796 (32)

140 (D

540 (2) —

12 291 (37) 9 863 (12) 3 034 (5) 1239 (3)

25 216 (46)

664 (D

Dünya Toplamı

241048 (352)

965 (D

3 700 (6) 8314 (7)

745 (D

2 107 (2) 2 618 (2) 3000 (3) 5 974 (7)

300 (D

951 (1) 5 700 (6)

880 (2) 6 879 (7) 47 201 (40)

— 26 849 (21)

880 (2) 1 İ90 (6)

— 2 058 (3) 8 428 (9)

1 350 (2)

650 0)

930 (2) 3 037 (4) 3 300 (5)

— 2 174 (2) 4 053 (8)

37 260 (36) —

181 493 (187)

1 314 (D

— 5000 (5)

3 264 (3) 2 350 (2)

— 4 108 (3) 4000 (4)

— — — 4 355 (5)

320 (D

1930 (3) 2000 (2)

1300 (D

5 880 (7)

26 340 (23) —

62 161 (60)

728 (6)

2699 (3) 723 (1)

486 (2)

685 (D

4044 (4) 1 112 (31) 144 982 (128)

168 (4)

2006 (2)

160 O)

38 (2) — —

— 9 712 (8) 1 964 (2)

1300 O)

— — 56 (2)

12 (D 10 (D 143 (D

108 (D

3 021 (52)

3 9 6 0 (6) 200 (1)

173 155 (159)

ELEKTRİK MÜHENDİSLİĞİ 332 I 333

HIZLI denilen, "Hızlı Üretken Reaktör" olmaktadır. Bu reaktör yaktığı yakıt kadar Plütonyum 239 üretme işlevindedir. "Hızlı" deyi mi, nötronlara ilişkindir. Çünkü bu reaktörde yavaşlatıcı yoktur. Nöt ronlar yüksek enerjili olarak do ğar, hayat sürdürür ve yokolurlar. Hızlı nötronlarla çalışma fiiliyse, Plütonyum'un bu nötronlarla, nis beten daha kolay üretilmesinden kaynaklanmaktadır. Reaktör yakıtı, zenginleştirilmiş Uranyum Oksit ve Plütonyum Oksit karışımı olmakta dır. Soğutucu ise, çok zor bir tek noloji içeren sıvı metal Sodyum'dur.

Sovyetlerin, bu tür toplam 700 MWe'ye baliğ olan üç reaktörleri bulunmaktadır. Esasen bu olgu Sov yet nükleer teknolojisiyle, nükleer reaktör işletme becerisinin ayrı bir ölçütü olarak kabul edilebilecektir.

RBMK, zenginleştirilmiş Uran yum Oksit yakıtlı, grafit nötron ya vaşlatıcılı bir reaktördür. Adi suyla soğutulmakta, su reaktör çıkışında buharlaşıp türbine gitmektedir. Bu reaktörün, GLWR'den farkı, soğut ma suyunun basınç altında bulun durulmamasıdır.

Kazaya uğrayan Çernobil reak törünün, bu grupta olduğuna dikkat ediliyordur. Esasen, Sovyetler'in, ilk reaktör deneyimleri (Obninsk) de böyle bir tür bazında meydana gelmiştir. Sovyetler Birliği'nde bu türden, toplam yuvarlak 1400 MWe'e baliğ olan 15 birim çalışıyor bulun maktadır.

ÇernobiUer'in 950'şer MWe ta katinde olduğuna, bu arada dikkat edilebilecektir. Çernobil ler öte yan dan, sırasıyla 1977, 78, 8 1 , 83 yıl larında devreye alınmışlardır.

Sovyetler Birliği'ndeki diğer bir reaktör türü, W E R . Bu reaktör, zenginleştirilmiş Uranyum Oksit yakıtlı ve hafif su nötron yavaşlatı cılı, basınçlı su reaktörüdür. Isıl ta şıyıcı olan su, basınç altında bulun durulmakta ve kapalı bir devrede dolanmaktadır.

Kıyas için, "dünya nükleer

enerji tablosunu" çıkartmak yararlı olabilecektir (Tablo 2).

Dünya hal i hazır kurulu güç toplamının, 352 birimle 240.000 MVVe olduğu vurgulanabilecektir. Bu tutar, ü kemiz hal i hazır kurulu gücünün 30 katı dolayındadır. Buna karşılık, 173.000 MVVe tutarında olacak 159 birimse, iptal edilmiştir. "İptal şampiyonu", 145.000 MVVe tutarı ve 128 birimle A.B.D.'dir.

3000 MVVe tutarındaki 52 biri min (31'i de A.B,D.'de olduğu hal de) işletme dışına alındığı ilginç, bulunabilecektir.

Çernobil Kazası Çernobil kazası nasıl olmuştur? Bu yazının hazırlandığı sırada elimizde henüz daha kesin sayılabi lecek bilgiler mevcut değildir. Bu nunla beraber, şurası hemen kayde dilmelidir ki, Çernobil kazası hiç beklenmedik ve elim bir şekilde meydana gelmiştir.

Anlaşılabildiği kadarıyla reak tör kalbi, kazaya yol açan (her ney se o) sebepten dolayı, susuz kalmış tır.

Reaktör kalbi anımsanacağı üzere, zenginleştirilmiş Uranyum Oksit yakıtlı, Grafit nötron yavaş latıcılı olmaktadır. Grafit burada, nötronların hızını kesmek üzere kullanılan bir malzemedir. Nötron lar fisyondan, milyon "elektron voltluk" enerjilerle doğarlar. Bu enerjinin yüzmilyon kadar daha azı enerjilerde olarak, oysa, fisyona daha kolay bir şekilde yolaçabilir ler. İşte, nötronlar Karbon çekir dekleriyle çarpışa çarpışa, doğum larından itibaren, fisyon için daha elverişli enerjilere kadar yavaşlaya bilmek tedirler.

Bu amaçla yakıt çubukları her biri zirkonyum bir zarf içirişinde olarak, Grafit bloklar içerisine otur tulmuşlardır.

Su, reaktör kalbine sıvı halde girip, buradaka ısıyı özümseyerek, buhar halinde kalbi terkeder ve

enerjisini bırakmaya, türbine doğru yollanır.

Anlaşıldığı kadarıyla, bir şekii de, bu kaybının meydana gelmesiy le birlikte, reaktör içerisindeki su buharı, soğutma eksikliğine bağlı olarak, ekstra bir ısı görüp ısınmış ve genleşmiştir.

Yüksek sıcaklıktı su buharı zir konyum zarfla reaksiyona girerek Hidrojen gazının oluşmasına ve ba ğıl bir dizi "küçük" patlamaya sebe biyet vermiştir. Şok etkisiyle yırtı lan kanallardan geçen yüksek sıcak lıklı su buharı, Grafit'le temasa gel miş, asıl facia bundan sonra başla mıştır.

Grafit'le su buharı, ilave Hidro jen gazının meydana gelmesine yol açmış.. Buna da bağlı patlamalarla reaktör kalbi yırtılmış, reaktör bina kubbesi de basınç ve sadmeye daya namayıp delinmiştir.

Bu arada dışarıya fisyon ürünle ri saçılmakla kalmamış.. Yırtılan kalıp cidarıyla beraber, kalbe dolu şan oksijen, yüksek sıcaklıkta ora daki hidrojenle reaksiyona girmiş.. Patlamaların ardı arkası gelmez olu vermiştir.

Açığa çıkan ısı ve kalbe sıza gelmekte olan oksijenle, nihayet grafit tutuşmuş ve reaktör kalbi ca yır cayır yanmaya başlamıştır.

Olayın üzerinden, bu yazı yazıl dığı sırada, ondört gün geçtiği ve reaktör, helikopterlerle taşınan top rakla, bir tepecik altında gömülü bırakıldığı halde, yangının hâlâ dur durulamamış olduğu, ajanslardan hayretle işitilmektedir.

Radyasyon Etkisi Tahminen, reaktör 2 3 kilo metrelik civarındakiler, fevkalade üzücüdür ki, birkaç gün içerisinde hayatlarını kaybedecek kadar yük sek doz (1000 rem dolayında) almış olmaktadırlar.

Reaktörden 5 6 kilometre uzak ta olanlar ise, kaza sürecinde, her halde 500 rem dolayında dozlar al

mış olarak, ancak yarı yarıya bir yaşama şansıyla karşı karşıyadırlar.

Kaza mahallinden 15 kilometre kadar uzakta olanlarsa, hemen öl meyebilirler, ancak uzun vadede kanser olma riskiyle karşı karşıya kalacaklardır.

Reaktörden 100 kilometre ka dar uzakta olanlarsa, otuz yıllık bir süreç zarfında, kan kanserine yaka lanabilecekler.

Kiev'in, Çernobil'den ancak 150 kilometre kadar uzakta olduğu hatırlanırsa, burada da çok sayıda çocuk ve gencin, otuz kırk yıllık bir perspektif sürecinde, kan kan seri olma olasılığı hayli kuvvet ka zanmaktadır.

Daha uzakta olanların ise, özel likle Doğu Avrupa, iskandinavya ve ülkemiz insanlarının kaygılanmala rına yer olmamaktadır. Bunlar üze rindeki etki, bir iki göğüs filmi çek tirilmesiyle edinilecek radyasyon etkisi olmaktadır. Çernobfl'in Güvenlik Eksikleri

Kazaya kurban giden reaktör, dört birim Çernobil'den en yenisi dir. Yapımına 1975'de başlanmış, devreye 1983'de alınmıştır.

Sovyetler'in nükleer reaktör işletme tecrübelerine ilişkin hakkı ne ölçüde teslim etmekteysek.. Ba tılı nükleer reaktör güvenlik uzman larının, Çernobil'in güvenlik ve li sans prosedürüne yönelik eleştirile rine katılmaktan, hemen o nisbette geri duramamaktayız...

Çernobil ler özellikle, Batı'da talep edildiğince muhkem bir kalp kabı ile., özellikle, iç kaza basıncı na dayanıklı olabilecek bir reaktör dış güvenlik kabuğu bulundurma maktadırlar...

Böyle bir olguya paralel olarak, Sovyetler'in kaza sonrası Çernobil türü ve ülkenin elektrik enerjisinin yüzde beşini sağlamakta olan yirmi kadar reaktörü durdurup, inceleme ye aldıkları haberi hayli çarpıcı bulunacak olsa gerektir.

ÇernobiJ Jer'in Batı'da yapım ve işletme lisansı alamayacak reak

törler olduğu eklenmelidir.

Çernobil'in Öğrettiği İki Ders Çernobil faciası uzantısında,

Türkiye enerji ve nükleer enerji so rununu değerlendirmenin herhalde bu yazının çerçevesini aştığı onay lanacaktır.

Bununla beraber Çernobil facia sından çıkartılmak durumunda ol duğuna inandığımız iki önemli dersi zikretmeliyiz.

Bunlardan birincisi, teknolojide atılan ileri adımlarla birlikte, muh temel kaza şiddet derecelerinin de büyüdüğüdür. Olmadık kazalar, en ol madık şekilde meydana gelebilmek tedir. Olmadık kazalarsa, hesap ki taba hiç gelmemekte, bağıl önlem lerin tasarlanıp alınmasına, hiç mi hiç, perde aralamamaktadır.

Bilineceği gibi, nitekim Batı'da bilhassa A.B.D.'de nükleer reaktör ler, deyimi uygunsa "halk mahke melerinde" yargılanmakta.. Enine boyuna tartışılmaktadırlar.

Halkı, güvenlik açısından yoru cu celseler boyunca ikna etmek hayli zor olmaktadır. Halkın etki siyle sistemler daha pahalı ve daha uzun sürede kurulur olmakla bera ber, (öteki türlü olacağından) çok daha güvenli tasarlanıp imal edilebil mektedirler...

İnsanoğlu, öte yandan, bugüne kadar olmadık kazalara ağıtlar ya karken, teknolojik atılımlarından geri durmuş değildir. Transatlantik ler batırmış, uçaklar düşürmüş, fü zeler devirmiş, ama bunların daha iyilerini yapmaktan, üstüne yer yer "vahşetle" gelen doğanın bileğini zorlamaktan geri duramamıştır.

Kanaatimizce insanı insan ya pan haslet de budur.

O haslettir ki, aynı zamanda hasmın karşısında inatlaşıp telef olmak yerine, zorluğun etrafından "kurnazca" dolanıp pırıltılı ve kes tirme çözümleri de, icabında, orta ya çıkartabilmektedir.

Çernobil faciası, kanımızca, nükleer enerji üretimini çok ciddi

yaralamış olsa dahi, onu tarihe gö mecek değildir. Nükleer enerji üreti mi şimdi yalnız, ciddi bir "sabıka kaydı" taşıyor olarak çok daha dik katli, çok daha güvenli dizginlene rek takip edilmeye çalışılacaktır. Bu arada, öteki alanlardaki beklenti ve arayışlara da herhalde, bugüne kadar olduğundan daha üst bir dü zeyde geçitler bırakılacak... Pek muhtemelen bugün olduğundan çok daha "dengeli", karma sentezlere çıkılmak istenecektir.

Bu meyanda, güneş enerjisinin "yıldızı" şimdi biraz daha parlaya koyulmuş sayılabilecektir.

X Çernobil'in öğrettiği ikinci ve çok önemli dersse.. Halkın yalnız ca, tercih ve kararların belirlenmesi aşamasında değil.. Bur.ların icra edilmesi aşamasında da, önem ve önceliğinin teslim edilmesinin geniş bir güven, bahşettiğidir.

Böylesi bir güven, yalnızca, ka rarın alınması ve icraatında, sorum luluğun, birinci derecedeki sorum lularca, halkla paylaşılması gibi bir rahatlık sağlamayacak... Aynı za manda, ancak halkın yaşam sal lığı itibariyle bilebileceği ve başkasının da kolay kolay öngöremeyeceği bi linç ve gerçeklerden, o birinci dere cedeki sorumluları, mahrum bırak mayacaktır.

Çernobil faciasının bütün dün yaya armağanıdır bu olgu...

Bu dersi bilen, yüksünmemeli, hakkı sayılabilecek övünçle, onu bir daha hatmetmelidir.

Bu dersi bilmeyense, onu 'efen di" gibi öğrenmeli ve hıfzetmeli dir... •

TEŞEKKÜR

Bu yazının baskıya hazırlanma sında, her zamanki gibi, fevkalade özenli emeği geçen Değerli Çalışma Arkadaşım Leyla SEVİNÇ'e.. Keza, yazıyı eleştirel gözle okuyan, De ğerli Dost Araş. Gör. Mü;gan KER MAN'a, içten teşekkürlerimi ifade etmeyi bir borç bilirim.

T. Y .