Elektrik Mühendisliği · Sayı 386 · 1992 / 2

BİR KİTAP

Bilgisayar, yazılım ve internet Kitap tanıtımı

Yıl
1992
Sayfa
1
Okuma süresi
4 dk
Görüntülenme
0

Konu

Bilgisayar, yazılım ve internet

İlgili: Mühendislik mesleği, meslek hakları ve istihdam

Anahtar kelimeler

  • Ay Çöreği
  • Mustafa Arslantunalı
  • yapay zeka
  • bilimkurgu
  • dil ve teknoloji
  • enformasyon kuramı

Özet

Mustafa Arslantunalı'nın 'Ay Çöreği' adlı kitabı tanıtılıyor; kitap bilgisayarlar, yapay zekâ, bilimkurgu, dil ve iletişim üzerine denemeler içeriyor.

Tam metin

Metin PDF'ten otomatik çıkarılmıştır; tablo, şekil ve formüller eksik ya da hatalı olabilir. Özgün dizgi için PDF'e bakın.

ilgisayar endüstrisinin gelişi minden bilimkurgu edebiyatı na, biyolojik evrimden enfor masyon kuramına, yapay ze kâdan bilim anlayışındaki de ğişmelere kadar pek çok de ğişik konuyu ele alan Ay Çöreği, özellikle teknik eğitimden geçmiş okurların ilgisini çe kecek temalar işliyor; bilgisayarlar, yapay ze kâ, bilimkurgu, teknolojik gelişme dalgası üzerinde gidişimiz... Ama bunların yanısıra, dil ve kültürel süreçler üzerine de teknik ko nularla bağlantılı denemeler yer alıyor kitap ta... İletişim Y ayınları'ndan çıkan kitap, okun ması rahat ve elinize aldığınızda farkedeceği niz ara not tekniğini yaygın olarak kullanıyor; ilginç bir yöntem... Ama bu kitap özelinde ra hat okunma, kitabı gece yatarken yanınıza almanızı tavsiye ettiğim anlamına gelmesin sakın, tabii beyinsel verimliliğiniz bu saatlere denk gelmiyorsa. Aklınızda yeni sorular ve yanıt bulma istekleri uyandıracak bir kitap çünkü. Sz kaç yaşınızda konuşmayı öğrendi niz? Y oksa hatırlamıyor musunuz? Peki ya kaç dil biliyorsunuz, acaba hangisi anadili niz? Dilin 'şu dünyada görüp göreceğimiz en karmaşık yapı' olduğunu biliyor muydunuz? Peki ama biz bu dili nasıl öğrendik, nesneleri adlandırmayı, sonra bu adları nesnelerden öne çıkartmaya ne zaman başladık? Arslan tunalı diyor ki, "Herhangi bir dilin kazanılma sını sağlayan, her dil için geçerli evrensel il keler genetik programlamayla beynimize ka zınmıştır. Kimilerinde'insan dışı', mekanik vb. nahoş çağrışımlar yaratan programlama söz cüğü can sıkıcı görünebilir. Ama elden ne ge lir, nahoş çağrışımlara açık olanlarımız biraz cık dişlerini sıkacak artık. Üstelik, dilin cebir sel yöntemler, algoritmalar vb. yardımıyla bi çimselleştirilmesi çabalarından, robotlar, dü şünen ve arzu eden makineler gibi ürkünç yaratıkların olabilirliğinden... bile söz etmiyo ruz henüz."

Y ine bir alıntı daha yapalım: "Dil, yaşayan bir şeydir: Y eni bir yaşam tarzı, yeni değerler ya da yeni teknoloji... eski söyleyiş biçimleriyle, eski kavramlarla dillendirilemiyorsa, bunun çözümü yine dilin sonsuz üretkenliği içinden çıkacaktır." "İngilizce henüz ikinci resmi dil olarak ilan edilmedi Türkiye'de, ne gam, şim dilik gâvurca deyimleri, deyişleri Türkçe telaf fuz etmekle, Türkçe ye çevirmekle, daha doğ rusu yamamakla yetiniyoruz." Türkçe düşün mek gerekliliği... Neden Türkçe düşünmek zorundayız? Y oksa bilgisayarı iyi kullanmak, onun mantığını anlamaya yetmiyor mu? Bu, bilgisayarla içice (ya da yanyana) yaşayan herkesin ilgilenmek zorunda olduğu bir konu. Acaba, bilgisayar dünyası kadar İngilizce de yimlerin bu denli çok kullanıldığı (ya da gün lük dile yamandığı I) kaç alan var ülkemizde? Şu anki sözcük cangılında bir şeyler öğren menin zorluğu kadar, bir şeyler öğrenmiş olanların Türkçe düşünmede ister istemez karşılaştığı zorluklar ortada. Peki ne yapmak

AY ÇÖREĞİİ

Teknoloji, dil ve iletişim üzerine denemeler

Lütfi VAROĞLU

Mustafa

ARSLANTUNALI İletişim Yayınlan 254 s.

1. Baskı 1992

gerek? Üstelik bir iki yıl gibi kısa sürelerde yeni kavramların ortaya çıktığı bilgisayar gibi hızlı gelişen bir alanda. Arslantunalı, sözcük lere yasak konmaması gerektiği kanısında, 'dil kendi yolunu buluf diyor. Y azar, kitabın da yabancı dilde eğitim konusunu da ele alı yor. Y abancı dilde eğitim konusunda ileri sü rülen çatışık tezleri sunuyor, ama bunları yar gılayıp, bazılarını mahkum edip, bazılarını da yüceltmekten çok, bugün yapılması gereken esas işin, yabancı dilde eğitimin yürümediği konusunda anlaşmak olduğunu vurguluyor.

Ve bilimkurgu; içerdiği masal, mitos ve fante zi öğeleriyle bizi dûn, bugün ve yarın arasın da getirip götürürken, aslında farkettirmeden 'görmemiz gerekeni burnumuzun ucundan alıp uzağa götüren, bize gösteren ve sonra da 'şimdi ne yapacaksan yap' diye yeniden kafamıza atan, yadırgatan" bilimkurgu: "Ger çek bilimkurgu, bir değişim edebiyatıdır. Y eni dünyaların, yeni teknolojilerin, yeni insanın edebiyatı." Bu yönüyle bilimkurgu, 901ı yılla rın Türkiyesi'nde bilgisayarla birlikte büyüyen kuşağa hiç uzak değil. Bilgisayarla 'mecbu ren' tanışmak zorunda kalan eski kuşağın bazı mensupları için de tavsiye edebilirim bi limkurgu edebiyatı; belki, yeni teknolojiye karşı boyveren kaderci yaklaşıma panzehir gibi gelir.

Bilgisayarlardan korkuyor musunuz? Y oksa artık bu konuda kararınızı verdiniz, onları düşmanınız ilan ettiniz ve bugünlerde en ya kın bilgi işlem merkezine bir saldırı düzenle meyi mi planlıyorsunuz?

Arslantunalı, bilgisayardan korkanlara sesle niyor: 'Çaresi yok. Etrafınız sarıldı'. Aslında belli olmaz, gazegenin yönetimini pnlara ver dikten sonra belki ayrılıp gitmek isteyenlere katılabilirsiniz, e ğ * o kadar yaşarsanız tabii. Şaka bir yana, eski Bir bilgisayar mühendisli ği öğrencisi olan Arslantunalı'nın kitabında

bilgisayarların ve bilgi işlemin tarihi, yapay zekâya kadar ayrıntılı olarak anlatılıyor; bilgi sayarın çalışması ve kesikli (digital)/ benzeş meli (analog) bilgi ayrımı irdeleniyor. Y a ne diyor yazar, 'toplumsal yapıyı olduğu kadar, insan ilişkilerini de baştan başa değiştirecek, bilgisayarların istilası* için: 'Pandora'nın kutu su açıldı bir kez: Bize düşen bu azgın öğreni denizinde boğulmamayı becermek.'

Makineler düşünebilir mi? Bu konuda o ka dar çok film çekildi, sansasyon yapıldı ki, ön yargısız düşünmek için çaba harcamak ge rek. Henüz böyle bir şey ufukta gözükmeme sine karşılık, Turing 1950 yılında gayet emin bir şekilde bu yüzyılın sonunda bunun ger çekleşeceğini söylüyordu. Arslantunalı uzun uzadıya bu konuyu ele alıyor, nazik bir üs lupla da olsa bilgisayarların kesinliklere da yanan 'mantığı'yla, hiç bir kurala sığmayan yaratıcılığın yeniden kurulamayacağını savu nuyor. 'Information theory' üzerinde de duru luyor kitapta, Shannon ve öteki kuramcıların geliştirdiği 'öğreni kuramı'; insanlara isteme dikleri kadar çok bilgi sunulan elektronik ça ğında, öğreni için güvenilir bir ölçüt getirme çabalarının nereye varmaya çalıştığını izle mek hepimiz için gerekli. "Çünkü bilgi dedi ğimizin tek başına hiç bir anlamı yok: Refe rans noktası ve 'ezeli rakibi' entropi gibi, öğ reni de istatistik! bir terimdir ve bildiğimiz üzere istatistik tek tek nesnelere işlemez. Bilgi'yi yakalamanız, ancak iletişim dizgesi nin bütününü kavramanızla mümkündür."

Mustafa Arslantunalı'nın kitabı, "kozmosa çıktığımız her şeye: yalnızlığa, güçlüğe, tüke nişe hazır" olduğumuz bugünlerde, aslında şevkimizin altında yatanın düzmece olup ol madığını, gerçekten başka dünyalara gerek sinim duyup duymadığımızı merak edenler kadar, bugünün yeni teknolojilerini ve bunla rın mantığını daha iyi kavramaya çalışanlara da yönelik bir kitap.

386 ELEKTRİK A A f\ MÜHENDİSLİĞİ | | Î7