Elektrik Mühendisliği · Sayı 366-367 · Nisan-Mayıs 1989

OKUYUCU KÖŞESİ

Mühendislik mesleği, meslek hakları ve istihdam Görüş ve değerlendirme

Yıl
1989
Sayfa
1
Okuma süresi
3 dk
Görüntülenme
0

Konu

Mühendislik mesleği, meslek hakları ve istihdam

İlgili: Mevzuat ve hukuk, Mühendislik eğitimi

Anahtar kelimeler

  • fen adamları
  • ustalık belgesi
  • proje yapma yetkisi
  • TMMOB
  • Danıştay
  • imar yasası

Özet

Okur, mühendislik projelendirme yetkisinin usta belgeli 'fen adamları'na verilmesine yönelik yasa girişimini eleştirerek bunun bilimsel eğitim ve mühendislik mesleğine zarar vereceğini, TMMOB'un buna karşı örgütlü mücadele etmesi gerektiğini savunuyor.

Tam metin

Metin PDF'ten otomatik çıkarılmıştır; tablo, şekil ve formüller eksik ya da hatalı olabilir. Özgün dizgi için PDF'e bakın.

Bilimin ve teknolojinin çok hızlı geliştiği günümüzde, bilimsel eğitimin rolü de buna paralel olarak önem kazanmıştır. Varoluşundan bu yana doğaya hükmedip onu kendi yararına en verimli şekilde kullanmaya çabalayan insanoğlu, artık doğa kaynaklarının da bir sınırı olduğunu kavramıştır.

Doğa kaynaklarının sınırlılığı ve bu kaynaklardan yararlanacak insan sayısının gün geçtikçe artması, bilimsel ve teknoloji araştırmaları, doğa dengesini bozmadan, kıt kaynaklardan en iyi şekilde yararlanabilme yönüne kanalize etmiştir. Ülkelerin gelişmişliği, insanlarının yaşam standartlarının hangi düzeyde olduğu ve çoğalan nüfusa kaynak ayırabildikleriyle değerlendiriliyor. Bilimin insanlığa katkısının önemi de burada yatıyor. Artık günümüzde, gerek doğal kaynakları, gerekse ürünleri hoyratça kullanamayız. Hele hele gelişmiş ülkelere, paylaşılmış pazarlara karşın gelişme çabası içinde olan ülkemizin bu konuda daha titiz olması gerekiyor.

insanların daha güzel daha rahat yaşama olanaklarını sağlamanın ve kalıcı kılabilmenin yolu üretimin ve diğer hizmetlerin tüm evrelerinde bilimsel doğrultuda planlama yapabilmekten geçer. Bilimsel teknolojik eğitime şöyle bir bakarsak; bir yönünü yeni buluşlar, yeni düşünceler oluştururken diğer yönünü de uygulamanın ve/veya üretimin ekonomikliğini ve kullanılabilirliğini incelemek oluşturmaktadır. Şunu da rahatça söyleyebiliriz ki çağdaş teknolojiyi en iyi şekilde kullanabilmek onun eğitimini en iyi şekilde verebilmekten geçer.

Teknolojik uygulamalar, her ne kadar kâr amacına yönelikse de sonuçta insanların daha güzel, daha rahat yaşaması için gerekli ürünleri ve hizmetleri üretir, insan faktörünü ön plana alan bilimsel teknolojik uygulama, hiçbir zaman insan yaşamını tehlikeye atacak bir uygulamayı benimseyemez. Onun için uzun araştırma ve çalışmaların sonucu üretilen ürünlerin hizmet alanına sunulurken en iyi şekilde, yani en ekonomik ve en güvenilir şekilde planlanıp uygulanması gerekir.

Dünyada her geçen gün gelişimin zorunlu koşulu olarak kalitesini artırıp zenginleşen eğitim, ne yazık ki ülkemizde 12 Eylül sonrası bilimden uzaklaşmış, kalite oldukça düşmüştür. Ülkeyi ileriye götürecek elemanları yetiştirmesi gereken üniversiteler, Türkiye'nin varolan gelişmişlik düzeyini bile yakalamaktan yoksun durumdadır. Birkaç üniversitenin dışında, yeni mezun mühendisler, mimarlar Türkiye gelişmişlik düzeyinin gerisindedir ki işverenler bu genç arkadaşlarımıza iş vermekten kaçınmaktadırlar. Acaba Türkiye çok mu gelişmiştir de eğitim buna yanıt veremiyor? Bunun böyle olmadığı gözler önündedir.

ilkokuldan üniversitesine kadar eğitimin gerilediği bir ülkede nasıl olur da, gelişmiş ülkelerin mühendislerine belirli deneyim ve sınavdan sonra verdiği proje yapma yetkisi, ilkokul mezunu "USTALIK BELGESİ" almış kişileri de içine alan "FEN ADAMLARI"na verilebilir. Bu düpedüz ülkemizde yaşanan her alandaki geriye gidişe eklenecek bir halka olacaktır.

Daha önceleri iki kez her ne hikmetse seçim öncesi bu tür girişimler olmuştu. Yönetmelik değişikliği olarak gündeme gelen bu girişim EMO'nun Danıştay'a başvurusu sonucu imar Yasası'na aykırılığı nedeniyle iptal edildi. Hükümet ve konuyu bu konuyu yine seçimden önce, bu kez Danıştay engelini aşmak için yasa değişikliği olarak gündeme getirmiştir. Tatlı bir seçim yatırımı olmalıdır ki yasa önerisi komisyondan geçerken muhalefet milletvekilleri de dahil olmak üzere hiçbir kişi itiraz etmemiştir. Seçimden önceki kaos ortamında bu öneriyi yasalaştırabilmek için öneri normal sırası olan 23.cü sıradan 2.ci sıraya alınmış, TMMOB camiasının girişimleri ve tepkileri sonucu öneri normal sırasına döndürülebilmiştir.

Bilimin üstünlüğünü savunan TMMOB camiası örgütlü mücadelenin ilk semeresini almıştır. Ama yasa önerisi gündemdedir. Bu da bizlerin bu konuda örgütlü ve ciddi bir şekilde çalışmamızı zorunlu kılmaktadır. TMMOB olarak, yasa önerisinin yasalaşması durumunda APye girme çabası gösteren ülkemizin insanının ve kaynaklarının ne tür zarar göreceğini ve bunun tarihsel bir hata olacağını, Türkiye'nin bazı olumsuzlukları varsa bunun çözümünün bilimsellikten ödün vermek olamayacağını, bilimsel doğruların ışığında kamuoyuna anlatmak ve benimsetmek durumundayız. Bu sorumluluk "ben bilimselliği benimsiyorum" diyen herkesin görevidir.

ELEKTSÎK MÜHENDİSLİĞİ 366/367

Necmettin ATEŞ Oda Sicil No: 14653