Elektrik Mühendisliği · Sayı 377 · 1991 / 1
GELİŞMİŞ VE GELİŞMEKTE OLAN ÜLKELERDEENERJİ - ÇEVRE POLİTİKALARI
Enerji politikası, piyasa ve özelleştirme Teknik / bilimsel makale
- Yıl
- 1991
- Sayfa
- 6
- Okuma süresi
- 16 dk
- Görüntülenme
- 0
Konu
Enerji politikası, piyasa ve özelleştirme
İlgili: Çevre ve iklim, Enerji verimliliği ve tasarruf
Anahtar kelimeler
- sera etkisi
- karbondioksit emisyonu
- akıllı pencere
- enerji verimliliği
- gelişmekte olan ülkeler
- fosil yakıtlar
Özet
Makale, gelişmiş ve gelişmekte olan ülkelerin enerji tüketimi ile çevre etkileşimini inceleyerek enerji verimliliği ve yenilenebilir kaynakların önemine değinmekte, gelişmekte olan ülkeler için önerilen enerji politikalarının olası sakıncalarını tartışmaktadır.
Tam metin
Metin PDF'ten otomatik çıkarılmıştır; tablo, şekil ve formüller eksik ya da hatalı olabilir. Özgün dizgi için PDF'e bakın.
GELİŞMİŞ VE GELİŞMEKTE OLAN ÜLKELERDE
ENERJİ ÇEVRE POLİTİKALARI
Doç.Dr. Bülent G.AKINOĞLU (*)
ÖZET
Bu makalede dünya ülkelerinin enerji ihtiyaçlarının dü nü, bugünü, ve geleceği incelenmekle ve enerji kullanı mının çevre ile olan etkileşimi irdelenmektedir. Son on beş yıl içerisinde yeni ve vazgeçilmez bir enerji kaynağı haline gelen enerji verimliliği kısaca anlatılmış, ayrıca yenienebilk enerji kaynaklarından da bahsedilmiştir. Bunun yan sıra, gelişmiş ve gelişmekte olan ülkelerde ki enerji • çevre etkileşiminde dengeyi sağlayabilmek kin izlenmesi gereken yollar anlatılarak ve bunların yarar ve zararlarına değinilmiştir. Sonuç bölümünde, son yılarda ban uluslararası araştırmacıların ortaya koyduğu gelmekte olan ülkelerde enerji politikasının oluşturulması ile ilgili önerilerin sakıncalı oiabİecek ba zı sonuçlarına değinilerek bu önerilere karşı görüşler ierisürülmüştür.
E nerji, başta sınai toplumlar olmak üzere, tüm ül kelerin en önemli ihtiyaçlarının babında gelmekte ve nüfus başına kullanılan enerji miktarı gelişmiş liğin en önemli ölçütlerinden biri olmaktadır. Dün • ya ülkeleri enerji ihtiyaçlarını, doğal kaynakları, ekonomik ve sosyal yapıları gibi etkenleT nedeniyle ol dukça farklılık gösteren yollarla çözümlemeye çalışmak tadırlar. Az gelişmiş ve gelişmekte olan birçok ülke, he nüz enerji ihtiyaçlarını nasıl karşılayacaklarını tam olarak saptayabilmiş ve sağlıklı enerji politikaları oluşturabilmiş değillerdir. Bu ülkelerin çoğu fosil yakıtlar açısından Orta Doğu ülkelerine bağımlıdırlar ve bu bağımlılığın boyutları da uluslararası ilişkileri ve ekonomik güçleri ile orantılıdır.
Kullanılan toplam enerji miktarı açısından ülkeler arasın da büyük boyutlarda dengesizlikler vardır, (1). Bu den gesizlikleri görebilmek için önce gelişmiş ve gelişmekte olan ülkelerin yıllara göre nüfus dağılımına ve bu dağılı mın gelecek yıllardaki tahmini durumuna göz atmakta yarar vardır. Şekil 1 'de görüldüğü gibi, gelişmekte olan ülkelerin nüfusu gelişmiş ülkelere nazaran oldukça fazla olup bu fark 2025 yıllarında tahmini olarak 6,5 katına çı (*) Ortadoğu Teknik Üniversitesi Fizik Bölümü
kaçaktır. Buna karşılık gelişmiş ve ge lişmekte olan ülkelerin kişi başına dü şen enerji kullanımı şekil 2'de görüldü ğü gibi, nüfusa göre ters yönde olduk ça büyük bir farklılık ortaya koymakta dır. 2. şekilde görülen soldaki düşey eksen, aşağıdan yukarıya kişi başına düşen enerji miktarını ve sağdaki dü şey eksen, yukarıdan aşağıya nüfusu göstermektedir. Görüldüğü gibi Asya, 'Afrika ve Güney Amerika ülkelerinde toplam nüfus sayısı Amerika Birleşik Devletleri'nin ve Sovyetler Birliği'nin 7,5 katı fazla olmasına rağmen, kişi başına kullanılan enerji miktarı bu iki gelişmiş ülkeninkın den 12,5 katı daha azdır. Buna benzer sonuçlan diğer ül keler için de elde etmek mümkündür.
Şekil 1 : DÜNYA nüfusunun artışı
Ülkelerin enerji problemlerinin yanısıra yaşamsal önem içeren ve hiçbir zaman unutulmaması gereken diğer bir konu ise, enerji çevre etkileşimidir. Bu konuyla ilgili ola rak konferanslar düzenlenmekte, yoğun araştırmalar ya pılmakta (2,3) ve enerji ile ilgili kongrelerde de bu konu
377 ELEKTRİK I I P MÜHENDİSLİĞİ J İ J
r^'tü
o 240 180 11
£ 120
!!
J il
I E of r ]
— ÜIW«r
Şekil 2 : DÜNYA NÜFUS ve enerji dağılımı
• L J ABD
;
^ SSCB
J d AVRUPA
& 3 A o q T DOĞU» '
[_J GÜNEY AMERİKA [_J A S V A (Ona Doğu
önemli bir yer tutmaktadır. Fosil ve nükleer yakıtların kul lanımı, canlıların hayatını tehlikeye atacak boyutlarda bölgesel kirliliklere neden olmasının yanı sıra, "sera etkisi ile atmosferik ısınma", "ozon tabakasının delinmesi", "de niz seviyesinin yükselmesi" ve "Çernobil olayı" gibi tüm Dünyamızı tehdit eden sorunlar ortaya çıkarmaktadır. Bu sorunların boyutlarını ortaya koyabilmek amacıyla, Şekil 3'te, sera etkisinin en önemli nedenlerinden biri olan at mosferdeki karbondioksit miktarının yıllara göre artış gra fiği verilmiştir. Bu artışın çok daha tehlikeli boyutlara ulaşmaması için, dünya bilim adamlarının ortaya koydu ğu rakam, 2005 yılına kadar atmosferdeki karbondioksit miktarında % 20'lik bir düşüş sağlanmasıdır ki bu rakam bile halen tartışma konusudur (4). Bu düşüşü sağlayabil mek için 1990 ile 2005 yılları arasında fosil yakıtların kul lanım miktarı düşerken, yenilenebilir ve temiz enerji kay
naklarının kullanımında 13 15 kat bir artış olması gerek mektedir (4). Bu tür enerjilerin kullanımında öyle bir artı şın, 15 yıl gibi kısa bir dönemde sağlanabilmesi, şu anda bir hayal olarak gözükmektedir. Daha büyük bir hayal ise gelişmekte olan ülkelerin, başdöndürücü bir hızla bü yüyen nüfuslarının, artan enerji ihtiyaçları fosil yakıtlarla karşılandığı halde, bu düşüşün sağlanabileceği tezidir.
Gelişmekte olan ülkelerin enerji ihtiyaçlarının boyutları Şekil 4'te verilmiştir. (5). Şekilde görüldüğü gibi, 1985 yı lında gelişmekte olan ülkelerin kullandığı enerji, A.B.D.'nin kullandığı enerjinin yarısı civarında iken, 2025 yılında bu miktarın hemen hemen iki katına çıkacağı tah min edilmektedir. Bu rakamlar sonucu çevre açısından en büyük düşmanın, varlığı saptanmış yeni petrol ve kö mür rezervleri ve mevcut rezervleri birkaç katı civarında olduğu sanılan saptanmamış rezervlerin olduğunun tah min edilmesidir. (1,5).
Bu şartlar altında, gelişmiş ülkelerin enerji politikalarının gözden geçirilerek yeniden düzenlenrnesi ve gelişmekte olan ülkeler için enerji politikaları saptanırken, birçok et kenin yanı sıra çevre etkeninin birincil olarak göz önün de bulundurulması gerekmektedir. Bu politikalar hem kı sa hem de uzun vadeli planlamalı, uzun vadeli planların ise büyük ölçüde kısa vadeli planlardan da etkileneceği unutulmamalıdır. .
Bu politikaların saptanmasında dikkate alınması gereken ve son yıllarda önemle üzerinde durulan iki tip önemli yeni enerji girdisi, bundan sonraki bölümün konusunu oluşturmaktadır.
2. Y ENİ TİP ENERJİ GİRDİLERİ
2.1. Enerji Verimliliği
Enerjiyi verimli kullanabilmek bir ülkenin en önemli enerji girdilerinden birisi olduğu gibi, bu nedenle ortaya çıkan atık maddelerin azalması da çevre kirliliği açısından önemli bir artı etkendir. Bu konuda 1970'li yıllardan son ra petrol krizi nedeni ile başlatılan, araştırmalar sonucu
MİKTARI (milyar ton)
1600 1200 800
Tahminler ~
y/
% 20 azaltılırsa
ü 400 o _—— "^
" 1930
1960 YILLAR
Şekil 3 : ATMOSFERE ATILAN CO miktarının yıllara göre dağılımı
377 ELEKTRİK a *ı"ıı ıi nr \lc*ı II*VI
2000 10
oldukça hızlı gelişmeler kaydedil
miştir ve halen birçok araştırma da
lına yeni alanlar yaratmaya devam
etmektedir. Enerjiyi verimli kullan
mak, sera etkisini ve çevre kirliliğini
azaltmanın en önemli yollarından
biridir (5).
1973 petrol krizinden bu yana Amerika Birleşik Devletleri'nde enerjinin verimli kullanımının öne minin anlaşılması sonucu kazanı lan enerji, günlük olarak 14 milyon varille eşdeğerdir. Bu ülkede ve rimliliğin artışı sonucu endüstride % 30, bina enerji har camalarında % 20, ulaşım ve taşımacılık sektöründe ise % 35'e ulaşan tasarruf sağlanmıştır (5). Bu miktarı geliş mekte olan ülkelerin de sağlayabilmesi için enerji politi kalarını, enerji verimliliği konularında eğitim ve araştırma programları ile desteklemelidirler.
Enerji verimliliği konusunda en etkileyici gelişmelerden biri pencere camları konusudur. Bir örnek olması amacı ile bu konularda yapılan araştırmalara biraz değinmekte yarar var. Binalardaki ısı kaçaklarının büyük bir kısmının pencerelerden olduğu bir gerçektir. Bu arada güneşten gelen ışık enerjisinin binalarımızı, aydınlatmada kullanıl ması da üzerinde önemle durulması gereken bir konu dur. Pencereler, sadece soğuk iklimi olan bölgeler için
**Enerji politikalarının hazırlanmasında göz önünde bulundurulması gereken ikinci önemli nokta yeni ve temiz enerji kaynaklarıdır99 ye sokmamalı (ki bu ısıyı tekrar dışarıya atmak için enerji harcanmasın) ve gene aydınlanmayı sağlamalıdır. Her iki tip pencere camı da, ayrı ayrı sabit fiziksel özelliklere sa hip olarak üretilebilmektedirler ve bu konuda yoğun araş tırmalar devam etmektedir [6,7], Ülkemizin büyük bir kıs mının içinde bulunduğu ılıman iklim kuşağı bölgelerde ise bu iki tip camdan birisinin kış aylarında diğerinin ise yaz aylarında kullanılmağı gerekir ki bu ancak değişken fizik sel özelliklere sahip pencere camları ile mümkün olabilir. Bu tip camlarla ilgili yoğun araştırmalar yapılmakta ve bu camları kullanan pencerelere "Akıllı Pencereler" adı veril mektedir. (8) Şekil 5, bir binada standart pencere kullanı mı veya akıllı pencere kullanımı sonucunda aylara göre enerji tüketiminin nasıl değiştiğini göstermektedir. Şekil den de anlaşılacağı gibi, ılıman iklim kuşağına sahip bir bölgede, akıllı pencere kullanımı bina enerji harcamala rında standart pencere kullanımına nazaran % 30 40 ci varında bir enerji tasarrufu sağlamaktadır. Bu arada ül kemizin enerji giderlerinin % 35 40'ının binalar için har candığı unutulmamalıdır.
LJ
X ÜJ
I00
I97Ö
ABD, Kanada i E at ı Avrupa I Japonya
I985
Rusya Doğu Avrupa
Şekil 4 : DÜNYA enerji talebi (1 exajoul = 470.000 varil petrol/gün)
Gelişmekte olan ülkeler
Enerji verimliliğini çarpıcı bir örnekle anlatmak için, Ame rika Birleşik Devletlerinin 1973 yılından sonraki enerji harcamaları ve gayri safi milli hasılalarının artışları arasındaki paralelliğin, gayri safi milli hasıla lehine nasıl değiştiğine göz atalım. Şekil 6, bu değişimleri göstermek tedir (5). Düşey eksen hem enerji kullanımı hem de gay ri safi millî hasıla için olup, eksendeki 100 değeri enerji kullanımında 69 exajoule'a ve gayri safi millî hasılada ise 3 trilyon dolara denk gel mektedir. Görüldüğü gibi 1970'li yılların başında gayri safi milli hasıla yüksek oran larla artmaya devam eder ken, enerji harcamalarındaki artış nerede ise durmuş ve
değil, aynı zamanda ılıman iklim ve sıcak iklim kuşağı bölgelerdeki enerji harcaması için de oldukça önemlidir. Soğuk iklimlerde, pencere ısıyı kaçırmamalı ve aydınlan mayı sağlamalı, sıcak iklimlerde ise dışarıdaki ısıyı içeri
paralellik ilginç bir şekilde bozulmuştur. Amerika Birleşik Devletleri bu etkileyici gelişmeyi sadece enerjiyi verimli kullanmanın yollarını bularak sağlamıştır ki, bu da konu nun ne denli önemli olduğunu ortaya koymaktadır.
317 MÜHENDİSLİĞİ
e *ı
Normal pencere
0.5 2
Akıth pencere
LâJ O l ' ' • 1 . +~ I Otok Ş M N M H T A
.ı ı 1 _l E E K Aralık
ir n
_ _ _ _ Goyrl soll mlIN hasıb
Enerji kullanımı
eksi
i 120
£ ac
1 80 _ i c. Ui
^••^
Yıllar
|
I9'3O 1965
Şekil S: ILIMAN İKLİM kuşağında normal ve akıllı pencere kulla nan ayrı iki...
Şekil 6 • ABD de SON 30 YILLIK gayri safi milli hasıla ile ve enerji kullanımı.
2.2 Yeni Enerji Kaynakları
Enerji politikalarının hazırlanmasında göz önünde bulun durulması gereken ikinci önemli nokta yeni ve temiz enerji kaynakları olup, bu noktanın, yeni kaynakların ül kenin ekonomik, siyasi ve sosyal yapısına uydurulması konusu ile birlikte düşünülmesi gerekmektedir. Bu konu lardaki yarar ve zararların iyi değerlendirilmesi ve atıla cak adımların dikkatli seçilmesi gerekir. Adı geçen kay naklar ve başlıca yarar/zarar durumları aşağıda verilmiş tir.
i. Güneş Enerjisi: Halen birçok uygulaması petrolden pahalı olmasına rağmen, birçok gelişmiş dünya ülkesinin üzerinde önemle durduğu bir enerji kaynağıdır. Üçüncü dünya ülkelerinin büyük bir kısmı bina ısıtmasına gereksi nim göstermemesine rağmen, buralarda bina soğutması amacıyla da kullanılabileceği hiçbir zaman unutulmamalı dır. Suudi Arabistan'ın enerji harcamalarının % 70'e ya kın bir bölümü bina soğutması amacıyla kullanılmaktadır. Güneş pilleri, üretiminde yüksek teknoloji gerektirmesine rağmen elektrik üretimi için oldukça önemli bir alternatif dir. Güneşli su ısıtıcılarının ülkemizde ve diğer gelişmek te olan ülkelerde yaygın olarak kullanıldığı gözlenmekte dir. Bu arada bazı Afrika ve Güney Asya ülkelerinde de güneş enerjisinin yemek pişirmede kullanımı yaygınlaş makta ve bu konudaki çalışmalar sürmektedir, ii. Rüzgar Enerjisi: Bu konudaki araştırmalar oldukça ilerlemiş olup, gelişmekte olan ülkelerde 100 kW'dan 5 MW'a kadar pilot tesisler rüzgar enerjisi kullanarak elek trik üretimine başlamışlardır. Bazı gelişmekte olan ülke ler ise, kırsal kesimlerde daha küçük çapta uygulamalar yapmaktadırlar. Bu konu ile ilgili araştırma harcamaları nın tutarının yüksek olduğu unutulmamalıdır. Buna rağ men rüzgar enerjisi tesislerinin kuruluş maliyetleri yavaş yavaş pahalı termik santrallerle yarışabilecek seviyelere gelmektedir. Bu, hem kırsal kesimlerde, hem de düşük nüfuslu şehirlerde kullanılabilecek bir enerji kaynağıdır. Rüzgar enerjisinin güneş enerjisi ile birlikte dönüşümlü
olarak kullanılabilme özelliği de; son yıllarda sürekli ola rak vurgulanmaktadır, (yaz aylarında güneş enerjisi bol olduğu halde rüzgar azdır, kış aylarında ise bu durumun tersi söz konusudur).
iii. Metan Gazı: Hindistan ve Çin bu gazı kırsal alanların enerji ihtiyaçlarında kullanmaya başlamışlardır. Doğada ki canlıların atıklarından üretilen bu gazın elde edilmesi için özel ortamlar ve şartların hassas olarak sağlanması gerekmektedir. Kenya, bu gazın üretimi için tesisler kur muş fakat % 25 başarı sağlayabilmiştir (9). Ancak durum Hindistan ve Çin için daha olumlu gelişmeler göstermek tedir. Gazın üretim maliyeti düşüktür ve hammadde sı kıntısı yoktur. Çevreye kötü etkileri yok denecek kadar az olup, kırsal kesim için çök uygun bir enerji kaynağı olabilir.
iv. Etanol: Bu gazın ulaşım sektöründe petrole alternatif olarak kullanılması düşünülmektedir. Brezilya'da bu ko nuda önemli gelişmeler olmuştur ve şekerkamışından etanol üretilerek ulaşımdaki enerji kullanımının büyük bir kısmı karşılanmaktadır. Şekerkamışı üretimi için geniş alanlara ihtiyaç duyulması ve üretimin dış etkenlere bağlı olması bu enerji kaynağının başlıca dezavantajlarıdır. Buna rağmen Kenya ve Zimbabwe gibi bazı gelişmekte olan ülkeler bu enşrji kaynağının üzerinde önemle dur maktadırlar.
v. Hidrojen Enerjisi: Hidrojen enerjisi, birçok uygulama alanlarında fosil yakıtların yerine kullanılabilecek yeni bir enerji türüdür. Bu konunun güneş enerjisi ile birlikte uy gulama alanları bulabileceği eskiden beri düşünülmekte dir (10) ve son yıllarda da pilot projelere başlanmıştır. Bu projeler sadece güneş ile hidrojen sisteminin entegre ça lışması değil, hidroelektrik santrallerle ve hidrojen enerji si sistemlerinin ortak çalışmasını içermektedir (4). Proje lerde güneş pillerinin veya hidroelektrik santrallerin fazla enerji üretimi söz konusu olduğu takdijde, by fazlalığı hidrojen üretiminde kullanmak temef pr#n,ş)p» pjarak gö zükmektedir (4). bu arada ülkemizin hidroelektrik enerji
318 377 ELEKTRİK MÜHENDİSLİĞİ
bakımından dünyanın şanslı ülkele rinden biri olduğunu unutmamak gerekir. Hidrojen enerjisinin en önemli dezavantajları üretim zorlu ğu ve büyük hacminden dolayı de polama zorluğudur ki, bu nedenle henüz fosil yakıtlarla yarışabilecek düzeye gelememiştir.
vi. Diğerleri: Yukarıda anlatılan ye ni ve temiz enerji kaynaklarının yanı sıra okyanuslardaki dalga enerjisi, med ve cezir olayından kaynaklanan enerji potansiyelinin kullanılması, denizlerin yüzeydeki ve derinlerdeki sıcaklık farkından elde edilebilecek enerji vb. gibi birçok başka kaynaklar vardır ve bu konularda da araştırmalar yoğun bir şekilde sürmektedir.
Bütün bu enerji kaynakları çevre açısından zararsız ve hepsi yenilenebilir türdendir. Bu nedenle kısa vadede çevre kirliliğini ve bu yüzden olabilecek felaketleri düşü nerek, uzun vadede ise fosil yakıtların biteceğini hesaba katarak, bu kaynakların dikkatle değerlendirilmesi gere kir. Bu konuyla ilgili olarak, gelişmiş ve gelişmekte plan ülkelerin bulundukları duruma göz atmakta yarar vardır. 3. ÜLKELERİN GENEL DURUMU Gelişmiş ülkeler, fosil yakıtlarla ilgili olası siyasi ve eko nomik krizlerden etkilenmemek ve çevreye daha fazla zarar vermemek için gerekli önlemler almaya, geç de ol sa başlamış görünmektedirler. Enerji verimliliğinin ve ta sarrufunun yanı sıra, hemen hemen yukarıda bahsettiği miz tüm yeni enerji kaynakları konusunda araştırmalar yapmakta ve teknoloji geliştirmektedirler. Bu teknolojileri pilot projelerde uygulayıp, büyük projeler için ön adımlar atmaktadırlar. Fosil yakıtları kullanarak elde ettikleri ener jilerinin (dolayısıyla gelirlerinin) yüklü bir kısmını yeni enerjiler üretme, araştırma ve geliştirmelerine harcamak tadırlar. Bu görünüm, gelişmiş ülkeler açısından iki yönlü olarak yarar sağlamaktadır. Birincisi önümüzdeki yüzyıla adını verecek yeni teknolojiler üretmek, ikincisi ise çevre ye daha fazla zarar vermeyi önlemektir. Bunlardan ikinci si hem gelişmiş ve hem de gelişmekte olan ülkeler için sevindirici olmasına rağmen, birincinin gelişmekte olan
Gelişmekte olan ülkelerin büyük bir çoğunluğu, bırakın yeni enerji kaynaklarının enerji politikaları üzerindeki etkilerini göz önünde bulundurmayı, henüz sağlıklı bir enerji politikası saptayabilecek durumda bile değillerdir."
ülkeler açısından ne gibi sonuçlar doğuracağı, üzerinde dikkatle durulması gereken bir konudur. Bu konu düşü nülürken fosil yakıtlarla ilgili teknolojinin 100 yıllık geçmi şini göz önüne almak ve bu geçmişin gelişmekte olan ül kelerde ne gibi zararlara neden olduğunu her zaman akılda tutmak gerekir.
Gelişmekte olan ülkelerin büyük bir çoğunluğu, bırakın yeni enerji kaynaklarının enerji politikaları üzerindeki etki lerini göz önünde bulundurmayı, henüz sağlıklı bir enerji politikası saptayabilecek durumda bile değillerdir. Yeni enerji kaynaklarını değerlendirebilen gelişmekte olan ül kelerin bir kısmı da, boşa kullanılmış maliyet nedeni ile az da olsa hüsrana uğramışlardır. (Kenya, Brezilya gibi). Bu ülkelerde yeni enerji kaynaklarına araştırma/ geliştirme/uygulama için harcanacak para, ülke boyutla rını aşmaktadır. Butun bunların yanı sıra, gelişmekte olan ülkelerdeki önlenemeyen nüfus artışı enerji ihtiyacını sü ratle artırmakta, şu andaki dünya enerji tüketimini kısa şürede.katlamaya doğru gitmektedir. Bu görünümün ge lişmekte olan ülkeler açısından kötü olduğunun yadsına mayacağı açıktır. Ancak çevre söz konusu olduğunda, bu görünümün, en az gelişmekte olan ülkeler kadar, on lara da zarar vereceği gerçeğini, gelişmiş ülkeler hiçbir zaman unutmamalıdırlar. 4. SONUÇ
M. Drohan (9), P.D.Dunn (1), J.Kahn (5) ve birçok araş tırmacı, gelişmekte olan ülkelerin enerji problemlerini kı sa dönemde fosil yakıtlarla ve ilgili teknoloji ile çözmeleri gerektiğini, bu arada gelişmiş ülkelerin de bu kullanımı çevreye zarar açısından telafi etmek için, fosil yakıt kulla nırnlarıhı azaltıp yeni enerji kaynak lan teknolojisini geliştirme yoluna gitmelerini önermektedirler. Bu öneriyi yaparlarken gelişmekte olan ülkelerin, planlarını uzun vade de yenr enerji kaynaklarına geçme yi mümkün kılacak şekilde yapma larını da savunmaktadırlar. Geliş mekte olan ülkeler bu sayede kısa vadede yeni enerji kaynakları tek nolojisini oluşturmak için yüklü pa ralar harcamayacaklar ve bilinen teknolojileri kullanarak enerji prob lemlerini çözeceklerdir.
Biz de burada, bu öneri doğrultu sundâ yapılacak politikaların doğu rabileceği sakıncaları sıralamaya çalışalım:
i. Bu nüfus artış orartlâh ile, geliş
377 ELEKTRİK MÜHENOfötUa
mekte olan ülkeler enerji ihtiyaçlarını fosil yakıtlarla karşı larlarsa, genel çevreye verilecek zararı önlemek için, ge lişmiş ülkelerin kendi fosil yakıt harcamalarını ellerinden geldiğince azaltmalarının ne derece etkili olacağı sorusu nun cevabı net değildir. Bu sorunun cevabının olumsuz olma ihtimali Şekil 4'te gözükmektedir. Kaldı ki, fosil ya kıtlar kullanılması sonucu oluşan bölgesel çevre kirlilikleri gözardı edilebilecek gibi değildir.
ii. Gelişmekte olan ülkeler için fosil yakıtlarla ilgili teknolo jiyi yeni baştan kurmanın ne kadar güç olduğu yadsına maz. Bu nedenle bu ülkeler fosil yakıt teknolojisini geliş miş ülkelerden satın almak zorundadırlar. Üstelik bu tek nolojinin ücretsiz verilmesi düşünülse dahi, çevreye veri lecek zarar göz önünde bulundurulmalıdır. Kısa vadede gelişmekte olan ülkelerin.fosil yakıtlarını kullanmaları ge lişmiş ülkelerin eskilerini bu ülkelere satması sonucunu doğurabilir.
iii. Yeni enerji kaynakları teknolojisinin oluşturulması he nüz emekleme safhasındadır ve gelişmekte olan ülkeler de ancak bu safhada bu gelişmelerin içerisinde yer alabi lir ve kendi teknolojilerini üretebilirler. Fakat kısa vadede fosil yakıtların kullanılması düşünülürse, paralarını ya ge lişmiş ülkelerin eskimiş fosil yakıt teknolojilerini satın al mak için, ya da uzun vadede vazgeçilmesinin kaçınılmaz olduğu söylenen bu teknolojiyi kendileri üretmek için har camak zorunda kalacaklardır. Ayrıca gelişmekte olan ül kelerin kısa vadede hem yeni enerji kaynaklarında kendi teknolojilerini üretmeyi, hem de fosil yakıtlara para harca mayı, ekonomik nedenlerle, birlikte gerçekleştiremeye cekleri de unutulmamalıdır.
iv. Yukarıdaki dezavantajların sonucu olarak, gelişmekte olan ülkeler' eğer enerji problemlerini kısa vadede fosil yakıtlarla çözmeye kalkarlarsa, bundan 30 40 yıl sonra gelişmiş ülkelerin oluşturduğu yeni enerji kaynakları tek nolojisini, yani; yine, gelişmiş ülkelerin eskilerini, para ile satın almak zorunda kalabilirler.
Gelişmekte olan ülkeler için kısa vadede fosil yakıt öneri sini yapan araştırmacılardan M.Drohan (9) bu önerisinin nedenlerini açıklarken, bu ülkelerin güneş enerjisini uy gulamasına gerek olmadığını, çünkü birçoğunun zaten sı cak ülkeler olduğunu söylemektedir. Ancak, güneş ener jisinin uygulamaları bu ülkelerde (veya genelde) bina ısıt masından çok soğutması için daha uygundur ve bu konu larda önemli gelişmeler olmaktadır. Ayrıca bu enerji kay nağının tek uygulama alanı binalar için değildir. M. Dro han'ın etanol ile ilgili olarak ileri sürdüğü bir sakınca, bu gazın uygulamasının "geniş toprak alanlarını ülkenin zen gin kesiminin otomobillerinde kullanacağı etanolu üret mek için kullanmak" şeklinde Olduğudur. Fakat, ulaştırma sektöründe harcanan enerji artık sadece toplumun küçük kesimleri için değil, şehir ve büyük kasabalarda yaşayan oldukça büyük bir çoğunluk içindir. Yalnız, bu enerjilerle ilgili teknoloji geliştirme çalışmalarının, gene M. Drohan'ın söylediği gibi, pahalıya mal olabileceği gerçeği de unutul mamalıdır.
Bu şartlar altında gelişmekte olan ülkelerin kısa vadede enerji politikası saptamada ülkenin ekoomik, coğrafik, si yasi ve sosyal yapısını göz önünde bulundurarak aşağı daki noktaları dikkate almalarını önerebiliriz: i. Yeni enerji kaynaklan enerji verimliliği ve tasarrufu ko
nularında kendi öz teknolojilerini ve uygulamalarını kısa vadede sağlamaya çalışmak.
ii. Bu konularda, hem uzmanlar yetiştirmek için, hem de halkın eğitimi için Eğitim Programları düzenlemek.
iii. Yeni enerji kullanımını, enerji verimliliği ve tasarrufunu sosyal ve ekonomik yapısına ters düşmeden kanunlarla desteklemek.
iv. Gelişmiş ülkelerle yeni enerji kaynakları konusunda teknoloji işbirliğine gitmek ve bu konularda ortak projeler oluşturmaya çalışmak.
v. Çevre enerji etkileşimi ile ilgili konuları güncel tut mak.
vi. Ülkedeki ve ülke dışındaki tüm uzmanlara danışarak ve bu konudaki tüm deneyimleri kullanarak çevreyi, uzun vadeli çıkarlarını ve yeni enerji kaynaklarını gözardı et meden yeni sağlıklı ve gerçekçi kısa dönem enerji politi kaları oluşturmak ve bu politikaların uzun dönemli etkile rini tahminleme çalışmalarını yapmak.
Bu arada, gelişmiş ülkeler, dünyamızın kurtarılması ve doğal çevremizin sağlıklı bir şekilde gelecek nesillere bı rakılması zorunluluğunu unutmayarak, yeni enerji kay nakları ve enerji verimliliği ve tasarrufu konusunda, geliş mekte olan ülkelere vakit geçirmeden hem maddi ve hem de teknoloji geliştirmek açılarından yardımcı olmalı dırlar. Bu yardımların onlara mali yükümlülükler getirece ği bir gerçektir. Ama insanlığın geleceğinin güven altına alınması ve dünyamızın kurtarılması, uzun vadede bu mali kayıplarını onlara fazlasıyla geri ödeyecektir.
D
KAYNAKLAR
1. P.d. Dıınn. "Renewable Energy and tlıe Developing Count ries", Proc. Of World Renetvalile Energy Congress, 1. cilt, sayfa 28 38, Reading, İngiltere, 23 28 Eylül, 1990. 2. T.M.L. Wigley ve S.C.B. Raper, "Thermal E.xpansion ofSea Water Associated »'itli Global Warming", Nature, 330. cilt, • no 12, sayfa 127 131,1987. 3. M.Oppenlıeimer, "Climale Clıange and Environnıenlal Pol lııtion; Piıysical and Biological Interactions'" Climate Chan ge, 15 Cilt, sayfa 255,1989. 4. G.R.Grob, "Renewable, Clean Energies Urgency Solııtions Priorities", Proc. of World Renewable Energy Congress, 1. cilt, sayfa 13 27, Reading, İngiltere, 23 28 Eylül, 1990. 5. J.Kalın, "Global Warming and Energy Efficiency", Sun World, 14. cilt, no. 2, sayfa 44 52,1990. 6. C.G. Granavist, "Materials for Energy Efficient Win dows: New Coatings wilh Spectral and Angular Selectivity". Workshop on Materials Science and Physks of Non Conventional Energy Sourcis. International Genler for Theo retical Plıysics, SMR/399 4,11 29 Evliil, 1989. 7. A.Rosenfeld, "Energy Efficient U.S. Bttildings and Equip ment: Progress Tmvard Lifecvcle Cost"., Energy, 12. cilt, no. 10 11, sayfa 1017,1987. 8. C.G.Granq\ist, "Chıonıogenic Materials for Transmit tance Control ofLarge Area Wındows, Yforkshop ön Materi als Science and Physics of Non Conventional Energy Sour ces. International Cenlcr for Theoretical Plı\sics, SMRI399 5, 11 29 Eylül, 1989. 9. M.Drolum, "Energy Featııres for Oil lmporting Develo ping Coıınlries, Energy Policy, 13. Cilt, no. 3, sayfa 215 229, 1985. 10. TM. Veziıoğlıı ve S.Kakaç, "Solar Production ofHydro gen", Solar Energy Engineering. Academic Press, Ed. AA.MSayigh. sayfa 385 394.1977.
320 377 • ELEKTRİK MÜHENDİSLİĞİ