Elektrik Mühendisliği · Sayı 386 · 1992 / 2

YENİ SANAYİLEŞEN ÜLKELERDE ELEKTRONİK SANAYİİ

Sanayi, teknoloji politikası ve kalkınma Teknik / bilimsel makale

Yıl
1992
Sayfa
11
Okuma süresi
36 dk
Görüntülenme
0

Konu

Sanayi, teknoloji politikası ve kalkınma

İlgili: Mühendislik mesleği, meslek hakları ve istihdam, Elektronik ve yarı iletkenler

Anahtar kelimeler

  • elektronik sanayii
  • Yeni Sanayileşen Ülkeler
  • G. Kore
  • Tayvan
  • DRAM yongaları
  • TMMOB Makina Mühendisleri Odası

Özet

TMMOB Makina Mühendisleri Odası'nın 1991 Sanayii Kongresi raporundan yararlanılarak, Güney Kore, Tayvan, Brezilya, Hindistan ve Singapur'un elektronik sanayilerini nasıl kurdukları ve izledikleri sanayileşme politikaları, Türkiye için çıkarılabilecek dersler bağlamında incelenmektedir.

Tam metin

Metin PDF'ten otomatik çıkarılmıştır; tablo, şekil ve formüller eksik ya da hatalı olabilir. Özgün dizgi için PDF'e bakın.

ÜLKELERDE K SANAY İİ :

N, BREZİLY A, VE SİNGAPUR

DENEY İMİ*

TMMOB Makina Mühendisleri Odası 1991 Sanayii Kongresi Elektronik Sanayii Sektör Raporu Kasım 1991

Y eni Sanayileşen Ülkelerin (YSÜ'ler) başta gelenlerinden G. Kore, Tayvan, Brezilya, Hin distan ve Singapur'un elektro nik sanayilerini kurarken izledikleri yol ve uyguladıkları politikalar son derece ilginçtir. Türkiye elektronik sanayiinin bugünkü durumu irdelenir ve geleceğine ilişkin kestirimlerde bulunurken, YSÜ'lerin bu heyecan verici serüvenlerini bilmekte yarar vardır. Burada "serüven" sözcüğünü bilerek seçtik; çünkü dıştan bakan bir göz için söz konusu "gelişmekte olan" ülkelerin, elektronik alanına gir meleri, ya da daha açık bir deyişle, teknolojinin uç noktalarına doğru bir sıçrayışta bulunmaları tam bir serü vendi. Ama bu ülkeler çağın ulusla rarası işbölümü çerçevesinde bu çerçevenin kendileri gibi ülkeler için daha çok bir cendere karakteri gös termesine karşın, "irâde i cüz iyye"lerini kullanak bu serüvene atıl dılar. Başarılı oldular ya da kısmen başarılı oldular; ama, önemli olan, başarmayı denemiş ve deniyor ol malarıdır.

84 386 ELEKTRİK M ÜHE NDİ SL İ Ğİ

Hemen belirtmek gerekir ki, söz ko

Hindis. Brezil. Singap Tayvan G Kore Fransa Japonya AT

nusu beş ülkenin elektronik atılımları nın irdelenmesi, Türkiye için örnek

Bilgisayarlar

alınması gereken bir model oluştur Yazılım

dukları önyargısından kaynaklan maktadır. Temel çıkış noktası, sayı lan ülkelerin sonradan sanayileşme

Sistem Entegrasyonu Telekomünikasyon

ye başlayan ülkeler arasında bulun Yarıiletkenler

maları; buna karşın, teknolojinin uç Elekronik Aletler

ürünlerini ilgilendiren bir alanda , elektronikte varlıklarını bütün dgn l

Tıbbi Elektronik

yaya kabul ettirmiş olmalarıdır, örne ı « N O ı. tmvoniK» Aaunın uettceMeto Başlıca Rakipleri

ğin, ABD Ticaret Bakanlığı'na göre, Kaynak: U.S. Department of Commerce, 1990

Kore, Tayvan, Singapur ve Hindistan

elektronikte ABD'nin gelecekteki baş lıca rakipleri arasında yer almaktadır, (bknz. TABLO 1.) Kore'nin rakip ola rak görüldüğü dallar bilgisayar ve ya rı iletkenlerdir. Tayvan da bilgisayar larda rakiptir. (Bilgisayar ve yarı ilet kenlerdeki diğer rakipler Japonya ve AT ülkeleridir.) Hindistan ve Singapur ise yazılımda rakip görülmektedirler. (Yazılımdaki diğer rakipler Japonya, Fransa ve AT ülkeleridir)

Elektroniğin belli dallarında da olsa ABD'nin rakibi olarak görülmek ilginç bir deneyimdir. Bu nedenle, Türkiye için, eğer çağın sanayi konsepti çer çevesinde yeni bir sanayi atılımı siya si gündemde öne çıkacaksa, bu de neyimin yararlanılabilir yanları olaca

deleyen Nisan 1990 tarihli rapordan yararlanılmıştır. (US. Dept. of Com merce, Int. Trade Adm., 1990) Bu ra porda söz konusu beş ülkenin elekt ronik sanayilerinin profilleri de veril mektedir. Bu profillerde yer alan bil gilerle Ashoka Mody'nin kullandığı veri ve yaptığı saptamalar arasında belli bir tutarlılık olduğu ayrıca belir lenmiştir.

Yeri geldikçe, Mody'nin bildirisinden geniş alıntılar yapmakta yarar görül müştür.

1.0. LOKOMOTİF SEKTÖR OLARAK ELEKTRONİK SANAY İİ...

Kore ve Tayvan elektronik sanayileri

Kore'nin bu kararı klasik ürün çevrimi kuramına göre alınmış bir karar da değildir. Çünkü bu kurama göre, yeni teknolojiyi içeren bir ürünün üretimi ne, o teknolojiyi üreten odağın he men yanı başında başlanması gere kir. Yeni teknoloji ancak belli bir ol gunluğa eriştikten sonradır ki, üretim, faktör fiyatlarının (örneğin emeğin) görece daha ucuz olduğu yerlere kaydırılır. Bu da zaten o teknolojinin ömrünü doldurma sürecinin ürün çevriminin sonlarına rastlar. Buna göre ve özellikle de ürün çevrim sü relerinin giderek kısaldığı göz önüne alındığında, Kore'nin DRAM yongala rı üretimi gibi bir uç teknoloji alanına hiç girmemesi gerekirdi.

ğı muhakkaktır. Elbette, bu saptama lar, farklı coğrafya, farklı kültür, farklı siyasi ekonomik yapı, farklı zaman, farklı dünya konjonktürü gibi son de rece belirleyici etkenlere göre revize edilmek, belli bir süzgeçten geçiril mek koşuluyla, yararlanılabilir sonuç lar çıkartmak mümkündür.

G.Kore, Tayvan, Brezilya, Hindistan ve Singapur örnekleri aktarılırken, büyük ölçüde, Dünya Bankası uz manlarından Ashoka Mody'nin 1987 Temmuz'unda Sussex Üniversite si'nin Gelişme Araştırmaları Enstitü sü'nde yapılan bir seminerde sundu ğu bildiriden yararlanılmıştır. Bu bildi ri, daha sonra, konuk editörlüklerini Charles Cooper ve Raphael Kap linsky'nin yaptığı "The European Jo

ni geliştirirken "lokomotif alt sektör olarak tüketici elektroniğini (elektro nik dayanıklı tüketim cihazları, özel likle de televizyon üretimini) kullan mışlardır. Bu iki ülkede televizyon sanayii elektronik devre elemanları (komponent) üretiminin ve kişisel bil gisayarlar, mikrodalga fırınlar ve vi deo kaset kaydedicileri gibi elektro nik sistemler üretiminin gelişmesine yardım etmiştir. Sonra da bu sanayi ler, elektronik sanayii için yatırım malları üreten sanayileri doğurmuş lardır.

Bu gelişim, salt, bu iki ülkenin elekt ronik alanındaki karşılaştırmalı üs tünlüğünden kaynaklanmış değildir. Gerçekten de, örneğin Kore'nin dina mik rastgele erişimli bellek (DRAM)

Oysa Kore klasik anlayışa taban ta bana zıt bir seçim yaparak, yarı ilet kenler alanındaki çabalarını olgun laşmış ürünlere değil, uç teknoloji ürünlerine yöneltmiştir. Bu ülke, 19841e "64 K DRAM" yongalarını ge liştirmeye başlamış; 1985 sonlarında "256 K DRAM" yongalarının üretimi ne geçmiş; 1987'deyse "1M DRAM" yongalarının ilk örneklerini üretmiştir. Kore bugün "4 M DRAM" yongalarını üretebilmekte, "16 M DRAM" yonga larının da deneme üretimine geçmiş bulunmaktadır. Ülkenin bu ve benze ri kararlarının ussal temeli, dinamik düşünce tarzında; izlediği Listgil, dünya teknolojisine yetişme strateji sinde aranmalıdır (Freeman, C, 1989).

urnal of Development Research"ün 1989 Haziran tarihli 1. sayısında ya yımlanmıştır.

Ayrıca Birleşik Devletler Ticaret Ba kanlığı'nca hazırlanarak Temsilciler Meclisi Tahsisat Komitesi'ne sunul muş olan ve Birleşik Devletler Ekono mik Sektörü'nün Rekabet Gücünü ir

yongaları üretme kararının bu alan daki karşılaştırmalı üstünlüğüne da yandığı söylenemez. Çünkü, yonga üretimi sermaye yoğun etkinlik alan larından biridir ve bu tür sanayi yatı rımlarında Kore'nin herhangi bir kar şılaştırmalı üstünlüğe sahip bulun madığı bilinen bir gerçektir.

Gerçekten her iki ülke de, dünya tek nolojisini edinme, öğrenme, özümse me, ilgili ekonomik etkinlik alanlarına yayma ve edindiği teknolojiyi bir üst düzeyde yeniden üretme yeteneğini kazanma yolunda kararlı bir politika izlemişlerdir. Sanayilerinin kuruluşu na paralel olarak ulusal bir AR+GE

85 3 8 6 ELEKTRİ K

ağı ve bununla tümleşik bir eğitim sistemi kurmayı başarabildikleri için dir ki, çağın sanayi konseptine uy gun bir atılım yapabilmişlerdir. Bura da, sanayi, ulusal AR+GE ağı ve eği tim kurumları arasındaki orkestras yonun (tıpkı Japonya'da olduğu gibi) devletçe sağlandığının altını çizmek gerekir. Dahası atılım sürecinde ve bugün, ister sanayi kesiminde ister se AR+GE ve eğitim kesiminde ol sun, nerede ve ne zaman bir zayıf halka ortaya çıkmışsa, bu halkayı güçlendirmek devletin temel görevi olmuştur. Devletin üstlendiği bu rol, yeri geldikçe daha ayrıntılı olarak ir delenecektir.

2.0. BEŞ ÜLKE ELEKTRONİK SANAY İLERİNİN KURULUŞUNDA ÜRÜN VE ÜRÜN SIRASI SEÇİMİ

Yeni bir sanayi sektörü kurulurken, üretime hangi ürünlerle ve nasıl bir ürün sırası izlenerek başlanacağını saptamak girişimciler açısından el bette yaşamsal önemdedir. Eğer bu sektör, ulusal politikanın gereği ola rak ya da başka siyasi ve ekonomik nedenlerle devlet tarafından teşvik edilecek, desteklenecekse; uygula nacak teşvik ya da destek politikala rını belirlemek açısından da bu sap tamanın büyük bir önemi vardır. He le ekonomilerin uluslararasılaşması sürecinde, içsel etkenler yanında, göz önünde tutulması gereken pek çok dışsal etkenin de bulunması, ürün ve ürün sırası seçimini kritik ha le getirir.

Ashoka Mody, söz konusu beş ülke

nin, elektronik alanındaki ürün ve ürün sırası seçimlerini irdelerken şunları söylemektedir:

"YSÜ'lerde asıl atılım imalat yetene ğini geliştirme yönünde olmuştur. Ama, uygulamada oldukça farklı yol lar izlenmiştir. Tayvan ve Kore'de elektronik sektöründe üretim, 1950'lerin sonunda, elektronik devre elemanları (komponentler) maliyetini düşürmek için yeni bir üretim yeri arayan Japon ve ABD firmalarınca başlatılmıştır. Söz konusu elektronik devre elemanlarının büyük bir ço ğunluğu basit teknolojilerin ürünüy dü. Bu alan kısa zamanda yerli giri şimcilerin ilgisini çekti ve çok sayıda küçük firma ortaya çıktı. Devre ele manları üretimi bugün hem Kore hem de Tayvan elektronik sanayile rinde başta gelen bir sektör konu mundadır. Devre elemanları (kompo nent) firmaları (başlangıçta) diğer ürünlere doğru bir genişleme yapa madılar ya da ürün çeşitlemesine gi demediler, ama en azından iki yarar lı amaca hizmet ettiler... Birincisi devre elemanları montajı için gerekli makinaları üretecek bir yatırım mal ları sanayii doğmasını sağladılar. İkincisi, yerli, tüketici elektroniği sek törü gelişirken ürün maliyeti açısın dan rekabet üstünlüğüne sahip bir elektronik devre elemanları sektörü elde hazır bulunuyordu. İyi kalitede ve düşük maliyetteki devre eleman larının elde hazır bulunuşu, Koreli ve Tayvanlı üreticilere, endüstriyel elektronik ve büro otomasyon ürün leri alanına girerken, belli bir rekabet

üstünlüğü sağlamıştı. Tüketici elekt roniği sektörü, Kore ve Tayvan'da büyümenin motor gücü oldu. Ko re'nin dev firmalarından Goldstar ve Samsung ile Tayvan'ın büyük firma larından Tatung ve Sampo, 1950'lerin sonuyla 1960'larda girdi ler. Tüketici elektroniği sektöründe, ürün seçimini, temelde, Birleşik Dev letler'deki talep trendi belirledi, öte yandan bu seçim, gözle görülür de recede, Japon rekabetine göre bi çimlendi. Japonlar, sürekli olarak ürünlerini farklılaştırma yoluna git mişler ve böylece, göreli olarak fiyat esnekliği bulunmayan pazarlar yarat mışlardı; Koreli ve Tayvanlıların bu na karşı tutumuysa, Japonların geri de bıraktıkları, fiyat esnekliğine sa hip pazarlara (seri ürünlere) gitmek olmuştur. Ama 1980'lerde Kore ve Tayvan firmaları, Japonların üstün olduğu alanlarda da onlarla kendi aralarındaki açığı kapatma çabasına girmişler; ürünlerini farklılaştırma ve daha ileri ürün pazarlarına girme arayışına başlamışlardır."

ı

"Böylece, Kore ve Tayvan, yaklaşık yirmi yıllık bir süre boyunca, ürün se çiminde, belli bir sıra izleme yolunu yeğlemişlerdir. 1980'lere gelindiğin de, her iki ülkenin de, güçlü bir reka bet temeli, yetişmiş insangücü, elekt ronik tüketim malları üretim ve pa zarlanmasında deneyim kazanmış büyük firmaları bulunmaktaydı. Kore liler ve bir ölçüye kadar da Tayvanlı lar, bugün, bu üstünlüklerinden, yük sek teknoloji ürünleri sanayilerindeki rekabet güçlerini artırmak için yarar lanma çabasındadırlar. Bu çaba, elektronik alanında büyük bir atılım yapma yaklaşımı olarak değerlendiri lebilir; nitekim, her iki ülke hükümeti de Tablo2'de tanımlanan teknoloji spektrumunun kapsadığı ürün ve teknolojiler bazındaki ilerlemeyi teş vik edici (destekleyici) bir tutum izle mektedirler."

"Bir diğer uçta, Hindistan'ın ürün se çiminde belli bir sıra izleme gibi bir stratejisi olmamıştır. Son yirmi yılda, Hindistan'da, devre elemanları, tüke tici elektroniği, endüstriyel elektronik (askeri elektronik dahil) ve iletişim alanları arasında üretim dağılımı ka baca eşit kalmıştır. Sonuçta, Hindis tan'ın başlıca zayıflıklarından biri, çok cılız bir devre elemanları sektö rüne sahip bulunması olmuştur. Da

8 6 386 ELEKTRİK M ÜHE NDİ SL İ Ğİ

hası, farklı elektronik sektörleri ara sındaki kurumsal bağlar zayıftır ve bu durum koordinasyonu son derece güçleştirmektedir. Brezilya'nın ben zer problemleri vardır. Kurumsal bağlar Brezilya'da belki daha da za yıftır. Tüketici elektroniği sektörü, Brezilya'da, bilgisayar ve "enforma tik" sektöründen bağımsız olarak bü yümüş ve hükümet politikasındaki benzerliğe karşın, ileşitim ve "enfor matik" sektörleri belli bir bağ oluştu ramamış durumdadır. Y ani, Hindis tan ve Brezilya, farklı sektörler ara sındaki teknolojik ilişkiyi (bağı) yaka lamaksızın ve kurumsal ağları güç lendir meksizin, elektronik kompleksi nin bütün parçalarını geliştirme ara yışında olmuşlardır."

"Önemli olan nokta, Kore ve Tay van'ın ürün seçiminde belli bir sıra iz lemeye ve sektörler arasında da da ha iyi bağlar kurmaya daha çok dik kat göstermiş olmalarıdır. Ürün seçi minde belli bir sıra izleme konusun da gösterilen bu dikkat, Kore ve Tay van'ın, üretim tesislerini, teknoloji ba zında ölçek ekonomilerinin üstünlü ğünden yararlanmayı mümkün kılan bir büyüklükte kurmalarını sağladı. Bunun bir sonucu olarak, elektronik sanayiinin, devre elemanları ve alt sistemlerden oluşan, ana girdileri için yeterli bir iç talep yaratılmış oldu ve bu talep bu girdileri üreten sanayiile rin ekonomik ölçeklerde üretim yap masını mümkün kıldı. Brezilya ve Hindistan'ın sa, tam tersine, ürün se çiminde belli bir sıra izleme gibi bir politikaları kalmadı ve sonuçta nihai

ürünleri üreten sektörler uygun üre tim ölçeklerine erişemediler ve bu durum ana girdi üreten sektörlerin gelişimini kısıtladı."

3.0 BEŞ ÜLKENİN ELEKTRONİKTE REKABET ÜSTÜNLÜĞÜ KAZANMA Y OLUNDAKİ DENEY İMLERİ

Rekabet kavramı, dünkü ya da bu günkü sistemleri her ne olursa olsun, hemen hemen bütün ülkelerde ve bütün ekonomik etkinlik alanlarında, başlıca motivasyonlardan (güdümle nimlerden) biri olarak algılanır hale gelmiştir. Çoğu za ma n, belli bir eko nomik etkinliğin, diyelim bir üretim et kinliği ya da işletmenin, sürüp sürme yeceğini belirleyen ilahi bir yargı gü cünün de yüklendiği bu kavrama, bu ideolojik yükü kabul edilebilir kılmak için olsa gerek, bir de "serbest" nite lemesi eklenmektedir. Ama, bu öyle bir serbestliktir ki, yine günümüz dünyasında, bir yanda da, "yeni ko rumacılık" kol gezmektedir. Uluslara rası platformda "serbest rekabetin" ideoloji planındaki savunmanlığını yapan ABD, Japonya ve Güney Ko re'nin, sözgelimi otomotiv, tekstil ve elektronik alanındaki "serbest" reka betine karşı son derece duyarlı ve kendi iç pazarı için korumacıdır. Bu na karşılık "serbest rekabet" şemsi yesi altında dünya pazarlarını zorla yan Japonya'da kendi iç pazarı için son derece katı bir korumacıdır.

Konu karmaşıktır; ama ne var ki, ku rulu ya da kurulacak sanayilere iliş kin değerlendirmelerde rekabet moti

fini dış rekabete karşı dayanabilirlik / dünya pazarlarında rekabet edebi lirlik motifini ön planda tutmak, ger çekçilik gereğidir.

Y eni sanayileşen ülkeler elektronik alanında atılım yaparken bu son de recede karmaşık konuda nasıl bir yaklaşım benimsemişlerdir, bunu da Ashoka Mody'den izleyelim;

"Maliyet açısından rekabet edebil meyi etkileyen, birbiriyle ilintili bir dizi faktör vardır: ürün seçimindeki sıra lama, (iç ve dış) pazarların seçimi, kurumsal gelişme ve rekabet dere cesi.

"Eğer, pek çok ürün yada aynı ürünü üreten pek çok rakip varsa ölçek ekonomilerine gitmenin önünde en geller var demektir. Ürün yelpazesin deki çeşit çokluğu devre elemanla rında da aynı çeşit genişliği gerekti rir. Sözgelimi, Hindistan elektronik sanayii, devre elemanları üretimi kü çük ölçekli olduğu için bir çıkmaza girmiştir. Devre elemanları fiyatları, bu küçük ölçekli üretim yüzünden, yüksek olmuş; bu durum nihai ürün lerin de pahalıya mal olması ve bu ürünlere olan talebin düşmesi sonu cunu yaratmıştır. Bu da, dolayısıyla, devre elemanları talebini düşürmüş ve devre elemanları sanayiinin büyü mesini sınırlamıştır.

"Brezilya, Tayvan ve Kore deneyim

leri, üretim ölçeğinin çarpıcı etkisini

göstermektedir. Frischtak (*) Brezil

ya'nın enformatik (bilişim) sektörün

de aşırı sayıda firma bulunduğunu

ileri sürmektedir: '

veri işleme

donammlarındaki birim fiyat yüksek

liği, ulusal firmaların, ekonomik bü

yüklüğü sınırlı bir pazara sınırsızca

girişinden kaynaklanmış olabilir.'

Brezilya'da rekabet, büyük ölçüde,

yerli firmalar arasında olmuştur; Tay

van'da hem yabancı hem de yerli fir

malar vardır. Frischtak'ın değerlen

dirmesine göre, Brezilya'nın veri işle

me donanımı üreten firmaları, tekno

lojik açıdan ölçek ekonomileri boyu

tuna ulaşmayı başaramamışlardır;

ama, Tayvan'da ihracata yönelim ne

(•) Frischtak, Claudio, 1986, 'Brazil', in Francis W. Rushing and Camie Ganz Brown (eds.), National Policies tor Developing High Technology Industries: International Campohsons, Boulder, CO and London: Westview Press.

tt Yeni Sanayileşen Ülkeler, özellikle de elektronik sanayii söz konusu olduğunda, tasarıma yönelmeyi de denemişler midir; nasıl bir yaklaşım içinde olmuşlardır? 99 deniyle, en azından birkaç yerli fir ma, teknoloji bazında, ölçek ekono mileri büyüklüğüne erişen tesisler kurabilmişlerdir. Kore'nin dev firma larıyla (konglomeralarıyla) karşılaştı rıldığında, Tayvan firmalarının eksi ği, organizasyon bazındaki ölçek ekonomilerini gerçekleştirememiş ol malarıdır. Kore firmaları, girdi satı nalmalarında ve uluslararası pazar lamada çok daha başarılı olmuşlar dır, çünkü bu firmaların hem ürün çeşitleri çoktur hem de ürün bazın daki satış miktarları yüksektir. Söz gelimi, Tayvan firmalarının kişisel bil gisayar sistemleri ihracatı, bir dö nem, Kore firmalarınınkinden daha fazla olmuştur. Ama, geçen bir kaç yıl içinde, Dae woo ve Hyundai çok büyük miktarlarda kişisel bilgisayar pazarlamaya başlamışlardır. "Kore, etkinliğini artırmak için, yeni bilgisa yar tesislerine tam 100 milyon ABD $'ı yatırmış ve Tayvan'la fiyat reka betine girmiştir. Tayvan firmaları bu nunla başa çıkabilmek için fiyatlarını düşürmüşlerdir; ama Güney Koreli ler, fabrikalarını, gerektiğinde TV ve VCR üretiminden bilgisayar üretimi ne geçirerek Tayvanlıların girişimleri ni anında boşa çıkarabilmektedirler" (Business Week, 29 Eylül 1986: 88 91). Ayrıca Kore firmaları, bir dizi ürünü Birleşik Devletlerde kendi ti cari markaları altında pazarlamaya başlamışlardır; Tayvan firmalarıysa, küçük istisnalar dışında, bu aşama dan çok uzaktadırlar. Ölçek ekono milerine olan gereksinim, rekabet or tamını sürdürme gereksinimiyle çatı şır. Bunu dengeleyebilmek için, Bre zilya'nın iletişim donanımları sanayii

ne dört firmanın girmesine izin ver mesi örneğinde olduğu gibi, bazı giri şimlerde bulunulabilir. Brezilya'da söz konusu, ölçek ekonomilerine ulaşma potansiyelini düşürmeden yüksek bir rekabet düzeyini sürdüre bilmek için, dört firmanın yeterli ola cağına inanılmıştı. Ama ne varki ya rekabeti ciddi bir düzeyde sürdür mekte yada maliyetleri düşürmekte güçlük çıkmıştır. Nitekim, Ericsson do Brazil firması Brezilya santral do natımı pazarının yaklaşık olarak ya rısını denetim altında tutmaktadır; ama, maliyetleri Isveçteki ana firma nın maliyetlerinden yüzde 25 daha fazla olmaktadır. Bunun nedenlerin den biri, Hindistan'da olduğu gibi en azından devre elamanları maliyetin deki yüksekliktir, [bknz. Goransson (**) (1984: 19,30 ve 38)]. Dengeyi "doğru"kurmayı başaran tek ülke Ko re'dir. Kore'nin tüketici elektroniği ve endüstriyel elektonik sanayileri son derece oligopolistik olmuştur. Üç fir ma (Samsung, Goldstar ve Daevvoo) sanayiye hükmetmiş; ama oligopolis tik pazar yapısına ciddi bir rekabet eşlik etmiştir. Firmalar, hem iç hem de ihracat pazarlarında fiyat, kalite ve pazarlama stratejileriyle rekabet içinde olmuşlardır. Her şirket, birkaç modelde uzmanlaşmak yerine bütün bir ürün serisini üretmeyi yeğlemekte ve bu durum rekabeti daha da şid detlendirmektedir. İç pazarda video kaset kaydedicileri ve kişisel bilgisa yarlar için, sert savaşlar verilmiştir. Tayvan örneğinde olduğu gibi, bu da göstermektedir ki, ihracat pazarları na açılmak önemlidir; ama yeterli de ğildir. Uluslararası pazarlarda reka bet edebilmek, pazarlama için büyük kaynaklar ayırmayı gerektirir. Yalnız ca Kore firmaları uluslararası reka bete girebilmek için gerekli olan bü yüklüğe erişmişlerdir."

4.0 Y ENİ SANAY İLEŞEN ÜLKELER VE TASARIMA Y ÖNELİM

Gelişmekte olan bir ülkenin herşey den önce imalat yeteneğini geliştir mesi gerektiği ileri sürülür. Belli ölçü de doğrudur da. Ama bir başka açı dan bakıldığında, bu tavsiye, o ülke nin sanayide, istese bile, belli bir sı nırı geçmeyeceğini, uluslararası iş bölümünde kategori değiştiremeye ceğini telmih ve telkin eder gibidir. Yalnızca imalat yeteneği kazanma

nedeniyle yola çıkılması ve sözgeli mi, tasarım yeteneği kazanmanın, erişilmesi gereken bir hedef olarak görülmemesi teknoloji vizyonunda kullanıcılıktan öteye geçiş öngörül memesi bu tavsiyenin peşinen ka bulü; uluslararası işbölümünde o ül ke için biçilmiş konunun baştan ka bullenilmesinden başka bir anlama gelmez.

Yeni Sanayileşen Ülkeler, özellikle de elektronik sanayii söz konusu ol duğunda, tasarıma yönelmeyi de de nemişler midir; nasıl bir yaklaşım içinde olmuşlardır? Ashoka Modyyi izleyelim:

"Bir çok elektronik ürününde tasa rım, fiili üretimden ayrılabilir. Ayrıca, tasarım fırsatları açısından da sü rekli bir evrim gözlenmektedir. Kütle sel sürüm için ürün geliştirmeyi bü yük bir firma başarabilir; ama, pazar da çok çeşitli devre elemanının ko layca bulunabilmesi ve sürekli ola rak yeni devre elemanlarının (özel likle de yarıiletkenlerin) ortaya çık ması, istemleri daha belirgin nokta larda odaklaşmış müşteri gruplarının gereksinimlerini karşılamaya yönelik olarak, mevcut tasarımların değişti rilmesi olanaklarını da yaratmıştır. (Söz konusu özel gereksinimlerin bi çimlendirdiği pazar, genellikle, "nic he market" olarak anılmaktadır). Teknik eğitim konusunda izlemiş ol dukları uzak görüşlü politikalar, YSÜ'lerin, bu alanda üstünlük ka zanmalarını mümkün kılmaktadır. Bu ülkelerin mühendisleri arasından çıkan girişimciler orta büyüklükte fir malar kurmaya başlamışlardır. Bu tür firmaların yıllık satışları 25 50 milyon $ arasında değişmekte ve birkaç yüz kişi çalıştırabilmektedirler. Çalışanların, yaklaşık yüzde 25'ini mühendisler oluşturmakta ve satış hasılatının yaklaşık yüzde 10'u AR+GE'ye gitmektedir. Bu firmaların karşılaştırmalı üstünlüğü imalat güç lerinden çok, tasarım yeteneklerine dayalıdır. Bu orta büyüklükteki firma lar değişik alanlarda iş yapmaktadır lar: Son derece gelişkin bilgisayar (") Goransson. Bo, 1984, 'Enchancing National Technological Capability: the Case of Telecommunicattons in Brazil, Technology and Development', Discussion Paper No. 158, Research Policy Institute, Lund, April.

8 8 386 ELEKTRİK M ÜHE NDİ SL İ Ğ İ

ve iletişim donanımlarının tasarımı, sistem mühendisliği, uygulama için yazılım ve sistem yazılımlarının ha zırlanması, buna örnek gösterilebilir. Bazı büyük ulusal firmalar ve bir dizi çok uluslu firma da, (YSÜ'lerde) nis peten düşük ücretlerle çalışmaya ha zır mühendis ve bilim adamları bula bilme avantajından yararlanma yolu nu izlemişlerdir. Kore'de Samsung'un tümleşik devre tasarımı için tuttuğu birkaç yüz mühendis vardır; Olivetti ve Hitachi yazılım geliştirme konu sunda Goldstar'la ilişki kurmuşlardır. Texas Instruments'in Hindistan'da Bangalore'de tümleşik devre tasarı mı için bir merkez kurduğu açıklan mıştır; Citibank'ın Bombay'da bir ya zılım geliştirme merkezi vardır. Hin distan'ın Tata firması merkezi Singa pur'da bulunan çok uluslu bir girişim bünyesinde ABD'nin Elexi firması ile birlikte yer almıştır.

Yine bazı çok uluslu şirketler, Singa pur'da deneme niteliğinde, AR+GE merkezleri kurmuşlardır. IBM, Tay van'da, yazılım ve tasarım konusun da belli firmalarla işbirliği yapmakta dır. Tasarım etkinliklerinde mühen dislik hünerinin kullanılması YSÜ'ler için çok uygundur. Gerçekte bu, bazı YSÜ'ler için donanım üretmekten da ha iyidir. Donanım üretmek için ge rekli teknoloji, otomasyona doğru yö nelim eğilimi nedeniyle, giderek ar tan oranda, Sermaye yoğun hale gel mektedir. Bu durum, yalnızca, gelişti rilmiş yarı iletken aygıtlar için değil, yüksek derecede hassas mühendis lik hizmetlerini gerektiren, "floppy" disk sürücüleri ve yazıcıları gibi bilgi sayar çevre birimleri içinde geçerli dir. Ne var ki, tasarıma çıkarılmasın da bazı problemler bulunmaktadır. Orta büyüklükteki firmalar büyüme problemiyle yüz yüzedirler. Değinildi ği gibi, bu tür firmalar özgül taleplerin geçerli olduğu bir pazara ("niche market") dayanırlar. Ama, zamanla, böyle bir pazar karakter değiştirir: ya ortadan kalkar yada büyüyerek geniş kitlelere hitap eden bir pazar haline gelir. Eğer bunlardan ikincisi olursa, bu pazara son derece geniş kaynak lara sahip büyük firmalar ilgi duyma ya başlar. Bunun ardından gelen re kabet daha küçük olan firmalar için çok zorlu geçer. Bazıları bu rekabete dayanır ve yaşamlarını sürdürür: Tayvan'ın Multitech firması (şimdi adı Acer) böylesi bir rekabete karşın

uluslararası üretim ve pazarlama bağları kurmayı başarmıştır. Ama, küçük firmaların çoğu daha büyük kaynaklara sahip firmaların rekabeti ne dayanamamaktadır; Kore bilgisa yar sanayiinde başlangıçta, görece küçük firmalar çoğunluktaydı; ama firmalar devlerin pazara girişiyle bir likte çok güç bir duruma sürüklen mişlerdir. YSÜ'lerde potansiyel insan gücünün çok büyük olduğu yolunda genel bir önyargı vardır. Ama bu doğru olmayabilir. Tasarım sektörü halen çok küçüktür (Hindistan'da bu sektörde dönen para yılda 100 mil yon $'dan daha azdır). Eğer yerli ve yabancı firmalar bu sektörü birkaç katına çıkarmak durumunda kalsalar, gereksinim duyacakları insan gücü nü karşılayıp karşılayamayacakları kuşkuludur. Yerli firmaar özellikle da ha küçük olanları, işlevsiz kalma problemiyle karşı karşıyadırlar. Söz gelimi, Hindistan'ın yazılım ihracatı, büyük ölçüde, mevcut yazılımı, do nanımlarda meydana gelen değişik liklere uygun olarak yeniden düzen leme, yani "uyarlama" hizmetlerinden ibarettir. Oysa, karşılaştırmalı üstün lüklerini var olan yazılımla sürdürme bilinci, donanım tasarımcıları arasın da giderek artan oranda yaygınlaş tıkça, söz konusu yazılım pazarında talebin hep aynı düzeyde kalacağı hatta daralacağının işaretleri ortaya çıkmıştır. Dahası, mevcut yazılımın, donanımdaki yeni gelişmelere göre, otomatik olarak uygulamaya yönelik yazılımda giderek artan oranda ya pay zeka tekniklerinin kullanılması da YSÜ'lerin insan gücü kaynaklarını zorlayacaktır."

5.0. G. KORE, TAY VAN, BREZİLY A, HİNDİSTAN ve SİNGAPUR'UN ELEKTRONİK ALANINDA UY GULADIKLARI STRATEJİK POLİTİKLAR ve DEVLETİN ROLÜ

Örnek olarak ele alınan Yeni Sana yileşen Ülkeler'de elektronik alanın da izlenmiş ve izlenmekte olan stra tejik politikalar ve devletin üstlendiği rol ilginçtir. Özellikle de "devletin ro iü"nün çokça tartışıldığı Türkiye'de bunun bilinmesinde büyük yarar var dır. Söz konusu politikalar ve devle lin rolünü, bilişim sanayilerini eksen alarak, yetkin bir biçimde irdeliyen Mody'nin çözümlemelerini, biraz uzun olmasına rağmen, buraya ol duğu gibi aktarmakta yarar görüyo ruz. Mody, irdelemelerini üç ana başlık altında toplamaktadır. İlk ana başlık altında "İthalata Karşı Koru macılık" politikaları ele alınmakta; ikinci ana başlık artında "Yabancı Sermaye Yatırımları" konusundaki tutum ve politikalar incelenmekte; son ana başlık altındaysa, son dere ce can alıcı bir nokta, bu ülkelerin teknoloji politikaları irdelenmektedir. Bu bölümde, her bir ülkenin AR+GE konusunda nasıl bir yol izlediği ve ne tür kurumlar oluşturduğu, bu ku rumların işlevleri ayrı ayrı ele alın maktadır.

Ashoka Mody, bu üç ana başlığa geçmeden önce, beş ülkenin, "dev let müdahalesi" konusunda ne tür politikalar izlediğini topluca gösteren bir tablo vermektedir.

"Bilişim (enformasyon) sanayilerini geliştirebilmek için kullanılabilecek

TEMEL YAKLAŞIM Yeni doğan sanayiinin korunması Dolaylı destek

Yabancı rakiplerin gözünü korkutma

ANA POLİTİKA ARAÇLARI

KULLANAN ÜLKELER

İthalat vs yabancı sermaye yatırımlarında kısıtlamalar

1 Yabancı sermaye yatırımlarında kısıtlamalar

2 Belli bir leknoloıi politikası izleme

3. İletişim alt yapısını kurma

1. Devlet sübvansiyonu (desteği) 2. Zayıf antitrost politakalar

Kore, Brezilya, Hindistan Kore, Brezilya, Hindistan Kore, Tayvan

Kore, Tayvan Bütün ülkeler, Kore

Tablo 2. Stratejik Hükümet Müdahalesi

386 ELEKTRİK Qf\ MÜHENDİSLİĞİ Ö Î 7

politika araçları üç kategoriye ayrıla bilir (bknz. Tablo 2). Bu, zorunlu ola rak, kaba bir ayrımdır; ama, konu nun, çarpıcı olan yanı, Kore'nin bu politikaların hepsini birden izlemiş ol masıdır. Brezilya ve Hindistan, daha çok, sanayilerinin emekleme çağın da korumacılığa (yeni doğan sanayi lerinin korunmasına) dayanırken; Tayvan, belli bir teknoloji politikası izleme ve iletişim alt yapısını kurma gibi araçlara önem vermiştir. "Ya bancı rakiplerin gözünü korkutma" adını seçtiğim üçüncü kategori, Bra uder ve Spencer'in (*) [1985] son ça lışmalarında yer alan bazı kuramsal doğrulamalardan çıkmıştır; ama [he men belirtmek de gerekir ki,] bu ka tegoriye giren politikaların istenen sonucu verip vermediği konusunda pek çok müellifin kuşkusu vardır (bknz. Krugman [1986]) (")"

"A. İthalata Karşı Koruma

"İç pazarı ithalata karşı koruma YSÜ'lerin pek çoğu için başlıca politi ka aracı olmuştur. Brezilya, Kore ve Hindistan ithalatta kota uygulaması na gitmiştir. Açık ekonomiler yalnız ca iki devlet, Singapur ve Hong Kong için geçerli olmuştur. Tayvan bile, son zamanlara kadar, televiz yon gibi başlıca ihraç ürünlerine, it halatta yüksek tarife oranları uygula mıştır. Kore, tüketici elektroniği, bilgi sayar ve çevre donanımları sektörle rinde yerli üretimi artırmak için ithala ta karşı, aşamalar halinde, koruyucu önlemler almıştır. Kore'nin başlıca iki ihraç ürünü olan televizyon ve kişisel bilgisayarlarda, çok sıkı ithalat kısıt lamalarına gidilmiştir.

Bilgisayar ithalatında, yalnızca, pro ses kontrol AR+GE ve diğer özel uy gulamalar amacıyla kullanılma halle rinde kısıtlamaya baş vurulmamakta; ama, bu istisnai hallerde bile, ithalatı mutlak surette haklı gösterecek ge rekçelerin varlığı aranmaktadır (özel likle de 1985te böyle olmuştur). Benzer biçimde, önemli sayılabile cek hemen her iletişim donanımının ithali hükümet iznine bağlanmıştır. Bir ürünün ithal edilebilmesi için, Ko re Elektronik Sanayileri Kuru mu'ndan o ürünün Kore'de gerçek ten üretilmemekte olduğuna ilişkin bir belge ["Yerli İmal Durum Belge si"] almak gereklidir. Kore'de yalnız ca yan iletkenlerde ithalata karşı ko

ruma derecesi düşüktür; bunun da nedeni, muhtemelen, Koreli imalatçı ların, bu ürün dalında koruma olma dan da durumlarını sürdürebilecekle ri kanısını taşıyor olmalarıdır. Bir şey daha; burada söz konusu olan pa zar, Kore'nin dev şirketlerinin (kong lomeralarının) pazarıdır. Dahası, bu büyük şirketler, uzun dönemli kayıp lara göğüs gerebilecek kapasitede dirler ve aynı nedenle pazarın devlet subvansiyonlarıyla korunmasına da daha az gereksinim duymaktadırlar.

Bütüfi YSÜ'ler içinde Kore, ithalata karşı korumacılığı deneyim kazan mak ve öğrenme eğrisini aşağı çek mek için etkin olarak kullanabilmiş tek ülkedir. Kore sanayii, aynı za manda, ürünlerine olan dünya talebi düştüğü dönemlerde kendi iç pazarı nı etkin olarak kullanmıştır. Brezilya ve Hindistan ise, uzun bir süre, itha lata karşı daha sıkı bir korumacılığa gitmiş olmalarına karşın Kore için söylediklerimizin tam tersine, ulusla rarası rekabet gücüne sahip ürün üretebilmeyi başaramamışlardır. De mek ki, yerli firmaların gelişmesini sağlamak için iç pazarın korunması yararlı bir araç olabilmektedir; ama, çok açık olarak da gözükmektedir ki, ürün ve kurumlaşma bağlamında doğru seçim yapmanın yerini tutacak bir araç da değildir."

"B. Y abancı Sermaye Y atırımı

"Yerli üreticiler, genellikle, çok uluslu şirketlerin ünleriyle, teknolojiye eriş me üstünlükleriyle ve üretim finans man ve pazarlama bazındaki ölçek ekonomileriyle baş edemezler. Bu yüzden, yerli girişimciliği güçlendir me arayışındaki hükümetler yabancı sermaye yatırımlarını kısıtlama eğili mindedirler. Öte yandan, yerli ve ya bancı firmalar arasındaki yetkinlik açığının çok büyük olduğu yerlerde, yerli sanayii ilerletmenin maliyeti yüksek olabilir. Brezilya ve Kore, elektronikte ulusal ölçekte yetkinlik kazanma konusunda, zıt yöntemler benimsemişlerdir. Kore bütün bir elektronik sanayiini geliştirme arayı şındayken, Brezilya bilgisayar ve ile tişim sektörlerine önem vermiştir. Brezilya'da, bilgisayar ve iletişim sektörlerinin çoğu bölümleri birbirin den bağımsız büyümüş ve tüketici elektroniği sektörüyle de pek az bağ kurmuşlardır. Kore'de bütün elektro

nik sektörleri (pasif devre elemanları hariç) dev şirketlerin (konglomerala rın) koltuğu altında büyümüştür. 1970'lerde ve 1980'lerin başında, Brezilya'da bir bilgisayar sanayii ge liştirmek için atılım yapma düşüncesi büyük ölçüde bürokrasi çevresinden geldi. Brezilya'nın kendi teknoloji gü cünden hareket eden birçok bürok rat, ortaya çıkan mini bilgisayar ve mikrobilgisayar teknolojilerinde, bu ülkenin üstünlük kazanma şansı ol duğunu gördü. Bunun üzerine bilgi sayar ve yapımı için gerekli teknoloji lerin ithali ile bu alanla ilgili yabancı sermaye yatırımlarına sıkı kısıtlama lar getirildi.

"1980'lerde, Brezilya'nın en büyük bankaları olan, Bradesco ve Itau bili şim (enformatik) sanayine büyük ya tırımlar yaptı. Finansman sermayesi nin bu alana girişi, Brezilya'nın strate ji hamlesinde değişikliğe yol açtı. Çünkü teknoloji ithalatındaki kısıtla malar, finansman sektöründen büyük yararlar sağlayanların çıkarına değil (') Brander, James and Barbara Spencer, 1985 'Export Subsidies and International Market Share Rivalry', Journal of International Economics, 18, pp. 83 100.

(") Krugman, Paul, 1986, 'Introductıon New Thinking About Trade Policy', in Paul Krugman (ed.), Strategic Trade Policy and the A/evv International Economics, Cambridge, MA:MIT Press.

90 386 ELEKTRİK M ÜHE NDİ SL İ Ğ İ

di. Bankalar, son derece çekici tek noloji transfer anlaşmaları üzerinde görüşmeler yaptılar. Ayrıca bu ban kaların, pazarlık güçlerinin daha bü yük olması dışında, çok uluslu şirket lerle iyi ilişkiler sürdürmede çıkarları vardı ve bu şirketlerle ortaklık kurma yolunda bir dizi girişimde bulundular.

siness Latin America, 25 Ağustos 1986 264]. Yabancı yapımı sayısal santral donanımı alımları yükselme göstermekte ve iletişim ürünleri itha lindeki yasakların gevşetebileceğine ilişkin emareler görülmektedir. [Elect ronics, Engieering Times, 29 Aralık 1986: 1.6]

"Benzer biçimde, sanayiden büyük yarar sağlayanlar ve büyük üreticiler de yabancı firmalarla ortaklıklar kur ma yoluna girdiler. IBM ve bir çelik üreticisi olan Gerdau'nun veri işleme hizmetleri yapacak bir ortaklık kur maları (IBM'in payı yüzde otuz); Hevvlett Packard'la, ticaret, sanayi ve banka otomasyonu alanlarında iş ya pan bir kuruluş olan Edisa'nın, mini ve süper bilgisayar üretimi için, ortak girişimde bulunmaları, bunun son ör nekleridir.

"İletişim sanayilerinde de, hedef, yer li girişimcilerin bu sektöre girmelerini teşvik etmek ve yerli teknoloji gücü nü artırmaktı. Ama strateji farklıydı. 1977'de Brezilya'da imalat yapmak isteyen çok uluslu şirketler için [ser mayede çoğunluk payına sahip olsa lar bile, bundan kaynaklanan] oy haklarını yerli ortaklarına devretme koşulu kondu (oy hakkının devri, bu na eşdeğerde hisse senedi devredi leceği anlamına gelmez). İletişim sektöründeki devlet şirketi TELEB RAS'ın CPqD olarak anılan bir AR+GE Merkezi kurmasıda aynı za mana rastlar. TELEBRAS, ayrıca, satınalma konusundaki kararlarıyla, [politikasıyla] yerli teknoloji kullanımı nı artırmak için çaba da göstermiştir. İletişim ve bilişim politikaları arasında çok açık benzerlikler bulunmasına karşın, iletişim sektöründe yerli tek noloji üretme konusunda daha az ıs rar edilmiştir. Yerli teknolojiye destek vermiş olan Bilim ve Teknoloji Ba kanlığıyla, teknoloji ve ürün ithali üzerindeki aşırı denetimi, iletişim şe bekesinin gelişmesinde bir engel ola rak gören İletişim (Haberleşme) Ba kanlığı arasında bazı görüş ayrılıkları olmuştur.

"Bir dizi gelişme, Brezilya'nın, yaban cı sermaye, teknoloji ve ithal malları üzerindeki kısıtlamalarını gevşetebi leceği izlenimini vermektedir. Brezil ya şimdi yabancı sermaye ortaklık payında tavanın yüzde 30'dan 40'a yükseltilmesine izin vermektedir. [Bu

"Kore'de yabancıların yatırımlarına karşı sıkı kısıtlamalar koymuştur. Bu ülkede, kısıtlamaların dayanağı Bre zilya'dakinden güçlüdür. Ulusal tek nolojinin gelişmesini desteklemek ve büyük çapta sınai üretim Kore'nin dev şirketlerinde (konglomeraların da) bütünsel bir amaç haline getiril miştir. Bu şirketler yabancı yatırımcı lar için sınırlamaya gidilmesi taleple rinde son derece saldırgan ("agressive") bir tavır ortaya koymuş lardır. Bu çıkar birliği seçilen öncelikli alanlarda, ulusal teknoloji yeteneğini geliştirmede Kore'nin daha başarılı olması sonucunu yaratmıştır. Örne ğin, Kore, Brezilya'dan çok sonra, bil gisayar üretimine başlamıştır ama Kore firmaları, bilgisayar tasarım ve üretiminde, daha küçük ölçekli Bre zilya firmalarının ayırabildiğinden çok daha büyük kaynaklar ayırabilmişler dir.

"1980'lerde Kore firmaları çoğunlukla ABD firmalarıyla yaptıkları ortaklık anlaşmaları yoluyla teknoloji ithaline başlamışlardır. Amerikan Sanayii, Kore'deki varlığını artırmaya, önemli bir pazarlama stratejisi olarak bak maktadır. Kore'nin devleri, pek çok gelişmekte olan ülke firmasına göre çok daha büyük bir pazarlık gücüne sahiptirler ve teknoloji transfer anlaş malarını çok daha iyi koşullarla yapa bilmektedirler."

"C. Teknoloji Politikası

"YSÜ'ler çoğunlukla, temel araştır malarla uğraşmamaktadırlar. Onların başlıca çabası, dışta geliştirilmiş tek nolojinin özümsenmesi ve "modifiye" edilmesi için gerekli, eğitilmiş insan gücünü üretmek olmuştur. Genel eği tim politikalarının, bilim adamları ve mühendisler için oluşturduğu temel tartışmalı olmakla birlikte, (bu ülke lerde) bilişim (enformasyon) teknolo jilerini daha çabuk edinmeye yönelik enstitüler kurulmuştur. Bu kurumların performansı, işletme ölçeklerine, ti cari yeteneklerine ve yerli firmaların

gücüne bağlı olmuştur. Aşağıda Ko re, Tayvan, Brezilya, Hindistan ve Singapur'daki başlıca enstitülere iliş kin kısa bir liste verilmektedir."

" 1 . Kore : Kore Bilim ve Teknoloji Enstitüsü (KAIST), Kore Elektronik Teknolojisi Enstitüsü (KIET) ve Kore İletişim Araştırma Enstitüsü (KETRI), hepsi de, elektronikle ilgili teknoloji ler üzerinde yoğunlaşmıştır. KAIST, Kore Elektronik Sanayiinin gereksi nim duyduğu, bilim doktorası ve master derecelerine sahip, binlerce elemanı yetiştirme görevini üstlen miştir. KIET ve KETRI (bugün, Elekt ronik ve Iletişim Araştırma Enstitüsü (ETRI) adını taşıyan tek bir birim ha linde çalışmaktadırlar) ürün ve yön tem (proses) geliştirmeyle uğraş maktadır. KIET, Kore'de yarı iletken lerin üretilebileceğini göstermek için 1979'da kurulmuştu. Ama 1980'lerin başlarında, Kore'nin yabancı tekno loji lisansıyla çalışmaya başlamış, kendi AR+GE bölümlerini kurmuş ve Silicon Vadisi'nde "teknoloji gözetle me" noktaları oluşturmuş bulunan dev şirketlerin kendi yetenekleri, Kl ET'inkini aştı. KIET katalizör işlevi görmüştür, ama Kore firmaları ara sındaki şiddetli rekabet nedeniyle, bu kurum artık yerli sanayi için ortak bir yarıiletken araştırma merkezi ol mayı sürdüremezdi. ETRI'nin bugün kü etkinlikleri, Bütünleşik Hizmetler Sayısal Şebekesi, optik iletişim ay gıtları ve uydu iletişim yer istasyonu için imzalanmış bir iletişim protokolü çerçevesinde sürmektedir. [Business Korea, Mayıs 1986: 18 29].

"Ama Kore Hükümeti [yine de] yarıi letken teknolojisinin geliştirilmesinde daha büyük bir rol oynama kararı alabilir. Yarıiletken firmaları kendi kendilerine öğrenme döneminden geçmiş bulunuyorlar. Bunların, bu gün, dünyanın önde gelen yarıilet ken üreticileriyle rekabet edebilmele ri mümkün hale gelmiştir. Bu hedefi gerçekleştirmek için, firmalar, belli "jenerik teknoloji" alanlarında imalat ve tasarım yetkinliklerini daha da hızlı geliştirme gereksinimindedirler. Söz konusu firmalar, bunu kısmen, yabancı teknoloji lisansı alarak ve yabancı şirket evliliklerine giderek başarma girişimindedirler; ama diğer bir yandan da Hükümet 53 milyon $'lık AR+GE programının yaklaşık yarı finansmanını karşılayacak, dü

386 ELEKTRİK {% i MÜHENDİSLİĞİ Zf |

tip ve ürün geliştirme görevini pay laşmaktadır. Brezilya, iletişim alanın da büyük bir atılım yapma politikası izlemiştir. Elektromekanik santral teknolojisinde başarılı olunmuş ama iletim sistemlerinde daha fazla güç lük çekilmiştir. Sayısal santraller ko nusundaysa, Brezilyalılar, küçük çapta olanlar için gösterdikleri geliş tirme başarısını, henüz, büyük çap taki sayısal santraller için göstere memişlerdir."

şük faizli kredi sağlamayı kabul et miş durumdadır.

"Söz konusu program, tasarımda otomasyon teknolojilerini geliştirerek ve yarıiletken imalatını destekleye cek sanayilere devlet desteği sağla yarak, 1990'a gelinirken, "4 M DRAM" yongalarının üretimini (0.8 mikronluk tasarım kurallarını kullana rak) gerçekleştirmeyi hedef almakta dır. (*) Önde gelen Kore firmaları araştırmada işbirliği yapacaklardır. [Electronics, 2 Nisan 1987: 44 ve 49]. Jenerik teknolojiler geliştirme te melinde işbirliği yapmak, geçerli bir yaklaşımdır ve Japon firmalarınca et kin bir biçimde uygulanmıştır; ama bu yaklaşımı [Kore özelinde] somut layacak olan işbirliği derecesi pek açık değildir. Aynı firmalar bünyesin de sürmekte olan bir dizi proje, [söz konusu araştırma programı çerçeve sinde] tek bir proje halinde birleştiril miştir; ne varki araştırma, büyük öl çüde özel sektör laboratuvariarında devam etmektedir ve bunun payla şım mekanizması belirsizdir. Ayrıca proje tutarı özel sektörün AR+GE için yaptığı harcamalar yanında ol dukça küçük kalmaktadır."

" 2. Tayvan : Elektronik Araştırma ve Hizmet örgütü (ERSO), Tayvan Hü kümetinin Yarıiletken Teknolojileri konusundaki AR+GE harcamalarının odak noktasını oluşturmaktadır. Tek noloji açısından güçbirliği yapmaya yönelik olarak, Hshinchu Bilim Ken ti'nde Silicon Vadisi'ndeki gibi, belli tesisler kurulmuştur. ERSO, güçlü bir

ticari çekirdeğe sahiptir ve Tay van'daki üç silisyum dökümhanesin den birini işletmektedir. ERSO'nun yerli sanayi ile olan bağları (Ko re'deki) KlET'inkinden çok daha sıkı dır. Tayvan firmaları Kore firmaların dan çok daha küçük dolayısıyla de bağımsız araştırma yapma kapasite leri daha düşük olduğu için, Tay van'da Hükümetle yarıiletken firmala rı arasında daha yoğun bir işbirliği vardır. Örneğin, tümleşik devre imali için, Tayvan hükümetinin, N.V. Phi lips'in ve bir dizi yerli, özel sektör fir masının katıldığı bir ortaklık kurul muştur. 145 Milyon $'lık yatırımın yüzde 48.3'ünü Hükümet karşılaya caktır. [Wall Street Journal, 25 Şubat 1987:32]."

"3. Brezilya : Bilgisayar sektörüne verilen öneme karşın, Brezilya'nın bilgisayar teknolojisini araştırmakla sorumlu, herhangi bir özel kurumu yoktur. Araştırma çoğunlukla firmala rın kendi bünyelerinde ve bir ölçüye kadar da üniversitelerde yapılmakta dır. Brezilya firmalarında AR+GE için geniş bir mühendis kadroları vardır. Önemli bir kamu araştırma kurumu nun bulunmaması, mini ve mikrobil gisayar teknolojilerinin geniş ölçüde bilindiği düşüncesine bağlamak mümkündür. Yukarıda sözü edilen CPqD, iletişim (telekomünikasyon) konusunda araştırma yapmakta ve ayrıca üniversiteler ve sanayi kuru luşlarınca yürütülen araştırmalarda eşgüdümü sağlamaktadır. Üniversi teler temel araştırmalar yapmakta; CPqD ve sanayi kuruluşları ile proto

"4. Hindistan : Bu ülke elektronik araştırma konusunda belli [devlet] olanaklarına sahiptir. Buna ek ola rak, yerli elektronik firmaları satış ka zançlarının büyük bir yüzdesini AR+GE'ye ayırmaktadırlar. Ancak, bu araştırma çabası, dağınık ve çok daha fazla alana yayılmış durumda dır. Araştırma verimliliği genel olarak düşüktür. Ayrıca, hükümetin araştır ma kurumlarının ticaretle olan bağla rı zayıftır. Ancak Telematik Geliştir me Merkezi (CDOT), bir istisna ola rak, farklı bir durumdadır. Küçük sa yısal santraller geliştirmekte olan CDOT'un, baştan beri güçlü ticari yö nelimleri vardır. Bu kurum, yaygın kullanımı olan bir dizi elektronik dev re elemanı tasarımıyla da uğraşma ve devre elemanı üretimini etkin bir düzeye getirmek için üretici firmalar la birlikte çalışma arayışı içinde ol muştur. Fiili üretim yeni başladığı için, söz konusu yaklaşımın başarılı olup olmayacağı konusunda karar vermek için henüz vakit erkendir."

5". Singapur : Singapur hükümeti, çabalarını, insangücünü geliştirme noktasında yoğunlaştırmıştır; imalat teknolojileri içinse, Singapur, çok uluslu şirketlerin AR+GE etkinlikleri ne dayanmaktadır. Singapur'un açık hedefi, bilişim (enformasyon) tekno lojileri konusunda daha büyük bir merkez haline gelmektir. Singapur, 1981'de, bilgisayar eğitimi ve araştır ması yapmakla görevli üç enstitü kurmuştur; bunlar, IBM'le Singapur Ulusal Üniversitesinin bir ortaklığı olan, Sistem Bilimi Enstitüsü (ISS); Singapur'la Japonya'nın ortak proje leri çerçevesinde kurulan Japonya Singapur Yazılım Teknolojisi Enstitü sü; ve International Computers Limi ted (ICL) ile Ngee Ann Polytechnic'in (') Belirtildiği gibi Koro bu hedefi gerçekleştirmiş durumdadır. (Ç.N.)

92 386 ELEKTRİK MÜHENDİSLİĞİ

Hindistan

M/C

Brezilya

M

Singapur 0

Tayvan 0

G. Kore 0

Fransa Japonya A T A.B.D.

O/M

O/G

G A/G

Tablo 3. Hükümetlerin ElektronikSanayüne Müdahale (Karışma) Düzeyleri.

TABLO 3'e İLİŞKİN AÇIKLAMALAR:

( A ) : GERİDE DURMA: Hükümet, makro ekonomik düzeydeki yapısal ve düzenlemeci kısıtlamalar çerçevesinde, te melde, müdahaleci olmayan bir sanayi stratejisi izlemektedir. Sanayiye yardımcı olmak biçiminde bir politika benim sense bile bu tek bir sektöre özgü olmamaktadır.

( G ) : Y OL GÖSTERİCİLİK : Hükümet, sanayi için, genel olarak yol göstericilik yapmakta; bu bağlamda, AR+GE, eği tim, ya da altyapı geliştirme için kamu fonlarıyla destekleme, malzeme tedarikinde çeşitli vergi, resim ve harçlardan muafiyet gibi teşvik edici önlemlere baş vurabilmektedir.

( O ) : GÖZETİMSEL : Yol göstericiliğe ek olarak, hükümet, sanayideki özgül yönelimleri ve alınan sonuçları yakından izlemekte ve sanayi kuruluşlarını, tercih edilen yöne sevkedebilmek için, tavsiyelerde bulunmakta, teşvik edici ve destekleyici politikalar uygulamakta ve gerekli denetimleri yapmaktadır.

( M ) : Y ÖNETİMSEL : Yukarıdaki politikalaar ek olarak, Hükümet, yönetimsel kararlar paralelinde, firma bazına inen özgül yönergeler çıkarabilir. Ticaret ve yabancı yatırımlar da katı kurallara bağlanabilir.

(C) DENETİMSEL : Hükümet sanayide önemli bir paya sahiptir,ya da bütün yönetimsel kararları etkin bir biçimde de netim altında tutmaktadır.

bir ortaklığı olan Bilgisayar Çalışma ları Enstitüsü'dür. [Singapur Hükü meti, 1985]. Burada temel amacın, yapay zeka tekniklerinde yetkinlikle rini geliştirmek, UNIX işletim çevresi altında yazılım üretiminde uzmanlık kazanmak ve program üreteçleri ve diğer yazılım aygıtlarını kullanarak yazılım üretkenliğini artırmalar oldu ğu söylenebilir."

Belki de bu noktada, hükümetlerin sanayiye müdahale etmelerinin (ka rışmalarının) ya da devletin belli rol ler üstlenmesinin, bugün yalnızca Yeni Sanayileşen Ülkeler'e özgü ol madığını belirtmek gerekir. Nitekim ABD Ticaret Bakanlığı'nın yukarıda işaret edilen raporunda, Hindistan, Brezilya, Singapur, Tayvan ve G.Kore yanında Fransa, Japonya, AT ülkeleri ve ABD hükümetlerinin de, elektronik sanayiinde izledikleri müdahaleci (karışmacı) politikalara yer verilmektedir. "Hükümetlerin mü dahale düzeylerini gösteren aşağı daki tablo ve açıklamalar aynı kay naktan alınmıştır:

6.0. BEŞ ÜLKENİN DENEY İMİNDE ÖNE ÇIKAN NOKTALAR

G. Kore, Tayvan, Brezilya, Hindistan ve Singapur'un elektronik alanındaki

atılımlarında, izlenen politikalar, bun ların uygulanması ve alınan sonuçlar açısından öne çıkan noktalar vardır. Bu noktalar incelendiğinde, elde edi len başarıların, özellikle de G. Ko re'nin başarısının hangi temel yöne limlerden kaynaklandığı ortaya çık maktadır.

Geçerli yolun, aynı zamanda da gü venli yolun elbette bu ülkeler bazın da "hem geniş bir ürün spektrumunu kapsamak hem de belli alanlarda yo ğunlaşmak" olduğu söylenebilir. Ge niş bir ürün spekturumu, geniş bir teknoloji spektrumunu da kapsamak anlamına geldiği için bu belli bir üs tünlük sağlamakta; yine aynı geniş ürün spektrumu dünya pazarlarında ki belirsizliklere karşı çeşitli seçenek leri elde bulundurabilirle olanağını vermektedir.

Bilindiği gibi, elektronik sanayiinin kendi alt söktörleri arasında da sıkı bağlar girdi/çıktı ilişkileri vardır. Ge niş ürün spekturumu, hemen hemen bütün elektronik alt sektörleri için bel li bir talep hacminin belli bir iç paza rın yaratılması anlamına da gelmek tedir. Bu iç pazar, dış pazarlardaki kısmî tıkanmalara karşı, sanayiinin ayakta kalabilmesi için belli bir gü

vence oluşturmaktadır.

Elektroniğin belli alanlarında yoğun laşmak ise, ölçek ekonomilerine gi debilme, dolayısiyle de ölçek ekono milerinin sağladığı üstünlüklerden yararlanma olanağını vermektedir. Herhangi bir elektronik dalında, eko nomik ölçekte üretim yapabilmek eşyanın tabiatı gereği büyük hacim li yatırımları gerektirdiğinde, yoğun laşma ve bunu destekleyici politika lar, bu gereği karşılama olanağını da sağlamaktadır.

Geniş ürün spektrumuna gitmenin gerektirdiği alt sektörel çeşitlilik için de iletişim ve bilişim sanayilerinin özel bir önemi vardır. Çünkü bu sa nayiler hem elektroniğin diğer alt sektörleri hem de ekonominin başka etkinlik alanları için lokomotif görevi görebilmektedir.

Bu açılım çerçevesinde, imalat yete neğini kazanmanın ötesine geçebil menin olağanüstü bir önemi vardır. Elektroniğin pek çok dalında ürün çeşitlemesine gitmek, ürün geliştir mek ya da yeni ürünler ortaya çıkar mak dünya pazarlarında tutunabil menin ön koşuludur. Bu ise ancak tasarım geliştirmek tasarım üretebil

93 3 8 6 E L E K T R İ K

mekle mümkündür. Tasarım geliştir mek/üretmek içinse o yeteneği ka zanmak gerekir. Dahası üretimin ge niş bir AR+GE etkinliğiyle desteklen mesi zorunludur. Başarı, bu yetene ği geliştirmeye, AR+GE potansiyelini artırmaya yönelik politikalardan, özellikle de ülkenin beyin gücü po tansiyelini büyütmekten geçmekte dir. AR+GE ile tümleşik bir eğitim sistemi kurulması konunun kilit nok tasıdır. Mühendislik eğitiminde, ça ğın teknoloji konseptini kavrayabil meyi, AR+GE disiplinlerini özümse yebilmeyi mümkün kılacak temel di siplinlerin verilebilmesi, yaratıcılık formasyonunun kazandırılması bir diğer kilit noktasıdır.

Beş ülke deneyimi firma büyüklükleri konusunda, en azından belli dallar da, ölçek ekonomilerinin hem bir zo runluk olduğunu hem de büyük üs tünlükler sağladığını ortaya koymuş tur. "Yerli firmalar, uluslararası are nada rekabete girebilmek için büyük yatırımlar yapmak ve uzun dönemli kayıpları karşılayacak bir güce eriş mek zorundadırlar. Bu, AR+GE ala nına girebilmek için de şarttır.

AR+GE'nin önemini, bu noktada, bir kez daha vurgulamakta önem var dır; çünkü Mody'nin işaret ettiği gibi; "uluslararası ortamın evriminde, pa zara erişim ve teknoloji, anahtar ko nular olacaktır. Artan rekabet karşı sında, sanayi ülkeleri, teknoloji ver me konusunda çok daha temkinli hale gelmişlerdir. Özellikle Japon fir

tt En önemli ipucu ise, bu modellerin

Türkiye gibi bir ülkenin de sıçramada bulunabileceğine ilişkin bir karine oluşturmalarıdır. 99 maları teknoloji satışlarını minimize etmeye yönelik bir politika izlemek tedirler."

Beş ülke deneyimi, Yeni Sanayile şen Ülkeler'de devletin rolünü de çok açık bir biçimde gözler önüne sermektedir. Uluslararası işbölü münde Yeni Sanayileşen Ülkeler olarak nitelenen yeni bir kategori oluşmuş ve bu kategori, klasik Üçüncü Dünya Ülkelerininkinden çok daha farklı bir konuma gelebil mişse bunda o ülke devletlerinin üst lendiği rolün büyük payı olmuştur. Bu bölümü yine Ashoka Mody'den yapılacak bir alıntıyla bitirelim;

".... uluslararası arenada rekabete girmenin güçlüklerinin bilinmesi so nucudur ki; hükümetler, yerli firmala rı desteklemek için, yerli sanayinin ithalata karşı korunması, yabancı yatırımların kısıtlanması, yerli AR+GE'nin desteklenmesi ve ileti şim alt yapısının geliştirilmesi de içinde olmak üzere, bir dizi mekaniz madan yararlanmışlardır. Hükümetin rolü sanayinin gereksinimlerine göre değişiklik göstermiştir. Özel sektör kuruluşlarının daha az gelişkin oldu ğu dönemde, bu rol daha güçlü ol muştur. Sözgelimi, 1970'lerde, Kore Hükümeti, ithalatı ve yabancı yatı rımları denetim altına alarak elektro nik sanayiinin gelişiminde güçlü bir rol oynamıştır. [Yine Kore Hükümeti] KIET'İ (Kore Elektronik Teknolojisi Enstitüsü) kurarak, elektronik sana yiine momentum kazandırmıştır. 1980'lerdeyse, Kore firmalarının ar tık daha az devlet desteğine gerek sinimleri vardı. Küçük Tayvan firma ları, incelikli (sofistike) teknolojilere geçme girişiminde bulunurken, hü kümet, araştırma alt yapısının kurul ması ve fiili üretim sürecinde çok da ha ağırlıklı olarak yer almıştır. Son zamanlarda Kore Hükümetinin yarıi letken sanayiinde yeniden hisse alımlarında bulunduğu da ayrıca be lirtilmelidir. Buradan da görülmekte dir ki, Hükümetin stratejik rolü yerli firmaların gereksinimine göre zaman içinde değişebilmektedir."

Başta da vurgulandığı gibi, çıkarılan bu sonuçlar, Türkiye, bugün elektro nik ya da bir başka yüksek teknoloji alanında atılım yapma kararı alırsa aynen uygulanması gereken nokta larmış gibi algılanmamalıdır. Sergile nen modeller, herşeyden önce "fark lı coğrafya, farklı küttür, farklı siyasi ekonomik yapı, farklı zaman ve fark lı dünya konjoktüründe" kurulmuştur. Ama yine de, bu modellerde, Türki ye için salt elektronikde değil, ben zeri yüksek teknoloji alanlarında da geçerli olabilecek, önemli ipuçları yakalamak mümkündür.

En önemli ipucu ise, bu modellerin Türkiye gibi bir ülkenin de sıçrama da bulunabileceğine ilişkin bir karine oluşturmalarıdır. Bu karine, kanımız ca, henüz zaman aşınımına uğra mamış gibidir.