Elektrik Mühendisliği · Sayı 409 · Temmuz 2001
FAİLİ MECHUL RTÜK YASASI
Mevzuat ve hukuk Görüş ve değerlendirme
- Yıl
- 2001
- Sayfa
- 11
- Okuma süresi
- 5 dk
- Görüntülenme
- 0
Konu
İlgili: Bilgisayar, yazılım ve internet, Toplum, demokrasi ve emek
Anahtar kelimeler
- RTÜK yasası
- internet sansürü
- düşünce özgürlüğü
- TBMM
- Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi
- Coşkun Ak davası
Özet
Yazar, RTÜK yasa tasarısına eklenen internet içerik düzenlemesi maddesinin demokratik yasama ilkelerine aykırı, şeffaflıktan uzak ve düşünce özgürlüğünü kısıtlayıcı biçimde hazırlandığını eleştiriyor. AB uyum sürecinde sansür yerine ifade özgürlüğünün teşvik edilmesi gerektiğini savunuyor.
Tam metin
Metin PDF'ten otomatik çıkarılmıştır; tablo, şekil ve formüller eksik ya da hatalı olabilir. Özgün dizgi için PDF'e bakın.
Faili Meçhul RTÜK Yasası...
Yaman AKDENİZ Leeds Üniversitesi 1993 te Ferrera Üniversitesi Hukuk Fakültesi nden mezun oldu. Yüksek lisans ve doktorasını Leeds Üniversitesi nde hukuk üzerine yaptı. Halen Leeds Üniversitesi, Hukuk Fakültesi öğretim görevlisi ve Cyber-Rights Cyber-Liberties (UK) (http://www.cyber-rights.org/) sivil toplum örgütünün kurucusu ve başkanıdır.
İnternet üzerine İngiliz hukuku, siber hukuk ve siber haklar üzerine çok sayıda araştırması ve yayınlanmış çalışması vardır.
Genel olarak devlet politikasının sansürden kaçması ve sansüre yol açan mevcut kanunları gözden geçirmesi gerektiği bir dönemde, TBMM, İnternet üzerinde içerik düzenlemeye kalkıyor. Olacak iş değil. Avrupa Birliği nin günden güne yaklaştığı bir dönemde teşvik edilmesi gereken sansür değil, düşünce özgürlüğü olmalıdır. Geçtiğimiz haftalarda İnternet kamuoyu RTÜK yasa tasarısının İnternet ile ilgili ek maddesinin kimin fikri olduğunu uzun uzun tartıştı. DSP Milletvekili Emrehan Halıcı TBMM de yapılan ve ikinci değişiklik sonunda ortaya çıkan dokuzuncu maddeye sahip çıktı ve amacının yapılan ilk yanlışın düzeltilmesi olduğunu açıkladı. İkincisinin birincisinden (konuyu takip edenler bilir) hukuki açıdan ne kadar iyi olduğu zaten çok tartışılırken, Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer otoriter bir şekilde şimdilik yasa tasarısına dur dedi. Faili Meçhul Yasa Olmaz Interreks.com da yayımlanan bundan önceki yazımda, ( Bu iş burada bitmez http://www.interreks.com/guide/sansur/manset.php?id 5) bu konu ile ilgili demokratik toplumlarda böyle kanun yapılmaz diye yazmıştım. Aynı şekilde faili meçhul yasa da olmaz. ùimdi son haftalardaki tartışmaları incelediğiniz zaman Efendim biz yapmadık larla karşılaşıyoruz. Peki siz (TBMM de halkı temsil eden milletvekilleri) yapmadınız da kim yaptı? ùahıslar çok önemli değil, üzerinde o kadar durulmasına gerek yok. Ahmet, Mehmet yapmış çok fark etmez. Sonuç olarak Cumhurbaşkanı na gitmeden önce tasarıyı hem hükümet hem de Anayasa Komisyonu (Türkiye Büyük Millet Meclisi Genel Kurul Tutanağı 21. Dönem 3. Yasama Yılı 113. Birleşim 06/Haziran/2001 darşamba, sayfa 101) desteklemiştir. Fakat üzerinde önemle durulması gereken ve üzerine gidilmesi gereken konu Türkiye de kanunların nasıl yapıldığıdır. Türkiye artık bugün Avrupa Birliği nin kapısına dayanmış, AB ye aday ülkelerden bir tanesi. Ama AB ülkelerinde bulunan yasama faaliyetleri açısından gerekli olan standartların Türkiye de ne durumda olduğunu RTÜK yasa tasarısının TBMM de ortaya çıkışı ve Cumhurbaşkanı na gidişi sırasındaki süreçte gördük. Olması Gereken İlkeler Peki nedir bu standartlar ve ilkeler? Demokratik toplumlardaki beklentiler nelerdir? gncelikle herhangi bir yasa tasarısının açık bir biçimde tanımlanmış politik hedeflere dayanması ve kolayca anlaşılabilir olması lazım. RTÜK yasa tasarısının Internet ile ilgili bölümüne bakıldığı zaman, kanun tasarısının ne doğru düzgün bir gerekçesi var ne de açıklaması. Kimin ne amaçla yaptığı ve ne hedeflediği açık bir şekilde belli değil. Kanunu yapmaya çalışan dışında kanunun ne olduğunu ya da ne şekilde uygulanacağını tam olarak anlayan hiç kimse yok. Ayrıca, yapılan bir kanunun dengeli olması, ve kanunu yapanların düşünmeden gösterilen tepkilerden kaçınması gerekir. Fakat tam anlamıyla RTÜK yasa tasarısına eklenen Internet le ilgili bölüm bir panik anında TBMM de eklenmiştir. Panik, milletvekillerinin Internet üzerinde oluşmaya başlayan ve çok okunan alternatif medyada sık sık eleştirilmelerinden kaynaklanmaktadır. Üzerinde düşünülmeden, kamuoyunda tartışmaya fırsat vermeden, uzmanların görüşleri alınmadan demokratik toplumlarda kanun yapılmaması gerekir. Tabii özel durumları bunun dışında tutmak gerek ama konu ne ekonomik krizle ilgili ne de deprem zamanı yapılması gereken acil bir kanun. Ayrıca,
milletvekillerinin kendi kendilerini korumasını planlayan ve düşünce özgürlüğüne sınır getirecek kanunların üzerinde ikinci bir defa düşünülmesi lazım. Neden derseniz, son üç sene içerisinde zaten Türkiye aleyhine Strasbourg mahkemesinde Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi nin 10. Maddesi ile ilgili (düşünce özgürlüğü) 20 nin üzerinde ihlal bulunmuş ve bu sayı her geçen gün artmaktadır. Genel olarak devlet politikasının sansürden kaçması ve sansüre yol açan mevcut kanunları gözden geçirmesi gerektiği bir dönemde TBMM, Internet üzerinde içerik düzenlemeye kalkıyor. Olacak iş değil. Avrupa Birliği nin günden güne yaklaştığı bir dönemde teşvik edilmesi gereken sansür değil, düşünce özgürlüğü olması gerekir. ABD Anayasa Mahkemesi nin de (Reno v ACLU I davası) dediği gibi demokratik bir toplumda ifade özgürlüğünü teşvik etmenin getireceği yarar, sansürcülüğün teorik ve ispatlanmamış yararlarına baskın çıkar . Aslında TBMM nin yapmaya çalıştığı söylenildiği gibi bir içerik düzenlemesi değil tamamen düşünce özgürlüğüne bir müdahale dir. Bunlara ilaveten kanun yapanların sorumluluk üstlenmesi ve yasama faaliyetlerinin açık ve şeffaf olması gerekir. Açıklık ve şeffaflık bir yana, bu konu hakkında sorumluluk üstlenen yok. Herkesin topu birbirine attığı bir ortamda Internet kamuoyundan kanun tasarısına destek gelmedi. Aksine çok büyük tepki ve eleştiri geldi. Genel olarak demokratik toplumlarda geniş bir kamuoyu desteğine sahip olmadan kanun yapılmaması lazım. Kanun tasarılarının kamuoyunda tartışılması için 2-3 aylık bir süre ayrılması, uzmanlardan, ve konuyla ilgili olan kişilerden görüş alınması gerekir. Aksine Türkiye de genel olarak kanunlar kanunlaştıktan sonra tartışmaya başlanıyor, bir bakıma iş işten geçtikten sonra. Kanunların ayrıca uygulanabilir olup olmadığının da üzerinde durmak gerekir. Yapılan bir kanun, efektif bir şekilde uygulanabilir olmalıdır. Olsun, bir yerde bulunsun, lazım olunca kullanırız mentalitesiyle de kanun yapılmaması gerekir. gzellikle Internet gibi global ve hızla değişen bir iletişim teknolojisi ile ilgili çıkacak bir kanunun ne kadar uygulanabilir olduğu konusu üzerinde detaylı düşünmek lazım, araştırma yapmak, uluslararası platformlardaki çalışmaları incelemek lazım. Ancak çok geniş kapsamlı ve açık ve şeffaf bir şekilde yürütülen bir çalışmadan sonra böyle bir kanuna ihtiyaç olup olmadığına karar vermek lazım. Kanunların ayrıca birbiriyle çelişen politik hedefleri uzlaştırması ve birbirine uyumlu olması gerekir. Bir taraftan AB ye uyum standartları geliştirilirken ve Türk kanunlarının AB ye uyumu tartışılırken, diğer taraftan AB nin yapmadığını Türkiye de yapmak ne kadar gerekli ve doğru diye düşünmek de gerekir. En azından bu kritik dönemde kanun girişiminde bulunan milletvekillerinin veya bakanlıkların artık AB ve Avrupa Konseyi ndeki standartlara uygun kanun girişiminde bulunmaları beklenir. Her koşulda kanunlarla ilgili risk ve maliyet analizi yapılmalı ve istenmeyen sonuçlardan kaçınılması için önlemler alınmalıdır. Bugun artık e-Avrupa projesine Türkiye de dahil edildi ve artık e-Türkiye konuşuluyor. Yapılacak kanunların Internet i ve Bilgi Toplumunu teşvik edici ve destekleyici olması gerekir. Bu konudaki eksiklikler giderilmeden, içerik kısıtlamasına gidilmemesi gerekirdi. Yontulması Gereken dok Taş Var Yasama faaliyetleri açısından gerekli olan standartların ve olumlu bir düzenleyici çalışmanın ilkeleri TBMM çalışma sistemine bir an önce uygulanmalıdır. gzellikle Avrupa Birliği yolunda bulunduğumuz bir dönemde bu standartların önemi daha da büyük. Fakat genel olarak bozuk olan mevcut sistemde yontulması gereken daha çok taş var. Son olarak unutulmaması gereken bir başka konu da Coşkun Ak davasıdır ve belli bir yasal düzenleme olmadan bir Forum yöneticisine 40 ay hapis cezası verilmesidir. TCK nın 159. Maddesinin içeriği çok ciddi olabilir ama Internet üzerindeki bir forumda üçüncü kişilerin (mesela forum üyelerinin) söylediklerinden forum yöneticisi sorumludur diye TCK nin neresinde belirtilmiştir? TBMM nin Internet konusunu ele alırken milletvekillerine bir savunma mekanizması hazırlayacağına asıl bu konuya açıklık getirmesi gerekirdi.