Elektrik Mühendisliği · Sayı 435 · Ocak 2009
KİTAP TANITIMLARI
Kontrol, otomasyon ve robotik Kitap tanıtımı
- Yıl
- 2009
- Sayfa
- 2
- Okuma süresi
- 6 dk
- Görüntülenme
- 0
Konu
İlgili: Sanayi, teknoloji politikası ve kalkınma, Bilgisayar, yazılım ve internet
Anahtar kelimeler
- PIC mikrokontrolör
- robotik
- gömülü elektronik
- Katedral ve Pazar
- açık kaynak yazılım
- TOKİ ihaleleri
Özet
EMO tarafından yayımlanan PIC mikrokontrolör ile robotik/otomasyon uygulamaları kitabı ve açık kaynak hareketini anlatan Katedral ve Pazar çevirisinin yanı sıra TOKİ ihaleleri ve Ayaş Tüneli/hızlı tren projesini konu alan kitapların tanıtıldığı bir derleme yazısı.
Tam metin
Metin PDF'ten otomatik çıkarılmıştır; tablo, şekil ve formüller eksik ya da hatalı olabilir. Özgün dizgi için PDF'e bakın.
PIC MİKROKONTROLÖRLE
ROBOTİK VE OTOMASYON
UYGULAMALARI VE GÖMÜLÜ
ELEKTRONİK DEVRE TASARIMI
Yazar: Dr. E. Faruk Keçeci Yayımlayan: Elektrik Mühendisleri Odası ISBN (e-Kitap): 978-9944-89-618-4 Sayfa 85, 2008
Mikroişlemci ile ilgili bilgi edinmek istediğinizde elektronik mühendisliği ile ilgili ders kitapları bulursunuz; bu kitapları anlamak için temel elektronik bilgisine sahip olmanız gerekir ve bu kitapları öğrenmek ciddi bir zaman gerektirir. Ya da proje kitapları bulursunuz; ama ne yazık ki bu projelerde küçük bir değişiklik yapmak isterseniz veya proje malzeme listesindeki herhangi bir elemanı bulamazsanız, her bir elemanın çalışma prensibi açıklanmadığı için projeyi tamamlayamazsınız.
İzmir Yüksek Teknoloji Enstitüsü’nden Dr. E. Faruk Keçeci’nin hazırladığı bu kitap ise mikro işlemci kullanmak isteyen ama elektronik mühendisi olmayan kişiler için yazılmıştır. Bu kitabın farkı ne çok detaylı ne de çok yüzeysel olmayacak şekilde mikroişlemci kullanarak robotik ve otomasyon uygulamalarında işlevlerin nasıl gerçekleştirileceği örnekler ve devre şemaları ile anlatılmıştır.
Bu işlevler, dijital ve analog duyar elemanlardan bilgi okumak, adım, servo ve DC olmak üzere farklı tiplerdeki motorları sürmek, uzaktan kontrol, mikroişlemciler arası ve mikroişlemci bilgisayar arası iletişimi kapsar.
Kitapta ayrıca mikroişlemcilerin nasıl programlanabileceği de açıklanmıştır. Devrelerin fiziksel olarak nasıl imal edileceği anlatılmış ve bilgisayar ortamında devrenin ve programın nasıl test edilebileceği Proteus programı ile gösterilmiştir. Son olarak da bir hata bulma ve kalibrasyon cihazının tasarımı verilmiş ve otomasyon ve robotik uygulamalarında çıkan pratik problemlerin giderilmesinde nasıl kullanılacağı açıklanmıştır.
Sonuç olarak PIC mikroişlemcilerin robotik ve otomasyon uygulamalarındaki temel işlevleri nasıl çözecekleri örnek program ve devre şemaları ile detaylı olarak açıklanmıştır.
Elektronik olarak yayımlanan kitaba EMO’nun www.emo.org.tr adresli İnternet Sitesi’ndeki YayınlarKitaplar-Online Kitap Satışı bölümünden başvurarak 3 YTL karşılığı edinebilirsiniz.
KATEDRAL ve PAZAR
Yazar: Eric Steven Raymond Çevirenler: Cihan Gerçek, Aydın Bodur Yayımlayan: Elektrik Mühendisleri Odası ISBN: 978 9944 89 598 9 EMO Yayın No: GY /2008/6 Sayfa 44, 2008
Açık kaynak kod hareketi içinde yer alan Eric Steven Raymond’un GNU/Linux’un gelişimini anlattığı Katedral ve Pazar, Elektrik Mühendisleri Odası tarafından Bileşim Yayınevi’nin katkılarıyla çevirtilip yayımlanarak Türkçe’ye kazandırıldı. Çoğaltım, dağıtım veya değiştirilme hakları Açık Yayıncılık şartlarına (GNU/ GPL) bağlı olarak EMO aracılığıyla alınan çalışma, “Linux yıkıcıdır. Kim derdi ki gezegenin orasına burasına dağılmış birkaç bin programcının birbirine İnternet’in ince telleriyle bağlı bölük pörçük çalışmaları, büyü yapılmış gibi birleşsin; dünya çapında bir işletim sistemi olup çıksın!” sözleriyle başlıyor. Yıllarca Unix’in küçük gereçler, hızlı prototipleme ve evrimci programlama ile ilgili özelliklerini vaaz ettiğini ve katedral tarzı bir yapıyı sahiplendiğini söyleyen Raymond, Linus Torvald’ın tarzını “gürültülü bir pazar yeri havası” olarak nitelendirirken, 1996 yılının ortasında “yaratılan harika fırsatın” farkına vardığını belirtiyor. Fetchmail’in gelişimi ve paralelinde Linux’un gelişimini anlatırken, açık kaynak kod çalışmalarındaki özelliklere ilişkin kendi saptamalarını aktaran Raymond, Katedral ve Pazar’ın sonunda şu görüşlere yer veriyor:
“…Ama asıl, çok daha temel nitelikte bir hataya işaret eden şu örtülü varsayım yapılmaktadır: Güvenilir bir şekilde yenilik yapmak Katedral modeline (veya Pazar modeline ya da başka türden bir yönetim yapısına) özgüdür. Bu saçmalıktır. Çeteler hamle edecek basiretten yoksundur –bırakın statükoya göre yaşam savaşı veren şirket komitelerini, gönüllü Pazar anarşistleri bile çoğu durumda hakiki bir özgünlük gösteremezler.
…Eğer mesele iyi bir fikri olan biri ise, bu durumda, içindeki bir kişinin yüzbinlerce diğer insanı o fikir sayesinde hızla işbirliğine çekebildiği bir sosyal ortam, kişinin işinden atılma riski olmadan, fikri üstünde çalışabilmek için, önce bir hiyerarşiye politik satış yapmak zorunda olduğu yapıyı (yapının kendisini), kaçınılmaz bir şekilde yeniliğin dışına atacaktır (yenilik dışı bırakacaktır).”
elektrik mühendisliği, 435. sayı, ocak 2009 155
AKP’NİN MÜTEAHHİTLERİ
Yazar: Harun Gürek Yayımlayan: Güncel Yayıncılık ISBN: 978-9944-84-022-4 Sayfa 318, 2008
Uzun yıllar gazetecilik yapan sürekli basın kartı sahibi Harun Gürek’in kaleme aldığı AKP’nin Müteahhitleri adlı kitap, TOKİ ve TOKİ’ye bağlı şirketlerden konut işiyle uğraşan, konut projelerinde ağırlıklı bir biçimde rol oynayan Emlak Konut Gayrimenkul Yatırım Ortaklığı Şirketi’nin ihalelerinin ayrıntılı bir incelemesiyle titiz bir çalışmanın ürünü.
TOKİ’nin kendi İnternet sitesinde yayımladığı tablolar ve listeler, Kamu İhale Kurumu Satınalma Platformu’nda yayımlanan ihale bilgileri ve sonuç bilgileri, Yüksek Denetleme Kurulu’nun raporları ile yazılı ve elektronik basında yayımlanan haberlerden yararlanılarak gerçekleştirilen çalışma, AKP Hükümeti’nin seçim döneminde propagandası haline gelen konut projelerini mercek altına alıyor. Gürek çalışmasında, “TOKİ’nin 5 yıllık süre içerisinde yaptığı konut projelerine bir bütün olarak bakılırsa ihalelerin şeffaf yapılıyor gibi görünmesine karşın, şeffaf yapılmadığı, ihalelerde rekabetin bir şekilde engellendiği, az sayıda şirketle ihale yapıldığı, böylece ihalelerin düşük kırımlarla iktidara yakın bir takım şirketlere verildiği söylenebilir” sonucuna varıyor. Kitabın sonuç bölümünde, TOKİ’nin yaptığı 1000 dolayındaki 16 milyar YTL’lik konut, altyapı ve proje ihalesinin 10-11 milyar YTL’lik bölümünün iktidara yakın olduğu anlaşılan şirketlere verildiği saptanıyor. Gürek bu durumu şu sözlerle değerlendiriyor:
“AKP Hükümetlerinin, devletin önemli işlevlerinden biri olan kaynak dağıtımı işlevini düzenlerken, nasıl adaletsiz ve insafsız davrandığını gösteriyor. Ülkeyi yolsuzluk batağına sürüklediği bilinen geçmiş iktidarlar döneminde bile, herhalde böyle adaletsiz bir paylaşım olmamıştır. Büyük gelir paylaşımı ihaleleri ile TOKİ’nin parasını ödeyerek yaptırdığı büyük ihalelerin sürekli iktidara yakın şirketlere verilmesi, inşaat sektöründe liberal sermayenin tasfiye edilmeye çalışıldığına bir kanıt sayılabilir. İhale verilen şirketlerin ağırlıklı olarak İslami işadamları derneklerine üye olması, tasfiye edilen liberal sermayenin yerini İslami sermayenin almaya başladığını gösteriyor.”
Akıcı bir dille günlük yaşamın uzağında yer alan ihale süreçlerini kolay okunur bir şekilde kamuoyuna aktaran Gürek, kitabının sonunda “10 milyar YTL üzeri ihaleler, düşük kırımla verilen ihaleler, 50 milyon YTL’nin üzerindeki ihaleler” tablolarıyla da çalışmasının ana verilerini okuyucuya sunuyor.
AYAŞ YOLLARINDA TÜNELİM KALDI (Türkiye’nin Hızlı Tren Serüveninin Trajik Öyküsü)
Yazar: Yavuz Demirkol
Yayımlayan: Birleşik Taşımacılık Çalışanları Sendikası
ISBN: 978-605-89916-0-6
Sayfa 429, 2008
KESK’e bağlı Birleşik Taşımacılık Çalışanları Sendikası kurucularından Kamu Yönetimi Uzmanı Yavuz Demirkol, Türkiye’nin bitirilemeyen projelerinden biri olan Ayaş Tüneli ve Ankara-İstanbul Sürat Demiryolu’nu tarihsel bir süreç içerisinde inceleyerek Ayaş Yollarında Tünelim Kaldı kitabını hazırlamış. Kendisini “bir demiryolu çocuğu” olarak nitelendiren Demirkol, ilk 1936’da gündeme gelen Ankara-İstanbul demiryolunu kısaltma çabası içinde 72 yıllık bir özlemin karşı bir sorumluluk duygusuyla yerine getirmiş. Demiryolu Meslek Lisesi’nden mezun olalı 28 yıl, Ayaş Tüneli’nin ihalesinin yapıldığı 1976 yılının üzerinden ise 32 yıl geçtiğine vurgu yapan Demirkol, projede yaşanan dramatik süreci şöyle ortaya koyuyor: “Ayaş Tüneli’nin yapımına başlanmasından sonra 22 hükümet ve projeden sorumlu 25 bakan geldi ve gittiler. Ancak Ayaş Tüneli inşaatı bir türlü bitmedi, bitirilmedi. Bir utanç abidesi olarak olduğu yerde duruyor.” Ayaş Tüneli örneğiyle Türkiye’nin ulaşım politikalarında içine sokulduğu açmazlar ve toplu taşımacılığın gelişememesinin tarihini de anlatan Demirkol, kitabının sonsözünde şu saptamalara yer veriyor: “Tüm dünya; ekonomikliği, çevreye olan zararının azlığı, petrole bağımlı olmayışı, can güvenliğinin yüksek olması gibi nedenlerle demiryollarına yönelmişken, ülkemizde, pahalı, petrol gereksinmesi nedeniyle dışa bağımlı bu nedenle de döviz gereksinimi yaratan, yılda binlerce ölüm ve yaralanmaya neden olan çevreye yaydığı egzoz gazları ve yarattığı gürültüye rağmen karayolu ağırlı bir ulaşım politikası izlenmiştir. Ankara-İstanbul Sürat Demiryolu projesi harcanan paralarla birlikte orta yerde dururken, Ankara-İstanbul arasında otoyol yapılması, aynı güzergahta iyileştirme diye başlanan projenin Ankara-İstanbul hızlı tren projesine evrilmesi de ancak ülkemize özgü bir durumdur.” Demirkol kitabının sonunda yer verdiği ekler ve görsellerle projenin inanılması güç öyküsünü belgeleriyle okuyucuya sunmayı da ihmal etmemiş. Cumhuriyet’in kuruluşundan 1950 yılına kadar yapılan demiryolları listesi, 1975-2008 yılları arasında Ankara-İstanbul Sürat Demiryolu Projesi için ayrılan ödeneklerin tablosu, TBMM’de konuya ilişkin verilen soru önergeleri ve yanıtları, projenin yatırım programına girmesinden günümüze kadar gelen hükümetler ve bakanların listesini ekler bölümünde bulabilirsiniz. Kitabın son eki ise “Proje İçin Kim Ne Demişti” başlığı altında bakan, genel müdür, şirket Yönetim Kurulu Başkanı gibi yetkili ağızlar tarafından ve çeşitli planlarda ifade edilen projenin bitiş tarihi, gereken ödenek miktarı konusundaki açıklamaların yer aldığı kronolojik sunum. Bu sunumda ilk olarak 1977 yılında dönemin Bayındırlık Bakanı Fehmi Adak’ın Ayaş Tüneli için 1980, tüm proje için 1981 yılını bitiş tarihi olarak gösterirken, son sırada Kasım 2005 tarihli Ulaştırma Bakanı Binali Yıldırım’ın projenin tamamlanması için 10 yıl gerektiği açıklaması bulunuyor.
156 elektrik mühendisliği, 435. sayı, ocak 2009