Elektrik Mühendisliği · Sayı 439 · Temmuz 2010

MÜHENDİSLİK GÜNLERİ UZLAŞI METNİ

Mühendislik mesleği, meslek hakları ve istihdam Görüş ve değerlendirme

Yıl
2010
Sayfa
1
Okuma süresi
2 dk
Görüntülenme
0

Konu

Mühendislik mesleği, meslek hakları ve istihdam

İlgili: Mühendislik eğitimi, Oda ve TMMOB örgütsel yaşamı

Anahtar kelimeler

  • Mühendislik Günleri
  • TMMOB
  • güvencesiz çalışma
  • YÖK
  • kadın mühendisler
  • enerji politikası

Özet

Mühendislik Günleri kapsamında hazırlanan bu uzlaşı metni, Türkiye'nin enerji politikasızlığını, üniversite eğitimindeki sorunları, mühendislerin işsizlik ve güvencesizlik sorunlarını ve TMMOB'nin pasifleştirilmeye çalışılmasını eleştirerek örgütlenme çağrısı yapıyor.

Tam metin

Metin PDF'ten otomatik çıkarılmıştır; tablo, şekil ve formüller eksik ya da hatalı olabilir. Özgün dizgi için PDF'e bakın.

sya

do

Türkiye’nin halktan, insandan ve çevreden yana bir enerji politikasının olmadığı artık herkes tarafından biliniyor ve dillendiriliyor. Bu politikasızlık, gündelik çözümlerle örtülemez. Bunun en bariz örneğini nükleer santral çılgınlığında görüyoruz, yaşıyoruz. Yenilenebilir Enerji Kaynakları potansiyeli açısından önemli bir yerde olan bu coğrafyada bu enerjilere verilen önem, sermayedarların, uluslarötesi enerji tekellerinin bu alana ilişkin yatırımlarıyla orantılı oluyor. Özellikle Mersin gibi güneş potansiyeli oldukça yüksek olan yerlerde, güneş enerjisinin öneminin kavranması ve bu konuda bir an önce çalışmalar başlatılması gerekiyor.

Öte yandan enerji kurumları, dahası bütün kamu kurumları AKP iktidarının talan politikalarıyla özelleştiriliyor. Bu da halkın enerjiye ulaşma hakkının önüne kurulan bir barikattır.

Üniversite öğrencileri de benzer bir kıskacın içinde. Teorik yığınaklarla dolu, demokratik olmayan bir eğitim

sistemiyle, askeri kışladan bozma, fiziki imkanları yetersiz, akademik birikimi zayıf üniversitelerde okuyan “geleceksizleştirilmiş gençlik”, “iş görüşmesindeki sorulara verilecek cevaplar” ile ilgili “tüyo”lar almayı, bu kandırmaca üzerine yapılan söyleşiye katılmaya tercih ediyor. Bu da egemen düzeneğin, gençlik üzerinde planladığı dönüşümü gerçekleştirmede başarılı olduğunu gösteriyor.

Üniversite öğrencilerinin 12 Eylül 1980 darbesinin çocuğu YÖK’ten çektiği yetmiyormuş gibi, bir de mezuniyet sonrasında işsizlik, düşük ücretle çalışma gibi durumlar karşısına çıkabiliyor. “Kariyer” kavramı öne çıkartılarak, mühendislerin birbirleriyle sürekli yarış halinde olmaları hedefleniyor. Bu yarışın kazananı olmadığı gibi, yarışı düzenleyenden başkasına bir faydası da yok.

Kadın mühendislerin birkaç adım geriden başlamaya mahkum edilmeye çalışıldığı iş yaşamındaki sorunlardan birisi de güvencesizlik. Mühendislerin

rahatlıkla işten çıkarılıp, değiştirilmesi ve bunun tehdidiyle birtakım yaptırımlara maruz kalınmasının önüne geçmek için “güvenceli iş” talebini daha yüksek sesle söylemek gerekiyor.

Siyasal iktidarların mesleğimize ve yaşam alanlarımıza yaptığı saldırılara göğüs germek için, içinde bulunduğumuz örgütlülüğümüz TMMOB (Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği), iktidar tarafından pasifleştirmeye çalışılıyor. Bunun için çeşitli yasal düzenlemeler hazırlıyor, üyelerle odanın arasını açmak için elinden geleni yapıyor.

TMMOB, siyasal bir örgüt değildir. TMMOB’ye bağlı odaların her biri, mesleki örgütlenmelerdir. Fakat mesleğe, örgütlülüğe ve insanlığa yapılan saldırı çok boyutlu olduğu için, buna karşı durmak, üyelerinin hakkını, geleceğini, meslek onurunu savunmak için de birden fazla boyutta mücadele yürütmek gerekiyor. Bu sebeple TMMOB’nin toplumsal mücadele saflarında daha önlerde olması lazım!

Akademik personel yetersizliği, laboratuvar imkanlarının zayıflığı, teorik bilgi bombardımanı içindeki eğitim, öğrenci topluluklarının niteliksiz ve işlevsiz hale getirilmesi, yaz okulu uygulaması, sermayenin ihtiyaçları doğrultusunda açılan bölümler, şekillendirilen eğitim, sınav sistemi, bağlı dersler, staj gibi birçok sorun var.

Bütün bu olana bitene dair tartışmanın ne kadar önemli olduğu bir kez daha açığa çıkmış oldu. Buna karşı yalnızca şikayet etmenin de bir işe yaramayacağı aşikar. Yapılması gereken örgütlenmektir. Ancak bu güçle beraber, sorunların çözümündeki araçlar ve yöntemler belirlenebilir. <

34 elektrik mühendisliği, 439. sayı, temmuz 2010