Elektrik Mühendisliği · Sayı 368-369 · Haz-Tem 1989
SÖZLEŞMELİ PERSONEL UYGULAMASININ DÜNÜ-BUGÜNÜ VE GELECEĞİ
Mühendislik mesleği, meslek hakları ve istihdam Görüş ve değerlendirme
- Yıl
- 1989
- Sayfa
- 4
- Okuma süresi
- 10 dk
- Görüntülenme
- 0
Konu
Mühendislik mesleği, meslek hakları ve istihdam
İlgili: Mevzuat ve hukuk, Toplum, demokrasi ve emek
Anahtar kelimeler
- Sözleşmeli Personel Statüsü
- KİT özelleştirmesi
- Anayasa Mahkemesi
- iş güvencesi
- 24 Ocak kararları
- TMMOB
Özet
Yazar, KİT'lerde uygulanan sözleşmeli personel statüsünü, 24 Ocak 1980 kararları ve özelleştirme politikaları bağlamında ele alarak, bu statünün iş güvencesi ve örgütlenme hakkını ortadan kaldırdığını, Anayasa Mahkemesi'nin ilgili KHK'yi iptal gerekçelerini de aktararak eleştiriyor.
Tam metin
Metin PDF'ten otomatik çıkarılmıştır; tablo, şekil ve formüller eksik ya da hatalı olabilir. Özgün dizgi için PDF'e bakın.
İsmail KULAKSIZOĞLU TMMOB Genel Sekreteri
24 Ocak 1980, ülkemiz için hiç kuşku yokki sıradan bir tarih değildi. Adıyla anılan ekonomik kararlarıyla bugünün, ülkemizin yakın geleceğinin PROGRAMLAN DIĞI gün olarak anılacağı, pek kısa bir süre sonra anlaşılmıştı.
24 Ocak ekonomik kararlarının uygulamaya konmasıyla toplumsal yaşamda ortaya çıkan sonuçlar, sorunlar ve tüm demokratik kurum, kurulları yanısıra çalışma yaşamını düzenleyen yasalarıyla 61 Anayasası'nın, uygulamaların önüne koyduğu engeller ve ardından gelen 12 Eylül...
12 EYLÜL'le önü fiilen açılan 24 Ocak kararları, 82 Anayasası'yla gereksindiği yasal düzenlemelere kavuş turulduktan sonra, uygulamalar daha da açılarak sürdürüldü ve halen de sürdürülmektedir.
Bu arada, Uluslararası finans kuruluşları ve yerli sermayenin etkili çevrelerinin yayın ve raporlarında, KİPlerin özelleştirilmesi üzerine üzerinde duruluyor, bu doğrultuda istemler dile getiriliyor, geç kalınmakta olduğu ileri sürülüyordu. Bu görüş ve istemlerin dile getirilmesini, özal Hükümetinin KİPlerin özelleştirileceği yolundaki açıklamaları izliyordu.
Sözleşmeli Personel Statüsünün, KiT'lerin özelleştiril mesi politikası içindeki önemli yerine değinmeden önce, ÖZELLEŞTİRME olayına kısa da olsa bir bakış atmakta yarar bulunmaktadır.
KİTLER ÖZELLEŞTİRİLİY OR MU? İHRAÇ MI EDİLİY OR?
KiT'lerde VERİMLİLİK, ancak ÖZELLEŞTİRME ile sağlanacaktır. Özelleştirmede ileri sürülen ve en önde gelen GEREKÇE budur.
Aslında bu gerekçeye sahiplerinin bile inandıklarını söy lemek, saflık değilse, mümkün de değildir. Çünkü KİPler ÖZELLEŞTİRİLİNCE bu kuruluşları verimsiz kılan belir leyici neden ve etkenler ortadan kalkmaz, kuruluş yerin deki yanlışlık, kapasite seçimindeki hata giderilemez, teknoloji bir çırpıda çağdaş hale gelmez. Bu etkenlerin sözkonusu olmadığı KiT'lerde de, verim
sizliğin nedeni olabilecek YÖNETSEL yanlışlıkların giderilmesi jse, ÖZELLEŞTİRME'yi hiç gerektirmez.
ö t e yandan,' verimli çalışan ve kâr eden, dolayısıyla verimsizliğin söz konusu olmadığı KiT'lerin satılmalarına öncelik verilmesinin NEDENİ de ileri sürülen GEREKÇE hiç olamaz.
Bir diğer gerekçe ise, KİTlerin halka açılması, bir başka deyişle mülkiyetin tabana yayılması gerekçesidir. Bu gerekçenin ne denli tutarsız olduğu günümüzde çok daha iyi anlaşılmış bulunmaktadır.
biriktirme gücü biryana, enflasyonun yıllardır üç rakamlı oranlara yakın düzeylerde seyretmesi karşısında, giderek yoksullaşarak, yarı aç yarı tok hale getirilen halkımızın, KİPlerin mülkiyetine ortak olmasını bek lemek, hayalden başka bir şey olamazdı ve olmadı da..
Nitekim, ÇİTOSAN'ın en verimli beş fabrikası, % 90 hisseyle Fransızlara BLOK halde satıldı. KİPleri bekle yen akibetin ne olduğu ÇİTOSAN olayıyla açığa çıkmıştı. Uzmanlara göre olay KİT ihracına dönüşmüştü ve sözkonusu olan artık ÖZELLEŞTİRME değildi.
Belirtmek gerekir ki, burada hayal olan sadece, kurul malarında emeği özverisi, hatta kanı bulunan halkımızın, KİPlerin mülkiyetine ortak olmasının beklenmesiydi.
Ama halkımızın içine düşürüldüğü "YOKSULLUK" ne yazık ki günümüzün acı bir gerçeğidir. Hem de 8 10 yıl öncesinden hayal dahi edilemeyecek bir gerçek. Sayın Başbakanın sıkça söylediği, "İcraatımızı hayal dahi edemezler sözünü doğrulayan türden bir gerçek...
Kısaca KİPler, verimliliğin sağlanması ve halka açılması gibi sözde kalmaktan öteye geçemeyen gerekçelerle, özelleştirme adı altında yerli ve yabancı sermayeye satılmak istenmektedir.
Ancak, KİPlerin satılmalarının kolaylaştırılması için KiT'lerin "dikensiz gül bahçeleri'ne dönüştürülmeleri önemliydi ve alıcılarının iştahlarını açacak etkili bir reçeteye gereksinim vardı.
işte, BU REÇENENİN ADI, SÖZLEŞMELİ PERSONEL STATÜSÜYDÜ.
BU REÇETENİN İŞTAH AÇICI İLAÇLARI NELERDİ?
Bu reçetenin en etkili iki iştah açıcı ilacı vardı.
İlki, KİT çalışanlarının "İŞ GÜVENCE'sinden yoksun bırakılmalarıydı. İkincisi ise, KİT çalışanları, sendikala şamayacak, dolayısıyla ekonomik haklarını ve örgüt lenme özgürlüklerini örgütlü biçimde kullanamayacak lardı. Dahası, herhangi bir sendikaya üye iseler, derhal ayrılacaklardı.
Bunun en önemli ve tek nedeni, Kirlerdeki personel rejiminin, KiT'lerin özelleştirilmesi önünde engel olarak görülmesi ve sözleşmeli personel statüsü ile, bu engelin aşılmak istenmesiydi. Ancak böylelikle KiT'lerde, çalışanların kitlesel boyutlara varabilecek tasfiyelerinin yolu açılabilecek ve KİTleri yeni alıcılarına içi boşaltılmış olarak teslim edebilmenin zemini yaratılmış olacaktı.
SÖZLEŞMELİ PERSONEL STATÜSÜ İÇİN NELER DENMİŞTİ?
Sözleşmeli Personel Statüsü, uygulamaya konulduğun da, başta TMMOB olmak üzere tüm Meslek Kuruluşları, Sendikalar, ilgili tüm kurum kişi ve kuruluşların büyük tepkisini çekmişti.
Bu tepkilerin dile getiriliş biçimlerinden bazılarını ana başlıklarıyla yeniden anımsamakta yarar var.
Sözleşmeli Personel statüsü, devlete çalışan değil, siyasi iktidara köle yaratmayı amaçlayan statü, olarak değerlendirilmişti.
Kimimize göre, "İşveren için, eti senin, kemiği benim" türünde bir personel düşleyen bu statü, iş güvencesini, 'iki dudak' arasına alıyordu.
Yine bu statü, "sosyal hukuk devleti" anlayışına ters' bulunuyor ve Işçi Memur ayrımına eklenen garip 'bir halka' olarak görülerek, sözleşmeli personel için 'ne kuş, ne deve' olsa olsa 'devekuşları' benzetmesi yapılıyordu.
Kimi kesimlerce de, bu statü, 'çağdaş kölelik', personel ise 'çağdaş köleler' olarak tanımlanıyordu.
Bu statüyü, 'çağ dışı' bulanlarımız, ülkemiz adına işlenmiş "yeni bir demokrasi ayıbı' olarak görüyorlardı.
Bu statünün, KİPlerin ÖZELLEŞTİRİLMESİ politika sından ayrı tutulmaması gerektiğinin altı önemle çi zilirken, HİTLER'in İkinci Dünya Savaşı sırasında söylediği "Dünyayı Allaha boş teslim edeceğim" sözüne yollamada bulunularak, statü, KİTleri yeni sahiplerine boş teslim etmenin aracı olarak değerlendiriliyordu.
kuşkusuz, sözleşmeli personel statüsüne ilişkin tüm bu değerlendirmeler, gerçekleri dile getiriyor. Ancak, bunların ötesinde, bu statünün bir yanı var ki, 'demok rasi' adına gerçekten çok düşündürücüdür.
Demokrasi, ancak örgütlü toplumların başarabilecekleri bir yaşam biçimidir. Örgütlenmek, bireyin en temel demokratik haklarından olduğu gibi aynı zamanda da "çağdaşlıktır. Ayrıca, örgütlenme hakkına sahip çıkmak da, birey için demokrat olabilmenin asgari koşuludur.
Oysa, sözleşmeli peronel statüsü, örgütlenme hakkını yok sayarak örgütlü hak arama ve alma yollarını tıkama sının yanında, özellikle çalışanların varolan örgütlülüğü nü de dağıtmayı hedef alan yönüyle, çalışanları, demok ratik hak ve özgürlüklerinden yoksun bırakmaktadır.
Yine bu statü, zaten demokrasinin gerektirdiği yeter lilikte örgütlü olmayan çalışanları, tamamen örgütsüz kılarak demokrasinin dışında tutmak eğilimi taşımaktadır. İşte bu statünün demokrasi adına olduğu kadar, çalışanlar adına da asla kabul edilemez olan bu yanı gözden uzak tutulmamalıdır.
TMMOB NASIL DEĞERLENDİRMİŞTİ?
TMMOB Sözleşmeli Personel Statüsünü, KiT'lerin özelleştirilmesi uygulamalarının bir parçası olarak değerlendirmiş ve görüşlerini bu temel üzerinde geliştirmiştik
TMMOB bu statüyü, 'İŞ GÜVENCE'sizliği açısından tam bir 'İmarTI Nikahı'nâ benzetmiş ve çalışanları kayıtsız şartsız yönetime bağlayan, 'kapı kulları' arayan niteliğiyle'Emret İşverenim' statüsü olarak tanımlamıştı.
Bu statüyle KİT çalışanlarını bekleyen ortamm, 'KIŞLA DÜZENİ 'inden farksız olacağının altını çizen TMMOB, böylesi bir ortamda "özgürce üretme'nin mümkün olamayacağını, ileri sürülenin tam tersine KiT'lerde 'VERİMSİZLİĞE' yolaçılacağını ısrarla belirtmeye çalışmışt ı
İşi ne ol ursa olsun, insanın üretirken kendini "özgür" hissetmesinin, vazgeçilmezliği tartışılamaz bile.. Mühend islik ve Mimarlıkta, yaratabilmenin, ürete bilmenin, , verimli olabilmenin olmazsa olmaz koşulunun "Özgürlü k" olduğuna da hiç kuşku yoktur. Bu nedeı ile TMMOB, KİT çalışanı Mühendis ve Mimarlar açısında m, tüm olumsuzlukları yanında, sözleşmeli persone I statüsünün aratacağı ortamın, özgürce düşünme i ve üretme olanaklarını yokettiğini özenle vurgulamış, bu statüye karşı olduğunu duyarlılıkla belirtmişi ;ir.
Kamuoyı jmuzda oluşan çok yaygın tepki ve eleştirilerin, 200 bini aşkın KİT çalışanının, bu statüye geçişlerini önleyem emiş olmasını, ne adına olursa olsun, düşün dürücü b ulmak gerekir.
Son yiII. arda yaşanmakta olan ekonomik depremin, yoksulla; (tırdığı çalışanlar için, bu statünün getirdiği "bir avuç dok ar, pardon .. TL'lik fazlalık mı etkili olmuştu?
Bu soru; /u evet olarak yanıtlamak, kanımca gerçekçi olacaktır .
Ancak bı u statüye geçen veya geçirilen 200 bini aşkın KİT çalı; ;anı içinde memurların, işçilerden daha fazla oluşunu, salt paranın çekidliğeni bağlamak da doğru değildir.' Çünkü, sendikalaşma hakkı, ileri sürüldüğü gibi yasal ol: ırak olsa bile bu haklarını fiilen kullanamaz durumds ı bulunan memurların, bu statüye geçmiş olmakla, özgürlülük anlamında kayda değer kayıplara uğramay sıcaklarını söylemek mümkündür.
öte yandan, 657 sayılı Personel Yasasının, memurlara anayasal güvenceleri de ZAYIFLATIR. Güvencesiz
sağladığı 'iş güvençesi'nin, memurlarca pek fazla yaşam, hukuksallıktan uzaktır. İptal oyumu "ANCAK
güvenilir bulunmadığını da unutmamak gerekir.
GÜVENCELER TANINARAK VE SAĞLANARAK, sözleş
meli personel düzeni YASAYLA GETİRİLEBİLİR" gö
BUGÜN
rüşüyle kullandığımı açıklıyorum."
KİPlerde yeni personel rejimi olarak öngörülen ve {niteliği açıklanmaya çalışılan bu statüye dayanak cilafn 233 (308) sayılı KHK'nin önemli maddeleri Anayasa Mahkemesi'nce iptal edildi ve iptal gerekçesi de yayınlandı.
Anayasa Mahkemesi'nin iptal kararı gerekçelerinden, sözleşmeli personel istihdamının tümden olanaksız hale getirilidiği sonucu çıkarılmamalıdır.
Devletin, KiT'lerin ve diğer kamu tüzel kişiliklerinin, 'genel idare esaslarına göre yürütmekle yükümlü oldukları kamu hizmetlerinin gerektirdiği "asli" ve "sü
Bu statüyle ilgili dile getirilen eleştiri, gıörüş ve rekli" görevler dışında kalması koşuluyla, sözleşmeli
değerlendirmelerin tutarlılığını somut olarak gttrt bilmek personel istihdamı olasıdır.
için Anayasa Mahkemesi'nin iptal kararı gen akçesine bakmak gerekecektir.
Ancak, sözleşmeli personel düzeni yasa' ile gerçek leştirilmelidir.
Gerekçeden bir bölüm:
Zaten Anayasa Mahkemesi iptal kararı gerekçeleri
"Yönetimin objektif kurallara dayanmayan göreceli arasında, sözleşmeli personel rejiminin, YASA yerine
takdiriyle başarılı başarısız sayılan, yıllık çalışma süresi KHK ile düzenlenmiş olması, çok önemli bir yer
uzatılan, İş"e dönüştürülen, "görevden yönetimin tutmaktadır.
istediği zaman çıkarılan, .çalışanlara şimdiy/e kadar tanınmış birçok haktan yoksun bırakılan, etkin bjir yargı denetimi dışında tutulan yönetime tam anlamıyl a bağımlı kılınan personlin görevde kalmak ve ücretini art ırrinak için herşeyi göze alması, her baskıya katlanması,|hukuk, Anayasa ve yasa dışı durumlar ve tutumharj içinde bulunması, bu nedenle kimi sakıncalı oluşumlaı rırjı devlet yapısını sarsacak boyutlara varması kaçınılmaz :dır.
Burada ister, istemez akla şu soru gelmektedir. Sözleşmeli personel uygulamasına ilişkin tüm benzer düzenlemeler, KHK yerine YASAYLA yapılmış olsaydı, yine Anayasaya aykırı bulunur, iptal edilirmiydi?
Bu soruya olumlu karşılık verilebilmesi için Anayasa'nın 'özü* itibariyle bu tür antidemokratik düzenlemelere olanak tanımaması gerekir.
GÖREV ONURU, EMEK KUTSALLIĞI, hukuksal yönden
sağlıklı güvencelerle korunur. Bu sonucu sağ Işmayan
düzenlemeler, çalışanlar için geriye götüren haksızlık
yaratan kurallardır. ÇAĞIMIZDA SAVUNULMASI OLA
NAKSIZDIR.
Anayasa Mahkemesi Başkanvekili sayın Yekti ı Güngör
ÖZDEN'in. "değişik gerekçe'de yeralan görüşleri ise
kısaca şöyle:
"Siyasal iktidarlarla yürütmenin etkinliğine gü vçnceler
Acaba öylemidir? Kuşkusuz bu soruya en doğru yanıt Hukukçularımızdan gelecektir. Ama sayın ÖZDEN'in "ANAYASA'DA HANGİ DÜZEYDE BEÜRTİLİRSE BELİR TİLSİN, İNSAN HAKLARI KAPSAMINDAKİ GÜVENCE LERİN HER TÜR ÇALIŞANA AÇIK OLMASI GEREĞİNİ BENİMSEDİĞİNİ BELİRTMESİ ve İPTAL OYUNU, söz leşmeli personel düzeni. ANCAK GÜVENCELER TANI NARAK VE SAĞLANARAK, YASAYLA GETİRİLEBİLİR görüşüyle kullandığını açıklaması, kanımca çok önem lidir.
den yoksun olarak bırakılacak ÇALIŞKANLARIN Daha da önemlisi, bu belirlemelerin, dilek yada uyarı
VARLIĞI, temelde HUKUKU yadsımak anlaı ulndadır. düzeyinde kalmayıp, Anayasa gereği hazırlanacak
ÖZELLEŞTİRME UĞRUNA KİT'LERİN İÇ :İNİ BO "çerçeve yasa'da yerini ve anlamını bulması olmalıdır.
ŞALTACAK, sakıncalı durumlara neden o labilecek DÜZENLEMELERİN, yerindelik yönü Mahkem. amiz'm in celemeleri dışında kalmakla birlikte, anayasal dayanağı üzerinde önemle durulması gereken yönüdür . HUKUK DEVLETİ YAPISI İÇİNDE HUKUKSUZLUĞ iA, HAK SIZLIĞA YOLAÇACAK KURALLARA GE İÇERLİK TANINAMAZ. Sosyal bir Hukuk devlet inin, bu
öteyandan, insan hakları ve demokrasi kapsamındaki güvenceler ve özgürlüklerin kullanılmasını, ülkemizde olduğu gibi, çalışanın görev statüsü belirlememelidir. Başka bir deyişle, görev statüsü ne olursa olsun, sözkonusu hak ve güvencelerin her tür çalışan için geçerli olması mutlaka sağlanmalıdır.
düzenlemeleri gerçekleştirirken, EVRENSEL NİTELİK
KAZANMIŞ GÜVENCELERİ gözardı etmesi dü ŞİMDİ NE Y APILMALIDIR?
şünülemez. ANAYASA'DA HANGİ DÜZEYDİ I BELİR
TİLİRSE BELİRTİLSİN, İNSAN HAKLARI kaos amındaki Çalışma özgürlüğü, sendikal haklar, demokratik hak ve
güvencelerin HER TÜR ÇALIŞANA AÇIK OLMASI GEREĞİNİ BENİMSİYORUM. Sosyal hukuk devletinin temeli olan sosya il adalet, ÇALIŞANLARA tanınacak GÜVENCELERLE d eğerlenir. Sözleşmeli personel için genelde işçiler için £ »ngörülen anayasal güvenceler sağlanmadıkça bu tür p «rsonelin çalıştırılması olanaksızdır. Güvencelerden ye ıksun dü zenlemeyi Anayasaca UYGUN bulmak, yat rarlanılan
özgürlükler yanısıra, en temel insan haklarını, tüm ça , lisanlar için güvence altına alacak yasal düzenlemeler, sosyal hukuk devletinin belirgin nitelikleridir. Bu nedenle, altı aylık sür içinde çıkarılması gereken ve 200 bini aşkın KİT çalışanını ingilendiren "çerçeve yasa'nın, sosyal hukuk devletinin bu nitelik ve gereklerine uygunluğu esas olmalıdır. Ancak, çerçeve
yasanın neleri düzenleyeceğinin tesbiti önemlidir. KİTlerin, genel idare esaslarına göre yürüttükleri "asli" ve "sürekli" nitelikteki görevleri için sözleşmeli personel istihdamına, Anayasa Mahkemesi, olanak tanımadığına göre, halen bu tür görevleri yürütenlerin durumalır nasıl düzenlenecektir ve nasıl düzenlenmelidir? Kanımca, bu durumda olanların, geldikleri statüye döndürülmeleri en uygun çözüm olarak görülmektedir.
8u çözüm, aynı iş koşullarında, benzer iş yapan KİT çalışanları arasındaki haksız yapay ayırımı'ortadan kaldıracaktır.
Bu tür personelden 657ye döndürüleceklerle, halen bu konumda bulunan memurlar arasındaki ücret dengesiz l i n i de gidermek mümkündür. Bu amaçla, memurlar için Ocak/90 da getirilecek artış oranları, aradaki farkı kapatacak düzeyde tutulabilir.
Bu farkın, enflasyona göre belirlenecek artış tutarından düşük olması halinde de, her iki gruba aylıklarını eşitleyecek oranlarda artışlar sağlanabilir.
Göreve ilk kezsözleşmeli personel statüsünde başla yanlara da, kadro ihdası suretiyle, 657ye geçme olana ğı, isteyene de 1475 sayılı iş yasasına bağlı çalışma hakkı tanınmalıdır.
Öte yandan, istisnai durumlarda, görevin gerektirdiği niteliklerde sözleşmeli personel istihdamı, 657 sayılı yasaya göre de mümkündür. Bu nedenle, ister KİTlerde, ister öteki kamu kurum ve kuruluşlarında olsun, yeni tür bir personel yaratan istihdam biçimlerinden kaçınılması gerekir.
Konuyla ilgili gelişmelerin, nasıl biçimleneceğini hep birlikte göreceğiz...
DİKKATLE İZLEY ELİM.... •
Dr. LEVITAN KURALI:
Ortalıkta bk çamurlaşma varsa, sonunda ya çocuklarınıza bulaşacaktır, ya pabuçlarınıza.
FURST'ÜN AKADEMİK YAKLAŞİMİ:
Kesenin ağzı kimin elindeyse eğitim politikası onun avucunun içindedir.
ROSNEY KURALI:
Kişisel araştırmalannızh genel eğitiminizden uzak tutun: ,
MCFADDEN'IN^ÇÖZLEMİ:
Deneyimden ders almadaki güçlük, sınavın başlangıçta, dersin sonda gelmesinden kaynaklan».
AFGANİSTAN TEMEL EĞİTİM YASASİ:
En bert&t eğim seferbetfği bile, iyi bir öğrenciyi harcayamaz.
, •..
SPENCE'NİN GÖZLEMİ
İyi bir eğHhn görmek için Me de özürlü olmak gerekmez, yine de işi yarar.s ••
UTVICH'İN GÖZLEMİ:
Eğitim, tam bir cahBBktenyanmbk kararlılığa geçiş sürecidir.
B. V. ROY'UN ÇIKARIMI:
öğretmek, elde olmayan bilgiyi elden çıkarma sanatıdır.
ZAENGLEIN'IN ÖZDEYİŞİ:
,<
Bir zamanlar çocuklar, nereden geldiklerini sorarlardı, simdi nereye gideceğinizi söylüyorlar.
ENGLE YASASI:
Yoklamada sakın ayağa kakma, yerini başkasına kaptırırsın.
JIMENEZ'İN ÖĞÜDÜ:
Çizgili kağıt verirlerse, çizgisiz tarafından başla.