Elektrik Mühendisliği · Sayı 390 · 1992 / 6

TÜRKİYEDE İLK BASAMAK SAĞLIK HİZMETLERİNDE TEKNOLOJİ

Caner Fidaner

Biyomedikal mühendisliği Görüş ve değerlendirme

Yıl
1992
Sayfa
3
Okuma süresi
6 dk
Görüntülenme
0

Konu

Biyomedikal mühendisliği

İlgili: Sanayi, teknoloji politikası ve kalkınma, Enerji politikası, piyasa ve özelleştirme

Anahtar kelimeler

  • ilk basamak sağlık hizmetleri
  • sosyalleştirme
  • özel poliklinikler
  • tıbbi teknoloji
  • Alma Ata Bildirgesi
  • sağlık politikası

Özet

Yazar, Türkiye'de birinci basamak sağlık hizmetlerinde teknoloji kullanımının tarihsel gelişimini; sosyalleştirme modelinden özel polikliniklere geçiş sürecini ve bu süreçte devletin, piyasanın ve teknolojinin rolünü tartışıyor.

Tam metin

Metin PDF'ten otomatik çıkarılmıştır; tablo, şekil ve formüller eksik ya da hatalı olabilir. Özgün dizgi için PDF'e bakın.

T EKNOLOJİNİN önlenemez yükselişi, yasamın her alanın da olduğu gibi sağlık hizmetle rinde de etkisini yıldan yıla ati tırıyor. Yetmişli yıllarda özellikle hastane hizmetlerinde kullanılan yeni tanı araçları ile tıpta tartışmaya giren teknoloji, seksenlerin ikinci yarısında artan bir hızla sağlık hizmetlerinin vazgeçilmez bir parçası olmaya baş ladı.

TÜRKİY E' İLK BASAMAK

SAĞLIK HİZMETLERİNDE

Halk sağlığı a'gnında karar verici ki

şiler arasında teknolojiye karşı iki

farklı yaklaşım olduğu gözleniyor. B'r

görüş her türlü teknolojiye ''.arşı ıs

rarla direnirken, bir başka görüş de

teknolojiden olabildiğince yararlan

mak gerektiğini savunuyor. Öte yan

dan kendisine yönelik her türlü eleş

tiıiye

karşın

teknoiojinin

genişlemesini, yayılmasını sürdürdü

ğü, karar vericileri aiiayaıak doğru

dan duğruya halka, sağiık hizmetini

kullananlara kendisini kabul ettirdiği;

adeta toplumda kendi yeıiıii kendisi

nin açtığı da bir gerçek.

Kısa

TEKNOLOJİ

Bir Tarihçe

SAĞLIK TEKNOLOJİ İLİŞKİSİ

Sağlık ile teknolojinin ilişkisi, hor alanda kendine özgü biçimde cluşu yor. Sağlık hizmetleri "tanı", "tedavi" ve "rehabilitasyon" olarak üç grupta toplanabilir. Todavi ve rehabilitasyon alanlarındaki teknolojik geiişmebrin daha çok hastane hizmetlerini etkile diği rahatlıkla söylenebilir. Örr.eğin son yıllarda dikiş atma usulünden mikrocerrahi yöntemlerine kadar ameliyat teknikleri büyük ölçüde ye nilendi. Eskiden ameiıyat dışında te davi yöntemi olmayan idıar yoiu iaşı, safra kesesi taşı, prostat büyümesi gibi oldukça sık görülen hastaiiKİar için ameliyaisız tedavi alternaıııierı ortaya çıktı. Yıldan yıla maliyetleri düşen bu yöntemlerin kullanımları da artıyor.

Caner FİDANER(*) (VDoç. Dr., Sağlık Bakanlığı, Sağlık Projesi Genel Koordinatörlüğü, Koordinatör Yrd.

Teknolojinin "tanı" alanındaki etkileri ise yalnızca hastanelerde değil, has tanın hekimle ilk karşılaştığı kurum larda verilen hizmette, yani 'ilk basa mak sağlık hizmetlerinde de gözleniyor. Yakın zamana kadar yal nızca yataklı tedavi kurumlarında bu lunan elektrokardiyogram, röntgen, ultrason, ileri biyokimyasal tetkik ara çları ve benzerlerinden yararlanmak için artık hastaneye gitmek gerekmi yor.

390 E L E K T R İ K MÜHENDİSLİĞİ

Teknolojiyle ilgili görüşleri, "yandaş olanlar" ve "karşı olanlar" biçiminde ikiye bölmek, şematik bir yakla şık olacak. Bu nedenle, iki görüşün tezlerini tartışabil mek için biraz tarihten sözetmek daha uygun olabilir.

İLK BASAMAKTA UCUZ HİZMET

Yetmişli yıllar, birinci basamak sağlık hizmeti kavramının halk sağlıkçılar ve Dünya Sağlık örgütü tarafından dün yaya yayıldığı dönem oldu. Bu ka vram o yıllarda yalnızca hizmetin bir parçası biçiminde değil, adeta bir ideoloji olarak tanıtıldı. Bu yaklaşımın temel argümanları şöyle özetlenebi lir:

" 1 Sağlık hizmetlerinin herkese eşit olarak verilebilmesi, ülkelerin ortak hedefi olmuştur (ya da öyle olmalıdır). Bu hizmetler bir devlet görevidir ve halka ücretsiz olarak sunulmalıdır. Oysa hükümetlerce sağlığa ayrılabi len para miktarı (özellikle gelişmekte olan ülkelerde) yetersizdir.."

"2 O halde en rasyonel çözüm, daha az harcama ile daha fazla hizmet su nacak modelleri geliştirmek olacaktır. Bunun yolu ilk basamakta sağlık so runlarının çoğunu çözümlemekten geçmektedir. Biz ihtiyacın ne kadar büyük kısmını uzmanlaşmamış he kimle (hatta hekimden daha az eğitim görmüş, yani daha ucuza malolmuş sağlık personeliyle) karşı layabilirsek, kendimizi o kadar başarılı saymalıyız."

"3 Öte yandan, uluslarara sı piyasada sağlık hizme tlerinden kar etmek iste yenler yüzünden bir kısım hizmetler gittikçe pahalı lanmaktadır. Hükümetler bu yanlış eğilimin önüne geçmelidir."

Bu anlayış, uluslararası

planda en kristalize biçim

de, 1978'de Dünya Sağlık

Örgütü'nün Alma Ata'da

düzenlediği

toplantıda

ifade edilmiştir.

Bu görüşleri savunanlar, en başarılı uygulama olarak Çin'deki "çıplak ayaklı dok torlar"! gösteriyorlardı. Geniş nüfusuna temel sa ğlık hizmeti vermekte gü

1980'lerde ise, teorik düzeyde sosyalleştirmenin niçin derde deva olamadığı tartışıla dursun, vatandaşın ilk basamak hizmet ihtiyacını bir ölçüde karşılayan hastane ve muayenehanelere yeni bir kurum eklendi: özel poliklinikler.

çlük çeken Çin, her köyden bir çiftçiyi kısa bir eğitimle adeta "amatör pan sumancı" yapmıştı. Köyde sağlık so runu olanlar zorunlu olarak önce bu kişiye başvuruyorlardı. Bu model uzun süre gelişmekte olan ülkelere örnek olarak sunuldu.

Bu yaklaşım yıllarca etkinliğini sür dürdü ve özellikle ilk basamakta ileri teknolojiden yeterince yararlanmayı sın en önemli nedenlerinden biri oldu.

Türkiye'de de 1960 sonrasında uygu lamaya giren, hiçbir zaman doğru dürüst uygulanamadığı halde hala tartışma gündemlerinde hatırı sayılır

bir yer işgal eden sosyalleştirme mo deli de çıkış noktası olarak bu dü şünceye uyuyordu: Sağlık ocağında bir pratisyen hekim çalışacak, küçük laboratuvarı ve elindeki sınırlı olana klarla başvuruların yüzde doksanına yanıt verecekti.

EVDEKİ HESAP VE ÇARŞI

Sosyalleştirme, 1970'lerde tıp fakül telerinin halk sağlığı eğitim bölgele rinde uygulandı; bunlar dışında ancak çok sınırlı bölgelerde ve kişile rin fedakarlıklarına bağlı olarak ba şarılı olma şansı bulabildi. Sağlık hizmetinin tüketicisi, bu "bedava" hizmete sahip çıkmadı, kuyrukları göze alıp hastaneye ya da para öde meye razı olup muayenehaneye git meyi seçti. Çünkü buralarda daha "kaliteli" hizmet aldığını düşünüyor du. Böyle düşünmesinde, hastane lerde yapılan kan tetkiklerinin, çekilen filmlerin, muayenehanelerdeki EKG tetkiklerinin de azımsanmayacak rolü vardı.

1980'lerde ise, teorik düzeyde sos yalleştirmenin niçin derde deva ola madığı tartışıla dursun, vatandaşın ilk basamak hizmet ihtiyacını bir öl çüde karşılayan hastane ve muaye nehanelere yeni bir kurum eklendi: özel poliklinikler. Bu kuruluşlar kısa zamanda kuyruğu beklemesi olma yan ve hastane poliklinikleri düzeyin de hizmet veren kuruluşlar olarak kendilerini kabul ettirdiler. Hasta özel poliklinikte hastanedekin den biraz daha fazla para ödüyordu ama, artık ultra son tetkikine varıncaya kadar tıbbi teknolojiden yararlanabiliyordu.

Bu arada muayenehane lerde daha fazla teknoloji kullanılmaya başlandı. Bir yandan bilgisayarlı mua yenehaneler artarken, öte yandan özellikle muaye nehane hastalarına yöne lik hizmet veren büyük la boratuvarlar açıldı.

Böylece, devletin boş bı raktığı, Sosyal Sigortalar Kurumu'nun sahip çıkma dığı bir alanda, ilk basa mak sağlık hizmetleri ala nında pazar ekonomisinin çarkları dönmeye başladı. Devletin sağlık ocağı ile

334 390 L E K T R i K MÜHENDİSLİĞİ

ı yoksa bunun pazarı mutlaka oluşacaktır.

başaramadığını özel girişimciler yap mıştı: ilk basamakta, talebe uygun biçimde teknolojiden yararlanan bir hizmet biçimi ortaya çıkmıştı.

Ancak, madalyonun öteki yüzünü de görmezlikten gelmek mümkün değil dir. Yalnızca talebe yönelik, pazar ta rafından oluşturulan bir hizmet biçimi ile sağlık sorunlarını çözmek olanak sızdır. Ticari rekabet, teknolojiyi akılcı olmayan biçimde kullanmaya yol aç tığı için makro düzeyde ciddi israflara neden olur. O halde merkezi düzeyde bir denetim mekanizması da gerekli

dir.

BU GİDİŞ NEREY E VARABİLİR?

Bu süreçten bazı dersler çıkarmak gerekiyor. Birincisi, masalarda hazır lanmış planlar kağıt üzerinde ne denli mükemmel olurlarsa olsunlar, halkın talebi ile çakışmıyorlarsa yaşaya mazlar.

İkincisi, dünyadaki gelişmeleri gör mezden gelmek mümkün değildir. Eğer bir hizmet vermek istiyorsanız, son yenilikleri bir şekilde hizmeti ku llananlara sunmak zorundasınız,

Üçüncüsü, devlet dedi ğiniz mekanizmanın sağlığa yeterli payı ayırmasını beklemek, sorunları ertelemek ya da başka çözümlere fırsat tanımak demek tir.

Bu sonuçlar ışığında yapılabilecek en ger çekçi öneriler de şöyle sıralanabilir:

"Ucuz hizmet" kavra mının yerini, "nitelikli hizmet" kavramı almış tır. Artık düşük teknoloji kullanan bir ilk basa mak sağlık sisteminin, hele Türkiye gibi bir ül kede şansı yoktur. Zaten doksanlı yıllarda ilk basamakta hizmet ihtiyacı otuz yıl önceki standardın çok üstündedir. Her kuruma, her bölgeye, her gereksinime yanıt verecek üni form bir ilk basamak sağlık hizmeti anlayışı, artık geçmişte kalmış bir ütopyadır.

Önerilen hizmeti kurmak için devletin para ayırması hayal olduğuna göre, bu alanda özel sektörün örgütlenme si sağlanmalıdır. Ancak, piyasa ko şulları hizmetin niteliğinin yükselme sini sağlayamaz, bu nedenle gerek insangücünün, gerekse teknolojinin niteliği merkezi kurallarla, yani stan dartlarla korunmalıdır.

Necat ATASAN (1905 1992)

1930 yılında Almanya Hindenburg Mühendislik Akademisinden Elektrik Mühendisi olarak mezun oldu. 1937 yılında Amerika'ya giderek Missouri Üniversitesinden Yüksek Mühendislik derecesini aldı. Yüksek Mühendislik tezi ile Amerika Elektrik Mühendisleri Birliği'nin şeref diplomasını aldı (1939). Dönüşünde Ulaştırma Bakanlığı Fen Heyeti Başkanlığı'na getirildi (1939). Daha sonra sırası ile Sümerbank Enerji Şefliği (1934 1946), Hava Yolları Fen Heyeti Reisliği (1946 1950), Karayolları Atelyeler Baş Mü hendisliği, İller Bankası Makine ve Elektrik Müdürlüğü (1954), Petrol Ofisi Teknik Daire Reisliği (1961) ve Elektrik Mühendisleri Odası Genel Sekre terliği görevlerinde bulundu. Daha sonra Ankara'da bir imalathane açarak selenoid vana ve yüksek akım kontakları imalatını gerçekleştirdi.

Nejat ATSAN, İngilizce, Almanca ve Arapça biliyordu. Araştırma, uygula ma ve öğretme ile geçen yoğun bir yaşamın ardından 11 Aralık 1992 Cuma günü aramızdan ayrıldı. Topluluğumuzun "ilklerinin uygulayıcısı ve des tekleyicisi Nejat abimize tanrıdan rahmet dileriz.

ELEKTRİK MÜHENDİSLERİ OOAS! Y ÖNETİM KURULU

3 3 5 M Ü H E N D İ S L İ Ğ İ